Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yüksek Faiz

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yüksek Faiz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yüksek Faiz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İçişleri Bakanlığı: 5 ilde düzenlenen operasyonlarda organize suça 53 gözaltı yapıldı Haber

İçişleri Bakanlığı: 5 ilde düzenlenen operasyonlarda organize suça 53 gözaltı yapıldı

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde 5 ilde organize suç operasyonları gerçekleştirildi. Batman, Hatay, Kars, Kocaeli ve Tokat İl Jandarma Komutanlıklarının yürüttüğü çalışmalar sonucunda; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, tefecilik, nitelikli yağma, özel belgede sahtecilik ve kasten öldürme suçlarına yönelik operasyonlar düzenlendi. Operasyonlarda 53 şüpheli yakalanırken, şüphelilerin banka ve finans hesaplarında toplam 9 milyar 170 milyon liralık para hareketliliği bulunduğu tespit edildi. 5 ilde Jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonlarda hesaplarında 9 milyar 170 milyon TL para hareketliliği tespit edilen 53 şüpheli yakalandı. Operasyonlar sonucunda şüphelilere ait 273 Milyon TL değerinde mal varlığına el konuldu. Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve… pic.twitter.com/qOOR4QkURy — T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) September 16, 2026 273 MİLYON LİRALIK MAL VARLIĞINA EL KONULDU Soruşturma kapsamında şüphelilere ait yaklaşık 273 milyon lira değerindeki mal varlığına el konuldu. Bakanlığın açıklamasında, yakalanan şüphelilerin vatandaşları yüksek faiz karşılığında borçlandırarak baskı altına aldıkları, teminat amacıyla boş veya yüksek meblağlı çek ve senet imzalattıkları belirtildi. Şüphelilerin ayrıca borçlarını ödeyemeyen bazı vatandaşların mal varlıklarını tehdit ve baskı yoluyla devraldıklarının tespit edildiği bildirildi. İçişleri Bakanlığı açıklamasında, organize suç yapılanmalarına karşı mücadelenin sürdürüleceği vurguladı.

Seçil Erzan yeniden hakim karşısında: “Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin” Haber

Seçil Erzan yeniden hakim karşısında: “Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin”

Seçil Erzan hakkındaki dava yeniden görülüyor Eski banka şube müdürü Seçil Erzan hakkında, aralarında Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan gibi tanınmış futbolcuların da bulunduğu 30’dan fazla kişiyi yüksek faiz getirisi vaadiyle dolandırdığı iddiasıyla açılan davada yeni bir aşamaya geçildi. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, 1 Aralık 2025 tarihinde Erzan’ı 27 müştekiye yönelik eylemleri nedeniyle “nitelikli dolandırıcılık”, “özel belgede sahtecilik” ve “güveni kötüye kullanma” suçlarından toplam 102 yıl 4 ay hapis ve 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırmıştı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi ise istinaf başvurularının ardından kararı usul yönünden bozarak dosyayı yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye göndermişti. Dairenin kararında, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bazı bilgilere yer vermemesinin denetimi güçleştirdiği belirtilmiş, ayrıca yargılama sırasında bazı usul kurallarının uygulanmadığı değerlendirilmişti. “Adil yargılanmadığımı düşünüyorum” Yeniden görülen duruşmada savunmasını yapan Seçil Erzan, önceki yargılama sürecinde adil davranılmadığını ileri sürdü. Yaklaşık 3,5 yıl boyunca yaptığı açıklamaların dikkate alınmadığını savunan Erzan, yalnızca müştekilerin beyanlarının esas alındığını iddia etti. Erzan, savunmasında şu ifadeleri kullandı: “Ben adil yargılanmadığımı düşünüyorum. 3 buçuk yıl boyunca söylediğim hiçbir şeye itibar edilmedi. Aleyhime kararlar verildi.” İlk soruşturma döneminde yeterli hukuki destek alamadığını öne süren Erzan, bazı ifadelerinin yönlendirme altında verildiğini ve yaşananları mahkemede açık şekilde anlatmak istediğini söyledi. “Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım” Erzan, olayların ortaya çıktığı dönemde yaşadığı baskı nedeniyle telefonunu kapattığını ve Çorlu’ya gittiğini belirterek, kaçmadığını savundu. Kendisinden para almak isteyen kişilerin bulunduğunu öne süren Erzan, bankaya kendi isteğiyle giderek yaşadıklarını anlatmaya çalıştığını söyledi. Savunmasında darbedildiğini de iddia eden Erzan, annesinin yanında kendisine senet imzalatıldığını ileri sürdü. Erzan, “Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım” diyerek, paranın kendisinde olmadığını soruşturmanın ilk günlerinden itibaren anlatmaya çalıştığını savundu. “Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin” Seçil Erzan, savunmasının devamında kendisinin bir “fon sistemi” kurmadığını öne sürerek özellikle Arda Turan hakkında çarpıcı ifadeler kullandı. Erzan, Arda Turan’ın kendisinden alacağı bulunmadığını savunarak şu ifadeyi kullandı: “Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin.” Turan’ın kendisine verdiği parayı 15 gün içerisinde geri aldığını ileri süren Erzan, kendisine yönelik baskı ve hakaretlerden de söz etti. Kendisinin yüksek faiz vaadiyle sistem kurduğu iddiasını kabul etmeyen Erzan, “Ben bir sistem kurmadım. Ben her şeyimi verdim. 1 liram yok. Ödeyemedim, ödemek için her şeyi yaptım” dedi. Erzan ayrıca ailesine ait malların satıldığını ve borçları kapatabilmek için elinden geleni yaptığını ileri sürdü. Mahkeme tutukluluğun devamına karar verdi Savunmanın ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Erzan’ın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Heyet, üzerine atılı suçların niteliği ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suçlar için öngörülen ceza sınırları ve dosyanın tamamını dikkate alarak kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğu değerlendirmesinde bulundu. Mahkeme, bu aşamada adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı kanaatine vararak Erzan’ın tutukluluğunun sürmesine karar verdi. Heyet ayrıca aralarında Fernando Muslera, Arda Turan, Fatih Altıntaş, Bülent Çeviker, İnci Çeviker ve diğer bazı katılanların bulunduğu kişiler yönünden uzlaştırma raporlarının dönüşünün beklenmesine ve dosyaların akıbetinin sorulmasına hükmetti. Duruşma, eksik hususların tamamlanması amacıyla 9 Ekim tarihine ertelendi. İlk davada Erzan’a 102 yıl 4 ay hapis cezası verilmişti İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 1 Aralık 2025 tarihli kararında Seçil Erzan, 27 müştekiye karşı gerçekleştirdiği belirtilen eylemler nedeniyle toplam 102 yıl 4 ay hapis ve 753 bin 880 lira adli para cezasına mahkum edilmişti. Mahkeme ayrıca “özel belgede sahtecilik” suçundan verilen 1 yıl 10 ay 15 günlük hapis cezası bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiş, Erzan’ın 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasını kararlaştırmıştı. Erzan’ın bazı müştekilere yönelik eylemleri bakımından ise beraat kararı verilmişti. Diğer sanıklara da hapis cezaları verilmişti Aynı dosyada yargılanan diğer sanıklar hakkında da çeşitli hapis ve adli para cezaları verilmişti. Mahkeme, Ali Yörük’ü 4 müştekiye yönelik “nitelikli dolandırıcılık” suçundan 15 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 150 bin lira adli para cezasına çarptırmıştı. Atilla Yörük hakkında ise aynı suçtan 7 yıl 6 ay 17 gün hapis ve 75 bin lira para cezası verilmişti. Nur Erkasap 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 79 bin 160 lira, Hüseyin Eligül 5 yıl 2 ay hapis ve 7 bin 600 lira, Nazlı Can ise 4 yıl 5 ay 20 gün hapis ve 31 bin 500 lira adli para cezasına mahkum edilmişti. Süleyman Arslan hakkında da “tefecilik” suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 20 bin lira para cezası kararı verilmişti. Bazı sanıklar yönünden ise beraat hükümleri kurulmuştu. İstinaf mahkemesi kararı bozmuştu Dosyanın istinafa taşınmasının ardından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararında birleşen dosyalara ilişkin bilgilerin yeterince yer almamasının denetimi zorlaştırdığına dikkat çekmişti. Daire ayrıca yargılama sırasında bazı usul kurallarının uygulanmadığı değerlendirmesinde bulunarak Seçil Erzan hakkındaki kararın bozulmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar vermişti. Böylece kamuoyunda uzun süredir yakından takip edilen Seçil Erzan davasında yeniden yargılama süreci başlamış oldu.

KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci reel sektörün en büyük beklentisinin uygun maliyetli ve erişilebilir finansman olduğunu söyledi Haber

KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci reel sektörün en büyük beklentisinin uygun maliyetli ve erişilebilir finansman olduğunu söyledi

Kayseri Sanayi Odası'nın Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı; Meclis Başkanı Abidin Özkaya idaresinde, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, yüksek istişare kurulu üyeleri ve Kayseri Genç Girişimciler İcra Komitesi üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Abidin Özkaya, ekonomideki güncel gelişmeleri analiz ederek, Merkez Bankası'nın temmuz ayı faiz kararında reel sektörün beklediği faiz indirimi adımının atılmadığını belirtti. Özkaya, bu kararın düşük kur ve yüksek faiz döneminin bir süre daha süreceğine dair kuvvetli mesajlar verdiğini ifade etti. Mevcut ekonomik yaklaşımın kısa vadeli sermaye girişlerini destekleyici nitelikte olduğunu kaydeden Özkaya, yabancı sermayeye karşı olmadıklarını ancak ihtiyaç duyulan kaynağın; yatırıma, üretime, istihdama ve katma değer yaratan alanlara yönelen doğrudan yatırımlar olması gerektiğini vurguladı. Yüksek faiz ve düşük kur kıskacının en ağır yükünün üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat yapan reel sektör tarafından taşındığını belirten Özkaya, finansal kaynakların üretim yerine yüksek getiri sunan mevduat hesaplarında toplandığını ve yıllık faiz giderlerinin yatırım bütçelerini aştığını ifade etti. Kredibilitesi yüksek firmaların dahi bankaların kredi sınırları nedeniyle finansmana ulaşmakta zorlandığını dile getiren Özkaya, bu durumun sanayiciyi yeni yatırımlardan uzaklaştırarak mevcut faaliyetlerini sürdürme savaşına ittiğini kaydetti. İstihdam verilerinin de üretimdeki sıkışmışlığı kanıtladığını söyleyen Özkaya, 2025 yılı verilerine göre sanayi ve tarım sektörlerinde yaklaşık 450 bin kişilik istihdam kaybı yaşanırken, hizmetler ve inşaat sektörlerinde yaklaşık 380 bin kişilik bir artış olduğunu belirtti. Bu tablonun sanayinin ve üretimin ekonomi içindeki payının gerilediğini ortaya koyduğunu ifade eden Özkaya, üretim ekonomisinin ivedilikle güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ardından söz alan Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci; küresel ekonomideki belirsizlikler, ticaret savaşları, jeopolitik riskler ve finansal dalgalanmalara dikkat çekerek, Türkiye ekonomisinin yüksek enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikasının üretim üzerindeki etkilerini derinden hissettiğini belirtti. Enflasyonla mücadelenin kritik önemine değinen Büyüksimitci, "Enflasyonla mücadele kuşkusuz hepimizin ortak gayesidir. Fiyat istikrarı sağlanmadan kalıcı büyümenin mümkün olmadığını biliyoruz. Ancak üretim ekonomisinin ayakta tutulması da aynı derecede kritiktir. Çünkü üretimin olmadığı bir yerde ne ihracattan, ne istihdamdan ne de kalıcı bir refahtan bahsedebiliriz" dedi. Günümüzde sanayicinin sadece yüksek faizle değil; finansmana erişim zorlukları, artan üretim maliyetleri, kur baskısı, daralan iç ve dış talep ile düşen kârlılıkla mücadele ettiğini belirten Büyüksimitci, son dönemde artan iflas ve konkordato haberlerinin üretim dünyası için ciddi bir uyarı olduğu şeklinde konuştu. Sanayicinin üzerindeki finansman yüküne işaret eden Büyüksimitci, "Bugün pek çok işletmemiz elde ettiği kârı yatırımına, üretimine veya ihracatına ayırmak yerine finansman giderlerine harcamak zorunda kalıyor. Sanayicimiz alın teriyle kazanıp, kazandığını faize ödüyor" ifadelerini kullandı. "Finansman maliyetleri yatırımların önündeki en büyük engel" İSO 500 araştırması sonuçlarının da bu durumu teyit ettiğini belirten Büyüksimitci, Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarında faaliyet kârlılığının düştüğünü, finansman giderlerinin ise rekor seviyelere ulaştığını belirtti. Büyüksimitci, "Üretim yapan işletmelerimiz hayatta kalma mücadelesi verirken, finansman maliyetleri yatırımların ve büyümenin önünde en büyük bariyer haline gelmiştir. Üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat gerçekleştiren işletmelerimizin bu yükü daha fazla taşıması mümkün değildir" diye konuştu. Ekonomi programının temel hedefi olan dezenflasyon sürecine destek verdiklerini belirten Büyüksimitci, bu süreçte üretim kapasitesinin korunmasının ve sanayinin rekabet gücünün muhafaza edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Sanayicinin temel sorununun talep yetersizliği değil, finansmana erişim olduğunu vurgulayan Büyüksimitci, "Üretim kapasitemiz, sipariş alma tecrübemiz ve ihracat gücümüz mevcut. Ancak uygun maliyetli finansmana erişemeyen işletmelerimizin bu potansiyeli hayata geçirmesi her geçen gün zorlaşıyor" dedi. Üretim ekonomisini canlandıracak ek adımların atılması gerektiğini ifade eden Büyüksimitci, özellikle üretim yapan firmalar için kredi kanallarının daha erişilebilir hale getirilmesinin ve finansman yükünün hafifletilmesinin üretimin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını kaydetti.

Ali Babacan: Yeni bir siyasi alternatifin inşaası gerekli Haber

Ali Babacan: Yeni bir siyasi alternatifin inşaası gerekli

Babacan, Türkiye’de artan siyasi kutuplaşma ve toplumsal gerilimin güvenlik açısından risk oluşturduğunu belirterek, bireysel silahlanmanın yaygınlaştığını ve gençlerin eğitim ile istihdam olanaklarına erişimde zorlandığını ifade etti. Türkiye’nin bu alanda kapsamlı politikalara ihtiyaç duyduğunu dile getiren Babacan, siyasette kullanılan dilin yumuşamasının önemine dikkat çekti. Erken seçim tartışmalarına da değinen Babacan, seçim tarihinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın değerlendirmelerine bağlı olduğunu ifade etti. Mevcut sistemde seçim kararının Cumhurbaşkanı tarafından ya da Meclis kararıyla alınabileceğini belirten Babacan, yeniden adaylık için Meclis’in erken seçim kararı almasının gerekliliğine işaret etti. Ekonomi politikalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Babacan, Türkiye’de uygulanan yüksek faiz politikasının temel amacının enflasyonu düşürmekten ziyade dış kaynak girişini sağlamak olduğunu savundu. Bu durumun özellikle sanayiciler ve KOBİ’ler üzerinde maliyet baskısı oluşturduğunu belirtti. Milliyetçilik kavramına ilişkin görüşlerini de paylaşan Babacan, ekonomik istikrarın ve düşük enflasyonun sağlanmasının milliyetçilik kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Babacan ayrıca, mevcut siyasi tabloya ilişkin değerlendirmesinde, iktidar ve ana muhalefet dışında yeni bir siyasi alternatifin oluşturulmasının gerekli olduğunu belirtti. Bu alternatifin hukuk, adalet ve şeffaf yönetim ilkeleri üzerine kurulması gerektiğini vurguladı. Savunma sanayiine ilişkin görüşlerinde ise sektörün gelişimi için rekabetin önemine değinen Babacan, devletin destekleyici ancak adil ve şeffaf bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Babacan, geçmiş dönemlere ilişkin değerlendirmesinde ise Türkiye’nin bir dönem yabancı yatırımcılar ve gençler açısından cazibe merkezi olduğunu, bugün ise tersine bir eğilimin yaşandığını söyledi. Ayrıca görev yaptığı yıllarda yoğun bir çalışma temposu içinde olduğunu belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.