Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üretim Maliyetleri

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Üretim Maliyetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Maliyetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Ömer Fethi Gürer:  Borçsuz çiftçi,üretici kalmadı Haber

CHP'li Ömer Fethi Gürer: Borçsuz çiftçi,üretici kalmadı

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde yaşanan sorunların yalnızca ürün fiyatlarıyla sınırlı kalmadığını, düşük alım fiyatlarının çiftçinin borç yükünü de artırdığını söyledi. 2026 yılında geçtiğimiz yıla oranla verim ve rekoltede artış yaşandığını belirten Gürer, buna karşın üreticinin beklediği geliri elde edemediğini ifade etti. TBMM Tarım,Orman ve Köy işleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, farklı ürünlerde uygulanan düşük alım fiyatlarının üreticinin beklentilerini karşılamadığını belirterek, “2026 yılında geçtiğimiz yıla oranla verimde de rekoltede de artış gerçekleşti. Üretici, mahsulü bol olunca daha önceki yıllarda oluşan borçlarını da kapatacağını düşünüyordu. Ama öyle olmadı.Farklı ürünlerde üzümde , limonda, fındıkta, buğdayda, mercimekte, çayda,nohutta, domateste beklediği gelire üretici sahip olamadı. Bunun yansıması borç ödemede de sorunların artmasına neden oldu” ifadelerini kullandı. ÇİFTÇİNİN BANKALARA BORCU 1,5 TRİLYON LİRAYA YAKLAŞTI Çiftçinin bankacılık sektörüne olan borcunun yıllar içinde katlanarak arttığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira seviyesinde bulunan tarım sektörünün bankalara kredi borcunun, 2026 yılı Temmuz ayında 1 trilyon 492 milyar 28 milyon liraya yükseldiğini söyledi. Gürer, “2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira seviyesinde olan tarım sektörünün bankacılık sektörüne kredi borcu, 2026 yılının Temmuz ayında 1 trilyon 492 milyar 28 milyon liraya kadar yükseldi. Bu, yaklaşık 20 yılda 230 katlık bir artış olduğunu gösteriyor” dedi. Borç artışının özellikle son yıllarda hızlandığına dikkat çeken Gürer, “2022 yılının Temmuz ayında 233 milyar 33 milyon lira olan borç, 2023'te 487 milyar 45 milyon liraya, 2024'te 714 milyar 981 milyon liraya, 2025'te ise 1 trilyon 81 milyar 39 milyon liraya çıktı. Temmuz 2026'da ise 1 trilyon 492 milyar liralık bir borç oluştu" dedi. Ömer Fethi Gürer, yalnızca son bir yılda yaşanan artışın bile çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu ortaya koyduğunu belirterek, “Sadece son bir yılda çiftçinin bankalara olan borcu 411 milyar 249 milyon lira arttı. Bu da yüzde 38'lik bir artış demek. Son dört yıl içinde borç yaklaşık 6,4 kat artmış oldu.Piyasa borçları ile borçsuz çiftçi,üretici kalmadı .Borç olmadan çiftçilik zorda ” diye konuştu. ÇİFTÇİ BORCUNU KAPATMAK İÇİN YENİDEN BORÇLANIYOR Çiftçinin üretime devam edebilmek için sürekli artan girdi maliyetlerini karşılamak zorunda kaldığını belirten Ömer Fethi Gürer, üretim maliyetleri ile üreticinin elde ettiği gelir arasındaki makasın açıldığını belirterek, “Çiftçi tarlasını ekebilmek için gübre, ilaç, mazot, su,elektrik,tohum ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak zorunda. Traktör ve diğer ekipmanlarının giderleri ,bakımı da ek giderler. Sulama suyundan işçiliğine kadar giderleri her yıl artıyor. Üretim maliyetleri artarken üretimden elde ettiği ürünün geliri ise düşüyor. Borcunu kapatmaya yeni borçla devam ediyor” ifadelerini kullandı. TAKİPTEKİ ÇİFTÇİ BORÇLARI 20 YILDA 125 KAT ARTTI Çiftçinin borçlarını ödeyememesi nedeniyle takipteki kredilerde de artış yaşandığını kaydeden Ömer Fethi Gürer, takipteki borçlara ilişkin rakamlara da dikkat çekti. Gürer, “2006 yılının Temmuz ayında 211 milyon 792 bin lira olan takipteki borç miktarı, 2021'de 4 milyar 738 milyon liraya, 2025'te 8 milyar 597 milyon liraya, 2026 Temmuz'unda ise 26 milyar 602 milyon liraya yükseldi. Böylece takipteki çiftçi borçları 20 yılda yaklaşık 125 kat arttı. Yalnızca son bir yıldaki artış bile çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının somut göstergesi. Tarla haczediliyor, traktör haczediliyor. Elindeki avucundaki, ürettiği ürün haczediliyor. Hayvanı haczediliyor ve bu anlamda önemli ve ciddi sorunlar yaşanıyor” dedi. ÇİFTÇİNİN BİR YILDAKİ BORÇ ARTIŞI, TARIMSAL DESTEK BÜTÇESİNİN 2,5 KATI Çiftçinin borç yükündeki artış ile tarımsal destekler arasındaki farkın da dikkat çekici olduğunu belirten Gürer, 2025 Temmuz'u ile 2026 Temmuz'u arasındaki döneme ilişkin rakamları karşılaştırdı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2025 Temmuz'undan 2026 Temmuz'una kadar çiftçinin banka borcu 411 milyar lira artarken, 2026 yılı için açıklanan toplam tarımsal destek bütçesi 168 milyar lira seviyesinde kaldı. Kanuna göre verilmesi gereken 722 milyar lira destek yine verilmedi. Verileceği açıklanan destek ise çiftçinin sadece bir yılda artan borcu, bir yıllık tarımsal destek bütçesinin yaklaşık 2,5 katına ulaştı” dedi. Gürer, çiftçinin borç yükünün azaltılması ve tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için acil önlemler alınması gerektiğini vurguladı. ÇİFTÇİNİN FAİZ YÜKÜ SİLİNMELİ, BORÇLAR UZUN VADEYE YAYILMALI Çiftçinin kamu ve özel bankalar ile Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları için kapsamlı bir yapılandırma yapılması gerektiğini belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini de sıraladı. Gürer, “Kamu ve özel bankalar ile Tarım Kredi Kooperatiflerine olan birikmiş borçların faizleri silinmeli, ana borçlar en az 3 ila 5 yıl faizsiz olarak ertelenmeli ve uzun vadeye yayılarak taksitlendirilmelidir. Çiftçinin traktörüne, tarlasına ve tarım ekipmanlarına yönelik icra ve haciz işlemleri, üretimin devamlılığı açısından durdurulmalıdır. Üretim araçlarını kaybeden çiftçinin üretime devam etmesi mümkün değildir” diye konuştu. GİRDİ MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ, VERGİ YÜKÜ AZALTILMALI Tarımda sürdürülebilir üretim için girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mazot, gübre, tohum, elektrik ve sulama suyu başta olmak üzere temel tarımsal girdilerde vergi yükünün azaltılmasını istedi. Gürer, “Mazot, gübre, tohum, elektrik, sulama suyu ve diğer temel tarımsal girdiler üzerindeki vergi yükü de azaltılmalıdır. Üretim maliyeti düşürülmelidir. Çiftçinin ürettiği üründen para kazanabilmesi için maliyetlerin altında kalmayacak, üreticiyi koruyacak, çiftçi refahını önceleyecek bir alım politikası izlenmeli.Kamucu politikalar öne çıkarılmalıdır ” dedi. KOOPERATİFÇİLİK GELİŞTİRİLMELİDİR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda kamucu politikaların ve kooperatifçiliğin güçlendirilmesi gerektiğini belirten mevcut yaklaşımın sürdürülmesi durumunda üretimdeki sorunların daha da büyüyeceği ifade ederek, “Kamucu bir yaklaşımla kooperatifçiliğin de geliştirileceği bir sürece tarım evrilmezse, her yıl sorunlar katlanarak devam edecektir” diye konuştu.

KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci reel sektörün en büyük beklentisinin uygun maliyetli ve erişilebilir finansman olduğunu söyledi Haber

KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci reel sektörün en büyük beklentisinin uygun maliyetli ve erişilebilir finansman olduğunu söyledi

Kayseri Sanayi Odası'nın Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı; Meclis Başkanı Abidin Özkaya idaresinde, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, yüksek istişare kurulu üyeleri ve Kayseri Genç Girişimciler İcra Komitesi üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Abidin Özkaya, ekonomideki güncel gelişmeleri analiz ederek, Merkez Bankası'nın temmuz ayı faiz kararında reel sektörün beklediği faiz indirimi adımının atılmadığını belirtti. Özkaya, bu kararın düşük kur ve yüksek faiz döneminin bir süre daha süreceğine dair kuvvetli mesajlar verdiğini ifade etti. Mevcut ekonomik yaklaşımın kısa vadeli sermaye girişlerini destekleyici nitelikte olduğunu kaydeden Özkaya, yabancı sermayeye karşı olmadıklarını ancak ihtiyaç duyulan kaynağın; yatırıma, üretime, istihdama ve katma değer yaratan alanlara yönelen doğrudan yatırımlar olması gerektiğini vurguladı. Yüksek faiz ve düşük kur kıskacının en ağır yükünün üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat yapan reel sektör tarafından taşındığını belirten Özkaya, finansal kaynakların üretim yerine yüksek getiri sunan mevduat hesaplarında toplandığını ve yıllık faiz giderlerinin yatırım bütçelerini aştığını ifade etti. Kredibilitesi yüksek firmaların dahi bankaların kredi sınırları nedeniyle finansmana ulaşmakta zorlandığını dile getiren Özkaya, bu durumun sanayiciyi yeni yatırımlardan uzaklaştırarak mevcut faaliyetlerini sürdürme savaşına ittiğini kaydetti. İstihdam verilerinin de üretimdeki sıkışmışlığı kanıtladığını söyleyen Özkaya, 2025 yılı verilerine göre sanayi ve tarım sektörlerinde yaklaşık 450 bin kişilik istihdam kaybı yaşanırken, hizmetler ve inşaat sektörlerinde yaklaşık 380 bin kişilik bir artış olduğunu belirtti. Bu tablonun sanayinin ve üretimin ekonomi içindeki payının gerilediğini ortaya koyduğunu ifade eden Özkaya, üretim ekonomisinin ivedilikle güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ardından söz alan Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci; küresel ekonomideki belirsizlikler, ticaret savaşları, jeopolitik riskler ve finansal dalgalanmalara dikkat çekerek, Türkiye ekonomisinin yüksek enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikasının üretim üzerindeki etkilerini derinden hissettiğini belirtti. Enflasyonla mücadelenin kritik önemine değinen Büyüksimitci, "Enflasyonla mücadele kuşkusuz hepimizin ortak gayesidir. Fiyat istikrarı sağlanmadan kalıcı büyümenin mümkün olmadığını biliyoruz. Ancak üretim ekonomisinin ayakta tutulması da aynı derecede kritiktir. Çünkü üretimin olmadığı bir yerde ne ihracattan, ne istihdamdan ne de kalıcı bir refahtan bahsedebiliriz" dedi. Günümüzde sanayicinin sadece yüksek faizle değil; finansmana erişim zorlukları, artan üretim maliyetleri, kur baskısı, daralan iç ve dış talep ile düşen kârlılıkla mücadele ettiğini belirten Büyüksimitci, son dönemde artan iflas ve konkordato haberlerinin üretim dünyası için ciddi bir uyarı olduğu şeklinde konuştu. Sanayicinin üzerindeki finansman yüküne işaret eden Büyüksimitci, "Bugün pek çok işletmemiz elde ettiği kârı yatırımına, üretimine veya ihracatına ayırmak yerine finansman giderlerine harcamak zorunda kalıyor. Sanayicimiz alın teriyle kazanıp, kazandığını faize ödüyor" ifadelerini kullandı. "Finansman maliyetleri yatırımların önündeki en büyük engel" İSO 500 araştırması sonuçlarının da bu durumu teyit ettiğini belirten Büyüksimitci, Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarında faaliyet kârlılığının düştüğünü, finansman giderlerinin ise rekor seviyelere ulaştığını belirtti. Büyüksimitci, "Üretim yapan işletmelerimiz hayatta kalma mücadelesi verirken, finansman maliyetleri yatırımların ve büyümenin önünde en büyük bariyer haline gelmiştir. Üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat gerçekleştiren işletmelerimizin bu yükü daha fazla taşıması mümkün değildir" diye konuştu. Ekonomi programının temel hedefi olan dezenflasyon sürecine destek verdiklerini belirten Büyüksimitci, bu süreçte üretim kapasitesinin korunmasının ve sanayinin rekabet gücünün muhafaza edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Sanayicinin temel sorununun talep yetersizliği değil, finansmana erişim olduğunu vurgulayan Büyüksimitci, "Üretim kapasitemiz, sipariş alma tecrübemiz ve ihracat gücümüz mevcut. Ancak uygun maliyetli finansmana erişemeyen işletmelerimizin bu potansiyeli hayata geçirmesi her geçen gün zorlaşıyor" dedi. Üretim ekonomisini canlandıracak ek adımların atılması gerektiğini ifade eden Büyüksimitci, özellikle üretim yapan firmalar için kredi kanallarının daha erişilebilir hale getirilmesinin ve finansman yükünün hafifletilmesinin üretimin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını kaydetti.

Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık küresel enerji ve tarım üretimini endişelendiriyor Haber

Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık küresel enerji ve tarım üretimini endişelendiriyor

Enerji tedariki ve diğer kritik malların geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan güvenlik sorunları ve fiili kapama, dünya genelinde deniz taşımacılığında sıkışıklığa yol açtı. Tanker ve konteyner gemilerinin beklemeye geçmesi, Körfez’den yapılan petrol ve lojistik akışını durma noktasına getirdi. Sektör temsilcilerinden Ersoy Holding Yönetim Kurulu Üyesi Kürşat Ersoy, boğazdaki aksamanın üretim maliyetleri ve tedarik planlamasında çok katmanlı etkiler oluşturduğunu belirterek, “Son haftalarda üre fiyatlarında yüzde 30’a varan artışlar yaşanırken, potasyum ve fosfor bazlı gübre fiyatlarındaki artış yüzde 20’yi geçti. Katar’dan gaz tedarik edemeyen Hindistan ve Pakistan üretimde durma noktasına gelirken, Mısır ise yüksek maliyetli LNG pazarına yönelmek zorunda kaldı. Ayrıca dünya kükürt ticaretinin yaklaşık yarısı bu rotadan geçtiği için sülfürik asit ve sanayi üretimi de doğrudan etkileniyor” dedi. Artan girdi maliyetlerinin tarımsal üretimi de baskıladığını vurgulayan Ersoy, gübreye erişimde yaşanan zorlukların bazı bölgelerde ekim alanlarının daralmasına neden olduğunu söyledi. Bu durum, buğday, mısır ve soya gibi temel ürünlerde arz dengesini bozarak gıda fiyatlarında baskı oluşturuyor. Üretimdeki boşlukların kapanmasının ise yaklaşık üç ekim dönemine kadar sürebileceğini ifade etti. Ersoy, yaşanan lojistik aksaklıklar karşısında alternatif tedarik kaynakları, güçlü stok yönetimi ve maliyet optimizasyonunun önemine dikkat çekerek, “Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar, gübre, enerji ve lojistik maliyetleri üzerinden üretimi çok yönlü etkiliyor. Bu tür dönemlerde tedarik sürekliliği, maliyet dengesi ve uzun vadeli planlama öncelikli başlıklar olmalı” dedi.

Ali  Babacan: Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor Haber

Ali Babacan: Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan konuşmasına önceki gün vefat eden Prof. Dr. İlber Ortaylı ile geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ile Gülşah Durbay’ı anarak ve 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlayarak başladı. Manisa’nın Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Babacan, kentin sanayi ve tarımdaki potansiyeline dikkat çekti. Özellikle Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin yüzlerce fabrikaya ev sahipliği yaptığını ve on binlerce kişiye istihdam sağladığını aktaran Babacan, mevcut ekonomik koşulların sanayiciyi zorladığını belirterek, “Yüksek faizle boğuşan sanayici yatırım yapamıyor. Artan maliyetler ve bastırılan döviz kuru ile baş etmeye çalışan firmalar rekabet gücünü kaybediyor. Sanayi üretimi ve ihracat her geçen ay daha da zorlaşıyor." diye konuştu. Babacan, bugün emekli, öğrenci, asgari ücretli gibi çoğu kesimin çok zor durumda kaldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Çünkü hayat pahalı. Çünkü mutfakta yangın var. Çünkü geçim zor… Çok zor. Bakın, rakamlar da bunu söylüyor. OECD verilerine gıda enflasyonu en yüksek olan ülke Türkiye. Pandemiden bu yana ülkelerde kümülatif gıda enflasyonu ortalama yüzde 41. Bizde ise yüzde 710. Aradaki fark, kötü yönetimin farkı… Bugün dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması aylık 31 bin liranın üzerinde tutuyor. Daha kira yok, elektrik yok, doğalgaz yok, okul yok, sağlık yok, ilaç yok. Bir başka acı gerçek daha var: Türkiye’de çocukların yaklaşık üçte biri yoksulluk riski altında yaşıyor. Yani her üç çocuktan biri hayata ne yazık ki adil olmayan şartlarda başlıyor. Okula aç gidiyor veya öğün atlamak zorunda kalıyor. 15-34 yaş arası nüfus 24 milyon. 6,5 milyon genç ne işte ne de eğitimde. Yine 2025’te finans hesabı açığı 21 milyar dolardan 42 milyar dolara çıkmış. Eskiden Türkiye yatırım çeken bir ülkeydi. Sermaye bu ülkeye gelirdi. Artık Türkiye’ye gelen yatırımdan daha fazlası yurt dışına gidiyor. Ülkemizden harıl harıl sermaye çıkışı yaşanıyor.” Genel Başkan Babacan, iş dünyasının başka ülkelere gitmesi ve sermaye çıkışının temel sebebinin “güven” olduğunun altını çizdi. Babacan, “Bizim yatırımcımız, bizim iş insanımız başka ülkelerde fabrika kuruyor. Başka ülkelerde üretim yapıyor. Başka ülkelerin insanlarına iş veriyor. Peki niye? Çünkü güven yok. Ekonomik dengeler altüst oldu… Hukuka güven zedelendi… Adalet duygusu sarsıldı… İnanın, pek çok iş insanıyla konuşuyoruz, hepsinde aynı endişe var. ‘Acaba bir gün sabahın altısında benim de kapım çalınır mı? Acaba bir gün benim de mal varlığıma bir gerekçeyle el konulur mu? Acaba bir gün işlerim devam ederken şirketlerim apar topar TMSF’ye devredilir mi?’ Böyle bir korku iklimi varsa, orada yatırım olmaz arkadaşlar. Böyle bir savruk düzen varsa, sermaye risk almaz. Böyle bir ülkede ağzınızla kuş tutsanız ekonomiyi düzeltemezsiniz." ifadelerini kullandı. Manisa’nın üzüm, zeytin ve diğer tarım ürünleriyle Türkiye için stratejik öneme sahip olduğunu aktaran Babacan, artan girdi maliyetlerinin çiftçiyi zorladığına işaret ederek, “Gübre pahalı, tohum pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı. Üretim maliyetleri sürekli artıyor ama çiftçinin sattığı ürün aynı hızda değer kazanmıyor. Bu nedenle bazı çiftçiler üretimden vazgeçiyor, gençler köyde kalmak istemiyor." dedi.

162 yıllık dev Pes etti: Asırlık giyim markası iflas'ını açıkladı. Haber

162 yıllık dev Pes etti: Asırlık giyim markası iflas'ını açıkladı.

Yeni iflas haberleri gelmeye devam ediyor. 2025 yılı, pek çok tekstil ve moda devi için zorlu geçerken, bir marka daha bu kervana katıldı. 162 yıllık şirket iflasını ilan etti. Moda endüstrisinde yeni bir dönem sona eriyor. 1863 yılında kurulan ve Türkiye pazarında da önemli bir müşteri tabanına sahip olan Almanya merkezli moda devi Eterna, finansal darboğazdan çıkamayarak iflas başvurusunda bulundu. Almanya'nın en köklü tekstil markalarından biri olan Eterna, 1.5 asırlık ticaret macerasında sona geldi. 162 yıldır sektörde faaliyet gösteren ve özellikle gömlek tasarımlarıyla dünya düzeyinde tanınan bu büyük marka, mali zorlukları aşamayarak iflas başvurusu yaptı. Passau Yerel Mahkemesi'nde kabul edilen başvurunun ardından, şirketin geleceği mahkeme denetiminde yönetilecek bir yeniden yapılandırma sürecine devredildi. Şirket yönetiminin yaptığı açıklamada, artan üretim maliyetleri ve enerji fiyatlarının yönetimi zorlaştırdığı bildirildi. Pandemi döneminin başlattığı talep daralması ise markanın kârlılık yapısını olumsuz etkiledi. Eterna yönetimi, 2021'de giriştiği toparlanma hamlelerinden olumlu sonuçlar elde edemeyince, çözümü klasik iflas prosedürü yerine öz yönetim modelinde aradı. Bu modelin amacı, dış müdahale yerine şirketin kontrolü altında yeniden yapılanma sürecini sürdürmek. Sektör uzmanları; Eterna’nın karşı karşıya kaldığı bu krizin, hazır giyim sektöründeki yapısal değişimlerin bir yansıması olduğunu ortaya koyuyor. Geleneksel fiziksel mağazacılığa dayanan modeller, dijitalleşmenin hızla yayıldığı günümüzde geriliyor; Eterna gibi eski markalar ise artan işletme masrafları karşısında sıkıntıya düşüyor. 900'e yakın çalışanı olan şirketin asıl hedefi, faaliyetlerini devam ettirerek mümkün olduğunca iş gücünü korumak. Son olarak, Ocak 2025’te başlayan CEO Christian Bregovac’ın kısa bir süre sonra görevi bırakmasıyla derinleşen yönetim belirsizliği, firmanın iflas sürecine girmesinde bir diğer önemli faktör olarak göze çarpıyor. Türkiye pazarında da mağazaları olan Eterna'nın bu adımı, Avrupa'daki tekstil sektöründeki domino etkisinin sürdüğü endişelerini artırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.