Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yaşam

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yaşam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeşilçam’ın Altın Çocuğu Göksel Arsoy son yolculuğuna uğurlandı Haber

Yeşilçam’ın Altın Çocuğu Göksel Arsoy son yolculuğuna uğurlandı

Türk sinemasının unutulmaz oyuncularından, Yeşilçam’ın “Altın Çocuk” lakaplı usta sanatçısı Göksel Arsoy, 90 yaşında hayatını kaybetti. Arsoy için Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Usta oyuncu, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Göksel Arsoy’a son veda Yeşilçam’ın önemli isimlerinden Göksel Arsoy için bugün Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazına Arsoy’un ailesi ve yakınlarının yanı sıra sanat dünyasından çok sayıda isim katıldı. Törenin ardından Arsoy’un cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na götürülerek toprağa verildi. Cenazeye İBB Başkan Vekili Nuri Ersoy, Sinema Genel Müdürü Birol Güven, oyuncular Serdar Gökhan ve Halil Ergün ile yönetmen Gani Rüzgar Şavata da katıldı. Birol Güven: "Bir efsanemizi daha kaybettik" Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Göksel Arsoy’un vefatının Türk sineması için büyük bir kayıp olduğunu söyledi. Güven, Yeşilçam kuşağının Türk sinemasına büyük bir miras bıraktığını belirterek, “Bir efsanemizi daha kaybettik” dedi. Yeşilçam sanatçılarının zor şartlara rağmen ortaya koyduğu eserlerin bugün Türk sinemasının temel taşlarından olduğunu ifade eden Güven, bu dönemin sanatçılarının bıraktığı mirasın değerinin zamanla daha da artacağını dile getirdi. Güven, “Paha biçilmez bir hazine üzerinde oturuyoruz” diyerek hayatını kaybeden sanatçılara rahmet diledi. Oğlu Gökhan Arsoy: "Çok büyük bir karakterdi babam" Göksel Arsoy’un oğlu Gökhan Arsoy, babasının son anlarını ailesiyle birlikte evinde geçirdiğini söyledi. Arsoy, babasının hastaneye gitmeden, ailesinin yanında hayatını kaybettiğini belirterek, “Çok büyük bir değer kaybı oldu tabii” dedi. Babasının kendisini yalnızca sinema oyuncusu olarak değil, “sahne sanatçısı” olarak tanımlamak istediğini aktaran Gökhan Arsoy, Göksel Arsoy’un Yeşilçam’ın ardından uzun yıllar sahne çalışmalarını sürdürdüğünü ve çeşitli kurumlarda başkanlık görevleri üstlendiğini anlattı. Gökhan Arsoy, babası için “Özel doğmuş, özel yetişmiş, özel kendini yetiştirmiş ve özel olmuş, çok büyük bir karakterdi” ifadelerini kullandı. Kızı Aşkım Arsoy: "Hiç acı çekmedi" Göksel Arsoy’un kızı Aşkım Arsoy ise babasının vefatı nedeniyle büyük üzüntü yaşadıklarını söyledi. Babasının uykusunda hayatını kaybettiğini belirten Aşkım Arsoy, “Tek tesellimiz gerçekten hiç acı çekmedi” dedi. Sanat dünyasından duygusal mesajlar Yönetmen Gani Rüzgar Şavata, Göksel Arsoy’u sinemaya ve ailesine bağlı, örnek bir sanatçı olarak nitelendirdi. Şavata, Arsoy’un ekranlarda çok fazla görünmese de sinema ve ülke sevgisini taşıyan özel bir isim olduğunu söyledi. Oyuncu Serdar Gökhan da Arsoy’un iki kelimeyle anlatılabilecek bir sanatçı olmadığını belirterek, “Çok değerli bir sanatçı abimizi kaybettik” dedi. Gökhan, Yeşilçam kuşağının kayıplarına dikkat çekerek, “Yaprak dökümü... Sonbahardayız. Dökülüyoruz” ifadelerini kullandı. Oyuncu Halil Ergün ise Göksel Arsoy’un Türk sinemasının önemli bir zenginliği olduğunu belirterek, “Çok özel bir insandı” dedi. Göksel Arsoy’un vefatı, Yeşilçam’ın önemli isimleri arasında yeni bir kayıp olarak sanat dünyasında derin üzüntüye neden oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Samsun’da gençlerle buluştu ve “Dünya 5’ten büyüktür” vurgusu yaptı. Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Samsun’da gençlerle buluştu ve “Dünya 5’ten büyüktür” vurgusu yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi açılışı ardından AK Parti Gençlik Kolları tarafından düzenlenen “Gençlerle Buluşma” programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, coğrafyanın krizlerle, savaşlarla, çatışmalarla boğuştuğu zorlu bir dönemde milleti tehlikelerden uzak tuttuklarını belirtti. “GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ GENÇLER HAZIRLAYACAK” Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada gençlere hitap ederek, “Yarın, Türkiye’nin kaptan köşküne sizler geçeceksiniz. 86 milyonun yanı sıra ümidini Türkiye’ye bağlamış yüz milyonlarca mazlumun emanetini de sizler yükleneceksiniz” dedi. Erdoğan, gençlerin taşıdığı mesuliyetin bilinciyle ülkeye ve millete en güzel şekilde hizmet edeceklerine inandığını kaydetti. “GENÇLİĞİ SİYASETİN MERKEZİNE ALMAK BİR İRADE MESELESİDİR” İletişim Başkanlığı'ndan aktarılan habere göre gençliğin, “Bir devam ve beka halkası, geçmişi geleceğe taşıyan en kritik insan kaynağı” olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, her zaman gençliğin her şeyden önce inandığı ve takipçisi olduğu ulvi bir davasının olması gerektiğine inandıklarını söyledi. Erdoğan, “Gençleri siyasetin merkezine almak, unutmayın, bir irade meselesidir” diye konuştu. “DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünya 5’ten büyüktür” ifadesini tekrar ederek, bunun bir irade meselesi olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Daha adil bir dünya mümkün” diyerek, İslam dünyasının yaşadığı sıkıntıları aşmak için çalıştıklarını belirtti. Programda gençlerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, 15 Temmuz ile ilgili bir soru üzerine, “Terörden yana sıkıntılarımız çok büyüktü ama Allah’a hamdolsun şu anda Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da artık terör diye bir şey kalmadı” dedi. Erdoğan, gençlerin “Asırlık Gece” dizisini izlemelerini tavsiye ederek, 25 yıllık AK Parti tarihinde hiçbir şeyin geride kalmadığını ve güçlü bir gençlik inşa ettiklerini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, torunlarının sayısının 10’a ulaştığını belirterek, “Ayrı bir mutluluk” dedi. Erdoğan, bir genç tarafından kendisine yöneltilen soru üzerine, torunlarına hediye alırken kolayca ikna olduklarını ve mutlu bir şekilde ayrılırlarını söyledi. Program, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın türküye eşlik etmesi ve AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı Yusuf İbiş’in Erdoğan’a “İstiklalden İstikbale” temalı dijital bir tablo hediye etmesiyle sona erdi.

Beyaz Diş Uğruna Diş Mine'sini Yıpratmayın: Uzmandan sağlıklı beyazlatma için 7 öneri Haber

Beyaz Diş Uğruna Diş Mine'sini Yıpratmayın: Uzmandan sağlıklı beyazlatma için 7 öneri

Estetik diş hekimliğinde en sık talep edilen işlemler arasında yer alan diş beyazlatma, özellikle sosyal medyada yayılan yöntemler ve kolay ulaşılabilen ev tipi ürünlerle birlikte giderek daha fazla gündeme geliyor. Ancak daha beyaz bir gülüş elde etmek amacıyla bilinçsizce yapılan uygulamalar, diş minesinin zarar görmesinden hassasiyet ve diş eti problemlerine kadar farklı sorunlara yol açabiliyor. Diş Hekimi İpek Rizvan, her renk değişikliğinin aynı yöntemle giderilemeyeceğini belirterek beyazlatma öncesinde dişlerin ve diş etlerinin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Rizvan, “Dişlerin rengi yalnızca çay, kahve ya da sigaraya bağlı olarak değişmiyor. Yaş, genetik özellikler, kullanılan bazı ilaçlar ve dişin kendi yapısı da rengi etkileyebiliyor. Bu nedenle bir kişide başarılı olan yöntem başka bir kişide aynı sonucu vermeyebilir” dedi. ÖNCE LEKENİN KAYNAĞI BELİRLENMELİ Dişlerdeki her koyu görünümün beyazlatma işlemi gerektirmediğine dikkat çeken Rizvan, yüzeyde biriken plak, diş taşı ile çay ve kahve lekelerinin profesyonel diş temizliği sonrasında önemli ölçüde azalabildiğini belirtti. “Öncelikle renklenmenin yüzeysel mi yoksa diş dokusundan mı kaynaklandığını anlamak gerekiyor. Bazen hastanın beyazlatma ihtiyacı olduğunu düşündüğü görüntü, yalnızca profesyonel temizlik sonrasında bile ciddi ölçüde değişebiliyor.” LİMON VE KARBONATLA GELEN BEYAZLIK ALDATICI OLABİLİR Sosyal medyada diş beyazlatmak amacıyla önerilen limon, karbonat, aktif kömür ve benzeri uygulamalara karşı uyaran Rizvan, aşındırıcı yöntemlerin diş yüzeyinde geri dönüşü zor hasarlara neden olabileceğini söyledi. Rizvan, “Diş yüzeyini aşındırarak daha açık bir görüntü elde etmek, sağlıklı bir beyazlatma değildir. Özellikle asitli ve aşındırıcı maddelerin sık kullanılması diş minesini olumsuz etkileyebilir. Mine kaybı arttıkça dişlerde hassasiyet gelişebilir ve uzun vadede estetik açıdan daha olumsuz bir tablo ortaya çıkabilir” ifadelerini kullandı. BEYAZLATICI MACUNUN SINIRINI BİLMEK GEREKİYOR Market raflarında ve internette çok sayıda beyazlatıcı diş macunu bulunduğunu hatırlatan Rizvan, bu ürünlerden profesyonel beyazlatmayla aynı sonucu beklemenin doğru olmadığını söyledi. Beyazlatıcı macunların özellikle çay, kahve ve sigaraya bağlı yüzey lekelerinin azaltılmasına yardımcı olabileceğini belirten Rizvan, “Dişin kendi rengini birkaç ton açmak ile yüzeydeki lekeleri temizlemek birbirinden farklı işlemler. Kullanılan ürünün ne vaat ettiğini ve kişinin beklentisinin ne olduğunu doğru değerlendirmek gerekiyor” dedi. KAHVE VE ÇAYDAN SONRA BASİT BİR ÖNLEM Dişlerde yeniden renklenmenin önüne geçebilmek için günlük alışkanlıkların da önemli olduğuna dikkat çeken Rizvan, özellikle kahve, çay ve yoğun renk pigmenti içeren içeceklerin ardından ağzın suyla çalkalanmasını önerdi. Rizvan, “Her kahvenin ardından diş fırçalamak günlük yaşamda mümkün olmayabilir. Ancak ardından su içmek veya ağzı suyla çalkalamak, renk verici maddelerin diş yüzeyiyle temas süresini azaltmaya yardımcı olabilir” diye konuştu. FAZLA ÜRÜN DAHA FAZLA BEYAZLIK ANLAMINA GELMİYOR Ev tipi beyazlatma ürünlerinde en sık yapılan hatalardan birinin kullanım süresini veya miktarını artırmak olduğunu belirten Rizvan, ürünün önerilenden daha uzun süre diş üzerinde tutulmasının daha iyi sonuç anlamına gelmediğini vurguladı. “Beyazlatıcı ürünlerde süre ve yoğunluk önemlidir. Daha hızlı sonuç almak amacıyla ürünü daha sık kullanmak ya da önerilenden uzun süre uygulamak diş hassasiyetini ve diş eti irritasyonunu artırabilir. Beyazlatma kontrollü yapılması gereken bir işlemdir.” DOLGU VE KAPLAMALAR BEYAZLATMADAN ETKİLENMEYEBİLİR Özellikle ön dişlerinde dolgu, porselen kaplama veya farklı restorasyonlar bulunan kişilerin beyazlatma öncesinde dikkatli olması gerektiğini belirten Rizvan, doğal dişlerle restorasyonların işlem sonrasında farklı renkte kalabileceğine işaret etti. “Beyazlatma doğal diş dokusu üzerinde etki gösterir. Dolguların, porselenlerin veya implant üstü restorasyonların rengi aynı şekilde değişmez. Özellikle gülüş hattında mevcut restorasyonlar varsa işlem öncesinde renk planlamasının buna göre yapılması gerekir.” HASSASİYET VARSA ÖNCE NEDENİ ARAŞTIRILMALI Beyazlatma öncesinde mevcut çürüklerin, çatlakların ve diş eti sorunlarının değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Rizvan, özellikle sıcak ve soğuğa karşı hassasiyeti bulunan kişilerin kontrolsüz uygulamalardan kaçınması gerektiğinin altını çizdi, “Diş beyazlatma estetik amaçla yapılsa da diş dokusuna uygulanan bir işlemdir. Hastanın ağız sağlığı, diş yapısı ve hassasiyet düzeyi değerlendirilmeden herkes için aynı ürünü ve aynı yöntemi önermek doğru değildir” uyarısında bulundu. “EN BEYAZ DEĞİL, EN DOĞAL VE SAĞLIKLI SONUÇ HEDEFLENMELİ” Beyazlatmada gerçekçi beklentinin önemine de değinen İpek Rizvan, diş renginin kişinin ten rengi, yaşı, genetik özellikleri ve doğal diş yapısına göre farklılık gösterebildiğini söyledi. Rizvan, “Amaç mümkün olan en beyaz dişe ulaşmak değil; kişinin yüzüyle uyumlu, doğal görünen ve ağız sağlığını koruyan bir sonuç elde etmektir. Sağlıklı bir gülüşün yalnızca renginden değil, diş ve diş etlerinin bütününden söz ediyoruz” dedi.

Migren, ‘aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı’na dönüşebilir! Haber

Migren, ‘aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı’na dönüşebilir!

Migrenin, şiddetli ve yaşam kalitesini düşüren özellikli bir baş ağrısı olduğunu belirten uzmanlar, atakların 3 saatten 3 güne kadar sürebildiğini söyledi. Üroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, migrenin türlerinden tetikleyicilerine, tedavi seçeneklerinden ne zaman doktora başvurulması gerektiğine kadar önemli bilgiler paylaştı. Üroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, migrenin primer baş ağrıları arasında yer alan, kendine özgü özellikleri bulunan bir hastalık olduğunu belirterek, migrenin genellikle tek taraflı, zonklayıcı karakterde ve nabız atışı şeklinde hissedildiğini ifade etti. Uzman Dr. Şalçini, ataklara sıklıkla ışık ve ses hassasiyeti, bulantı ve kusmanın eşlik ettiğini dile getirdi. Fiziksel aktivitenin migren ağrısını artırdığını vurgulayan Dr. Şalçini, merdiven çıkmak, eğilmek, öksürmek ya da zorlanmanın ağrıyı şiddetlendirdiğini belirtti. Migren ağrısının çoğu zaman 10 üzerinden 7–8 şiddetinde olduğunu kaydetti. Migrenin auralı ve aurasız olmak üzere iki temel tipi bulunduğunu aktaran Dr. Şalçini, auralı migrende baş ağrısından önce görsel belirtilerin ortaya çıktığını söyledi. Görme alanında ışık çakmaları, zikzaklı çizgiler, bulanıklık ve parlamaların en sık görülen aura belirtileri olduğunu belirten Şalçini, bu belirtilerin genellikle baş ağrısından yaklaşık yarım saat önce başladığını ifade etti. Migren ataklarını tetikleyen faktörlerin kişiye göre değiştiğine dikkat çeken Dr. Şalçini, parlak ışıklar, keskin kokular, çikolata, mayalı içecekler, lodos, deterjanlar, parfümler ve klima ortamlarının sık görülen tetikleyiciler arasında yer aldığını söyledi. Hastaların kendi tetikleyicilerini tanımasının tedavide büyük önem taşıdığını vurguladı. Aşırı ağrı kesici kullanımının da ayrı bir baş ağrısı türüne yol açabileceğini belirten Dr. Şalçini, ayda 10–15 günden fazla ağrı kesici kullanan kişilerde “aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı” gelişebileceğini ifade etti. Bu durumun tanı ve tedavi sürecini zorlaştırdığını dile getirdi. Migrenin bazı kişilerde ömür boyu sürebildiğini, bazı kişilerde ise zamanla kaybolabildiğini belirten Dr. Şalçini, tedavide atak tedavisi ve koruyucu tedavi olmak üzere iki temel yaklaşım bulunduğunu söyledi. Koruyucu tedavinin amacının atakların sıklığını ve şiddetini azaltmak olduğunu kaydetti. Ayda 3–4’ten fazla, şiddetli ve yaşam kalitesini bozan baş ağrıları olan kişilerin mutlaka doktora başvurması gerektiğini vurgulayan Dr. Şalçini, özellikle ilk kez ortaya çıkan, 50 yaş sonrası başlayan, ilaçlara yanıt vermeyen ya da nörolojik belirtilerle seyreden baş ağrılarının ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Migrenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Dr. Şalçini, günümüzde klasik ilaçların yanı sıra yeni nesil enjeksiyon tedavileri, akıllı ilaçlar ve botulinum toksini gibi farklı seçeneklerin bulunduğunu belirterek, hasta-hekim iş birliğinin ve doğru bilgilendirmenin tedavi başarısını artırdığını söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.