Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeniden

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yeniden haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeniden haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İran’dan Hürmüz Boğazı için ABD’ye 6 şart: “Kabul edilene kadar açılmayacak” Haber

İran’dan Hürmüz Boğazı için ABD’ye 6 şart: “Kabul edilene kadar açılmayacak”

Hürmüz Boğazı için İran’dan yeni karar İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, Tahran’ın tüm şartları ABD tarafından kabul edilene kadar boğazın kontrolünün sürdürüleceğini bildirdi. Muhibbi, Hürmüz Boğazı’nın İran açısından yalnızca bir deniz geçiş noktası olmadığını belirterek bölgenin stratejik önemine vurgu yaptı. İran yönetiminin açıklamaları, boğazın geleceğine ilişkin belirsizliğin sürdüğünü ortaya koyarken, bölgede ticari gemi trafiğinin nasıl düzenleneceği de önemli başlıklardan biri haline geldi. Tahran’ın ABD’den istediği 6 şart İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması karşılığında ABD’den yerine getirmesini istediği şartlar arasında askeri faaliyetlerin sona erdirilmesi ve bölgedeki ablukanın kaldırılması bulunuyor. Tahran’ın talepleri şu başlıklarda sıralanıyor: İran’a yönelik askeri operasyonların sona erdirilmesi, Abluka ve yaptırımların kaldırılması, ABD güçlerinin İran çevresinden çekilmesi, Savaş nedeniyle oluşan zararlar için tazminat ödenmesi, Dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması, ABD’nin İran’a yönelik tehdit ve baskı politikalarından vazgeçmesi. İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi de boğazın yeniden açılmasını ABD’nin söz konusu şartları yerine getirmesine bağladı. İran ile Umman arasındaki görüşmeler sürüyor Hürmüz Boğazı'ndaki kritik gelişmelerin yaşandığı sırada İran ile Umman arasında deniz trafiğinin düzenlenmesine yönelik müzakereler de devam ediyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran ile Maskat'ın boğazdaki deniz ulaşımına ilişkin hukuki mekanizma ve gemilerin kullanacağı yeni güzergâh konusunda anlaşmaya oldukça yaklaştığını açıkladı. Ancak Arakçi, Umman'la yapılacak olası anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması anlamına gelmediğinin altını çizdi. İran yönetimi, deniz trafiğinin teknik olarak düzenlenmesi ile boğazın yeniden açılması kararını birbirinden ayrı değerlendiriyor. Yeni geçiş güzergâhı gündemde İran ve Umman arasında yürütülen görüşmelerde, yaklaşık 60 yıldır uygulanan deniz ulaşım sisteminin değiştirilmesine yönelik seçenekler de ele alınıyor. Görüşmeler kapsamında mevcut geçici güzergâhların yerine yeni bir rota oluşturulması planlanıyor. Kaynakta yer alan bilgilere göre yeni güzergâhın önemli bölümünün İran karasularından geçmesi öngörülüyor. Geçici düzenlemenin birkaç ay yürürlükte kalabileceği, daha sonra kalıcı bir sisteme geçilmesinin ise İran yönetiminin vereceği karara ve ABD’nin önceki yükümlülüklerine dönmeye ne ölçüde hazır olduğuna bağlı olacağı belirtiliyor. İran parlamentosunda yeni taslak Hürmüz Boğazı'na ilişkin tartışmalar İran parlamentosunun da gündeminde. İran İslami Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu'nda görüşülen yasa taslağı, boğazdan geçen gemi ve yük taşımacılığına yönelik yeni kısıtlamalar öngörüyor. Taslakta, ABD, İsrail ve İran'ın düşman olarak değerlendirdiği diğer ülkelere ait gemilerin boğazdan geçişinin yasaklanması öneriliyor. İsrail bağlantılı yüklerin geçişine de kısıtlama getirilmesi planlanıyor. Düzenlemeye aykırı hareket edilmesi halinde yük değerinin yüzde 20'sine kadar para cezası uygulanması da taslakta yer alan hükümler arasında bulunuyor. Hürmüz Boğazı'nda belirsizlik sürüyor İran'ın açıklamaları, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının yalnızca Tahran ile Umman arasındaki teknik görüşmelere bağlı olmadığını gösteriyor. Tahran, boğazın yeniden açılması için doğrudan ABD'nin tutumunda değişiklik istiyor. İranlı yetkililer, askeri faaliyetlerin sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve ABD güçlerinin bölgeden çekilmesi gibi talepler karşılanmadan boğazın yeniden açılmasının gündeme gelmeyeceğini belirtiyor. Bu nedenle İran ile Umman arasındaki deniz ulaşımı görüşmeleri ilerlese dahi Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması konusunda kararın ABD-İran ilişkilerindeki gelişmelere bağlı kalması bekleniyor.

Meclis'te kritik hafta: "Çerçeve Yasa" 10 Ağustos'ta görüşülecek Haber

Meclis'te kritik hafta: "Çerçeve Yasa" 10 Ağustos'ta görüşülecek

TBMM Genel Kurulu'nun çalışma programı ve gündemi yeniden düzenlendi. Kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul gündemine alınması bekleniyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yeni haftanın çalışma takvimi belli oldu. Genel Kurul, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplanırken, çalışma saatleri ve gündem maddelerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK Parti grup önerisi görüşülerek kabul edildi. Kabul edilen önergeyle birlikte bazı kanun tekliflerinin Genel Kurul'daki sıralaması değiştirilirken, kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak adlandırılan düzenlemenin de pazartesi günü görüşülmesinin önü açıldı. Gündemde şehit yakınları ve gazilere yönelik düzenlemeler var Genel Kurul'da yapılan değişiklik kapsamında 289 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" bölümünün ikinci sırasına alındı. Teklifte şehit anne ve babalarına asgari gelir güvencesi sağlanması, malul sayılmayan gazilere aylık ve sosyal haklar verilmesi, bakıma muhtaç gazilere evde bakım desteği sağlanması gibi düzenlemeler bulunuyor. Düzenlemenin kapsamı 15 Temmuz gazileri, er gaziler, korucular, askeri öğrenciler ve sivillere yönelik bazı hükümleri de içeriyor. Teklif, Genel Kurul gündemine alınırken 48 saat geçme şartı aranmadı. Diğer kanun tekliflerinin sıralaması da yapılan değişikliğe göre yeniden düzenlendi. "Temel kanun" yöntemiyle görüşülecek Söz konusu teklifin TBMM İçtüzüğü'nün 91'inci maddesi kapsamında "temel kanun" olarak görüşülmesi kararlaştırıldı. Bu yöntem kapsamında teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde siyasi parti grupları adına yapılacak konuşmaların süresi ve konuşmacı sayısı sınırlandırılabilecek. Genel Kurul'daki görüşmelerin ardından teklifin maddeleri üzerinde değerlendirmeler yapılacak. "Çerçeve Yasa" için pazartesi günü kritik TBMM Genel Kurulu, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 11.00'de yeniden toplanacak. Meclis gündeminde haftanın en dikkat çeken başlıklarından biri ise kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi olacak. Düzenlemenin Genel Kurul'da görüşülmesiyle birlikte Meclis'teki "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin yasal adımların da önemli bir aşamaya gelmesi bekleniyor. Meclis'te yeni haftanın gündeminde hem şehit yakınları ve gazilere yönelik sosyal hakları içeren düzenlemeler hem de toplumsal bütünleşme başlığı altında hazırlanan "Çerçeve Yasa" bulunacak.

2 Çocuğun Ölümünde Soruşturmanın Seyri Değişti! 7 Şüpheli Gözaltında Haber

2 Çocuğun Ölümünde Soruşturmanın Seyri Değişti! 7 Şüpheli Gözaltında

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Van ve Afyonkarahisar’da çocukların hayatını kaybettiği iki ayrı dosyada soruşturmanın seyrini değiştiren gelişmeler yaşandığını duyurdu. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, ilk aşamada intihar ve kaza olarak değerlendirilen ölümlere ilişkin dosyalar yeniden incelendi. Yapılan değerlendirmelerde her iki olayda da cinayet şüphesini güçlendiren bulgulara ulaşıldığı bildirildi. Damlanur Sarihan’ın ölümünde soruşturma yeniden açıldı Van’ın Başkale ilçesinde 10 Ocak 2024’te hayatını kaybeden 14 yaşındaki Damlanur Sarihan’ın ölümü, yeni bulguların ortaya çıkmasının ardından yeniden mercek altına alındı. İlk değerlendirmelerde intihar ihtimali üzerinde durulan olayda; gizli tanık ifadeleri, aile bireylerinin çelişkili beyanları, olay sonrası iletişim kayıtları ve şüphelilerden birinin elinde tespit edilen atış artığı dikkate alındı. Soruşturma dosyasında ayrıca olayda kullanılan silahın niteliği ve silah üzerinde parmak izi bulunmaması da değerlendirildi. Elde edilen bulguların ardından dosya kasten öldürme şüphesiyle genişletildi. 3 ilde eş zamanlı operasyon Soruşturmanın derinleştirilmesinin ardından 7 Ağustos 2026'da Van, Hakkari ve Tekirdağ’da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda toplam 7 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin işlemlerinin sürdüğü, soruşturmanın ise çok yönlü olarak devam ettiği bildirildi. Adli makamların elde edilen deliller ve şüpheli ifadeleri doğrultusunda olayın nasıl gerçekleştiğini tüm yönleriyle ortaya çıkarmaya çalıştığı belirtildi. 4 yaşındaki Yunus Emre Yakar’ın ölümünde dikkat çeken bulgular Bakan Gürlek’in açıklamasında yer alan ikinci dosya ise Afyonkarahisar’da 24 Ocak 2026’da hayatını kaybeden 4 yaşındaki Yunus Emre Yakar’a ilişkin oldu. Çocuğun ölümüyle ilgili soruşturma, otopsi sonuçları ile şüpheli ifadeleri arasında tespit edilen çelişkilerin ardından yeniden incelendi. Yapılan değerlendirmelerde Yunus Emre Yakar’ın yüksekten düşmediği, darbe sonucu yaşamını yitirdiği ve olayın “yüksekten düşme” şeklinde gösterilmeye çalışıldığı yönünde bulgulara ulaşıldığı açıklandı. Gürlek: Soruşturmalar tüm yönleriyle sürüyor Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada soruşturmaların Van ve Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılıkları ile il jandarma komutanlıklarının ortak çalışmaları sonucunda yürütüldüğünü belirtti. Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucunda, intihar ve kaza süsü verilen iki ölüm olayının arkasındaki gerçeklerin ortaya çıkarıldığını ifade etti. Bakan Gürlek, her iki dosyada da soruşturmaların tüm yönleriyle sürdüğünü vurguladı. Van’daki dosyada 7 şüphelinin gözaltına alınmasıyla birlikte soruşturmanın yeni aşamasına geçilirken, Afyonkarahisar’daki dosyada ise elde edilen adli bulguların soruşturmanın yönünü değiştirdiği bildirildi. Adaletin gecikmemesi kadar gerçeğin karanlıkta kalmaması da bizim için vazgeçilmezdir! Bu anlayışla, Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde; Adalet ve İçişleri Bakanlıklarımızın güçlü iş birliği, Cumhuriyet başsavcılıklarımız ve kahraman güvenlik güçlerimizin etkin… — Akın Gürlek (@abakingurlek) August 8, 2026

14 yaşındaki Damlanur'un ölümü 2,5 yıl sonra yeniden soruşturuldu: 7 şüpheli gözaltında Haber

14 yaşındaki Damlanur'un ölümü 2,5 yıl sonra yeniden soruşturuldu: 7 şüpheli gözaltında

Van'ın Başkale ilçesinde yaklaşık 2,5 yıl önce hayatını kaybeden 14 yaşındaki Damlanur Sarihan'ın ölümüyle ilgili soruşturmada dikkat çeken gelişmeler yaşandı. Amcasının evinde Kalaşnikof tüfekle vurulmuş halde bulunan Sarihan'ın ölümünün ilk aşamada intihar olduğu değerlendirilirken, dosyanın yeniden incelenmesiyle farklı bulgulara ulaşıldı. Adalet Bakanlığı bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında dosya yeniden ele alındı. Yapılan incelemelerde olayın intihar olmayabileceğine yönelik değerlendirmeler güçlenirken, soruşturma "kasten öldürme" şüphesi doğrultusunda derinleştirildi. Damlanur iki mermiyle vurulmuştu Olay, 10 Ocak 2024 tarihinde Başkale'de meydana geldi. Damlanur Sarihan'ın amcası F.S.'nin evinde intihar ettiği yönündeki ihbar üzerine ekipler adrese sevk edildi. Yapılan ilk incelemede, 14 yaşındaki Damlanur'un karnından iki mermiyle vurulduğu ve olay yerinde bir Kalaşnikof tüfeğin bulunduğu belirlendi. Olayın ardından Başkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Silah üzerinde gerçekleştirilen incelemede parmak izine rastlanmaması da dosyadaki önemli bulgular arasında yer aldı. Soruşturmadaki yeni bulgular dikkat çekti Dosyanın yeniden incelenmesi sırasında çok sayıda bilgi ve delil birlikte değerlendirildi. Soruşturma kapsamında gizli tanık beyanları, aile bireylerinin ifadelerindeki çelişkiler, olay sonrası iletişim kayıtları ve olayda kullanılan silahın özellikleri mercek altına alındı. İncelemelerde şüphelilerden S.S.'nin el svaplarında atış artığı tespit edildiği bildirildi. Ayrıca kullanılan Kalaşnikof tüfeğin olayın intihar şeklinde gerçekleştiği iddiasıyla bağdaşmadığı yönündeki değerlendirmeler de soruşturmanın seyrini değiştirdi. Olay yerindeki incelemelerde ise Damlanur'un bulunduğu odadaki yatağın dağınık olduğu, dolaptaki bazı eşyaların yere saçıldığı ve kıyafetlerin düzensiz şekilde bulunduğu belirlendi. Telefon kayıtları da soruşturmaya dahil edildi Damlanur'un telefonunda yapılan incelemede, olaydan yaklaşık 36 gün önce erkek arkadaşı olduğu belirtilen S.Y. ile yaptığı yazışmalarda intihar edeceğine yönelik ifadelerin bulunduğu tespit edildi. S.Y.'nin ifadesine başvurulurken, söz konusu mesajlaşmalar doğrulandı. Ancak S.Y., aralarındaki sorunların daha sonra düzeldiğini ve olay günü herhangi bir problem yaşanmadığını belirtti. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında şüphelilerin olaydan sonraki iletişimleri ve hareketleri de incelemeye alındı. Cenazedeki ifadeler dosyaya girdi Soruşturma dosyasına, Damlanur'un cenaze töreninde aile bireylerinin sarf ettiği bazı sözlerin de girdiği öğrenildi. Anne B.S.'nin cenaze sırasında bazı aile bireylerine yönelik suçlayıcı ifadeler kullandığı, amcalardan F.S. ile S.S. arasında da olay sonrasında dikkat çeken konuşmalar yaşandığı belirtildi. Bu ifadeler, diğer delillerle birlikte soruşturma kapsamında değerlendirildi. Gizli tanıkların ifadeleri soruşturmayı derinleştirdi Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmaları sonrasında dosya yeniden mercek altına alındı. Dosyaya kazandırılan gizli tanıkların, Damlanur'un ölümünün intihar değil cinayet olabileceğine yönelik iddialarda bulunduğu bildirildi. Aile bireylerinin çelişkili ifadeleri, atış artığı bulgusu, silah üzerindeki parmak izi incelemesi ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek soruşturmanın kapsamı genişletildi. 3 ilde eş zamanlı operasyon Soruşturma kapsamında şüphelilerin iletişim kayıtları ve bağlantıları da incelendi. Amca S.S. ile yakın akraba E.S. arasında olay sonrasında iletişim kurulduğu, E.S.'nin ise ailesiyle birlikte köyden ayrıldığı yönündeki tespitler dosyaya dahil edildi. Elde edilen bulguların ardından 7 Ağustos 2026'da Van, Hakkari ve Tekirdağ'da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda S.S. Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde, İ.E. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde, F.S., N.S., E.S., K.S. ve suça sürüklenen çocuk Z.S. ise Van'ın Başkale ilçesinde gözaltına alındı. Şüphelilerin jandarmadaki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Damlanur Sarihan'ın ölümüyle ilgili soruşturmanın tüm yönleriyle devam ettiği, gözaltındaki şüphelilerin ifadeleri ve elde edilen yeni deliller doğrultusunda adli sürecin şekilleneceği bildirildi.

"Yanlış hedef" gerekçesi ABD 'nin savaş suçunun üzerini örtemez Haber

"Yanlış hedef" gerekçesi ABD 'nin savaş suçunun üzerini örtemez

Cao Beidan-Trajedi, savaş eylemlerinin sınırları, uluslararası insancıl hukuk ve askeri teknolojinin etik boyutu üzerine tartışmaları yeniden gündemin merkezine taşıdı. Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, okullar gibi sivil tesisler en sıkı koruma altındaki hedefler arasında yer alıyor. Bu tür tesislerin hedef alınması ve başta çocuklar olmak üzere çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesi, hangi açıdan değerlendirilirse değerlendirilsin, insani sınırların ağır biçimde ihlal edilmesi anlamına geliyor ve savaş suçu kapsamında ele alınabilecek bir durum olarak görülüyor. Olayın ardından ABD yönetimi sorumluluğu Savunma İstihbarat Teşkilatı’nın (DIA) sağladığı “güncel olmayan veriler”e bağlayarak okulun yanlışlıkla askeri hedef olarak işaretlendiğini öne sürdü. Ancak bu açıklama birçok çevre için ikna edici bulunmadı. Dünyanın en gelişmiş istihbarat ve hedef tespit kapasitesine sahip askeri gücünün böyle temel bir hataya düşmesi, istihbarat değerlendirme ve hedef doğrulama mekanizmalarında ciddi ve yapısal sorunların bulunduğuna işaret ediyor. Uluslararası kamuoyunun sert tepkisine ve hayatını kaybedenlerin ailelerinin yaşadığı derin acıya rağmen ABD’li üst düzey yetkililerin açıklamaları sorumluluğun net biçimde üstlenilmediği yönünde eleştirildi. ABD Başkanı Donald Trump başlangıçta tartışmanın odağını başka yöne çekmeye çalışarak İran’ın da Tomahawk füzelerine sahip olabileceğine dair bir iddiayı gündeme getirdi. Ancak bu iddia kısa süre içinde ABD basınında yayımlanan bilgilerle çürütüldü. Daha sonra askeri yetkililer artan baskılar karşısında sorumluluğu kabul etmek zorunda kaldı. Buna karşın Kongre’deki duruşmalarda “eksiksiz prosedürler” ve “çok sayıda güvenlik önlemi” vurgusu yapılarak olayın bir dizi hatanın sonucu olduğu ifade edildi ve soruşturmanın tamamlanmasının beklenmesi gerektiği dile getirildi. Ancak bu bürokratik açıklamalar, sevdiklerini kaybeden ailelerin acısını hafifletmekten çok yeni bir yara açtı. Bu arada, ABD genelinde de olaya yönelik tepkiler artıyor. Ünlü sunucu Tucker Carlson, başka ülkelerdeki çocuklara füze fırlatan bir ülkenin “uğruna savaşmaya değmeyeceği”ne işaret etti. Silahlı çatışmalarda çocuklar en savunmasız kesimi oluşturuyor ve uluslararası hukuk tarafından özel olarak korunmaları gerekiyor. Bu ilke yalnızca uluslararası insancıl hukukun temel taşlarından biri değil, aynı zamanda insanlık medeniyetinin ortak ahlaki değerlerinden biri olarak kabul ediliyor. Minab’daki trajedi acı bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Askeri teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun ve askeri eylemler hangi gerekçelerle savunulursa savunulsun, insan hayatı ve insan onuru her zaman öncelikli olmalıdır. Savaş hukuksuzluk alanı değildir. “Askeri zorunluluk” hiçbir koşulda temel insani değerlerin ihlal edilmesine gerekçe oluşturamaz. Sınıflar füzelerle yıkıldığında ve çocukların hayatları söndürüldüğünde zarar gören yalnızca aileler değildir. Bu tür olaylar, insanlığın barışa, güvenliğe ve uluslararası kurallara duyduğu ortak inancı da zedeliyor. Bu nedenle uluslararası toplumun sorumluluğu açıktır; olayın eksiksiz, şeffaf ve bağımsız bir soruşturmayla aydınlatılması; sorumluların hesap vermesi ve silahlı çatışmalarda sivillerin, özellikle de çocukların korunmasına yönelik uluslararası normların yeniden teyit edilmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde benzer trajedilerin tekrar yaşanmasının önüne geçilebilir ve insanlık medeniyetinin en temel savunma hattı korunabilir.

Artvin’de çığ sonrası arama kurtarma çalışmaları yeniden başlatıldı. İkinci Çobanda ölü olarak bulundu çığda ölü sayısı 2’ye çıktı. Haber

Artvin’de çığ sonrası arama kurtarma çalışmaları yeniden başlatıldı. İkinci Çobanda ölü olarak bulundu çığda ölü sayısı 2’ye çıktı.

Artvin Valiliği tarafından, Ardanuç ilçesine bağlı Zekeriya Köyü Yaylası’nda meydana gelen çığ olayıyla ilgili yürütülen arama ve kurtarma çalışmalarına ilişkin açıklama yapıldı. Valilik koordinasyonunda sürdürülen çalışmaların, olumsuz hava koşulları ve bölgede oluşan güvenlik riski nedeniyle gece saatlerinde geçici olarak durdurulduğu, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yeniden başlatıldığı bildirildi. Artvin'de 2 bin 300 rakımlı Aksu Yaylası'nda düşen çığda ölü sayısı 2’ye çıktı. Kar altında kalan çobanlardan Suat Temel’in ardından Afganistan uyruklu Kerimullah Azizulla’nın da cansız bedenine ulaşıldı. Ekiplerin, Bülent Gezer’i arama çalışmalarına ara verildi. Açıklamada, arama kurtarma faaliyetlerine Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Jandarma Arama Kurtarma (JAK), Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) , Jandarma Komando birlikleri, Karayolları, İl Özel İdaresi, Ardanuç Belediyesi ile Çoruh Arama Kurtarma (ÇAK), Hopa Arama Kurtarma (HOPAK) ve Şavşat Arama Kurtarma (ŞAKUT) ekiplerinin katıldığı belirtildi. Çalışmaların 19 araç, 145 personel ve 6 iş makinesiyle sürdürüldüğü ifade edildi. Yapılan çalışmalar sonucunda bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldığı aktarılan açıklamada, kayıp olan bir vatandaşa ulaşılması amacıyla yürütülen arama kurtarma çalışmalarına, hava koşulları ve güvenlik riski nedeniyle saat 17.20 itibarıyla yeniden ara verildiği, çalışmaların ertesi günün ilk ışıklarıyla devam edeceği kaydedildi. Artvin Valiliği yetkilileri, gelişmelere ilişkin kamuoyunun bilgilendirilmeye devam edileceğini duyurdu.

Suriye, on yılı aşkın bir sürenin ardından Londra'daki büyükelçiliğini yeniden açtı Haber

Suriye, on yılı aşkın bir sürenin ardından Londra'daki büyükelçiliğini yeniden açtı

Suriye dışişleri bakanı, eski Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın görevden alınmasından sonra Suriye'nin uluslararası topluma yeniden entegrasyonundaki son adım olan on yıldan fazla süren bir kapanmanın ardından Perşembe günü ülkenin Londra'daki büyükelçiliğini resmi olarak yeniden açtı. Dışişleri Bakanı Asaad el-Şibani'nin Birleşik Krallık ziyareti, geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Sharaa'nın, ülkenin 1946'daki bağımsızlığından bu yana Suriye'den bir cumhurbaşkanının ilk kez Washington'a yaptığı tarihi ziyaretin ardından geldi. Londra merkezli Chatham House uluslararası ilişkiler düşünce kuruluşu tarafından düzenlenen bir etkinlikte konuşan Al-Shibani, İngiliz mevkidaşı Dışişleri Bakanı Yvette Cooper ile görüşmesinin "başarılı" olduğunu söyledi. "Suriye ve İngiltere arasındaki ilişkiler gelişmiş ilişkilerdir ve yeni bir sayfa açmaktan bahsetmiyoruz - bu ilişkileri derinleştirmekten bahsediyoruz" dedi. Esad'ın düşüşünün ardından, bazı ülkeler başlangıçta el-Sharaa'nın İslamcı bir militan olarak geçmişine karşı temkinli olsa da, "Birleşik Krallık'ın diğer ülkelere kıyasla ilerici bir konuma sahip olduğunu" söyledi. "Yaptırımları erken kaldırdı ve yeni Suriye hükümetiyle ilişkileri hızla açtı" dedi. "Bizi (BM) Güvenlik Konseyi'nde destekledi ve ayrıca birkaç zorlu konuda da destekledi." Yeni Suriye hükümeti, 2011'de güvenlik güçleri tarafından protestoculara karşı 14 yıllık bir iç savaşa dönüşen acımasız bir baskının ardından Esad'ın hükümetinden kaçınan ülkelerden geniş destek alırken, bazıları yeni düzendeki azınlıkların durumu hakkında endişeli olmaya devam etti. Son aylarda Suriye kıyılarında ve güneydeki Sweida eyaletinde çatışmalar patlak verdi ve Sünni hükümet yanlısı silahlı adamların Alevi ve Dürzi dini azınlıklarından yüzlerce sivili öldürdüğü mezhepsel intikam saldırılarına dönüştü. Al-Shibani Perşembe günü yaptığı açıklamada, kıyıdaki şiddetteki rolleri nedeniyle şu anda yaklaşık 300 kişinin hapsedildiğini ve hükümetin yerel polis güçlerinde hizmet etmek üzere Alevileri işe almak için çaba gösterdiğini söyledi. "Gerçekleşen hatalar veya suçlar kesinlikle Suriye hükümeti tarafından kabul edilmiyor" dedi. Kaynak : Associated Press

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.