Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uyuşturucu

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Uyuşturucu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uyuşturucu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ümit Özdağ : Türkiye iki partiye mahkum değil. Haber

Ümit Özdağ : Türkiye iki partiye mahkum değil.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin tuzla ilçe başkanlığında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Zafer Partisi Basın ve İletişim Başkanı Nazif Okumuş 'un aktardığı basın bildirisidir. Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın Basın Açıklaması : “Çok değerli Tuzla sakinleri, ben de fırtınalı bir gecenin sonrasında bana sabahın bu erken saatinde sizlerle bir araya gelme fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Tuzla'da yaşamak hem İstanbul'da yaşamak hem de bir ayağı Ankara'da olmak gibi. Ankara'ya en yakın ilçelerin başında geliyor. Biz de Zafer Partisi olarak 2026 senesine İstanbul'da başladık. Çünkü İstanbul, Yunanistan, Bulgaristan ve Arnavutluk’un toplamından daha fazla insanın yaşadığı bir şehir demek zor adeta bir ülke. Gündüzleri 21 milyon, geceleri 19 milyon kişi yaşıyor bu şehirde. Bu şehir, bu büyük nüfusla, ülkeleri aşan nüfusuyla aynı zamanda ağır sorunları da taşıyor. Ancak bu şehir derken, bu şehir adına bu sorunları taşıyan ilçeler ve İstanbul'da her ilçe Anadolu'daki orta büyüklükteki bir kentten daha büyük, adeta kendisi bir kent. Tuzla da öyle, 300 bini aşan nüfusuyla Anadolu'daki birçok kentten daha büyük. Onun için İstanbul'u anlamak her bir ilçeyi, ilçenin meselelerini bilerek ve ona çözüm üreterek mümkün. Biz de bundan dolayı her bir ilçede bir gün sahada çalışmalar yaparak, sivil toplum örgütleriyle bir araya gelerek, daha sonra esnaf ziyaretleri gerçekleştirerek, kentin, ilçenin değişik, önemli temas noktalarında vatandaşlarımızı dinleyerek meseleleri bir de onlardan öğrenmek ve kendi çözüm önerilerimizi anlatmak istiyoruz. Türkiye’nin ister Tuzla'da yaşayın ister Sinop’ta ister Muğla'da ister Hakkâri’de bir de ortak sorunları var. Bu ortak sorunlarının başında da küçük bir azınlık İsviçre'de yaşar gibi yaşar ve İsviçre'de tüketir gibi tüketirken, büyük bir bölümün de ne yazık ki Irak'ta yaşar gibi yaşamaya zorlanması. 9 seneden beri asgari ücretlinin, dar gelirlinin, sabit gelirlinin, milli gelirden aldığı pay azalıyor, yani fakirleşiyor. 16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetimin 9 seneden beri fakirleştiği bir Türkiye'de, şimdi 20 bin lira maaşla insanlar kiraların 15-20-25 bin bandında olduğu bir ülkede nasıl geçinecekler, nasıl hayatta kalacaklar. Açlık seviyesinin altında bir emekli maaşı veriliyor. Öte yandan milyonlarca insan asgari ücretle hayata tutunmaya çalışıyor ama tutunamıyor. Özetle Türkiye'nin en temel meselelerinin başında hiç şüphesiz bu ülkenin zengin ama bu ülkenin insanlarının çok büyük bir bölümünün fakir olması, yanlış politikalarla fakirleştirilmesi geliyor. Siyaset, kaynakları nasıl dağıtılacağına karar vermektir. İktidardaki siyasetçi, hastane nereye yapılacak, okul nereye yapılacak, barajlar nereye yapılacak, yollar nerelerden geçecek, hep bunların kararını vermek zorunda. Ama siyasetçi aynı zamanda hangi şirket hangi ihaleyi alacak, hangi kişi hangi iş yerinde işe yerleştirilecek ve kim ne kadar maaş alacak, onun da kararını veriyor. Ve görüyoruz ki yıllardan beri bu konuda büyük adaletsizlikler yapılıyor. 5 tane şirket var hepimiz duyuyoruz. Bütün ihaleleri bu şirketler alıyor. Ya Türkiye'de başka şirket yok mu? Toplam almış oldukları ihale tutarı 250 milyar doları geçti. Sonra siz çocuklarınızı bir işe sokmakta zorlanırken bazıları 3 çocuklarını 4 çocuklarını hem ayrı ayrı işe yerleştiriyorlar hem de o çocuklar birkaç yerden maaş alabilecek duruma geliyorlar. Bu adalet mi? Ya da sizin çocuğunuz küçük bir hata yapsa hemen hapis cezası ile çarptırılırken bu, ben onlara mavi kanlılar diyorum, mavi kanlıların çocukları trafik kazası yapıp adam öldürdüklerinde bile içeriye girmiyorlar. Doğru mu arkadaşlar? Bu adalet değil. Bugün 22 seneden beri Türkiye'de yaşanan Türkiye'de kalkınma da değil. Ne adalet var ne kalkınma var. Diyebilirsiniz ki ya bunca yol yapıldı, bunca tesis yapıldı, bunca hastane yapıldı. Ben meseleye öyle bakmıyorum değerli arkadaşlar. Nasıl bakıyorum biliyor musunuz? Ben iyi bir Fenerbahçeliyim. Bugünlerde iyi bir Fenerbahçeli olmak iyi bir şey mi ondan da çok emin değilim. Bir türlü şampiyon olamadık. Nerede Ali Başkan kaçtı galiba gördünüz mü? Biliyorum ki Fenerbahçe'yi 3. sırada lig başladıktan sonra şampiyon yapmak için alan bir antrenör lig boyunca Fenerbahçe'ye daha fazla gol attırsa daha az gol yedirse ama lig bittiğinde Fenerbahçe 3. sıradan 6. sıraya gerilerse o antrenör başarılı bir antrenör değildir değil mi? Demek ki diğer takımlar daha da fazla gol atmışlardır daha da az gol yemişlerdir. Şimdi arkadaşlar AK Parti iktidara geldiğimde Türk ekonomisi dünyanın 16. büyük ekonomisiydi. Bugün 23.'ye geriledi. Demek ki yapılan yoldu, şuydu, buydu, bunca toplanan paraydı. Ortadaki sonuç, kalkınmayan bir Türkiye, gerileyen bir Türkiye, diğerleriyle kıyaslandığında. Tabi, bu bir kötü yönetimin sonucunda oluyor. Nasıl bir kötü yönetim? Emekliye zam yaparsak enflasyon artar, diyorlar. Ama, bakın, Suriye'de Beşar Esad'ı devireceğiz, diyerek, bu ülkeye kayıtlı 5 milyon, kayıtsız 2 milyon, toplam 7 milyon Suriyelinin gelmesine yol açtılar. Sonra dediler ki, bu ensar, muhacir meselesidir. Konu kötü yönetimi, din kisvesi altına sığdırmaya çalıştılar. Oysa, Mekke'den Medine'ye göç eden muhacir sayısı 191 diye tahmin edilir. Orada bile ensarla muhacir arasında kavga çıkmıştır. Peygamberimiz araya girmiştir ve kavgayı yatıştırmaya çalışmıştır. Daha Peygamberimizin, Hz. Muhammed'in hükmünü dinlemedikleri için, çıkan kavgada ayet gelmiştir kardeşim. Siz buraya 5 milyon kayıtlı, 2 milyon kayıtsız adam aldınız. Afganistan'dan milyonlar geldi. Beraberlerinde uyuşturucu getirdiler, birazdan o konuya da geleceğim. Sınırlarımızı açtınız ve bu gelenlere yılda 11 milyar dolar para harcadınız. Avrupa Birliği'nden falan değil. Bakın, Erdoğan'ın kendi açıklaması var. Bu nasıl Birleşmiş Milletler diyor. Hepsi buraya geliyor diyor. Bizim alnımızda enayimi yazıyor diyor. Bindiririm uçaklara, bindiririm trenlere, otobüslere, yollarım bunları 3. ülkelere diyor. Ama yollamadı ve kaldılar. Bakın şimdi en fazla giden sayısı 600 bin, onlar da memnun değilmiş. Özetle, bugün eğer bu ekonomik sıkıntıları yaşıyorsak, bu kötü politikaların sonucudur. Bunca insan geldiğinde kira fiyatları artmaz mı? Artar. Bunca insana vatandaşlık satıp, ev fiyatlarını, gayrimenkul fiyatlarını, normal bir Türk vatandaşının alamayacağı derecede yükseltirseniz enflasyon artmaz mı? Bunca insan bu ülkede tüketirse, domatesin fiyatı, peynirin fiyatı artmaz mı? Artar. Ondan sonra gıda enflasyonunda dünya birinci oluyor. Sizin yaptığınız yanlış politikalardan dolayı bu noktaya geldik. Sonra övündüler, biz dünyada insani yardım yapmakta birinciyiz diye. Evet, dünyada insani yardım yapmakta Türkiye maalesef birinci. Gayrisafi milli hasılasına göre dünyada en fazla diğer ülkelere insani yardım yapan ülke Türkiye, 7 milyar dolar. Her yıl 7 milyar dolar Afrika’daki ülkelere insani yardım yapıyor. Yol yapıyoruz, köprü yapıyoruz geçsinler diye. Amerika'dan sonra 2.’yiz ama gayrisafi milli hastalığımızı ölçün diye 1. sıradayız. Biz Almanya'dan zengin miyiz? İsviçre'den zengin miyiz? Katar'dan zengin miyiz? Birleşik Arap Emirlikleri'nden, Suudi Arabistan'dan zengin miyiz ki bu halkın da insan olduğunu unutup burada emekli, dul, yetim, asgari ücretli hayata tutunmaya çalışırken siz bu milletin 7 milyar dolarını Afrika'da ve dünyanın değişik ülkelerinde har bulup harman savuruyorsunuz. Evet, bugün açlık sefalet varsa, millet fakirse bu bütün politikaların neticesidir. Ve şimdi enflasyonu düşüreceğiz, güzel de 3 seneden beri düşmeyen enflasyon olur mu? Tamam halk tüketmesin, halk tüketmesin ama önce siz tüketmeyin, önce siz bu israfa son verin. Bakın şimdi NATO toplantısı yapılacak diye Ankara'da özel havaalanı genişletmesi yapıyorlar, o havaalanından da saraya özel yol yapıyorlar arkadaşlar. Sadece yolun mimari tasarımına 9 milyon lira harcamışlar. Hangi NATO ülkesinde NATO toplantısı yapılacak diye özel havaalanı genişletmesi ve özel yol yapılır? Bu milletin, bu fakir milletin parasını nasıl harcıyorsunuz siz? Biz de buna isyan ediyoruz tabii. Yine, bu ülkenin en ağır sorunlarından bir tanesi sizin Tuzla'da da yaşadığınız, uyuşturucunun her geçen gün biraz daha yayılması, organize suç örgütlerinin, çetelerin esnafı haraca kesmesi, organize suç örgütlerinde Türkiye, Avrupa'da 1., dünyada 14. sırada arkadaşlar. Ve sanal kumar hepimizin cep telefonlarında ve aileleri parçalanmaya sürüklüyor. Bununla mücadele ediliyor mu? Hayır, gerçek bir mücadele yok. Ünlüleri tutukluyorlar, hiç itirazımız yok. Tutuklansınlar ünlüler, hiç itirazımız yok. Ama siz bu arada infaz yasasıyla oturup torbacıları dışarı çıkartıyorsanız, bunun hiçbir anlamı yok. Bakın Ümraniye'de bir genç kız, polis kardeşimiz, 172 tane dosyası olan bir sabıkalı tarafından şehit edildi gencecik çocuk. Doğru mu? Ya bu 172 tane dosyası olan adam niye sokakta dolaşıyor kardeşim? Niye sokakta dolaşıyor? Onun gibi binlercesi var. Onun için uyuşturucuyla mücadele, organize suçla mücadele, sanal kumarla mücadele için yasal değişiklikler yapacağız. Ve sadece uyuşturucuyla mücadele için bir yasa çıkartacağız, bütün mevzuatı derleyeceğiz. Sanal kumarla mücadele için yasa çıkartacağız, bütün mevzuatı derleyeceğiz. Arkadaşlar tedavi gönüllü olmaktan çıkacak, tedaviyi zorunlu hale getireceğiz. Bir uyuşturucu bağımlısı tedavi olana kadar toplum için tehdittir, bir canlı bombaya benzetiyoruz biz onu. Annesinin, babasının veya bir başka akrabasının iki satırlık talebiyle, mahkeme kararıyla zorunlu tedavi altına alacak. İstanbul'da mı yaşıyor? İstanbul'dan alacağız, Anadolu'da kırsal bölgelerde açılmış rehabilitasyon merkezlerine götüreceğiz. Orada çalışarak, rehabilite olarak, sağlıklı bireyler olarak annelerine, babalarına geri gelecekler. Ve uyuşturucu patronların mal varlığına el koyacağız. Şimdi mevcut düzenlemede bu çok zor. Neymiş? O parayla şey arasında bağ kurmak lazımmış. Eroin arasındaki veya uyuşturucu arasındaki bağ kurmak lazımmış. E uyuşturucu sattıkları zaman KDV fişi kesmiyorlar ki kardeşim. Nasıl bağ kuracaksınız? Bu yasal düzenlemeyi de değiştireceğiz ve burada el koyduğumuz parayı uyuşturucuyla mücadeleye harcayacağız. Bakın, ülkenin değişik yerlerinde toplantılarda evlatları uyuşturucu kullanan annelerle konuşuyoruz. Onların çektiği acıyı nakletmek mümkün değil. Çocukları tarafından dövülüyorlar, küfrediliyorlar, ölümle tehdit ediliyorlar, yaralanıyorlar. Çocuklarını yaralayanlar var. Çocuklarına ölmesi için dua eden anneler, babalar var. Bir tanesi, hiç unutmuyorum, babamız vefat ettikten sonra oğlum evdeki eşyaları satıp uyuşturucu aldı. Evdeki eşyaları satıp uyuşturucu aldı, beni dövdü. Sonra evde bir tek buzdolabı kalmıştı, onu da sattı. Sonra evi satacaksın diye beni tehdit etmeye başladı. Evi satmayınca evi ateşe verdi. Şimdi dedi, çok şükür hapiste, çok şükür. Bu, bütün uyuşturucu kullanan annelerin ortak dileği, çocukların hapse girmesini istiyorlar. Ama hapis bir çözüm değil bugünkü durumda. Sonra arada bir çay içerken, o kadıncağız yanıma geldi, dedi ki, ya Ümit Bey, oğlumun uyuşturucudan bütün dişleri döküldü, yemek yiyemiyor. Acaba ona bir takma diş yaptırmamız mümkün mü? Yani oğlundan o kadar çekmiş ama hala oğlunu düşünüyor. Özetle değerli arkadaşlar, bu toplumsal bir yara olmanın ötesinde ülkemize yönelik ağır bir tehdit. Ve bu ağır tehdidi aşacak politikaları Zafer Partisi temsil ediyor. Türkiye'nin en büyük başındaki diğer bela, sığınmacı ve kaçakların oluşturduğu ağır yükü, Türk halkının omuzlarından alacak tek partinin Zafer Partisi olduğu gibi. Bakın, hiçbir siyasi parti bizim konuştuğumuz konuları, hayati konuları, Türk milletinin gerçek derdi olan konuları konuşmuyor. Ne sığınmacıları konuşuyorlar ne uyuşturucuyu, sanal kumarı ne organize suç örgütlerini konuşuyorlar. Oysa Türk halkı bunlarla iç işe yaşıyor. Her gün karşımıza çıkıyor. Bazen görmemezlikten geliyoruz ama görmemezlikten gelmek de mümkün değil. Muhakkak bu ülkede, bu içine girmiş olduğumuz ekonomik kriz değil artık ekonomik buhrandan çıkmak için dünya yapay zekâ destekli bir sanayi devrimi yaşarken dünyanın olağanüstü şekilde gerisinde kalmamak için büyük bir atılım yapmamız gerekiyor ekonomide. Bu atılım arkadaşlar adalet sağlanmadan olmaz. Adaletin olmadığı yerde ekonomik gelişme olmuyor. TÜSİAD başkanı küçük bir eleştiri yapıyor, adamı içeri alıyorlar. Böyle bir çerçevede hangi yabancı sermaye Türkiye'ye gelir? Bırakın Türkiye'ye yabancı sermaye gelmesini, Türk sermayesi yurt dışına kaçıyor. İşte Mısır'a giden Türk tekstil sanayi 5 milyar dolar tutarımda. 342 bin tekstil işçisi Türkiye'de işsiz kalmış. Her bir işçiyi lütfen üçle çarpın ailesiyle birlikte. İşte bu kadar insan şimdi işsiz durumda. İtalya'ya giden tekstil firmalarımız var. Fasa giden tekstil firmalarımız var. Türk iş adamları yurt dışında ev satın alıyorlar. Yabancıların Türkiye'ye getirdiği paradan daha fazlası Türkiye'de adaletsizlik hâkim olduğu için yurt dışına gidiyor. Bakın adaletsizlik için çok örnek verebilirim. Benim hapse atılmam ve 5 ay içeride mahkûm tutulmam dahil. Ama bir tek örnek var. Anayasa Mahkemesi kararları bütün devlet kurumlarını vatandaşları bağlar. Bugün Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmıyor kardeşim. Onun için kimse bize Türkiye'de hukuk devleti var demesin. Bu Bin Bir Gece Masallarından daha büyük bir masaldır. Türkiye'de hukuk da yok devleti de yok. Ne zamanki Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamaya başlarsınız o zaman hukuk devleti için Türkiye'de ancak umut olur. Hukukun olmadığı yerde kalkınma olmaz. Eğitimin güçlü sağlam bilimsel temeller üzerine oturmadığı bir ülkede de kalkınma olmaz. Şimdi daha genç çiftler çocukları olmadan çocuğumuzu hangi kolejde okutacağız buna nasıl para ayıracağız diye düşünüyorlar. Niye kolejde okutmak istiyorsunuz çocuklarınızı? Çünkü devlet okullarına olan inanç ortadan kayboldu. Oysa eğitim bir yurttaş hakkıdır. Devlet okullarının kalitesinin yüksek olmasını beklemek bizim için doğal bir beklentidir. Çok değerli Tuzlalılar bakın, çocuklarımızı yanlış bir eğitim sistemi içerisinde yanlış bir meslek yönlendirmesine tabi tutuyoruz. ‘Benim çocuğum üniversite okusun’. Herkesin doktor olduğu, herkesin mühendis olduğu, herkesin yazılımcı olduğu bir ülke düşünebilir misiniz? Bu ülkede bizim arabalarımızı tamir edecek ustalara ihtiyacımız var. Bu ülkede bizim duvarlar inşa edecek ustalara ihtiyacımız var. Bu ülkede bizim su tesisatlarını kuracak ustalara ihtiyacımız var. Herkesin üniversite mezunu olması, ancak üniversite mezunu olduğunda bilgili olunacağına dair inanç ortadan kaldırılmalı. Onun için biz meslek liselerini tekrar güçlü bir şekilde açmanın şart olduğunu düşünüyoruz. Ve bunu da gerçekleştireceğiz inşallah. Nasıl gerçekleştireceğiz? Dışarıdaki karışıklıkları, kaosları her gün seyrediyorsunuz televizyonlarda. Şimdi İran karıştı, Suriye'de zaten karışıklık 2011'den bu yana devam ediyor. Ve bu ülkeye başına bu sorunları getiren iktidar bu ülkeyi bu sorunlardan çıkartamaz. Bakın bu ülkeye başına bu sorunları getiren iktidar bu ülkeyi bu sorunlardan kurtaramaz, çıkaramaz. Ama biz Zafer Partisi olarak Türkiye'yi bu dış sorunlardan da bu içerideki ağır meselelerden de çıkartacak yol haritasına, kararlılığa ve kadroya sahip bir partisi. Türkiye iki partiye mahkûm değil. Bugünkü siyasal sistem muhakkak ama ittifakları da gerektirir. Ve önümüzdeki seçimde de muhakkak ittifaklar olacak. Biz de Zafer Partisi olarak, ben DAM İttifakı diyorum, yani DEM, AK Parti ve MHP'nin oluşturduğu ittifaka, onların damdan düşeceğini de görüyoruz. Yapacağımız ilk şey, her iktidarın bir ilk gün gündemi var ya, yapacağımız ilk şey inşallah birinci gün emekli, dul ve yetim maaşlarına güçlü bir zam yapmak olacak. Çünkü bu seçimlerden sonra Sayın Erdoğan’ı da Sayın Bahçeli’yi de emekliye ayıracağız.”

Kocaeli’nin bir aylık uyuşturucu bilançosu Haber

Kocaeli’nin bir aylık uyuşturucu bilançosu

Valilikten yapılan açıklamaya göre, halkın huzur ve güvenliğinin sağlanması için uyuşturucu madde ve kaçakçılıkla mücadele kapsamında il genelinde çalışmalar gerçekleştirildi. İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ekiplerinin, 1-31 Aralık 2025 tarihleri arasında il genelinde uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanan, ticaretini ve sevkiyatını yapan şahısların engellenmesine yönelik gerçekleştirdiği çalışmalarda; 634 olayda; 716 şahsa adli işlem başlatıldı, bu şahıslardan 638 şahıs serbest bırakıldı, 22 şahıs adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı, 56 şahıs tutuklandı. Operasyon ve uygulamalar sonucu 5 kilo 529 gram sentetik kannabinoid(bonzai), 1 kilo 288 gram esrar, 102 kilo 784 gram metamfetamin, 178 gram amfetamin, 49 gram skunk, 348 gram kokain, 8 gram eroin, 634 sentetik ecza, 15 captagon, 4 kenevir bitkisi, 15 bin 46 ecstasy, 604 gram sen. kan. hammaddesi, 217 gram ghb ele geçirildi. Ayrıca yapılan bu operasyonlarda 70 bin 530 TL para, 1 tüfek, 3 tabanca, 24 fişek ve 7 hassas terazi ele geçirildi. İl Jandarma Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele ekiplerinin 1-31 Aralık tarihleri arasında il genelinde icra edilen operasyon ve uygulamalarda 110 olayda; 122 şahsa adli işlem başlatıldı, 8 şüpheli şahıs tutuklandı, 4 şahıs hakkında adli kontrol kararı verildi, 110 şahıs da serbest bırakıldı. Gerçekleştirilen operasyon ve uygulamalar neticesinde 80 gram esrar, 181 gram skunk, 3 kilo 894 gram sentetik kannabinoid (bonzai), 7 gram kokain, 57 gram metamfetamin, 5 sentetik ecza, 8 kök kenevir, 4 gram eroin, 450 bin ecstasy ele geçirildi.

Kolombiya Devlet Başkanı Petro: Beni ve Latin Amerika’yı karalamayı bırakın Haber

Kolombiya Devlet Başkanı Petro: Beni ve Latin Amerika’yı karalamayı bırakın

Kolombiya Devlet Başkanı Petro, ABD Başkanı Trump’ın Kolombiya ve bölge ülkelerine yönelik açıklamalarına kapsamlı ve sert bir yanıt verdi. Petro, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro hakkında ortaya atılan suçlamalara ilişkin olarak, “Maduro’nun iyi mi kötü mü olduğunu bilmiyorum, hatta uyuşturucu kaçakçısı olup olmadığını da bilmiyorum. Ancak Kolombiya yargısının arşivlerinde, yarım asırlık soruşturmalara rağmen ne Maduro’nun ne de Cilia Flores’in adı geçiyor” ifadelerini kullandı. Kolombiya’daki yargının bağımsız olduğunu vurgulayan Petro, “Yargı bana ait değil, muhalefetimin büyük ölçüde kontrolünde olan bağımsız bir erk. Kokain mafyasını öğrenmek isteyen Kolombiya’nın adli arşivlerine bakmalıdır” dedi. Trump’ın kendisini hedef alan sözlerini “iftira” olarak nitelendiren Petro, “50 yıldır adım ne geçmişte ne de bugün uyuşturucu dosyalarında yer aldı. Beni karalamayı bırakın Sayın Trump” diye konuştu. Petro, Kolombiya’daki siyasi geçmişine de değinerek, “Ben, ‘olağanüstü hal’ adı altındaki sivil diktatörlüğe karşı demokrasi için mücadele eden M-19 hareketindendim. Latin Amerika’daki ilk barışı gerçekleştiren hareketin parçası oldum” ifadelerini kullandı. Trump’ın Kolombiya tarihini bilmediğini savunan Petro, ABD’li yetkililere “kendi uzmanlarını dinlemeleri” çağrısı yaptı. ABD ile halklar düzeyinde bir düşmanlığı olmadığını vurgulayan Petro, “ABD bayrağını hiç yakmadım. ABD işçi sınıfına, siyah halkına, yerli halkına ve Hitler’i yenen askerlerine saygı duyuyorum” dedi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında New York’ta yaptığı konuşmayı hatırlatan Petro, Gazze’deki duruma karşı sesini yükselttiğini belirterek, “Keşke birlikte Gazze’de barış için çalışsaydık” ifadelerini kullandı. Latin Amerika’ya yönelik müdahaleci söylemlere de tepki gösteren Petro, “Bizi kendi hakimiyet alanınız gibi tanımlamayı reddediyorum. Latin Amerikalılar cumhuriyetçidir, bağımsızdır ve çoğu devrimcidir” dedi. Petro, bölgenin kriminalize edilmesine karşı çıkarak, “Latin Amerika yalnızca suçluların yuvası değildir; demokrasi ve özgürlük için savaşan halkların toprağıdır” diye konuştu. Çin ve Rusya ile kurulan ilişkilerin tek başına yeterli olmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Çin ve Rusya ile yapılan ittifak yeterli olmadı. Asıl ittifak, bugün bombalanmış olan Latin Amerika’nın kendisi olmalıdır. Latin Amerika birleşmeli, aksi halde köle gibi muamele görmeye devam eder” ifadeleri kullanıldı. Brezilya Devlet Başkanı Lula’ya da atıfta bulunularak, bölgesel dayanışmanın öncelik olması gerektiği vurgulandı. Petro açıklamasında ayrıca, Caracas’ın bombalanmasını alkışlayanlara seslenerek, bunun unutulmayacağını belirtti. Petro,“ABD, tarihte bir Güney Amerika başkentini bombalayan ilk ülke oldu. Bu bir madalyaysa, korkunç bir madalyadır ve kuşaklar boyunca unutulmayacaktır” didi. Latin Amerika’nın ancak birleşerek ayakta kalabileceğini vurgulayan Petro, “Dostlar bombalamaz. Bu yara uzun süre açık kalacak ama çözüm vendetta değil, birliktir” ifadeleriyle açıklamasını sonlandırdı.

CNN: CIA, Venezuela'daki bir limana saldırı düzenledi Haber

CNN: CIA, Venezuela'daki bir limana saldırı düzenledi

Washington, 30 Aralık - CNN'in kaynaklara dayandırdığı özel haberine göre, CIA bu ayın başlarında Venezuela kıyısındaki bir liman tesisine insansız hava aracı saldırısı düzenledi ve bu, ABD'nin bu ülke içindeki bir hedefe yönelik bilinen ilk saldırısı oldu. Daha önce ayrıntıları açıklanmayan insansız hava aracı saldırısı, ABD hükümetinin Venezuela çetesi Tren de Aragua tarafından uyuşturucu depolamak ve bunları gemilere yükleyerek daha ileri sevkiyat için kullandığına inandığı Venezuela kıyısındaki uzak bir iskeleyi hedef aldı. Kaynaklara göre, saldırı sırasında tesiste kimse bulunmadığı için can kaybı yaşanmadı. İki kaynak, ABD Özel Harekat Kuvvetlerinin operasyona istihbarat desteği sağladığını ve bölgedeki devam eden katılımlarının altını çizdiğini söyledi. Ancak ABD Özel Harekat Komutanlığı sözcüsü Albay Allie Weiskopf bunu reddederek, "Özel Harekat, istihbarat desteği de dahil olmak üzere bu operasyona destek vermedi" dedi. ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta verdiği ve başlangıçta pek dikkat çekmeyen bir röportajda saldırıyı ilk kez kabul etmiş gibi görünse de, Pazartesi günü gazetecilerin doğrudan sorduğu sorulara da çok az ayrıntı verdi. ABD, uyuşturucuyla mücadele kampanyası olarak tanımladığı operasyonlar kapsamında Karayip Denizi ve Doğu Pasifik Okyanusu'nda 30'dan fazla tekneyi imha etti ve Trump, Venezuela'ya giriş ve çıkış yapan yaptırım uygulanan petrol tankerlerine abluka emri verdi. Trump ayrıca Venezuela içinde de defalarca saldırılar düzenlemekle tehdit etmişti, ancak bu ayın başlarındaki CIA saldırısına kadar, Venezuela hedeflerine yönelik bilinen tek ABD saldırısı, uluslararası sularda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle hedef alınan teknelere yönelikti. CIA yorum yapmayı reddetti. CNN, Beyaz Saray'dan, ABD Özel Operasyonlar Komutanlığı'ndan ve Venezuela İletişim Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı'ndan yorum istedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı  Ümit Özdağ "Tertemiz Türkiye Projesi" ni açıkladı. Haber

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ "Tertemiz Türkiye Projesi" ni açıkladı.

“UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE KANUNU ÇIKARTACAĞIZ” “UYUŞTURUCU ÇETELERİNİ TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK TANIMLAYACAĞIZ” “UYUŞTURUCU VE SANAL KUMAR SUÇLARINDA İNFAZ İNDİRİMİ YAPILMAYACAK” “UYUŞTURUCU ÖRGÜTLERİYLE BAĞLANTILI SİYASETÇİ VE BÜROKRATLARIN MAL VARLIĞINA EL KONULACAK, HAZİNEYE DEVREDİLECEK” “TEDAVİYİ GÖNÜLLÜ DEĞİL ZORUNLU HALE GETİRECEĞİZ” Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin Türkiye’yi uyuşturucu ve sanal kumardan kurtaracağı tek çözüm yolu olan Tertemiz Türkiye Projesini açıkladı. Türkiye’nin ünlü ekonomistlerinden Selçuk Geçer 'in Zafer Partisine katıldığı toplantıda, rozetini Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ taktı. Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Değerli Basın Mensupları, değerli Zafer Partililer ve televizyonlarının, sosyal medyalarının başında bizi izleyen çok değerli yurttaşlarım. 19 Mayıs 2021'de arkadaşlarımızla birlikte Anıtkabir'i ziyaret ettik. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aziz ruhuna dua ederek şükranlarımızı sunduktan sonra bugün sahip olduğumuz milli kimliğin oluşmasında en temel görevi yerine getiren, işlevi üstlenen ve İslamiyet'in Türkler arasında yayılmasını sağlayan Hoca Ahmet Yesevi'nin Türkistan'da Yesi'deki türbesini ziyaret ederek dua ettik. Yesi'den aldığımız toprağı da Hacı Bektaş Veli'ye getirerek 14 Haziran 2021'de Hacı Bektaş Veli'nin türbesinin önündeki karadut ağacının dibine yüzlerce yıl sonra serdik. 26 Ağustos 2021'de Büyük Taarruzun yıl dönümünde Zafer Partisi'nin kuruluşunu bir bildirgeyle açıkladık ve bu bildirgede Türk milletinin karşı karşıya olduğu tehditleri ve fırsatları ortaya çok net bir şekilde koyduk. Türk milletine bu tehditleri nasıl aşacağımıza dair sözlerimizi verdik. Bu sözlerden birisi de Türkiye için artık çok önemli bir milli güvenlik tehdidine dönüşen organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar ile mücadele edeceğimiz sözüydü. Şöyle söyledik, göçlerle ülkemizdeki Suriyeli ve dünyadaki uyuşturucunun yaklaşık yüzde 90'ını üreten ve artık son zamanla ülkemizde de pazarlayan Afganlı uyuşturucu ve mafya çeteleri gençliğimizi zehirlemeye çalışmaktadır. Bir yandan uyuşturucu kartellerine, PKK adlı uyuşturucu holdingine, kartellerin devlet içindeki ve dışındaki uzantılarına karşı amansız bir mücadele başlatacağız. Diğer yandan sağlıkta önceliklerimizden birisi uyuşturucudan arınma tedavi programları olacak. Çocukları uyuşturucu kullanan anne ve babalara söz veriyoruz. Çocuklarınızı size geri vereceğiz ve söz veriyoruz bir gün kucaklarınıza siz de sağlıklı torunlar alacaksınız. Uyuşturucu çeteleri size de söz veriyoruz. Lanet olası ruhunuz cehenneme gitmeden önce size cehennemi yeryüzünde yaşatacağız. Değerli Basın Mensupları, Büyük Türk Milleti, Çocuklarımızı organize suç örgütlerinin elinden almak, uyuşturucu ve sanal kumar çetelerinin tuzağına düşmekten kurtarmak ve bu tuzağa düşenleri sağlıklarına kavuşturmak, ailelerine ve topluma kazandırmak için Tertemiz Türkiye Projemizi açıklıyoruz. Tertemiz Türkiye Projesi’nin amacı organize suç örgütlerine, uyuşturucu ve sanal kumar çetelerine büyük bir savaş açarak onlara cehennemi yaşatıp ezerken Türk gençliğini ve Türk milletini bu illetten korumaktır. Türkiye'ye karşı dolaylı bir savaş sürdürülmektedir. Bu savaş, 19. yüzyılda İngiltere'nin Çin'e karşı sürdürdüğü Afyon Savaşı'na benzemektedir. Bizim milli güvenlik anlayışımız, dışarıdan gelen tehditleri etkisiz hale getirmeye yönelik olarak kurgulanmıştır. Oysa milli güvenlik tehditleri sadece dışarıdan kaynaklanmaz hem içeriden hem dışarıdan eş zamanlı olarak gelebilir. Uyuşturucu ve sanal kumar tehdidi de içeriden ve dışarıdan eş zamanlı olarak gelen tehditlerdir. AK Parti iktidarında ülkemiz için adeta milli bir varlık tehdidi haline gelen tehditlerden birisi de Ekvator, Meksika, Kolombiya'daki çeteler gibi ülkemizde de artık kartelleşme aşamasına yaklaşmış olan organize suç örgütlerinin ortaya çıkması, uyuşturucu ve sanal kumarın katlanılmaz bir tehdit haline de gelmiş olmasıdır. 2023 Küresel Organize Suçlar Endeksi’ne göre organize suçlarda Türkiye, Avrupa'da ne yazık ki 1. durumdadır. Dünyada ise 14. sıraya gelmiştir. Aynı raporda organize suç örgütlerinin Türkiye'de siyaset ve bürokrasi ile olan yaygın bağından bahsedilmektedir. Yerli ve milli Escobarların siyaseti de damgasını vurduğu bir ülkede yaşamaktayız ve bu şekilde organize suça karşı, uyuşturucu ve sanal kumara karşı gerçek bir mücadele vermek mümkün değildir. Değerli Basın Mensupları, sevgili Zafer Partililer ve bizi televizyonlarının ve sanal medyanın başında izleyen çok değerli izleyiciler, Bu yapmış olduğum tespitler siyasi tespit olmaktan çok uzaktır. Bu yapmış olduğum tespitlerin tamamı profesyonellerin, polislerin, istihbaratçıların, doktorların yapmış olduğu bir tespittir. Emekli Emniyet Müdürleri tarafından kurulan TEMUD-DER yaptığı açıklamada ülkemizin karşı karşıya olduğu durumun ne kadar vahim olduğunu net bir şekilde ifade etmektedir. Türkiye'de asayiş ve örgütlü suçların ulaştığı aşamanın 1970-1990 arasında terör olaylarının ulaştığı aşamayla aynı olduğunu Emekli Emniyet Müdürleri ifade etmektedir. Emekli Emniyet Müdürleri, organize suç örgütleri şehirlerimiz için kurtulmuş bölgeler oluşturduğunu kaydettikten sonra böyle gider ise ülkemizin polisin bir sokak kabadayısına bile bulaşmak istemeyeceği devlet otoritesinin maskaraya döndüğü bir Latin Amerika ülkesine döneceğini ifade etmektedirler. Bu tespitin olağanüstü, vahim ve üzücü bir tespit olduğunu sizler de takdir edersiniz. Değerli Basın Mensupları, Büyük Türk Milleti, AK Parti'nin 2011 sonrasında Suriye ve İran sınırında açık kapı politikası izlemeye başlaması sonucunda Afganistan ve Suriye'den de ülkemize gelen uyuşturucu miktarında patlama olmuştur. AK Parti uyuşturucuda geçiş ülkesi olan ülkemizin hedef ülke haline gelmesine neden olan politikalar izlemiştir. AK Parti iktidarı narko-terör örgütlerine, organize suç örgütlerine, uyuşturucu çetelerine, sanal kumar örgütlerine karşı gereken sert ve kapsamlı mücadeleyi vermeyerek hatta zaman zaman çok yumuşak davranarak önünü açmıştır. Bugünlerde bir telaş içerisinde bazı polisiye önlemlerin alınmaya çalışıldığını görüyoruz ama bunun asla yeterli stratejik düşünülen uzun vadeli kapsamlı bir mücadele olmadığını da biliyoruz. Çeteler askeri ve polisi alenen tehdit ederken bunları kamuoyuna açıklarken görmeyen siyasi iktidarın muhaliflerden gelen eleştirileri ise cezaevi süreçleriyle bastırmaya çalıştığını da Türk milleti de dünya da net bir şekilde görüyor. Türk gençleri ağır bir uyuşturucu tehdidi altındadır. Son 20 yılda uyuşturucunun kullanımı, dağılımı, uyuşturucudan ötürü ölümler ve uyuşturucu çeşitleri 327’ye ulaşarak büyük bir artış kaydetmiştir. Uyuşturucu kullananların yüzde 82’si 20-35 yaş aralığındadır. 10 milyona yakın insanımızın sigara dışında bir madde veya davranışsal bağımlı olduğuna dair bilgiler vardır. Değerli Basın Mensupları, değerli Türk halkı, Sadece uyuşturucudan dolayı denetimli serbestlikle birikmiş dosya sayısı 800 bindir. 2023 itibariyle cezaevlerinde bulunan 291 bin 380 tutuklu ve mahkûmun 98 bin 355'i yani üçte biri uyuşturucu suçlarından dolayı içeridedir. Ülkemizde uyuşturucu kullanım yaşı ne yazık ki 15 yaşın altına inmiştir. Ortaokula hatta ilkokula giden çocuklarımız tehdit altındadır. 15-64 yaş aralığında uyuşturucu işlemi yapılanlarda oran 2014'te binde 165 iken 2023'te yani 9 sene sonra bu oran binde 413'e yükselmiştir. 2025 itibariyle uyuşturucudan bağımlı olduğu düşünülen insan sayısı 2 milyondur. Türk gençliği adeta ağır bir saldırıyla içeriden çürütülmektedir. Damarlarında asil kan dolaşması gereken bu gençlerimizin kanına uyuşturucu sızdırılmaya çalışılmaktadır. Uyuşturucuya ulaşmak sigaraya ulaşmak kadar kolay hale gelmiştir. Sokaklarda gezen zombiler korkunç, infazlara imza atan bağımlılar, mevcut haliyle hiçbir işe yaraması mümkün olmayan insan çöplükleri etrafımızı sarmaktadır. Bu Türkiye'nin sessiz bir savaşla yok edilmesidir. Türk milletinin zehirlenerek tüketilmeye çalışıldığını görüyoruz. Türk gençliği, Türk çocukları adeta narko-terör örgütlerinin karşısında savunmasızdır. Körpe bedenler kurşun ile değil uyuşturucu ile yok edilmeye çalışılmaktadır. Uyuşturucudan dolayı aileler parçalanmakta veya en iyi durumda bile büyük trajediler yaşanmaktadır. Uyuşturucu kullanan çocuğunun krize girmesine dayanamayıp çocuğu için uyuşturucu arayan anneler, uyuşturucu almak için krize girdiği zaman annesini babasını döven çocuklar veya babasını bıçaklayan uyuşturucu müptelaları... Ne yazık ki Türkiye'de hiç de az karşılaşılmayan manzaralar olmak durumundadır. Uyuşturucu geliri ortaya çok büyük bir gelir de çıkartmaktadır. Karadeniz bölgesinin çalışkan insanları bütün yıl fındıkta çalışırlar ve Türkiye'nin fındıktan elde ettiği gelir 2-2,5 milyar dolardır. Uyuşturucu baronları aynı miktarı bir ay içinde İstanbul'un sokaklarından toplamaktadır. Zehir ticareti en kanlı sektör haline gelmiştir. Değerli Basın Mensupları, çok değerli Zafer Partililer ve bizleri sosyal medyanın ve ekranların başında izleyen çok değerli izleyiciler, Hem Türk ekonomisinin içinden geçmiş olduğu ağır krizi ve bu krizden çıkış yollarını çalışan, hem Türk ekonomisine ve Türk insanına ağır darbeler vuran ve darbelerin şiddeti gittikçe artan suç ekonomisiyle ilgili araştırmalar yapan çok değerli bir ekonomist arkadaşımız aramızda. Onu zaten sosyal medyadan, televizyonlardan yapmış olduğu tahlillerden tanıyorsunuz. Selçuk Geçer bugün Zafer Partisi'ne aramıza katılıyor. Bu mücadelede birlikte yürümeye devam edeceğiz. Selçuk Bey aramıza hoş geldiniz. Selçuk Bey'e bugün rozetini burada sizlerin huzurunda gururla takıyorum ve bundan sonra birlikte Türk ekonomisiyle ilgili çalışmalara ve suç ekonomisinin ağır tahribatı konusuna eğilmeye devam edeceğiz. Aramıza hoş geldiniz Selçuk Bey. Uyuşturucudan ortaya çıkan para, çeteleri ve narko-terör örgütlerini daha da güçlendirmektedir. Kartelleşmektedir. Bu para bürokrasiyi, ticareti ve siyaseti korkunç bir hızla kirletmektedir. Bugün sadece İstanbul'da binden fazla tetikçinin 10 büyük çetede örgütlendiğini görüyoruz. Adları komik de olsa bu çetelerin hiçbir komik tarafı yoktur. 15-25 yaş aralığında çoğu uyuşturucu kullanan motor bisikletli çete mensupları esnaftan haraç almakta, uyuşturucu pazarlamakta, kiralık katil olarak hizmet görmektedirler. Kimleri ve nasıl öldürdükleri, nasıl siyasi cinayetlerde bu uyuşturucu çetelerinin kullanıldığı büyük Türk milletinin malumudur. Bu çetelerin kurtarılmış bölgeler olarak nitelendirdiği bölgeler oluşmuştur. Mevcut eğilimin devam etmesi durumunda çeteler, Güney Amerika'daki çeteler gibi devletle açık çatışmaya gireceklerdir. Geçtiğimiz günlerde Samsunlu bir özel harekatçı kardeşimizin İstanbul'da gün ortasında bir alçak çete mensubu tarafından nasıl şehit edildiğini hep birlikte gördük. Değerli Basın Mensupları, büyük Türk milleti, Dünyadaki en büyük narkotik kaçakçısı örgüt hiç şüphesiz PKK'dır. PKK uyuşturucunun Orta Doğu'dan Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınmasını ve Avrupa'da perakende satışını bizzat gerçekleştirmektedir. Avrupa ülkelerinde uyuşturucunun sokaklarda pazarlanmasının yüzde 65’ini çoğu PKK'lı olan Türk vatandaşları gerçekleştirmektedir. PKK'nın uyuşturucudan elde ettiği aklanmış paranın tutarı 28 milyar euro artı 3 milyar dolardır. PKK terör örgütü ile yürütülen müzakereler Öcalan ve PKK'nın istediği şekilde sonuçlansa da PKK uyuşturucu kaçaklığından vazgeçmeyecektir. PKK Avrupa'da oluşmuş suç şebekelerine ve bağlantılarına biz artık demokratik siyaset yapıyoruz. Suç ve uyuşturucu piyasasından çekildik demeyecektir. Türkiye'de legalleşmiş bir PKK arkasındaki uyuşturucu desteğiyle Türkiye'nin başını büyük bir bela olarak ağrıtmaya ve ülkemizi bölme çalışmalarına devam edecektir. AK Parti'nin sınırlarda açık kapı politikası Türkiye'ye uyuşturucu girişini nasıl kolaylaştırdıysa 400 bin dolara vatandaşlık satılması da dünyanın bütün suç örgütlerinin ülkemize yerleşmesine yol açmıştır. Sırbistan, Rusya, Karabağ, Gürcistan, Azerbaycan mafyaları Türkiye'yi, özellikle de İstanbul'u üs olarak seçmiştir. İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan mafya liderleri bile Türkiye'de vatandaşlık almışlar ve yabansı mafyalar Ege ve Akdeniz kıyılarındaki bölgemizde turizm ve inşaat işine girmiştir. Ülkemizde hızla örgütlenen diğer iki yabancı mafya grubu hiç şüphesiz Afganlar ve Suriyelilerdir. Son dönemlerde Afgan torbacıları sokakta ‘Afgan Gülleri’ diye isim bile yapmıştır. Bu grupları besleyen güçlü insan kaynakları bulunmaktadır. Güvenlik güçlerinin bu yapılara karşı teknik ve istihbarati çalışması kullandıkları dinlerden ve yurt dışındaki bağlantılardan dolayı daha da zordur. Değerli Basın Mensupları, Büyük Türk milleti, sevgili Zafer Partililer, Organize suç örgütlerinin ve uyuşturucu çetelerinin oluşturduğu tehdidi daha da arttıran bir başka bağımlılık tehdidi de sanal kumardır. Güya ülkemizde kumar yasaktır. Kumar oynamak için KKTC'ye veya Gürcistan'a giderler. Oysa bu doğru değildir. Sanal kumar ve yasa dışı bahis bize cep telefonumuz kadar yakındır. Sanal kumar ve yasa dışı bahisten dolayı toplumun çekirdeği olan aileler parçalanmakta insanlar intihar etmektedir. Geçtiğimiz günlerde Manisa'daydık. Manisa'nın bir ilçesinde bir kahve sahibi genç adam sanal kumar borcundan dolayı intihar etmişti. Türkiye'de en çok intihar eden meslek gruplarının başında polis geliyor. Ve polis intiharlarında da sanal kumarın önemli bir rolü olduğunu hepimiz biliyoruz. Sanal kumar yasa dışı bahis bağımlılarıyla uyuşturucu bağımlıları arasında bağımlılık anlamında hemen hemen hiçbir fark yok. Her ikisi de benzer fiziksel ve ruhsal sonuçları olan bağımlılığı yaşamaktadırlar. Yasa dışı bahis birkaç hafta önce başlayan operasyonlara kadar yıllarca rahatsız edilmeden sürdü. Neden? Neden yıllarca dokunulmadı? Bugün dokunulmasının nedeni nedir? 2011-2018 arasında Türkiye'de yasa dışı bahis oynatan bir İngiliz şirketi yöneticilerinin rüşvet ve dolandırıcılık suçuyla yargılandıklarını biliyoruz. Acaba bu şirket Türkiye'de de rüşvet dağıtmış mıdır? Dağıtmışsa kimlere dağıtmıştır bu rüşveti? Değerli Basın Mensupları, Büyük Türk milleti, Organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar çeteleri tarafından kıskaca alınmış olan Türkiye, bu kıskacı Zafer Partisi'nin Tertemiz Türkiye Projesi’yle darmadağın edecektir. Tekrar ediyoruz. Sorunların büyümesine ve bu noktaya bir milli tehdit olma noktasına gelmesine neden olan AKP iktidarının organize suç, uyuşturucu ve sanal kumar ile başa çıkmayan politikalarıdır. Mücadele etmeyen politikalarıdır. AK Parti anayasamızın 58. maddesinde yer alan Türk gençliğini, alkol düşkünlüğü, uyuşturucu madde ve kumardan koruma görevini yerine getirmemiştir. Zafer Partisi olarak iktidara geldiğimiz zaman Tertemiz Türkiye Projesi çerçevesinde organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar çetelerine karşı büyük bir mücadele başlatacağız. Bu mücadelenin temel altyapısını bir ekiple birlikte oluşturduk. Şimdi sizlere bu ekibi de tanıtmak istiyorum. Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Mahmut Karaaslan. Mahmut Bey yıllarca polis istihbaratta terör konusunda uzman bir emniyet mensubu olarak çalıştıktan sonra Van'da Van Emniyet Müdürü olarak ve Ankara'da Ankara Emniyet Müdürü olarak sadece PKK ve FETÖ'yle mücadele etmemiş 15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimi gecesi FETÖ'cü teröristlere Ankara'yı dar eden emniyet müdürü olmanın dışında uyuşturucu çeteleriyle de yıllarca mücadele etmiş bir deneyimli eski emniyet mensubu ve Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısıdır. Yine Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı bağımlılık konusunda yapmış olduğu Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri'nde araştırmalarla uzman psikiyatri profesörü, Prof. Dr. Sertaç Ak. Yine yıllarını emniyette emniyet müdürü olarak sahada yapmış olduğu çalışmalarla, özellikle FETÖ terör örgütü konusunda ve FETÖ terör örgütüyle vermiş olduğu mücadele konusunda emniyet içinde ve Türkiye'de tanınan 15 Temmuz gecesi Ankara Emniyet Müdürlüğü önünde FETÖ’cülerin açmış olduğu ateşle ağır yaralanan ve hayata güçlü şekilde tutunup bugün Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak mücadeleye devam eden Fatih Eryılmaz Bey de ekibimizin içerisindedir. Bu çalışmanın içinde yine bir başka psikiyatrist arkadaşımız, deneyimli bir hekim ve iletişim stratejileri konusunda bir uzman, Dr. Semih Dikkatli, Biz bir ekip olarak burada aramızda şu anda olmayan ama çalışmalara katkı veren arkadaşlarımızla ve bütün Zafer Partisi Genel Merkez il ve ilçe kadrolarımızla Tertemiz Türkiye Projesi’ni geliştirerek güncelleyerek ve güçlendirerek yola devam edeceğiz. Öncelikle yeni yasal düzenlemeler gerekiyor. Bağımsız bir uyuşturucu ile mücadele yasasının olmaması ve soruşturma yöntemlerinin bu yasayla düzenlenmemesi hukuki mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Ayrıca yargılama sırasında uyuşturucu ticareti öncül suçuyla mal varlığını aklama suçu arasındaki illiyet bağının mutlak ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması gereği uyuşturucu patronlarını adeta korumaktadır. Bunu değiştireceğiz. Uyuşturucu ile mücadele mevzuatını bir araya getiren yanlış eksikleri gideren yeni ve bağımsız bir uyuşturucuyla mücadele kanunu çıkartacağız.Sadece kumar ve sanal kumarla mücadeleyi düzenleyen bir yasal düzenleme gerçekleştireceğiz.Uyuşturucu kaçakçılığını insanlığa karşı suç kapsamında tanımlayarak terör suçu ve uyuşturucu çetelerini de terör örgütü olarak tanımlayacağız.Uyuşturucu ve sanal kumar çetelerine karşı terörle mücadele hukuki yöntemlerini ve idari yöntemlerini kullanacağız.Yapılacak hukuki düzenlemeler ile uyuşturucu tacir ve çetelerinin bütün mal varlıklarına el koyarak devlete devredeceğiz. Diyelim ki 5 milyon dolarlık bir uyuşturucu sevkiyatını yakaladık ama çete liderinin mal varlığı 100 milyon dolar. Tamamına el konulacak.Uyuşturucu ve sanal kumar suçlarıyla ilgili infaz indirimi yapılmayacak. Ancak ayrı yasal düzenlemeler gerekecek. Ve bu zorlaştırılacak.Uyuşturucu örgütleriyle bağlantılı siyasetçi ve bürokratların mal varlığına el konularak hazineye devredilecek. 3. kişiler üzerine alındığı tespit edilen mal varlıklarına da el konulacak.Narkotik mali suçlar ve organize suç birimlerinin insan gücü, eğitimi ve mali kaynakları arttırılacak. Narkotik daire, en güçlü dairelerden birisi haline gelecek.Emniyet Genel Müdürlüğü’nün uyuşturucu örgütleriyle yurtdışında, diğer ülkelerin ilgili birimleriyle ortak veya bağımsız mücadele vereceği nitelikli operasyonlar yapabilmesi için imkân sağlayan hukuki düzenlemeler gerçekleştireceğiz.Organize suç örgütleri, uyuşturucu ve sanal kumar örgütlenmeleriyle ilgili cezalar ağırlaştırılacak.Özellikle İstanbul'da ilçelere bir geçiş dönemi için valilik yapmış mülki memurlar kaymakam olarak atanacak. İl Emniyet Müdürlüğü yapmış narkotik ve organize suç konusunda deneyimli İl Emniyet Müdürleri kadroları saklı olmak üzere ilçe emniyet müdürü olarak görevlendirecek. Bu mücadelenin, bu savaşın merkez üstü İstanbul'dur. İstanbul'u çetelerin elinden geri alacağız.Uyuşturucu ve sanal kumar ile mücadele konusunda bilimsel araştırma ve projelere ağırlık verilecek. Üniversiteler uyuşturucu ve sanal kumar ile mücadeleye bilimsel temel oluşturacak araştırmalara yönlenecekler.Bağımlılık ile kitlesel mücadele için klinik psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve benzer uzmanların eğitimi sağlanacak ve devlette istihdam edilecekler.Uyuşturucu ile mücadele eğitim ile başlar, tek seferlik eğitimin baştan savma eğitimlerin yerini Millî Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere değişik kurum ve kuruluşlarla bir sürekli eğitim haline getireceğiz ve gençleri, aileleri uyuşturucu çetelerine, sanal kumar çetelerine karşı eğiteceğiz.Uyuşturucu ile mücadelede denetimli serbestlik müessesesi çok ciddi şekilde denetim altına alınacak ve ağır hukuki şartlara bağlanacak. Bugün savcıya bile gitmeden serbest bırakıldıklarını biliyoruz. Bu böyle devam etmez.Tedaviyi gönüllü değil zorunlu hale getireceğiz. Eğer uyuşturucu bağımlısıysanız sadece kendiniz için değil aileniz ve toplum için de tehdit oluşturuyorsunuz. Nasıl vücuduna bomba bağlamış bir canlı bomba ‘bu benim kişisel yaşamım bu bomba patlarsa ben ölürüm bu kimseyi ilgilendirmez’ diyerek sokaklarda dolaşamaz ise bir uyuşturucu bağımlısı da ‘ben tedavi olmak istemiyorum böyle hayatımdan memnunum’ diyemez. Anne, baba veya kardeşlerinin imzasıyla zorunlu olarak tedavi edilecek.Çetelerin insan kaynağını kurutacağız. Sınırlarımızı güvenlik altına almak ve sığınmacı ve kaçakları vatanlarına geri yollamak için oluşturduğumuz Anadolu Kalesi Projemizle sınırlarımızı teröristlere, göçlere ve uyuşturucu tüccarlarına tamamen kapatacağız. Böylece dışarıdan gelen insan kaynağını sona erdireceğiz. Vatandaşlık verilmiş mafya üyelerinin tamamını vatandaşlıktan çıkartacağız. Uyuşturucuyla mücadeleyi sınır dışından yurt dışı operasyonlarla başlatacağız. Sokak çocuklarını sokaklardan okullara, yurtlara, atölyelere alarak devletin çocukları halde getireceğiz. Sokaklarımızda hiçbir sokak çocuğu kalmayacak. Hepsi Türk Devleti'nin çocukları olacak. Organize suçu örgütlerinin avlandıkları alanları örgütlere eleman devşirdikleri yerleri ilçe ilçe, cadde cadde, sokak sokak, meydan meydan, kafeterya kafeterya, lokanta lokanta biliyoruz. Onları gençlerimizin avlanma alanı olmaktan çıkartıp mafyayı avladığımız alan haline getireceğiz.Bağımlıların aileleri en büyük trajedi yaşayanlar. En büyük trajedi çocuklarını uyuşturucuya kaybedip gözlerinin önünde yok olmasını izlemek zorunda kalarak yaşıyorlar. Ve bu aileler büyük ölçüde yalnız bırakılıyorlar. Biz uyuşturucuya yavrularını kaptırmış ailelerin de yanında olacağız. Sevgili anneler, sevgili babalar, sizin yaşamış olduğunuz zorlukları hayal dahi edemeyiz. Ne kadar büyük bir ızdırap yaşadığınızı ancak tahmin edebiliriz. Bir anne bir baba çocuğunu bir hastalıkta bir kazada kaybettiği zaman veya ülke savunması sırasında şehit verdiği zaman hiç şüphesiz çok büyük bir acı yaşar. Ama siz çocuklarınızın ağır çekim ölümünü izliyorsunuz. Biz sizin yanınızda olacağız. Ve çocuklarınızı uyuşturucudan çetelerin elinden geri alıp sizlere sağlıklı evlatlar olarak vereceğiz. Size söz veriyoruz.Mevcut haliyle uyuşturucu tedavi sistemi adeta çökmüştür. Tedavi için 5-6 ay beklenmektedir. Halen mevcut yataklı tedavi sayısı bin 500 civarındadır. 2 milyona yakın bağımlılığının olduğu bir ülkede bin 500 yataklı tedavi olur mu? Birkaç merkezle sınırlı kalır mı? Hayır. Yataklı tedavi merkezlerini ve ayaktan tedavi merkezlerini bütün Türkiye'ye yayacağız. Sadece psikolojik tıbbi değil sosyolojik bir rehabilitasyon da oluşturacağız. Bu insanlarımızı Türkiye'nin gücü olarak Türkiye'ye tekrar kazanacağız. Bu mücadele bekleyecek bir mücadele değil. Bu mücadele ertelenecek bir mücadele değil. Bu mücadeleyi engellemek için çok çaba sarf eden olacaktır. İçeriden ve dışarıdan. Siyasetin içerisindeki narkotik çetelerinin uzantılarından, narkotik çetelerinden, sanal kumar çetelerinden, onların arkasındaki yabancı servislerden. Ancak bu mücadelenin engellenmesini engelleyecek Türk milleti var. Ve Türk milleti bu mücadeleye destek olacak. Türk milleti bilsin, Türkiye Zafer Partisi’yle bu mücadeleyi kazanacak. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Tertemiz bir Türkiye’de buluşma dileğiyle.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.