Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yargılama

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yargılama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargılama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Serkan Kurtuluş 53. duruşmada ilk kez savunma yaptı: "Suç örgütü kurmadım" Haber

Serkan Kurtuluş 53. duruşmada ilk kez savunma yaptı: "Suç örgütü kurmadım"

Arjantin'den Türkiye'ye iade edildi İzmir'deki dosya kapsamında tasarlayarak öldürme, kasten öldürme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, tehdit, nitelikli yağma, silahla yağma ve tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma gibi suçlamalarla aranan Serkan Kurtuluş, 2020 yılında Arjantin'de yakalandı. Yaklaşık 6 yıl süren iade sürecinin ardından Kurtuluş, Ağustos 2026'da Türkiye'ye getirildi. Türkiye'ye ulaşmasının ardından İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne SEGBİS üzerinden bağlanan Kurtuluş, 15 Ağustos'taki duruşmada tutuklandı. 53'üncü duruşmada ilk kez savunma yaptı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2017 yılında hazırlanan ve İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame kapsamında devam eden davanın 53'üncü duruşmasında Kurtuluş'un savunması SEGBİS aracılığıyla alındı. Tutuklu sanık Kurtuluş'un yanı sıra bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları da duruşmada hazır bulundu. Savunmasına hakkında kırmızı bülten çıkarıldığını ve 11 Haziran 2020'de Arjantin'de tutuklandığını belirterek başlayan Kurtuluş, iade sürecinde kendisi hakkında farklı dosyaların da gündeme geldiğini söyledi. Kurtuluş, yalnızca iade kapsamına giren suçlamalar yönünden savunma yapacağını ifade etti. "Suç örgütü kurmadım" Mahkeme başkanının yönelttiği suç örgütü kurma suçlamasına ilişkin savunma yapan Kurtuluş, kendisine yöneltilen suçlamayı reddederek, "Suç örgütü kurmadım" dedi. Kurtuluş, sosyal medya hesaplarıyla ilgili sorular üzerine de kendisine ait aktif bir sosyal medya hesabı bulunmadığını savundu. Adına farklı amaçlarla hesaplar açıldığını belirten Kurtuluş, söz konusu hesapların kendisine ait olmadığını öne sürdü. Haraç suçlamasını da kabul etmedi Duruşmada Kurtuluş'a, bir aileden haraç istediği yönündeki suçlama da soruldu. Bu iddiayı da reddeden Kurtuluş, dosyada haraç talebinde bulunduğunu gösteren somut bir ayrıntı, kanıt veya delil bulunmadığını savundu. Söz konusu ailenin başka kişilerle husumetleri olduğunu öne süren Kurtuluş, bu yöndeki iddiaların yeterince araştırılmadığını ileri sürdü. Tutukluluk halinin devamına karar verildi Duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan savcı, Serkan Kurtuluş'un tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, ara kararını vermek üzere kısa süreliğine duruşmaya ara verdi. Yapılan değerlendirmenin ardından Kurtuluş'un kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahkeme ayrıca dosyadaki eksikliklerin tamamlanmasına hükmederek duruşmayı 20 Kasım 2026 tarihine erteledi. Serkan Kurtuluş hakkındaki yargılama, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.

Mehmet Akif Ersoy'un yargılandığı davada ilk duruşma: "8 senede 15 kez uyuşturucu içtim" Haber

Mehmet Akif Ersoy'un yargılandığı davada ilk duruşma: "8 senede 15 kez uyuşturucu içtim"

Mehmet Akif Ersoy’un da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında hazırlanan iddianamede, Ersoy’un suç örgütü kurma ve yönetme, 11 kez nitelikli cinsel saldırı, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ve uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma suçlarından 286 yıl 2 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Davanın ilk duruşmasına tutuklu ve tutuksuz sanıkların yanı sıra taraf avukatları katıldı. Bazı sanıklar duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlandı. Duruşmanın başlangıcında basına kapalı yapılması kararlaştırılırken, daha sonra gazetecilerin salona alınmasına izin verildi. Mağdur Melis Asena Özkan: "Uyuşturucu kullanmayı reddeden tek kişi benim" Duruşmada beyanda bulunan Melis Asena Özkan, 2022 yılında Nurullah Mahmut Dündar ile tanıştığını ve iş görüşmeleri kapsamında Mehmet Akif Ersoy ile de bir araya geldiğini söyledi. Özkan, hayatı boyunca uyuşturucu kullanmadığını belirterek, Ersoy’un bulunduğu ortamlarda uyuşturucu kullanmayı reddettiğini ifade etti. İş görüşmesi amacıyla gittiği bazı ortamlarda kendisine özel hayatı ve cinsel tercihleriyle ilgili sorular yöneltildiğini ileri süren Özkan, görüşmeler sırasında gizli kamera bulunduğunu fark ettiğini de iddia etti. Dündar tarafından uyuşturucu kullanması yönünde teklif aldığını öne süren Özkan, bazı görüşmelerin ardından iş vaadiyle belirli ortamlara yönlendirildiğini savundu. Özkan ayrıca, Mehmet Akif Ersoy ile yaşadığı birlikteliğin kendi iradesiyle gerçekleştiğini belirterek, şikayetçi olduğu konuların iş vaadiyle dahil edildiğini öne sürdüğü ortamlarla ilgili olduğunu söyledi. Diğer mağdurların ifadeleri Duruşmada beyanda bulunan Dilek Olgun ise kendisinin cinsel saldırıya uğramadığını, Ersoy ile kendi isteğiyle görüştüğünü ve uyuşturucu kullanan kişileri gördüğünü söyledi. Olgun, kendisine uyuşturucu kullanması yönünde zorlama yapılmadığını belirterek sanıklardan şikayetçi olmadığını ifade etti. Burcu Akyüz de sanıklardan herhangi bir şikayetinin bulunmadığını söyledi. Akyüz, bir doğum günü buluşmasında alkol ve uyuşturucu kullandığını, ancak kendisine zorla uyuşturucu kullandırılmadığını ve Mehmet Akif Ersoy ile yaşadığı birlikteliğin kendi rızasıyla gerçekleştiğini belirtti. Buse Öztay, toplu cinsel ilişkiye katılmadığını, uyuşturucu kullandığını ancak yaşananların kendi rızasıyla gerçekleştiğini ifade etti. Dilara Yıldız ise Mehmet Akif Ersoy ve Buse Öztay ile tekne gezisine çıktığını, burada uyuşturucu kullandığını ve maddenin Ersoy tarafından getirildiğini öne sürdü. Yıldız, yaşananlarla ilgili şikayetçi olmadığını söyledi. Mehmet Akif Ersoy: "Bana yönelik sosyal medya hesapları açıldı" Tutuklu sanık Mehmet Akif Ersoy, savunmasında hakkında daha önce sosyal medya üzerinden çeşitli iddiaların gündeme getirildiğini belirtti. Habertürk’te görev yaptığı dönemde bazı çalışanların iş akitlerini sonlandırdığını söyleyen Ersoy, bu kişilerden birinin kendisi hakkında çeşitli iddialar içeren sosyal medya hesabı açtığını öne sürdü. Ersoy, söz konusu hesaplarda kendisinin uyuşturucu şebekesi kurduğu, özel ilişkiler yaşadığı ve kendisini reddeden kadınları işten çıkardığı yönünde iddiaların yer aldığını savundu. Bu paylaşımlar nedeniyle suç duyurusunda bulunduklarını ancak hesabın yurt dışında bulunması nedeniyle sonuç alamadıklarını ifade etti. Dosyada yer alan "Kanarya" kod adlı gizli tanığın beyanlarının soruşturmanın ilerlemesinde etkili olduğunu savunan Ersoy, bazı kişilerin kendisiyle ilgili iddialarının medyada çıkan haber ve paylaşımlardan etkilendiğini ileri sürdü. "8 senede 15 kez uyuşturucu içtim" Ersoy, uyuşturucu kullanımıyla ilgili savunmasında daha önce verdiği ifadeden farklı bir açıklama yaptı. İlk ifadesinde uyuşturucu kullandığını reddettiğini belirten Ersoy, mahkemedeki savunmasında ise "8 senede 15 kez uyuşturucu içtim. Hata mı, hata. Kabul ediyorum" dedi. Uyuşturucuyu satın almadığını, bazı ortamlarda kendisine sunulduğunda kullandığını ileri süren Ersoy, maddelerin çoğunlukla başka kişiler tarafından getirildiğini savundu. Ersoy, ilk kez Veyis Ateş ile birlikte uyuşturucu kullandığını ve maddeyi Ateş’in getirdiğini iddia etti. Bazı diğer kişilerin de uyuşturucu temin ettiğini öne süren Ersoy, herhangi bir uyuşturucu alışverişinde bulunmadığını ve kimseyi uyuşturucu kullanmaya zorlamadığını söyledi. Ersoy'dan cinsel saldırı suçlamalarına ilişkin savunma Mehmet Akif Ersoy, hakkında hazırlanan iddianamede yer alan cinsel saldırı suçlamalarının kendisine soruşturma aşamasında sorulmadığını savundu. Dosyada adı geçen bazı kadınlarla görüştüğünü kabul eden Ersoy, bu görüşmeler sırasında hatalar yaptığını söyledi. Hakkındaki bazı iddiaların ise daha önce sosyal medyada ve basında ortaya atılan söylemlere dayandığını öne sürdü. Ersoy, hakkındaki suçlamaların tamamını kabul etmediğini belirterek, savunmasının ilerleyen bölümünde uyuşturucu kullanımı konusunda hatasını kabul ettiğini yineledi. Davanın ilk duruşmasında sanık ve mağdur beyanlarının alınmasına devam ediliyor. Mahkemenin yargılama kapsamında delilleri ve tarafların beyanlarını değerlendirmesi bekleniyor.

İzmir’de 2 kişinin elektrik akımına kapılarak öldüğü davada 3’üncü bilirkişi raporu dosyaya girdi Haber

İzmir’de 2 kişinin elektrik akımına kapılarak öldüğü davada 3’üncü bilirkişi raporu dosyaya girdi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14’üncü Ceza Dairesi’nde görülen davada yargılama 4 Eylül’de devam edecek. Sağanak sırasında elektrik akımına kapıldılar İzmir’de 12 Temmuz 2024’te etkili olan sağanak nedeniyle birçok noktada yollar suyla doldu. İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Özge Ceren Deniz, su birikintisinin bulunduğu yolda elektrik akımına kapıldı. Deniz’i kurtarmaya çalışan İnanç Öktemay da akıma kapılarak yere yığıldı. Hastaneye kaldırılan iki kişi, yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında çok sayıda kişi hakkında taksirle öldürme suçundan dava açıldı. Yerel mahkemenin kararları istinafta kaldırıldı İzmir 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde geçen yıl görülen karar duruşmasında bazı sanıklara 10 yıl, 8 yıl 9 ay, 5 yıl ve 4 yıl 2 ay hapis cezaları verilmiş, bazı sanıklar ise beraat etmişti. Tarafların itirazları üzerine dosya istinafa taşındı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14’üncü Ceza Dairesi, yerel mahkemenin bazı sanıklar yönünden verdiği kararları kaldırarak yeniden yargılama yapılmasına hükmetti. İstinaf sürecinde tutuklu sanıkların tahliye edilmesiyle davada tutuklu sanık kalmadı. Ayrıca bazı İZSU yöneticileri ve çalışanları hakkında açılan davanın yargılamasına da başlandı. Bilirkişi raporu: Süreç 2015’e kadar uzanıyor Dosyaya giren 3’üncü bilirkişi raporunda, ölüm olayına yol açan koşulların yıllar içerisinde oluştuğuna dikkat çekildi. Raporda, 2015 yılında yer altına döşenen elektrik kablosunun proje, yapım, kontrol ve kabul aşamalarında yeterli derinlik ve mekanik koruma şartlarının sağlanamadığı yönünde tespitlere yer verildi. Bilirkişi heyeti, olayın tek bir ani hata sonucu meydana gelmediği, uzun yıllara yayılan altyapı tasarım sorunları ve yapısal eksikliklerin de kazada etkili olduğu değerlendirmesinde bulundu. Ocak 2024’teki müdahalelere dikkat çekildi Raporda, 3 ve 4 Ocak 2024’te gerçekleştirilen yağmur suyu imalatı sırasında elektrik kablosunun bulunduğu dar altyapı koridoruna müdahale edilmediği belirtildi. 9 Ocak 2024’te yapılan arıza onarımında ise mevcut riskin kalıcı şekilde ortadan kaldırılmadığı, geçici bir müdahale gerçekleştirildiği ifade edildi. Yüzeyde biriken suyun yeterli şekilde tahliye edilememesi ile faz-toprak arızasını güvenli süre içerisinde devre dışı bırakamayan koruma sisteminin birlikte etkili olduğu sonucuna varıldı. 3 sanık için asli-ağır kusur değerlendirmesi Bilirkişi heyeti, Doğan Kılıç ile GDZ Elektrik çalışanları Fırat Akbay ve Mesut Türkan’ı asli-ağır kusurlu olarak değerlendirdi. Raporda ayrıca 6 sanığın asli-ikincil, 7 sanığın tali-kuvvetli ve 10 sanığın tali-zayıf kusurlu olduğu belirtildi. 13 sanık hakkında ise kusur atfedilmedi. Özge Ceren Deniz ve İnanç Öktemay’ın yaşamını yitirdiği olaya ilişkin davanın görülmesine, 4 Eylül’de İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14’üncü Ceza Dairesi’nde devam edilecek.

Maduro’dan ABD’de ilk fotoğraf: “Dimdik ayaktayız” Haber

Maduro’dan ABD’de ilk fotoğraf: “Dimdik ayaktayız”

Maduro, X hesabından yaptığı paylaşımda, kendisinin ve destekçilerinin güçlü olduğunu belirterek, “Bilmenizi isterim ki dimdik ayaktayız, kalplerimiz sizin sevginizle dolup taşıyor” mesajını verdi. 25 Haziran’da çekildiği belirtilen fotoğraflarda Maduro’nun zafer işareti yaptığı görüldü. Eski Venezuela lideri paylaşımını torunları, çocuklar ve kendisine destek verenler için bir “sevgi ve umut hediyesi” olarak nitelendirdi. Maduro, mesajının sonunda İncil’e atıfta bulunarak Venezuela’nın geleceğine ilişkin umut dolu ifadeler kullandı. Maduro ve eşi ABD’de yargılanmayı bekliyor Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in Brooklyn’de bulunan Metropolitan Tutukevi’nde kefaletsiz olarak tutulduğu belirtildi. ABD’deki bir yargıç, çiftin davasının 1 Haziran 2027’de başlamasına karar verdi. 63 yaşındaki Maduro ve 69 yaşındaki Flores, narko-terörizm ve uyuşturucu kaçakçılığı dahil olmak üzere çeşitli federal suçlamalarla karşı karşıya bulunuyor. ABD’li savcılar, Maduro ve Flores’in uyuşturucu kaçakçılığı amacıyla kartellerle iş birliği yaptığını iddia ediyor. Maduro ve eşi ise kendilerine yöneltilen suçlamaları kabul etmiyor. Maduro, daha önceki duruşmasında kendisini savunarak dürüst bir insan olduğunu ve Venezuela’nın devlet başkanı olduğunu ifade etmişti. Trump yönetimi Venezuela ile petrol anlaşmasını duyurdu Maduro’nun ABD’deki yargı süreci devam ederken, Washington ile Venezuela arasında enerji alanında önemli bir gelişme de yaşandı. ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela ile “dünya tarihinin en büyük petrol anlaşması” olarak nitelendirdiği bir mutabakata vardıklarını açıklamıştı. Trump, ABD’nin özel sektörle yapılacak ortaklıklar üzerinden Venezuela’nın 65 milyar varilden fazla petrol rezervinin önemli bir bölümü üzerinde kontrol sağlayacağını ileri sürmüştü. Trump ayrıca anlaşmanın ABD’nin petrol rezervlerini önemli ölçüde artıracağını ve ülkenin petrol arzını güçlendireceğini savunmuştu. Venezuela’dan petrol anlaşmasına doğrulama Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez de ABD ile petrol anlaşması yapıldığını doğrulamıştı. Rodriguez, anlaşmanın özel sektör yatırımlarıyla Venezuela’nın petrol üretiminin artırılmasını hedeflediğini açıklamıştı. Mutabakat kapsamında 17 stratejik sahanın geliştirilmesinin planlandığını belirten Rodriguez, 100 milyar doların üzerinde yatırım ve Venezuela devletine 209 milyar dolardan fazla vergi geliri sağlanmasının öngörüldüğünü ifade etmişti. Petrol anlaşması, Maduro’nun ABD’deki tutukluluk ve yargılama süreci devam ederken Washington ile Caracas arasındaki ilişkiler açısından da dikkat çeken bir gelişme olarak öne çıktı. Pequeño regalo de amor y esperanza Envío estas fotos como un pequeño regalo a todos mis nietos y nietas, a los niños y niñas, y a toda la gente noble que nos ama. pic.twitter.com/Z6u3130arn — Nicolás Maduro (@NicolasMaduro) August 30, 2026

Kuytulcular İddianamesinde Alparslan Kuytul hakkında dikkat çeken gizli tanık ifadeleri Haber

Kuytulcular İddianamesinde Alparslan Kuytul hakkında dikkat çeken gizli tanık ifadeleri

Adana’da kamuoyunda “Kuytulcular” olarak bilinen yapılanmaya yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianamede, Alparslan Kuytul hakkında gizli tanık beyanlarına yer verildi. İddialarda, yapılanma içerisinde bazı kişilerin cezalandırılmasının liderin bilgisi veya onayıyla gerçekleştirildiği öne sürüldü. 35 şüpheli tutuklandı Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen operasyonda Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul’un da aralarında bulunduğu 35 şüpheli tutuklandı. Soruşturmada 18 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanırken, 3 şüpheli savcılık tarafından serbest bırakıldı. Kuytul ayrıca 2021 yılında iş insanı Koray Sarısaçlı’nın kaçırılması olayında, kaçırma eylemini gerçekleştiren kişileri azmettirdiği iddiasıyla yargılanıyor. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, yapılanmanın iç işleyişine ilişkin gizli tanık anlatımları da yer aldı. "Benden habersiz neden böyle bir iş yaptınız" İddianamede aktarılan gizli tanık beyanlarından birinde, yapılanma içerisinde bazı kişilerin liderin bilgisi dışında karar alamadığı öne sürüldü. Tanık, çarşıda kasetçilik yaptığı belirtilen bir kişinin bir kadına cep telefonu üzerinden mesaj göndermesi sonrasında, yapılanmanın önde gelen bazı isimlerinin kendi aralarında karar alarak bu kişiyi darbettiğini iddia etti. Tanığın anlatımına göre, olaydan daha sonra haberdar olan Kuytul, kararı alan kişilere tepki göstererek “Benden habersiz neden böyle bir iş yaptınız” dedi ve onları da darbetti. Sopa ile darp edildiği iddiası Gizli tanık, olayla bağlantılı olarak bazı kişilerin yapılanmadan ayrıldığını, H.K. isimli kişinin ise ayrılmayarak yapı içerisinde kalmayı sürdürdüğünü öne sürdü. Tanığın iddiasına göre Kuytul, H.K.’nin üzerinde sopa kırarak kendisini darbetti. H.K.'nin ifadesinde de benzer iddialar yer aldı İddianamede, gizli tanığın bahsettiği H.K.’nin de müdafii huzurunda alınan ifadesine yer verildi. H.K.’nin anlatımının, tanığın darp iddiasıyla benzerlik taşıdığı belirtildi. H.K., kendisine yöneltilen sorular üzerine, yeğenine sarkıntılık ettiği öne sürülen bir kişiyi uyarmak amacıyla bazı arkadaşlarıyla birlikte söz konusu kişinin yanına gittiklerini anlattı. H.K., olayın Alparslan Kuytul tarafından öğrenilmesinin ardından vakıf merkezinde Kuytul’un kendisine sopa verdiğini ve beraber gittiği arkadaşını dövmesini istediğini iddia etti. Kendisinin “sormaya gerek olmadığını” söylemesi üzerine Kuytul tarafından elindeki sopayla darbedildiğini öne süren H.K.’nin, olayla ilgili şikayetçi olmadığı belirtildi. İddianamede yer alan söz konusu anlatımlar, şüpheliler hakkındaki suçlamalar kapsamında dosyaya giren tanık beyanları olarak aktarılırken, iddiaların yargılama sürecinde değerlendirileceği kaydedildi.

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'tan hapis kararına tepki: “Benim alnım ak, başım dik” Haber

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'tan hapis kararına tepki: “Benim alnım ak, başım dik”

Tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Aziz İhsan Aktaş davasında hakkında verilen 23 yıllık hapis cezasının ardından açıklama yaptı. Akpolat, kendisine yöneltilen suçlamaları reddederek, “Benim alnım ak, başım dik” ifadelerini kullandı. Akpolat'ın sosyal medya hesabından paylaşılan açıklamada, soruşturmanın ilk aşamasından bu yana suçlamalara karşı çıktığını belirtti. “Örgütle suçladılar, çöktü” Hakkındaki ceza talebinin süreç içerisinde değiştiğini savunan Akpolat, açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi: “Örgütle suçladılar, çöktü. Örgüt olmadığını 2 yıl sonra ikrar ettiler.” Akpolat, iddianamede kendisi hakkında önce 415 yıla kadar hapis cezası istendiğini, yargılama sürecinde bu talebin 234 yıla kadar düşürüldüğünü, son olarak mahkemenin 23 yıl hapis cezasına hükmettiğini belirtti. Beşiktaş Belediye Başkanı, kararın bazı kişilerin ifadelerine dayandırıldığını ileri sürerek bu ifadelerin çıkar veya baskı nedeniyle verildiğini iddia etti. “Tek bir suçum olmadı” Yaklaşık iki yıldır tutuklu olduğunu ifade eden Akpolat, ailesinin ve Beşiktaş'ta birlikte çalıştığı kişilerin karşısında kendisini mahcup edecek herhangi bir suç işlemediğini savundu. Akpolat, açıklamasında şu ifadeyi kullandı: “Çocuklarımın, ailemin, yol arkadaşlarımın ve 6 yıl hizmet ettiğim Beşiktaşlı komşularımın yüzünü öne eğecek tek bir suçum olmadı. Benim alnım ak, başım dik.” Akpolat ayrıca kararın siyasi kimliği ve görüşleri nedeniyle verildiğini öne sürerek, hukuki mücadelesini sürdüreceğini belirtti. “Halkın ve hakkın yolunda yürümeye devam edeceğiz” Rıza Akpolat, açıklamasının sonunda kararlılığını sürdüreceğini belirterek, kendisine yönelik suçlamaları “iftira” olarak nitelendirdi. Akpolat, “İftira at, beraat et” düzenini değiştirmek için mücadele edeceklerini savunarak, “Er ya da geç, gücü yetenler değil hakkı yetenler kazanacak” ifadelerini kullandı. Not: Paylaştığınız metinde ceza 23 yıl olarak aktarılıyor. Önceki içerikte ise Akpolat hakkında 22 yıl 11 ay hapis cezası bilgisi yer almıştı; bu nedenle haber yayımlanmadan önce kararın kesin ceza miktarının resmi karar veya güvenilir haber kaynağından kontrol edilmesi uygun olur.

Ankara’da kadına şiddet davasında karar: 60 dikişlik yaralanmaya 4 yıl 2 ay hapis Haber

Ankara’da kadına şiddet davasında karar: 60 dikişlik yaralanmaya 4 yıl 2 ay hapis

Ankara’da boşanma aşamasındaki eşi Fatma Çakmak’ı darbettiği ve yüzünde yaklaşık 60 dikişlik yara oluşmasına neden olduğu belirtilen polis memuru Yasin Çakmak hakkında karar çıktı. Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığa 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, “haksız tahrik” ve “iyi hal” indirimi uygulayarak cezayı 4 yıl 2 aya düşürdü. Mahkeme ayrıca Yasin Çakmak’ın “kadına karşı tehdit” suçundan beraatine ve tahliyesine karar verdi. Fatma Çakmak ise eşini yaraladığı gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Boşanma sürecinde şiddet iddiası 36 yaşındaki üç çocuk annesi Fatma Çakmak, uzun süredir psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldığını belirterek 44 yaşındaki polis memuru eşi Yasin Çakmak’a geçen yıl nisan ayında boşanma davası açtı. Boşanma davasının devam ettiği süreçte 9 Ocak’ta çiftin evinde tartışma çıktı. İddiaya göre Yasin Çakmak, eşi Fatma Çakmak’a saldırdı. Yüzünde kesikler ve vücudunun çeşitli bölgelerinde darp izleri oluşan Çakmak, eşinden şikayetçi oldu. Gözaltına alınan Yasin Çakmak, ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Fatma Çakmak’ın Şanlıurfa’ya gitmesinin ardından ise Yasin Çakmak 17 Ocak’ta tutuklandı. Savcılık 15 yıl 6 aya kadar hapis istemişti Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda Yasin Çakmak hakkında “kadına karşı nitelikli kasten yaralama” ve “tehdit” suçlarından 15 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Fatma Çakmak hakkında ise “eşe karşı kasten yaralama” suçundan 4 yıl 6 aya kadar hapis istendi. Davanın Ankara 64. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlayan yargılaması daha sonra ağır ceza mahkemesine taşındı. Taraflar olay gecesini farklı anlattı Yasin Çakmak savunmasında, eşine ait olduğunu öne sürdüğü bir telefonu bulduğunu ve aldatıldığından şüphelendiğini söyledi. Telefonu almaya çalıştığı sırada Fatma Çakmak’ın kendisini bıçakladığını iddia eden Çakmak, daha sonra eşinin yatak odasındaki beylik tabancasını aldığını ve silahı geri almaya çalışırken arbede yaşandığını savundu. Dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesinin ardından Yasin Çakmak, eşinin başka bir erkekle cinsel içerikli mesajlaşmalar yaptığını da öne sürdü. Fatma Çakmak ise eşinden boşanmak istediğini belirterek olay günü Yasin Çakmak’ın önce kendisine tokat attığını, ardından saldırdığını söyledi. Kendini korumak amacıyla mutfaktan bıçak aldığını ifade eden Çakmak, eşinin bıçağı elinden alarak kendisini yaraladığını savundu. Çakmak, daha sonra eşinin kendisini yatak odasına götürdüğünü, beylik tabancasını çıkardığını ve kendisini bazı eylemlerde bulunmaya zorladığını öne sürdü. Kapıyı kilitlemesinin ardından Yasin Çakmak’ın kapıyı kırarak yeniden saldırdığını belirten Çakmak, olay sırasında yüzünde yaklaşık 60 dikiş oluştuğunu ifade etti. Mahkeme cezayı 4 yıl 2 aya indirdi Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesi, 21 Temmuz’da davayı karara bağladı. Mahkeme, Fatma Çakmak’a eşini yaraladığı gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Yasin Çakmak hakkında ise kasten yaralama suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildi. Ancak mahkeme, olayda “haksız tahrik” bulunduğu değerlendirmesiyle cezada indirim uyguladı. Sanığın yargılama sürecindeki davranışları da dikkate alınarak “iyi hal” indirimi yapılınca ceza 4 yıl 2 aya düşürüldü. Mahkeme ayrıca Yasin Çakmak’ın kadına karşı tehdit suçundan beraatine ve tahliyesine karar verdi. Kararla birlikte, kadına yönelik şiddet davalarında haksız tahrik ve iyi hal indirimlerinin uygulanması yeniden tartışma konusu oldu.

İsviçre'den Türkiye'ye iade edilen Bahar Yalçınkaya tutuklandı: 15 aylık bebeğiyle cezaevine gönderildi Haber

İsviçre'den Türkiye'ye iade edilen Bahar Yalçınkaya tutuklandı: 15 aylık bebeğiyle cezaevine gönderildi

İsviçre'nin Zürih kentinde bulunan Rückkehrzentrum Oberhalden Finkenried geri gönderme merkezinde yaklaşık iki yıldır kaldığı belirtilen Bahar Yalçınkaya, Türkiye'ye iade edilmesinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Yalçınkaya'nın, sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında "örgüt propagandası yapmak" suçlamasıyla dosya bulunduğu ileri sürüldü. İsviçre'deki geri gönderme merkezinden Türkiye'ye gönderilen Yalçınkaya'nın, 5 yaşında bir çocuğunun ve 15 aylık bir bebeğinin bulunduğu belirtildi. Mahkeme sürecinin ardından tutuklanan Yalçınkaya'nın 15 aylık bebeğiyle birlikte Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ne gönderildiği aktarıldı. Yaklaşık iki yıldır İsviçre'deki merkezde kalıyordu Edinilen bilgilere göre Bahar Yalçınkaya, yaklaşık iki yıldır İsviçre'nin Zürih kentindeki Rückkehrzentrum Oberhalden Finkenried geri gönderme merkezinde bulunuyordu. Yalçınkaya'nın Türkiye'ye hangi gerekçeyle ve hangi hukuki prosedür kapsamında iade edildiğine ilişkin ayrıntılar ise kamuoyuna yansıyan bilgilerde netlik kazanmadı. Türkiye'ye gönderilmesinin ardından hakkında daha önce bulunduğu belirtilen soruşturma dosyası kapsamında adli süreç başlatıldı. Sosyal medya paylaşımları suçlama konusu oldu Yalçınkaya hakkında yürütülen soruşturmanın temelinde sosyal medya hesaplarından yaptığı bazı paylaşımların bulunduğu ileri sürüldü. MA'nın haberine göre, Yalçınkaya'nın sosyal medya hesaplarında PKK lideri Abdullah Öcalan ve Rojava'ya ilişkin yaptığı belirtilen paylaşımlar soruşturma kapsamında suçlama konusu edildi. Yalçınkaya hakkında "örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla bir dosya bulunduğu ve Türkiye'ye iadesinin ardından bu dosya kapsamında adliyeye sevk edildiği aktarıldı. Buradaki suçlamaların yargılama sonucunda kesinleşmiş bir mahkumiyet anlamına gelmediği, hukuki sürecin devam ettiği vurgulanıyor. Mahkeme tutuklama kararı verdi Türkiye'ye iade edilmesinin ardından mahkemeye çıkarılan Bahar Yalçınkaya hakkında tutuklama kararı verildi. Mahkemenin kararının ardından Yalçınkaya, 15 aylık bebeğiyle birlikte Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Yalçınkaya'nın diğer çocuğunun ise 5 yaşında olduğu belirtildi. Anne ile küçük bebeğinin aynı cezaevi sürecine dahil olması, olayın hukuki boyutunun yanı sıra çocukların durumu açısından da dikkat çekti. İade süreci yeniden gündemde Bahar Yalçınkaya'nın İsviçre'den Türkiye'ye gönderilmesinin ardından yaşanan gelişmeler, Avrupa'daki geri gönderme merkezlerinde bulunan kişilerin Türkiye'ye iade süreçlerini de yeniden gündeme getirdi. Geri gönderme işlemleri, kişinin bulunduğu ülkedeki hukuki statüsü, iltica veya oturum süreci ve ilgili makamların kararları çerçevesinde yürütülüyor. Ancak Yalçınkaya'nın hangi hukuki gerekçeyle Türkiye'ye iade edildiğine ilişkin ayrıntıların mevcut bilgilerde açık biçimde yer almaması nedeniyle, bu konuda kesin değerlendirme yapılabilmesi için resmi makamların açıklamalarının beklenmesi gerekiyor. "Örgüt propagandası" suçlaması yargılama konusu olacak Türkiye'deki adli süreçte Yalçınkaya'ya yöneltilen temel suçlamanın "örgüt propagandası yapmak" olduğu belirtiliyor. Sosyal medya paylaşımlarının suçlama kapsamında değerlendirilmesiyle birlikte, söz konusu paylaşımların içeriği, paylaşım tarihleri ve soruşturma dosyasındaki hukuki değerlendirmeler davanın ilerleyen aşamalarında önem taşıyacak. Tutuklama kararı, soruşturma ve yargılama sürecinin devam edeceği anlamına geliyor. Yalçınkaya'nın suçlu olup olmadığına ilişkin nihai karar ise yargılama sonucunda ortaya çıkacak. 15 aylık bebeğiyle cezaevine gönderildi Olayın en dikkat çeken noktalarından biri ise Yalçınkaya'nın 15 aylık bebeğiyle birlikte cezaevine gönderilmesi oldu. Çocukların anneleriyle birlikte cezaevi sürecinde bulunması, özellikle küçük yaştaki çocukların koşulları açısından hassas bir konu olarak değerlendiriliyor. Yalçınkaya'nın 15 aylık bebeğiyle Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ne gönderilmesiyle birlikte, çocukların bakım ve yaşam koşullarına ilişkin ayrıntıların da önümüzdeki süreçte gündeme gelmesi bekleniyor. Hukuki süreç devam ediyor Bahar Yalçınkaya hakkındaki soruşturmanın bundan sonraki aşamasında, sosyal medya paylaşımlarına ilişkin delillerin ve savunmaların değerlendirilmesi bekleniyor. İsviçre'den Türkiye'ye iade sürecinin ayrıntıları ile Türkiye'deki tutuklama kararının gerekçesinin kamuoyuna daha kapsamlı şekilde açıklanması halinde, dosyanın hukuki boyutunun da daha net ortaya çıkması bekleniyor. Şu aşamada Yalçınkaya hakkında yöneltilen suçlamalar kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olarak değerlendirilmemeli. Yargılamanın sonucunda verilecek karar, dosyadaki deliller ve tarafların savunmaları doğrultusunda belirlenecek.

Mustafa Bozbey davasında ara karar: 16 sanık tahliye edildi, 18 sanığın tutukluluğu devam edecek Haber

Mustafa Bozbey davasında ara karar: 16 sanık tahliye edildi, 18 sanığın tutukluluğu devam edecek

Mahkemeden ara karar çıktı Bursa'da görülen ve çok sayıda sanığın yargılandığı davada mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler, teftiş raporları, kurum raporları, tanık beyanları, sanık savunmaları ve mevcut delil durumunu değerlendiren heyet, 16 sanığın tahliyesine, 18 sanığın ise tutukluluk halinin devamına hükmetti. Mahkeme ayrıca davanın, Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ilgili dosyayla birleştirilmesi talebinin, söz konusu davadaki duruşmanın ardından değerlendirilmesine karar verdi. Yargılama ise 5 Ekim 2026 Pazartesi günü saat 09.00'a ertelendi. Tutukluluğu devam eden isimler Mahkeme heyeti, haklarında kuvvetli suç şüphesinin sürdüğü ve mevcut delil durumunun tutukluluğun devamını gerektirdiği gerekçesiyle şu isimlerin tutukluluk halinin sürmesine karar verdi: Mustafa Bozbey Turgay Erdem Hüseyin Gür Muhkim Demirtaş Naci Kale Şemsi Oğuz Abdulkadir Alkan Ahmet Atiş Batuhan Abay Berat Göral Doğan Gündüz Faruk Bakgör Ferhat Bakgör Mehmet Faruk Çelebi Mehmet Necati Çelebi Yusuf Bakgör Şevket İlhan Serkan Bayram Sırrı Aydın Şener Arslan 16 sanık tahliye edildi Mahkeme, dosyada tutuklu bulunan 16 sanığın tahliyesine karar verdi. Tahliye edilen isimler şöyle: İldam Aydın Bozbey Mehmet Fatih Çelebi Orhan Çelebi Mehmet Ziya Arslan Nevzat Güleneli Sertaç Aslak Tarık Tarım Ayşegül Erkol Murat Noyan Rızvanoğlu Yusuf Berat Rızvanoğlu Zafer Rızvanoğlu Serkan Çağlar Ümit İrven Tolga Şen İsmail Din Mahkeme, tahliye edilen sanıklar ile tutuksuz yargılanan bazı isimler hakkında ise adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına karar verdi. Avukat Yavuz: "Müvekkilimin beraat edeceğine inanıyorum" Duruşmanın ardından açıklamalarda bulunan Mustafa Bozbey'in avukatı Şerafettin Yavuz, davanın başlangıçta görev suçu kapsamında yürütüldüğünü, daha sonra soruşturmanın örgüt ve rüşvet suçlamalarına dönüştüğünü belirtti. Yavuz, yargılama sürecinde ortaya çıkan deliller ve savunmaların ardından müvekkilinin suçsuz olduğuna olan inancının güçlendiğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: "Yargılama boyunca kamuoyunda dile getirilen birçok iddianın iftira niteliğinde olduğunu gördük. Hatta bazı iddiaların sahipleri tarafından dahi desteklenemediği ortaya çıktı. Müvekkilimin tahliyesi önünde hukuki bir engel bulunmadığını düşünüyorum. En kısa sürede tahliye edileceğine ve yargılama sonunda beraat edeceğine inanıyorum." Bir sonraki duruşma 5 Ekim'de Mahkeme, tutuklu sanıkların ilk tutukluluk incelemesinin 24 Ağustos 2026, ikinci incelemesinin ise tahliye kararı verilmemesi halinde 21 Eylül 2026 tarihinde dosya üzerinden yapılmasına karar verdi. Davada bir sonraki duruşma 5 Ekim 2026 tarihinde Bursa'da görülecek. Bu duruşmada, dosyanın Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden dava ile birleştirilmesi talebinin de değerlendirilmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.