Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeşil Dönüşüm

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yeşil Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşil Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Bursa’nın enerji talebi son 24 yılda 5 kat arttı Haber

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar: Bursa’nın enerji talebi son 24 yılda 5 kat arttı

BTSO Ağustos Ayı Meclis Toplantısı’na katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Bursa’nın Türkiye ekonomisinin büyümesinde itici güç olduğunu belirterek, kentin önümüzdeki dönemde daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacağını ifade etti. “ENERJİ, MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Bayraktar, Türkiye’nin enerji talebinin son 24 yılda yaklaşık 3 kat arttığını, buna karşın Bursa’daki artışın 5 kat olduğunu vurguladı. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini söyleyen Bayraktar, “Enerji meselesi bir milli güvenlik meselesidir” dedi. Türkiye’nin kullandığı her 3 birim enerjinin 2’sini ithal ettiğini belirten Bayraktar, hedeflerinin ülkeyi hem madenlerde hem de enerjide net ihracatçı konuma taşımak olduğunu kaydetti. AKKUYU VURGUSU Bakan Bayraktar, Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile Türkiye’nin nükleer enerji üreten ülkeler ligine gireceğini söyledi. Santralde Bursa sanayisinin ürettiği ekipmanların da kullanıldığını belirten Bayraktar, enerji dönüşümünde yerli ekipman üretiminin önemine dikkat çekti. SANAYİCİDEN KESİNTİSİZ VE ÖNGÖRÜLEBİLİR ENERJİ TALEBİ BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise sanayinin en önemli beklentisinin kesintisiz, kaliteli ve öngörülebilir maliyetli enerji olduğunu söyledi. Burkay, enerji altyapısının güçlendirilmesi, yeşil dönüşüm yatırımları ve sanayinin değişen ihtiyaçlarına uygun düzenlemelerin önemine işaret etti. Burkay ayrıca, BTSO’nun dijital dönüşüm projesi kapsamında geliştirilen KOBİ Diyalog uygulamasıyla 60 bin üyeye daha güçlü katılım imkânı sunulacağını belirtti. Burkay, sanayi alanlarına duyulan ihtiyacı karşılamak için geliştirilen KOBİ OSB projesine kısa sürede 2 bin 500’ün üzerinde başvuru yapıldığını açıkladı. Bursa’nın üretim gücünü destekleyecek yeni sanayi alanlarının önemine dikkat çekti. Toplantıda iş dünyası temsilcileri de enerji alanındaki talep ve önerilerini Bakan Bayraktar’a iletti. Program, hediye takdimiyle sona erdi.

Cevdet Yılmaz Eskişehir’de Ekonomiyi Değerlendirdi: Enflasyon, Cari Açık ve Yeni Finansal Paketler Gündemde Haber

Cevdet Yılmaz Eskişehir’de Ekonomiyi Değerlendirdi: Enflasyon, Cari Açık ve Yeni Finansal Paketler Gündemde

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir’de düzenlenen Ekonomi İstişare Toplantısı’nda küresel ekonomideki gelişmeler, Türkiye ekonomisinin görünümü, enflasyonla mücadele, cari açık ve özel sektörün finansmana erişimi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir programı kapsamında gerçekleştirilen **“Eskişehir Kalkınma Platformu Ekonomi İstişare Toplantısı”**nda iş dünyası ve ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Küresel ekonominin jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve ülkelerin daha korumacı politikalara yöneldiği bir süreçten geçtiğini belirten Yılmaz, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmenin de ekonomilerin geleceğini şekillendiren temel başlıklar arasında bulunduğunu söyledi. Türkiye'nin bu değişim sürecinde ekonomi politikalarını kararlı biçimde uygulamasının önemine dikkat çekti. Türkiye'nin bütçe ve cari açığı yönetilebilir seviyede Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cevdet Yılmaz, bütçe ve cari açığın yönetilebilir seviyelerde olduğunu ifade etti. Deprem nedeniyle gerçekleştirilen yüksek harcamalara rağmen 2025 yılında bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2,9olarak gerçekleştiğini belirten Yılmaz, cari açığın ise yüzde 1,9 seviyesine gerilediğini aktardı. Birkaç yıl önce yüzde 5-6 seviyelerinde bulunan cari açığın önemli ölçüde azaltıldığını belirten Yılmaz, savaşlar ve enerji maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle bu yıl cari açıkta bir miktar artış yaşanabileceğini, ancak açığın yönetilebilir düzeylerde kalmasının beklendiğini söyledi. Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdüğünü hatırlatan Yılmaz, 2020-2025 döneminde dünya ekonomisinin kümülatif büyümesinin yüzde 19, Türkiye ekonomisinin büyümesinin ise yüzde 35 olduğunu belirtti. Yılmaz ayrıca temmuz itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatının 278 milyar dolara, hizmet ihracatı da dahil toplam ihracatın ise 401 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Enflasyonla mücadelede yeni hedefler güncellenecek Toplantının öne çıkan başlıklarından biri de enflasyon oldu. Enflasyonun ekonomi politikalarının öncelikli gündem maddelerinden biri olduğunu belirten Yılmaz, 2024 yılında yüzde 75'in üzerinde seyreden enflasyonda başlayan düşüş eğiliminin devam ettiğini ifade etti. Temel mallardaki yıllık enflasyonun temmuz ayında yüzde 16,8 seviyesine gerilediğini aktaran Yılmaz, hizmet enflasyonunda da aşağı yönlü hareketin başladığını ve hizmet enflasyonunun ilk kez yüzde 40'ın altına indiğini söyledi. Ekonomi politikalarının yalnızca para ve maliye politikalarıyla sınırlı olmadığını belirten Yılmaz, arz yönlü tedbirlerin de sürece dahil edildiğini kaydetti. Bu kapsamda Orta Vadeli Program'daki makroekonomik hedeflerin güncelleneceğiniaçıkladı. Gıda arzı için yeni adımlar geliyor Enflasyonla mücadelede arz yönlü politikaların önemine dikkat çeken Yılmaz, özellikle gıda, sosyal konut, enerji ve lojistik alanlarının öncelikli konular arasında bulunduğunu belirtti. Gıda üretiminin ve arzının artırılmasının hem vatandaşların refahı hem de fiyat istikrarı açısından kritik olduğunu ifade eden Yılmaz, sulama yatırımlarının artırıldığını söyledi. Gıda Komitesi'nin çalışmalarına da değinen Yılmaz, fiyat hareketlerinin daha yakından izleneceğini ve gıda piyasasındaki gelişmelerin haftalık olarak takip edileceğini belirtti. Arz ve talep koşullarının erken uyarı mekanizmalarıyla izleneceğini aktaran Yılmaz, gerekli durumlarda hızlı şekilde tedbir alınacağını ve gıda alanındaki çalışmaların yoğunlaştırılacağını kaydetti. Enerjide yerli üretimin artırılması, Türkiye'nin enerji bağımsızlığının güçlendirilmesi ve lojistik maliyetlerinin azaltılması da Yılmaz'ın işaret ettiği diğer arz yönlü politikalar arasında yer aldı. Sanayici ve KOBİ'ler için yeni finansman paketleri hazırlanıyor Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, özel sektörün finansmana erişiminin de ekonomi gündeminin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. Fiyat istikrarının sağlanması ve ekonomik risklerin azaltılmasıyla birlikte finansman maliyetlerinin zaman içinde düşmesinin beklendiğini belirten Yılmaz, çiftçi ve esnafa yönelik sübvansiyonlu kredi imkanlarının sürdüğünü ifade etti. Reeskont kredilerinde finansman maliyetlerinin daha uygun seviyelere çekilmesi için çalışmaların devam ettiğini belirten Yılmaz, sanayiciler ve KOBİ'ler için yeni finansal paketler üzerinde çalışıldığını açıkladı. Yılmaz, seçici destek mekanizmaları ve hedef odaklı ekonomi politikalarıyla Türkiye ekonomisinin dengeli büyümesinin desteklenmeye devam edeceğini vurguladı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı kapsamında küresel pazarlara açılmanın destekleneceğini açıkladı. Haber

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı kapsamında küresel pazarlara açılmanın destekleneceğini açıkladı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda teknoloji odaklı girişimlere yönelik yeni destek programını duyurdu. KOSGEB tarafından hayata geçirilen COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı ile temiz enerji, iklim teknolojileri, sürdürülebilir tarım, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finans alanlarında faaliyet gösteren girişimlerin uluslararası pazarlara açılmasının desteklenmesi hedefleniyor. GİRİŞİMLERE 6,5 MİLYON TL’YE KADAR DESTEK Program kapsamında TEKMER işletici kuruluşları ile GO sahibi teknopark yönetici şirketlerine 6,5 milyon TL’ye kadar destek sağlanacak. Destek sayesinde söz konusu kuruluşların bünyelerinde yer alan girişimlerin uluslararası büyümelerini sağlayacak hızlandırma programlarının hayata geçirilmesi amaçlanıyor. Programla girişimlerin yalnızca yurt dışı pazarlara erişiminin değil, aynı zamanda yeni yatırım ve iş birliği fırsatlarına ulaşmasının da güçlendirilmesi hedefleniyor. Bakan Kacır, desteğin Türkiye’nin yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma vizyonu doğrultusunda teknoloji girişimlerinin küresel ölçekte büyümesine katkı sağlayacağını belirtti. SON BAŞVURU 30 AĞUSTOS COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı için son başvuru tarihi 30 Ağustos 2026 olarak açıklandı. Başvuru ve programın ayrıntılarına KOSGEB’in resmi internet sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi'ne 'RES' ödülü Haber

Kayseri Büyükşehir Belediyesi'ne 'RES' ödülü

Kayseri Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir şehircilik ve yenilenebilir enerjiye yönelik gerçekleştirdiği öncü yatırımlarla ulusal düzeyde yeni bir başarıya imza attı. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından organize edilen 2025 Verimlilik Proje Ödülleri'nde, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Ulaşım A.Ş. imzalı ve toplu ulaşım sektörünün Türkiye'deki ilk Rüzgâr Enerji Santrali (RES) Projesi, Kamu Yeşil Dönüşüm Kategorisi'nde ikinci seçildi. Ankara KOSGEB Başkanlığı Konferans Salonu'nda düzenlenen 11. Verimlilik Proje Ödülleri Töreni'nde ödül, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç'a, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tarafından takdim edildi. Kazandıkları bu ödülün, vizyoner yatırımların ve çevre dostu belediyecilik yaklaşımının somut bir getirisi olduğunu belirten Başkan Büyükkılıç, Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdikleri bu projeyle Kayseri'nin başarısını bir kez daha tescillediklerini dile getirdi. Büyükkılıç, "Büyükşehir Belediyesi olarak temiz ve yenilenebilir enerji yatırımlarımızı stratejik bir planlama ile devam ettiriyoruz. Toplu taşımacılıkta rüzgâr enerjisinden yararlanan Türkiye'nin ilk belediyesi olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. 21 MW kurulu güce sahip RES yatırımımızla bir yandan doğayı korurken, diğer yandan enerji giderlerini düşürerek kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasına destek sağlıyoruz. Bu değerli ödülü Sayın Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Mehmet Fatih Kacır'ın ellerinden almak bizleri ayrıca onurlandırmıştır" şeklinde konuştu. Kayseri'nin sadece ulaşım değil, yeşil dönüşüm ve enerji verimliliği konularında da örnek teşkil eden uygulamalara imza attığını kaydeden Başkan Büyükkılıç, şunları ekledi: "Yenilikçi, sürdürülebilir ve çevre dostu yatırımlarımızla hem şehrimize hem de ülkemize katma değer sağlıyoruz. Yenilenebilir enerjiye yönelik hamlelerimizi artırarak sürdürecek, Kayseri'yi temiz enerji ve yeşil dönüşüm süreçlerinde Türkiye'nin öncü şehirlerinden biri yapmaya kararlıyız." Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç'ın temiz ve yenilenebilir enerji vizyonuyla hayata geçirilen enerji yatırımlarının kritik bir parçası olan 21 MW kurulu güce sahip Rüzgâr Enerji Santrali (RES), Kayseri'yi enerji alanında Türkiye'nin lokomotif şehirleri arasına taşırken, toplu ulaşımda rüzgâr enerjisini kullanan ilk belediye projesi olmasıyla da ön plana çıkıyor.

BTSO’nun hizmet kalitesinde 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazandı. Haber

BTSO’nun hizmet kalitesinde 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazandı.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla düzenlenen TOBB 2026 Akreditasyon Sertifika Töreni, Ankara’daki TOBB İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda yapıldı. Güncellenen sistemle birlikte Türkiye'de ilk kez takdim edilen 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olan BTSO, 60 bini aşan üyesine sağladığı hizmet kalitesini ve kurumsal gelişim vizyonunu en üst düzeyde kanıtlamış oldu. Burkay: “Dönüşüm Sürecimizin Güçlü Bir Meyvesi” Törende değerlendirmelerde bulunan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almanın kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu ifade etti. Bu başarının 2013 yılından bu yana kararlılıkla yürütülen dönüşüm hamlelerinin bir sonucu olduğunu belirten Burkay, şunları söyledi: “Yenilenen TOBB Akreditasyon Sistemi’nde en yüksek seviye olan 7 yıldızlı akreditasyona layık görülen 4 oda ve borsadan biri olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sonuç, 2013 yılından beri azimle sürdürdüğümüz dönüşüm yolculuğumuzun, üyelerimizi odak noktasına alan hizmet anlayışımızın, yenilikçi projelerimizin ve kurumsal gelişim hedefimizin somut bir göstergesidir.” Burkay, bu başarıda emeği geçen tüm BTSO personelini kutlayarak, belgenin 60 binden fazla BTSO üyesi ve Bursa iş dünyasına hayırlı olmasını temenni etti. Türkiye’deki oda ve borsa yapısının gelişmesine öncülük eden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkürlerini sunan Burkay, akreditasyon sisteminin uluslararası düzeyde örnek alınan bir yapıya evrilmesinde Hisarcıklıoğlu’nun vizyoner yaklaşımının kritik bir rol oynadığını dile getirdi. Hisarcıklıoğlu: “Şehrinizi Markalaştırmak İçin Liderlik Sizde” TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise törendeki konuşmasında, 11’i ilk kez olmak üzere toplam 73 oda ve borsaya akreditasyon sertifikası verildiğini açıkladı. Akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal dönüşüm sürecinde temel bir taş olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, bu sistem sayesinde kurumların kendilerini yenilediğini, yeni projeler geliştirdiğini ve küresel iş birlikleri kurduğunu belirtti. Oda ve borsaların şimdiye kadar 2 bin 750 projeyi hayata geçirdiğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, 30’u aşkın ülkede benzer kurumlarla ortak çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Oda ve borsaların uluslararası yarışmalardan ödüllerle döndüğüne değinen Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Akreditasyon sistemiyle oda ve borsalarımız dönüşüm gerçekleştiriyor, gelişiyor, proje üretiyor, dünyaya açılıyor ve bölgelerine kaynak yaratıyor. Ürettikleri projelerle dünya genelindeki oda ve borsaların katıldığı yarışmalarda ödüller kazanıp dünya şampiyonu oluyorlar. Kurumlarımız, girişimcilerimize en kaliteli hizmeti sunan merkezler haline geldi.” Şehirlerin markalaşma yolculuğunda oda ve borsaların kritik bir sorumluluğu olduğunu hatırlatan Hisarcıklıoğlu, “İl ve ilçelerin kanaat önderleri sizlersiniz. Şehrinizi marka yapmak için liderlik sorumluluğunu sizler üstleneceksiniz. Camiamıza ve girişimcilerimize rehberlik etmeniz gerekiyor.” dedi. Akreditasyon Sistemine Yeni Kriterler Geldi Hisarcıklıoğlu, değişen ticari ve ekonomik koşullara adapte olabilmek adına TOBB Akreditasyon Sistemi standartlarının güncellendiğini bildirdi. Yeni dönemde e-ticaret, tedarik zinciri yönetimi, AR-GE, sosyal sorumluluk, yerel değerlerin tanıtılması, dijital ve yeşil dönüşüm gibi başlıkların değerlendirme kapsamına alındığını belirten Hisarcıklıoğlu, eski A, B ve C sınıfı kategorilerin yerini 4, 5, 6 ve 7 yıldızlı puanlama sisteminin aldığını belirtti. Bolat: “Akreditasyon Modeli İslam Dünyasına Yayılıyor” Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise TOBB tarafından yürütülen akreditasyon çalışmalarının, Türkiye genelindeki oda ve borsaların çalışma disiplini ile hizmet kalitesini artırmayı amaçladığını söyledi. Sistemin meslek kuruluşlarının kurumsal kapasitesini yükselttiğini belirten Bolat, bu modelin Türkiye sınırlarını aşarak İslam ülkelerindeki ticaret odaları tarafından da örnek alınmaya başlandığını vurguladı. Küresel ekonomideki korumacılık eğilimlerine ve dijital dönüşümün rekabeti yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Bolat, Türk sanayisinin ihracat ve üretim gücünün korunmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. Bakan Bolat, Türkiye’nin ticari diplomasi ve uluslararası müzakere süreçlerini TOBB ve özel sektörle koordineli şekilde sürdürdüğünü belirterek, oda ve borsaların iş dünyasına rehberlik eden güçlü yapılar olmasının Türkiye ekonomisine yüksek katkı sağladığını belirtti. BTSO, 60 Bini Aşkın Üyesine Sunduğu Hizmet Kalitesini Tescilledi TOBB Akreditasyon Kurulu Başkanı Faik Yavuz’un, sistemin kurumsal kapasiteye katkıları üzerine yaptığı konuşmaların ardından, belge almaya hak kazanan kurumlara sertifikaları verildi. Toplam 289 oda ve borsanın akreditasyon sürecini tamamladığı sistemde BTSO, en üst derece olan 7 yıldızlı akreditasyon belgesiyle Bursa iş dünyasına sunduğu hizmetlerin niteliğini ulusal düzeyde bir kez daha tescillemiş oldu. BTSO’nun kazandığı 7 yıldızlı akreditasyon; üyeyi merkeze alan hizmet anlayışının, kurumsal gelişim hamlelerinin, yenilikçi projelerinin ve sürdürülebilir dönüşüm vizyonunun güçlü bir kanıtı olarak kaydedildi.

Karbonsuz Karbon Zirvesinde Karbon El İzi Yüksek Olanlar Konuştu Haber

Karbonsuz Karbon Zirvesinde Karbon El İzi Yüksek Olanlar Konuştu

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı(ÇŞİDB) ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ana desteğinde, “Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı 11. İstanbul Karbon Zirvesi’ni 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde İTÜ’de Karbon Nötr gerçekleştirerek Karbon El İzi yükseltenleri ödüllendirdi. Karbonsuz karbon zirvesinin Karbon El İzi yüksek oldu İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu günlük yaşam ve iş dünyasında doğrudan ve dolaylı sera gazları emisyonu yayıp küresel ısınma sonucu iklim değişikliğine sebep olarak Karbon Ayaz İzi(KAİ) yaparız. İklim değişikliği mücadelemizde, bu gidişata dur demek için gücümüz, yaşam döngüsü yönetiminde her yerde, üretim-tüketim-hizmet süreçlerinde Karbon El İzi(KEİ) yükseltmektir. KEİ pozitif etki ve fayda yaratarak iklim teknolojileri desteğinde sera gazları emisyonunu düşürmektir. Zirvemizi ülkemizin ilk ve tek “ISO 20121 Sürdürülebilir Etkinlik Yönetim Sistemi” belgemiz gerekliliklerine uygun ve ST Climate desteğinde “Karbon Nötr” gerçekleştirerek etkinliğimizin KEİ yüksek etkisi için uğraştık. İTÜ Rektörü Prof.Dr. Hasan Mandal ile ÇŞİDB Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan zirveyi açarak sergide incelemede bulundular bilgisini verdi. ÇŞİDB İklim Değişikliği Başkanı Prof.Dr. Halil Hasar ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Dr. Zafer Demircan’ın delegeye hitaplarını sunan Prof. Karaosmanoğlu Kasım 2026’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde zirvemiz çıktılarıyla ayrıcalıklı konumda. Oturum başkanlarımıza, konuşmacılarımıza ve yüksek paydaş katılımı başarımız için delegelerimize hassaten teşekkür ediyorum.Zirve Sonuç Raporu ve Sunum E-Kitabı için çalışmaya başladık dedi. BEŞİKTAŞ BİLSEM İpsiz Karbon Takımı Prof. Karaosmanoğlu çocuklara ulaşarak sürdürülebilir yaşam kültürü kazandırılması, iklim okuryazarı ve KEİ yüksek nesillere katkı SÜT-D hedefimiz için her eğitim yılında bir okulu seçerek öğrenci, öğretmen ve velilerle ilerleyerek eğitim ve uygulamalar yapıyoruz. Bu yıl Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi(BİLSEM) paydaş okulumuz.BEŞİKTAŞ BİLSEM İpsiz Karbon Takımı okullarında ayrı topladıkları atıklardan kuklalar tasarlayıp, yaptılar. Kuklalarının sesi ile bizlere gezegenin iklim krizi çığlığını anlattılar. SÜT-D 2026 Küçük Karbon Kahramanı Ödülü takdimini İTÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. İpek Akın Karadayı, Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanı Dr. Hasan Özçelik birlikte yaptılar. SÜT-D Düşük Karbon Kahramanları SÜT-D 2026 DÜŞÜK KARBON KAHRAMANLARI AKSA Doğalgaz: Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği AKSA Jeneratör: GreenTech ile Enerji Çözümlerimiz İklim Dostu DANONE Türkiye: Sürdürülebilir Çiftlik ENDA Enerji: Suyumuzu yönetiyor, Karbonumuzu Azaltıyoruz ETİ Bakır: Entegre Sürdürülebilirlik Modeli HALKBANK: Enerji Verimliliğiyle Geleceğe Yatırım İMMİB: SEE BRIDGE Projesi İNCİ Akü: Her Akü Bir Tohum İSTAÇ: Güneş’le Daha Güçlü KADOOĞLU Yağ: Ayçiçekte Saklı Güneş, İklimimize Kardeş KARTAL Belediyesi: Ağaçlar Kitap Açıyor KOCAELİ Sanayi Odası: Sanayinin Sürdürülebilir Performans Liderleri NEŞE YENİCE: SÜT-D Seçimi SHELL ve TURCAS Petrol: Toprağa Değil, Geleceğe Dokunuyoruz SOCAR Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon: TRACE: Analizden Prosese-Daha Az Enerji, Daha Düşük Karbon TKYB: Sürdürülebilir Finansman Yolunda Doğa Pozitif, Düşük Karbon TSKB: Yeşil Dönüşüm İçin Türkiye Yeşil Fonu VAKIFBANK: Veri-Validasyon-Verim-Karbon Azaltımı VAKIF Katılım Bankası: Geleceğe Vakfedilen Enerjimizin Gücü Değerlerinde ve Güneş'te

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı Haber

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin ikincisi, 27 Nisan günü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Bahar Özay, Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu ve Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce oldular. Mete İmer: “Artık Gerçekleştirilebilenlerin Samimi Bir Muhasebesini Yapma ve Uygulamayı Öne Çıkarma Zamanı” İklim krizinin etkisini artırmaya devam ettiğini ve COP31’in zor küresel koşullar altında toplanacağını vurgulayan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre son 10 yıl, kayıtlara geçen en sıcak yıllar arasında yer aldı. Diğer taraftan dünyadaki olumsuz politik ve ekonomik gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, bölgesel savaşlar ve iklim finansmanındaki yetersizlikler devam ediyor. Antalya’da Kasım ayında gerçekleşecek 31. Taraflar Konferansı bu koşullar altında toplanacak. Bu nedenle zor bir gündemle karşı karşıyayız,” dedi. Paris İklim Anlaşması’ndan bu yana geçen 10 yılda hedeflere ne kadar yaklaşıldığının samimi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Mete İmer, “Uygulama artık belirleyici bir aşama haline geldi. Geride kalan dönemde hedeflere ne kadar yaklaşıldığını, uygulamanın ne ölçüde başarılı olduğunu açık biçimde muhasebe etmeliyiz. Türkiye olarak da bu muhasebeyi yapmalı; yasal düzenlemelerimizi ne kadar hayata geçirdiğimizi, iklim finansmanını ne ölçüde temin edebildiğimizi ve toplumu harekete geçirmek için neler yaptığımızı sorgulamalıyız. Eksikliklerimizi gidermemiz büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu. Özellikle kentlerin iklim krizine karşı dirençli hale getirilmesinin giderek daha acil bir başlık haline geldiğine işaret eden Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumu yakından ilgilendiren ve giderek daha acil hale gelen konu, kentlerin ve yaşam alanlarının iklim krizine karşı direnç kazanmasıdır. Yaşadığımız seller, afetler ve kuraklıklar; şehirlerde bundan sonra daha güvenli bir yaşam için altyapı yatırımlarını, bu alana yönelik finansman ihtiyacını ve yerel yönetimlerin rolünü öncelikli hale getirdi. Bu nedenle bu toplantıda ve bundan sonraki söyleşilerimizde belediye temsilcilerine de söz vermek, onları dinlemek istiyoruz. Çünkü burada belediyelerin sorumluluğu ve yapacakları çalışmalar çok önemli.” Selda Susal Saatçi: “Her 5 Saniyede Bir Futbol Sahası Kadar Verimli Toprak Kaybediliyor” İklim krizinde “uygulama” ve “sonuç” odaklı yeni bir döneme girildiğini vurgulayan Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’e doğru ilerlerken aslında bir kırılma noktasındayız. Yıllarca hedefleri ve taahhütleri konuştuk; artık bu hedeflerin sahadaki karşılığını, uygulamaların somut çıktılarını görmeye ihtiyaç duyuyoruz. COP31’in de bu yaklaşım üzerine kurulduğunu yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede döngüsel ekonomi, atık yönetimi, iklim finansmanına erişim, tarım, su ve gıda güvenliği, adil dönüşüm ve gençlik katılımı öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor,” dedi. Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan bir yaklaşım benimsediklerini belirten Selda Susal Saatçi, “Biz Anadolu Efes olarak ‘7. nesil düşünce’ yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Yani bugün aldığımız her kararın, yaptığımız her eylemin gelecek nesiller üzerindeki etkisini gözetiyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca bir başlık değil, iş yapış biçimimizin merkezinde yer alan ve uzun vadeli değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olan dönüştürücü bir strateji. Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasını ilk gerçekleştiren şirketlerden biri olarak çevresel, sosyal ve yönetişim performansımızı şeffaf şekilde paylaşıyoruz ve son iki yıldır entegre raporlama yaklaşımını benimsiyoruz,” diye konuştu. Selda Susal Saatçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım, iklim krizinden en çok etkilenen ve aynı zamanda krizi etkileyen alanlardan biri. Küresel ölçekte tarımsal faaliyetler emisyonların yaklaşık yüzde 13’ünü oluştururken, su kaynaklarının yüzde 70’inden fazlasını tüketiyor. Her yıl yaklaşık 75 milyar ton verimli toprak kaybediliyor; bu, her 5 saniyede bir futbol sahası büyüklüğünde alanın yok olması anlamına geliyor. Artan nüfusla birlikte 2050’ye kadar tarımsal üretimin iki katına çıkması gerekiyor. Bu tablo, tarımda daha dayanıklı ve sürdürülebilir yöntemlere geçişi zorunlu kılıyor. Bu kapsamda biz de onarıcı tarım uygulamalarına odaklanıyoruz. Yaptığımız pilot çalışmalarda somut ve cesaret verici sonuçlar elde ettik. Toprak organik maddesinde yüzde 25’e varan artış, su tutma kapasitesinde yüzde 13 iyileşme ve hektar başına 6,7 ton karbon tutulumu sağladık. Bu sonuçlar ışığında bu yıl onarıcı tarım uyguladığımız alanları genişletme kararı aldık. Bununla birlikte, çiftçilere sağladığımız 220 milyon TL’yi aşan teşvik paketi, gençlere yönelik sürdürülebilir tarım eğitim programları ve kadınların güçlenmesine katkı sunan döngüsel ekonomi projeleriyle bütüncül bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Tarım, gıda güvenliği, sıfır atık, gençlik ve eğitim başlıklarında atılan adımların tek başına değil, iş birlikleriyle ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz; COP31’in de bu anlamda güçlü bir sinerji yaratma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz.” Dr. Bahar Özay: “Sürdürülebilirlik Artık Sadece Çevresel Değil, Ekonomik ve Jeopolitik Bir Mesele” Sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir gündem değil, ekonomik, teknolojik ve jeopolitik boyutları olan çok katmanlı bir dönüşüm alanı haline geldiğini vurgulayan BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Dr. Bahar Özay, “Bugün içinde bulunduğumuz tablo, sürdürülebilirlik ve iklim konularının ekonomi politikalarından enerji ve gıda güvenliğine, toplumsal refahtan küresel rekabet gücü ve dış politikaya kadar uzanan yapısal bir dönüşüm gündemi haline geldiğini açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın başarılması için belirlenen 2030 takvimi bağlamında yapılan değerlendirmeler, amaçların yalnızca yaklaşık yüzde 17’sinin hedeflenen hızda ilerlediğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Küresel ölçekte sürdürülebilirlik hedeflerinin önündeki en temel engelin kalkınma ve iklim finansmanındaki açık olduğuna dikkat çeken Dr. Bahar Özay, “Bugün geldiğimiz noktada finansman konusu belirleyici bir kırılma alanı. 2015 yılında yıllık 2,5 trilyon dolar olarak hesaplanan ihtiyaç, bugün 4 trilyon dolar seviyesine ulaşmış durumda. Mevcut kaynakların adil, etkin ve verimli kullanılamaması ve çok taraflı iş birliklerinde yaşanan sorunlar, bu süreci daha da zorlaştırıyor. Aynı zamanda jeopolitik gelişmeler, çatışmalar ve küresel yönetişim mekanizmalarındaki zayıflama, sürdürülebilirlik gündeminin ilerlemesini doğrudan etkiliyor” dedi. Dr. Bahar Özay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çok katmanlı kriz ortamında Türkiye’nin ‘orta güç’ olarak farklı bölgeler, ekonomiler ve aktörler arasında köprü kurabilecek önemli bir rol üstlenme potansiyeli bulunuyor. COP31 süreci, Türkiye’nin hem yeşil dönüşüm hem de kalkınma ve iklim finansmanı ile uluslararası diyalog açısından konumunu güçlendirebileceği kritik bir fırsat sunuyor. Türkiye gibi ‘zanaatkar devlet’ olarak tanımlanabilecek ülkeler, değişen küresel koşullara daha hızlı uyum sağlayabilen, mevcut araç ve kurumları yeniden şekillendirme kapasitesine sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda hem sanayi politikalarının daha düşük karbon yoğunluklu ve yüksek katma değerli bir yapıya evrilmesi hem de eğitim ve gençlik odaklı iklim eylemlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle COP31 kapsamında iklim eğitimi ve gençlik katılımının değerlendirilmesi, Türkiye’nin avantajlı olduğu alanlardan biri olarak öne çıkıyor.” Pelin Kıvrıkoğlu: “İklim Eyleminde Yerel Yönetimler Uygulamanın Doğrudan Sahasında” Yerel yönetimlerin iklim eyleminde doğrudan uygulayıcı rol üstlendiğini vurgulayan Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu, “Yerel yönetimler olarak sürecin tam sahasındayız ve doğrudan vatandaşla temas eden bir yapı olarak iklim politikalarının uygulamadaki karşılığını üretmekle sorumluyuz. Üsküdar Belediyesi olarak 2021 yılında hazırlanan sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planımız kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefiyle ilerliyoruz. Ancak eylem planlarının yalnızca raflarda kalan stratejik dokümanlar olmaması, izlenebilir ve ölçülebilir uygulamalarla desteklenmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni dönem ihtiyaçlarını da kapsayan güncel bir iklim eylem planı çalışmasını başlatmış bulunuyoruz” dedi. Emisyon kaynakları ve yerel yönetimlerin sınırlılıklarına da dikkat çeken Pelin Kıvrıkoğlu, “2024 yılı itibarıyla sera gazı emisyonumuzu 1.832.339 ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesapladık. Bunun yüzde 70’i enerji, yüzde 23’ü ulaşım ve yüzde 7’si ise atık kaynaklı. Ancak enerji tüketiminin önemli bir bölümü hane ve sanayi kaynaklı olduğu için yerel yönetimlerin doğrudan müdahale alanı dışında kalıyor. Bu durum, özellikle enerji başlığında tüm ilçe belediyeleri için ortak bir zorluk yaratıyor. Buna rağmen CDP raporlamasında B skoru elde ettik ve uluslararası ağlara üyeliklerimizle birlikte iyi uygulamaların paylaşımı ve görünürlüğü açısından önemli bir ilerleme sağladık” şeklinde konuştu. Pelin Kıvrıkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uyum ve dirençlilik başlıkları yerel yönetimler için giderek daha kritik hale geliyor. Bu kapsamda enerji yönetimi, sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi projelerini hayata geçiriyoruz. Avrupa Birliği destekli ‘RISE Üsküdar – Riskten Hazırlığa: Üsküdar’da İklim Direncine Giden Kurumsal Yollar’ projesiyle iklim direncine yönelik doğal tabanlı çözümler geliştirirken, ‘Atıksız Üsküdar Atıksız Pazar’ projesiyle semt pazarlarında oluşan organik atıkları komposta dönüştürerek yeniden kullanıma kazandırıyoruz. Bu proje hem ödüller aldı hem de diğer belediyeler için örnek bir uygulama haline geldi. Bunun yanı sıra bitkisel atık yağların toplanması, çevre festivalleri, gıda israfını azaltmaya yönelik çalışmalar ve mahalle buluşmalarıyla vatandaşın sürece aktif katılımını sağlamaya odaklanıyoruz. Yerel ölçekte bu tür somut uygulamaların yaygınlaşmasının iklim mücadelesinde gerçek etki yarattığına inanıyoruz. Ayrıca COP sürecinde yerel yönetimlerin daha görünür olması ve özellikle kadın liderler olarak bu alanda söz söyleyebilmemiz için aktif rol almaya hazırız.” Asya Yüce: “Gençler Sürecin İzleyicisi Değil, Aktif Katılımcısı Olmak İstiyor” Türkiye genelinde 208 üniversiteyi kapsayan iklim elçileri ağını temsil eden Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce, iklim krizinin gençler için teorik bir tartışma değil, doğrudan deneyimlenen bir gerçeklik olduğuna dikkat çekti. Gençlerin iklim sürecinde yalnızca izleyici değil, aktif bir paydaş olduğunu vurgulayan Asya Yüce, “2021 yılından bu yana her üniversiteden seçilen temsilciler olarak kampüslerimizde sürdürülebilirlik ve iklim kriziyle mücadele alanında öncülük ediyoruz. COP31 sürecinde genç katılımının en az yüzde 10 seviyesinde hedeflenmesiyle birlikte kapasitemiz ve etki alanımız da her geçen gün artıyor,” şeklinde konuştu. İklim elçilerinin sahadaki rolüne dikkat çeken Asya Yüce, “Bakanlığımız tarafından düzenlenen eğitim kamplarında iklim değişikliği, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıklarda yoğun eğitimler alıyor; ardından bu bilgi birikimini hem üniversitelerimizde hem de toplum genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Amacımız, iklim krizini teorik bir tartışma alanı olmaktan çıkararak herkesin sahiplendiği bir çevre kültürüne dönüştürmek. Bu kapsamda söyleşiler, paneller ve farkındalık etkinlikleri düzenliyor, aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda iklim diplomasisi yürütüyoruz” dedi. Asya Yüce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraflar Konferansı’nda yalnızca katılımcı değil, çözüm ortağı olarak yer alıyoruz. Birleşmiş Milletler’in gençlik yapılanmalarıyla koordineli çalışarak ulusal gençlik bildirilerini küresel karar vericilere iletiyor, gençlerin taleplerinin ulusal katkı beyanları gibi resmi politika metinlerine dahil edilmesini hedefliyoruz. COP süreci bizim için bir zirve noktası; Türk gençliğinin organize, donanımlı ve çözüm odaklı yapısını uluslararası alanda göstermek istiyoruz. Bu süreçte gençlerin karar mekanizmalarında yalnızca temsil edilmesi değil, kararları doğrudan etkileyen bir konuma gelmesi gerektiğine inanıyoruz.”

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Sapro’ya 30 Milyon Euro Yatırım Haber

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Sapro’ya 30 Milyon Euro Yatırım

TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası), T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan temin ettiği kaynakla kurulan Türkiye Yeşil Fonu’nun 30 milyon Euro tutarındaki ikinci yatırımını Sapro Temizlik Ürünleri’ne gerçekleştirdi. Tamamı sermaye artırımı yoluyla sağlanan ve doğa pozitif üretime pozitif katkı sunan bu yatırımla Sapro Temizlik Ürünleri’nin yeşil dönüşüm ve büyüme stratejilerinin desteklenmesi hedefleniyor. Türkiye Yeşil Fonu ile Türkiye’nin kalkınma planı doğrultusunda büyüme ve gelişme potansiyeli taşıyan alanlarda katma değer sağlayan firmalara orta-uzun vadeli yatırımlar yaparak sera gazı salımlarının azaltılması ve Türkiye ekonomisinin yeşil ve kapsayıcı dönüşümünün desteklenmesi amaçlanıyor. Bu doğrultuda sermaye piyasalarının iklim finansmanı odağında derinleşmesine ve çeşitlenmesinde etkin rol üstlenilerek özel sermayenin harekete geçirilmesi de sağlanacak. Avrupa’nın önde gelen ıslak mendil üreticilerinden biri olan Sapro Temizlik Ürünleri, bu ortaklık kapsamında karbon ayak izinin azaltılması, yenilenebilir enerji yatırımları, verimlilik projeleriyle atık ve su yönetimi gibi çevresel dönüşüm planlarını hayata geçirecek. Yatırım aynı zamanda Türkiye’nin 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda sanayide kapsayıcı ve yeşil dönüşümü hızlandırmayı amaçlıyor. Anlaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “75 yılı aşkın süredir Türkiye’nin çok yönlü kalkınması için çalışan bir banka olarak, kalkınma bankacılığındaki derin uzmanlığımızı yatırım bankacılığı alanındaki faaliyetlerimizle birleştirerek kurduğumuz Türkiye Yeşil Fonu kapsamında ikinci yatırımımızı gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Dünya Bankası ile uzun soluklu ilişkilerimizin güçlü bir yansıması olan Türkiye Yeşil Fonu ile ortaklığımızı daha da ileriye götürecek işlere imza atarak kalkınmaya desteğimizi büyütüyoruz. Sapro Temizlik Ürünleri ile sağladığımız bu iş birliği, sanayimizin yeşil dönüşümüne ivme kazandırmanın yanı sıra yerli üretimimizin küresel standartlarla uyumunu güçlendirecek stratejik bir adım olma özelliğini de taşıyor. Bu kıymetli iş birliğinin Sapro Temizlik Ürünleri başta olmak üzere tüm paydaşlarımız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Dünya Bankası kaynaklı bir fon olan Türkiye Yeşil Fonu’nun Sapro’ya yapmış olduğu yatırımın sürdürülebilirlik vizyonlarına uyum sağladığını belirten Sapro Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhun Zincirkıran, “Bugün, ıslak mendil kullanımının en önemli alanlarından biri de bebek bakımı. Ailelerin en değerli varlığı olan bebeklerin bakımı bizler için de büyük önem taşıyor. Kurulduğumuz günden beri en kıymetli varlığımız olan bebeklere zarar vermeyecek ürünler geliştiriyor, dünyamızın geleceği için sürdürülebilir ürünler tasarlıyoruz. Private label ıslak mendil üretimi alanında Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise en büyük dört üreticisinden biri olarak doğal içerikler geliştirmeye odaklanmayı sürdürüyoruz. Yüzde yüz geri dönüşümlü, biyoçözünür, kompostlanabilir, yüzde yüz bitki bazlı doğal elyaftan ürettiğimiz ıslak mendil kumaşı yatırımımızla global ölçekte hizmet vermeye devam ediyor, Türkiye’nin kendi alanında en fazla sürdürülebilirlik yatırımı yapan firmaları arasında yer alıyoruz. Türkiye Yeşil Fonu’na, şirketimize sağladığı değerli katkıları ve ülkemizin bu alandaki yatırım ihtiyaçlarını sağlayan ekosistemi oluşturdukları için teşekkürlerimizi sunarız” açıklamasını yaptı. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel, Türkiye Yeşil Fonu’nun, karbonsuzlaşma ve kapsayıcı dönüşüm hedefleri doğrultusunda şirketlerin yeşil dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam ettiğini belirterek, “Sapro Temizlik Ürünleri’ne gerçekleştirdiğimiz bu yatırım, ikinci yatırım olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık otuz yıldır faaliyet gösteren, güçlü ihracat kabiliyeti ve geniş müşteri tabanıyla sektöründe köklü bir konuma sahip olan Sapro; ileri teknoloji ve verimlilik odaklı üretim altyapısıyla dönüşüm açısından güçlü bir başlangıç noktasına sahip. Bu yatırım Türkiye Yeşil Fonu’nun sanayide yeşil dönüşümü somut ve ölçülebilir adımlarla destekleme yaklaşımının sahadaki güçlü bir örneğini oluştururken, Fon kapsamında sağlanan kaynak şirketin karbon ayak izinin azaltılması ve operasyonel verimliliğin artırılmasına yönelik çalışmalar için kullanılacak” dedi. Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ise “Türkiye Yeşil Fonu, kamu kaynaklarının özel sermayeyi harekete geçirerek sanayide dönüşümü ve karbonsuzlaşmayı hızlandırabileceğini gösteriyor. Sapro’ya yapılan yatırım, Türkiye’de düşük karbonlu üretim için ölçeklenebilir bir finansman modelinin ortaya çıktığını işaret ediyor. Dünya Bankası, rekabet gücünü artıran, sanayide yenilikçiliği hızlandıran ve özel yatırımları harekete geçiren platformları desteklemeye kararlıdır” ifadelerini kullandı.

Bolat: AB'nin Türkiye’yi Gümrük Birliği kapsamında tanıması olumlu bir adım Haber

Bolat: AB'nin Türkiye’yi Gümrük Birliği kapsamında tanıması olumlu bir adım

Ticaret Bakanı Bolat, AB ile ekonomik ve ticari konularda yürütülen yoğun diplomasi trafiğinin olumlu sonuçlar verdiğini belirterek, AB’nin hazırlıklarını sürdürdüğü Sanayi Hızlandırma Yasası ve “Made in EU” politikası çerçevesinde Türkiye’nin mevcut Gümrük Birliği kapsamında tanınmasının önemli bir gelişme olduğunu kaydetti. Bolat, AB ile gerçekleştirilen istişareler sonucunda yayımlanan taslakta “AB menşei” şartının Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye’yi de kapsamasını sağlayan yasal zeminin teyit edildiğini ve bunun ticari ilişkiler açısından önemli bir adım olduğunu söyledi. Türkiye’nin özellikle otomotiv başta olmak üzere birçok kritik ürün grubunda Avrupa değer zincirlerinin güvenilir bir parçası olduğuna dikkat çeken Bakan Bolat, şunları kaydetti: “Türkiye, başta otomotiv sektörü olmak üzere birçok kritik ürün grubunda Avrupa değer zincirlerinin ayrılmaz ve güvenilir bir parçasıdır. Bu gelişmenin, Türkiye ile AB arasındaki sektörel entegrasyonu daha da derinleştirmesi, değer zincirlerimizin yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandırması beklenmektedir.” Ömer Bolat, önümüzdeki dönemde mütekabiliyet esasına dayalı olarak kamu alımları piyasalarında karşılıklı açılımın sağlanması ve bağlantısallık ile yeşil dönüşüm gibi alanlarda Avrupa Birliği ile temasların sürdürüleceğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.