Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yerli Üretim

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yerli Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerli Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan SAHA 'dan konuştu: Türkiye küresel güç haline geldi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan SAHA 'dan konuştu: Türkiye küresel güç haline geldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayisi Fuarı kapsamında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay sanayiinde küresel ölçekte dikkat çeken ülkeler arasına girdiğini söyledi. Türk savunma sanayiinin artık yalnızca bölgesinde değil, dünya genelinde güven veren ve yakından takip edilen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Erdoğan, elde edilen başarının arkasında “100 bini aşkın kişinin emeği, milletin desteği ve devletin iradesi” olduğunu vurguladı. “TÜRKİYE HER ALANDA KENDİ SİSTEMİNİ ÜRETEBİLEN BİR ÜLKE” Yeni dönemde konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin bu dönüşümün kurucu aktörlerinden biri olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin milli muharip uçaktan insansız savaş uçaklarına, İHA ve SİHA’lardan elektronik harp sistemlerine, uydu teknolojilerinden füze ve radar sistemlerine kadar geniş bir yelpazede yerli üretim gerçekleştirdiğini kaydetti. Erdoğan, “Denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her alanda kendi imzasını taşıyan sistemleri geliştirebilen bir ülkeyiz” dedi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayisi Fuarı’nda (#SAHA2026) konuşuyor: “Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri, hiç kuşkusuz… pic.twitter.com/KUABVCO5gq — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) May 8, 2026 SAVUNMA İHRACATINDA REKOR VURGUSU Savunma sanayiinde geçmişte yüzde 80 seviyesinde olan dışa bağımlılığın önemli ölçüde azaltıldığını söyleyen Erdoğan, ihracat rakamlarına ilişkin de dikkat çeken veriler paylaştı. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatının ilk kez 10 milyar doların üzerine çıktığını açıklayan Erdoğan, 2026’nın ilk dört ayında ise ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artarak 2 milyar 871 milyon dolara ulaştığını bildirdi. Nisan ayında savunma ve havacılık ihracatının 962 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirten Erdoğan, “23 yıl önce yıllık 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı yaklaşık bir haftada gerçekleştiriyor” ifadelerini kullandı. “TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ STRATEJİK BİR ADIMDIR” Konuşmasında terörle mücadele ve iç güvenlik konularına da değinen Erdoğan, Türkiye’nin tarih boyunca birlik ve dayanışmayla ayakta kaldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım, Terörsüz Türkiye süreci ve Terörsüz Bölge hedefidir” dedi. Terörsüz Türkiye vizyonunun yalnızca Türkiye’yi değil, bölge ülkelerini de huzur, güvenlik ve refah temelinde güçlendirmeyi amaçladığını ifade eden Erdoğan, bunun milletin ortak geleceği açısından stratejik bir vizyon olduğunu kaydetti.

Yüksek Enerji Maliyetlerine Karşı Verimli Çözüm Olarak Isı Pompaları Öne Çıkıyor Haber

Yüksek Enerji Maliyetlerine Karşı Verimli Çözüm Olarak Isı Pompaları Öne Çıkıyor

Enerji kullanımında verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı yeni dönem, ısıtma ve soğutma teknolojilerinde daha yüksek performanslı ve entegre sistemlere geçişi hızlandırıyor. Bu dönüşümde öne çıkan ısı pompaları, konutlardan ticari yapılara ve endüstriyel tesislere kadar geniş bir kullanım alanında, tek bir sistemle hem ısıtma hem de soğutma ihtiyacına yanıt verebiliyor. Aynı zamanda sıcak su üretimi gibi farklı ihtiyaçları da karşılayabilmesi, sistemleri çok yönlü bir çözüm haline getiriyor. Elektrifikasyonun yaygınlaşmasıyla birlikte ısı pompaları, tükettiği elektrik enerjisinin 4 ila 5 katını, uygun koşullarda ise 7–8 katına kadar ısı enerjisine dönüştürebiliyor. Bu yüksek verimlilik, işletme maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlarken enerji kaynaklarının daha etkin kullanılmasını mümkün kılıyor. Düşük karbon salımıyla çevresel etkilerin azaltılmasına destek olan bu sistemler, enerji dönüşümünün en kritik bileşenlerinden biri olarak yeni nesil iklimlendirme anlayışının temelini oluşturuyor. Geniş Kullanım Alanı ile Esnek ve Verimli Çözümler Isı pompaları; konutlar, oteller, ticari yapılar ve endüstriyel tesislerde farklı ihtiyaçlara yanıt verebilen esnek ve ölçeklenebilir bir çözüm olarak öne çıkıyor. Konut uygulamalarında yerden ısıtma, fan-coil sistemleri ve sıcak su üretimi ön plana çıkarken; ticari yapılarda merkezi sistem entegrasyonları yaygın olarak tercih ediliyor. Endüstriyel tesislerde ise proses ısıtma ve soğutmanın yanı sıra atık ısı geri kazanımı, enerji verimliliğini artıran kritik uygulamalar arasında yer alıyor. Hava, toprak ve su kaynaklı alternatifler sayesinde farklı iklim ve altyapı koşullarına uyum sağlanabiliyor. Bununla birlikte hibrit sistem çözümleri, farklı kaynakların avantajlarını bir araya getirerek sistem performansını daha üst seviyeye taşıyor. Özellikle su kaynaklı ısı pompaları, yüksek COP değerleri ve yıl boyunca stabil çalışma karakteristiğiyle büyük ölçekli projelerde güçlü bir çözüm olarak konumlanıyor. Doğru Tasarım ile Maksimum Verimlilik Isı pompası sistemlerinde elde edilen verimlilik, doğrudan doğruya mühendislik tasarımının doğruluğuna bağlı olarak şekilleniyor. Isıtma ve soğutma yüklerinin doğru analiz edilmesi, sistemin kullanılacağı yapının ihtiyaçlarına uygun kapasite seçimi ve kaynak türünün iklim ile altyapı koşullarına göre belirlenmesi, performansı belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra mevsimsel verimlilik değerleri (SCOP/SEER), otomasyon ve kontrol altyapısı ile sistemin çalışacağı sıcaklık seviyeleri gibi teknik parametrelerin bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi, uzun vadede işletme maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Doğru projelendirilmiş bir ısı pompası sistemi, yalnızca enerji tasarrufu sağlamakla kalmayıp aynı zamanda sürdürülebilir, güvenilir ve uzun ömürlü bir kullanım avantajı sunuyor. Isı Pompaları Enerji Verimliliği Açısından Ana Çözüm Haline Geliyor” Isı pompalarının enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından ana çözüm haline geldiğini vurgulayan Form Endüstri Ürünleri Ürün Yönetimi ve Marka Müdürü Pınar Gürler, “Hava kaynaklı, su kaynaklı ve toprak kaynaklı ısı pompası çözümlerinin yanı sıra, farklı uygulama alanlarına yönelik geniş bir ürün gamına sahibiz. Bu sistemler hem ısıtma, soğutma hem de sıcak su ihtiyacını tek bir çözüm üzerinden karşılayabilmekte; özellikle aynı anda ısıtma ve soğutma gerektiren projelerde %100’e varan ısı geri kazanımı sağlayarak yüksek verimlilik sunmaktadır. Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği kapsamında 1 Ocak 2025 itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemeye göre, toplam inşaat alanı 2.000 m² ve üzeri olan yeni binaların enerji ihtiyacının en az %10’unu güneş, rüzgar ve ısı pompası gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılama zorunluluğu bulunmaktadır. Bu düzenleme, özellikle ticari yapılar ve büyük ölçekli projelerde ısı pompası sistemlerinin daha yaygın şekilde tercih edilmesini desteklemektedir. Aynı zamanda enerji verimliliği hedefleri doğrultusunda projelendirme süreçlerinde ısı pompaları kritik bir bileşen haline gelmektedir. Ticari binalar ve endüstriyel tesislerde enerji maliyetlerinin yüksekliği göz önüne alındığında, ısı pompaları yatırım geri dönüş süresinin çoğu projede 1–2 yıl seviyelerine kadar düşebilmesi nedeniyle giderek daha fazla tercih edilmektedir. İzmir’deki üretim tesislerimizde geliştirdiğimiz su kaynaklı ısı pompaları ile yerli üretim gücümüzü artırırken, uluslararası iş birliklerimiz sayesinde global teknolojileri de portföyümüze entegre ediyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda ısı pompalarını, hem ekonomik hem çevresel açıdan en verimli yatırım çözümlerinden biri olarak konumlandırıyoruz. Doğru projelendirme ile uzun vadeli işletme maliyetlerinin düşürülmesine ve karbon emisyonlarının azaltılmasına doğrudan katkı sağlıyoruz. 2026 ve sonrasında enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odağında büyümeyi hedefliyoruz. Yerli üretim kapasitemizi artırarak hem Türkiye’de hem ihracat pazarlarında daha güçlü bir konum almayı, özellikle renovasyon ve enerji dönüşüm projelerinde daha aktif rol üstlenmeyi planlıyoruz.” açıklamasında bulundu.

TEI SAHA 2026’da İleri Üretim Gücü ve Yerli Motorlarını Sergileyecek Haber

TEI SAHA 2026’da İleri Üretim Gücü ve Yerli Motorlarını Sergileyecek

Savunma, havacılık ve uzay sanayisinin önde gelen paydaşlarını bir araya getiren SAHA 2026 kapsamında TEI; Türkiye’nin havacılık motorları alanında geliştirdiği özgün çözümleri ve üretim yetkinliklerini ziyaretçilerle buluşturacak. Fuarda TEI, millî motor programlarında ulaşılan seviyeyi sergilerken küresel havacılık sektörüne sunduğu imalat kabiliyetlerini de tanıtacak ve yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirecek. Millî Motorlar ve İleri Üretim Kabiliyetleri Sergileniyor Fuar kapsamında TEI standında Türkiye’nin en güçlü millî turbofan motoru TEI-TF10000, Türkiye’nin ilk uçak motoru TEI-TF6000, Türkiye’nin ilk millî helikopter motoru TEI-TS1400, Türkiye’nin ilk millî turbodizel havacılık motoru TEI-PD170, mini turbojet motorları TEI-TJ90 ve TEI-TJ65, Türkiye’nin ilk iki zamanlı benzinli havacılık motoru TEI-PG50 ile Türkiye’nin ilk yerli üretim helikopter motoru T700-TEI-701D ziyaretçilerle buluşturulacak. TEI ayrıca fuarda, küresel havacılık motoru programlarına sağladığı imalat katkıları kapsamında LEAP motoru için ürettiği parçaları ve havacılık motorlarında kullanılan ileri üretim tekniklerini yansıtan eklemeli imalat kabiliyetlerini de sergileyecek. SAHA 2026 süresince TEI, uluslararası delegasyonlar ve sektör temsilcileriyle bir araya gelerek mevcut iş birliklerini geliştirmeyi ve yeni ortaklık fırsatlarını değerlendirmeyi hedefliyor.

Yat ve tekne sektörü sezona İzmir’den açılıyor Haber

Yat ve tekne sektörü sezona İzmir’den açılıyor

Türkiye’nin denizcilik alanındaki en prestijli buluşmalarından olan MAST İzmir Boat Show - Tekne, Tekne Ekipmanları ve Deniz Aksesuarları Fuarı, 29 Nisan’da Fuar İzmir’de kapılarını açacak. 350’yi aşkın deniz aracının yanı sıra tekne ekipmanları ve deniz aksesuarlarının da sergileneceği fuar, denizcilik dünyasının tüm paydaşlarını bir araya getirecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve ED Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen MAST İzmir Boat Show, sezon öncesinin son büyük buluşması olarak öne çıkıyor. Alanda sergilenen teknelerin yüzde 70’inin yerli imza taşımasıyla dikkat çeken organizasyon, Türkiye’nin üretim gücünü uluslararası vitrine taşıyacak. Dünyaca ünlü tekne markalarıyla birlikte sektörün önde gelen yerli üreticilerini buluşturacak olan fuarın, denizcilik ekonomisine önemli katkı sunması bekleniyor. Boyları 3 ile 15 metre arasında değişen, fiyatları 100 bin liradan başlayan geniş bir yelpazede sergilenecek deniz araçları, fuarda her bütçeye ve zevke hitap eden seçenekler sunarak deniz tutkunlarına kapsamlı bir deneyim yaşatacak. Her yıl güçlenerek büyüyor İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, fuarın her geçen yıl güçlenerek büyüdüğünü belirterek, “MAST İzmir Boat Show, çok kısa süre geçmesine karşın her yıl artan katılımcı sayısı, sergilenen tekne adedi ve ziyaretçi yoğunluğuyla istikrarlı bir büyüme ortaya koyuyor. Bu gelişim, fuarın kısa sürede sektörün en önemli buluşma noktalarından biri haline geldiğinin en açık göstergesi. İzmir’in denizle kurduğu güçlü bağ ve köklü fuarcılık geleneği, bu başarının temelini oluşturuyor. Denizle iç içe yaşayan bir şehir olarak denizcilik kültürünü büyütmeyi, bu fuar aracılığıyla üreticilerimizi desteklemeyi, sektörün ticaret hacmini ve ihracat potansiyelini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bunu yaparken de sektör temsilcilerimizle birlikte hareket ediyoruz. İZFAŞ olarak ED Fuarcılık ile birlikte, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren, ticareti ve iş birliklerini geliştiren bu yapıyı her yıl daha ileriye taşımak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Yerli üretimden küresel pazara uzanan vitrin MAST İzmir Boat Show’un, Türk denizcilik sektörü açısından önemine dikkat çeken ED Fuarcılık Kurucu Ortağı Dilek Soydan “MAST İzmir Boat Show, yerli üreticilerimiz için sezon öncesi son ve en büyük vitrin olma özelliğini taşıyor. Türk denizcilik sektörü ise tasarım kalitesi ve ileri mühendislik kabiliyetiyle küresel pazarda rekabeti belirleyen bir konuma ulaştı. Bunun en somut göstergesini fuar alanımızda görüyoruz; sergilenen tekneler içindeki yerli üretim ağırlığı yüzde 70 gibi güçlü bir seviyeye ulaştı. Bu yıl, ayrıca sergilenen tekne sayısında yüzde 20’lik artışla 350’nin üzerinde deniz aracını ziyaretçilerle buluşturuyoruz.” dedi. Denizcilik ekonomisinin kalbinin attığı bir merkez ED Fuarcılık Kurucu Ortağı Emel Yılmaz da “Geçtiğimiz yıl dünyanın farklı ülkelerinden ve Türkiye’nin dört bir yanından binlerce ziyaretçiyi ağırlayan fuarımızın, uluslararası arenadaki etkisini daha da artırmayı, daha geniş bir ihracat ve iş birliği ağı oluşturmayı hedefliyoruz. MAST İzmir Boat Show, henüz dördüncü yılında olmasına karşın yalnızca bir sergileme alanı değil; denizcilik ekonomisinin kalbinin attığı bir merkez haline geldi” diye konuştu. Halka açık Sadece sektör profesyonellerinin değil; tekne ve yat tutkunlarının da ilgi göstereceği fuar, broker ve yat satış-kiralama acentalarından distribütörlere, ithalat ve ihracatçılardan, bayilere ve tasarımcılara kadar geniş bir ziyaretçi profilini ağırlayacak. Yeni iş birliklerinin, ihracat bağlantılarının ve sektörel fikir alışverişinin gerçekleşmesine olanak sağlayacak fuar hem sektöre hem de şehir ekonomisine katkı sunacak. Halka açık olarak düzenlenecek MAST İzmir Boat Show, 29 Nisan - 3 Mayıs tarihleri arasında her gün 11.00 - 19.00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak. Fuar hakkında detaylı bilgiye ve online bilete ulaşmak isteyenler www.marinesaloontrade.com.tr adresini ziyaret edebilecek.

Yerli üretim SWM G01 Pro’lar bayilerde yerini aldı Haber

Yerli üretim SWM G01 Pro’lar bayilerde yerini aldı

Uluslararası otomotiv satış ve dağıtım şirketlerinden ATMO Group, 2023 yılının sonunda Çinli otomotiv üreticisi SWM Motors ile giriş yaptığı Türkiye pazarında yerli üretime başladı. Çin’in önde gelen otomotiv üreticilerinden Shineray Group bünyesinde faaliyet gösteren SWM Motors ile Türkiye pazarında kısa sürede önemli başarılara imza atan ATMO Group, kurduğu ortak girişim grubu Urzat Otomotiv A.Ş. üzerinden Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) aralık ayı itibarıyla G01 Pro modelinde seri üretime başlamıştı. Yerli olarak üretimine başlanan SWM G01 Pro’lar showroom’larda yerini aldı. 1 milyon 999 bin TL tavsiye edilen satış fiyatı ile satışa sunulan yeni SWM G01 Pro, segmentinde fiyat/fayda dengesiyle öne çıkan bir SUV modeli olarak konumlanıyor. Yerli üretim SWM G01 Pro’lar, Türkiye’de 5 yıl veya 150 bin kilometre garanti ile sunuluyor. Türk kullanıcıların gerçek beklentilerine yanıt veren, akılcı ve dengeli bir SUV olan SWM G01 Pro, ulaşılabilir fiyatıyla segmentinin en mantıklı ve fiyat/fayda dengesi en başarılı SUV modeli olarak dikkat çekiyor. Eskişehir’de üretimine başlanan yeni SWM G01 Pro, segmentinde akıllı tercih yaklaşımını; tasarım, teknoloji ve donanım dengesini birlikte sunan yapısıyla öne çıkarıyor. Anahtarsız giriş ve butonla açılan kapı sistemi, elektrikli bagaj kapağı, Full LED far teknolojisi ve sportif dış tasarım detayları günlük kullanımda fark yaratıyor. 4.670 mm uzunluğu, 1.855 mm genişliği ve 2.750 mm aks mesafesiyle sınıfında geniş bir iç hacim sunan G01 Pro, hem sürücü hem de yolcular için ferah bir yaşam alanı sağlıyor. İç mekânda siyah ve bej renk seçenekleriyle sunulan premium deri koltuklar, açılabilir cam tavan, 64 renkli ambiyans aydınlatması ve kablosuz şarj gibi özellikler konfor beklentilerini üst seviyeye taşıyor.

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor! Haber

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor!

İklim Haber ve KONDA Araştırma'nın "Türkiye'de İklim Değişikliği Algısı" raporuna göre, Türkiye'de her 10 kişiden 9'u iklim değişikliğinin var olduğunu belirtirken, katılımcıların %54'ü İklim Kanunu hakkında bilgisinin olmadığını ya da yetersiz olduğunu söylüyor. İklim Haber ve KONDA Araştırma, Türkiye'de kamuoyunun iklim değişikliği algısını ölçmek ve iklim krizi hakkındaki görüşlerini öğrenmek için 2018'den bu yana gerçekleştirdiği araştırmanın bu yıl sekizincisini yayımladı. Rapor, her yıl giderek derinleşen iklim krizinin Türkiye'deki etkilerine, iklim inkarcılığına, 2025'te TBMM'de kabul edilen İklim Kanunu'na, enerji tercihlerine ve orman yangınlarına odaklanıyor. Türkiye çapında 1.980 kişiyle hanelerinde görüşme yapılarak gerçekleştirilen yeni araştırmanın sonuçları, İklim Haber'in yeni yayına aldığı internet sayfasından duyuruldu. İklim inkarcılığı geçtiğimiz yıl İklim Kanunu tartışmaları esnasında, özellikle sosyal medyada, öne çıkmış ve TBMM'deki görüşmelerin durmasında etkili olmuştu. İklim Haber bunun üzerine araştırmada iklim değişikliğinin var olup olmadığına dair toplumun ne düşündüğünü anlamak için bir soru yöneltti. Çalışma sonuçlarına göre, Türkiye'de iklim değişikliğinin varlığı toplum genelinde çok güçlü bir kabule sahip. Türkiye'de her 10 kişiden 9'u iklim değişikliğinin var olduğunu belirtirken, bu kanaatin özellikle gençlerde, öğrencilerde, üniversite mezunlarında, modern yaşam tarzını benimseyenlerde daha da yaygın olduğu görülüyor. İklim değişikliği yoktur diyenlerin oranı ise %9 civarında. En Çok Tercih Edilen Enerji Kaynağı Güneş ve Rüzgar! 2025 Temmuz ayında Meclis'ten geçen İklim Kanunu ise, Türkiye'de ilk kapsamlı iklim düzenlemesi olmasına rağmen toplumun büyük bir bölümü tarafından hâlâ yeterince bilinmiyor. Katılımcıların %54'ü kanun hakkında bilgisinin olmadığını ya da yetersiz olduğunu belirtirken, kanunu açık biçimde doğru bulanların oranı oldukça düşük. Daha yaygın tutum ise, kanunun varlığını olumlu bulmakla birlikte içeriğinin yetersiz olduğu yönünde. Çalışma aynı zamanda toplumun enerji tercihlerine olan yaklaşımını da irdeliyor. Buna göre, yenilenebilir enerji kaynakları açık ara en çok tercih edilen seçenekler olarak ön plana çıkıyor. Güneş ve rüzgar enerjisi tüm yaş, eğitim ve yerleşim gruplarında güçlü destek görüyor. Buna karşılık nükleer ve kömür santralleri, toplumun en fazla karşı çıktığı enerji türleri olarak işaret ediliyor. Toplumun %88'i Aşırı Hava Olaylarının Arttığını Düşünüyor İklim değişikliği konusundaki endişenin yıllar içindeki değişimi incelendiğinde 2018'den bu yana dalgalı bir trend görülüyor. 2018 sonrasında genel olarak düşüş gösteren endişe oranları 2022 yılına gelindiğinde en yüksek seviyesine ulaşıyor. Yeni çalışmada ise Türkiye'de her 100 kişiden 64'ü iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtiyor. Emisyonların yeterli hızda azaltılmaması ve fosil yakıtlara yapılan yatırımların devam etmesi sonucunda iklim krizinin görünen yüzü olan aşırı hava olayları da her geçen yıl şiddetlenirken, sayısı artıyor. Katılımcıların %88'i de son yıllarda sel, fırtına, aşırı sıcaklık ve kuraklık gibi düzensiz hava olaylarının arttığını ifade ediyor. Bu algı, pandemi sonrası dönemde belirgin biçimde güçlenerek 2025 yılında yeniden yükseliş eğilimine giriyor. Bu önermenin ilk ölçüldüğü Mart 2018'deki araştırmada düzensiz hava olaylarının arttığını düşünenlerin oranı ise %76'ydı. Araştırma, orman yangınlarının iklim krizinin en somut boyutlarından biri olarak algılandığını ve Türkiye toplumunda orman yangınlarına karşı hazırlık düzeyine ilişkin algının belirgin biçimde olumsuz olduğunu ortaya koyuyor. Toplumun %63'ü, önümüzdeki yaz orman yangını yaşanması durumunda ülkenin yeterince hazırlıklı olmadığını düşünüyor. 2026 İklim Politikasında ve İletişiminde Türkiye için Kritik Yıl Araştırma sonuçlarını değerlendiren İklim Haber Yayın Yönetmeni Dr. Barış Doğru, iklim kriziyle mücadelede yurttaşların algılarını doğru biçimde görmenin önemini vurguladı. Sekiz yıldır tekrarlanan araştırmanın gösterdiği en önemli bulgunun, Türkiye toplumunun iklim değişikliği konusundaki yüksek farkındalığı olduğunu söyleyen Doğru, "% 9 civarındaki iklim inkarcılığı oranının, dünyanın birçok ülkesine göre son derece olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Tabii her zamanki gibi sesleri, gerçek güçlerinden çok daha fazla çıkıyor" dedi. COP31'in bu yıl Türkiye'de düzenlenmesinin, iklim politikaları konusunun çok daha fazla konuşulmasını sağlayacağının altını çizen Doğru, "Bunu bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Tabii inkarcıların, yükselen kamuoyu ilgisini manipüle etme tehlikesi de mevcut. Dolayısıyla 2026, iklim politikası ve iletişiminde Türkiye için kritik bir yıl olacak" dedi. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, iklim değişikliği yok diyenlerin oranının %9'u bulmasının, hatta bu oranın kentlerde, orta yaş üzerinde ve dindar muhafazakârlarda daha yüksek olmasının artan dezenformasyon kampanyalarının etkisini açıklayabileceğini söylerken şöyle devam etti: "İklim Kanunu tartışmaları sırasındaki kampanyaların daha fazla insanı inkârcı kampa taşımış olması da olası. Eğer böyleyse %10'a yakın orandaki inkârcılık COP31 gündemi işgal ettiğinde daha da artabilir ve etkili olabilir. İklim hareketinin kamuoyunu etkileyebilecek kişiler aracılığıyla bu konuda özel bir çalışma yapması gerekiyor." Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan ise, gaza verilen desteğin son bir yılda yükseldiğine dikkat çekerken, bu sonucun Sakarya gaz sahasında başlayan yerli üretim nedeniyle gerçekleşmiş olabileceğini söyledi ve şu hatırlatmayı yaptı: "Burada artan üretime rağmen, son iki yıldır Türkiye'nin gaz tüketiminde yerli üretimin payı kısıtlı kaldı. 2024 yılında gaz tüketiminin %4'ünü karşılayan yerli gaz, 2025 yılının ilk 11 ayında ise artan tüketimle de birlikte yaklaşık %5'ini karşılayabilmiş durumda. Dolayısıyla yeni kurulacak bir gaz santrali enerji ithalatımızda daha fazla artışa yol açacaktır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.