Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeniden Yargılama

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yeniden Yargılama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeniden Yargılama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Seçil Erzan yeniden hakim karşısında: “Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin” Haber

Seçil Erzan yeniden hakim karşısında: “Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin”

Seçil Erzan hakkındaki dava yeniden görülüyor Eski banka şube müdürü Seçil Erzan hakkında, aralarında Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan gibi tanınmış futbolcuların da bulunduğu 30’dan fazla kişiyi yüksek faiz getirisi vaadiyle dolandırdığı iddiasıyla açılan davada yeni bir aşamaya geçildi. İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, 1 Aralık 2025 tarihinde Erzan’ı 27 müştekiye yönelik eylemleri nedeniyle “nitelikli dolandırıcılık”, “özel belgede sahtecilik” ve “güveni kötüye kullanma” suçlarından toplam 102 yıl 4 ay hapis ve 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırmıştı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi ise istinaf başvurularının ardından kararı usul yönünden bozarak dosyayı yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye göndermişti. Dairenin kararında, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bazı bilgilere yer vermemesinin denetimi güçleştirdiği belirtilmiş, ayrıca yargılama sırasında bazı usul kurallarının uygulanmadığı değerlendirilmişti. “Adil yargılanmadığımı düşünüyorum” Yeniden görülen duruşmada savunmasını yapan Seçil Erzan, önceki yargılama sürecinde adil davranılmadığını ileri sürdü. Yaklaşık 3,5 yıl boyunca yaptığı açıklamaların dikkate alınmadığını savunan Erzan, yalnızca müştekilerin beyanlarının esas alındığını iddia etti. Erzan, savunmasında şu ifadeleri kullandı: “Ben adil yargılanmadığımı düşünüyorum. 3 buçuk yıl boyunca söylediğim hiçbir şeye itibar edilmedi. Aleyhime kararlar verildi.” İlk soruşturma döneminde yeterli hukuki destek alamadığını öne süren Erzan, bazı ifadelerinin yönlendirme altında verildiğini ve yaşananları mahkemede açık şekilde anlatmak istediğini söyledi. “Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım” Erzan, olayların ortaya çıktığı dönemde yaşadığı baskı nedeniyle telefonunu kapattığını ve Çorlu’ya gittiğini belirterek, kaçmadığını savundu. Kendisinden para almak isteyen kişilerin bulunduğunu öne süren Erzan, bankaya kendi isteğiyle giderek yaşadıklarını anlatmaya çalıştığını söyledi. Savunmasında darbedildiğini de iddia eden Erzan, annesinin yanında kendisine senet imzalatıldığını ileri sürdü. Erzan, “Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım” diyerek, paranın kendisinde olmadığını soruşturmanın ilk günlerinden itibaren anlatmaya çalıştığını savundu. “Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin” Seçil Erzan, savunmasının devamında kendisinin bir “fon sistemi” kurmadığını öne sürerek özellikle Arda Turan hakkında çarpıcı ifadeler kullandı. Erzan, Arda Turan’ın kendisinden alacağı bulunmadığını savunarak şu ifadeyi kullandı: “Arda Turan’ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin.” Turan’ın kendisine verdiği parayı 15 gün içerisinde geri aldığını ileri süren Erzan, kendisine yönelik baskı ve hakaretlerden de söz etti. Kendisinin yüksek faiz vaadiyle sistem kurduğu iddiasını kabul etmeyen Erzan, “Ben bir sistem kurmadım. Ben her şeyimi verdim. 1 liram yok. Ödeyemedim, ödemek için her şeyi yaptım” dedi. Erzan ayrıca ailesine ait malların satıldığını ve borçları kapatabilmek için elinden geleni yaptığını ileri sürdü. Mahkeme tutukluluğun devamına karar verdi Savunmanın ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Erzan’ın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Heyet, üzerine atılı suçların niteliği ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suçlar için öngörülen ceza sınırları ve dosyanın tamamını dikkate alarak kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğu değerlendirmesinde bulundu. Mahkeme, bu aşamada adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı kanaatine vararak Erzan’ın tutukluluğunun sürmesine karar verdi. Heyet ayrıca aralarında Fernando Muslera, Arda Turan, Fatih Altıntaş, Bülent Çeviker, İnci Çeviker ve diğer bazı katılanların bulunduğu kişiler yönünden uzlaştırma raporlarının dönüşünün beklenmesine ve dosyaların akıbetinin sorulmasına hükmetti. Duruşma, eksik hususların tamamlanması amacıyla 9 Ekim tarihine ertelendi. İlk davada Erzan’a 102 yıl 4 ay hapis cezası verilmişti İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 1 Aralık 2025 tarihli kararında Seçil Erzan, 27 müştekiye karşı gerçekleştirdiği belirtilen eylemler nedeniyle toplam 102 yıl 4 ay hapis ve 753 bin 880 lira adli para cezasına mahkum edilmişti. Mahkeme ayrıca “özel belgede sahtecilik” suçundan verilen 1 yıl 10 ay 15 günlük hapis cezası bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiş, Erzan’ın 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasını kararlaştırmıştı. Erzan’ın bazı müştekilere yönelik eylemleri bakımından ise beraat kararı verilmişti. Diğer sanıklara da hapis cezaları verilmişti Aynı dosyada yargılanan diğer sanıklar hakkında da çeşitli hapis ve adli para cezaları verilmişti. Mahkeme, Ali Yörük’ü 4 müştekiye yönelik “nitelikli dolandırıcılık” suçundan 15 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 150 bin lira adli para cezasına çarptırmıştı. Atilla Yörük hakkında ise aynı suçtan 7 yıl 6 ay 17 gün hapis ve 75 bin lira para cezası verilmişti. Nur Erkasap 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 79 bin 160 lira, Hüseyin Eligül 5 yıl 2 ay hapis ve 7 bin 600 lira, Nazlı Can ise 4 yıl 5 ay 20 gün hapis ve 31 bin 500 lira adli para cezasına mahkum edilmişti. Süleyman Arslan hakkında da “tefecilik” suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 20 bin lira para cezası kararı verilmişti. Bazı sanıklar yönünden ise beraat hükümleri kurulmuştu. İstinaf mahkemesi kararı bozmuştu Dosyanın istinafa taşınmasının ardından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararında birleşen dosyalara ilişkin bilgilerin yeterince yer almamasının denetimi zorlaştırdığına dikkat çekmişti. Daire ayrıca yargılama sırasında bazı usul kurallarının uygulanmadığı değerlendirmesinde bulunarak Seçil Erzan hakkındaki kararın bozulmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar vermişti. Böylece kamuoyunda uzun süredir yakından takip edilen Seçil Erzan davasında yeniden yargılama süreci başlamış oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum’dan AİHM’nin Kavala kararına tepki Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum’dan AİHM’nin Kavala kararına tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala hakkında verdiği ihlal kararına sert tepki gösterdi. Uçum, AİHM kararlarının ulusal mahkemeler üzerinde hiyerarşik bir bağlayıcılığının bulunmadığını savunarak, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını yeniden değerlendirebileceği mesajını verdi. Uçum, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada AİHM Büyük Dairesi’nin Kavala kararı ile Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor’un değerlendirmelerini eleştirdi. Açıklamasını “AİHM de, Amor da haddini bilsin!” başlığıyla paylaşan Uçum, ulusal yargının hem ülke içindeki güç odaklarından hem de dışarıdaki kurum ve mercilerden bağımsız olması gerektiğini ifade etti. Uçum: AİHM ulusal mahkemelerin üzerinde değil AİHM’nin bir derece mahkemesi veya ulusal mahkemelerin üzerinde hiyerarşik bir yargı mercii olmadığını belirten Uçum, AİHM denetiminin de hiyerarşik denetim olarak değerlendirilemeyeceğini savundu. Uçum, uluslararası sözleşme ve kararların ulusal yargının bağımsızlığını ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamayacağını belirterek, “Asıl olan ulusal yetkilerdir, uluslararası düzenlemeler ve kararlar talidir” ifadelerini kullandı. AİHM kararlarının ulusal mahkemeler açısından doğrudan ve kesin bir hukuki sonuç doğurmadığını öne süren Uçum, ihlal kararlarının ancak ilgili yargılamanın iadesi süreci kapsamında ele alınabileceğini söyledi. Uçum ayrıca, yeniden yargılama yapılması halinde ulusal mahkemelerin AİHM kararının gerekçesini değerlendirebileceğini ve sonucunda önceki kararını koruyabileceği gibi yeni bir hüküm de kurabileceğini savundu. “İhlal kararlarına uyup uymama yetkisi milli mahkemelere ait” AİHS’nin 46. maddesinin AİHM kararlarının ulusal yargı bakımından “esastan kesin bağlayıcı” olduğu şeklinde yorumlanmasına karşı çıkan Uçum, bunun milli yargının asli niteliğini zedeleyeceğini ileri sürdü. Uçum, “İhlal kararlarına uyup uymama yetkisi ilgili milli mahkemelere aittir” dedi. Uluslararası kurumların Türk yargısına talimat vermesinin kabul edilemeyeceğini belirten Uçum, Türkiye’de yargı bağımsızlığının korunması gerektiğini ifade etti. Amor’a sert sözlerle tepki Uçum, AP Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor’un Kavala kararı sonrasında yaptığı açıklamaları da eleştirdi. Amor’un açıklamalarını “küstah ve asılsız” olarak nitelendiren Uçum, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı’na yönelik ifadelerin kabul edilemeyeceğini söyledi. Uçum ayrıca Avrupa ülkelerini ırkçılık, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı ve mülteci hakları konusunda eleştirerek, AİHM kararlarının uygulanmasında Batı ülkelerinin çifte standart sergilediğini öne sürdü. “Türkiye AİHS ve AİHM seçeneğini gözden geçirebilir” Uçum’un açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm ise Türkiye’nin AİHS ve AİHM sistemiyle ilişkisine yönelik değerlendirmesi oldu. AİHM’nin Türkiye aleyhine “siyasi hesaplarla” karar vermeye devam etmesi halinde Türkiye’nin AİHS’ye taraf olma durumunu ve AİHM’e bireysel başvuru imkanını gözden geçirmesinin kaçınılmaz hale gelebileceğini savunan Uçum, böyle bir gelişmenin AİHM sisteminin geleceği açısından da sonuçlar doğuracağını ileri sürdü. Uçum, Türkiye’nin AİHM kararlarına yönelik eleştirilerini sürdürürken, Kavala hakkında verilen son kararın ardından Ankara ile Avrupa kurumları arasındaki hukuki ve siyasi tartışmanın daha da yoğunlaşabileceği mesajını verdi.

9 yaşındaki Gina’nın ölümüyle ilgili dava yeniden başladı: Yargıtay kararı sonrası kritik duruşma Haber

9 yaşındaki Gina’nın ölümüyle ilgili dava yeniden başladı: Yargıtay kararı sonrası kritik duruşma

Küçük Gina’nın ölümüyle ilgili dava yeniden görüldü Kilis’te büyük yankı uyandıran Gina Mercimek cinayeti davası, Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden mahkeme gündemine geldi. 9 yaşındaki Gina Mercimek, 4 Nisan 2023 tarihinde okuldan çıktıktan sonra evine dönmemiş, ailesinin yaptığı aramalar sonuç vermeyince durum polise bildirilmişti. Arama çalışmalarının genişletilmesi üzerine ekipler, küçük kızın cansız bedenini mahallede bulunan bir su kuyusunda bulmuştu. Yapılan incelemelerde Gina’nın boynuna briket bağlanarak kuyuya atıldığı ve cinsel istismara maruz kaldıktan sonra öldürüldüğü belirlenmişti. Cansız bedeni su kuyusunda bulunmuştu Polis ekiplerinin yaptığı çalışmalarda, Gina’nın kaybolduğu bölgedeki bazı kişiler mercek altına alınmıştı. Küçük kızın yakınlarının şüpheleri üzerine inceleme yapılan evlerden birinin bahçesindeki su kuyusunda arama gerçekleştirilmiş ve Gina’nın cansız bedenine ulaşılmıştı. Olayın ardından ev sahibi Hüseyin Boğuç ile arkadaşı Azittin Altınöz gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Sanıklar hakkında “canavarca hisle insan öldürme”, “çocuğun cinsel istismarı” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açılmıştı. Yargıtay kararı sonrası süreç yeniden başladı Yerel mahkeme tarafından yapılan ilk yargılamada sanıklardan Hüseyin Boğuç hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş, Azittin Altınöz ise beraat etmişti. Ancak Gina Mercimek’in ailesinin karara itiraz etmesi üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, yaptığı inceleme sonucunda yerel mahkemenin kararını bozdu. Yüksek mahkeme, beraat eden sanığın da cezalandırılması gerektiği yönünde değerlendirme yaparken, diğer sanık hakkında verilecek cezanın da en üst hadden uygulanması gerektiğine hükmetti. Bu kararın ardından dava yeniden görülmeye başlandı. İki sanığın tutukluluk hali devam edecek Kilis 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yeniden yargılama duruşmasına sanıklar, cezaevlerinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada Gina Mercimek’in ailesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları ve taraf avukatları hazır bulundu. Sanık Hüseyin Boğuç, önceki savunmalarını tekrar ederek suçlamaları kabul etmedi ve beraatini talep etti. Diğer sanık Azittin Altınöz de suçsuz olduğunu öne sürerek tahliye istedi. Mahkeme heyeti, her iki sanığın da tutukluluk halinin devamına karar verdi ve duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Aile avukatından açıklama: Hukuk mücadelemiz sürecek Duruşmanın ardından Gina Mercimek’in ailesinin avukatı Sümeyye Gökçe açıklamalarda bulundu. Gökçe, yerel mahkemenin kararına karşı hukuki mücadele başlattıklarını belirterek, Yargıtay’ın bozma kararının önemli olduğunu ifade etti. Gökçe, “Yerel mahkeme kararına itiraz ettik. Yapılan itirazlar sonucunda Yargıtay, beraat eden sanığın da cezalandırılması ve diğer sanığa verilecek cezanın en üst hadden uygulanması gerektiğine hükmetti” dedi. Yeniden başlayan yargılama kapsamında her iki sanık hakkında da tutuklama kararının sürdüğünü belirten Gökçe, davanın bir sonraki duruşmasının 2 Ekim tarihinde görüleceğini açıkladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.