Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yatırımcı

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yatırımcı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırımcı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SPK tasfiye kapsamındaki fonlar için ödeme esaslarını açıkladı Haber

SPK tasfiye kapsamındaki fonlar için ödeme esaslarını açıkladı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarında yatırımcılara yapılacak ödemelerin usul ve esaslarını belirledi. 27 Ekim 2026 tarihli Kurul kararı kapsamında, Tera Portföy Yönetimi AŞ, Pusula Portföy Yönetimi AŞ ve Atlas Portföy Yönetimi AŞ tarafından kurulan fonların tasfiye işlemleri başlatılacak. Tasfiye süreci SPK koordinasyonunda, ilgili kamu kurumları ve finans kuruluşlarının iş birliğiyle yürütülecek. Pusula ve Atlas Portföy’ün kurucusu olduğu fonların tasfiyesini Ziraat Bankası, Tera Portföy’ün kurucusu olduğu fonların tasfiyesini ise Türkiye İş Bankası gerçekleştirecek. ARA ÖDEMELERDE 1 MİLYON TL SINIRI SPK kararına göre, tasfiye kapsamındaki fonların pay sahiplerine ara ödeme yapılacak. Ödemelere öncelikle unvanında “para piyasası” ibaresi bulunan fonlardan başlanacak. Ara ödeme tutarı, ilgili mevzuat kapsamında yatırımcı bazında hesaplanan net yatırım tutarı ve 1 milyon TL üst sınırı dikkate alınarak belirlenecek. Fonların dağıtılabilir nakdinin, yatırımcıların hesaplanan tutarlarının tamamını karşılaması halinde ise ara ödeme yerine nihai ödeme yapılabilecek. Para piyasası fonları dışındaki fonlarda ödeme sırası belirlenirken, fonların dağıtılabilir nakitlerinin toplam ara ödeme yükümlülüklerini karşılama oranları dikkate alınacak. Ayrıca mevcut nakitle daha fazla yatırımcıya ödeme yapılabilmesi de sıralamada etkili olacak. ARA ÖDEME NİHAİ TASFİYEDEN DÜŞÜLECEK Kurul kararında, ara ödemelerin yatırım fonu katılma payları iade alınmadan gerçekleştirileceği belirtildi. Katılma paylarının iadesi nihai tasfiye ödemeleri sırasında yapılacak ve daha önce gerçekleştirilen ara ödemeler, yatırımcının nihai tasfiye kapsamında hak kazanacağı tutardan mahsup edilecek. Dağıtılabilir nakdin tüm ara ödeme taleplerini karşılamaya yetmemesi durumunda, yatırımcı sayısı ve ödeme tutarları gibi ölçütler dikkate alınarak farklı ödeme yöntemleri uygulanabilecek. SPK, mümkün olan en fazla sayıda yatırımcıya ödeme yapılmasını sağlayacak düzenlemelere de onay verebilecek. Kararda, Sermaye Piyasası Kanunu’nun belirli maddelerinde düzenlenen fiillerin tasfiye kapsamındaki fonlar tarafından veya bu fonlarla birlikte hareket edilerek işlendiğinin Kurulca tespit edilmesi halinde, ilgili kişi ve kurumlara tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmayacağı da belirtildi.

Yatırım fonları için yeni düzenleme TBMM’den geçti: 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme Haber

Yatırım fonları için yeni düzenleme TBMM’den geçti: 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme

Tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarına ilişkin düzenleme TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek kanunlaştı. Yeni düzenlemeyle, belirlenen fonlardaki yatırımcılara net yatırım tutarlarına göre 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilecek. Tasfiye süreci SPK gözetiminde yürütülecek. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifini görüşerek kabul etti. Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl başkanlığında gerçekleştirilen birleşimde kabul edilen düzenlemeyle, fonların tasfiye süreci, yatırımcılara yapılacak ödemeler ve fonlarla bağlantılı malvarlıklarının geri kazanılmasına ilişkin yeni kurallar getirildi. Fonların tasfiyesi SPK gözetiminde yapılacak Kanunla yatırım fonları için genel veya sürekli bir tasfiye rejimi oluşturulmayacak. Tasfiye işlemlerinin gözetim ve denetimi başta Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) olmak üzere ilgili kuruluşlar tarafından yürütülecek. SPK; fon varlıklarının belirlenmesi, nakde çevrilmesi, değerleme yöntemleri, fon pay sahipliğinin tespiti, ara ve nihai ödemeler ile dağıtım sırasına ilişkin usul ve esasları belirleyecek. Tasfiyeyle görevli kuruluşlar, yatırımcıların menfaatlerini korumak ve fon portföylerinden mümkün olan en yüksek ekonomik değeri elde etmek için çalışacak. Bu kapsamda SPK’ya geri alım, hâkim ortağa satış, toptan satış ve özel işlem bildirimi gibi yöntemleri kullanma yetkisi verilecek. Kurul ayrıca geçici olarak farklı fiyat marjları uygulanmasına ve varlıkları satın alan yatırımcıların belirli bir süre işlem yapıp yapamayacağına karar verebilecek. Yatırımcılara 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilecek Düzenlemeye göre, SPK tarafından belirlenen fonlarda tasfiye malvarlığından yatırımcılara ara ödeme yapılabilecek. Net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında olan yatırımcılar için bu tutar kadar, net yatırım tutarı 1 milyon TL ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1 milyon TL ara ödeme öngörülüyor. Dağıtılabilir nakdin tüm yatırımcılara ödeme yapmak için yeterli olmaması durumunda SPK, net yatırım tutarı en düşük olan yatırımcıdan başlayarak asgari ara ödeme tutarı belirleyebilecek. Ara ödemelerde, ilgili hesaplama tarihine veya tasfiye tarihinden önceki gün sonuna göre belirlenen net yatırım tutarı ve 1 milyon TL’lik ödeme tavanı esas alınacak. Ara ödeme karşılığında fon katılma payları iade edilmeyecek. Katılma paylarının iadesi nihai tasfiye ödemeleri sırasında yapılacak. Nihai ödeme hesaplanırken yatırımcıya tasfiye malvarlığından, geri kazanım hesabından veya diğer hukuki yollarla daha önce yapılan ödemeler mahsup edilecek. Fonlarla birlikte hareket edenlere ödeme yapılmayacak SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlarla birlikte hareket ettiği belirlenen kişi ve kurumlara, tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmayacak. SPK, inceleme ve denetim sonuçlarına göre her bir fonun zarar veya kayıp tutarını, bu zarardan sorumlu gerçek ve tüzel kişileri ve sorumluluk miktarlarını belirleyerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) bildirecek. Bildirim üzerine TMSF, sorumluların malvarlıklarının geri alınması için tahsilat ve takip sürecini başlatabilecek. Bu süreç kapsamında açılacak hukuki davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak. El konulan malvarlıkları geri kazanım sistemine dahil edilecek Kanunla, sermaye piyasası işlemlerine ilişkin ceza soruşturması ve kovuşturması sırasında el konulan malvarlıklarının, fonla bağlantılı olduğu ölçüde geri kazanım sistemine dahil edilmesinin önü açılıyor. Fona doğrudan iadesi hukuken mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda fona veya geri kazanım hesabına aktarılabilecek. Doğrudan fona devredilemeyen gayrimenkul gibi diğer malvarlığı değerleri için TMSF kayyum olarak atanabilecek. TMSF, Bankacılık Kanunu kapsamındaki yetkilerini kullanarak bu varlıkları dava sonucunu beklemeden satabilecek veya tasfiye edebilecek. Yargılama sonunda müsaderesine karar verilen ve ilgili fonun zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerler, Hazine’ye gelir kaydedilmeksizin ilgili yatırım fonuna aktarılacak. Fonun tasfiyesi tamamlanmışsa söz konusu varlıklar geri kazanım hesabına devredilecek. Geri kazanım hesabındaki tutarlar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine ödeme yapılması amacıyla kullanılabilecek. Bu tutarlar başka bir amaçla kullanılamayacak, teminat gösterilemeyecek ve kamu alacakları dahil olmak üzere haczedilemeyecek. Bir tutarın birden fazla fonla bağlantılı olması halinde dağıtım yöntemi; fon türü, likidite yeterlilik oranı, yatırımcı yapısı ve tasfiye oranı gibi ölçütler dikkate alınarak SPK tarafından belirlenecek. Tasfiye kapsamı genişletilecek Düzenlemeyle tasfiye kapsamına bloke edilmiş işlemler de dahil edilecek. Fon pay sahipliği ise tasfiyeyle görevli kuruluşlar tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kayıtlarıyla mutabakat sağlanarak fon ve hesap bazında tespit edilecek. MKK, Takasbank, Borsa İstanbul ve Türkiye Bankalar Birliği başta olmak üzere ilgili kuruluşlar, uygulama için gerekli bilgileri Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne veya TMSF’ye iletmekle yükümlü olacak. TBMM Genel Kurulu kapandı Kanun teklifinin kabul edilmesinin ardından Meclis Başkanvekili Tekin Bingöl, TBMM Genel Kurulu birleşimini 27 Ekim Salı günü saat 15.00’te yeniden toplanmak üzere kapattı.

İçişleri Bakanlığı,Türk vatandaşlığı edinme sürecindeki usulsüzlüklere dair 6 bini aşkın kişinin vatandaşlığı iptal edildi Haber

İçişleri Bakanlığı,Türk vatandaşlığı edinme sürecindeki usulsüzlüklere dair 6 bini aşkın kişinin vatandaşlığı iptal edildi

İçişleri Bakanlığı, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanma süreçlerine ilişkin yürütülen denetim ve soruşturmalar hakkında açıklama yaptı. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, sahte ve usulsüz ekspertiz raporlarıyla vatandaşlık sürecini suistimal ettiği belirlenen kişiler hakkında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından incelemeler yürütüldü. Bu kapsamda bin 150 yatırımcının yatırım uygunluk belgesi iptal edilirken, aile fertleriyle birlikte toplam 5 bin 391 kişinin vatandaşlık kararı iptal edildi. Vatandaşlık aldıktan sonra kamu düzeni ve milli güvenlik açısından sakıncalı olduğu belirlenen 263 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 743 kişinin vatandaşlık kararı ise geri alındı. Böylece toplam bin 413 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 6 bin 134 kişinin vatandaşlık kazanma kararı iptal edildi veya geri alındı. Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmak isteyen yabancıların başvuru, denetim ve değerlendirme süreçleri; 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında yürütülmektedir. Başvuru sahiplerinin yatırım uygunluk belgelerinin alınmasının ardından Emniyet Genel… — T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) September 21, 2026 21 EYLÜL'DEKİ SORUŞTURMADA 1.070 KİŞİ TESPİT EDİLDİ İçişleri Bakanlığı, 11 Şubat 2026'dan itibaren yatırım uygunluk belgesi iptal edilen 458 yatırımcı ve aileleriyle birlikte 1.393 kişinin vatandaşlığının iptal edildiğini, 7 kişinin vatandaşlığının ise milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle geri alındığını bildirdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 21 Eylül 2026'da yürütülen soruşturma kapsamında ise muvazaalı gayrimenkul satışları üzerinden usulsüz şekilde Türk vatandaşlığı kazandırıldığı belirlenen 1.070 kişi ile vatandaşlık süreci devam eden 11 kişi tespit edildi. Bu kişilerden 263'ünün yatırımcı, 807'sinin aile ferdi olduğu; 1.015 kişinin karar tarihinde, 55 çocuğun ise karar tarihinden sonra Türk vatandaşlığını kazandığı belirtildi. Vatandaşlık süreci devam eden 11 kişiden biri hakkında geri alma, 3'ü hakkında ret işlemi gerçekleştirildi. Diğer 7 kişinin ise vatandaşlık başvurusunda bulunmadığı tespit edildi. Bakanlık, soruşturmaya konu usulsüzlüklerin başvuru öncesi belgelere ilişkin sahtecilik girişimleri olduğunu belirterek, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü personelinin görev ve yetkileri kapsamında herhangi bir zafiyet veya ihmal bulunmadığını bildirdi. Suç teşkil eden usulsüzlüklerin adli makamlara intikal ettirildiği kaydedildi.

Sahte Ekspertiz Raporlarıyla Vatandaşlık Alan 6 Bin 134 Kişinin İşlemi İptal Edildi Haber

Sahte Ekspertiz Raporlarıyla Vatandaşlık Alan 6 Bin 134 Kişinin İşlemi İptal Edildi

İçişleri Bakanlığı, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanımı sürecinde sahte belgeler kullanıldığı iddialarına yönelik yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı bir açıklama yaptı. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, 16 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda sahte ekspertiz raporları düzenleyerek yabancı uyruklulara usulsüz vatandaşlık sağladığı değerlendirilen 72 şüphelinin yakalandığıbelirtildi. Soruşturmanın, yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı başvurularında kullanılan gayrimenkul değerleme raporları ve ilgili belgelerdeki usulsüzlükler üzerine başlatıldığı ifade edildi. 6 bin 134 kişinin vatandaşlık işlemi iptal edildi İçişleri Bakanlığı, yapılan incelemelerde çok sayıda usulsüz işlemin tespit edildiğini açıkladı. Buna göre, sahte veya muvazaalı işlem gerçekleştirdiği belirlenen 1.150 yatırımcının yatırım uygunluk belgeleri iptal edildi. Bu kapsamda yatırımcıların aile bireyleriyle birlikte toplam 5 bin 391 kişinin vatandaşlık kararının kaldırıldığıbildirildi. Ayrıca vatandaşlık aldıktan sonra yapılan güvenlik incelemelerinde kamu düzeni ve milli güvenlik açısından uygun olmadığı değerlendirilen işlemler de mercek altına alındı. Bu kapsamda 263 yatırımcı ve ailelerinden oluşan 743 kişinin vatandaşlığının geri alındığı açıklandı. Bakanlığın verilerine göre toplamda: 1.413 yatırımcının işlemi iptal edildi veya geri alındı Aile bireyleriyle birlikte 6 bin 134 kişinin Türk vatandaşlığı sonlandırıldı Söz konusu işlemlerin, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi. 2026 yılında da iptal işlemleri sürdü İçişleri Bakanlığı açıklamasında, vatandaşlık denetimlerinin devam ettiği vurgulandı. 11 Şubat 2026 tarihinden bu yana yapılan incelemeler sonucunda: 443 yatırımcı ve aile bireylerinden oluşan 1.358 kişinin vatandaşlık kararı iptal edildi 7 kişinin vatandaşlığı ise milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle geri alındı Bakanlık, yatırım yoluyla vatandaşlık süreçlerinde denetim mekanizmalarının çok yönlü şekilde işletildiğini belirtti. "Personelimizle ilgili ihmal tespit edilmedi" Açıklamada, operasyon kapsamında ortaya çıkarılan usulsüzlüklerin vatandaşlık başvuruları öncesinde hazırlanan belgelerdeki sahteciliklerden kaynaklandığı ifade edildi. İçişleri Bakanlığı, yapılan incelemelerde Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü personelinin görev alanına ilişkin herhangi bir ihmal veya zafiyet tespit edilmediğini açıkladı. Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Suç teşkil eden tüm usulsüzlükler adli makamlara bildirilmiş olup, milli güvenliği ve kamu düzenini koruma anlayışıyla her türlü illegal yapı ve usulsüzlükle mücadelemiz kararlılıkla sürdürülecektir." Vatandaşlık başvurularında yeni denetim süreci Yetkililer, yatırım yoluyla vatandaşlık kazanım süreçlerinde hem ekonomik şartların hem de güvenlik kriterlerinin ayrıntılı şekilde incelendiğini belirtiyor. Sahte belgelerle vatandaşlık elde etmeye yönelik girişimlerin tespit edilmesi halinde gerekli hukuki işlemlerin uygulanacağı, denetimlerin bundan sonraki süreçte de devam edeceği bildirildi.

Alman Pil Devi Varta İflas Başvurusunda Bulundu: Apple Kaybı Krizi Derinleştirdi Haber

Alman Pil Devi Varta İflas Başvurusunda Bulundu: Apple Kaybı Krizi Derinleştirdi

Almanya'nın en köklü pil üreticilerinden biri olan Varta, artan mali sorunlar nedeniyle dört ayrı iflas başvurusunda bulundu. 139 yıllık şirketin yaşadığı finansal krizlerde, önemli müşterilerinden Apple'ı kaybetmesi, yeni finansman kaynaklarına ulaşamaması ve küresel rekabet baskısının etkili olduğu belirtildi. Stuttgart Bölge Mahkemesi Sözcüsü, Varta tarafından yapılan iflas başvurularını doğrularken, gelişmenin şirketin geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olduğu ifade edildi. Şirketin son dönemde yaşadığı finansal sıkıntılar, özellikle yüksek borç yükü ve nakit akışı sorunları nedeniyle derinleşti. Varta'nın yeniden yapılanma süreci kapsamında faaliyetlerinin bölünmesi ve bazı bölümlerinin farklı yatırımcılara devredilmesi gündeme geldi. Finansman Desteği Gelmeyince İflas Süreci Başladı Reuters'ın daha önce aktardığı bilgilere göre Varta, en büyük hissedarları arasında bulunan Porsche AG ile Avusturyalı yatırımcı Michael Tojner'den ek finansman desteği bekliyordu. Ancak söz konusu yatırımcıların ilave kaynak sağlamayı reddetmesi üzerine şirketin iflas başvurusu hazırlıklarına başladığı bildirildi. Finansal darboğazdan çıkmak için çeşitli seçenekleri değerlendiren Varta, borç yapılandırma ve yeni yatırım arayışlarından beklediği sonucu alamayınca hukuki süreci başlatmak zorunda kaldı. Şirketin Bölünmesi Gündemde İflas süreci kapsamında Varta'nın bazı faaliyet alanlarının ayrılması değerlendiriliyor. Şirketin kârlı bölümlerinin farklı yatırımcılar tarafından satın alınabileceği belirtiliyor. Alman finans kuruluşlarından Deutsche Bank'ın, Varta'nın ev tipi pil bölümünü devralmayı planladığı iddia edilirken, şirketin büyük hissedarlarından Michael Tojner'in ise mikro pil bölümüne ilgi gösterdiği öne sürüldü. Uzmanlar, olası bir yeniden yapılanma sürecinin Varta'nın bazı bölümlerinin korunmasını sağlayabileceğini ancak şirketin mevcut yapısının önemli ölçüde değişebileceğini belirtiyor. Apple'ın Tedarik Kararı Gelirleri Sarstı Varta'nın mali krizinde en önemli gelişmelerden biri, teknoloji devi Apple'ın tedarik zincirinde yaptığı değişiklik oldu. Uzun yıllar boyunca Varta'nın önemli müşterileri arasında yer alan Apple'ın, AirPods kablosuz kulaklıklarda kullanılan CoinPower isimli şarj edilebilir düğme tipi pilleri Çinli üreticilerden almaya yöneldiği belirtildi. Apple gibi yüksek hacimli bir müşterinin kaybedilmesi, Varta'nın özellikle yüksek katma değerli mikro pil segmentindeki gelirlerini ciddi şekilde etkiledi. Şirketin küçük boyutlu, yüksek performanslı bataryalar konusunda önemli üreticilerden biri olduğu ancak Asyalı rakiplerin artan üretim kapasitesi nedeniyle rekabet baskısının giderek yükseldiği ifade edildi. 1887'den Bu Yana Faaliyet Gösteriyor 1887 yılında Almanya'da kurulan Varta, Avrupa'nın en eski pil üreticileri arasında yer alıyor. Şirket, kuruluşundan bu yana enerji depolama teknolojileri alanında faaliyet göstererek küresel ölçekte tanınan markalardan biri haline geldi. Varta'nın ürün portföyünde ev tipi alkalin piller, şarj edilebilir bataryalar, işitme cihazı pilleri, endüstriyel enerji çözümleri ve mikro bataryalar bulunuyor. Şirket ayrıca elektrikli araçlar, tüketici elektroniği ürünleri ve giyilebilir teknolojiler için lityum-iyon hücreler geliştiren firmalar arasında yer alıyor. Rekabet ve Maliyet Baskısı Krizi Büyüttü Varta'nın finansal sorunlarının yalnızca tek bir nedene bağlı olmadığı belirtiliyor. Son yıllarda Asyalı üreticilerin küresel pazardaki etkisinin artması, enerji maliyetlerindeki yükseliş, tüketici talebindeki zayıflama ve önemli müşterilerden gelen sipariş kayıpları şirket üzerindeki baskıyı artırdı. Özellikle Çin merkezli üreticilerin daha düşük maliyetlerle üretim yapabilmesi, Avrupa merkezli batarya şirketlerinin rekabet gücünü zorlayan faktörler arasında gösteriliyor. Varta, yaşadığı mali sıkıntılar nedeniyle 2024 yılında da borçlarını yeniden yapılandırma sürecine gitmişti. Ancak alınan önlemler şirketin finansal sorunlarını tamamen çözmeye yetmedi. Varta'nın Geleceği Belirsizliğini Koruyor İflas başvurularının ardından gözler şirketin yeniden yapılanma planına çevrildi. Varta'nın hangi bölümlerinin faaliyetlerine devam edeceği, hangi birimlerin yatırımcılara devredileceği ve şirketin gelecekteki yapısının nasıl şekilleneceği önümüzdeki süreçte netlik kazanacak. Almanya'nın teknoloji ve sanayi tarihinde önemli bir yere sahip olan Varta'nın yaşadığı kriz, Avrupa batarya sektörünün karşı karşıya olduğu rekabet ve maliyet sorunlarını da yeniden gündeme getirdi.

Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi Modeli, Yatırımsız Schengen Mobilitesinde Öne Çıkıyor Haber

Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi Modeli, Yatırımsız Schengen Mobilitesinde Öne Çıkıyor

Avrupa’da serbest dolaşım ve uzun vadeli oturum hakkı arayan yatırımcılar için Bulgaristan, 2026 itibarıyla en erişilebilir ve dengeli modellerden biri olarak öne çıkıyor. Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi (TRO) kapsamında sunulan bu yapı, yatırım yapmadan, aileyi kapsayan ve Schengen Bölgesi’nde serbest dolaşım imkânı tanıyan alternatif bir Avrupa çözümü sunuyor. Bulgaristan’da yerleşik yabancı bir şirket adına Ticari Temsilcilik Ofisi kurulması esasına dayanan TRO modeli, en fazla iki şirket temsilcisine ve ailelerine 1 yıllık, yenilenebilir oturum izni sağlıyor. Yasal eş ve küçük çocukları kapsayan aile yapısıyla dikkat çeken sistem; Schengen Bölgesi içinde 180 gün içinde 90 güne kadar vizesiz seyahat imkânı sunarken, Bulgaristan’da yaşama, eğitim alma ve sağlık hizmetlerine erişim hakkı da tanıyor. Lisan, eğitim veya iş deneyimi şartı aranmaması ve zorunlu fiziksel ikamet yükümlülüğünün bulunmaması, modeli özellikle aktif iş hayatını sürdüren profesyoneller için cazip kılıyor. Sürecin ortalama 3 ila 6 ay içinde tamamlanabilmesi, yüksek yatırım tutarları ve uzun prosedürler gerektiren klasik programlara kıyasla bu modeli daha ulaşılabilir hale getiriyor. Şartların sağlanması halinde TRO yapısı, uzun vadede kalıcı oturum ve vatandaşlığa giden bir yol da sunuyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan HLG Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, Bulgaristan modelinin günümüz yatırımcı profiliyle güçlü bir şekilde örtüştüğünü vurguluyor: “Bugün mobilite, bir statü göstergesi değil; yaşamı daha esnek, güvenli ve öngörülebilir kılmanın bir yolu. Bulgaristan TRO modeli, yatırım yapmadan Schengen Bölgesi’nde serbest dolaşım imkânı sunması, aileyi kapsayan yapısı ve zorunlu ikamet şartı olmamasıyla özellikle 2026’da öne çıkan dengeli bir Avrupa çözümü sunuyor. HLG Türkiye olarak bu süreci, başvuru sahibinin profilini ve şirket yapısını en baştan doğru kurgulayarak, gereksiz detaylara boğmadan ve Avrupa’da daha esnek bir yaşam düzenine geçişin doğal bir parçası haline getirerek yönetiyoruz.” Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Bulgaristan Ticari Temsilcilik Ofisi modeli; yüksek bütçeli programlara alternatif olarak daha ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir plan arayan yatırımcılar için güçlü bir seçenek olarak öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.