Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yılmaz Tunç

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yılmaz Tunç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yılmaz Tunç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

621 Hâkim ve Savcıya yeni görev... HSK’nın 2025 Mazeret ve Müstemir Yetki Kararnameleri yayımlandı Haber

621 Hâkim ve Savcıya yeni görev... HSK’nın 2025 Mazeret ve Müstemir Yetki Kararnameleri yayımlandı

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) 2025 yılı Adli ve İdari Yargı Mazeret ve Müstemir Yetki Kararnamelerini yayımladığını açıkladı. Kararnamelerle binlerce yargı personelinin görev yeri ve yetkilerinde düzenlemeye gidildi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından hazırlanan 2025 yılı Adli ve İdari Yargı Mazeret ve Müstemir Yetki Kararnamelerinin yayımlandığını duyurdu. Bakan Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kararnamelerle adalet hizmetlerinin etkinliğini artırmaya yönelik kapsamlı düzenlemeler gerçekleştirildiğini ifade etti. Adli yargıda; Mazeret Kararnamesi kapsamında 621 hâkim ve Cumhuriyet savcısının ataması yapıldı. Ayrıca 1.840 müstemir yetki düzenlemesi gerçekleştirildi. Bölge adliye mahkemelerinde ise; 115 üye hâkim atanırken, 12 ceza ve 5 hukuk dairesi olmak üzere 17 yeni daire faaliyete geçirildi. Bu düzenlemeyle istinaf yargısının kapasitesinin önemli ölçüde artırıldığı belirtilirken, Beyşehir, Erbaa, Kâhta ve Merzifon Ağır Ceza Mahkemelerinin 2 Ocak 2026’dan itibaren faaliyete başlayacağı açıklandı. Bakan Yılmaz Tunç, bölünmüş mahkeme uygulamasına son verildiğini, bu kapsamda 319 mahkemenin müstakil hâle getirildiğini ve yeni kurulanlarla birlikte toplam 404 mahkemenin faaliyete geçirildiğini kaydetti. İdari yargıda ise; kararname kapsamında 219 hâkim ataması yapıldığı, Diyarbakır, Kayseri ve Antalya Bölge İdare Mahkemeleri faaliyete geçirildiği kaydedildi. Bingöl, Amasya, Hakkâri ve Şırnak’ta yeni idare ve vergi mahkemeleri kuruldu. * Adli Yargı Kararnamesi'ne ulaşmak için tıklayabilirsiniz * İdari Yargı Kararnamesi'ne ulaşmak için tıklayabilirsiniz

Yılmaz Tunç: “Casusluk soruşturmasında Birleşik Arap Emirlikleri bağlantısı tespit edilmedi” Haber

Yılmaz Tunç: “Casusluk soruşturmasında Birleşik Arap Emirlikleri bağlantısı tespit edilmedi”

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sürdürülen casusluk soruşturmasına ilişkin olarak X hesabı üzerinden yazılı bir açıklamada bulundu. Tunç, gözaltına alınan üç şüphelinin Birleşik Arap Emirlikleri ile bağlantılı olduğuna dair iddiaları reddetti. İşte Tunç'un açıklamasının tamamı: “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ve geçtiğimiz günlerde kamuoyuyla paylaşılan bir soruşturma kapsamında bazı mecralarda yer alan haberler hakkında kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı hasıl olmuştur. Soruşturmada; Şüphelilerin Türkiye’de bir GSM operatörü üzerinden hat temin ederek sahte profiller oluşturdukları ve aramalar gerçekleştirdikleri, Bu hatların daha sonra yurt dışına çıkarılarak casus yazılım destekli bilgi toplama amacıyla kullanıldığı, birbirleriyle irtibatlı hareket eden şüpheliler arasında Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşı herhangi bir kişinin bulunmadığı ve bu ülke ile bağlantısının tespit edilmediği belirlenmiştir. Soruşturma titizlikle yürütülmektedir.” Ne olmuştu? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde bir soruşturma başlattı. Soruşturmada şüphelilerin Türkiye’de kritik pozisyonlardaki personeller hakkında biyografik bilgi topladığı tespit edildi. Başsavcılık 25 Kasım’da ilk yayımladığı açıklamada “şüphelilerin BAE istihbaratı bağlantılı olduğunu”, Türkiye’de faaliyet gösteren bir GSM firmasından temin ettiği numara üzerinden sahte profiller oluşturduğunu öne sürdü. Başsavcılık açıklamasına göre bu profiller aracılığıyla ülkedeki kritik savunma sanayi kuruluşlarında görev yapan yönetici pozisyonundaki personeller hedef alındı. Dışişleri Bakanlığı tarafından kullanılan bir telefon da hedefler arasında yer aldı. Başsavcılığın konuyla ilgili ilk açıklaması şöyleydi: “Birleşik Arap Emirlikleri istihbarat servisi mensuplarının Türkiye’de bulunan bir GSM firmasından temin ettiği numara ile sahte profiller üzerinden, ülkemizde faaliyet gösteren ve kritik öneme sahip savunma sanayi kuruluşlarında görev yapan yönetici pozisyonundaki personel, Dışişleri Bakanlığı tarafından kullanılan bir telefon, bazı yabancı ülkelerin resmi görevlileri ile irtibata geçerek kritik pozisyonlarda çalışan personellere ilişkin biyografik veri derlemeye çalıştığı tespit edilmiştir. Birleşik Arap Emirlikleri istihbarat mensuplarının talimatı doğrultusunda bahse konu faaliyetler için temin edilen ve Türkiye’de bulunan bir operatöre ait GSM hattını satın alan, satın alınan bu GSM hattını Birleşik Arap Emirlikleri ülkesine götürerek istihbarat mensuplarına veren ve birbirleriyle irtibatları bulunan 4 kişi tespit edilmiştir.” Açıklama değiştirildi, BAE bilgisi çıkarıldı İlk açıklama bir süre sonra yayımdan kaldırıldı ve yeni bir açıklama paylaşıldı. Yeni açıklamada şüphelilerin BAE uzantılı olduğu iddiaları kaldırıldı: “Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) koordinesinde yürütülmekte olan ‘Casusluk’ faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalar kapsamında; Ülkemizde faaliyet gösteren ve kritik öneme sahip savunma sanayi kuruluşlarında görev yapan yönetici pozisyonundaki personellerin kamu kurumları ve yabancı ülkelerin resmi görevlileri ile irtibata geçerek biyografik bilgi derlemeye çalıştığı tespit edilmiştir. Konuya ilgili olarak tespit edilen 4 şahsın yakalanmasına, suç ve suç unsurlarının ele geçirilmesine yönelik 25.11.2025 günü operasyon gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen operasyon neticesinde 3 şahıs yakalanmış, 1 şahıs hakkında yurtdışında olduğundan dolayı yakalama kararı çıkarılmıştır.“ 3 şüpheli yakalandı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla şüphelilerin yakalanması amacıyla eşzamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyonda tespit edilen 4 şüpheliden 3’ü gözaltına alındı. Yurtdışında olduğu belirlenen 1 şüpheli hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı.

Fatih Altaylı davasında karar çıktı: Altaylı'ya 4 yıl hapis cezası verildi, tutukluluğu devam edecek Haber

Fatih Altaylı davasında karar çıktı: Altaylı'ya 4 yıl hapis cezası verildi, tutukluluğu devam edecek

"Cumhurbaşkanı’nı tehdit" suçlamasıyla 22 Haziran'da tutuklanan ve YouTube programında söylediği bazı sözleri nedeniyle yargılanan gazeteci Fatih Altaylı, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde hakim önüne çıktı. Altaylı için en az beş yıl hapis cezası talep edildiği duruşmada karar açıklandı. Mahkeme heyeti, Fatih Altaylı'ya 4 yıl 2 ay hapis cezası verilmesine hükmetti. Altaylı’nın tutukluluğu sürecek. Altaylı kararı protesto ederek elindeki dosyaları ve notları havaya fırlatıp mahkemeyi terk ederken, davaya katılanlar mahkeme heyetini protesto etti. Heyet, kararı açıkladıktan sonra salonu terk etti. Kararda, 2 yıl 8 ay cezaevinde kalmasının gerekeceği ve mevcut tutukluluk süresinin hesaba katılacağı belirtildi. Fatih Altaylı Neden Tutuklanmıştı ? Fatih Altaylı, YouTube programında "Cumhurbaşkanı’nı tehdit" suçlamasıyla gözaltına alındı. Altaylı, emniyette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı şahsen tanıdığını ve tehdit kastı olmadığını savundu. Altaylı, savcılık ifadesinin ardından 22 Haziran’da mahkemede tutuklandı. Fatih Altaylı söz konusu videoda, Türkiye’de yüzde 70’in AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ömür boyu iktidarda kalmasına” hayır dediği bir anketi yorumlamış ve şöyle demişti: “Şu anda AKP seçmeninin önemli bir bölümü ve MHP seçmeninin bir bölümü dışında hiç kimse böyle bir şeye onay vermez. Geçmişine bak bu milletin, uzak geçmişine bak. Bu millet padişahını boğmuş bir millettir, hoşuna gitmediği ve istemediği zaman. Az uz değildir öldürülen, suikasta giden Osmanlı padişahı.” Fatih Altaylı emniyet sorgusunda, söz konusu yayın ve cümlelerin kendisine ait olduğunu kabul etti ancak cumhurbaşkanını tehdit ve hakaret maksadı olmadığını belirtti. Programlarında tarihi bilgiler ışığında yayın yaptığını söyleyen Altaylı şu ifadeleri kullandı: “Bir araştırma şirketinin yapmış olduğu ankette vatandaşlara Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kaydı Hayat şartı ile cumhurbaşkanlığı yapmasına onay verip vermedikleri sorulmuş, vatandaşların yüzde 70’i de böyle bir Anayasa değişikliğine onay verip vermeyeceklerini söylemişti.” Altaylı bu konu ile ilgili yorumunda Türk halkının Tanzimat’tan bu yana oy kullanarak devlet yönetiminde etkin olmayı sevdiğini belirtti, herhangi bir kişiye kendi isteği ve denetimi dışında devlette üst düzey görev yapma iznini peşinen vermekten hoşlanmadığını söyledi. Türk halkının kendini yönetenlere karşı her zaman eleştirel bir tutum takınabildiğini belirten Altaylı, padişahlık döneminde bile cuma selamlıklarında padişahları eleştirdiğini söyledi. Ayrıca Altaylı, yakın tarihimiz üzerine uzman bilim insanları ile defalarca televizyonlarda entelektüel kimliği ile bu örnekleri ifade ettiğini belirtti. Altaylı “Açıkçası bu tarihi bilgilerden mevcut cumhurbaşkanına bir tehdit algısı çıkabileceği aklımdan dahi geçmezdi” dedi. Duruşmada Neler Oldu? Avukatlar, basın mensupları ve milletvekilleri hızlıca salonda yerlerini aldı. İzleyiciler arasında Celal Şengör, Murat Bardakçı, Faruk Süren, Sezgin Tanrıkulu, Ruşen Çakır, Murat Ağırel, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Şule Aydın ve Timur Soykan gibi isimler yer aldı. Ayrıca Altaylı’nın Galatasaray Lisesi'nden arkadaşları, Galatasaray atkılarıyla duruşma salonunda hazır bulundu. Altaylı’nın savunmasını Av. Emine Rezzan Aydınoğlu, Av. Ömer Teker ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Erinç Sağkan üstlendi. Duruşma savcısı, Altaylı’nın cezalandırılmasını talep ederken Cumhurbaşkanı’nın avukatı da bu talebi destekledi. Fatih Altaylı savunmasında, "Hoşgeldiniz Silivri’ye. İddia makamına 23 gün önce tezini hazırladığı için teşekkür ederim" diyerek başladığı sözlerine, "Benim daha ağır sözlerim beraatle sonuçlandığında görüyoruz" ifadeleri ile ekleme yaptı. Altaylı ayrıca, Cumhurbaşkanı’nın sözlerinden çekinmesi gereken bir tavrının olmadığını belirterek, "Cumhurbaşkanı neden sözlerimden çekinsin, böyle bir çevrem yok" dedi. Ayrıca, "Koruma Dairesi’ne sordum, programda değişiklik olup olmadığını; cevap olumsuzdu. Ciddiye alınacak bir şey söylememişim demek ki" dedi. “Örgüt Üyesi Değilim, Şiddete Başvurmadım” Altaylı şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanı İsrail ile bile tartışmış, Mossad’tan çekinmemiş, 15 Temmuz’da İstanbul'a gelmiş. Yani Cumhurbaşkanı korkak değil. Ben örgüt üyesi değilim, şiddet ile işim olmadı, sade biriyim. Cezaevinde olmamdan değil ama fikren haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Şu an huzurunuzda olmaktan utanç duymuyorum ama çok gereksiz buluyorum. Tehdit kastım yoktur, beraatımı talep ediyorum." Savcılık, Altaylı’nın "cumhurbaşkanına tehdit" suçundan 5 yıldan az olmamak kaydıyla hapisten cezalandırılmasını ve tutukluluğun sürdürülmesini istedi. Avukat Metin Sinan Aslan, "Savcılık, Cumhurbaşkanlığına saldıran pilotların dosyalarını örnek olarak vermiş. Bu dosyayla ne alakası var. Ne umuyor savcılık?" dedi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Avukat Erinç Sağkan ise şöyle konuştu: "Savcılığın iddialarını Altaylı’ya yönelik hukuka aykırılığın bir yansıması olarak gördüm. Savcı, bahis konusunu yanlış yorumlamış, aynı Cumhurbaşkanı başdanışmanının yaptığı gibi. Üzülerek böyle tesbit ediyorum. Anayasamızda hiç kimseye ömür boyu Cumhurbaşkanlığı verilmez. Sadece belirli süreler için yapılabilir. Tutukluluk gerekçeleri sona erdi. Bu cezalandırma ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğüne bir tehditti. Talep edilen ceza haksızdı, ve ilk duruşmada ortadan kaldırılmalıydı. Tahliyeyi talep ediyoruz." Mahkeme heyeti, Altaylı’ya 4 yıl 2 ay hapis cezası verdi. Altaylı’nın tutukluluğu sürdürülecek. Önceki Duruşmada Neler Yaşandı? Altaylı ilk kez 3 Ekim'de hakim karşısına çıktı. Fatih Altaylı savunmasında, "Cumhurbaşkanı’nı tehdit ettiğim iddiasıyla yargılanmak beni şaşırtıyor" dedi. Mahkeme heyeti tutukluluğun devamına karar verdi. Duruşma 26 Kasım’a ertelendi. Duruşma esnasında Fatih Altaylı'nın eşi Hande Altaylı, CHP’den Deniz Atalar, Burhanettin Bulut, Sezgin Tanrıkulu, Ali Gökçek, Utku Çakırözer, Bülent Tezcan; İYİ Parti’den Hakan Şeref Olgun, Selçuk Türkoğlu ve akademisyen Celal Şengör salonu izleyenler arasındaydı. Fatih Altaylı ifadesinde, "Burada olmamın nedeni, insanların çocukları için daha iyi bir dünya isteğim" dedi. Altaylı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın müşteki olduğuna inanmadığını belirterek, "Tarihi bir olay örnek olarak veriyorum. Konuşmamı eksik aktarıyorlar. Ben halkın demokrasiyi sevdiğini söylüyorum. Tarihi bir olay anlattım diye Cumhurbaşkanı mı rahatsız olur?" sorusunu yöneltti. Savcı, Fatih Altaylı’nın tutukluluğunun devamını istedi ve mahkeme bu doğrultuda karar verdi. Altaylı, kanalında çalışanlara yorum, analiz ve kulis haberleri gönderdikten sonra duruşmanın ardından bu faaliyetleri bırakmıştı. Karara Gelen Tepkiler Fatih Altaylı'nın davasında verilen karara gazeteciler, siyasetçiler tepki gösterdi. CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, şu sözleri kullandı: "TCK 106. maddesi tehdit suçunu düzenler; mahkeme bu madde üzerinden hüküm verdi. Suikast veya fiili saldırı gerekçesiyle 10 yıl ceza verildi, ancak 4 yıl 2 aya indirilip tahliye sağlanmadı. Böyle sözlerle Cumhurbaşkanı’na suikast veya fiziki saldırı yapılmaz. Fatih Altaylı 148 gündür tutuklu. Söz ile nasıl suikast olur? Bu dönemde Cumhurbaşkanının davalarındaki beraat ihtimali neredeyse yoktur." Gazeteci Hilal Köylü, "Yok artık! Fatih Altaylı 4 yıl 2 ay hapisle cezalandırılarak tutukluluk kararı verildi" dedi. Ruşen Çakır, "Hepimiz tahliye bekliyorduk, şaşkınız" diye konuştu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin açıklaması şöyleydi: "Basın Özgürlüğü Ödülü sahibi meslektaşımız Fatih Altaylı'nın ve tutuklu tüm gazetecilerin serbest kalmasını ve tutuksuz yargılanmalarını diliyoruz. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilik, halkın haber alma hakkı için yapılır. Bu yüzden gazetecilik, tutukluluk nedeni olmamalıdır. Tüm tutuklu meslektaşlarımızla dayanışma içerisindeyiz." Gazeteci Derya Sazak, "Demokrasi ve özgürlük ihtiyacının olduğu bir dönemde gazetecilerin hapsedilmesi, özgürlük bağlayıcı cezaların verilmesi hukuku lekeliyor" şeklinde yazdı. Türkiye Gazeteciler Sendikası da "Altaylı neden cezaevinde? Gazeteci Fatih Altaylı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik çarpıtılan sözlerden dolayı tutuklu yargılandığı davada ceza aldı. Altaylı’ya, 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi ve bir gazetecinin özgürlüğü elinden alındı. Tekrar soruyoruz: Altaylı neden cezaevinde?" diye bir açıklama yaptı. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, karara sosyal medyadan tepki gösterdi: "Bugün Türk gazeteci Fatih Altaylı ünlü YouTube kanalında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik iddia edilen bir tehdit nedeniyle 4 yıl 2 ay hapis cezası aldı. Bu tamamen saçma; rejimin en ufak eleştiriyi, hatta sadece Türkiye tarihine yapılan basit göndermeleri bile bastırmaya çalışmasının bir başka örneği.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.