Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yıl

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yıl haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yıl haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel orucunu Manisalılarla açtı... Bayramda da Manisa'da olacak Haber

Özgür Özel orucunu Manisalılarla açtı... Bayramda da Manisa'da olacak

Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu yaşatmak amacıyla Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan iftar sofrası, binlerce vatandaşı aynı noktada buluşturdu. Programa CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun yanı sıra CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç ile belediye bürokratları katıldı. İftar öncesinde meydandaki sofraları tek tek ziyaret eden Genel Başkan Özgür Özel ve Başkan Besim Dutlulu, vatandaşlarla sohbet ederek Ramazan aylarını kutladı. Yoğun ilgiyle karşılanan Özel, hatıra fotoğrafları çektirdi. İftar sofrasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, geçtiğimiz yıl iki merhum başkanın ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, “Doğduğumuz büyüdüğümüz ildeyiz. Yüreğimiz çok buruk, çok zor geldik bu iftara. Hem Şehzadelerin hem de büyükşehirin seçilmiş iki belediye bakanı iki kardeşim ramazanda ev sahipliği yapmışlardı bize. Bu sene maalesef ikisi de aramızda yok. O yüzden içimiz yanıyor yüreğimiz burkuk. Bu yıl Besim başkanımız ve Hakan başkanımız ile birlikte yaptık” diye konuştu. Manisa’da sunulan hizmetlerden duyduğu memnuniyeti dile getiren Özel, “Bütün yaşanan acılara rağmen bu ülkenin vatandaşlarına, yoksullara, kimsesizlere sahip çıkmak gerekiyor. Hem Ferdi ve Gülşah’ın bıraktığı hizmetleri kaldığı yerden devam ettirmek hem de bu ekonomik kriz sürecini iyi yönetmek gerekiyor. Manisa en çok kent lokantası bulunduran İstanbul’dan sonra ikinci il. Yakında İstanbul’daki sayıya ulaşacak. İlçelerimizin ve büyükşehrimizin iftarlarını takip ediyorsunuz, 125 bin kişiye bugüne kadar sadece büyükşehir tarafından ulaşıldı, çok önemli. Doğduğumuz büyüdüğümüz şehri arkadaşlarımıza emanet ettik. Bugün burada Türkiye’nin çok farklı yerlerinde doğmuş buraya gelmiş Manisa’da hayata tutunmaya çalışan insanlarla ekmeğimizi paylaştık. Burada duyduğumuz güzel sözlerden memleketimizde arkadaşlarımızın hizmeti ile ilgili büyük memnuniyet duyuyoruz.” diye konuştu. ÖZEL, BAYRAMDA MANİSA’DA OLACAK Ramazan Bayramı’nda Manisa’da olacağını ifade eden Özel, “Bütün hemşehrilerimizin bir kez daha hem Ramazanını hem yaklaşan kadir gecesini kutluyorum. İnşallah Ramazan Bayramı’nda hep birlikte olacağız. Yüreğimizin bir tarafı yanıyor ama Manisamızda hep birlikte olacağız. Ben bayramın birinci günü sabah erken saatlerde burada olacağım. Bir gün önce İstanbul’dayız malum programlarımız 19 Mart yıl dönümünde yoğun. 19 Mart gece yarısı yola çıkıp sabah inşallah bayram namazına yetişmiş olacağız” dedi. Ramazan ayı boyunca kent genelinde kurulan iftar sofralarıyla binlerce vatandaşa ulaştıklarını belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ise şunları söyledi: “Ramazan ayı boyunca kurduğumuz iftar sofralarında binlerce hemşehrimizle bir araya geldik. Paylaşmanın bereketini birlikte yaşadık. İnşallah bu birlik ve beraberlik ruhu, sadece Ramazan’da değil, yılın her gününde Manisa’da büyüyerek devam edecek.” Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan iftar programı, vatandaşların yoğun katılımıyla sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşti. Manisalılar, aynı sofrada buluşmanın ve Ramazan’ın bereketini birlikte paylaşmanın mutluluğunu yaşadı.

Bursa'da 7 yıldır kayıp olan çocuk bulundu. Haber

Bursa'da 7 yıldır kayıp olan çocuk bulundu.

Bursa Mustafakemalpaşa ilçesinde ikamet eden Umut K., çalışmak için gittiği Almanya'da Rebecca S. isimli Alman kadın ile birlikte yaşamaya başladı. Çiftin 2018 yılında erkek çocukları dünyaya geldi. Umut K., bir yıl sonra Alman sevgilisi ve 1 yaşındaki oğlu N.S. ile birlikte babasından ayrıldıktan sonra yeniden evlenen annesi Hanife S.'yi ziyaret etmek için Bursa'ya geldi. Almanya'ya geri dönmeme kararı alan Umut K., Rebecca S.'ye oğlunu kendisine bırakıp, ülkesine geri dönmesini söyledi. Çıkan tartışmanın ardından iddiaya göre Umut K., oğlunu kaçırmaya karar verdi. Oğlu N.S.'yi annesi Hanife S.'ye bırakıp, bir yakınının yanına götürülmesini isteyen Umut K., Rebecca S. ile birlikte markete gitti. Geri döndüklerinde kaybolduğu söylenen oğlunu evde bulamayan Rebecca S., polise gidip şikayette bulundu. Alman Rebecca Suç Duyurusunda Bulunarak, Ülkesine Döndü İlçede günlerce oğlunu arayan Rebecca S., çocuğunu kaçırdığından şüphelendiği Umut K. ve annesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunup, ülkesine geri döndü. Babaanne Hanife S. ve baba Umut K. hakkında dava açılırken, bu süreçte N.S. babasının akrabaları tarafından dört duvar arasında, dışarıya çıkmasına izin verilmeden saklandı. Umut K., 2 yıl önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti, babaanne Hanife S.'nin de duruşmaya gelmemesi üzerine hakkında arama kararı çıkarıldı. Gözaltına alınan Hanife S., haftada bir kez polise giderek imza atması şartıyla serbest bırakıldı. Hanife S., diğer duruşmalara da katılmayınca, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Mustafakemalpaşa Başsavcılığı'nın izniyle babaanneyi takibe aldı. Kurulan 6 kişilik özel ekip, haftada bir kez polis merkezine gelerek imza atan ve günün belirli saatlerinde halasının oğlu Recai M.'nin evine giden babaanneyi adım adım takip etti. Çocuk Kıyafet Ve Çöp Yığınları Arasında Bulundu Annesinin de Alman uyruklu olduğu belirtilen Hanife S., 10 Mart'ta polis merkezine gelip, imza attıktan sonra özel ekip tarafından izlendi. Babaannenin etrafını kontrol edip, şüpheli tavırlarla harabe bir eve girdiğini gören ekippler, operasyon düğmesine bastı. Düzenlenen baskında N.S., kıyafet ve çöp yığınları arasında bitkin halde bulundu. Hiç okula gitmeyen ve 7 yıl boyunca evden dışarı çıkmasına izin verilmeyen N.S. özel ekip tarafından kurtarılırken; o anlar kameraya yansıdı. Babaanne İle Kuzeni Tutuklandı N.S., sağlık kontrollerinin ardından Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne teslim edilip koruma altına alındı. Gözaltına alınan Hanife S. ile halasının oğlu Recai M. ise emniyetteki işlemlerinin ardından 'Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçundan tutuklandı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

CNN: Çin, teknoloji sektöründe artık 'ABD'yi takip etmek' yerine lider olmak istiyor. Haber

CNN: Çin, teknoloji sektöründe artık 'ABD'yi takip etmek' yerine lider olmak istiyor.

Çin, yeni bir dönüm noktasında inisiyatifi ele alıyor. Ortadoğu'daki gerilimler ve ABD gümrük vergilerinin yol açtığı küresel ticaret aksamaları arasında, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ülkeyi bu çalkantılardan korumak için bir stratejiye bel bağlıyor: Pekin'i dünyanın önde gelen teknoloji süper gücü olarak konumlandırmak için inovasyonu teşvik etmek. Önümüzdeki beş yıl içinde Çin, halihazırda güçlü olan sanayi altyapısını geliştirmeyi, teknolojik öz yeterliliğini artırmayı ve yapay zekâ (YZ) ve robotik teknolojilerinden uzay ve kuantum hesaplamaya kadar ulusal teknolojik üstünlüğünü hızlandırması beklenen alanları güçlendirmeyi hedefliyor. Siyasi risk danışmanlık şirketi Eurasia Group'un Çin sorumlusu Dan Wang, "Çin ilk kez belirli teknolojilerde liderliği ele geçirmek istiyor. Odak noktası her zaman Batı'ya yetişmek olmuştur" dedi. Pekin'de bir hafta süren yıllık İki Oturum toplantısının sona ermesinin ardından Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in geleceğe yönelik stratejisinin ayrıntıları onaylandı. 15. Beş Yıllık Plan, Çin'in önümüzdeki beş yıl boyunca kalkınmasına rehberlik edecek "Kuzey Yıldızı" rolünü üstlenecek olarak kabul ediliyor. Çin ekonomisinin süregelen emlak krizi ve düşük tüketici güveni gibi derin yapısal zorluklarla boğuştuğu bir ortamda, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, teknoloji sektörünü güçlendirmeye odaklanıyor ve önümüzdeki on yıllarda büyümeyi desteklemek için gelişmekte olan teknolojilere proaktif bir şekilde yatırım yapıyor. Geçtiğimiz hafta Çin, büyüme hedeflerini uygulamaya koymaya başladığından beri belirlediği en düşük ekonomik büyüme hedefini açıkladı. Politika belgesinde, "Çalkantılı uluslararası değişimler ve bir dizi risk ve zorlukla karşı karşıya olduğumuz bu dönemde, işimizi iyi yapmaya odaklanmalıyız... güçlü yönlerimizi pekiştirmeli ve genişletmeli, darboğazları ve engelleri ortadan kaldırmalı ve zayıf yönlerimizin üstesinden gelmeliyiz" ifadesi yer alıyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in bu ayın sonlarında Pekin'de ABD Başkanı Donald Trump'ı ağırlayarak ticaret ateşkesini uzatmayı ve farklılıkları azaltmayı görüşmesi bekleniyor olsa da, uzmanlar dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ilişkilerin önümüzdeki beş yıl boyunca rekabet etrafında dönmeye devam edeceğine inanıyor. Uzman Dan Wang, "Akademiden sanayiye kadar her alanda iş birliği azalacak. Her iki taraf da birbirine olan bağımlılığını azaltmak istiyor, bu nedenle ayrışma süreci her iki taraftan da gerçekleşecek" yorumunu yaparken, sakin bir dönemin ardından ikili gerilimlerin yeniden alevlenebileceği konusunda da uyardı. Uzman Wang Huiyao'ya (Çin ve Küreselleşme Merkezi (CCG) Direktörü) göre, belirsizliklerle dolu bir dünyada Çin, kendisini "küresel ekonomi için istikrarlı bir çıpa" olarak konumlandırıyor. "ABD'nin bugün karşı karşıya olduğu Çin, hâlâ canlılık ve güçlü büyüme ivmesiyle hareket eden ve Beş Yıllık Planları aracılığıyla net stratejik kararlılıkla gelişen, son derece örgütlü bir ülkedir," diye belirtti akademisyen. Uzun vadeli bir oyun Çin'in kalkınma modeli, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) harcamaları konusunda ABD ile arasındaki farkı hızla kapatmasına yardımcı oluyor. Pekin, bilim ve teknoloji bütçesini yıllık %10 oranında artırma sözü verdi; bu oran, son iki yıldaki oranla karşılaştırılabilir düzeyde. Plan ayrıca, Ar-Ge yatırımlarını da yıllık en az %7 oranında genişletmeyi hedefliyor. CNN'in Çin hükümeti raporuna dayandırdığı habere göre, "Çin, yapay zeka, biyomedikal, robotik ve kuantum teknolojisi gibi alanlarda araştırma, geliştirme ve uygulamada, ayrıca bağımsız çip araştırma ve geliştirme alanında yeni atılımlarda dünyaya öncülük ediyor." Özellikle, Çin'in 15. Beş Yıllık Planında "yapay zeka" terimi 50'den fazla kez geçti; bu alan Çin'in lider konumunu gösterdiği, büyük ölçekli açık kaynaklı programlama dillerine hakim olduğu ve piyasaya sürülmesinde muazzam miktarda para topladığı bir alandır. Pekin'in hedefleri, sohbet robotlarının ötesinde, yapay zekâ entegre robotlardan yapay zekâ ajanlarına veya konuşma yeteneklerinin ötesindeki görevleri yerine getirebilen sistemlere kadar uzanıyor. Plan ayrıca, gelişmiş yapay zekâ hesaplama gücündeki eksikliği gidermek için mega hesaplama kümeleri oluşturmayı da öngörüyor. Bu girişimler, Çin'in yapay zekâ ile ilgili sektörünün değerini 2030 yılı sonuna kadar 10 trilyon yuanın (1,45 trilyon dolara eşdeğer) üzerine çıkarmayı hedefliyor. Çözülmemiş engeller Pekin'in kendi kendine yeterliliğe yönelik çabalarını artırma kararı, Batı teknolojisine olan bağımlılığını azaltmanın aciliyetini vurguluyor. Plan, yerli teknolojideki ilerlemelere vurgu yapsa da, belge aynı zamanda özellikle gelişmiş yarı iletken çipler olmak üzere kilit alanlarda "belirleyici atılımlar" elde etmek için "özel önlemler" alınmasını da öngörüyor. Geçtiğimiz iki başkanlık döneminde uygulanan ABD ihracat kontrolleri, Çin'in yarı iletken endüstrisi ve gelişmiş yapay zeka modellerinin geliştirilmesi de dahil olmak üzere ilgili sektörleri üzerinde muazzam bir baskı oluşturarak adeta bir "kısıtlama" yarattı. Çinli danışmanlık firması Trivium'da teknoloji politikası ortağı olan Kendra Schaefer'e göre, Pekin yapay zeka çip sektöründe ABD'ye olan bağımlılığından kurtulmayı acil bir stratejik ihtiyaç olarak görüyor. Ancak Çin, önümüzdeki beş yıl içinde Nvidia ile aynı seviyede çip üretemeyeceğinin de farkında. Schaefer'e göre Pekin bunun yerine "yarı iletken tedarik zincirindeki bağlantıları veya tamamlanmamış geleceğin yarı iletken teknolojilerini" hedef alarak bu alanlarda avantaj elde etmeyi amaçlıyor. İç güce odaklanma, Çin'in ekonomik gerçekliğini de yansıtıyor. Çin, on yıllardır "dünyanın fabrikası" rolüne ve ihracata dayanarak büyümeyi sürdürüyor; ancak artan ticaret fazlası, ticaret ortaklarıyla gerilimlere yol açıyor. Bu arada, Çin ekonomisi son yıllarda uzun süren emlak krizi, zayıf iç tüketici talebi ve endüstriyel aşırı kapasiteyle mücadele ederek deflasyonist baskılara yol açtı. Hollandalı ING bankasının baş ekonomisti Lynn Song, planın iç pazara verdiği önemin hem Çin'in ticaret dengesizliğine yönelik artan uluslararası baskıyı hem de Pekin'in dış riskler konusunda artan farkındalığını yansıttığını savunuyor. kaynak : cnn

Büyük adımlarla ilerleyen Çin, 2026 dünyasına güven katacak Haber

Büyük adımlarla ilerleyen Çin, 2026 dünyasına güven katacak

Uluslararası basın kuruluşları, bu yeni yıl mesajının yansıttığı Çin güveni ve gücüne odaklandı. Söz konusu bu güven, Çin’in kararlı kalkınma adımlarından kaynaklanıyor. Geride bıraktığımız yılda dünya ekonomisi gümrük vergisi savaşları ve ticaret savaşlarının baskısı altında ciddi sınamalarla karşılaştı. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin, tüm bu baskılara rağmen ekonomik büyümesini sürdürdü. Çin’in 14. Beş Yıllık Planı’nın son yılı olan 2025'te, ülke ekonomisinin yüzde 5 civarında büyümesi ve dünya ekonomisine katkı oranının yüzde 30 seviyelerinde seyretmesi bekleniyor. Cumhurbaşkanı Xi Jinping, yeni yıl mesajında; yapay zeka modelleri, çip geliştirme ve insansı robotlar gibi örnekler vererek Çin ekonomisinin kazandığı yeni nitelikleri aktardı. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü(WIPO) tarafından yayımlanan rapora göre, Çin’in inovasyon endeksi ilk kez dünyada ilk on arasına girdi. Analistler, Çin’in yeni nitelikli üretici güçleri var gücüyle geliştirmesinin, yeni büyüme avantajları şekillendireceğini ve bunun ülkenin uzun vadeli kalkınmasına büyük bir enerji katacağını savunuyor. Halkın müreffeh bir yaşam sürmesini sağlamak, Çin hükümetinin öncelikli görevidir. İstihdamın teşvik edilmesinden gelirlerin artırılmasına, yaşlı ve çocuk bakımına kadar halkın yaşamına dokunan bir dizi politikanın hayata geçirilmesiyle, Çin vatandaşlarının mutluluk ve güven duygusu sürekli artıyor. “Her aile dinamik ve mutlu olursa, ülke de dinamikleşir ve ilerler” ifadesi, Çin Komünist Partisi’nin "halka hizmet" ilkesine dayanan asıl gayesini ortaya koyuyor. Aynı zamanda, dünyanın en büyük gelişmekte olan ülkesi olarak Çin’in kalkınması, küresel modernleşme sürecine de güçlü bir destek sunuyor. Bu güvenin ikinci kaynağı ise Çin’in dünya barışını teşvik etme ve küresel yönetişimi iyileştirmedeki zekâsı ve katkısıdır. Geçtiğimiz yıl dünya genelinde çatışmaların sıklığı, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana rekor seviyeye ulaştı. Sorumlu bir devlet anlayışıyla Çin, barış ve müzakere yollarının açık tutulmasında ısrarcı oldu. Cumhurbaşkanı Xi, Shanghai İşbirliği Örgütü Tianjin Zirvesi’nde Küresel Yönetişim İnisiyatifi’ni ileri sürdü ve 150’den fazla ülke ile uluslararası örgütün desteğini kazandı. Çin Halkının Japon Saldırganlığına Karşı Direniş Savaşı ve Dünya Faşizmle Mücadele Savaşı’nda elde edilen zaferlerin 80. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma etkinlikleri, uluslararası topluma adaletin, barışın ve halkların nihayetinde kazanacağı mesajını verdi. Çin’in sunduğu güven, aynı zamanda dışa açılım ve işbirliğine sadık kalma sorumluluğundan besleniyor. Tek taraflılık ve korumacılığa karşı Çin, “el ele verme” ve “zincirleri uzatma” önerileriyle yüksek düzeyli dışa açılımı sürdürdü. 2025 yılı sonunda Hainan Serbest Ticaret Limanı’nda gümrük kapatma işlemleri resmen tamamlandı. Bazı Batılı medya kuruluşları dahi bu limanın, uluslararası ticari işbirliği için çok daha istikrarlı bir platform sağladığını kabul etti. Hainan’daki bu gelişme şu gerçeği bir kez daha doğruluyor: Dünya iyi olursa Çin de iyi olur; Çin iyi olursa dünya daha da iyi olur. Çaba sarf edilen her şey mutlaka karşılığını verecektir ve sürekli olarak yeni gelişmeler ortaya çıkacaktır. 2026 yılı, 15. Beş Yıllık Plan’ın başlangıç yılıdır. Cumhurbaşkanı Xi’nin mesajında yer alan “Hedefimize kilitlenmeli, güvenle ve ivme kazanarak yüksek nitelikli gelişmeyi hızlandırmalı, reform ve dışa açılmayı daha da ilerletmeli, tüm halkın ortak refaha kavuşmasını teşvik etmeli ve Çin mucizesinin yeni sayfasını açmalıyız.” şeklindeki kararlı sözleri, Çin’in yeni yıl için gelişme hedeflerini çizerken, Çin halkını büyük bir güvenle yeni bir döneme adım atmaya teşvik ediyor. Son zamanlarda birçok uluslararası kuruluş, Çin'in ekonomik büyüme beklentilerini yukarı yönlü revize etti. Pek çok uluslararası ekonomi uzmanı, Çin ekonomisinin gelecekte daha güçlü bir büyüme kaydedebileceğini düşünüyor. Yeni yılda, Çin'in dış ilişkileri ve işbirlikleri açısından bir dizi önemli gelişme yaşanacak. Çin-Afrika diplomatik ilişkilerinin kuruluşunun 70. yılı, Çin’in ev sahipliğindeki ikinci Çin-Arap Ülkeleri Zirvesi ve 33. Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi gibi büyük etkinlikler planlanıyor. Tıpkı Cumhurbaşkanı Xi’nin dile getirdiği gibi, Çin her zaman tarihin doğru tarafında duruyor, tüm ülkelerle birlikte el ele vererek barış ve gelişmeyi hızlandırmaya, insanlığın kader birliğini inşa etmeye hazır bulunuyor. 2026 yılında Çin, Ay Takvimi'ne göre “At Yılı”nı karşılayacak. At, Çin kültüründe dinamizm, girişimcilik ve ilerlemeyi simgeler. Çin’in iktidar partisi ÇKP’nin liderliğinde, 1,4 milyardan fazla Çin vatandaşı, büyük başarılar elde etmek için kararlılıkla çaba gösterecek ve yenilikçi adımlar atarak geleceği şekillendirmeyi hedefleyecek. 15. Beş Yıllık Plan’ın güçlü bir başlangıç yapması ve Çin tarzı modernleşme yolunda yeni bir dönemin açılması için yoğun gayret sarf edilecek. Kendine güvenen, dışa açık ve kararlı bir şekilde ilerleyen Çin, dünyaya daha fazla güven ve güç katacak. Yazar: Cao Beidan

Çin’den Avrupa Birliği’nin CBAM kısıtlamalarına tepki geldi Haber

Çin’den Avrupa Birliği’nin CBAM kısıtlamalarına tepki geldi

Bugün yürürlüğe giren CBAM kapsamında son günlerde yayımlanan yasa teklifleri ile uygulamalara dikkat çeken Bakanlık Sözcüsü yaptığı açıklamada, bunlar arasında karbon emisyon yoğunluğu için varsayılan değerlerin belirlenmesi ve kapsamın genişletilmesi planlarının yer aldığını belirti. AB’nin Çin’in yeşil ve düşük karbonlu kalkınma alanında elde ettiği önemli başarıları görmezden gelerek, Çin menşeli ürünler için belirgin şekilde yüksek varsayılan değerler belirlediğine işaret eden sözcü, AB’nin önümüzdeki üç yıl içinde söz konusu varsayılan değerleri her yıl artırmayı planladığını hatırlattı. Bu planın, Çin'in mevcut seviyesi ve gelecekteki gelişim eğilimine uygun olmadığını, aynı zamanda Çin’e karşı adaletsiz ve ayrımcı bir muamele olduğunu belirten sözcü, AB’nin bu uygulamalarının Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) "en çok kayrılan ülke muamelesi" ve "ulusal muamele" ilkelerini ihlal ettiğini ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ndeki "ortak ancak farklılaştırılmış sorumluluklar" ilkesine de aykırı olduğunu vurguladı. Sözcü, AB’in 2028'den itibaren CBAM kapsamını makine ekipmanları, otomobil ve parçaları ve ev aletleri gibi yaklaşık 180 çelik ve alüminyum yoğun ürünü de içerecek şekilde genişletmeyi öngören bir yasa tasarısı sunduğunu ifade etti. Bu tasarının iklim değişikliğiyle mücadele kapsamını aştığını ve belirgin şekilde tek taraflılık ve ticaret korumacılığı niteliği taşıdığını belirten sözcü, Çin’in bundan ciddi endişe duyduğunu ve kararlılıkla karşı çıktığını dile getirdi. Sözcü, Çin’in AB'nin yakın zamanda 2035 yılı fosil yakıtlı yeni araç yasağını değiştirerek birlik içindeki kontrol düzenlemelerini gevşettiğini de not ettiğini belirtti. AB’in dışarıya karşı yeşil adı altında korumacılık yaparken, içeride düzenlemeleri gevşeterek emisyon azaltma gereksinimlerini düşürdüğünü hatırlatan sözcü, bu çelişkili yaklaşımın tipik bir çifte standart olduğunu kaydetti. Sözcü, sözlerine şöyle devam etti: “AB, tarihsel emisyon sorumluluğunu, ülkelerin kalkınma aşamalarını ve teknoloji seviyelerini görmezden gelerek, ‘karbon kaçağını’ önleme bahanesiyle yeni ticaret korumacılığı uygulayarak, kendi karbon standartlarını gelişmekte olan ülkelere dayatıyor. Bu iklim ve ticaret yönetim kuralları arasında çatışmaya neden olurken, gelişmekte olan ülkelerin iklim eylemi maliyetlerini artırıyor ve uluslararası toplumun karşılıklı güvenine ciddi zarar veriyor. Bu, tarafların iklim değişikliğine karşı işbirliği yapma ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etme çabalarına tamamen aykırıdır. AB’nin iklim ve ticaret ile ilgili uluslararası kurallara uymasını, tek taraflılık ve korumacılığı terk etmesini, piyasa açıklığını korumasını ve adil, bilimsel ve ayrımcı olmayan ilkeler doğrultusunda yeşil alanda ticaret ve yatırımı serbestleştirme ve kolaylaştırmayı teşvik etmesini umuyoruz. Çin, AB ile işbirliği içinde küresel iklim değişikliğiyle mücadele etmeye isteklidir, ancak herhangi bir adaletsiz ticaret kısıtlamasına yanıt vermek, kendi kalkınma çıkarlarını, Çinli şirketlerin meşru haklarını ve küresel endüstri ve tedarik zincirlerinin istikrarını korumak için gerekli tüm önlemleri kararlılıkla alacaktır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.