Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Veri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de İlk Örneklerden: Tamamen Proje Odaklı Dijital Yerleşke Haber

Türkiye’de İlk Örneklerden: Tamamen Proje Odaklı Dijital Yerleşke

Üniversitenin dijital dönüşüm vizyonunun bir parçası olarak hayata geçirilen kampüs, tematik yapısıyla yalnızca bilişim alanındaki bölümlere ev sahipliği yapacak şekilde tasarlandı. İstanbul’un merkezi ulaşım aksları üzerinde konumlanan RUDIC’in, öğrencilerin kampüse erişimini kolaylaştıracak biçimde planlandığı belirtiliyor. Kampüste derslerin önemli bölümünün laboratuvar ortamında yürütülmesi ve uygulama ağırlıklı bir eğitim modelinin benimsenmesi öngörülüyor. İstanbul Rumeli Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Taner Çevik, RUDIC’in kuruluş sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bilişim alanındaki bölümlerin tek bir yerleşkede toplanmasının bilinçli bir tercih olduğunu belirten Çevik, şöyle konuştu: “Bilişim disiplinleri artık çok hızlı değişen ve sürekli güncellenen bir alan. Bu nedenle eğitim ortamının da bu dinamizme uyum sağlaması gerekiyor. Bölümlerimizi tematik bir kampüste bir araya getirerek hem akademik iş birliğini güçlendirmek hem de öğrencilerimize daha odaklı bir öğrenme atmosferi sunmak istedik. Merkezi konum sayesinde öğrencilerimizin kampüse erişimini de kolaylaştırmayı hedefledik.” “Dersleri Laboratuvarda, Üreterek İşliyoruz” RUDIC’te uygulanacak eğitim modelinin proje odaklı olarak tasarlandığını vurgulayan Çevik, klasik ders anlatımının ötesine geçmeyi amaçladıklarını ifade etti: “Alan derslerimizin tamamını laboratuvar ortamında yürütüyoruz. Öğrencilerimiz yalnızca dinleyen değil; kod yazan, sistem kuran, problem çözen ve proje geliştiren bir sürecin içinde yer alıyor. Dört yıllık lisans eğitimleri boyunca toplam 30 proje üreterek mezun olmalarını planlıyoruz. Böylece teorik bilgiyi aynı anda pratiğe dönüştürme imkânı buluyorlar.” Bu yaklaşımın öğrencilerin mesleki özgüvenini artırdığını belirten Çevik, “Mezunlarımızın iş hayatına başladıklarında ‘ilk kez proje yapıyorum’ demelerini istemiyoruz. Üniversite sürecinde farklı ölçeklerde projelerle deneyim kazanmış olmalarını önemsiyoruz” dedi. Yapay Zekâ ve Veri İşleme İçin Güçlü Altyapı Kampüste iki bilgisayar laboratuvarının aktif olarak kullanıldığını ifade eden Çevik, teknik altyapının kademeli olarak güçlendirileceğini söyledi: “Yaz dönemi itibarıyla özellikle yapay zekâ ve veri işleme çalışmalarına yönelik yüksek performanslı bir araştırma ve uygulama sistemini devreye alacağız. Bu sistem, çoklu terminal yapısıyla öğrencilerimizin aynı anda ileri seviye projeler geliştirmesine imkân tanıyacak. Büyük veri analizi, makine öğrenmesi ve yapay zekâ uygulamaları gibi alanlarda daha kapsamlı çalışmalar yapılabilecek.” “Sanayinin Gerçek Problemlerini Yapay Zekâ ile Çözmeyi Hedefliyoruz” RUDIC bünyesinde Yapay Zekâ ve Sektör Uygulamaları Ofisinin de faaliyet gösterdiğini belirten Çevik, bu yapının üniversite-sanayi iş birliğini daha somut bir zemine taşıdığını ifade etti: “Bugün sanayi dünyasında ürün çeşitliliği ve pazar dinamikleri giderek artıyor. Bu durum işletmeler için oldukça karmaşık operasyonel süreçler ortaya çıkarıyor. Hızlı değişen bu ortamda şirketlerin yalnızca hızlı değil, aynı zamanda tutarlı kararlar alabilmesi gerekiyor. Kurduğumuz Yapay Zekâ ve Sektör Uygulamaları Ofisi ile sanayicilerin karşılaştığı gerçek problemleri merkeze alan bir çalışma modeli oluşturduk. Akademik bilgi birikimini saha deneyimiyle birleştirerek karmaşık süreçlerin yönetimi ve optimizasyonuna yönelik çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.” Ofisin aynı zamanda eğitim modeliyle de doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü: “2025–2026 akademik yılında açılan Bilgisayar Bilimleri ile Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi bölümlerimiz bu çalışmaların akademik altyapısını oluşturuyor. Proje odaklı eğitim yaklaşımımız sayesinde öğrencilerimiz henüz eğitimleri devam ederken sektörün içinden gelen gerçek iş problemleriyle çalışıyor. Öğretim üyelerimizin rehberliğinde yürütülen bu çalışmalar, öğrencilerin teorik bilgilerini sahadaki dinamik koşullarda test etmelerine imkân tanıyor.” Bu modelin hem sektör hem de öğrenciler açısından önemli kazanımlar sağladığını belirten Çevik, “Şirketler üniversitenin araştırma kapasitesinden faydalanırken öğrencilerimiz de mezuniyet öncesinde iş dünyasının beklentilerini yakından tanıma fırsatı buluyor. Amacımız veri bilimini ve yapay zekâyı sanayinin hizmetine sunan sürdürülebilir bir iş birliği ekosistemi oluşturmak” dedi. “Uluslararası Modelleri İnceledik, Türkiye’ye Uyarladık” Proje temelli eğitim yaklaşımının teknoloji odaklı ülkelerde yaygın biçimde uygulandığını belirten Çevik, RUDIC modelinin bu örneklerden ilham aldığını ancak yerel ihtiyaçlara göre tasarlandığını vurguladı: “Dünyadaki iyi uygulama örneklerini inceledik. Teorik altyapıyı güçlü tutarken uygulamayı merkeze alan bir sistem kurduk. Ancak bunu doğrudan kopyalamak yerine Türkiye’nin eğitim dinamiklerine ve sektör beklentilerine uygun biçimde uyarladık. Amacımız sürdürülebilir, ölçülebilir ve geliştirilebilir bir model ortaya koymak.”

Kocaeli'den depreme hazırlıkta güçlü adım Haber

Kocaeli'den depreme hazırlıkta güçlü adım

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “Dirençli şehir güçlü gelecek” vizyonuyla çalışmalarını hızlandırdı. Buna göre Büyükşehir, zemin verilerini yapay zekâ ile buluşturarak kentin depreme hazırlık seviyesini en üst noktaya taşıyacak. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, deprem riski yüksek olan Kocaeli’yi daha güvenli hale getirmek amacıyla önemli bir projeyi hayata geçiriyor. 2023 yılında başlatılan “Zemin Veri Bankası” projesi ile il genelinde yapılan tüm zemin etüt çalışmaları sayısallaştırılarak ortak bir veri havuzunda toplanıyor. Proje, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile entegre edilerek, verilerin yapay zekâ destekli analizlerle haritalandırılmasını hedefliyor. Afetlere karşı hazırlık çalışmalarını kararlılıkla sürdüren Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, projeyi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı’na bağlı Zemin Deprem İnceleme Şube Müdürlüğü aracılığıyla yürütüyor. Belediyelere ait zemin etüt raporlarının yanı sıra Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) başta olmak üzere ilgili kurumlardan temin edilen veriler dijital ortama aktarılıyor. Sıvılaşma potansiyeli, heyelan riski ve fay hatlarına ilişkin kritik haritalar da sistemde yer alıyor. YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ DETAYLI ZEMİN HARİTALARI Projenin en dikkat çeken yönü ise toplanan verilerin yapay zekâ algoritmalarıyla analiz edilmesi. Bu sayede zemin sınıflandırması, sıvılaşma riski ve taşıma kapasitesi gibi parametreler daha hızlı ve doğru şekilde haritalandırılıyor. Yapay zekâ destekli tahmin modelleriyle olası depremlerde riskli alanlar önceden tespit edilerek, mikro bölgeleme çalışmaları hızlandırılıyor ve afet yönetimi süreçleri güçlendiriliyor. Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı ile Coğrafi Bilgi Sistemleri Müdürlüğü’nün katkılarıyla bugüne kadar binlerce jeolojik ve jeoteknik rapor sayısallaştırıldı. Sistem kapsamında 5 bin 965 araştırma çukuru, 10 bin 964 sondaj (169 bin metre derinlik), 4 bin 108 jeofizik çalışma (9 bin 571 sismik, 4 bin 106 MASW, 4 bin 752 mikrotremör, 5 bin 493 DES, 186 ERT) olmak üzere toplam 41 bin 37 adet zemin verisi sisteme işlendi. Projenin tamamlanmasıyla yeni yapılacak zemin etütlerinde mevcut verilerden yararlanılarak afet riski düşük alanların belirlenmesi sağlanacak. Çalışma, kentsel planlama ve çevre koruma kararlarında da önemli bir referans olacak. Sistemin, vatandaşların erişimine açık olan “Kocaeli Şehir Rehberi” platformu üzerinden zemin durumu sorgulamalarına imkân sağlaması planlanıyor. 2025 yılı itibarıyla önemli aşamaları tamamlanan proje, Türkiye’nin depremle mücadele stratejisine örnek nitelik taşıyor.

TÇE Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün analizi ortaya koydu: Türkiye’de öğrencilerin gıda yoksulluğu riski artıyor Haber

TÇE Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün analizi ortaya koydu: Türkiye’de öğrencilerin gıda yoksulluğu riski artıyor

PISA 2022 VERİLERİ VE SON YILLARDAKİ GIDA ENFLASYONU TABLOYU AĞIRLAŞTIRIYOR. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün OECD ve PISA verileriyle hazırladığı analiz, Türkiye’de öğrencilerin yaşadığı gıda yoksulluğunun boyutunu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye, 60 ülke arasında en çok öğün atlayan öğrenciye sahip 5. ülke konumunda bulunuyor. Araştırmaya göre; son 30 gün içinde en az haftada bir kez maddi yetersizlik nedeniyle öğün atlayan öğrencilerin oranı %11’e ulaştı. OECD ortalamasının yalnızca %3 olduğu düşünüldüğünde, Türkiye’nin bulunduğu konum dikkat çekici bir soruna işaret ediyor. Veriler, düşük gelirli ülkelerde parasızlık nedeniyle öğün atlama oranlarının yüksek olduğunu doğrularken; Türkiye’nin, OECD ülkeleri içinde belirgin biçimde ayrıştığını gösteriyor. Kamboçya (%22), Filipinler (%15), Tayland (%13) ve Fas’ın (%12) ardından gelen Türkiye, gelişmiş ülkelerin çok üzerinde bir risk düzeyi ile karşı karşıya. "Bu tablo yalnızca ekonomik değil, sosyal bir alarmdır" Toplum Çalışmaları Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi ve Analisti Yağmur Uzunırmak, PISA verilerini son yıllardaki gıda enflasyonu ile birlikte değerlendirerek Türkiye’de öğrencilerin gıda yoksulluğunun derinleştiğini vurguladı. Uzunırmak, Türkiye’nin uzun süredir küresel ortalamanın çok üzerinde seyreden gıda enflasyonu nedeniyle çocukların ve gençlerin beslenme koşullarının ciddi risk altında olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Türkiye, gıda enflasyonu açısından son yıllarda küresel ortalamanın çok üzerinde seyreden bir ülkedir. TÜİK verilerine göre, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda Aralık ayı yıllık değişimi 2022’de %77.86, 2023’te %72.01, 2024’te %43.5 ve 2025 yılı itibarıyla şu ana kadar %34.8 olarak ölçülmüştür. Buna karşılık Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) yayımladığı küresel gıda enflasyonu verileri, aynı yıllarda dünya genelinde artış oranlarının sırasıyla %12.6 (2022), %5.45(2023) ve %3.38(2024) seviyelerinde gerçekleştiğini göstermektedir.” Uzunırmak, FAO’nun küresel sıralamasının Türkiye açısından çarpıcı olduğunun altını çizerek şöyle devam etti: “FAO’nun ülke karşılaştırmalarına göre Türkiye, 2022 yılında veri bulunan 202 ülke içinde dünya)nın en yüksek gıda enflasyonuna sahip 5. ülkesi olmuş; Türkiye’nin üzerinde yalnızca Venezuela, Zimbabwe, Lübnan ve Arjantin yer almıştır. 2024 yılında da tablo değişmemiş, bu kez Sudan, Arjantin, Zimbabwe ve Filistin Türkiye’nin önünde yer almış ve Türkiye 5. sıradaki yerini korumuştur.“ “Türkiye’de öğrencilerin gıda yoksulluğu riskinin 2022’ye kıyasla daha da yükselmiş olabileceği bir değerlendirme olarak ortaya çıkmaktadır.” PISA verileriyle birlikte bakıldığında ortaya çıkan tablonun ağırlaştığını belirten Uzunırmak, şu değerlendirmeyi yaptı: “OECD-PISA testleri belirli periyotlarla uygulandığından, öğrencilerin gıda yoksunluğuna ilişkin en güncel mikro veri 2022 yılına aittir. 2022 PISA verilerine göre Türkiye’de öğrencilerin %11’i, son 30 gün içinde parasızlık nedeniyle haftada en az bir kez öğün atladığını bildirmiştir. Ancak yukarıda özetlenen ve 2022 sonrası dönemi de kapsayan karşılaştırmalı gıda enflasyonu verileri dikkate alındığında, Türkiye’de öğrencilerin gıda yoksulluğu riskinin 2022’ye kıyasla daha da yükselmiş olabileceği makul bir değerlendirme olarak ortaya çıkmaktadır.” PISA 2022 datası hem de son yıllardaki gıda enflasyonu, Türkiye’de çocukların ve gençlerin beslenme koşullarının ciddi bir sosyal risk altında olduğunu açıkça gösteriyor. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün analizine göre gıda yoksulluğu, yalnızca ekonomik bir sorun olmaktan çıkıp eğitim ve fırsat eşitliği açısından kritik bir kırılganlık alanına dönüşmüş durumda.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.