Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yatırım

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Murat Lojistik’ten Soğuk Zincirde Güçlü Hamle Haber

Murat Lojistik’ten Soğuk Zincirde Güçlü Hamle

Yeni yatırımlar kapsamında filoya katılan araçlardan biri, soğutuculu olarak yapılandırılan Double Deck (çift katlı) frigorifik treyler oldu. Bu treyler, özellikle donmuş ve hassas ürünlerin aynı anda daha yüksek hacimle taşınmasına imkân tanırken, çift katlı yapısı sayesinde yükleme verimliliğini önemli ölçüde artırıyor. İç hacmin daha etkin kullanılması, operasyonel maliyetlerde avantaj sağlarken, ürünlerin farklı katmanlarda düzenli ve güvenli şekilde taşınmasına olanak sunuyor. Filoya eklenen bir diğer grup ise soğutuculu (frigorifik) standart treylerler oldu. Avrupa standartlarında üretilen bu dorseler; yaklaşık 13.60 metre uzunluk, 2.48 metre iç genişlik ve 2.60–2.70 metre iç yükseklik ölçülerine sahip olup, 33 Euro palet kapasitesi ile yüksek hacimli taşımalar için ideal bir çözüm sunuyor. Güçlü izolasyon panelleri ve yüksek performanslı soğutma sistemleri sayesinde, ürünlerin taşıma süresince sabit sıcaklıkta korunmasını sağlayarak soğuk zincirin kesintisiz devam etmesine katkı sunuyor. Murat Lojistik'in filosuna dahil ettiği bu yeni araçların tamamı ATP (Agreement on the International Carriage of Perishable Foodstuffs) ve FRC (Frigorifique Renforcé Classe C) sertifikalarına sahip. Bu belgeler, özellikle uluslararası taşımacılıkta soğuk zincirin kesintisiz korunmasını garanti altına alırken, gıda ürün taşımalarında yasal gerekliliklerin eksiksiz karşılandığını gösteriyor. Gerçekleştirilen bu yatırım ile Murat Lojistik, hem yurtiçi hem de uluslararası operasyonlarında kapasite, güvenlik ve verimlilik standartlarını daha da yukarı taşırken; müşterilerine sunduğu hizmet kalitesini güçlendirmeyi sürdürüyor.

AB’den Trump’a NATO yanıtı: 'İttifak kilit önem taşıyor' Haber

AB’den Trump’a NATO yanıtı: 'İttifak kilit önem taşıyor'

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Anitta Hipper, ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’dan çekilmeyi ciddi şekilde değerlendirdiğine dair açıklamaları sonrası konuştu. Günlük basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Hipper, AB’nin güvenlik ve savunma politikaları açısından transatlantik bağın vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Hipper, “NATO adına doğrudan konuşmuyoruz ancak AB adına güvenliğimiz ve savunmamız konusunda konuşuyoruz” diyerek, şu ifadeleri kullandı: “Güvenliğimiz için hayati önem taşıyan güçlü bir transatlantik bağa bağlıyız. Aynı zamanda savunmamıza yatırım yapmaya da kararlıyız.” “Birlikte daha güçlüyüz” vurgusu Hipper, NATO’nun önemine dikkat çekerek, ittifakın Avrupa güvenliği açısından merkezi bir rol oynadığını belirtti. “Birlikte her zaman daha güçlüyüz ve bunun için NATO kilit önem taşıyor” diyen Hipper, AB’nin kolektif güvenlik yaklaşımını sürdüreceğini ifade etti. Trump’tan tartışma yaratan NATO açıklaması ABD Başkanı Donald Trump, İngiliz The Telegraph gazetesine verdiği röportajda NATO’ya ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulunmuştu. Trump, ABD’nin NATO’dan çekilme ihtimalini “gözden geçirilmenin de ötesinde” olarak nitelendirirken, “Onların kağıttan kaplan olduğunu hep biliyordum, Putin de bunu biliyor” ifadelerini kullanmıştı.

Kültürel miraslarımızdan  Melek Heykeli 22 yıl sonra yuvasın döndü Haber

Kültürel miraslarımızdan Melek Heykeli 22 yıl sonra yuvasın döndü

Kültürel mirasın korunması ve iadesine yönelik çalışmalar, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde düzenlenen törenle gündeme taşındı. 22 yıl önce çalınan “Melek Heykeli”, yapılan incelemeler ve hukuki süreçlerin ardından Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı Ortodoks cemaatine teslim edildi. Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin kültür varlıklarının korunması ve yurda iadesi konusunda kararlı bir politika izlediğini vurguladı. Ersoy, bu teslimin yalnızca bir eserin iadesi değil, aynı zamanda kültürel hafızanın yeniden tamamlanması anlamına geldiğini ifade etti. Konuşmasında küresel gelişmelere de değinen Ersoy, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin uluslararası alanda barış ve uzlaşmanın adresi haline geldiğini belirtti. “Daha adil bir dünya mümkün” vizyonuna vurgu yapan Ersoy, Türkiye’nin çatışmaların ortasında istikrar ve umut sunan bir ülke olduğunu söyledi. https://twitter.com/TCKulturTurizm/status/2037424930069823738 KÜLTÜREL MİRAS İÇİN 60 MİLYAR LİRALIK YATIRIM Bakanlık tarafından yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi veren Ersoy, 2018’den bu yana restorasyon, müze inşası ve çevre düzenlemeleri için 60 milyar lirayı aşan yatırım yapıldığını açıkladı. Kız Kulesi, Galata Kulesi ve Rami Kütüphanesi gibi önemli yapıların bilimsel yöntemlerle restore edildiğini belirtti. Türkiye’nin köklü müzecilik geleneğine dikkat çeken Ersoy, 2025 yılı itibarıyla 219 müze ve 147 ören yerinde 33 milyonu aşkın ziyaretçiye ulaşıldığını kaydetti. Bu artışın kültürel mirasa olan ilginin giderek güçlendiğini gösterdiğini ifade etti. 13 BİNDEN FAZLA ESER GERİ GETİRİLDİ Kaçakçılıkla mücadelede önemli başarılar elde edildiğini belirten Ersoy, 2002’den bu yana 13 bin 451 eserin Türkiye’ye kazandırıldığını söyledi. Marcus Aurelius Heykeli’nin ABD’den iadesini örnek gösteren Ersoy, son yıllarda yüz binlerce eserin de ele geçirilerek müzelere kazandırıldığını aktardı. 2023’te başlatılan “Geleceğe Miras” projesine de değinen Ersoy, Türkiye genelinde yüzlerce kazı çalışmasının yürütüldüğünü belirtti. 2026’da arkeolojik faaliyet sayısının 800’e ulaşmasının hedeflendiğini ifade eden Ersoy, projeye sağlanan desteğin 7,5 milyar lirayı bulduğunu açıkladı. Ayrıca Şanlıurfa merkezli “Taş Tepeler” projesinin, insanlık tarihine ilişkin bilgileri yeniden şekillendirdiğini vurgulayan Ersoy, bu çalışmaların uluslararası bilim dünyasında da büyük yankı uyandırdığını söyledi. Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki varlık sayısının 22’ye yükseldiğini belirten Ersoy, geçici listede ise 79 varlığın bulunduğunu ifade etti. Kültür varlıklarının korunmasında teknolojinin de aktif kullanıldığını belirten Ersoy, yapay zekâ destekli sistemler ve kimliklendirme projeleriyle yüz binlerce eserin güvence altına alındığını söyledi. Konuşmasının sonunda kültürel mirasın insanlığın ortak değeri olduğuna dikkat çeken Ersoy, bu mirasın korunmasının sadece geçmişi değil, geleceği de aydınlattığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor

Dünya Ekonomik Forumu ((WEF) Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, İstanbul’da gerçekleşti. Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde düzenlenen toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’de yatırımı bulunan çok uluslu şirketlerin küresel CEO’ları, uluslararası finans kuruluşlarının üst düzey temsilcileri ve dev fon yöneticileri katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantı, dünyanın önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticilerini Türkiye’nin ekonomi yönetimi ve ekonomi bürokrasisiyle bir araya getirdi. "Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır" Toplantıda katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün burada hem sizlerin Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerinizi dinlemek, hem de şirketlerinizin gelecek vizyonunda ülkemizi nasıl konumlandıracağınızı anlamak üzere, bir araya gelmiş bulunuyoruz. Malumunuz son yıllarda küresel ekonomi, salgın sonrası toparlanma süreci, yeşil ve dijital dönüşüm, artan ticaret gerilimleriyle jeopolitik gelişmelerle şekillenen bir gündemin içinde sürükleniyor. Enerji piyasalarında üretim, bilişim, ulaşım ve ticaret ağlarının işleyişine kadar, geniş bir alanda savaşın olumsuz etkilerini tüm dünya hissediyor. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim gibi, bir aydır bölgemizi sarsan bu anlamsız, hukuksuz ve gereksiz savaşın faturasını çatışmaların tarafı kadar tüm insanlık da ödüyor. Diplomasi ve diyalog yoluyla ortak bir paydada buluşma imkanı varken, bu yolların sabote edilmesinin yükünü insanlık ailesi olarak hepimiz birlikte çekiyoruz. Şu bir gerçek ki, çatışmalar sona ermezse, ödenecek fatura da kabaracaktır. Coğrafi mesafenin bu süreçte bir anlamı olmayacak. Hatta farklı kıtalarda yer alan ülkeler, anlaşıldığı kadarıyla enerji boyutuyla daha çok etkilenecektir. Küresel risk analizleri, uluslararası sistemde daha rekabetçi ve daha kırılgan bir döneme girildiğini ortaya koymaktadır. Bu yeni dönemde global ekonomik düzen birçok cepheden tehdide maruz kalmaktadır. Enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin aşınması uluslararası ticaret rejiminin erozyona uğraması ve korumacı politikalar kırılganlıkları arttırmakta, tüm bu gelişmeler istikrarlı ekonomilerin sayısını azaltmaktadır" ifadelerini kullandı. "Küresel Bir Merkezde Büyüme, Rekabet Gücünü ve Dayanıklılığı Güçlendirmek" temasıyla gerçekleştirilen toplantıda, küresel ekonomide Türkiye’nin konumu ve iş birliği imkanları ele alındı. Toplantı kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği ve 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans, altyapı, varlık yönetimi, sağlık, gıda ve havacılık gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan 23 uluslararası yatırımcının katıldığı stratejik diyalog oturumu, Türkiye’nin küresel ekonomik sistemdeki rolü, yatırım potansiyeli ve uzun vadeli büyüme perspektifi üzerine kapsamlı değerlendirmelere sahne oldu. Stratejik diyalog oturumuna Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin yanı sıra BlackRock Başkan ve Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Ekonomik Forumu Eş Başkanı Laurence Fink ile Dünya Ekonomik Forumu Başkan ve İcra Kurulu Başkanı Alois Zwinggi, katıldı. Toplantı çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomik istikrar ve makroekonomik politika alanında kapsamlı bir sunum gerçekleştirerek, Türkiye’nin reform gündemi, mali disiplin yaklaşımı ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik politikaları değerlendirdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise enerji güvenliği ve kaynak yönetimi başlıklı oturumda, Türkiye’nin enerji arz güvenliği, çeşitlendirme stratejileri ve enerji merkezi olma hedeflerini ele aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin bölgesel istikrar ve güvenlikteki rolü, jeoekonomik dönüşüm sürecinde üstlendiği konum ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik perspektifleri içeren oturumu yönetti. Küresel ekonomide artan belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde gerçekleştirilen toplantı, kamu ve özel sektör arasında diyalog ve iş birliğini güçlendirmeyi, yatırım odaklı büyümeyi desteklemeyi ve Türkiye’nin küresel ekonomide bir "bağlantı noktası" olarak konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor. Toplantıda ayrıca Türkiye’nin rekabet gücünün artırılması, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi, sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi ve uluslararası doğrudan yatırımların hızlandırılmasına yönelik somut iş birliği alanları ele alındı. Dünya Ekonomik Forumu Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı, Türkiye’nin küresel ekonomideki stratejik rolünü pekiştiren, çok taraflı iş birliğini teşvik eden ve geleceğe yönelik ortak vizyonun güçlendirilmesine katkı sağlayan önemli bir platform olarak öne çıkıyor.

Türkiye ve İtalya’dan teknoloji ve sanayide yeni iş birliği hamlesi Haber

Türkiye ve İtalya’dan teknoloji ve sanayide yeni iş birliği hamlesi

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre,Türkiye ile İtalya arasında bilim, teknoloji, inovasyon, sanayi ve yatırım alanlarını kapsayan iş birliği kapsamında kurulan komitenin ilk toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi. İş birliği alanları ve yol haritası belirlendi Toplantı kapsamında iki ülke arasında teknoloji ve inovasyon, sanayi ve yatırım başlıklarında iş birliğinin geliştirilmesine yönelik yol haritası oluşturulduğu belirtildi. Bu kapsamda toplam 23 öncelikli eylem alanının belirlendiği, iş birliğinin somut projeler, ortak üretim ve yatırımlar üzerinden ilerletileceği ifade edildi. Açıklamada, standartizasyon, test ve belgelendirme ile akreditasyon alanlarında teknik uyumun artırılması, savunma sanayisinde inovasyon odaklı yeni açılımların hayata geçirilmesi ve yapay zeka ile dijital dönüşüm başlıklarında ortak çalışmalar yürütülmesinin planlandığı kaydedildi. Ayrıca, iki ülkenin araştırma kurumları, teknoloji girişimleri ve şirketleri arasında doğrudan iş birliklerinin artırılması, ortak Ar-Ge projelerinin geliştirilmesi ve bu projelerin ticarileştirilmesine yönelik süreçlerin desteklenmesinin hedeflendiği belirtildi. İş birliği kapsamında, kritik ham maddelerde tedarik zincirinin güçlendirilmesi, Avrupa Birliği programları çerçevesinde ortak projelere katılımın artırılması ve yeni finansman imkanlarının birlikte değerlendirilmesinin de planlandığı ifade edildi. İki ülke arasında yürütülecek çalışmalarla teknoloji geliştirme, sanayi üretimi ve yatırım alanlarında ortak kapasitenin artırılmasının amaçlandığı ifade edildi.

Bursa'da Nilüfer, Yıldırım ve Yenişehir'de 6 arazi satışa sunulacak. Cumhurbaşkanı kararıyla Türkiye genelinde 55 taşınmaz özelleştirilecek. Haber

Bursa'da Nilüfer, Yıldırım ve Yenişehir'de 6 arazi satışa sunulacak. Cumhurbaşkanı kararıyla Türkiye genelinde 55 taşınmaz özelleştirilecek.

16 Mart 2026 tarihli ve 11079 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla, Türkiye genelinde bazı taşınmazlar özelleştirme kapsamına alındı. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren karar doğrultusunda, Maliye Hazinesi'ne ait toplam 55 taşınmaz satış listesine girerken, Bursa'daki araziler hem sayıları hem de ortak özellikleriyle dikkat çekti. Listede Bursa'dan Nilüfer, Yıldırım ve Yenişehir ilçelerinde bulunan toplam 6 taşınmaz yer aldı. Söz konusu arazilerin önümüzdeki süreçte satış, kiralama ya da gelir paylaşımı modeliyle değerlendirilmesi bekleniyor. Bursa'daki taşınmazların öne çıkan en önemli özelliği ise büyük bölümünün geçmişte sağlık hizmetlerinde kullanılmış ya da sağlık alanı olarak planlanmış bölgeler olması. Nilüfer ilçesi Fethiye Mahallesi'nde bulunan 1887 ada 3 parsel numaralı arsa, yaklaşık 37 bin metrekarelik büyüklüğüyle dikkat çekerken, uzun süredir "hastane alanı" olarak bilinmesiyle öne çıkıyor. Merkezi konumu ve çevresindeki yerleşim alanları nedeniyle yüksek yatırım potansiyeli taşıdığı değerlendiriliyor. Yıldırım ilçesinde ise Ertuğrulgazi, Samanlı ve 152 Evler mahallelerinde bulunan toplam 4 ayrı parsel listeye dahil edildi. Bu alanların bir kısmı daha önce sağlık hizmeti sunulmuş ya da hastane yapılması planlanan bölgeler arasında yer alıyor. Yıldırım ilçesi 152 Evler Mahallesi'ndeki arazi üzerinde daha önce Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi bulunmaktaydı. Samanlı Mahallesi'nde satışa çıkarılan arazi ise Bursa'nın doğusunda yapımı planlanan 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi'ne ait idi. Yenişehir ilçesi Yenigün Mahallesi'nde bulunan taşınmaz da özelleştirme kapsamına alınan alanlar arasında yer alırken, halihazırda sağlık hizmetleriyle bağlantılı kullanımıyla öne çıkıyor. Öte yandan karar kapsamında Bursa'daki bu arazilerin satış sürecinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütüleceği ve işlemlerin 2028 yılı sonuna kadar tamamlanmasının planlandığı belirtildi.

Ali  Babacan: Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor Haber

Ali Babacan: Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan konuşmasına önceki gün vefat eden Prof. Dr. İlber Ortaylı ile geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ile Gülşah Durbay’ı anarak ve 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlayarak başladı. Manisa’nın Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Babacan, kentin sanayi ve tarımdaki potansiyeline dikkat çekti. Özellikle Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin yüzlerce fabrikaya ev sahipliği yaptığını ve on binlerce kişiye istihdam sağladığını aktaran Babacan, mevcut ekonomik koşulların sanayiciyi zorladığını belirterek, “Yüksek faizle boğuşan sanayici yatırım yapamıyor. Artan maliyetler ve bastırılan döviz kuru ile baş etmeye çalışan firmalar rekabet gücünü kaybediyor. Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor." diye konuştu. Babacan, bugün emekli, öğrenci, asgari ücretli gibi çoğu kesimin çok zor durumda kaldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Çünkü hayat pahalı. Çünkü mutfakta yangın var. Çünkü geçim zor… Çok zor. Bakın, rakamlar da bunu söylüyor. OECD verilerine gıda enflasyonu en yüksek olan ülke Türkiye. Pandemiden bu yana ülkelerde kümülatif gıda enflasyonu ortalama yüzde 41. Bizde ise yüzde 710. Aradaki fark, kötü yönetimin farkı… Bugün dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması aylık 31 bin liranın üzerinde tutuyor. Daha kira yok, elektrik yok, doğalgaz yok, okul yok, sağlık yok, ilaç yok. Bir başka acı gerçek daha var: Türkiye’de çocukların yaklaşık üçte biri yoksulluk riski altında yaşıyor. Yani her üç çocuktan biri hayata ne yazık ki adil olmayan şartlarda başlıyor. Okula aç gidiyor veya öğün atlamak zorunda kalıyor. 15-34 yaş arası nüfus 24 milyon. 6,5 milyon genç ne işte ne de eğitimde. Yine 2025’te finans hesabı açığı 21 milyar dolardan 42 milyar dolara çıkmış. Eskiden Türkiye yatırım çeken bir ülkeydi. Sermaye bu ülkeye gelirdi. Artık Türkiye’ye gelen yatırımdan daha fazlası yurt dışına gidiyor. Ülkemizden harıl harıl sermaye çıkışı yaşanıyor.” Genel Başkan Babacan, iş dünyasının başka ülkelere gitmesi ve sermaye çıkışının temel sebebinin “güven” olduğunun altını çizdi. Babacan, “Bizim yatırımcımız, bizim iş insanımız başka ülkelerde fabrika kuruyor. Başka ülkelerde üretim yapıyor. Başka ülkelerin insanlarına iş veriyor. Peki niye? Çünkü güven yok. Ekonomik dengeler altüst oldu… Hukuka güven zedelendi… Adalet duygusu sarsıldı… İnanın, pek çok iş insanıyla konuşuyoruz, hepsinde aynı endişe var. ‘Acaba bir gün sabahın altısında benim de kapım çalınır mı? Acaba bir gün benim de mal varlığıma bir gerekçeyle el konulur mu? Acaba bir gün işlerim devam ederken şirketlerim apar topar TMSF’ye devredilir mi?’ Böyle bir korku iklimi varsa, orada yatırım olmaz arkadaşlar. Böyle bir savruk düzen varsa, sermaye risk almaz. Böyle bir ülkede ağzınızla kuş tutsanız ekonomiyi düzeltemezsiniz." ifadelerini kullandı. Manisa’nın üzüm, zeytin ve diğer tarım ürünleriyle Türkiye için stratejik öneme sahip olduğunu aktaran Babacan, artan girdi maliyetlerinin çiftçiyi zorladığına işaret ederek, “Gübre pahalı, tohum pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı. Üretim maliyetleri sürekli artıyor ama çiftçinin sattığı ürün aynı hızda değer kazanmıyor. Bu nedenle bazı çiftçiler üretimden vazgeçiyor, gençler köyde kalmak istemiyor." dedi.

Dışişleri Bakanı  Hakan Fidan: Milli güvenliğimizden zerre taviz vermeyeceğiz Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Milli güvenliğimizden zerre taviz vermeyeceğiz

Bakan Fidan'ın konuşmasından satır başları şu şekilde: "Değerli kardeşim, Şubat ayında göreve başlamasının ardından ilk ikili ziyaretini Türkiye’ye yapıyor. Türkiye olarak Bangladeş’teki istikrarlı süreci sonuna kadar destekledik. Bangladeş’in gerek İslam dünyasında gerek bölgesinde hak ettiği yeri alması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de çalışmaya devam edeceğiz. Bangladeş ile bizim çok köklü ilişkilerimiz var. Bengal halkının, Balkan Harbi sırasındaki yardımları ve Kurtuluş Savaşına verdiği destek bu kardeşliğin en önemli örnekleri arasında yer alıyor. Bugün de bu sağlam temeller üzerine, çok daha güçlü ve vizyoner temeller inşa etmeyi hedefliyoruz. Ticaret, yatırım ve savunma sanayii gibi alanlarda atabileceğimiz çok adım var. Şu anda ikili ticaret hacmimiz var olan potansiyeli çok yansıtmıyor. 1.3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var, bunu da yükseltmemiz gerekiyor. Uluslararası teşkilatlarda ortak duruşumuzu ve iş birliğimizi daha da güçlendirme konusunda mutabık kaldık. Güçlenen ortaklığımız, Güney Asya’nın ve bölgede, istikrar ve refaha da doğrudan katkı sağlayacaktır. Krizin üzerinden yaklaşık 10 yıl geçmesine rağmen Rohingya Müslümanlarının maruz kaldığı trajedi ne yazık ki devam etmektedir. Bangladeş, 1 milyondan fazla Rohingya’ya ev sahipliği yaparak, tüm insanlık adına tarihi bir fedakarlık sergilemektedir. Ülkemiz tarafından, Rohingyalılar için sağlanan yardımların toplam değeri 80 milyon dolara ulaşmış durumdadır. TİKA, AFAD, Türk Kızılay’ı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından; sağlık, barınma, eğitim ve altyapı gibi alanlarda desteklerimizi aksatmadan sürdürmekteyiz. Bölgemizin istikrarı, güvenliği, huzuru ve refahı, dış politikamızın temel öncelikleri arasında yer alıyor. Ne yazık ki savaşın tüm bölgeye yayıldığını endişeyle müşahede ediyoruz. Bu yıkıcı tablo yalnızca, bölgesel güvenlik ve insani boyutta kalmadığı, küresel ekonomik istikrara etki ettiği de aşikardır. Bu gelişmelerin bölgemizde telafisi imkansız, kalıcı düşmanlıklara yol açmasından da endişe etmekteyiz. Bu savaşa bir an önce son verilmesi gerekmektedir. Gelinen aşamada, tüm tarafların diplomasi masasına dönmesi gerektiği, kalıcı çözüme ancak diyalog yoluyla ulaşılabileceği açıktır. Türkiye olarak, gayretlerimizi tamamen bu yöne yoğunlaştırmış bulunmaktayız. Barış ve istikrar yönündeki samimi gayretlerimiz, sergilediğimiz anlayış ve yapıcı yaklaşım, milli güvenliğimizden zerre taviz vereceğimiz anlamına kesinlikle gelmemektedir. Dün ülkemize yönelen bir füze daha etkisiz hale getirilmiştir. Bu vahim hadiseyle ilgili olarak, İranlı muhataplarımızla doğrudan temas halindeyiz. İranlı mevkidaşımla, dünkü olaydan sonra da görüşüp haberleştik, yine kendileri bu olayı sahiplenmiyorlar. Böyle bir konunun talimatını verdiklerini ve böyle bir saldırıyla ilişkilerinin olmadığını söylüyorlar. Tabii ki elimizde teknik veriler başka şeyler var. Biz, bu veriler ve yapılan beyanlar arasında zıtlığı kendileriyle düzeylerde konuşuyoruz. Bizim bir numaralı önceliğimiz, savaşın daha geniş coğrafyaya yayılmasını engellemek, savaşın ömrünü kısaltmak ve Türkiye’nin hiçbir şekilde bu savaşın içine çekilmesine müsaade etmemek. Bölgemizi saran bu çatışma halinin temelinde yatan asıl sorunları görmezden gelemeyiz. Çok uzun süredir, Netanyahu hükümetinin yayılmacı politikalarını ve fundamentalist ideolojisinin bölgemizde neden olduğu kaosa ısrarla dikkat çekmekteyiz. İsrail’in bölgede, kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına göz yummamız mümkün değildir. Netanyahu hükümetinin, Gazze’de ateşkes ihlallerini sürdürmekte ve sahadaki insani durum her geçen gün ağırlaşmaktadır. İnsani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve Gazzellilerin, başta barınma olmak üzere temel ihtiyaçlarının karşılanması acil bir önceliktir. İsrail, iki devletli çözümü sekteye uğratmak için Batı Şeria’da yeni bir oldubittiye yönelik adımlar atmaktadır. Batı Şeria’da yerleşimciler her gün Filistinli kardeşlerimizi şehit etmektedir. Öte yandan, İsrail’in Mescid-i Aksa’yı faaliyete kapatması, bölgemizde yeni bir infiali tetikleyebilecek son derece tehlikeli bir adımdır. Bu tehlikeli provokasyondan bir an önce vazgeçilmeli, insanlığın ortak sorumluluğu olan kutsal mekanlara gereken saygı gösterilmelidir. İsrail, Lübnan’ı da yeniden insani bir felakete ve kalıcı bir istikrarsızlığa sürüklemek istemektedir. Netanyahu’nun, Hizbullah ile mücadele bahanesiyle yeni bir soykırıma yönelmesinden endişe duyuyoruz. Uluslararası toplumun, İsrail’in işlemeye devam ettiği suçlar karşısında bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir. Küresel ve bölgesel krizlerin çözümünü, ancak yetkin bir diplomasi ve güçlü kurumlarla mümkün olduğunun bilincindeyiz."

Ali Babacan: İktidar kendi eliyle patlattığı enflasyonu dizginleyemiyor Haber

Ali Babacan: İktidar kendi eliyle patlattığı enflasyonu dizginleyemiyor

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, partisinin İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. 2025 yılında cari açığın, 10 milyar dolardan 25 milyar dolara çıktığına değinen Babacan, "Türkiye'nin ithalatı ihracatından çok daha hızlı artıyor. Yine 2025'te finans hesabına bakıyorsunuz, 21 milyar dolardan 42 milyar dolara çıkmış açık. Peki bu ne demek? Türkiye'nin dışarıya yaptığı yatırım, Türkiye'ye gelen yatırımdan tam 42 milyar dolar daha fazla demek. Türkiye'den sermaye kaçıyor demek. Yatırım kaçıyor demek. Eskiden Türkiye dünyanın parasını toplayan, dünyadan yatırım alan bir ülkeydi. Rekorlar kırardık. Her sene, her sene daha çok insan parasını buraya getirirdi. Fabrikalar kurardı, istihdam sağlardı. Bugünse tablo tam tersine dönmüş durumda. Artık Türkiye'ye gelenden çok daha fazlası ülke dışına kaçıyor. 42 milyar dolar fark. Peki niye? Çünkü güven yok. Ekonomik dengeler alt üst olmuş durumda. Hukuka güven zedelendi. Adalet duygusu sarsıldı.” dedi. Babacan, korku ikliminin olduğu yerde yatırımın olmayacağının altını çizdi. Konuşmasında İsrail'in İran'a başlattığı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin de katıldığı askeri operasyona da değinen Ali Babacan, “Gerçek barış güç kullanmakla değil, uluslararası hukukla, diplomasiyle ve sağduyuyla mümkündür. Ve Türkiye hem kendi topraklarında hem de bölgesinde bu yaklaşımı kararlılıkla sürdürmek zorundadır. İnsanlık onuru, vicdan ve adalet bunu gerektirir. Her bir çocuk, her bir hayat bizim sorumluluğumuzdadır. Türkiye'nin sorumluluğu Türkiye'den öte bir coğrafyayı kapsar. Türkiye kendi topraklarından, kendi varlığından çok daha büyük bir ülkedir. İnsan hayatının değeri o ülkedeymiş, bu ülkedeymiş değişmez. Biz basit çıkarların değil, insan onurunun yanındayız. Gazze'de akan kanın da büyüyen ateşin de son bulması için adaleti, sağduyuyu ve insanlık vicdanını savunmaya sonuna kadar devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.