Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapay

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Yapay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de İlk Örneklerden: Tamamen Proje Odaklı Dijital Yerleşke Haber

Türkiye’de İlk Örneklerden: Tamamen Proje Odaklı Dijital Yerleşke

Üniversitenin dijital dönüşüm vizyonunun bir parçası olarak hayata geçirilen kampüs, tematik yapısıyla yalnızca bilişim alanındaki bölümlere ev sahipliği yapacak şekilde tasarlandı. İstanbul’un merkezi ulaşım aksları üzerinde konumlanan RUDIC’in, öğrencilerin kampüse erişimini kolaylaştıracak biçimde planlandığı belirtiliyor. Kampüste derslerin önemli bölümünün laboratuvar ortamında yürütülmesi ve uygulama ağırlıklı bir eğitim modelinin benimsenmesi öngörülüyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Taner Çevik, RUDIC’in kuruluş sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bilişim alanındaki bölümlerin tek bir yerleşkede toplanmasının bilinçli bir tercih olduğunu belirten Çevik, şöyle konuştu: “Bilişim disiplinleri artık çok hızlı değişen ve sürekli güncellenen bir alan. Bu nedenle eğitim ortamının da bu dinamizme uyum sağlaması gerekiyor. Bölümlerimizi tematik bir kampüste bir araya getirerek hem akademik iş birliğini güçlendirmek hem de öğrencilerimize daha odaklı bir öğrenme atmosferi sunmak istedik. Merkezi konum sayesinde öğrencilerimizin kampüse erişimini de kolaylaştırmayı hedefledik.” “Dersleri Laboratuvarda, Üreterek İşliyoruz” RUDIC’te uygulanacak eğitim modelinin proje odaklı olarak tasarlandığını vurgulayan Çevik, klasik ders anlatımının ötesine geçmeyi amaçladıklarını ifade etti: “Alan derslerimizin tamamını laboratuvar ortamında yürütüyoruz. Öğrencilerimiz yalnızca dinleyen değil; kod yazan, sistem kuran, problem çözen ve proje geliştiren bir sürecin içinde yer alıyor. Dört yıllık lisans eğitimleri boyunca toplam 30 proje üreterek mezun olmalarını planlıyoruz. Böylece teorik bilgiyi aynı anda pratiğe dönüştürme imkânı buluyorlar.” Bu yaklaşımın öğrencilerin mesleki özgüvenini artırdığını belirten Çevik, “Mezunlarımızın iş hayatına başladıklarında ‘ilk kez proje yapıyorum’ demelerini istemiyoruz. Üniversite sürecinde farklı ölçeklerde projelerle deneyim kazanmış olmalarını önemsiyoruz” dedi. Yapay Zekâ ve Veri İşleme İçin Güçlü Altyapı Kampüste iki bilgisayar laboratuvarının aktif olarak kullanıldığını ifade eden Çevik, teknik altyapının kademeli olarak güçlendirileceğini söyledi: “Yaz dönemi itibarıyla özellikle yapay zekâ ve veri işleme çalışmalarına yönelik yüksek performanslı bir araştırma ve uygulama sistemini devreye alacağız. Bu sistem, çoklu terminal yapısıyla öğrencilerimizin aynı anda ileri seviye projeler geliştirmesine imkân tanıyacak. Büyük veri analizi, makine öğrenmesi ve yapay zekâ uygulamaları gibi alanlarda daha kapsamlı çalışmalar yapılabilecek.” “Sanayinin Gerçek Problemlerini Yapay Zekâ ile Çözmeyi Hedefliyoruz” RUDIC bünyesinde Yapay Zekâ ve Sektör Uygulamaları Ofisinin de faaliyet gösterdiğini belirten Çevik, bu yapının üniversite-sanayi iş birliğini daha somut bir zemine taşıdığını ifade etti: “Bugün sanayi dünyasında ürün çeşitliliği ve pazar dinamikleri giderek artıyor. Bu durum işletmeler için oldukça karmaşık operasyonel süreçler ortaya çıkarıyor. Hızlı değişen bu ortamda şirketlerin yalnızca hızlı değil, aynı zamanda tutarlı kararlar alabilmesi gerekiyor. Kurduğumuz Yapay Zekâ ve Sektör Uygulamaları Ofisi ile sanayicilerin karşılaştığı gerçek problemleri merkeze alan bir çalışma modeli oluşturduk. Akademik bilgi birikimini saha deneyimiyle birleştirerek karmaşık süreçlerin yönetimi ve optimizasyonuna yönelik çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.” Ofisin aynı zamanda eğitim modeliyle de doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü: “2025–2026 akademik yılında açılan Bilgisayar Bilimleri ile Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi bölümlerimiz bu çalışmaların akademik altyapısını oluşturuyor. Proje odaklı eğitim yaklaşımımız sayesinde öğrencilerimiz henüz eğitimleri devam ederken sektörün içinden gelen gerçek iş problemleriyle çalışıyor. Öğretim üyelerimizin rehberliğinde yürütülen bu çalışmalar, öğrencilerin teorik bilgilerini sahadaki dinamik koşullarda test etmelerine imkân tanıyor.” Bu modelin hem sektör hem de öğrenciler açısından önemli kazanımlar sağladığını belirten Çevik, “Şirketler üniversitenin araştırma kapasitesinden faydalanırken öğrencilerimiz de mezuniyet öncesinde iş dünyasının beklentilerini yakından tanıma fırsatı buluyor. Amacımız veri bilimini ve yapay zekâyı sanayinin hizmetine sunan sürdürülebilir bir iş birliği ekosistemi oluşturmak” dedi. “Uluslararası Modelleri İnceledik, Türkiye’ye Uyarladık” Proje temelli eğitim yaklaşımının teknoloji odaklı ülkelerde yaygın biçimde uygulandığını belirten Çevik, RUDIC modelinin bu örneklerden ilham aldığını ancak yerel ihtiyaçlara göre tasarlandığını vurguladı: “Dünyadaki iyi uygulama örneklerini inceledik. Teorik altyapıyı güçlü tutarken uygulamayı merkeze alan bir sistem kurduk. Ancak bunu doğrudan kopyalamak yerine Türkiye’nin eğitim dinamiklerine ve sektör beklentilerine uygun biçimde uyarladık. Amacımız sürdürülebilir, ölçülebilir ve geliştirilebilir bir model ortaya koymak.”

Bayraktar K2 Kamikaze İHA sahaya çıktı Haber

Bayraktar K2 Kamikaze İHA sahaya çıktı

Gelişmiş yapay zekâ ve otonomi algoritmaları ile donatılan platform, dün ve bugün gerçekleştirilen ve 5 adet K2’nin katıldığı uçuş testlerini başarıyla tamamladı. Akıllı sürü otonomisi Keşan Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nden havalanan 5 adet K2 Kamikaze İHA, iki gündür Saros Körfezi üzerinde gerçekleştirilen çoklu testlerde "sağ kademe", "çizgi" ve "V" dizilimli formasyon uçuşlarını gökyüzünde başarıyla icra etti. Test senaryolarında K2 platformları, yapay zekâ, sensör ve yazılımları vasıtasıyla sürüdeki hava araçlarına göre konum alarak filo içindeki yerlerini hatasız bir şekilde korudu ve görevleri başarıyla tamamladı. K2 Kamikaze İHA, "Turan" ve "duvar" formasyonu gibi farklı dizilimleri de başarıyla uygulayabiliyor. Yapay zeka destekli sürü sinerjisi Yapay zekâ destekli sürü sinerjisi ile hareket eden K2 Kamikaze İHA, literatürdeki "feda edilebilir" sınıfına yeni bir yaklaşım getiriyor. Ar-Ge çalışmalarının bir sonraki adımında platformun, mühimmatını hedefe bıraktıktan sonra üsse geri dönebilen ve yeniden kullanım imkânı sunan versiyonlarının hayata geçirilmesi planlanıyor. Maliyeti etkin yaklaşım Projeyle yüksek maliyetli mühimmatların kullanımını asgari seviyeye indirerek etki gücü yüksek, düşük maliyetle seri üretilebilen platformların sahaya sürülmesi amaçlanıyor. Bu yaklaşımla düşmana ait kritik hedeflerin maliyet-etkin bir şekilde etkisiz hale getirilmesi hedefleniyor. Eleltronik harbe karşı kesintisiz görev K2 Kamikaze İHA’nın seyrüsefer mimarisi küresel konumlama sistemlerinin (GNSS) bulunmadığı veya yoğun karıştırmaya maruz kaldığı elektronik harp ortamlarında görev yapabilecek şekilde tasarlandı. Platform gimbal kamerası ve gövde altında bulunan gece görüş kabiliyetine sahip kamera sistemi aracılığıyla yeryüzü şekillerini görsel olarak tarayarak konum kestirimi yapabiliyor. Bu sayede K2 Kamikaze İHA, tümüyle GNSS sinyallerinin bulunmadığı ortamlarda dahi görsel tarama kabiliyetiyle kesintisiz seyrüsefer icra ederek hedefine otonom şekilde ilerleyebiliyor. Görsel kişitlenme ve hassas vuruş Üzerinde bulunan EO/IR gimbal kamera sistemi, platforma hem keşif-gözetleme yeteneği kazandırıyor hem de görsel kilitlenme özelliği ile hedefi tam isabetle bulmasına olanak tanıyor. Platform ayrıca koordinat tabanlı hassas vuruş yeteneğine de sahip. Bu özelliklerinin yanı sıra sahip olduğu görüş hattı (LOS) ve görüş hattı ötesi (BLOS) uydu veri bağı ise operasyonel esnekliği en üst seviyeye çıkarıyor. Sınıfının en büyük Kamikaze İHA’sı Sınıfının en büyük kamikaze platformu olan K2 Kamikaze İHA, kısa pistlerden kalkış-iniş kabiliyetiyle sahada lojistik esneklik sağlıyor. 800 kg azami kalkış ağırlığına sahip olan platform, yüksek tahrip gücü sunan 200 kg’lık harp başlıklı mühimmat taşıyabilme özelliğiyle benzerlerinden ayrılıyor. 2000 kilometreyi aşan menzili, 200 km/s üstü hızı ve 13 saatin üzerinde havada kalış süresi ise platformun uzun menzilli stratejik görevleri icra edebilmesine olanak tanıyor. Başlangıçtan bugüne tüm projelerini tamamen öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2025 yılında da insansız hava aracı segmentinde dünyanın en büyük ihracatçısı olmaya devam etti. Geride bıraktığımız 3 yılda dünya SİHA pazarında liderliğini sürdüren Baykar, 2025 yılında ulaştığı 2.2 milyar dolarlık ihracat hacmiyle kendi rekorunu tazeledi. Son yıllarda gelirlerinin %90’ını ihracattan elde eden Baykar, Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatının lokomotifi oldu. Dünya’nın en büyük İHA şirketi Baykar 2023 ve 2024 yıllarında Türkiye’deki tüm sektörlerde en çok ihracat yapan ilk 10 firma arasına girerek İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında Savunma Sanayi Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. 2023’te sektör ihracatının üçte birini tek başına yapan Baykar, 2024 yılında da savunma ve havacılık sektörü toplam ihracatının dörtte birini tek başına gerçekleştirerek Türkiye’yi küresel SİHA ihracat pazarında lider konuma taşıdı. Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar, Bayraktar TB2 SİHA için 36 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 16 ülke ile olmak üzere toplam 37 ülkeyle ihracat anlaşması imzaladı.

DeepSeek uzun zamandır beklenen yapay zeka modelini getiriyor. Haber

DeepSeek uzun zamandır beklenen yapay zeka modelini getiriyor.

Şirketin Ocak 2025'te piyasaya sürdüğü ilk büyük dil modeli, ABD'de uygulama listelerinde zirveye yerleştikten sonra manşetlere taşınmış ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından teknoloji endüstrisi için bir "alarm zili" diye nitelendirilmişti. Financial Times'ın haberine göre, DeepSeek'in yeni V4 modeli "çok modlu" olacak, yani resim, video ve metin üretebilecek. Reuters'ın farklı bir haberine göre, Hangzhou merkezli girişim, en son modelini Nvidia gibi ABD'li çip üreticilerine göstermedi, bunun yerine Huawei gibi yerel tedarikçilerle paylaştı. Bu, genellikle yazılımın donanımla uyumlu olmasını sağlamak için yeni modellerin paylaşıldığı standart endüstri uygulamasından bir sapma olarak değerlendiriliyor. Bu hamlenin, Çin hükümetinin ABD'li çip üreticilerinin hakimiyetini azaltmaya yönelik daha geniş bir stratejisinin parçası olduğuna inanılıyor. DeepSeek'in Ocak 2025'te piyasaya sürdüğü R1 modeli, teknoloji endüstrisinde şok etkisi yaratmıştı çünkü bu, Çinli bir rakibin ABD devlerinin en gelişmiş modelleriyle rekabet edebilmesinin ilk örneğiydi. Ayrıca, ücretsiz, açık kaynaklı ve çok düşük maliyetle geliştirilmiş olması, birçok teknoloji şirketinin hisse senedi fiyatlarının çakılmasına yol açmıştı. Nvidia, 500 milyar dolardan fazla değer kaybıyla tarihindeki en büyük tek günlük piyasa değeri düşüşünü yaşarken, Oracle, Amazon ve Microsoft da hisse senedi fiyatlarında önemli düşüşler görmüştü. Şirket sonrasında daha gelişmiş modeller de piyasaya sürdü ancak bunlar şu anda yalnızca geliştirici platformları Hugging Face ve GitHub'da mevcut. Yeni modelin piyasaya sürülmesi, yapay zeka modellerinin askeri amaçlarla kullanımıyla ilgili tartışmaların ortasında geliyor. Yapay zeka firması Anthropic'in teknolojisinin iç gözetim ve otonom silahlar için kullanılması taleplerini kabul etmemesinin ardından Başkan Trump, tüm federal kurumların Anthropic tarafından geliştirilen modelleri kullanmayı bırakmasını emretti. OpenAI, daha sonra modellerini Pentagon'un gizli ağına yerleştirmek için ABD Savaş Bakanlığı'yla anlaşmaya vardı. kaynak : Independent Türkçe

CNN: Çin, teknoloji sektöründe artık 'ABD'yi takip etmek' yerine lider olmak istiyor. Haber

CNN: Çin, teknoloji sektöründe artık 'ABD'yi takip etmek' yerine lider olmak istiyor.

Çin, yeni bir dönüm noktasında inisiyatifi ele alıyor. Ortadoğu'daki gerilimler ve ABD gümrük vergilerinin yol açtığı küresel ticaret aksamaları arasında, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ülkeyi bu çalkantılardan korumak için bir stratejiye bel bağlıyor: Pekin'i dünyanın önde gelen teknoloji süper gücü olarak konumlandırmak için inovasyonu teşvik etmek. Önümüzdeki beş yıl içinde Çin, halihazırda güçlü olan sanayi altyapısını geliştirmeyi, teknolojik öz yeterliliğini artırmayı ve yapay zekâ (YZ) ve robotik teknolojilerinden uzay ve kuantum hesaplamaya kadar ulusal teknolojik üstünlüğünü hızlandırması beklenen alanları güçlendirmeyi hedefliyor. Siyasi risk danışmanlık şirketi Eurasia Group'un Çin sorumlusu Dan Wang, "Çin ilk kez belirli teknolojilerde liderliği ele geçirmek istiyor. Odak noktası her zaman Batı'ya yetişmek olmuştur" dedi. Pekin'de bir hafta süren yıllık İki Oturum toplantısının sona ermesinin ardından Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in geleceğe yönelik stratejisinin ayrıntıları onaylandı. 15. Beş Yıllık Plan, Çin'in önümüzdeki beş yıl boyunca kalkınmasına rehberlik edecek "Kuzey Yıldızı" rolünü üstlenecek olarak kabul ediliyor. Çin ekonomisinin süregelen emlak krizi ve düşük tüketici güveni gibi derin yapısal zorluklarla boğuştuğu bir ortamda, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, teknoloji sektörünü güçlendirmeye odaklanıyor ve önümüzdeki on yıllarda büyümeyi desteklemek için gelişmekte olan teknolojilere proaktif bir şekilde yatırım yapıyor. Geçtiğimiz hafta Çin, büyüme hedeflerini uygulamaya koymaya başladığından beri belirlediği en düşük ekonomik büyüme hedefini açıkladı. Politika belgesinde, "Çalkantılı uluslararası değişimler ve bir dizi risk ve zorlukla karşı karşıya olduğumuz bu dönemde, işimizi iyi yapmaya odaklanmalıyız... güçlü yönlerimizi pekiştirmeli ve genişletmeli, darboğazları ve engelleri ortadan kaldırmalı ve zayıf yönlerimizin üstesinden gelmeliyiz" ifadesi yer alıyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in bu ayın sonlarında Pekin'de ABD Başkanı Donald Trump'ı ağırlayarak ticaret ateşkesini uzatmayı ve farklılıkları azaltmayı görüşmesi bekleniyor olsa da, uzmanlar dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ilişkilerin önümüzdeki beş yıl boyunca rekabet etrafında dönmeye devam edeceğine inanıyor. Uzman Dan Wang, "Akademiden sanayiye kadar her alanda iş birliği azalacak. Her iki taraf da birbirine olan bağımlılığını azaltmak istiyor, bu nedenle ayrışma süreci her iki taraftan da gerçekleşecek" yorumunu yaparken, sakin bir dönemin ardından ikili gerilimlerin yeniden alevlenebileceği konusunda da uyardı. Uzman Wang Huiyao'ya (Çin ve Küreselleşme Merkezi (CCG) Direktörü) göre, belirsizliklerle dolu bir dünyada Çin, kendisini "küresel ekonomi için istikrarlı bir çıpa" olarak konumlandırıyor. "ABD'nin bugün karşı karşıya olduğu Çin, hâlâ canlılık ve güçlü büyüme ivmesiyle hareket eden ve Beş Yıllık Planları aracılığıyla net stratejik kararlılıkla gelişen, son derece örgütlü bir ülkedir," diye belirtti akademisyen. Uzun vadeli bir oyun Çin'in kalkınma modeli, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) harcamaları konusunda ABD ile arasındaki farkı hızla kapatmasına yardımcı oluyor. Pekin, bilim ve teknoloji bütçesini yıllık %10 oranında artırma sözü verdi; bu oran, son iki yıldaki oranla karşılaştırılabilir düzeyde. Plan ayrıca, Ar-Ge yatırımlarını da yıllık en az %7 oranında genişletmeyi hedefliyor. CNN'in Çin hükümeti raporuna dayandırdığı habere göre, "Çin, yapay zeka, biyomedikal, robotik ve kuantum teknolojisi gibi alanlarda araştırma, geliştirme ve uygulamada, ayrıca bağımsız çip araştırma ve geliştirme alanında yeni atılımlarda dünyaya öncülük ediyor." Özellikle, Çin'in 15. Beş Yıllık Planında "yapay zeka" terimi 50'den fazla kez geçti; bu alan Çin'in lider konumunu gösterdiği, büyük ölçekli açık kaynaklı programlama dillerine hakim olduğu ve piyasaya sürülmesinde muazzam miktarda para topladığı bir alandır. Pekin'in hedefleri, sohbet robotlarının ötesinde, yapay zekâ entegre robotlardan yapay zekâ ajanlarına veya konuşma yeteneklerinin ötesindeki görevleri yerine getirebilen sistemlere kadar uzanıyor. Plan ayrıca, gelişmiş yapay zekâ hesaplama gücündeki eksikliği gidermek için mega hesaplama kümeleri oluşturmayı da öngörüyor. Bu girişimler, Çin'in yapay zekâ ile ilgili sektörünün değerini 2030 yılı sonuna kadar 10 trilyon yuanın (1,45 trilyon dolara eşdeğer) üzerine çıkarmayı hedefliyor. Çözülmemiş engeller Pekin'in kendi kendine yeterliliğe yönelik çabalarını artırma kararı, Batı teknolojisine olan bağımlılığını azaltmanın aciliyetini vurguluyor. Plan, yerli teknolojideki ilerlemelere vurgu yapsa da, belge aynı zamanda özellikle gelişmiş yarı iletken çipler olmak üzere kilit alanlarda "belirleyici atılımlar" elde etmek için "özel önlemler" alınmasını da öngörüyor. Geçtiğimiz iki başkanlık döneminde uygulanan ABD ihracat kontrolleri, Çin'in yarı iletken endüstrisi ve gelişmiş yapay zeka modellerinin geliştirilmesi de dahil olmak üzere ilgili sektörleri üzerinde muazzam bir baskı oluşturarak adeta bir "kısıtlama" yarattı. Çinli danışmanlık firması Trivium'da teknoloji politikası ortağı olan Kendra Schaefer'e göre, Pekin yapay zeka çip sektöründe ABD'ye olan bağımlılığından kurtulmayı acil bir stratejik ihtiyaç olarak görüyor. Ancak Çin, önümüzdeki beş yıl içinde Nvidia ile aynı seviyede çip üretemeyeceğinin de farkında. Schaefer'e göre Pekin bunun yerine "yarı iletken tedarik zincirindeki bağlantıları veya tamamlanmamış geleceğin yarı iletken teknolojilerini" hedef alarak bu alanlarda avantaj elde etmeyi amaçlıyor. İç güce odaklanma, Çin'in ekonomik gerçekliğini de yansıtıyor. Çin, on yıllardır "dünyanın fabrikası" rolüne ve ihracata dayanarak büyümeyi sürdürüyor; ancak artan ticaret fazlası, ticaret ortaklarıyla gerilimlere yol açıyor. Bu arada, Çin ekonomisi son yıllarda uzun süren emlak krizi, zayıf iç tüketici talebi ve endüstriyel aşırı kapasiteyle mücadele ederek deflasyonist baskılara yol açtı. Hollandalı ING bankasının baş ekonomisti Lynn Song, planın iç pazara verdiği önemin hem Çin'in ticaret dengesizliğine yönelik artan uluslararası baskıyı hem de Pekin'in dış riskler konusunda artan farkındalığını yansıttığını savunuyor. kaynak : cnn

Kocaeli'den depreme hazırlıkta güçlü adım Haber

Kocaeli'den depreme hazırlıkta güçlü adım

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “Dirençli şehir güçlü gelecek” vizyonuyla çalışmalarını hızlandırdı. Buna göre Büyükşehir, zemin verilerini yapay zekâ ile buluşturarak kentin depreme hazırlık seviyesini en üst noktaya taşıyacak. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, deprem riski yüksek olan Kocaeli’yi daha güvenli hale getirmek amacıyla önemli bir projeyi hayata geçiriyor. 2023 yılında başlatılan “Zemin Veri Bankası” projesi ile il genelinde yapılan tüm zemin etüt çalışmaları sayısallaştırılarak ortak bir veri havuzunda toplanıyor. Proje, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile entegre edilerek, verilerin yapay zekâ destekli analizlerle haritalandırılmasını hedefliyor. Afetlere karşı hazırlık çalışmalarını kararlılıkla sürdüren Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, projeyi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı’na bağlı Zemin Deprem İnceleme Şube Müdürlüğü aracılığıyla yürütüyor. Belediyelere ait zemin etüt raporlarının yanı sıra Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) başta olmak üzere ilgili kurumlardan temin edilen veriler dijital ortama aktarılıyor. Sıvılaşma potansiyeli, heyelan riski ve fay hatlarına ilişkin kritik haritalar da sistemde yer alıyor. YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ DETAYLI ZEMİN HARİTALARI Projenin en dikkat çeken yönü ise toplanan verilerin yapay zekâ algoritmalarıyla analiz edilmesi. Bu sayede zemin sınıflandırması, sıvılaşma riski ve taşıma kapasitesi gibi parametreler daha hızlı ve doğru şekilde haritalandırılıyor. Yapay zekâ destekli tahmin modelleriyle olası depremlerde riskli alanlar önceden tespit edilerek, mikro bölgeleme çalışmaları hızlandırılıyor ve afet yönetimi süreçleri güçlendiriliyor. Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı ile Coğrafi Bilgi Sistemleri Müdürlüğü’nün katkılarıyla bugüne kadar binlerce jeolojik ve jeoteknik rapor sayısallaştırıldı. Sistem kapsamında 5 bin 965 araştırma çukuru, 10 bin 964 sondaj (169 bin metre derinlik), 4 bin 108 jeofizik çalışma (9 bin 571 sismik, 4 bin 106 MASW, 4 bin 752 mikrotremör, 5 bin 493 DES, 186 ERT) olmak üzere toplam 41 bin 37 adet zemin verisi sisteme işlendi. Projenin tamamlanmasıyla yeni yapılacak zemin etütlerinde mevcut verilerden yararlanılarak afet riski düşük alanların belirlenmesi sağlanacak. Çalışma, kentsel planlama ve çevre koruma kararlarında da önemli bir referans olacak. Sistemin, vatandaşların erişimine açık olan “Kocaeli Şehir Rehberi” platformu üzerinden zemin durumu sorgulamalarına imkân sağlaması planlanıyor. 2025 yılı itibarıyla önemli aşamaları tamamlanan proje, Türkiye’nin depremle mücadele stratejisine örnek nitelik taşıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.