Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapay Zekâ

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yapay Zekâ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zekâ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğuş Teknoloji 2026’da İş Dünyasını Dönüştürecek 5 Teknoloji Trendini Açıkladı Haber

Doğuş Teknoloji 2026’da İş Dünyasını Dönüştürecek 5 Teknoloji Trendini Açıkladı

Doğuş Teknoloji, 2026’da iş dünyasını dönüştürecek 5 teknoloji trendini açıkladı. 2026, komut alan sistemlerden bağımsız karar alabilen Agentic AI tabanlı dijital iş gücüne geçişin hızlandığı, siber savunmanın milisaniyeler içinde gerçekleştiği ve finansal süreçlerin otonom yapılarla uçtan uca yönetildiği bir kırılma yılı olacak. Bu dönüşümde insan, operasyonel süreçlerin değil; stratejik düşüncenin, inovasyonun ve sürdürülebilir değerin merkezinde konumlanacak. Dijital olgunluğun yeniden tanımlanacağı 2026’da, yapay zeka yalnızca verimlilik sağlayan bir araç olmaktan çıkarak kurumsal mimarinin temel karar verici mekanizması haline gelecek. Doğuş Teknoloji, 2026 teknoloji öngörülerinde işletmelerin dijitalleşmekle sınırlı kalmayıp otonom yeteneklerle donatılmış akıllı organizasyonlara dönüşmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu yeni ekosistemde rekabet avantajı, teknolojiyi ne kadar hızlı benimsediğimizle değil; insanla yapay zeka ajanlarını ne ölçüde etkili bir hibrit modelde buluşturabildiğimizle belirlenecek. Finansal operasyonlardan yetenek yönetimine kadar iş dünyasının her katmanında yapay zeka teknolojilerinin dönüştürücü etkisinin hissedileceği 2026 için Doğuş Teknoloji, iş yapış biçimlerini kökten değiştirecek 5 temel teknoloji trendini sıralıyor. 2026’da İş Dünyasını Dönüştürecek 5 Teknoloji Trendi 1. “Agentic AI” ile yapay zeka, yalnızca asistan olmaktan çıkacak. Doğuş Teknoloji’nin 2026 teknoloji trendlerinin en başında gelen "Agentic AI" kavramı, 2026 yılında işletmelerde operasyonel yapıları kökten dönüştürecek. Yazılım dünyasında, yapay zekanın kod asistanı olmanın ötesine geçerek süreçleri yönettiği “AI-Native” mimariler standart hale gelecek. Sistemlerin karmaşık süreçleri optimize edebildiği bu yapıda, görev tabanlı yapay zeka ajanları, BT operasyonları ve müşteri deneyiminde uçtan uca sorumluluk alarak dijital iş gücünü oluşturacak. 2. Yapay zeka ile artan siber tehditlere karşı savunma milisaniyelere inecek: 2026’da bütün şirketleri yakından ilgilendiren bir diğer trend ise siber tehditlerin, yapay zekanın hızıyla evriliyor olması. Böylesi bir dünyada, güvenliğin de sürekli öğrenen ve önleyici yaklaşımlarla güçlenmesi kaçınılmaz hale geliyor. 2026’da siber tehditler otonom yapay zeka ile daha da karmaşıklaşırken, savunma mekanizmaları da “Zero-Trust” (Sıfır Güven) mimarileri ve kuantum sonrası kriptografi ile şekillenecek. Tehditlere tepki süresinin saniyelerden milisaniyelere ineceği bu yeni dönemde, kendi kendine karar veren ve aksiyon alan otonom siber koruma katmanları iş hayatının merkezine yerleşecek. 3. Yapay zeka, IoT cihazlarıyla fiziksel dünyamıza daha fazla dahil olacak. Yapay zeka ile gelişen teknolojilerin fiziksel dünyada da karar verici olacağını vurgulayan Doğuş Teknoloji, IoT cihazlarının basit sensörlerden çıkarak, veriyi yerinde işleyen ve anında karar verebilen “Edge AI” yapılara dönüşeceğini belirtiyor. İnşaat ve enerji sektörlerinde iş gücü dönüşümünün merkezinde yer alacak robotik sistemlerde ise çok sayıda robotun merkezi kontrolünü sağlayan filo yönetim sistemlerinin ve otonom koordinasyonun standartlaşması bekleniyor. 4. Finans ve yönetişimde “Otonom Şirket” dönemi başlayacak. 2026 trendlerinin öne çıkan bir başka başlığında ise finans fonksiyonlarında otonom veri işleme katmanlarına ve gerçek zamanlı AI modellerine geçiş yer alıyor. Muhasebe, raporlama ve mutabakat süreçlerinin RPA ve LLM (Büyük Dil Modelleri) tabanlı mekanizmalarla %80’e varan oranda otomatikleşeceği öngörülüyor. Böylece finans ekipleri operasyonel yükten arınarak senaryo simülasyonları ve stratejik risk optimizasyonuna odaklanan bir karar destek merkezine dönüşecek. BT yönetişiminde ise veri odaklı çalışma kültürü ve yapay zeka destekli risk öngörüleri, operasyonel mükemmelliği ve uyum süreçlerini garanti altına alacak. 5. İnsan Kaynakları, insanla yapay zeka arasında köprü kuran dönüşümün merkezine yerleşecek. 2026’da öne çıkacak bir diğer trend ise insan kaynakları profesyonellerinin artık teknolojiyi insan odaklı yönlendiren stratejistler olarak konumlanacak olması. Beceriden ziyade “yeni bilgi öğrenme hızının” ön plana çıkacağını belirten Doğuş Teknoloji’ye göre 2026’da yapay zeka destekli öğrenme platformlarının yetenekleri geliştirmede önemi artacak. Yapay zeka asistanların gerçek ekiplerle birlikte sorumluluk aldığı hibrit çalışma modelleri ise rekabet avantajını belirleyen en önemli unsur olacak.

Yapay Zekaya Sorup İlaç Alanlar Dikkat! Haber

Yapay Zekaya Sorup İlaç Alanlar Dikkat!

Sağlıkla ilgili bilgiye ulaşmak her zamankinden daha kolay hale gelirken yanlış ve eksik yönlendirmeler de ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Son dönemde hekimlerin en sık karşılaştığı sorunlardan biri hastaların yalnızca şikâyetlerini veya kan tahlili sonuçlarını yapay zekaya sorarak tedavi kararı almaya çalışması oluyor. Birçok kişi “Kan değerlerim sınırda, ilaç başlamalı mıyım?” gibi sorularla yapay zekaya başvuruyor. Ancak İç Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Giunel Mamedova bu yaklaşımın yanıltıcı olabileceğini ve yanlış ilaç kullanımına yol açabileceğini vurguluyor. Kan Tahlilleri Tek Başına Yeterli Olmuyor Bir tedaviye başlanıp başlanmayacağına yalnızca kan tahlilindeki sayılara bakılarak karar verilmediğini vurgulayan Uzm. Dr. Mamedova, bazı değerler normal sınırlarda olsa bile kişinin yaşı, aile öyküsü, eşlik eden hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve risk profilinin tedavi sürecini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Bu nedenle benzer kan değerlerine sahip iki hastaya farklı tedaviler uygulanabiliyor. Uzm. Dr. Mamedova bu noktada hastaların işaretli laboratuvar sonuçlarını internetten araştırarak ciddi hastalıklar düşünmesinin sık karşılaşılan bir durum olduğunu ifade ediyor. “Kan tahlilinde işaretli değerler görüldüğünde hastalar çoğu zaman tek bir sonuca odaklanarak endişeye kapılabiliyor” diyen Uzm. Dr. Mamedova doğru değerlendirme yapılmadan ulaşılan bilgilerin yanıltıcı olabileceğini söylüyor. Yanlış Yorum Yanlış İlaca Götürebilir İnternetten veya yapay zekadan alınan bilgilerin yanlış yorumlanması en sık olarak hatalı ilaç kullanımına neden oluyor. Yanlış ilaca başlanması hem mevcut şikâyetlerin artmasına hem de ilaçlara bağlı yeni sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Özellikle viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımının gereksiz olduğu sıkça vurgulanıyor. Uzm. Dr. Giunel Mamedova bu konuda “Yanlış değerlendirmeyle başlanan ilaçlar şikâyetleri azaltmak yerine artırabilir ve bazı durumlarda ciddi yan etkilere neden olabilir” diyerek bilinçsiz ilaç kullanımının risklerine dikkat çekiyor. Ayrıca hastaların kullandıkları diğer ilaçları eksik bildirmesinin aynı etken maddeli ilaçların birlikte kullanılmasına ve doz aşımına yol açabildiği belirtiyor. Tıpta Temel Yaklaşım Bütüncüldür Hasta değerlendirmesinde temel yaklaşımın bütüncül olduğunu belirten Uzm. Dr. Mamedova yalnızca şikâyetler ve kan tahlillerinin değil fizik muayene, vital bulgular, ayrıntılı öykü, özgeçmiş, soy geçmiş ve gerekli görülen tetkiklerin birlikte ele alındığını söylüyor. Bu nedenle tıpta temel prensibin hastalık değil hasta tedavisi olduğunu vurguluyor. Yapay zekanın sağlık alanında tamamen dışlanmadığını ifade eden Uzm. Dr. Mamedova doğru kullanıldığında hekimler için destekleyici bir araç olabileceğini ancak sağlık çalışanı olmayan kişiler için doğrudan tedavi önerisi almanın riskli olduğunu dile getiriyor. Uzmandan Net Uyarılar Uzm. Dr. Giunel Mamedova internet ve yapay zeka üzerinden alınan sağlık bilgilerinin nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin şu uyarılarda bulunuyor: Kan tahlili sonuçları tek başına tedavi kararı için yeterli değildirİnternetten veya yapay zekadan alınan bilgilerle ilaca başlanmamalıdırŞikâyetler devam ediyor veya giderek artıyorsa tıbbi değerlendirme gerekirKullanılan tüm ilaçlar ve takviyeler hekime eksiksiz şekilde bildirilmelidir Tedavi Sürecinde Muayene ve Değerlendirme Şart Çamlıca Erdem Hastanesi’nden İç Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Giunel Mamedova ani başlayan ya da zaman içinde kötüleşme eğilimi gösteren şikâyetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek “İnternetten ya da yapay zekadan alınan bilgilerle ilaç kullanmak yerine mutlaka hekime başvurulmalı. Erken ve doğru değerlendirme pek çok ciddi sağlık sorununun önüne geçebilir” mesajını veriyor.

Xi Jinping, İrlanda Başbakanı Martin’i kabul etti Haber

Xi Jinping, İrlanda Başbakanı Martin’i kabul etti

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping bugün, başkent Beijing’deki Büyük Halk Toplantı Sarayı’nda, Çin’e resmi ziyarette bulunan İrlanda Başbakanı Micheál Martin’i kabul etti. Xi Jinping, karşılıklı saygı, eşitlik ve karşılıklı yarar ilkelerinin Çin-İrlanda ilişkilerinin uzun vadeli ve istikrarlı gelişiminin temelini oluşturan değerli bir deneyim olduğunu ve her iki tarafın da bunu ortaklaşa koruması ve ileriye taşıması gerektiğini vurguladı. Xi Jinping, Çin ve İrlanda'nın birçok düzeyde ve alanda dostane ilişkilerini sürdürmesi gerektiğini ifade etti. Xi, Çin’in İrlanda ile ekonomik ve ticari işbirliğini güçlendirmeye, yapay zeka, dijital ekonomi, ilaç ve sağlık gibi alanlarda kalkınma stratejilerini uyumlu hale getirmeye hazır olduğunu dile getirdi. İki yönlü yatırımların teşvik edilmesi ve ortak kalkınmanın sürdürülmesi gerektiğinin altını çizen Xi, eğitim, kültür ve turizm alanlarında işbirliğinin güçlendirilmesinin önemine değinerek, daha fazla İrlandalı gencin Çin'de eğitim görmesini beklediğini belirtti. Xi, Çin ve İrlanda'nın çok taraflılığı desteklediğini, uluslararası adalet ve hakkaniyeti savunduğunu söyledi. Xi, iki ülkenin uluslararası meselelerde koordinasyonu güçlendirmesi, Birleşmiş Milletler'in (BM) otoritesini ortaklaşa savunması ve küresel yönetişim sisteminin daha adil bir yönde gelişmesini teşvik etmesi gerektiğini ifade etti. Xi ayrıca, Çin ve AB’nin uzun vadeli bir perspektifle ortaklık konumlarını koruması, anlaşmazlıkları rasyonel bir şekilde değerlendirerek kazan-kazan odaklı işbirliğine devam etmesi gerektiğini kaydetti. Xi, yılın ikinci yarısında AB dönem başkanlığını üstlenecek olan İrlanda’nın, Çin-AB ilişkilerinin sağlıklı gelişiminde yapıcı bir rol oynamasını beklediğini dile getirdi. İrlanda Başbakanı Micheál Martin, iki ülkenin derin ve kalıcı bir dostluğa sahip olduğunu, ekonomik işbirliğinin sürekli olarak güçlendiğini ve halklar arası ilişkilerin yakınlaştığını belirtti. Martin, Çin’in uzun vadeli ulusal kalkınma stratejilerini oluşturma ve uygulama konusundaki başarılarının hayranlık uyandırıcı olduğunu ifade etti. İrlanda’nın Tek Çin politikasına sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurgulayan Martin, ticaret, yatırım, bilim ve teknoloji, biyofarmasötik, yenilenebilir enerji ve yapay zeka gibi çeşitli alanlarda işbirliğini derinleştirmeye kararlı olduklarını belirtti. Çin’in uluslararası ilişkilerdeki vazgeçilmez ve hayati rolüne dikkat çeken Martin, uluslararası hukuku korumak, serbest ve açık ticareti desteklemek ve küresel istikrarı teşvik etmek için Çin ile yakın iletişim ve koordinasyonu sürdüreceklerini ve AB-Çin ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde gelişmesini teşvik etmek için yapıcı bir rol oynamaya devam edeceklerini söyledi.

Dijital Dönüşüm Yeni Sistem Almak Değil, Yanlış Alışkanlıkları Terk Etmektir Haber

Dijital Dönüşüm Yeni Sistem Almak Değil, Yanlış Alışkanlıkları Terk Etmektir

Konfor Alanı İnovasyonu Engelliyor İnsan davranışlarını şekillendiren en güçlü unsurun alışkanlıklar olduğunu hatırlatan Tolga Eşiz, bu durumun kurumsal düzeyde bir "konfor alanı" yarattığını belirtti. Zamanla öğrenilen rutinlerin kurumları güvende hissettirdiğini ancak aynı zamanda yeniliğin önünü kestiğini ifade eden Eşiz, bugün pek çok firmanın dijitalleşme probleminin temelinde bu alışkanlıkların yattığını vurgulayarak şu bilgileri paylaştı: "ERP Her Şeydir" Algısı Yüksek Maliyet Doğuruyor Yıllardır finans, muhasebe, stok, satın alma, üretim gibi temel kurumsal operasyonların omurgasını oluşturan ERP sistemleri, "Madem ERP var, her işi onunla yapalım" düşüncesini kemikleştiriyor. Bu düşünce, tıpkı bireysel alışkanlıklarda olduğu gibi, sorgulanmadan kabul edilen bir rutin haline geliyor. Yeni bir ihtiyaç ortaya çıktığında ilk refleks şu oluyor: ERP’de bunu nasıl yaparız? Yeni bir modül mü alalım? Özel geliştirme mi yaptıralım? Bu yaklaşımın da ağır bedelleri oluyor. ERP sistemleri doğası gereği standart ve değişime kapalı yapılar, bu sistemler üzerinde yapılan özel geliştirmeler; uzun analiz süreçleri, yüksek danışmanlık maliyetleri, test riskleri ve versiyon y ükseltme sorunları gibi ciddi operasyonel yükler getiriyor. Firmalar çoğu zaman çok para harcar, ancak beklediği verimliliği elde edemez. Sorun teknolojide değil, çözümün yanlış yerde aranmasına sebep olan alışkanlıklar. Alışkanlıklar Değişmeden Dijital Dönüşüm Olmaz Alışkanlıkları kıran çözümün BPM (İş Süreçleri Yönetimi) yaklaşımı olduğunu belirten Tolga Eşiz, BPM'in ERP'nin aksine süreç odaklı ve esnek olduğuna dikkat çekiyor: “ERP’yi her iş için zorlamak yerine şu soruyu sormak gerekir: “Bu gerçekten ERP’nin işi mi, yoksa süreç bazlı bir çözüm mü gerekli?” Bu soruyu sormaya başlayan firmalar, BPM (İş Süreçleri Yönetimi) kavramıyla tanışır. ERP’nin aksine BPM, işleri kalıplara sokmaz; işe göre süreç tasarlanmasına imkân tanır. Özellikle Low-Code BPM platformları; sürükle-bırak ile süreç tasarımı, hızlı değişiklik ve yayına alma, IT bağımlılığı olmadan iş birimlerinin sürece dahil olması, süreç performansının ölçülmesi ve iyileştirilmesi özellikleri ile alışkanlıkların kırılmasını kolaylaştırır. Bu noktada BPM, ERP’nin alternatifi değil; tamamlayıcısıdır. Geleceğin Stratejisi: ERP + BPM Tamamlayıcılığı Başarılı bir dijital stratejinin ERP ve BPM’in doğru konumlandırılmasından geçtiğini belirten Eşiz, ideal modeli şu şekilde özetledi: "Başarılı firmalar ERP’yi finansal ve operasyonel veri yönetimi için kullanırken; onay süreçleri, doküman akışları ve kuruma özgü sürekli değişen iş senaryoları için BPM’i konumlandırıyor. Bu yaklaşım, ERP üzerindeki gereksiz özelleştirmeleri azaltırken maliyetleri düşürüyor ve kurumun değişime adaptasyonunu hızlandırıyor." Alışkanlık mı, Gelecek mi? Tolga Eşiz, açıklamasını firmal ara yönelik kritik bir soruyla tamamladı: "Bugün asıl soru, alışkanlıklarımızı mı koruyacağız yoksa geleceğe mi hazırlanacağız? ERP’ye her işi yaptırmaya çalışmak bir alışkanlık, BPM ile süreçleri esnek ve ölçülebilir hale getirmek ise stratejik bir tercihtir. Dijital dönüşüm; yeni sistemler almak değil, yanlış alışkanlıkları terk etmeyi göze almaktır." PaperWork Hakkında PaperWork, 1998’den bu yana iş süreçleri otomasyonu (BPM) , Doküman yönetimi, Low Code ve Yapay zeka alanında faaliyet gösteren entegre bir platformudur. 20’nin üzerinde sektörde, 200’den fazla kurumsal müşteriye hizmet vermektedir.

Uzmanlar uyarıyor: Yapay zekaya bağımlılık beyin aktivitesini azaltıyor Haber

Uzmanlar uyarıyor: Yapay zekaya bağımlılık beyin aktivitesini azaltıyor

Yeni bir rapor, yapay zekanın belirli görevleri üstlenmesinin beyin aktivitesini azaltabileceğini ve hatta eleştirel düşünme ile problem çözme yeteneklerini olumsuz etkileyebileceğini öne sürüyor. Yılın başlarında, MIT tarafından yayımlanan bir araştırma, ChatGPT aracılığıyla yazı yazan kişilerin, bilişsel işlemeyle ilgili beyin ağlarında daha düşük aktivite gösterdiğini ortaya koydu. Bu kişilerin ayrıca, yapay zeka destekli bir sohbet robotu kullanmayan katılımcılar kadar kolayca yazılarına geri dönüp referans veremedikleri belirtildi. Araştırmacılar, bu durumun "öğrenme kapasitelerinde düşüş ihtimalini araştırmanın önemini" vurguladığını belirtti. Çalışmada yer alan 54 katılımcının tamamı Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve komşu eğitim kurumlarından seçildi. Katılımcıların beyin aktiviteleri, elektroensefalografi (EEG) yöntemiyle, kafa derisine yerleştirilen elektrotlar ile kaydedildi. Katılımcıların kullandığı ipuçları arasında, yapay zekadan makale sorularını özetleme, kaynak bulma ve dil bilgisi ile yazı üslubunu geliştirme konularında yardım istemek bulunuyordu. Yapay zeka aynı zamanda fikir üretme ve ifade etme konularında da kullanıldı, ancak bazı kullanıcılar bu özelliğin etkili olmadığını düşünüyor. Eleştirel düşüne yetilerinin azalması Carnegie Mellon Üniversitesi ile Copilot programını yöneten Microsoft'un ayrı bir araştırması, yapay zekaya aşırı bağımlı olan bireylerin problem çözme yetilerinde azalmalar olabileceğini gösterdi. Araştırma kapsamında, işlerinde haftada en az bir defa yapay zeka araçlarını kullanan 319 beyaz yakalı çalışana, bu araçları kullanırken eleştirel düşünme yetilerini nasıl uyguladıkları soruldu. Araştırmacılar, veri analizinden yeni bilgilerin elde edilmesine, işin belirli kurallara uygunluğunun doğrulanmasına kadar yapay zekaya verilen 900 görev örneğini incelediler. Çalışmanın bulgularına göre, bir aracın görevi yerine getirme kabiliyetine duyulan derin güven, "düşük seviyede eleştirel düşünme" ile ilişkilendirildi. Araştırma, "yeni nesil yapay zeka, işçi verimliliğini artırabilir ancak görevleri eleştirel biçimde değerlendirme kabiliyetini engelleyebilir ve sonuçta araca aşırı bağlılığa, bağımsız problem çözme yeteneklerinde azalmaya neden olabilir" sonucuna vardı. Oxford University Press tarafından ekim ayında yayımlanan benzer bir araştırma, İngiltere'deki okul öğrencilerinin %60'ının yapay zekanın akademik başarılarını olumsuz etkilediğini düşündüğünü ortaya koydu. Harvard Tıp Fakültesi tarafından geçtiğimiz yıl yapılan bir çalışma, yapay zeka desteğinin bazı doktorların performansını artırdığını ancak bazı diğer doktorların performansına kötü etki ettiği de bulundu; bu durumun nedenleri henüz tam olarak açıklanamıyor. Özel eğitimci ChatGBT'nin sahibi ve Oxford Üniversitesiyle ortak çalışmaları yürüten OpenAI'nin uluslararası eğitimden sorumlu yetkilisi Jayna Devani, "bu tartışmanda tamamen haberdar olduklarını" ifade ediyor. Devani, "Öğrencilerin akademik görevlerini ChatGBT'ye devretmemesi gerektiğine inanıyoruz" diyerek, ChatGBT'nin yalnızca bir yanıt aracı olmaktan çok, bir öğretmen gibi kullanılması gerektiğini vurguladı.

Chery, küresel pazarda oluşturduğu güven ile ihracat liderliğini koruyor Haber

Chery, küresel pazarda oluşturduğu güven ile ihracat liderliğini koruyor

Chery, 120’den fazla ülkeye 5 milyon adedi aşan ihracatıyla, bu rakamı aşan ilk Çinli marka oldu. Bununla birlikte Chery Group, yalnızca Kasım ayında 136.728 adetlik ihracatla Çin’deki lider konumunu pekiştirdi. Chery, 2024 yılında toplam araç ihracatında 5 milyon adedi aşan ilk Çinli marka olurken, 120’den fazla ülkede faaliyet göstererek 18 milyonu aşan küresel kullanıcı kitlesine ulaştı. Yalnızca Kasım ayında Chery Group, 136.728 adedi ihracat olmak üzere toplam 272.536 adet araç satışı gerçekleştirdi ve Çinli otomotiv ihracatçıları arasındaki lider konumunu yineledi. Bugüne kadar 54 farklı Chery modeli, küresel beş yıldızlı güvenlik derecesine ulaşarak Chery’i dünyada en geniş güvenlik sertifikasyonu kapsamına sahip Çinli markalardan biri haline getirdi. Bu başarı; zorlu iklim koşulları ve karmaşık yol şartlarını kapsayan kapsamlı bir küresel test sistemiyle desteklendi. Küresel Ar-Ge ağı tarafından desteklenen Chery; akıllı sürücü destek sistemleri, araç platformları ve yazılım entegrasyonu alanlarında ilerlemeyi sürdürerek teknolojinin günlük kullanımda güvenilir, sezgisel ve erişilebilir olmasını sağlıyor. Aynı zamanda Chery, yapay zeka gibi geleceğe dönük teknolojileri de aktif olarak araştırıyor; uzun vadeli inovasyonlar seri üretim araçlara geri beslenerek gerçek kullanıcı değerine dönüşüyor. Chery’nin ürün kalitesi, yüksek standartlara sahip küresel pazarlarda da takdir görmeye devam ediyor. J.D. Power araştırmalarında marka, kalite ve hizmet alanlarında birçok kategoride üst sıralarda yer aldı. Buna ek olarak, Chery araçları Avrupa, Birleşik Krallık ve Avustralya’da çeşitli ödüller kazanarak sıkı regülasyonlar uygulanan pazarlardaki rekabet gücünü kanıtladı ve markanın küresel güvenilirliğini pekiştirdi. Chery, aynı zamanda günlük hizmet deneyimleri aracılığıyla kullanıcılara olan uzun vadeli bağlılığını da sürdürüyor. Bu noktada Chery, Türkiye'de CHERY FAMILY CARE ile markanın aile önceliği değerlerini somut eylemlere dönüştürüyor; kullanıcılara daha fazla gönül rahatlığı sağlamak için mevsime özel profesyonel araç kontrolleri, önemli parçaların ücretsiz kontrolleri ve kapsamlı yol yardım hizmetleri sunuyor. Ürünlerden hizmetlere kadar uzanan bu tam bağlantılı bakım hizmeti, CHERY'nin “Yükselmek İçin Doğdu” felsefesini gerçek hayattaki mobilite senaryolarında doğal bir uzantısını temsil ediyor. 2025 yılında Chery, “With Chery, Born to Rise” temasıyla 2025 Asya Gençlik Paralimpik Oyunları (AYPG) ile iş birliği yaparak markanın büyüme hikayesini genç paralimpik sporcuların azmi ve kararlılığıyla buluşturdu. Chery, Türkiye’deki varlığını uzun vadeli bir bakış açısıyla güçlendirmeyi sürdürüyor. TIGGO serisi gibi ürünler; güvenlik, teknoloji ve kalite alanlarında Chery’nin birikmiş gücünü temsil ederek ailelerin günlük mobilite ihtiyaçlarını destekliyor. Önümüzdeki dönemde de Chery; güvenli, güvenilir ve sorumlu mobiliteyi geliştirmeye kararlılıkla devam ederek Türkiye’deki kullanıcılarının geleceğe uzanan her yolculuğunda yanında olmayı hedefliyor.

Türk öğrenciler Almanya’daki AI Prompt Lab’de göğsümüzü kabarttı: İki altın bir gümüş madalya Haber

Türk öğrenciler Almanya’daki AI Prompt Lab’de göğsümüzü kabarttı: İki altın bir gümüş madalya

Almanya merkezli düzenlenen 5. Uluslararası Kodlama Olimpiyatları (STEM Olympiad) sonuçlandı. Organizasyonun 20 ülkeden 9 bin 700’ün üzerinde öğrencinin katılımıyla gerçekleştiği belirtilen yarışmada, Türkiye’yi temsil eden BCN Eğitim Kurumları öğrencileri “AI Prompt Lab” kategorisinde üç derece elde etti. Dünya şampiyonu olan Çınar Artokmaç 250 üzerinden 225 puan alarak altın madalyayı göğüsledi. Ortaokul seviyesinde Çınar Artokmaç dünya 1’incisi olurken, Atlas Seçkin dünya 8’inciliği aldı. Lise kategorisinde ise Adam Shawkat, dünya 21’inciliği ile gümüş madalya kazandı. AI Prompt Lab’de öğrenciler “prompt” üretiyor Klasik kodlama yarışmalarından farklı olarak AI Prompt Lab’de öğrenciler, yapay zekâ araçlarını yönlendiren komut metinleri (prompt) tasarlayarak görsel ve veri tabanlı çıktılarda en doğru sonuca ulaşmaya çalışıyor. Okul, bu alanda “prompt yazımı” becerisinin yarışmanın temel belirleyeni olduğunu vurguladı. “Çeviri programı kullanımı yasaktı” Eğitim Koordinatörü Adem Bican, yarışmada promptların İngilizce yazıldığını ve çeviri programı kullanımının yasak olduğunu belirterek, öğrencilerin komutları kendi dil yetkinlikleriyle ürettiğini kaydetti. Bican, başarının “tesadüf olmadığını” savunarak, yaklaşık 1,5 yıllık bir hazırlık ve dönüşüm sürecinin sonucu olduğunu ifade etti. Bican’ın açıklamasında, öğrencilerin ana dili İngilizce olan rakiplerle aynı koşullarda yarıştığına dikkat çekildi. Çınar Artokmaç: “Şaka sandım” Dünya birincisi Çınar Artokmaç, sonucunu öğrendiğinde yaşadığı şaşkınlığı “Şaka yapılıyor sandım” sözleriyle anlattı. Dünya 8’incisi Atlas Seçkin ise açıklamasında, derecenin ailesi ve öğretmenleri için gurur olduğunu ifade etti. Adam Shawkat: “Bu süreç eksiklerimi gösterdi” Lise kategorisinde gümüş madalya alan Adam Shawkat, sürecin kendisi için sürpriz olduğunu belirterek, yarışmanın eksiklerini görme ve gelişim alanlarını fark etme imkânı sunduğunu dile getirdi. Okul yönetimi de dereceleri, öğrencilere yapılan eğitim yatırımının ve sağlanan imkânların bir sonucu olarak değerlendirdi. Açıklamada, okulun farklı kategorilerde 21 yarışmaya daha katıldığı ve diğer sonuçların beklendiği bilgisi paylaşıldı.

Private Label Zirvesi'nde görkemli 10. yıl buluşmasına Cem Yılmaz damga vurdu Haber

Private Label Zirvesi'nde görkemli 10. yıl buluşmasına Cem Yılmaz damga vurdu

*HIZLI TÜKETİM ÜRÜNLERİ PERAKENDESİNİN KALBİ “10’SUZ OLMAZ” MOTTOSUYLA ATTI Ekonominin ve hızlı tüketim ürünlerinin kalbinin attığı Private Label Zirvesi bu yıl 10. yıl coşkusu ve heyecanıyla gerçekleşti. Zirveye Cem Yılmaz’ın 'İş Hayatı' temalı özel stand-up gösterisi damgasını vurdu. "10'suz Olmaz" mottosuyla düzenlenen zirvenin yıldan yıla büyüyerek sektörün nabzı haline gelmesinde, katılımcıların emeğine vurgu yapan PLAT Başkanı M. İmer Özer’in, "Olmak kolaydır, asıl mesele kalmaktır. Bu zirveyi on yıldır burada tutmamızı ve kalmamızı sağladığınız için teşekkür ederim. Bu hikâyeyi hep birlikte yazdık." ifadeleri ise büyük beğeni topladı. Özel markalı ürünler (Private Label) sektörünün Türkiye'deki en köklü ve yetkin temsilcisi olan PLAT Özel Markalı Ü rünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği tarafından onuncusu düzenlenen Private Label Zirvesi, sektörün bir araya geldiği en önemli platform olma geleneğini bu yıl da sürdürdü. Onuncu yılını kutlamanın ayrıcalıklı önemiyle hazırlanan ve ünlü sunucu Pınar Altuğ’un takdimleriyle gerçekleşen zirve, 11 Aralık Perşembe günü Kurtköy Crowne Plaza Otel’de sektörün önde gelen isimlerini büyük bir coşkuyla ağırladı. Türkiye’nin önde gelen FMCG üreticileri, tedarikçileri ve Ulusal-Yerel Perakende Zinciri yöneticilerinin bir araya geldiği bu özel etkinlikte; sektördeki köklü değişimler, gelecek beklentileri, inovasyon odaklı yaklaşımlar ve sürdürülebilirlik konuları kapsamlı şekilde masaya yatırıldı. Zirvenin açılışını gerçekleştiren ünlü sunucu Pınar Altuğ, katılımcıları büyük bir coşkuyla karşılayarak, etkinliğin sıradan bir gün değil, bir dönüm noktası olduğunun altını çiz di. Altuğ, on yıldır aynı heyecanla sektörün tüm paydaşlarının bir araya geldiğini aktardı. PLAT BAŞKANI M. İMER ÖZER'DEN VİZYONER MESAJ Zirvenin açılış konuşmasını gerçekleştiren PLAT Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği Başkanı M. İmer Özer, açıklamasına 2025 yılının genel bir değerlendirmesini yaparak başladı. Sektörün başarıları doğru ifade etme ve perspektif geliştirme ihtiyacına dikkat çeken Başkan Özer, “2025 iyi temenniler ile umutlarla girdiğimiz bir sene oldu. Ancak maalesef o sene bu sene olmadı. Gerçekten ‘bu da mı oldu ya’ dediğimiz birçok olay yaşadık. Tabi bazı başarılar da yaşıyoruz ancak bunları doğru şekilde pazarlama konusunda iyi değiliz. Bazen perspektifi farklı görmek ve doğru anlatabilmek meziyetimiz olursa daha başarılı olabiliriz.” ifadelerini kullandı. “BUGÜN TEKRAR İNSAN ÇAĞINDAYIZ” Daha sonra konuşmasının merkezine insanı koyan Başkan Özer, “Her şeyin başı insan. Zamanında makineleşme arttıkça daha az çalışacağımız bir döneme gireceğimiz öngörülmüştü. Ancak öyle olmadı. O zamanlar insan emeğinin ön planda olduğu bir zaman dilimiydi. Sonrasında makine çağı, bilgisayar çağı ve anlam çağı dönemlerini yaşadık.” dedi. “Bugün tekrar insan çağındayız çünkü nitelikli iş gücüne olan ihtiyaç tekrar önem kazandı.” diyerek gelinen noktayı özetleyen Başkan Özer, piyasa bilgisi ve pratik tecrübenin önemini vurgulayarak, teorik bilginin pazarın dinamikleriyle birleştirilmesinin asıl meziyet olduğunu belirtti. KURUMLARIN UZUN VADELİ BAŞARISININ SIRRI: SAĞLIKLI BENCİLLİK Kurumsal sürdürülebilirliğin temelinde yatan bireysel dengeye işaret eden Özer, ‘Sağlıklı Bencillik’ kavramını detaylandırdı. Bu kavramı; başkasının haklarını ihlal etmede n, bireyin kendi iyi oluşuna ve önceliklerine odaklanabilmesi hali olarak tanımlayan Başkan Özer, bu dengeli yaklaşımın yalnızca kişisel huzur için değil, aynı zamanda kurumların uzun vadeli başarısı için de vazgeçilmez olduğunu belirtti. “BU HİKÂYEYİ HEP BİRLİKTE YAZDIK” Son 10 yıldır bu zirvenin başarıyla büyümesindeki en önemli katkının sektörün paydaşlarının desteği olduğunun altını çizen Başkan Özer, "Unutmamalıyız ki, en iyi ölümsüzlük, insanlara faydalı olmak ve bu dünya için iyi bir şeyler yapmaktır. Bu ortamı birlikte yaratma şansını bulduğumuz için sizlere teşekkür ederim. Mutluluk kolonya gibidir, ikram ederken size de kokusu gelir. Umarım bu coşkumuz ve mutluluğumuz hepimize bulaşmıştır. Olmak kolaydır, asıl mesele kalmaktır. Bu zirveyi on yıldır burada tutmamızı ve kalmamızı sağladığınız için tüm katılımcılara ve sponsorlarımıza teşekkür ederim . Bu hikâyeyi hep birlikte yazdık." sözleriyle cümlelerini sonlandırdı. Başkan Özer’in bu akılda kalıcı ve duygusal mesajı salondaki katılımcılardan büyük alkış aldı. NIELSENIQ İLE PİYASA VE TÜKETİCİ ANALİZİ Program, NielsenIQ+GFK Türkiye Genel Müdürü Didem Şekerel Erdoğan ve NielsenIQ+GFK Perakende Hizmetleri Direktörü Serkan Sükan’ın sunduğu, Private Label markalarının güçlü yükselişini analiz eden verilerle devam etti. PL PAZAR PAYI GLOBAL ORTALAMAYI YAKALADI: TERCİH SEBEBİ ARTIK SADECE FİYAT DEĞİL Sunum, Private Label ciro payının Ekim 2025 itibarıyla %21,7 seviyesine ulaştığını ve Q3 2025 verileriyle global ortalamaya (%22,7) neredeyse eşitlendiğini gözler önüne serdi. Tüketicilerin artık PL ürünlerini sadece düşük fiyat nedeniyle değil, artan kalite ve güçlenen tavsiye etkisiyle tercih ettiğini, hatta premium PL markalarına y� �nelimin arttığını vurguladı. Perakende Sektörü ve Alışverişçi Trendleri bölümünde, tüketicilerin ortalama 3,3 farklı mağazayı ziyaret ederek çok kanallı alışveriş yaptıkları tespit edildi. NielsenIQ'nun 2026 Private Label Ajandası'nda ise Tüketici Güveninden Yararlanmak / Sadakat ve Yenilik Yoluyla Farklılaşmak gibi stratejik hedefler ön plana çıktı. SERKAN KARAİSMAİLOĞLU İLE SİNİRBİLİM BAKIŞIYLA İŞ HAYATI Sinir Bilimci Serkan Karaismailoğlu, sabah oturumlarının finalinde, günümüz toplumunun ve iş hayatının temel sorunlarına sinirbilim perspektifinden yaklaştı. Kişisel gelişim ve bilimsel gelişim arasındaki farkları aktararak konuşmasına başlayan Karaismailoğlu, "Mutluluğun Trajedisi" kavramını derinleştirerek, modern yaşamın dayattığı sürekli mutluluk arayışının bireyleri sistematik olarak mutsuzluğa sürükleyen bir kısır döngü yarattığına dikka t çekti. İletişim hızının artışına rağmen, doğru ve anlamlı iletişim kurma becerisinin azaldığını vurgulayan Karaismailoğlu, mutsuzlukla mücadelede ve zihinsel dayanıklılığı artırmada içsel bir yol haritasının önemini bilimsel verilerle açıkladı. SAPRO'DAN SEKTÖRÜN GELECEĞİNDE "PLASTİKSİZLEŞME" VİZYONU Sapro Genel Müdürü ve İcra Kurulu Başkanı Murat Gönül, sektördeki değişimi sadece bir zorunluluk değil, geleceği inşa etme sorumluluğu olarak gördüklerini vurguladı. Gönül, bu dönüşümün en önemli adımının "Plastiksizleşme" olduğunu belirterek, sektörün geleceğinin ambalajı geri dönüşüme uygun çevre dostu ürünlerde olduğunu net bir şekilde ifade etti. Private Label sektörünün en büyük gücünün değişime hızla adapte olabilme yeteneği olduğunun altını çizen Gönül, "Sapro olarak biz sadece üretim yapmıyor, yarının standartlarını bugünden beli rliyoruz" mesajını verdi. SELUZ VE TEKNOLOJİ BULUŞMASI Seluz Yönetim Kurulu Temsilcisi Ahmet Yiğider ise zirvenin en yenilikçi sunumlarından birini gerçekleştirdi. Yiğider’in 2025 yılı global trend araştırmasının özel bir bölümünü paylaştığı sunumu farklı kılan en önemli yenilik ise ‘Seluz 2026 Macro Trend’ projesinin tamamen yapay zeka (YZ) ile hazırlanmış olmasıydı. Yiğider, kurum olarak pazardaki ihtiyaçlara yönelik sundukları inovatif hizmetleri ve zorlu pazar koşulları karşısında Seluz'un Private Label ekosistemindeki stratejik konumunu detaylandırarak büyüme vizyonlarını değerlendirdi. PROF. DR. ÖZGÜR DEMİRTAŞ'TAN GLOBAL FİNANS VE YAPAY ZEKA UYARILARI Zirvenin merakla beklenen oturumunda, güncel ekonomik gelişmeleri ve global finansal trendleri kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tuttan Prof. Dr. Özgür Demirtaş, özellikle küresel piya salarda yaşanan belirsizliklerin ve makroekonomik dalgalanmaların perakende ve tedarik zincirleri üzerindeki potansiyel etkilerini detaylı bir analize taşıdı. Yapay zekanın şaşırtıcı bir şekilde geliştiğini de belirten Prof. Dr. Demirtaş, yapay zekanın sadece bir teknoloji aracı olmanın ötesinde, iş modellerini kökten değiştirme ve operasyonel verimlilikte çığır açma potansiyeli taşıdığının altını çizdi. A101 STRATEJİSİ: TÜKETİCİ ARTIK 4 TEMEL ŞEYİ BİR ARADA İSTİYOR Zirvede söz alan bir diğer önemli isimden biri de A101 Satın Alma ve Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Volkan Yıldız oldu. Yıldız konuşmasında, rekabetçi pazarda tüketici beklentilerinin artık sadece fiyat avantajıyla sınırlı kalmadığına dair kritik bir durum analizi sundu. Yıldız, perakende sektörünün yeni gerçeğini şöyle özetledi: “Tüketici artık sadece ucuz aramıyor; kaliteli, hızl ı, güvenilir ve ulaşılabilir olanı aynı anda talep ediyor. Bu değişen talebe karşılık A101'in stratejik hamlelerini detaylandırarak, 13.500 mağaza ve günlük +5.5 Milyon ziyaretçi sayısıyla ulaştıkları yaygın erişilebilirliği ve kalite güvencesini öne çıkardı. Bu doğrultuda da tüketici beklentilerini en doğru şekilde karşılamaya yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz.” MİGROS’TAN %78 TARIMA DAYALI CİRO VE 'İYİ TARIM' TAAHHÜDÜ ‘İyi Tarım İyi Gelecek’ projeleri hakkında katılımcılara bilgi veren Migros Grubu Pazarlamadan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Ekmel Nuri Baydur ise sunumunda, Migros'un kalite ve sürdürülebilirlik odaklı büyüme stratejisini rakamlarla ortaya koydu. Cirolarının %78'inin tarıma dayalı olduğunu vurgulayarak, temel misyonlarının müşteriye kalite sunmak olduğunu belirten Baydur, sürdürülebilirlik alanındaki liderliklerini ise "İyi Tarım İ yi Gelecek" projesiyle pekiştirdiklerini belirterek, 145 çeşit üründe 1.7 milyon ton İTU’lu (İyi Tarım Uygulamaları) meyve sebze tedariği sağladıklarını paylaştı. Baydur, “Gururla söylemeliyim ki ‘İyi Tarım İyi Gelecek’ projesiyle bu alanda öncüyüz. Bu işleri yaparken de kaliteyi müşteriye sunmamız geriyor. Ekibimizle bu konuda kol kola çok ciddi çalışmalarımız var. Biz mutlaka bu konudaki hassasiyetimize devam edeceğiz. Kalite diyorsak altını dolu dolu yapmamız lazım.” şeklinde konuştu. CEM YILMAZ İLE KAHKAHA DOLU FİNAL Sektörün zirvesi, yılın yorgunluğunu ve yoğun bilgi akışını geride bırakan, yüksek enerjili bir finalle son buldu. Ünlü Komedyen Cem Yılmaz'ın 'İş Hayatı' temalı özel stand-up gösterisi ile doruk noktasına ulaşan kapanış, katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Cem Yılmaz’ın özellikle perakende ve iş dünyasının dinamiklerine, toplantı kültürüne ve kurumsal ilişkilere dair yaptığı esprili göndermeler ve sektörel nükteler ile salondan büyük beğeni topladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.