Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yenilenebilir Enerji

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yenilenebilir Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenilenebilir Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Son 5 Yılda İklim Krizi için 3 Milyon İmza Haber

Son 5 Yılda İklim Krizi için 3 Milyon İmza

İklim krizi küresel ölçekte derinleşirken; aşırı sıcaklıklar, seller, orman yangınları ve kuraklık Türkiye’de de hayatın bir parçası haline geldi. Bilim insanları 1,5°C hedefinin risk altında olduğuna dikkat çekerken, toplumun iklim talepleri de büyüdü. Türetim Ekonomisi Derneği İklim Programı’nın 2021- 2025 Değerlendirme Raporu, vatandaşların iklim krizi mücadelesi için başlattıkları kampanyaların etkilerini ve toplanan imzaların karar alma süreçlerine yansımalarını ortaya koyuyor. 3 Milyon Vatandaş "İklim Adaleti" Dedi Rapora göre: Program süresince 550 yeni kampanya başlatıldı ve toplam 2,7 milyon imza toplandı.46 kampanya, somut etki yaratarak yerel yönetimler ve üniversitelerde politika değişikliklerine, yenilenebilir enerji çözümlerine ve afet yönetimine katkıda bulundu.Karar vericilerle yapılan 132 görüşme ve 28 imza teslimi sayesinde toplumsal talepler politika süreçlerine taşındı.700’den fazla kişi, 50’den fazla eğitimle kampanyacılık, savunuculuk ve iklim iletişimi alanlarında güçlendirildi.Sosyal medya ve iletişim çalışmalarıyla 81 milyondan fazla kişiye ulaşım sağlandı. İklim Politikalarında Toplumsal Katılımın Gücü 5 yıl boyunca bakanlıklar, milletvekilleri ve belediye başkanları ile 100’den fazla doğrudan görüşme gerçekleştirildi. Bu çalışmalar, yerel yönetimlerden üniversitelere kadar 46 farklı alanda somut politika değişikliklerini tetikledi. Kömürden çıkıştan adil dönüşüme, yerel ekoloji direnişlerinden gençlerin gelecek hakkına kadar pek çok başlıkta toplanan talepler, karar vericilerin masasına taşındı. Değişim Elçileri Programı ile Mücadele Tabana Yayılıyor İklim Programı’nın bir parçası olarak yürütülen Değişim Elçileri Programı, 2023 yılından bu yana Türkiye genelinde gençler ve kadınların iklim mücadelesinde aktif rol almasını sağladı. Program kapsamında 88 katılımcı, kampanya ve savunuculuk eğitimleri alarak kendi bölgelerinde 24 kampanya başlattı ve 100.000’den fazla imza topladı. Program, hem yerel halkın çevre taleplerinin görünür olmasına hem de Türkiye’nin iklim krizine karşı daha etkin mücadele etmesine tabandan katkı sundu. “COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olması ise önemli bir sorumluluk ve fırsatı birlikte getiriyor” Rapor, vatandaşların ve sivil toplumun iklim krizine karşı daha güçlü ve somut politikalar talep ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin 2026’da ev sahipliği yapacağı COP31 Zirvesi (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı), bu toplumsal talebin ulusal ve uluslararası iklim müzakerelerde dikkate alınması açısından kritik bir döneme işaret ediyor. Raporun önsözünde bu sürece dikkat çeken Türetim Ekonomisi Derneği YK Başkanı Dr. Uygar Özesmi ve İklim Programı Yöneticisi Yaz Güvendi, şu değerlendirmede bulundu: “Birleşmiş Milletler’in son Ulusal Katkı Beyanı (NDC) Sentez Raporu, mevcut planların 1,5°C hedefiyle uyumlu olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Aynı dönemde Türkiye’nin güncellediği ulusal katkı beyanı da bilimsel gerekliliklerin gerisinde kaldığı gerekçesiyle eleştirildi. Önümüzdeki yıl COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olması ise önemli bir sorumluluk ve fırsatı birlikte getiriyor: Daha iddialı hedefler, daha şeffaf politikalar ve adil bir dönüşüm iradesi.” İnsanlar, Hayvanlar Ve Tüm Canlılar için Eko Alan Türetim Ekonomisi Derneği çatısı altında yürütülen İklim Programı, yıllardır yürüttüğü kampanyacılık ve savunuculuk destek çalışmalarını, saha deneyimi ve dayanışmayı temel alarak artık Eko Alan adıyla sürdüreceğini duyurdu.. Program Yönetici Yaz Güvendi Eko Alan’ı şöyle tarifliyor: “Eko Alan; çevre ve iklim alanındaki gelişmeleri ve politika süreçlerini izleyen, yerel mücadeleleri görünür kılan ve güçlendiren, güvenilir bilgiye erişimi kolaylaştıran bir ortak alan olarak konumlanıyor. Yerelde yürütülen mücadelelere kampanyacılık ve savunuculuk desteği sunmayı, farklı aktörler arasında dayanışmayı artırarak dijital ve sahadaki etkiyi birlikte büyütmeyi hedefliyor. İnsanlar, hayvanlar ve tüm canlılar için adil, canlandıran ve yaşanabilir bir dünya adına bu yolculuğu birlikte sürdürmek istiyoruz.”

Türkiye Kalkınma Ve Yatırım Bankası’nın Aktifleri  204 Milyar TL’ye Ulaştı Haber

Türkiye Kalkınma Ve Yatırım Bankası’nın Aktifleri 204 Milyar TL’ye Ulaştı

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB), 2025 yıl sonuna ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Banka, 2025 yıl sonu itibarıyla aktiflerini bir önceki yıl sonuna göre yüzde 32,6 artırarak 204 milyar TL seviyesine taşıdı. Banka ayrıca, katma değeri yüksek projelere sağladığı finansman desteği ile kredi hacmini 124 milyar TL’ye yükseltti. Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) açıkladı. Banka, 2025 yıl sonu itibarıyla aktiflerini bir önceki yıl sonuna göre yüzde 32,6 artırarak 204 milyar TL’ye yükseltti. Kredi hacmi bir önceki yıl sonuna göre yüzde 30,5 artışla 124 milyar TL seviyesine ulaşırken, aktif kalitesinin önemli bir göstergesi olan brüt takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ise yüzde 0,46 düzeyinde seyretti. Bankanın ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 33 seviyesinde gerçekleşirken, net kârı bir önceki yıla göre yüzde 46 artışla 9 milyar TL’ye yükseldi. Güçlü uluslararası iş birliklerimizle, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına destek sağlıyoruz 2025 yılında uluslararası kalkınma ve finans kuruluşlarıyla güçlü iş birliklerini sürdüren Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, uzun vadeli ve uygun koşullu finansman kaynaklarıyla Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya devam etti. Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası, Çin Kalkınma Bankası, Asya Kalkınma Bankası ve İtalyan Kalkınma Bankası başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşla tesis edilen iş birlikleri, bankanın sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınma hedeflerini destekleyen önemli adımlar arasında yer aldı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop, “Geçtiğimiz yıl boyunca uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz güçlü iş birlikleri sayesinde ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamayı sürdürdük. Mayıs ayında Dünya Bankası ile imzaladığımız 500 milyon ABD doları tutarındaki anlaşma ile deprem bölgesinde istihdamın artırılmasına yönelik önemli bir kaynak sağladık. Ağustos ve Eylül aylarında ise Asya Altyapı Yatırım Bankası ve Çin Kalkınma Bankası ile toplamda 400 milyon ABD doları tutarında yeni finansman anlaşmalarına imza atarak bölgesel kalkınmanın gelişiminde önemli rol üstlendik” dedi. Öztop, yılın son çeyreğinde bankanın imzaladığı yeni anlaşmalara da dikkat çekerek, “Asya Kalkınma Bankası ile yenilenebilir enerji ve imalat sanayi yatırımlarının finansmanına yönelik 325 milyon ABD doları eş değerinde, İtalyan Kalkınma Bankası ile ise deprem bölgesinde güneş enerjisi yatırımlarını desteklemek amacıyla 50 milyon Avro tutarında kredi anlaşmaları imzaladık. Bu kaynaklarla istihdamın güçlendirilmesi, yeşil dönüşümün hızlandırılması, dijital altyapının geliştirilmesi ve üretim kapasitesinin artırılması gibi ülkemiz için öncelikli alanlara katkı sunuyoruz” ifadelerini kullandı. Yatırım bankacılığı faaliyetleriyle reel ekonominin güçlenmesine katkı sunuyoruz Yatırım bankacılığı faaliyetleri kapsamında reel ekonomiye katma değer oluşturan projelerle destek sağladıklarını vurgulayan Öztop, “2025 yılında da kamu kurumları ve özel sektör şirketlerine birleşme ve satın alma danışmanlığı, sermaye piyasaları ve finansal danışmanlık hizmetleri sunularak ülkemizin yatırım ekosisteminin büyümesinde desteklerimizi sürdürdük. Bu çerçevede, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bünyesinde yürütülen enerji santralleri ve liman projelerinde finansal danışmanlık hizmetleri devam ederken, özel sektörde ise gıda, perakende, döngüsel ekonomi, teknoloji ve turizm gibi stratejik alanlarda münhasır finansal danışmanlık hizmetleri sunduk” dedi. Sermaye piyasaları alanında önde gelen kuruluşların halka arz ve sukuk ihraçlarını başarı ile gerçekleştirdiklerinin altını çizen Öztop, “Yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik sermaye piyasası finansmanının güçlendirilmesi kapsamında Kalyon PV’nin 3,3 milyar TL büyüklüğündeki halka arzı Bankamızın danışmanlığıyla tamamlandı. Bunun yanı sıra, TARFİN’in 800 milyon TL ve Vakıf Leasing’in 330 milyon TL tutarındaki kira sertifikası ihraçlarında, yapılandırmadan satış sürecinin tamamlanmasına kadar Bankamız tarafından sağlanan danışmanlık ve aracılık hizmetleriyle işlemler başarıyla gerçekleştirdik” değerlendirmesinde bulundu. Kalkınma odaklı yatırımlarla girişimcilik ekosistemini destekliyoruz Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın bünyesinde kurulan Türkiye Kalkınma Fonu (TKF), yenilikçi ve yüksek katma değerli yatırımları destekleme hedefi doğrultusunda 2025 yılında da girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıyı sürdürdü. Yıl sonunda 6,3 milyar TL yönetilen kaynak büyüklüğüne ve 210 yatırımcıya ulaşan TKF, doğrudan yatırımlar ve fon yatırımları aracılığıyla girişimcilik ekosisteminin farklı katmanlarında etkin bir rol üstlendi. Girişimcilik ekosistemine sağladıkları katkıları değerlendiren Öztop, “2025 yılı boyunca Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla girişimcilik ekosisteminin gelişimini destekleyen stratejik yatırımlar gerçekleştirdik. 2025 Aralık ayında kurduğumuz Fon Sepeti GSYF ile beraber fon sayımızın 10’a yükselttik. TKYB Üst Fonu aracılığıyla Mediterra Capital, Revo Capital, ACT Venture Partners, 212 ve e2vc olmak üzere beş fona toplam 22 milyon ABD doları taahhütte bulunduk. Yıl sonu itibarıyla; 21’i yeni, 5’i devam eden olmak üzere toplam 26 şirkete 20,7 milyon ABD doları tutarında doğrudan yatırım yaptık. Bunun yanı sıra, TÜBİTAK BiGG Fonu kapsamında 185 tohum öncesi girişime toplam 4,1 milyon ABD doları yatırım yaparak erken aşama girişimciliğin güçlenmesine katkı sağladık” ifadelerini kullandı. Türkiye Kalkınma Fonu’nun kuruluşundan bu yana girişimcilik ekosistemine sağladığı toplam kaynağın 88 milyon ABD doları seviyesine ulaştığını vurgulayan Öztop, “2026 yılında da gerçekleştireceğimiz yeni doğrudan ve fon yatırımlarıyla Türkiye girişimcilik ekosisteminin derinleşmesine, teknoloji yetkinliğinin artırılmasına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine uzun vadeli katkı sunmayı kararlılıkla sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. Sürdürülebilir kalkınma tüm faaliyetlerimizin merkezinde konumlanıyor Bankanın 2025 yılı boyunca çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanlarında sergilediği performansına ilişkin açıklamalarında bulunan Öztop, “Sürdürülebilirlik temalı kredi portföyümüzün toplam portföyümüz içerisindeki payı yüzde 96 seviyesine ulaştı. Türkiye’deki yenilenebilir enerji projelerinin yüzde 7,3’ünün finansmanını üstlenerek 4,2 milyon ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. TSRS ile uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu ve GRI standartlarına uygun Entegre Raporu’muzu yayımlarken, Etki Prensipleri ile uyumlu dördüncü Etki Raporumuzu da kamuoyuyla paylaştık. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın; ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiğimiz ödüllerle teyit edilmesi, bu alandaki kararlılığımızın önemli bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde de ülkemizin iklim hedefleriyle uyumlu finansman çözümleri sunmaya, reel sektörün yeşil dönüşümü sürecini desteklemeye ve finans sektöründe iyi uygulamalara öncülük etmeye kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor! Haber

Her 10 Kişiden 9'u İklim Değişikliği "Var" Diyor!

İklim Haber ve KONDA Araştırma'nın "Türkiye'de İklim Değişikliği Algısı" raporuna göre, Türkiye'de her 10 kişiden 9'u iklim değişikliğinin var olduğunu belirtirken, katılımcıların %54'ü İklim Kanunu hakkında bilgisinin olmadığını ya da yetersiz olduğunu söylüyor. İklim Haber ve KONDA Araştırma, Türkiye'de kamuoyunun iklim değişikliği algısını ölçmek ve iklim krizi hakkındaki görüşlerini öğrenmek için 2018'den bu yana gerçekleştirdiği araştırmanın bu yıl sekizincisini yayımladı. Rapor, her yıl giderek derinleşen iklim krizinin Türkiye'deki etkilerine, iklim inkarcılığına, 2025'te TBMM'de kabul edilen İklim Kanunu'na, enerji tercihlerine ve orman yangınlarına odaklanıyor. Türkiye çapında 1.980 kişiyle hanelerinde görüşme yapılarak gerçekleştirilen yeni araştırmanın sonuçları, İklim Haber'in yeni yayına aldığı internet sayfasından duyuruldu. İklim inkarcılığı geçtiğimiz yıl İklim Kanunu tartışmaları esnasında, özellikle sosyal medyada, öne çıkmış ve TBMM'deki görüşmelerin durmasında etkili olmuştu. İklim Haber bunun üzerine araştırmada iklim değişikliğinin var olup olmadığına dair toplumun ne düşündüğünü anlamak için bir soru yöneltti. Çalışma sonuçlarına göre, Türkiye'de iklim değişikliğinin varlığı toplum genelinde çok güçlü bir kabule sahip. Türkiye'de her 10 kişiden 9'u iklim değişikliğinin var olduğunu belirtirken, bu kanaatin özellikle gençlerde, öğrencilerde, üniversite mezunlarında, modern yaşam tarzını benimseyenlerde daha da yaygın olduğu görülüyor. İklim değişikliği yoktur diyenlerin oranı ise %9 civarında. En Çok Tercih Edilen Enerji Kaynağı Güneş ve Rüzgar! 2025 Temmuz ayında Meclis'ten geçen İklim Kanunu ise, Türkiye'de ilk kapsamlı iklim düzenlemesi olmasına rağmen toplumun büyük bir bölümü tarafından hâlâ yeterince bilinmiyor. Katılımcıların %54'ü kanun hakkında bilgisinin olmadığını ya da yetersiz olduğunu belirtirken, kanunu açık biçimde doğru bulanların oranı oldukça düşük. Daha yaygın tutum ise, kanunun varlığını olumlu bulmakla birlikte içeriğinin yetersiz olduğu yönünde. Çalışma aynı zamanda toplumun enerji tercihlerine olan yaklaşımını da irdeliyor. Buna göre, yenilenebilir enerji kaynakları açık ara en çok tercih edilen seçenekler olarak ön plana çıkıyor. Güneş ve rüzgar enerjisi tüm yaş, eğitim ve yerleşim gruplarında güçlü destek görüyor. Buna karşılık nükleer ve kömür santralleri, toplumun en fazla karşı çıktığı enerji türleri olarak işaret ediliyor. Toplumun %88'i Aşırı Hava Olaylarının Arttığını Düşünüyor İklim değişikliği konusundaki endişenin yıllar içindeki değişimi incelendiğinde 2018'den bu yana dalgalı bir trend görülüyor. 2018 sonrasında genel olarak düşüş gösteren endişe oranları 2022 yılına gelindiğinde en yüksek seviyesine ulaşıyor. Yeni çalışmada ise Türkiye'de her 100 kişiden 64'ü iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtiyor. Emisyonların yeterli hızda azaltılmaması ve fosil yakıtlara yapılan yatırımların devam etmesi sonucunda iklim krizinin görünen yüzü olan aşırı hava olayları da her geçen yıl şiddetlenirken, sayısı artıyor. Katılımcıların %88'i de son yıllarda sel, fırtına, aşırı sıcaklık ve kuraklık gibi düzensiz hava olaylarının arttığını ifade ediyor. Bu algı, pandemi sonrası dönemde belirgin biçimde güçlenerek 2025 yılında yeniden yükseliş eğilimine giriyor. Bu önermenin ilk ölçüldüğü Mart 2018'deki araştırmada düzensiz hava olaylarının arttığını düşünenlerin oranı ise %76'ydı. Araştırma, orman yangınlarının iklim krizinin en somut boyutlarından biri olarak algılandığını ve Türkiye toplumunda orman yangınlarına karşı hazırlık düzeyine ilişkin algının belirgin biçimde olumsuz olduğunu ortaya koyuyor. Toplumun %63'ü, önümüzdeki yaz orman yangını yaşanması durumunda ülkenin yeterince hazırlıklı olmadığını düşünüyor. 2026 İklim Politikasında ve İletişiminde Türkiye için Kritik Yıl Araştırma sonuçlarını değerlendiren İklim Haber Yayın Yönetmeni Dr. Barış Doğru, iklim kriziyle mücadelede yurttaşların algılarını doğru biçimde görmenin önemini vurguladı. Sekiz yıldır tekrarlanan araştırmanın gösterdiği en önemli bulgunun, Türkiye toplumunun iklim değişikliği konusundaki yüksek farkındalığı olduğunu söyleyen Doğru, "% 9 civarındaki iklim inkarcılığı oranının, dünyanın birçok ülkesine göre son derece olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Tabii her zamanki gibi sesleri, gerçek güçlerinden çok daha fazla çıkıyor" dedi. COP31'in bu yıl Türkiye'de düzenlenmesinin, iklim politikaları konusunun çok daha fazla konuşulmasını sağlayacağının altını çizen Doğru, "Bunu bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Tabii inkarcıların, yükselen kamuoyu ilgisini manipüle etme tehlikesi de mevcut. Dolayısıyla 2026, iklim politikası ve iletişiminde Türkiye için kritik bir yıl olacak" dedi. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, iklim değişikliği yok diyenlerin oranının %9'u bulmasının, hatta bu oranın kentlerde, orta yaş üzerinde ve dindar muhafazakârlarda daha yüksek olmasının artan dezenformasyon kampanyalarının etkisini açıklayabileceğini söylerken şöyle devam etti: "İklim Kanunu tartışmaları sırasındaki kampanyaların daha fazla insanı inkârcı kampa taşımış olması da olası. Eğer böyleyse %10'a yakın orandaki inkârcılık COP31 gündemi işgal ettiğinde daha da artabilir ve etkili olabilir. İklim hareketinin kamuoyunu etkileyebilecek kişiler aracılığıyla bu konuda özel bir çalışma yapması gerekiyor." Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan ise, gaza verilen desteğin son bir yılda yükseldiğine dikkat çekerken, bu sonucun Sakarya gaz sahasında başlayan yerli üretim nedeniyle gerçekleşmiş olabileceğini söyledi ve şu hatırlatmayı yaptı: "Burada artan üretime rağmen, son iki yıldır Türkiye'nin gaz tüketiminde yerli üretimin payı kısıtlı kaldı. 2024 yılında gaz tüketiminin %4'ünü karşılayan yerli gaz, 2025 yılının ilk 11 ayında ise artan tüketimle de birlikte yaklaşık %5'ini karşılayabilmiş durumda. Dolayısıyla yeni kurulacak bir gaz santrali enerji ithalatımızda daha fazla artışa yol açacaktır."

EDSİS Üyeleri DEİK Enerji İş Konseyi Yönetimine Dâhil Oldu Haber

EDSİS Üyeleri DEİK Enerji İş Konseyi Yönetimine Dâhil Oldu

DEİK İş Konseyleri 2025 Yılı Seçimli Olağan Genel Kurulu kapsamında alınan karar doğrultusunda iş insanı Sarper Cengiz DEİK Enerji İş Konseyi Başkanlığı görevini devralırken, Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) ve CCT Enerji Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı da DEİK Enerji İş Konseyi Yönetim Kurulu’nda yer aldı. Bu gelişme, enerji depolama alanının Türkiye’nin enerji politikaları ve uluslararası iş birlikleri gündeminde daha görünür biçimde ele alınmasını sağlıyor. Enerji dönüşümünün hız kazandığı bu dönemde, depolama sistemlerinin yenilenebilir enerji entegrasyonu, arz güvenliği ve şebeke esnekliği gibi başlıklardaki rolünün, karar alma mekanizmalarında daha görünür hâle gelmesi hedefleniyor. Yeni dönemde DEİK Enerji İş Konseyi’nin, Türkiye’nin enerji vizyonuna ve uluslararası iş birliklerine güçlü katkılar sunması hedefleniyor. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) İş Konseyleri 2025 Yılı Seçimli Olağan Genel Kurulu kapsamında belirlenen yeni yönetim yapısıyla birlikte DEİK Enerji İş Konseyi’nde yeni bir dönem başladı. Başkanlık görevini devralan Sarper Cengiz öncülüğünde şekillenen yönetim listesi; enerji sektörünün üretim, yenilenebilir enerji, enerji teknolojileri, sürdürülebilirlik ve yatırım alanlarında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların üst düzey temsilcilerini bir araya getirdi. Limak, Kalyon, OYAK, SOCAR, Aksa, Sıfır Atık Vakfı, CCT Enerji, Girişim, EGESA, Naturel, Win Solar, YEO ve IC Enterra gibi enerji ekosisteminin farklı alanlarında faaliyet gösteren önemli paydaşların yer aldığı bu yapı, kamu ve özel sektör iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan kapsayıcı bir perspektif sunuyor. Yeni dönemde DEİK Enerji İş Konseyi’nin; Türkiye’nin enerji vizyonunu uluslararası platformlarda daha etkin biçimde temsil etmesi, yatırım ve ticaret kanallarını güçlendirmesi ve küresel enerji dönüşümü sürecinde daha görünür bir rol üstlenmesi hedeflenmektedir. Yapılan seçimler ile birlikte DEİK Enerji Konseyi olarak Türkiye’nin enerji vizyonuna ve uluslararası iş birliklerine güçlü katkılar sunmayı hedeflediklerini vurgulayan EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı, DEİK Enerji İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve CCT Enerji & SolPEG Turkiye Kurucusu C. Can Tutaşı, yeni döneme ilişkin değerlendirmesinde şu noktalara değindi: “Sarper Cengiz Başkanlığında oldukça güçlü bir kadro oluşturduk. Yönetim Kurulumuz enerji sektöründe globalde önemli güce sahip isimlerden oluşuyor. Bu güç birliğini ülkemizin enerji potansiyeli kapsamında uluslararası arenada söz sahibi olması için kullanacağız. DEİK Enerji İş Konseyi yönetiminde yer almak, enerji depolama alanında faaliyet gösteren paydaşların ihtiyaç ve önceliklerinin daha geniş bir perspektifle ele alınmasına katkı sunmak açısından önemli bir sorumluluk. Bu süreçte, kamu ve özel sektör arasındaki iş birliğini güçlendiren, yatırım ortamını destekleyen ve sektörün uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya katkı sağlayacak çalışmalara yapıcı bir yaklaşımla katkı sunmayı amaçlıyoruz” dedi.

Aliyev: Ülkemiz harika bir yatırım ortamına sahip Haber

Aliyev: Ülkemiz harika bir yatırım ortamına sahip

Suudi Arabistan'ın ACWA Power şirketi tarafından inşa edilen 240 MW'lık "Khizi-Absheron" Rüzgar Enerji Santrali'nin resmi açılış töreni, 8 Ocak'ta Bakü'deki Gülistan Sarayı'nda gerçekleştirildi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, etkinlikte yaptığı konuşmada Azerbaycan'da enerji sisteminin iyileştirilmesi, modernizasyonu ve geliştirilmesinin son yıllarda en önemli önceliklerden biri olarak belirlendiğini belirterek, son 20 yılda enerji sistemleri, üretim kapasiteleri, büyük ölçekli trafo merkezleri ve iletim hatlarının tamamen yenilendiğini söyledi. Son 20 yılda, ülkede oluşturulan üretim kapasitelerinin, önceki dönemin tamamına kıyasla yaklaşık üç kat arttığını dile getiren Aliyev, şunları ifade etti: “Bugün, üretim kapasitemiz yaklaşık 10 bin megavata ulaşıyor. Bu, tabiri caizse, tarihi bir rekor. Ancak, önümüzdeki yıllarda birçok yeni yenilenebilir enerji üretim kapasitesinin devreye gireceği göz önüne alındığında, bu rakam kesinlikle artacak ve hem artan iç talebi yeterince karşılamamızı hem de daha büyük hacimlerde elektrik ihraç etmemizi sağlayacaktır.” Aliyev, “Ülkemiz harika bir yatırım ortamına sahip. Azerbaycan'a 300 milyar dolardan fazla yabancı yatırım çekmeyi başardık. Kredi notumuzun bugün daha da yükselerek yatırım yapılabilir seviyeye ve olumlu görünüme ulaşması tesadüf değil.” dedi.

Xi Jinping, İrlanda Başbakanı Martin’i kabul etti Haber

Xi Jinping, İrlanda Başbakanı Martin’i kabul etti

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping bugün, başkent Beijing’deki Büyük Halk Toplantı Sarayı’nda, Çin’e resmi ziyarette bulunan İrlanda Başbakanı Micheál Martin’i kabul etti. Xi Jinping, karşılıklı saygı, eşitlik ve karşılıklı yarar ilkelerinin Çin-İrlanda ilişkilerinin uzun vadeli ve istikrarlı gelişiminin temelini oluşturan değerli bir deneyim olduğunu ve her iki tarafın da bunu ortaklaşa koruması ve ileriye taşıması gerektiğini vurguladı. Xi Jinping, Çin ve İrlanda'nın birçok düzeyde ve alanda dostane ilişkilerini sürdürmesi gerektiğini ifade etti. Xi, Çin’in İrlanda ile ekonomik ve ticari işbirliğini güçlendirmeye, yapay zeka, dijital ekonomi, ilaç ve sağlık gibi alanlarda kalkınma stratejilerini uyumlu hale getirmeye hazır olduğunu dile getirdi. İki yönlü yatırımların teşvik edilmesi ve ortak kalkınmanın sürdürülmesi gerektiğinin altını çizen Xi, eğitim, kültür ve turizm alanlarında işbirliğinin güçlendirilmesinin önemine değinerek, daha fazla İrlandalı gencin Çin'de eğitim görmesini beklediğini belirtti. Xi, Çin ve İrlanda'nın çok taraflılığı desteklediğini, uluslararası adalet ve hakkaniyeti savunduğunu söyledi. Xi, iki ülkenin uluslararası meselelerde koordinasyonu güçlendirmesi, Birleşmiş Milletler'in (BM) otoritesini ortaklaşa savunması ve küresel yönetişim sisteminin daha adil bir yönde gelişmesini teşvik etmesi gerektiğini ifade etti. Xi ayrıca, Çin ve AB’nin uzun vadeli bir perspektifle ortaklık konumlarını koruması, anlaşmazlıkları rasyonel bir şekilde değerlendirerek kazan-kazan odaklı işbirliğine devam etmesi gerektiğini kaydetti. Xi, yılın ikinci yarısında AB dönem başkanlığını üstlenecek olan İrlanda’nın, Çin-AB ilişkilerinin sağlıklı gelişiminde yapıcı bir rol oynamasını beklediğini dile getirdi. İrlanda Başbakanı Micheál Martin, iki ülkenin derin ve kalıcı bir dostluğa sahip olduğunu, ekonomik işbirliğinin sürekli olarak güçlendiğini ve halklar arası ilişkilerin yakınlaştığını belirtti. Martin, Çin’in uzun vadeli ulusal kalkınma stratejilerini oluşturma ve uygulama konusundaki başarılarının hayranlık uyandırıcı olduğunu ifade etti. İrlanda’nın Tek Çin politikasına sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurgulayan Martin, ticaret, yatırım, bilim ve teknoloji, biyofarmasötik, yenilenebilir enerji ve yapay zeka gibi çeşitli alanlarda işbirliğini derinleştirmeye kararlı olduklarını belirtti. Çin’in uluslararası ilişkilerdeki vazgeçilmez ve hayati rolüne dikkat çeken Martin, uluslararası hukuku korumak, serbest ve açık ticareti desteklemek ve küresel istikrarı teşvik etmek için Çin ile yakın iletişim ve koordinasyonu sürdüreceklerini ve AB-Çin ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde gelişmesini teşvik etmek için yapıcı bir rol oynamaya devam edeceklerini söyledi.

Türkiye Emekliler Partisi, Yılmaz ALPYÜRÜR den Basın Açıklaması : Nadir Elementler Stratejik Bir Milli Kaynaktır Haber

Türkiye Emekliler Partisi, Yılmaz ALPYÜRÜR den Basın Açıklaması : Nadir Elementler Stratejik Bir Milli Kaynaktır

Türkiye Emekliler Partisi (TEP). Hakla İlişkiler Başkanı Yılmaz ALPYÜRÜR, nadir toprak elementleri ile ilgili partisi adına basın açıklamasında bulundu. BASIN AÇIKLAMASI Nadir Elementler Stratejik Bir Milli Kaynaktır – Türkiye Bu Alanda Geri Kalmamalıdır Dünya ekonomisinin geleceğini belirleyen enerji, savunma, sağlık, iletişim ve yapay zekâ teknolojilerinde kullanılan nadir elementler, artık yalnızca bir maden değil; stratejik bir güç ve bağımsızlık unsuru hâline gelmiştir. Lityum, kobalt, nikel, neodimyum, vanadyum ve galyum gibi bu kritik elementler; Elektrikli araç bataryalarında, 5G ve uydu iletişim teknolojilerinde, füze ve SİHA sistemlerinde, enerji depolama ve yenilenebilir enerji yatırımlarında, nano-teknoloji ve medikal cihazlarda hayati rol oynamaktadır. Bugün ABD, Çin ve AB ülkeleri, bu alandaki egemenlik mücadelesini açıkça "ekonomik savaş" boyutuna taşımışken; Türkiye’nin bu süreci yalnızca seyreden değil, yöneten bir ülke olması şarttır. TEP olarak çağrımız nettir: Nadir element rezervlerimiz derhal stratejik milli güvenlik kapsamına alınmalıdır. Bu madenlerin ham olarak ihraç edilmesine son verilmeli, işlenmiş yüksek katma değerli ürün olarak değerlendirilmelidir. Üniversite–sanayi–devlet iş birliğiyle yerli batarya, çip ve sensör üretimi hızla desteklenmelidir. Madencilik faaliyetleri mutlaka ekolojik dengeye zarar vermeyen sürdürülebilir bir üretim modeliyle yürütülmelidir. Türkiye’nin maden zenginliği, başkalarının ekonomisine değil, kendi milletine hizmet etmelidir. Emeklilerimizin, gençlerimizin, çiftçimizin sofrasına refah ve güvence olarak dönmeyen bir kalkınma modeli bizim için kabul edilemezdir. Türkiye Emekliler Partisi olarak; ülkemizin stratejik kaynaklarına sahip çıkmaya, milli servetimizi milletimizin geleceğine dönüştürmeye kararlıyız. Türkiye Emekliler Partisi Hakla İlişkiler Başkanı Yılmaz ALPYÜRÜR

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.