Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yükseköğretim

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yükseköğretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yükseköğretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YÖK harekete geçti: 23 vakıf üniversitesi hakkında öğrenim ücreti incelemesi Haber

YÖK harekete geçti: 23 vakıf üniversitesi hakkında öğrenim ücreti incelemesi

Öğrenim ücretlerindeki artış mercek altında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yapılan açıklamada, vakıf yükseköğretim kurumlarında öğrenim ücretlerinin belirlenmesine ilişkin usul ve esasların 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 9'uncu maddesi doğrultusunda düzenlendiği hatırlatıldı. Yükseköğretim Genel Kurulu'nun 8 Temmuz 2026 tarihli kararıyla, hazırlık veya birinci sınıf dışında öğrenim gören öğrenciler için 2026-2027 akademik yılında uygulanabilecek öğrenim ücreti artışının yüzde 25'i geçemeyeceği karara bağlandı. 23 üniversite hakkında inceleme başlatıldı Son dönemde YÖK Başkanlığına ulaşan bazı ihbar ve şikayetlerde, vakıf yükseköğretim kurumlarının söz konusu artış sınırına uymadığı yönünde iddialar yer aldı. Başvurular üzerine Yükseköğretim Denetleme Kurulu tarafından 23 vakıf yükseköğretim kurumu hakkında inceleme başlatıldı. İnceleme kapsamında üniversitelerin 2026-2027 akademik yılı için belirlediği öğrenim ücretleri ile öğrencilerin ödemelerine yansıtılan artış oranlarının, yürürlükteki mevzuata ve Yükseköğretim Genel Kurulu kararına uygun olup olmadığı değerlendirilecek. Öğrenci şikayetleri yakından takip ediliyor YÖK, daha önce yaptığı açıklamada Başkanlığa ulaşan ve öğrencilerin aleyhine sonuç doğurduğu değerlendirilen başvuru, ihbar ve şikayetlerin günlük olarak takip edilerek ivedilikle inceleneceğini duyurmuştu. Başlatılan incelemelerin sonucunda, ilgili vakıf yükseköğretim kurumlarının öğrenim ücretlerine ilişkin uygulamalarının belirlenen kurallara uygun olup olmadığı ortaya konulacak.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, Terörsüz Türkiye” hedefinin tarihî bir öneme sahip olduğunu belirtti. Haber

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, Terörsüz Türkiye” hedefinin tarihî bir öneme sahip olduğunu belirtti.

YÖK Başkanı Erol Özvar, yaptığı paylaşımda Türkiye’nin acıları birlik içinde aşabilecek güce sahip olduğunu vurgulayarak, terörün ülkenin imkân ve enerjisini tüketmemesi, bunun yerine bilime, eğitime, üretime, kalkınmaya ve gençlerin geleceğine yönelmesi gerektiğini ifade etti. ÖZVAR: TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ TARİHİ ÖNEMDE Özvar, bu tarihi süreçte üniversitelere de önemli görevler düştüğünü belirterek, ülkenin dört bir yanından milyonlarca gencin bir araya geldiği yükseköğretim kurumlarının kardeşlik mekânları olduğunu söyledi. Bu kapsamda üniversitelere gönderilen yazıyla, “Terörsüz Türkiye” hedefinin farklı disiplinlerin katkısıyla ele alınmasını; akademik araştırmalar yapılmasını, panel, konferans ve çalıştaylar düzenlenmesini ve elde edilecek bilimsel değerlendirmelerin kamuoyuyla paylaşılmasını istediklerini aktardı. ŞEHİTLER VE GAZİLER UNUTULMADI Özvar, açıklamasında teröre karşı verilen mücadelede hayatını kaybeden şehitleri rahmet ve minnetle andıklarını, ailelerine saygılarını sunduklarını ve gazilere şükranlarını ilettiklerini kaydetti. “Şehitlerimizin aziz hatırası daima milletimizin emaneti olacaktır” diyen Özvar, birlik, kardeşlik ve huzur içinde güçlü Türkiye’nin geleceğine hep birlikte yürüneceğini ifade etti.

BTSO ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Bursa’yı uygulamalı eğitimin üssü yapıyor Haber

BTSO ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Bursa’yı uygulamalı eğitimin üssü yapıyor

BTSO ve YÖK ortaklığında imzalanan protokolle, işletmelerde mesleki eğitimin yaygınlaştırılması ve yükseköğretim programlarının doğrudan sanayinin ihtiyaçlarına göre güncellenmesi hedefleniyor. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın ev sahipliğinde düzenlenen imza törenine; YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Milletvekilleri Osman Mesten ve Mustafa Yavuz'un yanı sıra kent protokolü, üniversite rektörleri, akademisyenler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. “GENÇLERİMİZİ TEORİK EĞİTİMLE SINIRLAMAYALIM” Toplantının açılışında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel rekabette üstünlüğü belirleyen temel unsurun yüksek teknoloji ve güçlü üretim kapasitesinin ötesinde, bu sistemleri sevk ve idare edecek nitelikli insan kaynağı olduğunu söyledi. Eğitimi ekonomik kalkınmanın, üretimin ve rekabet gücünün tam merkezinde gördüklerini belirten Burkay, “Fabrikayı kurabilir, teknolojiyi ithal edebilir ve üretim kapasitenizi katlayabilirsiniz. Ancak o teknolojiyi geliştirecek ve üretimi geleceğe taşıyacak yetişmiş insan kaynağınız yoksa, yapılan yatırımları kalıcı başarılara dönüştüremezsiniz. Gençlerimizin sadece iyi bir teorik eğitim alması yetmiyor; öğrencilik yıllarında üretim ortamını tanımalarını, iş kültürünü öğrenmelerini ve mesleklerini reel sektörün kalbinde deneyimlemelerini hedefliyoruz.” dedi. İşletmede Mesleki Eğitim Modeli ile üniversite ve iş hayatı arasındaki mesafeyi tamamen kaldırdıklarını vurgulayan İbrahim Burkay, yeni nesil fabrikalara eski dünyanın yetkinlikleriyle insan kaynağı yetiştirilemeyeceğinin altını çizdi. Burkay, “Söz konusu modelle öğrencilerimizi mezuniyet sonrasında iş hayatına hazırlamak yerine, eğitimleri devam ederken iş dünyasının bir parçası haline getiriyoruz. Makine değişiyorsa eğitim de değişecek, teknoloji değişiyorsa beceriler de dönüşecek. TÜİK verilerine göre 15-24 yaş grubundaki gençlerimizin yaklaşık yüzde 23’ü ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bir tarafta iş gücü piyasasına kazandırmamız gereken gençlerimiz, diğer tarafta bu kaynağa ihtiyaç duyan işletmelerimiz var. Doğru beceriyi, doğru eğitimle ve doğru iş fırsatıyla buluşturmak en temel önceliğimizdir.” ifadelerini kullandı. "GUHEM LİSEMİZİ 15 EYLÜL'DE AÇIYORUZ" BTSO olarak insan kaynağının gelişimini bütüncül bir anlayışla ele aldıklarını hatırlatan Başkan Burkay, BUTGEM, Bursa Model Fabrika, MESYEB, BUTEKOM ve Yeni Nesil Araçlar Mükemmeliyet Merkezi gibi projelerle üretimin ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri şehre kazandırdıklarını söyledi. GUHEM’in ardından eğitim yatırımlarına bir yenisini daha eklediklerini duyuran Burkay, “GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Lisemizi 15 Eylül’de gerçekleştireceğimiz açılış töreniyle ilk öğrencileriyle buluşturuyoruz. YÖK ile imzaladığımız bu protokol ise tüm bu altyapıyı yükseköğretim sistemimizle buluşturan stratejik bir halkadır. Bursa’nın sanayi tecrübesi ile üniversitelerimizin akademik birikimini buluşturan bu vizyoner yaklaşımı için YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu. “UZATILMIŞ STAJ DEĞİL, ÇALIŞMA HAYATIYLA BÜTÜNLEŞEN BİR MODEL” Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ise uzun yıllardır sürdürülen klasik staj uygulamalarının, öğrencilerin mesleki gelişimini destekleme ve sektörlerin beklentilerini karşılama bakımından artık yeterli olmadığını söyledi. Özvar, “Bu nedenle staj uygulamasını kısa süreli ve sınırlı bir deneyim olmaktan çıkararak eğitim sürecinin bütünleyici bir unsuruna dönüştürüyoruz.” dedi. Yeni uygulamanın “uzatılmış staj” olmadığının altını çizen Özvar, işletmede geçirilen dönemin kredilendirileceğini, ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulacağını ve akademik olarak düzenli biçimde izleneceğini belirtti. Özvar, yeni model sayesinde öğrencilerin henüz üniversitedeyken üretim disiplinini, iş sağlığı ve güvenliği kültürünü ve çalışma hayatının işleyişini öğrenme fırsatı bulacağını, işletmelerin de gelecekte istihdam edebilecekleri gençleri mezuniyetlerinden önce yakından tanıyacağını ifade etti. EĞİTİM İLE İŞ GÜCÜ PİYASASI ARASINDAKİ BAĞ GÜÇLENDİRİLECEK Prof. Dr. Özvar, yeni yükseköğretim yaklaşımının temel ayaklarından birinin üniversiteler ile sektörler arasındaki ilişkinin yeniden kurulması olduğunu belirtti. “Üniversite-sektör iş birliğini bir tercihten ziyade sistemin işleyişi bakımından yapısal bir gereklilik olarak değerlendiriyoruz.” diyen Özvar, eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki bağın zayıflamasının hem mezunların istihdama katılmasını güçleştirdiğini hem de sektörlerin nitelikli insan kaynağına erişimini zorlaştırdığını söyledi. Özvar, temel hedeflerini, “Yükseköğretim sistemimizin yetiştirdiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, kalıcı ve sürdürülebilir bir uyum oluşturmak” sözleriyle açıkladı. Özvar, “Sektör temsilcilerinin programların müfredatlarının güncellenmesi konusunda iş birliğini önemsiyoruz. Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesindeki 15 MYO’dan önce 5’inin, ardından 10’unun program müfredatlarının belirlenmesinde sizi iş birliğine davet ediyorum.” dedi. Bursa Valisi Erol Ayyıldız da konuşmasında, protokolün karşılıklı ihtiyaçların birbirini tamamlamasına ve gençlerin geleceğe daha donanımlı ve hazırlıklı hâle gelmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Ayyıldız, yükseköğretim ile sanayi iş birliğinin güçlendirilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı ve protokolün hayırlı olmasını diledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feridun Yılmaz da üniversitenin meslek yüksekokulları ve öğrencileri açısından güçlü bir konumda bulunduğunu belirterek, “Güçlü firmaları bulunan bir ilde, güçlü meslek yüksekokullarının ve öğrencilerin bulunduğu bir üniversite olarak pilot iller içerisinde bu modeli en iyi şekilde ve layıkıyla uygulayan üniversitelerden biri olmak istiyoruz.” dedi. Bursa Uludağ Üniversitesinin fiilen sanayiyle iş birliği içinde olan bir üniversite olduğunu vurgulayan Yılmaz, Yükseköğretim Kurulunun belirlediği çerçeve kapsamında 60 programla uygulamaya başlayacaklarını söyledi. 120 BİN ÖĞRENCİ İŞ HAYATIYLA BULUŞACAK İşletmede mesleki eğitim modeli ilk olarak Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin üretim ve sanayi kapasitesi yüksek 7 pilot ilinde uygulanacak. Pilot uygulamayla klasik, kısa süreli staj modelinin yerine öğrencilerin bir veya iki dönem boyunca doğrudan işletmelerde eğitim aldığı yeni bir sisteme geçiliyor. İlk aşamada yaklaşık 120 bin öğrencinin eğitim gördüğü 185 mesleki ön lisans programı uygulama kapsamına alınacak. Yeni sistemde meslek yüksekokullarında 3+1 ve 2+2, lisans programlarında ise 7+1 ve 6+2 modelleri uygulanacak. Böylece öğrenciler yalnızca mezuniyet öncesinde birkaç haftalık staj yapmak yerine eğitimlerinin bir bölümünü doğrudan çalışma hayatının içinde geçirecek. Uygulama yalnızca üniversiteler ve işletmeler arasında yürütülmeyecek. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, meslek kuruluşları ve sektör temsilcileri de sürece katılacak. Yükseköğretim Kurulu ile BTSO arasında imzalanan protokolle Bursa’daki yükseköğretim programları ile sanayinin ihtiyaçları arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Sanayinin değişen ihtiyaçlarına göre mevcut eğitim programları güncellenecek, ihtiyaç duyulan alanlarda yeni programlar açılabilecek ve ders içerikleri sektör temsilcilerinin katkısıyla zenginleştirilecek. İşletmede mesleki eğitimin koordinasyonu için sektör temsilcileri, öğretim elemanları ve insan kaynakları uzmanlarının yer aldığı ortak çalışma grupları kurulacak. İşletmelerde öğrencilere rehberlik edecek eğitici personel de hizmet içi eğitimlerle desteklenecek. İş birliği kapsamında sektörün ihtiyaç duyduğu Ar-Ge çalışmalarının üniversitelerin bilimsel kapasitesiyle birlikte yürütülmesi de amaçlanıyor.

Karabağ’da YÖK'ten yeni akademik iş birliği Haber

Karabağ’da YÖK'ten yeni akademik iş birliği

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki yükseköğretim iş birliğinde yeni bir döneme girildiğini açıkladı. ANKARA (İGFA) - YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin yükseköğretimde küresel ölçekte güç kazandığını belirterek, başta gönül coğrafyası olmak üzere birçok ülkede ortak üniversiteler, akademik birimler ve programlar hayata geçirildiğini söyledi. Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi modeliyle başlayan sürecin ardından, yükseköğretim iş birliğinin şimdi de Karabağ’a taşındığını ifade eden Özvar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlanan karar doğrultusunda İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ), Karabağ Üniversitesi çatısı altında mühendislik ağırlıklı akademik birimler kuracağını duyurdu. Bu adımın, İTÜ’nün mühendislik alanındaki köklü birikimini Karabağ Üniversitesi’nin eğitim ve araştırma kapasitesiyle buluşturacağı vurgulandı. “KARABAĞ’DA BİLİM VE TEKNOLOJİYLE KATKI SUNACAĞIZ” Karabağ Üniversitesi’nin, Azerbaycan’ın işgalden kurtarılan topraklarında bağımsızlığın, geleceğin ve kültürel dirilişin simgelerinden biri olduğunu belirten Özvar, bu coğrafyanın yeniden inşasına bilim, teknoloji ve nitelikli insan kaynağıyla katkı sunmayı çok önemli bulduklarını ifade etti.

Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğrenci affı çıktı Haber

Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğrenci affı çıktı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 7592 sayılı Kanun ile yükseköğretimde yeni bir öğrenci affı düzenlemesinin yürürlüğe girdiğini duyurdu. Özvar’ın açıklamasına göre düzenleme, hazırlık ve intibak eğitimleri de dahil olmak üzere ön lisans, lisans ve lisansüstü düzeylerde yükseköğretim kurumlarıyla ilişiği kesilen öğrencileri kapsıyor. Bunun yanı sıra bir yükseköğretim programını kazanarak kayıt hakkı elde ettiği halde çeşitli nedenlerle kayıt yaptıramayan gençlere de belirlenen şartlar çerçevesinde yeniden yükseköğretime dönme imkanı sağlanıyor. BAŞVURULAR İÇİN 4 AY SÜRE Düzenlemeden yararlanma hakkı bulunan öğrencilerin, kanunda belirtilen şartları taşımaları halinde dört ay içerisinde ilgili yükseköğretim kurumlarına başvurmaları gerekiyor. Başvuruları kabul edilen öğrenciler, 2026-2027 akademik yılında eğitimlerine yeniden başlayabilecek. “HİÇBİR GENCİMİZİN HAYALİNİN YARIM KALMASINI İSTEMİYORUZ” YÖK Başkanı Özvar, öğrenci affının yalnızca akademik hayata dönüş imkanı sunmadığını, eğitim yolculuğu çeşitli nedenlerle yarıda kalan gençlerin hedeflerine yeniden ulaşabilmesi açısından da önemli olduğunu belirtti. Özvar, paylaşımında, “Eğitim yolculuğu beklenmedik sebeplerle kesintiye uğrayabilir; ancak hiçbir gencimizin hayalinin yarım kalmasını istemiyoruz” dedi. Düzenlemeden yararlanacak öğrencileri yeniden üniversitelerde görmekten mutluluk duyacaklarını belirten YÖK Başkanı Erol Özvar, yeni öğrenci affının hayırlı olmasını diledi.

TBMM'de öğrenci affı teklifinde ilk 13 madde kabul edildi Haber

TBMM'de öğrenci affı teklifinde ilk 13 madde kabul edildi

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmekte olan, yükseköğretim sistemine dair düzenlemeler ile öğrenci affını kapsayan kanun teklifinin ilk 13 maddesi yasalaştı. Onaylanan düzenleme uyarınca, azami öğrenim süresini tamamlayan son sınıf öğrencilerine, intörnlük dönemi dışındaki başarısız dersleri için iki ek sınav veya tekrar hakkı tanınacak. Ayrıca uygulamalı eğitimlerini ya da intörnlük süreçlerini bitiremeyen öğrencilere, bu eğitimleri tamamlama imkânı sunulacak. Teklif doğrultusunda, emeklilik yaş sınırına gelen öğretim üyeleri, ihtiyaç duyulan program ve bölümlerde YÖK kararıyla 75 yaşını aşmamak kaydıyla ikişer yıllık sözleşmelerle görevlerini sürdürebilecek. Türk Cumhuriyetleri ve akraba topluluklardaki üniversitelerden davet alan akademisyenlere ise belirli kriterler çerçevesinde üç yıla kadar aylıklı izin verilmesinin önü açıldı. Akademik etik ihlalleriyle mücadele kapsamında yaptırımlar ağırlaştırıldı. Başka kişilere ücretli ya da ücretsiz olarak tez, kitap, makale veya proje hazırlatarak diploma ya da akademik unvan alanların bu unvanları geri alınacak ve üniversite öğretim mesleğinden ihraç edilecekler. Söz konusu çalışmalara aracılık eden veya hazırlayan kişilere ise yüksek miktarda adli para cezası uygulanacak. TBMM'nin resmi internet sitesinde yayımlanan habere göre, teklif ile disiplin soruşturmalarındaki savunma ve ifade süreçleri güncellenirken, savunma hakkının usul ve kapsamı Anayasa Mahkemesi kararlarıyla uyumlu hale getirildi. Vakıf üniversitelerine yönelik idari yaptırımlar da kanunla belirginleştirildi. Eğitim faaliyetlerini yürütemeyecek noktaya gelen vakıf üniversitelerinin faaliyet izinleri iptal edilebilecek ve öğrencileri garantör veya uygun bulunan devlet üniversitelerine nakledilecek. Buna ek olarak, yükseköğretim kurumlarının yurt dışında akademik birimler ve kampüsler açabilmelerinin yanı sıra ortak teknoloji transfer ofisleri kurabilmelerine yönelik düzenlemeler de teklifle kabul edildi. Genel Kurul'daki görüşmeler sırasında AK Parti'nin sunduğu önerge ile, yabancı uyruklu kontenjanından uzmanlık eğitimi alanların döner sermaye gelirinden pay alamayacağına dair madde metinden çıkarıldı. Kanun teklifinin geri kalan maddeleri üzerindeki görüşmelere bugün TBMM Genel Kurulu'nda devam edilecek.

TUİK: Türkiye’de yaşam süresi uzadı: Kadınlar erkeklerden 5,2 yıl daha fazla yaşıyor Haber

TUİK: Türkiye’de yaşam süresi uzadı: Kadınlar erkeklerden 5,2 yıl daha fazla yaşıyor

Türkiye’de ortalama yaşam süresi yükselmeye devam ediyor Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi son yıllardaki artış eğilimini sürdürdü. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı “Hayat Tabloları, 2023-2025” verilerine göre, Türkiye’de doğan bir kişinin ortalama yaşam süresi 78,5 yılolarak hesaplandı. Bir önceki dönem verilerinde 78,1 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresi, yeni dönemde 0,4 yıllık artış gösterdi. Bu sonuç, sağlık hizmetlerinin gelişmesi, yaşam koşullarındaki iyileşmeler ve hastalıklarla mücadeledeki ilerlemelerin yaşam süresine olumlu yansıdığını ortaya koydu. Verilere göre Türkiye’de kadınlar erkeklere göre daha uzun yaşam beklentisine sahip olmaya devam ediyor. Kadınlar erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşıyor TÜİK verileri, cinsiyetler arasındaki yaşam süresi farkını da ortaya koydu. Buna göre; Kadınlarda doğuşta beklenen yaşam süresi: 81,1 yıl Erkeklerde doğuşta beklenen yaşam süresi: 75,9 yıl olarak belirlendi. Bu rakamlar, Türkiye’de kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşamasının beklendiğini gösteriyor. Uzmanlar, kadınların daha uzun yaşamasında biyolojik faktörlerin yanı sıra sağlık kontrollerine daha fazla önem verme, riskli davranışlara daha az yönelme ve yaşam tarzı farklılıklarının etkili olabileceğini belirtiyor. 15 yaşındaki bir kişinin önünde ortalama 64,7 yıl bulunuyor Hayat tablolarında farklı yaş gruplarına ilişkin yaşam beklentileri de hesaplandı. Çalışma çağının başlangıcı kabul edilen 15 yaşındaki bir kişinin, bundan sonraki yaşam süresinin ortalama 64,7 yılolması bekleniyor. Bu yaş grubunda; Erkeklerin kalan yaşam süresi: 62,1 yıl Kadınların kalan yaşam süresi: 67,3 yıl olarak hesaplandı. Buna göre 15 yaşındaki kadınların erkeklere kıyasla ortalama 5,2 yıl daha fazla yaşaması öngörülüyor. 30 yaşındaki kadınların yaşam beklentisi 52,7 yıl TÜİK verilerine göre 30 yaşındaki bireylerin kalan yaşam süreleri de dikkat çekti. Türkiye’de 30 yaşındaki bir kişinin ortalama 50,3 yıl daha yaşaması bekleniyor. Cinsiyet bazında değerlendirildiğinde: Erkeklerde kalan yaşam süresi: 47,8 yıl Kadınlarda kalan yaşam süresi: 52,7 yıl oldu. Bu yaş grubunda kadınlar ile erkekler arasındaki beklenen yaşam süresi farkı 4,9 yıl olarak hesaplandı. 65 yaşından sonra kadınların yaşam beklentisi 20 yıl Yaş ilerledikçe yaşam beklentisi azalırken, kadın ve erkek arasındaki fark devam ediyor. TÜİK verilerine göre 65 yaşındaki bir kişinin ortalama kalan yaşam süresi 18,4 yıl olarak belirlendi. Bu yaş grubunda; Erkeklerin ortalama yaşam beklentisi: 16,7 yıl Kadınların ortalama yaşam beklentisi: 20 yıl oldu. Böylece 65 yaşındaki kadınların erkeklerden ortalama 3,3 yıl daha uzun yaşaması bekleniyor. Eğitim seviyesi yükseldikçe yaşam süresi artıyor Hayat tablolarındaki önemli göstergelerden biri de eğitim düzeyi ile yaşam süresi arasındaki ilişki oldu. TÜİK verileri, eğitim seviyesi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de arttığını ortaya koydu. Her yaş grubunda daha düşük eğitim seviyesine sahip bireylerin yaşam beklentisinin daha düşük olduğu görülürken, yükseköğretim mezunlarında yaşam süresinin daha uzun olduğu belirlendi. Özellikle 30 yaşındaki bireyler incelendiğinde, eğitim farkının yaşam süresine etkisi dikkat çekti. Ortaöğretim altı eğitim seviyesine sahip kişiler ile yükseköğretim mezunları arasındaki yaşam beklentisi farkı: Erkeklerde: 5,1 yıl Kadınlarda: 4,6 yıl olarak hesaplandı. Bu sonuç, eğitim düzeyinin yalnızca ekonomik ve sosyal imkanları değil, sağlık davranışlarını ve yaşam kalitesini de etkilediğini gösteriyor. Sağlıklı yaşam süresi 58 yıl olarak hesaplandı TÜİK’in verilerinde yalnızca yaşam süresi değil, kişilerin sağlık sorunu yaşamadan geçirebilecekleri dönem de incelendi. “Günlük yaşam faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan geçirilmesi beklenen süre” olarak tanımlanan sağlıklı yaşam süresi, Türkiye’de doğuşta ortalama 58 yıl olarak belirlendi. Cinsiyetlere göre sağlıklı yaşam süresi ise şöyle oldu: Erkeklerde: 59,1 yıl Kadınlarda: 56,9 yıl Bu verilere göre erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam beklentisi kadınlardan 2,2 yıl daha uzun çıktı. Yaşam süresi artıyor ancak sağlıklı geçirilen yıllar önem taşıyor Türkiye’de ortalama yaşam süresinin yükselmesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirilirken, uzmanlar uzun yaşam kadar sağlıklı yaşlanmanın da önemine dikkat çekiyor. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sigara ve alkol kullanımından uzak durma, düzenli sağlık kontrolleri ve eğitim seviyesinin artırılması yaşam kalitesini doğrudan etkileyen faktörler arasında gösteriliyor. TÜİK’in son verileri, Türkiye’de insanların daha uzun yaşadığını ortaya koyarken, önümüzdeki dönemde temel hedefin yalnızca yaşam süresini artırmak değil, bu yılların daha sağlıklı ve kaliteli geçirilmesini sağlamak olduğunu gösteriyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tanıtım ve Tercih Günleri tamamlandı Haber

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tanıtım ve Tercih Günleri tamamlandı

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) tarafından organize edilen "DEÜ Tanıtım ve Tercih Günleri", 23-24 Temmuz 2026 tarihlerinde Rektörlük Yerleşkesinde büyük bir katılımla gerçekleştirildi. Hem yüz yüze hem de hibrit (çevrim içi) modelle düzenlenen etkinlikte, aday öğrenciler ve aileleri; fakülte, yüksekokul, meslek yüksekokulu ve öğrenci topluluklarının temsilcileriyle bir araya gelerek üniversitenin akademik ve sosyal imkânlarını yakından inceleme şansı buldu. Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü 15 Temmuz Şehitler Salonu'nda düzenlenen oturumlar, DEÜ Web TV YouTube kanalı aracılığıyla canlı yayınlandı. Bu sayede Türkiye'nin dört bir yanındaki aday öğrenciler, programa dijital ortamda katılarak sorularını iletme imkânı yakaladı. REKTÖR BAYRAM YILMAZ ADAY ÖĞRENCİLERLE BİR ARAYA GELDİ Programın ilk gününde aday öğrenciler ve aileleriyle buluşan Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz; üniversitenin eğitim vizyonu, akademik yaklaşımı ve kariyer odaklı eğitim anlayışı hakkında değerlendirmelerde bulundu. Hem salondaki katılımcıların hem de çevrim içi bağlantı kuran öğrencilerin sorularını yanıtlayan Rektör Prof. Dr. Bayram Yılmaz, tercih döneminde sadece puanlara odaklanılmaması gerektiğini, doğru üniversite ve bölüm seçiminin kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Dokuz Eylül Üniversitesinin fen ve mühendislik, sağlık bilimleri ile sosyal bilimler başta olmak üzere pek çok disiplinde köklü bir akademik birikime sahip olduğunu vurgulayan Rektör Bayram Yılmaz, öğrencilere sadece nitelikli bir eğitim vermeyi değil, aynı zamanda onlara araştırmacı bir kimlik kazandırmayı amaçladıklarını ifade etti. Yabancı dil eğitiminin önemine değinen Prof. Dr. Bayram Yılmaz, güçlü akademik kadrosuyla Yabancı Diller Yüksekokulu aracılığıyla öğrencilerin İngilizce yetkinliklerini artırmaya büyük önem verdiklerini dile getirdi. Bu yıl hayata geçirilen yeni programlardan biri olan İngilizce Tıp Programı'nı hatırlatan Yılmaz, sağlık alanındaki bilimsel altyapı ve araştırma imkânlarıyla öğrencileri küresel rekabete hazırladıklarını kaydetti. Aday öğrencilere seslenen Rektör Yılmaz, "Nitelikli bir eğitim, sağlam bir yabancı dil temeli ve araştırmacı bir kişilik, mesleki başarıya ulaşmak için en temel unsurlardır. Dokuz Eylül Üniversitesi, öğrencilerine bu üç temel alanda da güçlü bir eğitim atmosferi sunmaktadır," şeklinde konuştu. HİBRİT FORMATTA YOĞUN İLGİ "DEÜ Tanıtım ve Tercih Günleri" çerçevesinde 18 fakülte, 10 enstitü, 1 konservatuvar, 1 yüksekokul ve 6 meslek yüksekokulundan akademisyenler adaylarla buluştu. Gerçekleştirilen sunumlarda eğitim programlarının yanı sıra laboratuvar imkânları, uygulama olanakları, staj süreçleri, uluslararası değişim programları ve kariyer olanakları hakkında detaylı bilgiler aktarıldı. Etkinlik boyunca aday öğrenciler akademisyenlerle birebir görüşme fırsatı yakalarken, fuaye alanındaki stantlarda kampüs yaşamı, yurtlar, burslar, öğrenci kulüpleri ve yurt dışı eğitim fırsatlarına dair merak edilen sorular yanıt buldu. Hibrit yapıda gerçekleştirilen organizasyon, Türkiye'nin farklı illerindeki aday öğrencilerin çevrim içi katılımına imkân tanıyarak, Dokuz Eylül Üniversitesinin güçlü akademik kadrosunu, modern altyapısını ve öğrenci merkezli yükseköğretim anlayışını daha geniş kitlelerle buluşturdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.