Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yargı

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yargı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yargı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz. Haber

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz.

Ümit Özdağ'ın konuşmasındaki satırbaşları şöyle ; Bir ramazanda daha iftar sofrasında bir araya geldik. Var olun. Davetimizi kabul ettiniz geldiniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne yazık ki ramazanların tadı kalmadı, bayramların tadı kalmadı. Ramazan sabır ayıdır, kanaat ayıdır, şükür ayıdır. Biz de millet olarak sabrediyoruz, şükrediyoruz ve Allah biliyor ya, milletimiz kanaat ediyor; kanaat etmek zorunda kalıyor. Çünkü adaletin olmadığı, kul hakkının yendiği, bayramların bayram, ramazanların ramazan tadı vermediği günlerden geçiyoruz. Değerli Antalyalılar, Geçen sene sahurları ve iftarları, bu salonda yaptığım bir konuşmadan dolayı Silivri Cezaevi’nde gerçekleştiriyordum. Nasip oldu, bu ramazanda yine aynı salonda, bu sefer sizlerle birlikte iftar sofrasında bir araya geldik. Biz bir araya geldik ama haksız yere tutuklu olan yurttaşlarımız hâlâ hapishanelerde kalmaya devam ediyor ve haksız yargılanmalar sürüyor. Belki sizler de görmüşsünüzdür; birkaç gün önce sosyal medyada küçük bir video dolaştı. Bir vatandaş, orada gördüğü bir başkasına, ‘Acaba İstanbul’da Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne nasıl gidebilirim’ diye soruyor. Soruyu sorduğu kişi ise, ‘Twitter kullanıyor musun’ diyor. ‘O zaman Twitter’a ‘Hükümet istifa’ yaz, seni hemen götürürler’ diyor. Maalesef böyle bir dönemden geçiyoruz ve düşman ceza hukuku uygulamaları devam ediyor. Öte yandan, 14 kişiyi diri diri yakarak öldüren bir terörist hapishaneden serbest bırakılıyor ve şimdi şehir şehir dolaştırılıyor. Gittiği şehirlerde belirli bir grup tarafından kahraman gibi karşılanıyor, konuşmalar yaptırılıyor. Bu adalet mi arkadaşlar? Bu adalet değil. Adaletsizlik sadece yargı sisteminde de değil; pazarda, çarşıda da var. Kul hakkının yenmesi, piyasada her gün yaşadığımız bir şey. Toplumun yüzde 10’u bütün servetin yüzde 68’ini kontrol ederken, 44 milyon insanın sahip olduğu servet Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 2,47’si. Bazıları parfüm banyosu yapıp en lüks araçlara binip yurt dışında villalar satın alırken, ithal mal patlaması yaşanırken; 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan emekli, 250 lirayı cebine koyup pazar alışverişine gitmek zorunda kalıyor. 16 bin lira maaş alan bir dul, o 16 bin lirayla ayın sonunu getirebilmek için çalışıyor. Bakın, Hazreti Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi; sizden önceki toplulukların helak olmasına neden olan şeylerin başında şu gelir: İçlerinden zengin ve soylu birisi suç işlediği zaman cezasız bırakılır, fakir ve zayıf birisi suç işlerse ona ceza verilir. İşte bu toplumlar helak olur. Eski Kızılay Genel Müdürü’nün kızı ölümlü bir trafik kazası yaptı. Bir gün bile hapishaneye girmedi. Aynı kazayı fakir veya muhalif bir insan yapsaydı, şu anda hapisteydi. İşte bu adil değil. Biz, herkesin yasalar önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz. Anayasa’nın 10. maddesinin, yani bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu söyleyen maddenin uygulandığı bir Türkiye istiyoruz. Türk halkının büyük çoğunluğu fakirleşirken, küçük bir azınlığın kontrolsüz bir şekilde zenginleşmesine, bu ülkenin zenginliklerini talan etmesine ‘hayır’ diyoruz. Herkese aynı yasaların, aynı adalet anlayışıyla uygulandığı bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz. Değerli Antalyalılar, değerli Zafer Partililer, Bütün bunlar olurken, bir de bütün bu sürecin içerisinde İmralı’daki bir teröristin yapılan pazarlıklar neticesinde yeni bir statü elde ettiğini görüyoruz. Bir taraftan MHP, öbür taraftan DEM; Öcalan için barışa olan hizmetlerinden dolayı yeni bir statü istiyor. Öcalan Türkiye’ye huzur getiriyormuş. Sanki 1976’dan 2026’ya kadar geçen 50 yıl içerisinde on binlerce yurttaşımızın ölümüne bu adam neden olmamış gibi; kadın, erkek, çocuk, bebek demeden binlerce insanı öldürtmemiş gibi; beşikteki bebeği, kümesteki tavuğu öldürün emrini vermemiş gibi, ‘Öcalan Türkiye’ye barış getiriyor, ona yeni bir statü lazım’ diyorlar. Demek ki Öcalan’ın İmralı’daki mahkûm statüsü sona erdi, artık yeni bir statü verecekler. Peki bu statü nasıl verilecek? Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Öcalan Komisyonu’nu çıkardığı raporla, Öcalan’ın nasıl serbest kalacağına ve PKK’lılara nasıl af getirileceğine ilişkin yol haritasını zaten çizdi. Öcalan’ın yeni statüsünün ne olacağını ise, Öcalan yapmış olduğu ikinci açıklamasında ortaya koyuyor. Öcalan kendisini baş müzakereci ve Cumhuriyet’in yeniden kuruluşunun kurucu önderi olarak gösteriyor. Öcalan bu utanmaz açıklamasında, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl yanlış kurulduğunu ve devletin nasıl yeniden kurulması gerektiğini anlatıyor. Öcalan bize demokrasi ve hukuk dersi veriyor. Öcalan vatandaşlığı yeniden tanımlayacağımızı bize öğretiyor. Buradan, Anayasa’nın 66. maddesinde tanımlanan Türk vatandaşlığını değiştirmeyi düşünenlere sesleniyoruz: Vatandaşlığı değiştirenler, vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir. Buna izin vermeyiz.

Akın Gürlek: Alo Adalet Hattı kuruyoruz Haber

Akın Gürlek: Alo Adalet Hattı kuruyoruz

Adalet Bakanı Akın Gürlek, vatandaşların mağduriyet yaşadığı davalarla ilgili Alo Adalet Hattı kuracaklarını açıkladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, A Haber canlı yayınında soruları yanıtladı. Son yıllarda vatandaşların yaşadığı dava süreçlerine ilişkin konuşan Akın Gürlek, “Vatandaşların mağduriyetlerini giderecek Alo Adalet Hattı kuracağız. Bu hat direk Adalet Bakanlığı’na ulaşacak. Davalara ilişkin komisyon başkanlarına şikayetleri ileteceğiz. Ev sahibi kiracı ve boşanma davaları konusunda en çok şikayet edilen davalar. Bu konularla ilgili hukuki sorunlarla ilgili yeni bir proje hazırlayacağız. Uzun süren dava süreçleri, her iki tarafları da ekonomik ve psikolojik olarak olumsuz etkiliyor. Aylar süren davaları hızlandıracak çözüm odaklı projelerimiz hayata geçecek.” dedi. Gürlek, 86 milyon vatandaşın Adalet Bakanı olduğunu vurgulayarak, “86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanıyım. Bu makamın sahibi değil, emanetçisiyim. Hakka, hukuka kim ihtiyaç duyuyorsa onların yanındayım. Benim kapım herkese açık, her siyasi partiye açık. 86 milyon vatandaşımızın hak ve hukuk sorunlarının mağduriyetlerini dinlemek için bu göreve atandım. Vatandaşlarımızın İhtiyaçları varsa, mağduriyetleri varsa haktan hukuktan yana onların yanında olacağım. Adaletin bu konuda hizmetçisiyim.” ifadelerini kullandı. TBMM Genel Kurulu'ndaki yemin töreninde yaşananlara ilişkin değerlendirmeleri sorulan Bakan Gürlek, Anayasa’nın 81. Maddesi uyarınca bakanların göreve başlamadan önce yemin etmesi gerektiğini hatırlattı. Yemin töreninde yaşanan olayların Gazi Meclise yakışmadığını anlatan Bakan Gürlek, yaşanan olayların kendisini üzdüğünü söyledi. Bakan Gürlek Meclisin Türkiye’nin en seçkin yeri olduğunu belirterek, yaşanan olayların planlı olup olmadığına yönelik soru üzerine, "Ben bunun örgütlü bir iş olup olmadığını bilemem ama ben şahsım adına üzüldüm. Benim şahsım önemli değil. Burada Adalet Bakanı olarak bir kurum adına yemin yapıyoruz. Gazi Meclisimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bir Meclis. Oradaki olayların yaşanması gerçekten beni üzdü. Şaşkınlık yaşadım. Bunlar keşke yaşanmasaydı. Kurumları yıpratmamamız lazım. Orası milletin iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi. Buradaki şahıs Akın Gürlek değil. Burada Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığının yemin töreni var. Bunlar bize yakışmadı, milletvekillerini seçen milli iradeye yakışmadı." ifadelerini kullandı. Bakan Gürlek, yemin töreni öncesi iktidar ve muhalefet milletvekilleriyle gayet samimi bir ortamda görüştüğünü ve tebrikleri kabul ettiğini belirtti. CUMHURİYET SAVCISI MAKUL ŞÜPHE ÜZERİNE SORUŞMAYI BAŞLATMAZSA GÖREV İHMAL SUÇU OLUR Bakan Gürlek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturmasına yönelik bir soruya yargılama aşamasının devam ettiğini dile getirerek Cumhuriyet savcılarının resen ve ihbar üzerine harekete geçildiğini söyledi. Mahkemelere, hakimlere hiç kimsenin talimat veremeyeceğini kaydeden Bakan Gürlek, Cumhuriyet savcıları kimsenin makamına, siyasi kimliğine ve unvanına bakmadığının altını çizdi. Bakan Gürlek, “Bir şüphe varsa Cumhuriyet savcısı soruşturmayı başlatmak zorunda. Eğer Cumhuriyet savcısı makul şüphe üzerine soruşmayı başlatmazsa görev ihmal suçu olur.” ifadelerini kullandı. Bakan Gürlek, "Gizli tanıklara baskı yapıldığı" iddialarını yalanlayarak, soruşturmada tanık beyanlarına göre işlem yapılmadığını, delillere göre hareket ettiklerini vurguladı Bakan Gürlek, İBB soruşturmasının gizli tanıklarla değil MASAK raporları, HTS kayıtları gibi maddi delillerle yürütüldüğünün altını çizdi. İBB soruşturması kapsamında çok kişinin etkin pişmanlık başvurusunda bulunduğunu bilgisini paylaşan Bakan Gürlek, etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadelerin de son derece titiz şekilde değerlendirildiğini aktardı. Mahkemelerin siyasi propaganda sahası olmadığını kaydeden Bakan Gürlek, duruşma salonlarından görüntü alınmasının kanunen suç olduğunu belirtti. Bakan Gürlek, avukatların cezaevlerinden dışarıya doküman taşımasına yönelik bir soruya da, “Burada bir mevzuat boşluğumuz var maalesef. Ben yani Adalet Bakanlığı sürecimde bu konuyla ilgili arkadaşlara talimat verdim. Bir yasal düzenleme yapacağız.” ifadelerini kullandı. MAHKEME SALONLARI SİYASET ARENASI DEĞİL Bakan Akın Gürlek'e, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bazı belediyelere yönelik soruşturmalar kapsamındaki duruşmaların canlı yayımlanmasına ilişkin çağrısı hatırlatıldı. Bu davaların televizyondan yayınlanmasıyla ilgili değerlendirmesi sorulan Gürlek, "Buna mevzuatın izin vermesi gerekiyor. Şu an kanunumuzda bu davaların canlı olarak yayınlanmasına ilişkin bir düzenleme yok ama yüce Meclis bu konuda bir irade gösterirse elbette yayınlanabilir. Ben şunu söylemek istiyorum, mahkeme salonları kesinlikle siyaset arenası değildir, siyasi şov, propaganda yapılamaz. Hakimler, millet adına dosyadaki delillere göre karar verir. Bunun özellikle altını çizmemiz gerekiyor. Mahkeme salonlarında siyasi propaganda yapılmaması gerekiyor. Hakimler bu propagandadan da etkilenmez. Çünkü hakimler yüce Türk milleti adına karar verir." dedi. "Cezaevindeki bir kişi her an ziyaret edilebiliyor mu? Onun mesajları dışarıya rahatlıkla taşınabiliyor mu?" sorusu yöneltilen Gürlek, şunları söyledi: "Burada bir mevzuat boşluğumuz var. Adalet Bakanlığı sürecimde bu konuyla ilgili arkadaşlara talimat verdim. Bir yasal düzenleme yapacağız. Tutuklu ve hükümlü ayrımı var. Tutuklularda cezaevinde avukatlar istediği zaman görüşebilir. Gece 3'te de avukatı gitse tutukluyla görüşebilir ama hükümlülerde böyle bir şey yok. Özellikle tutuklularda böyle bir boşluk var. Avukatlar rahat bir şekilde görüşebiliyor, ona şahsi notlarını, mektubunu verebiliyor. Kanunda düzenleme yapılması gerekiyor. Özellikle tutuklularla avukatların görüşmesi, birbirlerine not vermesi, bunların rahat bir şekilde dışarı gitmesi konusunda bir eksiklik var. Normalde bütün mektuplar, notlar cezaevi idaresi tarafından 'görüldü' kaşesi yapılıyor. Eğer uygun değilse bunlar gönderilmiyor ama tutuklularda yasal mevzuat boşluğu olduğu için notlar rahat bir şekilde avukatlara verilebiliyor, avukatlar aracılığıyla diğer şahıslara verilebiliyor. Bununla ilgili inşallah kısa sürede bir çalışma yapıp Meclis'e sunmayı düşünüyoruz." YASADIŞI BAHİS VE ŞİKE OPERASYONLARI Bakan Gürlek, yasadışı bahis ve şike operasyonlarına yönelik bir soruya da yasa dışı bahsin kanayan bir yara haline geldiğini belirterek “Görev yaptığım süre içerisinde yasadışı bahisle sonuna kadar mücadele ettim. Bu konuda büyük operasyonlar yaptığımı düşünüyorum. Yani yasadışı bahis sistemini çözdük.” şeklinde konuştu. Yasa dışı bahisle mücadelede yeni yasal düzenlemelerin gerektiğini kaydeden Bakan Gürlek, “Yasadışı bahis şirketleri sürekli olarak teknolojiyi takip ediyorlar. Bu aynı dolandırıcılık gibi. Dolandırıcılıkta sürekli yöntem değişiyor. Yasadışı bahiste de öyle biz bir siteyi kapatıyoruz. Ben bizzat Başsavcı olarak görev yaptığım zaman 2 dakika sonra sitenin sonuna bir nokta konularak yeniden açılıyor. Önemli olan kaynağın tamamını kurutmak lazım.” dedi. Bakan Gürlek, iki ayrı sanal bahis hesabının 460 milyon Euro ve 500 milyon Dolar kripto varlığına el konularak hazineye aktarıldığını belirtti. Yasadışı bahisi bitirmeyi hedeflediklerini kaydeden Bakan Gürlek, HSK Genelgesiyle kurulan aklama bürolarının yasa dışı bahisten gelen kara paranın izini başarılı şekilde sürdüğünü aktardı. Bakan Gürlek, futbolda şike davalarıyla ilgili önemli operasyonlara imza attıklarını belirterek, İstanbul Adliyesinde özel bir büronun bu konuda başarılı şekilde çalışma yaptığını anlattı. Bakan Gürlek, uyuşturucuyla mücadelede kamuoyunda baronlar yakalanmıyor algısının da doğru bir algı olmadığını, torbacılardan başlayarak baronlara uzanan büyük operasyonların yapıldığını belirtti. Sanal bahis ve uyuşturucunun adının geçtiği ülkelerle ilişkilerin nasıl yürütüldüğüne yönelik bir soruya da Bakan Gürlek, uyuşturucuyla mücadelenin bir devlet politikası olduğunu ve ilgili bakanlıkların bu konuda tam bir koordinasyon içinde çalıştığını, ilgili ülkelerin de suçluları iade ettiğini söyledi. Bakan Gürlek, uyuşturucu mücadelesinde toplumun her kesiminin yapılan operasyonlara yüzde 80 oranında destek verdiğini kaydetti. SOSYAL MEDYADA BİR ŞAHIS YORUM YAPACAKSA BİR YAZI YAYINLAYACAKSA KİMLİĞİ BELLİ OLACAK Bakan Gürlek, sosyal medya kullanım yaşına yönelik bir soru üzerine sosyal medyada çok büyük bilgi kirliliği olduğunu vurgulayarak “Sosyal medyayla ilgili bildiğim kadarıyla bir yasa çalışması var. Yani sosyal medyada bir şahıs yorum yapacaksa bir yazı yayınlayacaksa kesinlikle kimliği belli olacak. Bu kimliği doğrulanmadan sahte hesapla ya da yurt dışından bir fake hesapla bunu yapmayacak. Yani biliyoruz itibar suikastları oluyor. Yargılamayı etkilemeye çalışıyorlar. Bunlar yanlış. Eğer sosyal medyada şahıs bir açıklama yapıyorsa bir hedef gösteriyorsa o kişinin kimliği belli olduğu için artık onun da cezai sorumluluğu başlayacak. Bu konuda sosyal medyayla ilgili yasa çalışmasına önem veriyorum.” şeklinde konuştu. ALO ADALET HATTI KURACAĞIZ Bakan Gürlek, yargılamaların gecikmesinin önüne geçmek için Alo Adalet hattını hayata geçirmeyi planladığını dile getirdi. Bakan Gürlek, “İlk kez açıklıyorum. Biliyorsunuz zaten CİMER var. Ben Alo Adalet diye bir hat kuracağım. Vatandaş Alo Adalet hattına ulaşacak. Bu telefonla da olabilir, maille de olabilir, aynı şekilde CİMER üzerinden de olabilir. Bakın şunu da ayırmamız gerekiyor. Biz kesinlikle hakim savcılara talimat veremeyiz. Ama biz şunu yapabiliriz. HSK'da yargının etkinliği bürosuna bildireceğiz.” dedi. Bakan Gürlek, üzerinde çalıştığı projelerden birinin de ticaret mahkemelerin tek bir binada toplanması olduğunu ve buna pilot il olarak İstanbul’dan başlayacaklarını söyledi. Bakan Gürlek, 20 yılı aşkın süredir Adalet Bakanlığı bünyesinde çeşitli görevlerde bulunduğunu kaydederek, adalet teşkilatının bütün fertlerinin özveriyle çalıştığını belirtti. Bakan Gürlek, gençlerin suç çeteleri tarafından kullanılmasının önüne geçmek üzere çalışmalara devam ettiklerini aktararak, 11. Yargı Paketi’nde bu konuda düzenlemeler yapıldığını kaydetti. 12. Yargı Paketi hazırlıklarının devam ettiğini anlatan Bakan Gürlek, suç örgütlerinin kanuni boşluklardan faydalandığını dile getirdi. Atlas ve Minguzzi cinayetleri sonrasında acılı aileleri aradığını anlatan Bakan Gürlek, “Yani çocuk kavramını biraz ele almamız gerekiyor. Yani 12-18 yaş aralığı çocuk kavramı sayılıyor. İşte bizim ceza kanunumuzda 12-15 yaş grubu var. Bir de 15-18 yaş grubu var. Bunlarla ilgili inşallah Meclis irademizle aynı yönde düşüneceğini düşünüyorum. Bu konuda çalışma yapacağız. Biz kesinlikle sokak çetelerine göz açtırmayacağız.” dedi. GAZZE KIRMIZI ÇİZGİMİZ Gazze’ye yönelik bir soru üzerine Bakan Gürlek, “Gazze bizim kırmızı çizgimiz. Bunu her ortamda da söylüyoruz. Bu konuda gerekli bütün adımları atacağız. Daha önceden zaten başlayan bir süreç var. Yani İsrail'in barbarlığı, hukuk tanımazlığı belli ama bu süreçleri biz Adalet Bakanı olarak takip edeceğiz. Daha önceden Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yakalama kararları çıkartıldı. Biz bu süreçlerin takipçisi olacağız. Özellikle yeni taze çıkarttığımız 37 kişi hakkında Netanyahu dahil operasyonu yapanlar hakkındaki süreçleri de aynı şekilde Uluslararası Ceza Mahkemesi'ndeki yargılamalara taşıyacağız.” dedi. Bakan Gürlek, yakın zamanda 15 bin personel alım sürecini başlatacaklarını açıkladı.

Bakan Tunç: Türkiye Yüzyılı'nı demokratik ve sivil bir anayasa ile inşa etmek istiyoruz Haber

Bakan Tunç: Türkiye Yüzyılı'nı demokratik ve sivil bir anayasa ile inşa etmek istiyoruz

Adalet Bakanı Tunç, Afyonkarahisar İş Dünyası Buluşmaları’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’de hukuk devleti ilkesini güçlendirmeye yönelik gerçekleştirilen yapısal dönüşümlere değindi. Tunç, özel hayatın korunması ve idareyle yaşanan sorunların yargıya gitmeden çözülebilmesi amacıyla yapılan düzenlemeleri anlatarak, “Özel hayatın korunması ile ilgili olarak kamu kişisel verileri koruma kurulu gibi vatandaşlarımızın yargı‘ya başvurmadan idare ile ilgili bir problem problemini daha hızlı çözebilmemesi anlamında kamu Denetçiliğinin kurulması gibi bir çok yapısal dönüşümü sağladık hakimler Savcılar Kurulu’nun yapısını anayasa Mahkemesi’nin yapısını demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdik askeri yargı‘yı kaldırdık askeri Yargıtay askeri yüksek idare Mahkemesi devlet güvenlik mahkemelerini kaldırdık anayasamızda Sıkı yönetimle ilgili maddeleri kaldırdık sıkı yönetim gerektiğinde ilan edilebilir diye maddeler vardı darbecilerin yargılannamayacağına dair maddeler bunlar hepsi milletimizin onayıyla değişen ve anayasadaki vesayetçi ruhu ortadan kaldırmaya yönelik çabalarlardı” dedi. Yeni anayasa hedeflerine de değinen Tunç, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Biz bununla da yetinmiyoruz bizim yeni anayasa dediğimiz demokratik anayasa hedefimiz her zaman var partimizin kurulduğu günden bu yana Parti programlarıyla seçim beyannameleri ile hükümet programlarında hepsinde yeni anayasa hedefi vardır. Yine Türkiye yüzyılını inşallah hem terörsüz Türkiye ile inşa edeceğiz daha huzurlu bir geleceğe adım atmamız hem de Türkiye Yüzyılı’nı, darbecilerin yazdığı bir anayasa ile değil; milletimizin temsilcilerinin yazdığı, millet tarafından onaylanan demokratik ve sivil bir anayasa ile inşa etmek istiyoruz” dedi..” Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde yapan Tunç, Türkiye’nin ihracat rakamlarına dikkat çekerek, “36 milyar dolar bir ihracatı olan Türkiye bugün 270 milyar doların üzerinde mal ihracatı yapan üreten hizmet ihracatı ile beraber 373 milyar dolarları aşan bir ülke konumuna geldi yani 36 milyar dolar nerede 373 milyar dolar nerede arada çok büyük fark var yani üreten bir Türkiye haline geldik” ifadelerini kullandı. Türkiye’de hukuk güvenliği olmadığı yönündeki eleştirilere de değinen Tunç, doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’de hukuk güveliği yok oyüzden yabancı yatırımcı türkiyeyi tercih etmiyor ,doğrudan Türkiye son 23 yılda kaç gelmiş ona bakalım ki aradaki kıyaslama yapalım son 23 yılda 286 milyar dolar yabancı sermaye gelmiş doğrudan yabancı şimdi hukuk güvenliğinin olmadığı bir yerde bu derece yabancı sermayenin doğrudan sermayenin ülkeye gelmesi mümkün olabilir miydi olamaz.” Şirket sayılarına ilişkin verileri de paylaşan Tunç, “2002’de Türkiye’de 950 bin 314 şirket varmış toplam bugün itibari ile 2 milyon 600 bin şirkete ulaştı Türkiye yine yabancı sermayeli şirket sayısına baktığımız zaman 2002’de 5 bin civarında küsurat var bugün itibarıyla 93 bini geçti” dedi. Yargıya yönelik eleştirilere ilişkin konuşan Tunç, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de hukuk güvenliği vardır yalnız Türkiye’de güvenliği olmayan bazı kesimlerde vardır çetelerin güvenliği yoktur yolsuzluk yapanların güvenliği yoktur artık Türkiye’de Türkiye’de rüşvet yiyenlerin güvenliği yoktur Türkiye’de artık darbeye teşebbüs edenlerin hiçbir güvenliği yoktur.” Geçmiş dönemlere değinen Tunç, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin ise, “15 Temmuz hain kalkışması millet meydanlara inerken canı pahasına bayrağı ve bağımsızlığı için mücadele ederken evlerinde oturmayan darbeciler kıskıvrak yakalayıp gözaltı yapan yargılayan bir yargı sistemi var” ifadelerini kullandı. Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yargının iş yükünü azaltma ve uyuşmazlıkları daha hızlı sonuçlandırma açısından önemli olduğunu vurgulayan Tunç, arabuluculuk sisteminin bu süreçte etkin rol üstlendiğini belirterek şu sözleri kaydetti: “2013’ten bu yana 8 milyon uyuşmazlık arabulucunun önüne gitti bunun 5 milyonu anlaşmayla sonuçlandı şu anda 40 bin civarında arabulucu var. Arabulucuk sistemini 2013’te kanunlarımıza koyduk ama bizim atalarımız bunu zaten yıllarca asırlarca uyguladı batı bunu arabuluculuk olarak uygulamaya başladı ama biz de tabi gecikmiş olan bir uygulama 2013’te arabuluculuk komisyon başkanıydım o zaman yasalaştı birlikte çok adalet komisyonunda Ali Özkaya milletvekilimiz de çok çalıştık bu yasal düzenlemeler özellikle vesayetin ortadan kaldırılması ile ilgili mecliste yaptığımız çalışmalar anayasa değişikliği hazırlıkları mutfak çalışmalarında bulunmanın onurunu yaşadık hep beraber bugün de bunun uygulamasını gerçekleştiriyoruz ve bu anlamda alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin daha da geliştirilmesi ve bu konuda tarafları dinleyerek daha mükemmelini nasıl gerçekleştirebiliriz bunun gayreti içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.''

Kolombiya Devlet Başkanı Petro: Beni ve Latin Amerika’yı karalamayı bırakın Haber

Kolombiya Devlet Başkanı Petro: Beni ve Latin Amerika’yı karalamayı bırakın

Kolombiya Devlet Başkanı Petro, ABD Başkanı Trump’ın Kolombiya ve bölge ülkelerine yönelik açıklamalarına kapsamlı ve sert bir yanıt verdi. Petro, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro hakkında ortaya atılan suçlamalara ilişkin olarak, “Maduro’nun iyi mi kötü mü olduğunu bilmiyorum, hatta uyuşturucu kaçakçısı olup olmadığını da bilmiyorum. Ancak Kolombiya yargısının arşivlerinde, yarım asırlık soruşturmalara rağmen ne Maduro’nun ne de Cilia Flores’in adı geçiyor” ifadelerini kullandı. Kolombiya’daki yargının bağımsız olduğunu vurgulayan Petro, “Yargı bana ait değil, muhalefetimin büyük ölçüde kontrolünde olan bağımsız bir erk. Kokain mafyasını öğrenmek isteyen Kolombiya’nın adli arşivlerine bakmalıdır” dedi. Trump’ın kendisini hedef alan sözlerini “iftira” olarak nitelendiren Petro, “50 yıldır adım ne geçmişte ne de bugün uyuşturucu dosyalarında yer aldı. Beni karalamayı bırakın Sayın Trump” diye konuştu. Petro, Kolombiya’daki siyasi geçmişine de değinerek, “Ben, ‘olağanüstü hal’ adı altındaki sivil diktatörlüğe karşı demokrasi için mücadele eden M-19 hareketindendim. Latin Amerika’daki ilk barışı gerçekleştiren hareketin parçası oldum” ifadelerini kullandı. Trump’ın Kolombiya tarihini bilmediğini savunan Petro, ABD’li yetkililere “kendi uzmanlarını dinlemeleri” çağrısı yaptı. ABD ile halklar düzeyinde bir düşmanlığı olmadığını vurgulayan Petro, “ABD bayrağını hiç yakmadım. ABD işçi sınıfına, siyah halkına, yerli halkına ve Hitler’i yenen askerlerine saygı duyuyorum” dedi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında New York’ta yaptığı konuşmayı hatırlatan Petro, Gazze’deki duruma karşı sesini yükselttiğini belirterek, “Keşke birlikte Gazze’de barış için çalışsaydık” ifadelerini kullandı. Latin Amerika’ya yönelik müdahaleci söylemlere de tepki gösteren Petro, “Bizi kendi hakimiyet alanınız gibi tanımlamayı reddediyorum. Latin Amerikalılar cumhuriyetçidir, bağımsızdır ve çoğu devrimcidir” dedi. Petro, bölgenin kriminalize edilmesine karşı çıkarak, “Latin Amerika yalnızca suçluların yuvası değildir; demokrasi ve özgürlük için savaşan halkların toprağıdır” diye konuştu. Çin ve Rusya ile kurulan ilişkilerin tek başına yeterli olmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Çin ve Rusya ile yapılan ittifak yeterli olmadı. Asıl ittifak, bugün bombalanmış olan Latin Amerika’nın kendisi olmalıdır. Latin Amerika birleşmeli, aksi halde köle gibi muamele görmeye devam eder” ifadeleri kullanıldı. Brezilya Devlet Başkanı Lula’ya da atıfta bulunularak, bölgesel dayanışmanın öncelik olması gerektiği vurgulandı. Petro açıklamasında ayrıca, Caracas’ın bombalanmasını alkışlayanlara seslenerek, bunun unutulmayacağını belirtti. Petro,“ABD, tarihte bir Güney Amerika başkentini bombalayan ilk ülke oldu. Bu bir madalyaysa, korkunç bir madalyadır ve kuşaklar boyunca unutulmayacaktır” didi. Latin Amerika’nın ancak birleşerek ayakta kalabileceğini vurgulayan Petro, “Dostlar bombalamaz. Bu yara uzun süre açık kalacak ama çözüm vendetta değil, birliktir” ifadeleriyle açıklamasını sonlandırdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan futbolda yasa dışı bahis tepkisi: Bu skandallar bizi üzdü! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan futbolda yasa dışı bahis tepkisi: Bu skandallar bizi üzdü!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayarak futbolda gündeme gelen yasa dışı bahis iddialarına sert tepki gösterdi. Erdoğan, adalet vurgusu yaparak sürecin sonuna kadar takip edileceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ta düzenlenen “Uluslararası Barış ve Güven Forumu”nun ardından Türkiye’ye dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Erdoğan, futbolda yasa dışı bahis iddialarına ilişkin bir soru üzerine dikkat çeken değerlendirmeler yaptı. Futbol dünyasında yöneticilerden futbolculara kadar birçok ismin bu iddialarla anılmasının kendisini derinden üzdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdarecisinden yöneticisine ve futbolcusuna kadar birçok ismin bu işin içinde olması, ülkemde böyle skandalların yaşanması bir Cumhurbaşkanı olarak bizleri gerçekten üzmüştür, hayretlere düşürmüştür. Milyonlarca lira transfer ücreti alan bu insanlar bu işin içine nasıl girer?” ifadelerini kullandı. Futbolun temelinin adalet olduğuna vurgu yapan Erdoğan, adalet sağlanmadığı takdirde sahadan çıkan sonuçların anlamını yitireceğini dile getirdi. Erdoğan, “Eğer adaleti tesis edemezsek ortaya çıkan netice bizi asla tatmin etmez. Biz futbolun asil ve temiz ruhundan yanayız” dedi. Yargı sürecine güvendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nereden gelirse gelsin, hangi kulüpten olursa olsun fark etmez. A kulübü, B kulübü önemli değil. Burada adalet bizim için çok çok önemli. Yargının bu görevini en ideal şekilde yaptığına inanıyorum” şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini belirterek, “Bu mücadeleyi tribünlerin sesi, gençlerin hayalleri ve bu milletin temiz futbol özlemi adına sonuna kadar sürdüreceğiz” ifadeleriyle açıklamalarını tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.