Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ürdün

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Ürdün haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ürdün haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD İran’ı Vurdu mu? CENTCOM’dan Devrim Muhafızları Hedeflerine Büyük Operasyon Açıklaması Haber

ABD İran’ı Vurdu mu? CENTCOM’dan Devrim Muhafızları Hedeflerine Büyük Operasyon Açıklaması

ABD’den İran’a “Ağır” Hava Operasyonu Açıklaması Orta Doğu’da ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden yükseldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın bölgedeki Amerikan unsurlarını hedef almak amacıyla gerçekleştirdiği öne sürülen füze girişiminin ardından İran topraklarında Devrim Muhafızları Ordusu’na yönelik hava operasyonu düzenlendiğini duyurdu. CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, operasyonun 29 Temmuz Çarşamba günü ABD Doğu Yakası saatiyle 22.00’de tamamlandığı bildirildi. Açıklamada, saldırıların İran’ın askeri kapasitesini sınırlandırmayı ve bölgedeki Amerikan güçleri ile müttefiklerine yönelik tehditleri azaltmayı amaçladığı belirtildi. ABD tarafı, gerçekleştirilen operasyonu İran’ın füze saldırısı girişimine verilen doğrudan karşılık olarak nitelendirdi. Devrim Muhafızları’na Ait Kritik Tesisler Hedef Alındı CENTCOM açıklamasına göre ABD güçleri, İran içinde Devrim Muhafızları Ordusu’na ait onlarca hedefi vurdu. Operasyon kapsamında hedef alınan noktalar arasında şu unsurların bulunduğu bildirildi: Askeri komuta ve kontrol merkezleri, Balistik füze üretim ve destek tesisleri, İnsansız hava aracı (İHA) geliştirme ve üretim alanları, Kıyı gözetleme sistemleri, Deniz operasyonlarına yönelik askeri altyapılar. ABD yönetimi, saldırıların yalnızca mevcut tehdide karşı değil, İran’ın bölgedeki uzun vadeli askeri kapasitesini azaltmaya yönelik olduğunu savundu. Washington’a göre İran’ın füze, İHA ve deniz gücü alanındaki kapasitesi, Körfez bölgesindeki Amerikan birlikleri ve ticari deniz taşımacılığı açısından önemli bir tehdit oluşturuyor. İran’ın Füze Girişimi Krizi Tetikledi CENTCOM’un açıklamasına göre operasyonun nedeni, İran Devrim Muhafızları tarafından 28 Temmuz’da gerçekleştirildiği öne sürülen füze saldırısı girişimi oldu. ABD makamları, İran’dan Orta Doğu’daki Amerikan üslerine yönelik çok sayıda balistik füze fırlatıldığını ve bu füzelerin tamamının etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Washington yönetimi, bu girişimin ardından "güçlü ve caydırıcı bir yanıt" verileceğini duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump da operasyon öncesinde yaptığı açıklamalarda İran’a yönelik sert mesajlar verdi. Trump, İran’ın Amerikan güçlerini hedef alması halinde çok ağır sonuçlarla karşılaşacağını belirterek, Tahran yönetimine yönelik askeri seçeneklerin masada olduğunu ifade etti. İran’da Patlama Sesleri Bildirildi ABD saldırılarının ardından İran medyasında ülkenin farklı bölgelerinde patlama seslerinin duyulduğuna ilişkin haberler yer aldı. İran merkezli bazı medya kuruluşları, özellikle Huzistan eyaletindeki Abadan çevresinde patlamalar yaşandığını aktardı. Bunun yanı sıra Buşehr bölgesi ve Fars eyaletindeki bazı askeri noktaların da hedef alındığı yönünde iddialar gündeme geldi. İran Devrim Muhafızları’na yakın sosyal medya hesaplarında ise saldırıların bölgedeki ABD üslerinden gerçekleştirildiği ileri sürüldü. Ancak söz konusu iddiaların bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmadığı belirtildi. ABD’nin Orta Doğu’daki Askeri Varlığı Alarmda CENTCOM, Orta Doğu genelinde 50 binden fazla Amerikan askerinin görev yaptığını açıkladı. Bölgedeki ABD birliklerinin yüksek alarm seviyesinde olduğu ve yeni saldırı ihtimallerine karşı hazırlıkların sürdüğü bildirildi. ABD’nin özellikle Irak, Suriye, Körfez ülkeleri ve Doğu Akdeniz hattındaki askeri varlığı, İran ile yaşanan gerilimlerde kritik rol oynuyor. Uzmanlara göre İran ile ABD arasında doğrudan çatışma ihtimali, bölgedeki vekil güçler ve karşılıklı misilleme saldırıları nedeniyle son dönemde yeniden yükselmiş durumda. Gerilim Irak ve Körfez Bölgesine Yayılıyor ABD-İran hattındaki kriz yalnızca iki ülkeyle sınırlı kalmazken, Irak ve Körfez ülkeleri de gelişmelerin merkezinde yer aldı. Suudi Arabistan ve ABD'nin Irak'taki bazı silahlı gruplara yönelik operasyonlar gerçekleştirdiği bildirildi. Riyad yönetimi ayrıca ülkesindeki bazı enerji tesislerinin insansız hava araçlarıyla hedef alındığını duyurdu. Suudi Arabistan, saldırılardan İran ile bağlantılı olduğu belirtilen silahlı grupları sorumlu tuttu. İran’dan Ürdün’deki ABD Üslerine Saldırı İddiası Bölgedeki gerilimin bir diğer noktası ise Ürdün oldu. İran Devrim Muhafızları, Ürdün’de bulunan Amerikan üslerine yönelik füze saldırısı gerçekleştirdiğini açıkladı. Ürdün ordusu ise İran’dan gönderildiği belirtilen beş füzenin hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Bu gelişme, İran-ABD geriliminin yalnızca iki ülke sınırlarında kalmayarak müttefik ülkeleri de içine alan daha geniş bir güvenlik krizine dönüşebileceği değerlendirmelerine neden oldu. ABD-İran Krizi Nereye Gidiyor? Son gelişmeler, Washington ile Tahran arasında doğrudan askeri çatışma riskinin yeniden gündeme gelmesine neden oldu. ABD, İran’ın füze ve İHA kapasitesini hedef alarak caydırıcılık sağlamayı amaçladığını belirtirken, İran tarafının vereceği karşılık bölgedeki tansiyonun seyrini belirleyecek. Uzmanlar, özellikle Körfez’deki enerji tesisleri, ticari gemi rotaları ve ABD üslerinin önümüzdeki dönemde kriz açısından en kritik noktalar arasında yer alabileceğini değerlendiriyor. Orta Doğu’da artan askeri hareketlilik, petrol piyasaları ve küresel güvenlik dengeleri açısından da yakından takip ediliyor.

Netanyahu Gizli Uçuşla Washington'a Gitti: Trump ile Kritik Görüşme Öncesi Sürpriz Ziyaret Haber

Netanyahu Gizli Uçuşla Washington'a Gitti: Trump ile Kritik Görüşme Öncesi Sürpriz Ziyaret

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump ile yapacağı görüşme öncesinde Washington'a gerçekleştirdiği ziyaret gündeme damga vurdu. İsrail basınında yer alan haberlere göre Netanyahu, ABD'nin başkenti Washington'a gitmek üzere İsrail'in güneyinde bulunan Nevatim Hava Üssü'nden hareket etti. Ziyaretin detayları ve uçuş bilgileri, uçağın havalanmasının ardından kamuoyuna açıklandı. Netanyahu'nun uçuşu son anda doğrulandı The Times of Israel gazetesinde yer alan haberde, Netanyahu'nun ofisinin uçuş bilgisini ancak devlet uçağı havalandıktan sonra teyit ettiği belirtildi. Habere göre "Wing of Zion" (Siyon'un Kanadı) isimli devlet uçağının başlangıçta yerel saatle 11.00'de kalkması planlanıyordu. Ancak uçuş yaklaşık iki saatlik gecikmenin ardından saat 13.00 civarında gerçekleşti. Başbakanlık ofisi tarafından gecikmenin nedeni veya uçağın neden Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Havalimanı yerine askeri üs olan Nevatim'den kalktığı konusunda resmi bir açıklama yapılmadı. Netanyahu'nun ziyaretinde kendisine herhangi bir gazetecinin eşlik etmediği de aktarıldı. Trump ile kritik görüşme yapılacak Netanyahu'nun Washington ziyaretinin merkezinde ABD Başkanı Donald Trump ile yapılacak görüşmenin olduğu belirtiliyor. Görüşmede bölgesel gelişmeler, Gazze savaşı, İsrail-ABD ilişkileri ve Orta Doğu'daki güvenlik başlıklarının ele alınması bekleniyor. Washington-Tel Aviv hattındaki görüşmelerin, özellikle Gazze'deki çatışmalar ve uluslararası baskıların arttığı bir dönemde gerçekleşmesi dikkat çekiyor. Ürdün sınırında İHA alarmı Netanyahu'nun ABD ziyareti öncesinde bölgede güvenlik hareketliliği de yaşandı. İsrail ordusu, pazartesi sabahı Ürdün sınırı yakınlarında tespit edilen iki insansız hava aracının (İHA) engellendiğini duyurdu. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İHA'ların İsrail hava sahasına girmeden etkisiz hale getirildiği ve araçların nereden fırlatıldığının araştırıldığı belirtildi. Ürdün ordusu da yaptığı açıklamada, ülkeyi hedef alan iki dronun hava kuvvetleri tarafından düşürüldüğünü bildirdi. Açıklamada, olayda herhangi bir can kaybı veya maddi hasar meydana gelmediği ifade edildi. BM Genel Kurulu ve tutuklama tartışması Netanyahu'nun ABD ziyareti, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sürecindeki tartışmaların yaşandığı bir döneme denk geldi. İsrail Başbakanı daha önce yaptığı açıklamada, New York'taki BM Genel Kurulu toplantısına katılmayı planladığını duyurmuştu. Ancak New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'nin Netanyahu hakkında yaptığı açıklamalar tartışma yaratmıştı. Mamdani, Netanyahu'yu "savaş suçlusu" olarak nitelendirerek, ABD'ye giriş yapması halinde Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından çıkarılan tutuklama kararının uygulanması gerektiğini savunmuştu. Buna karşılık ABD Başkanı Donald Trump'ın, Netanyahu'nun ABD ziyareti sırasında tutuklanmayacağı yönünde güvence verdiği belirtilmişti. UCM'nin Netanyahu hakkında tutuklama kararı Uluslararası Ceza Mahkemesi, Kasım 2024'te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. Kararın gerekçesinde Gazze'deki savaş sürecinde işlendiği iddia edilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar yer almıştı. İsrail ise UCM'nin kararlarını reddederek suçlamaları kabul etmediğini açıklamıştı. Gazze savaşı uluslararası gündemde Netanyahu-Trump görüşmesi, Gazze'de devam eden savaşın uluslararası kamuoyunda yoğun şekilde tartışıldığı bir dönemde gerçekleşiyor. İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze'ye yönelik saldırılarında on binlerce kişinin hayatını kaybettiği, bölgedeki insani krizin derinleştiği bildiriliyor. Uluslararası kuruluşlar, sivillerin korunması, insani yardımların ulaştırılması ve çatışmaların sona erdirilmesi çağrılarını sürdürüyor. Washington görüşmesi yakından takip ediliyor Netanyahu'nun Trump ile yapacağı görüşmenin, ABD'nin Orta Doğu politikası açısından önemli mesajlar içerebileceği değerlendiriliyor. Görüşmeden çıkacak sonuçların, Gazze'deki savaşın seyri, bölgesel diplomasi ve İsrail'in uluslararası ilişkileri üzerinde etkili olması bekleniyor.

ABD, İran'ın saldırılarında öldürülen 3'üncü askerinin kimliğini açıkladı Haber

ABD, İran'ın saldırılarında öldürülen 3'üncü askerinin kimliğini açıkladı

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran'ın Ortadoğu'daki ABD üslerine yönelik saldırılarında yaşamını yitiren üçüncü Amerikan askerinin kimliğini kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamaya göre, hayatını kaybeden askerin Kuzey Carolina eyaletinden 30 yaşındaki Çavuş Michael Emmanuel Swinton olduğu bildirildi. Harir Üssü'ne düzenlenen saldırıda yaşamını yitirdi Pentagon'un verdiği bilgilere göre Swinton, pazar günü Irak'ın Erbil vilayetine bağlı Soran ilçesinde bulunan Harir Askeri Üssü'ne düzenlenen saldırıda hayatını kaybetti. Yetkililer, askerin ölümüne ilişkin ayrıntılı koşullar hakkında ise bilgi paylaşmadı. Aynı saldırıda görev yapan bir ABD askerinin de hafif yaralandığı ve tedavisinin sürdüğü açıklandı. Hava savunma birliğinde görev yapıyordu Pentagon kayıtlarına göre Michael Emmanuel Swinton, Kuzey Carolina'daki Fort Bragg Üssü'nde konuşlu 108. Hava Savunma Topçu Tugayı'na bağlı 55. Hava Savunma Topçu Alayı'nın 2. Taburu D Bataryası'nda görev yapıyordu. Savunma Bakanlığı, Swinton'ın ailesine gerekli bilgilendirmenin yapıldığını belirterek, olayla ilgili incelemelerin sürdüğünü kaydetti. Ürdün'deki saldırıda da iki asker ölmüştü Pentagon daha önce, Ürdün'deki ABD üssüne düzenlenen saldırıda yaşamını yitiren iki Amerikan askerinin kimliklerini de açıklamıştı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 17 Temmuz'da Ürdün'deki üsse düzenlenen saldırıda iki askerin hayatını kaybettiğini, bir askerin ise kaybolduğunu duyurmuştu. Daha sonra Pentagon, yaşamını yitiren askerlerin kimliklerinin tespit edildiğini ve olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini bildirmişti. ABD'nin kayıpları 17'ye yükseldi CENTCOM ayrıca, 18 Temmuz'da Irak'ta İran'a ait bir insansız hava aracından (İHA) kalan patlamamış mühimmatın kontrollü şekilde imha edilmesi sırasında bir ABD askerinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı. Böylece ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmalarda hayatını kaybettiği açıklanan Amerikan askerlerinin sayısı 17'ye yükseldi. Bölgede gerilim sürerken, Washington yönetimi hem Irak hem de Ürdün'deki saldırılara ilişkin soruşturmaların devam ettiğini ve güvenlik önlemlerinin artırıldığını belirtiyor.

Muhsin Rizai: ABD ve İsrail’in bölge planlarını hayata geçiremeyeceğini kanıtladık Haber

Muhsin Rizai: ABD ve İsrail’in bölge planlarını hayata geçiremeyeceğini kanıtladık

İran’ın nüfuzlu askeri ve siyasi figürlerinden biri olan eski Devrim Muhafızları Komutanı MuhsinRizai, bir mülakatta ABD ve İsrail’in Ortadoğu stratejilerini değerlendirdi. Rizai, Washington ve Tel Aviv’in bölgesel çıkarlarının birbiriyle paralel olduğunu belirterek, heriki yönetimin de bölgede yeni bir sistem dayatmak için İran’ı saf dışı bırakmayı zorunlugördüğünü iddia etti. "İran var oldukça haritayı değiştiremezler" İran'ın mevcut konumunu koruduğu müddetçe bölge haritasının değiştirilmesinin "imkansız"olduğunu savunan Rizai, "Onlar, bölgede yeni bir düzen kurabilmek için öncelikle İran'ı ortadankaldırmaları gerektiğine inanıyorlar. Gazze, Lübnan ve Suriye'ye yönelik saldırılar, asıl büyükhedefleri olan İran'ı ele geçirmek için sadece birer başlangıçtı" ifadelerini kullandı. "Trump petrolün, Netanyahu toprağın peşinde" ABD ve İsrail’in çıkarlarının "petrol ve toprak" ekseninde birleştiğini öne süren Muhsin Rizai, şuiddialarda bulundu: "İsrail; Suriye'nin güneyi, Lübnan'ın güneyi ile Ürdün ve Irak'ın bir bölümünü kapsayan dahafazla toprağı işgal etme peşinde. Donald Trump ise öncelikle İran, Körfez ve Kafkasya'dakipetrol ve gaz kaynaklarını kontrol etmek istiyor. Trump’ın bu yaklaşımı Venezuela stratejisinebenziyor; oraya da sadece petrol için odaklanmıştı." Bölgesel iş birliği çağrısı İran'ın bu planların uygulanmasına izin vermeyeceğini kanıtladığını belirten Rizai, bölgeülkelerine dış müdahalelerden bağımsız bir güvenlik iş birliği çağrısı yaptı. Rizai, "Bölge ülkeleri küresel barış ve güvenliği korumak için kendi aralarında bir birlikoluşturmalı. Ancak birlikte hareket ederek adil ve eşitlikçi bir barışı tesis edebiliriz" dedi.

Trump'tan Türkiye'ye 'İbrahim Anlaşması' çağrısı Haber

Trump'tan Türkiye'ye 'İbrahim Anlaşması' çağrısı

İran savaşını bitirmeye yönelik diplomatik girişimler sürerken ABD Başkanı Donald Trump sosyal medya hesabından yeni bir mesaj gönderdi. Trump, İran'la olası anlaşmayı İbrahim Anlaşması'na bağladı ve Türkiye dahil bölgeülkelerinden sürece katılmalarını istedi. "İran İslam Cumhuriyeti ile müzakereler iyi ilerliyor! Ya herkes için harika bir anlaşma olacak yada hiç anlaşma olmayacak ve çatışmalara eskisinden daha büyük ve güçlü şekilde dönülecek"diyen Trump, Truth Social hesabından paylaştığı mesajın devamında İbrahim Anlaşması'nadikkat çekti. İran'la bir anlaşma hâlinde Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan, Katar ve Ürdün'ün İbrahimAnlaşması'na katılmasının "zorunlu olması gerektiğini" belirten Trump, bunu yapmamanın"kötü niyet göstergesi olacağını" söyledi. İbrahim Anlaşması nedir? Trump'ın ilk döneminde, damadı Jared Kushner'in arabuluculuğunda varılan uzlaşı, öncelikleArap ülkeleri ile İsrail arasında diplomatik ve ekonomik ilişkiler kurulmasını öngörüyor. Anlaşmaya şu ana dek Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas, Sudan ve Kazakistan taraf oldu. Suudi Arabistan ve Suriye "şartlar oluşursa" anlaşmaya taraf olabileceklerini ilan etmişlerdi. Trump: Zaman bizim lehimize ABD Başkanı Donald Trump gün içinde yaptığı bir başka açıklamada da İran'la ya anlamlı biranlaşmaya varacaklarını ya da hiçbir anlaşmanın olmayacağını belirtti. Truth Social'da paylaştığı mesajda, bir anlaşma sağlanana dek İran'a yönelik deniz ablukasınınsüreceğini belirten Trump, "İran'la bir anlaşmaya varırsam, bu iyi ve düzgün bir anlaşmaolacak" ifadesini kullandı. Trump, "zamanın kendi lehlerine olduğunu" ve bu nedenle "bir anlaşma konusunda aceleetmemeleri" yönünde müzakere heyetine talimat verdiğini söyledi.

Trump: İran ile anlaşma büyük ölçüde müzakere edildi, Hürmüz açılacak Haber

Trump: İran ile anlaşma büyük ölçüde müzakere edildi, Hürmüz açılacak

Donald Trump sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Bugün Beyaz Saray’da çok sayıda ülkenin lideri ile görüştüğünü ifade den Trump şunları söyledi: “Beyaz Saray’daki Oval Ofis’teyim; az önce Suudi Arabistan’dan Veliaht Prens Muhammed bin Selman El Suud, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Muhammed bin Zayed El Nahyan, Katar Emiri Tamim bin Hamad bin Al Sani, Katar Başbakanı Muhammed Bin Abdulrahman bin Jassim bin Caber Al Sani ve Bakan Ali al-Thawadi, Pakistan’dan Mareşal Asim Münir, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, Ürdün Kralı II. Abdullah ve Bahreyn Kralı Hamad bin İsa El Halife ile İran İslam Cumhuriyeti ve barışa ilişkin bir Mutabakat Zaptı ile ilgili her konuda çok iyi bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. “Hürmüz Boğazı açılacaktır” Amerika Birleşik Devletleri, İran İslam Cumhuriyeti ve listede adı geçen diğer çeşitli ülkeler arasında nihai hale getirilmek üzere bir anlaşma üzerinde büyük ölçüde uzlaşmaya varıldı. Ayrıca, İsrail Başbakanı Bibi Netanyahu ile de bir görüşme yaptım ve bu görüşme de aynı şekilde çok iyi geçti. Anlaşmanın son aşamaları ve detayları şu an görüşülmekte olup kısa süre içinde duyurulacaktır. Anlaşmanın diğer birçok maddesine ek olarak, Hürmüz Boğazı açılacaktır. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim!”

Dünya Kupası 'na 1 ay kaldı Haber

Dünya Kupası 'na 1 ay kaldı

ABD, Meksika ve Kanada'nın ev sahipliği yapacağı turnuva için son 30 güne girilirken organizasyon tarihte ilk kez 3 ülkede 48 takımla düzenlenecek. 11 Haziran Perşembe günü Mexico City Stadı'nda Meksika ile Güney Afrika arasında oynanacak açılış maçıyla başlayacak turnuva, 6 haftalık heyecanın ardından 19 Temmuz Pazar günü, New York New Jersey Stadı'ndaki final maçıyla sona erecek. 2026 FIFA Dünya Kupası'nda 16 farklı statta, 4 farklı saat diliminde, toplam 104 maç oynanacak. Karşılaşmaların 78'ine ABD ev sahipliği yapacak. 16 stat arasında en büyüğü 94 bin kişiyle Dallas Stadı olurken, en az kapasiteye sahip stat ise 45 bin kişiyle Toronto'da yer alıyor. Bilet fiyatları, konaklama giderleri ve seyahat masrafları Yüksek bilet fiyatları, konaklama giderleri ile uzun uçuş süreleri ve seyahat masrafları nedeniyle bu yaz düzenlenecek Dünya Kupası, taraftarlar için zorlu bir turnuvaya dönüştü. FIFA'nın Dünya Kupası'nı Kuzey Amerika'daki üç ülkede organize etmesi, taraftarların potansiyel olarak binlerce kilometrelik uçak yolculuğu yapmasına neden olacak. İran'ın katılımı ABD ile savaş halindeki İran'ın Dünya Kupası'na katılımı da gündemdeki yerini koruyor. FIFA, İran'ın grup maçlarını Meksika veya Kanada'ya taşıma taleplerini reddetti ve maçların planlandığı gibi ABD şehirlerinde oynanması gerektiğini bildirdi. Türkiye D Grubu'nda yer alıyor Türkiye, D Grubu'nda ev sahibi ABD, Paraguay ve Avustralya ile karşılaşacak. 1930'daki ilk Dünya Kupası'ndan bu yana toplamda 11 kez organizasyonda boy gösteren ABD, 2026 FIFA Dünya Kupası'na turnuvanın üç ev sahibinden biri olması nedeniyle doğrudan katılım hakkı elde etti. Güney Amerika (CONMEBOL) elemelerini başarıyla tamamlayan ve 18 maçta 28 puanla 6. sırada yer alarak doğrudan katılım hakkı elde eden Paraguay, tarihindeki dokuzuncu Dünya Kupası'na katılacak. FIFA Dünya Kupası'na 7 defa katılım hakkı elde eden Avustralya, organizasyonun 48 takıma çıkarılmasıyla Asya kıtasına (AFC) verilen kontenjan artışından faydalanan ekiplerden biri oldu. Avustralya, 3. Tur C Grubu'nu 19 puanla ikinci sırada bitirerek 2026 FIFA Dünya Kupası biletini cebine koydu. Üç ülke ilk kez katılacak Dünya Kupası, geçmiş yıllardaki turnuvalara kıyasla 32 yerine 48 takım ile düzenlenecek. Katılımcı sayısının artmasıyla Yeşil Burun Adaları, Curaçao, Ürdün ve Özbekistan, tarihinde ilk kez Dünya Kupası finallerinde mücadele edecek. Mexico City Stadı tarihe geçecek Meksika'nın başkentiyle aynı adı taşıyan 83 bin kişi kapasiteli Mexico City Stadı, Dünya Kupası tarihinde 3 kez açılış maçına ev sahipliği yapan ilk stat olarak tarihe geçecek. Mexico City Stadı'nda daha önce 1970 Dünya Kupası'nın açılışında Meksika-Sovyetler Birliği (0-0), 1986 Dünya Kupası'nın açılışında ise İtalya-Bulgaristan (1-1) maçları oynanmıştı. Futbol tarihinin efsanelerinden Brezilyalı Pele'nin 1970'te kupayı kaldırdığı, Arjantinli Maradona'nın 1986'da "yüzyılın golü"nü attığı Mexico City Stadı, 2026 Dünya Kupası'nın açılışında Meksika-Güney Afrika maçına ev sahipliği yapacak.

Pakistanlı diplomat Lodhi: İran ile müzakere talebi ABD’den geldi Haber

Pakistanlı diplomat Lodhi: İran ile müzakere talebi ABD’den geldi

Pakistanlı kıdemli diplomat ve eski Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Maleeha Lodhi, İslamabad’da gerçekleşecek olan ABD-İran görüşmelerinde Pakistan’ın her iki tarafla da iyi ilişkilere sahip tek ülke olarak kritik bir "köprü" görevi gördüğünü vurguladı. Rûdaw TV’de Hevidar Zana’nın sorularını yanıtlayan Maleeha Lodhi, müzakere sürecinin perde arkasını ve bölgedeki olası senaryoları anlattı. "Pakistan taraf tutmuyor, kolaylaştırıcı rol oynuyor" Pakistan’ın taraflar arasındaki karmaşık siyasi sorunlara doğrudan müdahil olmayacağını belirten Lodhi, "Pakistan’ın rolü, her iki tarafı bir araya getirmek ve esneklik göstermelerini istemektir. Pakistan, her iki tarafın da güven duyduğu bir platform sunuyor. Ancak asıl çözüm, tarafların kendi aralarında yapacakları doğrudan görüşmelere bağlıdır" dedi. "Bölge ülkeleri savaşın kalıcı olarak bitmesini istiyor" Görüşmelerin bölgesel yansımalarına değinen Lodhi, Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri, Ürdün ve Çin gibi aktörlerin süreçten haberdar edildiğini söyledi. Lodhi, "Bölgedeki herkes bu savaşın sadece geçici bir ateşkesle değil, kalıcı olarak sona ermesini istiyor. Pakistan Dışişleri Bakanı bu kapsamda Çin’i ziyaret ederek destek istedi" ifadelerini kullandı. En büyük engel: İsrail ve Lübnan’daki saldırılar Müzakerelerin önündeki en büyük riskin İsrail’in tutumu olduğunu savunan Lodhi, şu uyarıda bulundu: "İsrail, bu barış sürecini sabote etmek isteyebilir. Özellikle Lübnan’a yönelik devam eden saldırılar, müzakere masasını sarsabilecek en büyük engeldir. Diplomasi ihtimaller sanatıdır; ABD ve İran’ın bu çatışmayı bitirmek istemesi bir fırsattır ancak dış müdahaleler süreci zorlaştırıyor." "Anlaşma zaman alacak" İslamabad’daki görüşmelerden birkaç gün içinde nihai bir sonuç beklemenin gerçekçi olmadığını ifade eden diplomat, sürecin haftalar hatta aylar sürebileceğini belirtti. Lodhi, bu süreci Suriye krizi için yürütülen Astana görüşmelerine benzeterek, bunun uzun soluklu bir diplomatik yolculuğun başlangıcı olduğunu kaydetti. İran’ın masadaki şartları Pakistanlı kıdemli diplomat, İran’ın müzakere masasında taviz vermeyeceği “kırmızı çizgilerine” de açıklık getirdi. Maleeha Lodhi’ye göre Tahran yönetimi, öncelikle ABD ve İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasına yönelik somut bir güvenlik garantisi talep ediyor. Bunun yanı sıra, İran ekonomisini felç eden yaptırımların bir an önce kaldırılması ve nükleer faaliyetler kapsamında uranyum zenginleştirme hakkının uluslararası alanda tanınması, İran tarafı için vazgeçilmez şartlar arasında yer alıyor. Lodhi ayrıca, İran’ın stratejik bir öneme sahip olan Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyet ve kontrol yetkisinden de herhangi bir geri adım atmayacağının altını çizdi. Arabuluculuk talebi ABD’den geldi Sürecin nasıl başladığına dair de bilgi veren Maleeha Lodhi, Pakistan’ın bu rolü ABD’nin talebi üzerine üstlendiğini, ardından İran’ın da buna onay verdiğini belirterek, "Bu bir Pakistan girişimi değil, ABD’nin talebiyle başlayan ve Pakistan’ın kolaylaştırıcılık yaptığı bir arka kapı diplomasisidir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.