Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Zonguldak

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Zonguldak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zonguldak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yerlikaya: 14 ilde düzenlenen operasyonlarda 90 şüpheli yakalandı Haber

Yerlikaya: 14 ilde düzenlenen operasyonlarda 90 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Cumhuriyet Başsavcılıkları, Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve MASAK koordinesinde yürütülen operasyonların sonuçlarını paylaştı. Operasyonun kapsamı hakkında bilgi veren Yerlikaya, "14 ilde 'Siber Dolandırıcılık' suçuna yönelik Jandarmamız tarafından son 2 haftadır düzenlenen operasyonlarımızda 90 şüpheliyi yakaladık. Şüphelilerin 2020-2025 yılları içerisinde hesaplarında 685 milyon TL işlem hacmi olduğu tespit edildi. 39’u tutuklandı. 46’sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor" dedi. Şüpheliler, İstanbul, Ankara, Yalova, Kütahya, Diyarbakır, Zonguldak, Edirne, Muğla, Siirt, Ordu, Mersin, Ağrı, Aksaray ve Hatay’da düzenlenen operasyonlarla yakalandı. Yerlikaya, açıklamasında “Vatandaşlarımıza ait kişisel bilgileri yasa dışı yollarla ele geçirerek kullandıkları, Sosyal medya hesapları üzerinden yatırım danışmanlığı, sınavsız ehliyet, akülü araba, mobilya, araç yedek parçası, elektronik eşya satışı ve bungalov kiralama gibi sahte ilanlarla vatandaşlarımızı dolandırdıkları, Yasa dışı bahis oynattıkları ve suçtan elde edilen paranın nakline aracılık ettikleri, Vatandaşlarımızın banka hesaplarından bilgileri dışında para çekerek haksız kazanç sağladıkları tespit edildi. Savcılıklarımızca haklarında soruşturma başlatıldı” ifadelerini kullandı. Bakan Yerlikaya, operasyonda emeği geçenleri tebrik etti.

Yerlikaya: 14 ilde düzenlenen operasyonlarla 202 şüpheli yakalandı Haber

Yerlikaya: 14 ilde düzenlenen operasyonlarla 202 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Jandarma ekiplerince organize suç örgütlerine ve yasa dışı silah ticaretine yönelik yürütülen geniş kapsamlı operasyonların sonuçlarını paylaştı. Operasyon kapsamında ele geçirilen mühimmatlara ilişkin teknik verileri paylaşan Bakan Yerlikaya, "14 il merkezli son 2 haftadır Jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonlarımızda; 398 adet ruhsatsız tabanca, 175 adet ruhsatsız av tüfeği, 32 adet uzun namlulu tüfek ele geçirdik. 202 şüpheliyi yakaladık. 4 adet kaçak silah imalathanesini deşifre ettik" dedi. Suçla mücadeledeki kararlılığın altını çizen Yerlikaya, "Bu şüphelileri yakalayarak hem ruhsatsız silahlarla işlenebilecek suçları engelledik hem de halkımızın huzurunu kaçıran çetelere ve organize suç örgütlerine silah temin edilmesinin önüne geçtik. Silah ve mühimmat kaçakçılığıyla mücadelemiz, yalnızca yasa dışı silah ticaretini değil, bu silahlarla işlenebilecek her türlü suçu da engellemeye yöneliktir” ifadelerini kullandı. Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Jandarma Asayiş Daire Başkanlığı koordinesinde yürütülen operasyonlar; İstanbul, Antalya, Diyarbakır, Adana, Van, Afyonkarahisar, Zonguldak, İzmir, Hakkari, Çorum, Kocaeli, Rize, Mersin ve Konya illerinde eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Bakan Yerlikaya, açıklamasını operasyonda görev alan jandarma personelini tebrik ederek tamamladı.

6 ilde dev operasyon! 9 organize suç örgütü çökertildi! Haber

6 ilde dev operasyon! 9 organize suç örgütü çökertildi!

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, jandarma tarafından son iki haftada 6 ilde düzenlenen dolandırıcılık ve tefecilik operasyonlarında, hesaplarında 2,4 milyar TL işlem hacmi bulunan 61 şüphelinin yakalandığını açıkladı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, jandarma tarafından dolandırıcılık ve tefecilik yapan 9 ayrı organize suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonların detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Yerlikaya’nın açıklamasına göre, son iki haftada 6 ilde düzenlenen operasyonlarda 61 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin hesaplarında son iki yıl içinde 2 milyar 408 milyon TL işlem hacmi tespit edilirken, yürütülen çalışmalarla çok sayıda vatandaşın dolandırıcılık, tefecilik ve hırsızlık gibi suçlardan zarar görmesinin önüne geçildi. Operasyonlar kapsamında: 46 şüpheli tutuklanırken, 15 şüpheli hakkında adli kontrol kararı uygulandı. https://twitter.com/AliYerlikaya/status/2002245682825245137 Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Jandarma Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ve Siber Suçlarla Mücadele birimlerinin koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda; Gaziantep’te sahte yatırım danışmanlığı ilanlarıyla dolandırıcılık, Muğla’da sosyal medya üzerinden yönlendirilen sahte yatırım siteleri aracılığıyla 244 vatandaşın dolandırılması, Balıkesir’de organize uyuşturucu ticareti ve tefecilik, Diyarbakır’da baskı, darp ve tehditle arazi tapularını ele geçirme girişimleri, Zonguldak’ta sahte “sınavsız ehliyet” ilanlarıyla dolandırıcılık, Sivas’ta ise tefecilik faaliyetleri tespit edildi. Şüpheliler hakkında savcılıklarca soruşturma başlatıldığını belirten Bakan Yerlikaya, operasyonlarda görev alan tüm birimleri tebrik ederek, suç ve suçlularla mücadelenin kararlılıkla süreceğini vurguladı.

Ümit Özdağ, Zonguldak’ta basın açıklaması yaptı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Haber

Ümit Özdağ, Zonguldak’ta basın açıklaması yaptı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Zafer Partisi Basın ve İletişim Başkanı, Nazif Okumuş Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın Zonguldak’ta yaptığı basın açıklaması hakkında basın bülteni göndermiştir: Prof. Dr. Ümit Özdağ: Bugün Zonguldak'ta Zafer Partisi Genel Merkez heyeti olarak değişik temaslarda bulunmak ve akşam Zonguldak'ta Adalet Mülkün Temelidir Derneği, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü tarafından düzenlenen panelde Öcalan komisyonunun yapmış olduğu çalışmaların arka planını sevgili Zonguldaklılarla paylaşmak üzere bulunuyoruz. Ülkemiz ağır çok ağır bir krizden geçiyor. 2026 senesi Cumhuriyet tarihinin en zor yılı olacak bu şimdiden görülüyor. Bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli üniter ve laik niteliğine yönelik saldırılar ve cumhuriyetin kuruluş esaslarını anayasanın ilk üç maddesini ortadan kaldırma girişimleri öte yandan sekizinci yılına giren ekonomik buhran ülkemizi adeta bir girdabın içerisine doğru çekiyor. Cumhurbaşkanlığı sistemine ülkemiz geçtiği günden bu yana ekonomideki buhran artarak devam ediyor. Toplumun yüzde 80’ini oluşturan asgari ücretli, dar gelirli, sabit gelirli kesimlerin milli gelirden aldıkları pay 8 seneden bu yana azalıyor. Diğer bir ifadeyle Türk milletinin yüzde 80'i fakirleşiyor. Ancak küçük bir rantiye azınlık, iktidara yakın küçük bir grup ekonomik durumunu ya iyileştiriyor ya da aynı seviyede muhafaza ediyor ama Türk toplumunun önemli büyük bir çoğunluğu fakirleşmeye, yoksullaşmaya devam ediyor. 16 milyon emekli, dul ve yetim açlıkla sınanıyor. 6 milyon asgari ücretli hayata tutunma mücadelesi veriyor. Çiftçiler adeta afetzede gibiler. Türk çiftçisi her geçen gün yoksullaşırken onun sırtından Türk çiftçisinin sırtından Amerikalı çiftçiye kar transferi yapılabiliyor. Köylerimiz boşalıyor. Tarım Bakanlığı, Türk çiftçisi için değil bazı ithalat lobileri için yıllardan bu yana organize bir şekilde çalışıyor. Bunun neticesinde ve yanlış ekonomik politikaların neticesinde pazar yerleri adeta öfkenin patlama yaptığı yerler olarak ön plana çıkıyor. Türkiye'nin değişik yerlerinde şehirlerinde pazarı ziyaret ettiğimiz zaman hale borcu olmayan esnaf bulamıyoruz. Pazar esnafı alım gücü ortadan kalkmış vatandaşlara üzülürken pazarda elinde ancak torbanın dibini doldurabildiği bir torbayla bir tezgahtan öbür tezgaha daha ucuz limon, elma, domates, portakal bulabilir miyim diye dolaşan insanlarımızı görüp de insanın içinin acımaması mümkün değil. Vatandaş esnafa, esnaf pazar yerinde vatandaşın ortadan kaybolan alım gücüne üzülüyor. Artık pazarda 3 kilo, 4 kilo meyve sebze alanı bulmak mümkün değil. 1 kiloyu alabilen kendisini şanslı sayıyor. İşte AK Parti'nin 2002'den bu yana devam eden ekonomik politikalarının Türk halkını getirmiş olduğu nokta budur. Günü birlik, plansız, öngörüsüz sadece gelecek seçimi kurtarmaya odaklı ama halkın refahını yeni istihdam alanları yaratmayı daha güçlü ve dünya piyasasıyla rekabet edebilir sanayi oluşturmayı aklının ucundan dahi geçirmeyen bir ekonomik anlayışla 2002'den bu yana ülkemiz yönetiliyor. Bunun neticesinde gelmiş olduğumuz nokta hazinede paranın kalmaması. Şimdi bu yılı kurtarmak için bin yirmi beşi kurtarmak için esnafa, sanayiciye haksız cezaların ve haksız vergilerin getirildiğini görüyoruz. Maliye Bakanlığı'nın ceza kesmediği esnaf adeta kalmamış durumda. Öte yandan bu vergilerin ve cezaların altında dürüst esnaf, dürüst iş adamı inlerken malum iş adamlarına da vergi muafiyetleri getiriliyor. 2024'te 2,5 trilyon TL'ye yakın vergi muafiyeti getirilmişti. Bu rakamın 2025'te yani bu sene 3 trilyon lirayı bulacağı görülüyor. Evet, devlet belirli iş adamlarından alması gereken 3 trilyon TL vergiden vazgeçiyor ama asgari ücretle çalışan bir annenin çocuğuna mama almak için ödeme yaparken ödediği katma değerden özel tüketim vergisinden vazgeçmiyor. Böyle bir ortamda Türk sanayisinin de Türkiye'yi terk ettiğini ve çözüldüğünü görüyoruz. Sadece tekstilde 5 milyar dolarlık sanayimiz geçtiğimiz 1-2 yıl içinde Mısır'a yerleşti. Ama sadece tekstil değil, ayakkabı sanayisinin de Mısır'a göç ettiğini görüyoruz. Balkan ülkelerine göç eden sanayicilerimiz var. Eğer bir ülkede adalet olmazsa, eğer bir ülkede ekonomik politikalar kısa, orta ve uzun vadeli ve planlı olmazsa eğer iş dünyası tapusu için güven duymazsa o ülkede ekonomik kalkınma olmaz, ekonomik istikrar olmaz. Ülkemizde de bu ekonomik istikrar yok. Sadece tekstilde 264 bin işçi işini kaybetti. Bunlar aileleriyle birlikte 1 milyon insan oluşturuyorlar. Bu ekonomik krizden çıkmanın yolu neoliberal ekonomik politikaları terk ederek Zafer Partisi'nin sürdürülebilir kalkınma modeline geçiştir. Tekrar ediyorum. Bu ekonomik politikaları Türkiye'yi getirmiş olduğu ekonomik buhrandan çıkmak için neoliberal herhangi bir modelin geçerliliği yoktur. Tek çözüm sürdürülebilir planlı kalkınma ve karma ekonomik 21. yy uygun bir karma ekonomik modeldir. Biz de Zafer Partisi olarak bu modeli savunuyoruz. Devlet Planlama Teşkilatının kurulmadığı, eğitimin kalitesinin yükseltilmediği, Sayıştay'ın harcamaları devlet harcamalarını denetim altına almadığı, ve adaletin olmadığı bir ülkede ekonomik kalkınma ve refahtan söz etmek mümkün olmaz. Biz de Zafer Partisi olarak bize yetki verdiğimiz takdirde bunları gerçekleştirmeyi taahhüt ediyoruz. Ancak ülkemizin yaşamakta olduğu ağır ve Cumhuriyetin varlığı için tehdit oluşturan diğer hususta PKK terör örgütü ve onun elebaşısı Abdullah Öcalan'la yapılan pazarlıklardır. Biz de terörsüz bir Türkiye istiyoruz. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin pazarlık masasında Abdullah Öcalan'la pazarlık konusu yapılmasına karşıyız. Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki Öcalan komisyonu İmralı Adası'na giderek terörist Öcalan'la konuşacakmış. Ona beşikteki bebekleri öldürme kararını verirken ne hissettin diye soracaklar mı? Sormayacaksanız niye gidiyorsunuz? Türkiye Büyük Millet Meclisi İstiklal Harbi veren Gazi bir Meclis’tir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimine karşı direnen bir meclistir. Bir terör örgütünün darbesine karşı direnen bir Meclis, devlet kuran bir Meclis, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu anlaşması olan Lozan'ı tanımayan, Cumhuriyet'in Kürtlere soykırım yaptığı şeklindeki ahlaksızca iftirayı atan bir terör örgütünün elebaşısının ayağına gidip ne diyecektir? Bunu Zafer Partisi olarak bilmek istiyoruz. Teröristbaşına gittiğiniz zaman onun pis elini sıkacak mısınız? Ona ‘Abdullah Bey’ diye mi hitap edeceksiniz? İstihbaratçılara ve devletin diğer güvenlik görevlilerine söylemediği neyi söyleyecek Abdullah Öcalan size? Hiçbir şey söylemeyecek. Terörist örgütün terörist elebaşı Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin İmralı'ya gelmesini dünyaya ve kendi taraftarlarına Türkiye'yi yendiğinin göstergesi olarak kullanmak için istiyor. O heyetin içinde olanların hiçbirisi ailelerine, çocuklarına, torunlarına bu İmralı ziyaretini bir şeref olarak bırakamayacak. Türk halkı da bu teröristbaşının Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri tarafından ziyaret edilmesini kabullenmiyor. Türk halkı Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını da kabullenmiyor. Her şeyde demokrasi diyorsunuz. Demokrasi için yeni Anayasa diyorsunuz. Hadi Türk halkına soralım. Türk halkı milli üniter laik devletten PKK ve Öcalan istedi diye vazgeçmeyi kabul edecek mi zannediyorsunuz? Sürecin arkasında halkın yüzde 60-70 desteği var diyorsunuz. Hodri meydan. Gidelim sandığa bakalım var mı halkın yüzde 60-70 desteği yoksa halk sizi Haziran 2015'te olduğu gibi sandığa ve bu sefer sandığın en dibine gömmeye mi hazırlanıyor? Zafer Partisi olarak Türkiye'yi nasıl bugün Zonguldak'ta bir panel düzenleyerek bütün bunları anlatacaksak, gelecek hafta Mersin'de düzenleyeceğimiz panelle bunları anlatacaksak, özetle bütün Türkiye'yi adım adım dolaşıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin nasıl Öcalan’la pazarlık masasına konulduğunu her yerde anlatacağız. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, konuşması sırasında bulunduğu ‘sandığa gidelim’ çağrısı hakkında gelen soruya şu cevabı verdi: Madem demokrasi diyorlar, madem Türkiye, PKK ile terörist örgütle pazarlıkla demokratikleşiyormuş, Türk halkının iradesini Meclis’te yapılan pazarlıklarla belirleyemezler. Her şey Türk halkının önüne gelmeli. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin Türkiye’nin terörsüzleştirilmesi için neler yapılması ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İmralı çıkışı sonrası salonun ayakta alışması üzerine gelen soruya şu cevabı verdi: Terörsüz Türkiye teröristlerle pazarlık edilerek değil, terörle mücadele edilerek ve terörist örgüt bitirilerek olur. Terörist örgüt teslime zorlanarak olur. Zafer Partisi olarak bizim bir antiterörizm programımız var. Bu programı parti kurulduğu günden beri Türk kamuoyuyla paylaşıyoruz ve bu program 12 ana başlıkta PKK terör örgütünün nasıl sonlandırılacağını ayrıntılı olarak anlatıyor. Önümüzdeki süreçte de düzenleyeceğim, her perşembe düzenlediğim basın toplantılarından birisinde kapsamlı bir şekilde Zafer Partisi'nin terörü bitirme programını tekrar Türk kamuoyuyla paylaşacağım. Burada bu basın toplantısı çerçevesinde zaman yetersizliğinden ötürü bu güzel sorunuza ama uzun cevap gerektiren sorunuza cevap vermiyorum. Gelelim ikinci sorunuza; Milliyetçi Hareket Partisi'ne Alparslan Türkeş'in kurduğu parti diye oy veren Milliyetçi Hareket Partililere kendilerine şu soruyu sormalarını istiyorum: Alparslan Türkeş o salonda otursaydı bu sözü alkışlar mıydı yoksa alkışlamaz mıydı? Alkışlardı diyen Milliyetçi Hareket Partili seçmen varsa söyleyecek bir şeyim yok. Ama alkışlamazdı diyen Milliyetçi Hareket Partilinin hepsini Zafer Partisi'ne davet ediyoruz. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zonguldak’a daha önceki gelişiyle şimdiki gelişinde ne gibi farklılıklar olduğu sorusuna şu cevabı verdi: Daha hiçbir şey görmedim. Biraz sonra göreceğim. Gelir gelmez buraya geldim. Ama Zonguldak, Zafer Partisi'nin sanayi politikalarında Türkiye'nin en önemli dört merkezinden birisi, bir liman kenti olma niteliği ve Türk ağaç sanayinin merkez üstlerinden birisi olma niteliğini taşıyor. Onun için Zonguldak'a büyük önem veriyoruz. İlk ziyaretimizi Ticaret Odası'na gerçekleştirdik ve kendileriyle uzun ve çok kıymetli bir toplantı yaptık. Notlarımızı aldık. Önümüzdeki süreçte görüşmelerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nun özelleştirilmesi ilgili olan tartışmalar hakkında gelen soruya şu cevabı verdi: Bakın, biz özelleştirmeden çok içinden geçtiğimiz süreçte kamulaştırmanın ön planı çıkartılması gerektiğini düşünüyoruz. Özelleştirme bir fetişizme dönüştü. Karlı olan devlet işletmeleri bile gereksiz şekilde özelleştirildi ve özelleştikten sonra da gereken yatırımlar yapılmadığı için hem millete hem de sahibine zarar vermeye başladı. Mesela, elektrik dağıtımının özelleştirilmesinin sonuçlarını hep birlikte görüyoruz. Tabii Zonguldak için kömür çok önemli. Ancak her doğal kaynağın olduğu gibi kömürün de bir sonu var. Zonguldak'ın perspektifini sadece kömür içerisine sıkıştırmamak gerekiyor. Kömür konusunda yeni yatırımlar yapılarak modernleştirme devlet eliyle geliştirilirken Zonguldak'a başka başka yatırımların da kaydırılması gerektiğini düşünüyoruz. Zonguldak'ın Ankara ve Bursa'ya kadar uzanan iki eksende hattın dünyaya açılış kapısı olarak demir yollarıyla bu bölgeyi dünyaya bağlayan, denize bağlayan merkez üs haline gelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Zonguldak'ta çok kıymetli bir üniversite var. Bu üniversitenin seviyesinin, içeriğinin, akademik etkinliğinin devlet desteğiyle de arttırılarak özellikle yüksek teknoloji alanında ortaya ürünler, sanayi ile birlikte ortaya ürünler koyabilecek bir noktaya çıkartılması gerektiği inancındayız. Sonuç olarak Zonguldak, Türk ekonomisinin önemli merkezlerinden birisi, Türk eğitiminin önemli merkezlerinden birisi olmaya adaydır. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin Dört Bölge Dört Deniz Projesi kapsamında Zonguldak’ı kapsayan bölümünün neler olduğunun sorulması üzerine verdiği cevap: Sanayinin hem de Ankara ve Bursa'ya kadar uzanan sanayinin dünyaya açılış merkezi haline gelecek olan Zonguldak'ta yerleşim planlamasının yeniden tasarlanmasından demir yollarının kente kazandıracağı etkinliğe kadar birçok farklılaşma gerçekleşecek. Bu da Zonguldak'a bir cazibe merkezi haline getirecektir. Mansur Yavaş hakkında verilen soruşturma izni hakkında Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ şu açıklamayı yaptı: İçişleri Bakanlığı Mahsur Yavaş'la ilgili bir soruşturma izni vermiş. Ben, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın saklayacak, gizleyecek bir şeylerin olmadığını düşünüyorum, inanıyorum. Ancak neden hiç AK Partili belediye başkanları için soruşturma izni verilmiyor? Neden Melih Gökçek için hazırlanmış olan 100 tane dosya inatla hakkında soruşturma başlatılmıyor. İşte bu siyasetin muhalefete yönelik düşman ceza hukuku uygulamalarının bir sonucudur.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.