Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uluslararası Hukuk

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Uluslararası Hukuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uluslararası Hukuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı Haber

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bölgedeki son gelişmeler ve savaşın muhtemel sonuçları ele alındı. Pezeşkiyan, AB ve bazı Avrupa ülkelerinin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına karşı "olumsuz ve taraflı" bir tutum sergilediğini belirterek, "ABD ve siyonist rejimin İran’a yönelik askeri saldırısı yalnızca İran halkına karşı benzeri görülmemiş bir suç değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünün açık ihlali ve Avrupa Birliği’nin koruma iddiasında bulunduğu tüm ilke ve kurallara yönelik bir saldırıdır" ifadelerini kullandı. İran’ın ABD ile müzakerelere "samimi ve yapıcı" bir yaklaşımla girdiğini ancak müzakereler sürerken ikinci kez saldırıya uğradığını belirten Pezeşkiyan, bunun Washington yönetiminin diplomasiye inanmadığını ve yalnızca kendi çıkarlarını dayatmayı amaçladığını gösterdiğini söyledi. "Komşu ülkeler sorumluluklarını yerine getirmedi" İran’ın meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan, "Komşu ülkelerin egemenliğine saygı duyuyoruz, onlara yönelik herhangi bir saldırı niyetimiz yok. Ancak bu ülkelerde bulunan ABD üslerinden İran’a yönelik saldırılar gerçekleştiriliyor. Söz konusu ülkeler ise topraklarının İran’a karşı kullanılmasını engelleme yönündeki uluslararası sorumluluklarını yerine getirmedi" dedi. "Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı" Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut durumun ABD ve İsrail’in "saldırgan politikalarının sonucu" olduğunu belirten Pezeşkiyan, "Hürmüz Boğazı, saldırgan taraflara ve onları destekleyenlere kapalıdır. Bu savaşta herhangi bir bahaneyle yapılacak her türlü dış müdahale tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Durumun normale dönmesi, ABD ve İsrail’in saldırılarını durdurmasına bağlı. Biz hiçbir zaman gerilim ya da savaş arayışında olmadık. Gerekli şartların oluşması ve özellikle saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvence verilmesi halinde, bu savaşın sona ermesi için gerekli iradeye sahibiz" dedi. Avrupa Birliği’ne eleştiri ve çağrı AB’nin ABD ve İsrail’in saldırıları karşısındaki sessizliğini eleştiren Pezeşkiyan, Avrupa ülkelerine çağrıda bulunarak, "Avrupa Birliği’nin ABD ve Siyonistlerin işlediği suçlar karşısındaki sessizliği üzücü ve insan hakları iddialarıyla çelişmektedir. Avrupa ülkeleri İran’a karşı yıkıcı yaklaşımlar yerine politikalarını uluslararası hukuk temelinde düzenlemelidir" ifadelerini kullandı. "Avrupa saldırıyı desteklemiyor" Costa ise görüşmede, bölgede savaş ve gerilimin sona ermesi gerektiğini vurgulayarak, bu çatışmanın küresel siyasi ve ekonomik etkilerine ilişkin endişelerini dile getirdi. Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik saldırıyı desteklemediğini ve bu durumun uluslararası hukuk kurallarına aykırı olduğunu ifade eden Costa, sorunların müzakere ve barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen yaklaşımımızı kararlılıkla sürdüreceğiz Haber

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: Diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen yaklaşımımızı kararlılıkla sürdüreceğiz

İletişim Başkanı Duran'ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde: "Bu yıl zirvemizi, 'Uluslararası sistemde kırılma, krizler, anlatılar ve düzen arayışı.' temasından anlaşılacağı üzere burada hem stratejik iletişimin teknik boyutlarını hem de uluslararası sistemin içinde bulunduğu çok boyutlu krizleri ve elbette bu krizleri derinleştiren anlatıları geniş bir çerçevede ele alacağız. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin aşılma sürecini artık geride bırakmış bulunuyoruz. Bu sürecin ardından, henüz tam olarak ne şekil alacağını bilmediğimiz yeni bir dünyaya giriyoruz. Bildiğimiz dünyanın sonundayız. Bugünün dünyasında belirsizliğin ve güvensizliğin hakim olduğunu, çifte standardın ise artık gizlenemeyecek ölçüde görünür hale geldiği bir evredeyiz. Uluslararası sistemde uzlaşı ve diplomasi giderek geri plana atılmakta, güç kullanımı ise birincil araç haline gelmektedir. Artık bu aktörler, uyuşmazlıklarını savaşarak çözmeyi; iç meselelerini ise silahlı yöntemlerle bastırmayı tercih etmektedir. Bu dönüşümün en çarpıcı yansıması ise normlar ve değerler alanında görülmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında bir daha asla denilen soykırımların, bugün adeta canlı yayınlarda gerçekleştiği, güç kullanarak toprak kazanma girişimlerinin ise açıkça ve pervasızca dile getirildiği bir dönemdeyiz. Bu tablo, çifte standardı sistematik biçimde uygulayan bir grup ülkenin iddia ettikleri ahlaki üstünlüğü aşındırmakla kalmayıp büyük ölçüde yitirmesine yol açmıştır. Gazze’de yaşananlar bunun en çarpıcı örneği oluyor. İsrail’in soykırımı karşısında uluslararası hukuk işletilememiş, sivillerin katledilmesi karşısında küresel sistem ne yazık ki suskun kaldı. Çocukların katledilmesi görmezden gelinirken, çarpıtılmış anlatılar üzerinden yeni bir algı zemini inşa edilmeye çalışıldı. Bu durum yalnızca siyasi bir başarısızlık değil, aynı zamanda derin bir ahlaki çöküştür. Türkiye, uluslararası düzenin irtifa kaybını ve bu alandaki normatif çöküşü çok önceden görmüş, bu doğrultuda defalarca güçlü uyarılarda bulunmuştur. Nitekim Suriye ve Irak’ta yaklaşan sistemik krizleri önceden öngörmüş ve gerekli uyarıları yapmıştır. Ukrayna’daki savaşta da meselenin askeri yollarla çözülemeyeceğini vurgulamış, bu nedenle diplomatik angajmanlara yönelmiştir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 'Daha adil bir dünya mümkündür' çağrısı, bu uyarıların ve küresel adalet talebinin en güçlü ifadesi olarak dünyaya yapılmış önemli bir çağrıdır. Türkiye olarak küresel krizin kronikleştiği her noktada kendimize özgü yaklaşımlar ve modeller geliştirdik. Yaklaşan kriz ve çatışmalara önce bölgemizde, ardından küresel ölçekte çözüm üretmeye gayret gösterdik ve sürdürmeye devam ediyoruz. Konvansiyonel savaşların yeniden gündeme geldiği, güç rekabetinin sertleştiği bu dönemde; diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen yaklaşımımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier: "İran savaşı siyasal açıdan felaket bir hataydı" Haber

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier: "İran savaşı siyasal açıdan felaket bir hataydı"

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Almanya Dışişleri Bakanlığı'nın 2. Dünya Savaşından sonra yeniden kurulmasının 75. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Kendisinin de Bakan olarak uzun yıllar görev yaptığı Dışişleri Bakanlığı'nın küresel sorunlara bakışına ve çözüm önerilerine ilişkin konuşan Steinmeier, İran savaşına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Steinmeier, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını ve Alman hükümetinin tutumunu eleştirerek, "Uluslararası hukuk ihlallerini, ihlal olarak adlandırmamak dış politikamızı daha inandırıcı hale getirmez. Bu savaş uluslararası hukuka göre yasadışıdır ki bunda şüphe yok" dedi. Bugüne kadar İran savaşını uluslararası hukuka göre yasa dışı olarak sınıflandırmaktan kaçınan Alman hükümetinden farklı bir tavır sergileyen Steinmeier, "Mevcut Amerikan hükümetinin dünya görüşü bizimkinden farklı. Bu görüş yerleşik kurallara, ortaklığa ve zamanla gelişen güvene hiç önem vermiyor. Bunu değiştiremeyiz. Bununla başa çıkmak zorundayız ama benim inancım budur. Bu dünya görüşünü benimsemek için hiçbir nedenimiz yok. Büyük güçler, kuralların olmadığı bir dünyada hayatta kalabilir hatta kısa vadede bundan fayda bile sağlayabilir. Ancak bu bizim için geçerli değil ve devletlerin ezici çoğunluğu için de geçerli değil" ifadelerini kullandı. "İran savaşı uluslararası hukuka göre yasa dışıdır" "Yarının dünyası, ABD ile Çin arasındaki bir ikili mücadeleden daha fazlası olmalı. Bu nedenle dış politikamızın pragmatik ve etkili olması gerekir" diyen Steinmeier, "Dış politikamız, hukuk ihlalini haklar ilkesiyle adlandırmamamızla daha ikna edici hale gelmez. Bununla Gazze Savaşı'nda zaten uğraşmak zorunda kaldık. İran Savaşı'nda da bununla uğraşmak zorundayız çünkü bu savaş, uluslararası hukuka aykırıdır. Bu savaş, ayrıca siyasi açıdan feci bir hatadır. Eğer savaşın amacı İran’ı nükleer bomba yolunda durdurmaksa bu savaş gerçekten önlenebilir, gereksiz bir savaştır" ifadelerini kullandı. "14 Temmuz 2015 tarihinde İran'ın nükleer silahlanmasının önlenmesine dönük anlaşmadan hiç bu kadar uzak olmamıştık" diyen Steinmeier, söz konusu anlaşma için "Amerikalıların İran'a karşı yapmak zorunda kalacağı bir savaşı önlüyoruz" ifadelerinin kullanıldığını ancak 2 yıl sonra, ilk görev süresinde 2018 yılında ABD Başkanı Donald Trump’ın bu anlaşmadan çekildiğini hatırlattı. "Uluslararası hukuk göz ardı edilmemeli" Trump’ın ikinci görev süresinde ise İran’da savaş yapıldığını belirten Steinmeier, "Uluslararası hukuk, başkaları yapıyorsa bizim de çıkarmamız gereken eski bir eldiven değildir. Aksine büyük güçler arasında yer almayan herkes için şimdi ve gelecekte, bazıları tarafından ihmal edilse ve ihlal edilse bile hayati önem taşır. Düzen çerçevesi, kural ve meşruiyet kaynağı olarak uluslararası hukuk, Almanya için olduğu kadar Avrupa için de önemini hiç kaybetmemiştir. Hukuk ve kuralların olmadığı bir dünyada bu Avrupa kaybolurdu. Çünkü Avrupa Birliği kendisi de kurallara dayalı bir yapıdır. Eğer büyük güçlerin dünya görüşünü kendimize mal edersek, o zaman bu yapı göz açıp kapayıncaya kadar çökecektir. Bu yüzden dış politikamızın pragmatik ve etkili olması gerektiğine inanıyorum, olması gereken yerde olmalı, olmaması gereken yerlerde ise olmamalı" diye konuştu. Küresel sorunların küresel dengeleri yeniden şekillendirdiğine vurgu yaparak son dönemde kendisinin güçlü işbirliklerini geliştirmek için bir dizi ziyaretler gerçekleştirdiğini hatırlatan Steinmeier, "Bu kapsamda Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) bölgesi, Körfez ülkeleri ve Türkiye’nin yanı sıra Kenya, Güney Afrika, Şili ve Brezilya’ya ziyaretler gerçekleştirdim. Bu ülkeler Almanya ile yakın ilişkiler kurmak istiyor. Bu devletler de Almanya gibi bağımlılıklarını azaltmayı ve uluslararası ortaklıklarını çeşitlendirmeyi hedefliyor" dedi. Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 15 Mart 1951’de yeniden kurulan ve bu yıl 75. yılını kutlayan Almanya Dışişleri Bakanlığı’nda 2005-2009 ile 2013-2017 yılları arasında Dışişleri Bakanı olarak görev yapmıştı. Steinmeier, P5+1 ülkeleri olarak adlandırılan ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa ile Almanya’nın yanı sıra Avrupa Birliği arasında İran ile 14 Temmuz 2015’te imzalanan nükleer anlaşma sürecinde de Almanya Dışişleri Bakanı olarak görev almıştı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten,Orta Doğu ve 'Özel' yorumu... CHP kendi gündemine hakim değil Haber

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten,Orta Doğu ve 'Özel' yorumu... CHP kendi gündemine hakim değil

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hem dış politikada Türkiye’nin pozisyonuna, hem de muhalefetin gündemindeki tartışmalara dair değerlendirmelere yer veren Çelik, açıklamasında, Orta Doğu’daki gelişmelere dair, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi liderliği doğrultusunda senaryoların sürekli güncel tutulduğunu vurguladı. Çelik, İran ve İsrail ile ilgili, uluslararası hukuk açısından İran'ın tamamen haksız bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, "Yeniden müzakere masasının kurulması gerekirken yapılan şey daha çok savaş uçağı istemek oluyor. İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurması kabul edilemez. Devletler devlet gibi hareket etmelidir. İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayrı meşrudur.” diye konuştu. https://t.co/hYmSjnepgj — Ömer Çelik (@omerrcelik) March 17, 2026 “Bize karşı yükselen tehditlere karşı vereceğimiz cevap merhum Akif’in İstiklal Marşı’dır" diyen Çelik, "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın. Bütün gayretimiz bunun için olacaktır.” dedi. Bu arada Ömer Çelik, gazetecilerin sorusu üzerine, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bugün 'Turpun küçüğü' olarak yaptığı basın açıklamasında Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında yönelttiği iddialara da yanıt verdi. Çelik, Özgür Özel'in günlerdir bu konuyla ilgili açıklama yapacağını söylediğini ve sürekli ertelediğini belirterek, "Bakan'ın neden hedef alındığını biliyoruz. Özel’in iddialarını defalarca icat gibi okuduğunu ve sonrasında yalan çıktığını gördük. En son savunma sanayisini hedef almıştı. Bu iş neden Özgür Özel’e düşüyor? CHP kendi gündemine hakim değil" diye konuştu. Bakan Gürlek'in mal varlığıyla ilgili olarak cevap verdiğini belirten Sözcü Çelik, "Bunların yalan olduğunu ifade etti. Havada kalan iddialar bunlar.” dedi. Özgür Özel'in Cumhuriyet tarihinde silgisi kaleminden önce biten ilk siyasetçi olduğunu ifade eden Ömer Çelik,"CHP’ye duyduğumuz saygı gereği söylüyorum; bu gidişle CHP’yi tarihten silecek" yorumunda bulundu.

Davutoğlu'ndan Minab saldırısı için uluslararası soruşturma çağrısı Haber

Davutoğlu'ndan Minab saldırısı için uluslararası soruşturma çağrısı

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile uluslararası hukuk profesörü ve Birleşmiş Milletler Filistin Özel Raportörlüğü görevinde bulunmuş Richard Falk, Küresel Vicdan Girişimi kapsamında uluslararası bir çağrı başlattı. Davutoğlu, girişimi milletvekilleri ve genel başkan yardımcılarıyla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. Hazırlanan dilekçede, ABD ve İsrail’in saldırıları sonucunda İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentinde bir okulun hedef alındığı ve 165 kız öğrencinin hayatını kaybettiği olayın uluslararası hukuk açısından doğurduğu ihlallere dikkat çekildi. Metinde, 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail tarafından İran topraklarına yönelik gerçekleştirilen askeri saldırının Birleşmiş Milletler Şartı’nda yer alan güç kullanma yasağını ihlal ettiği vurgulandı. Ayrıca Minab’daki “Şecere-i Tayyibe” ilkokulunun füze saldırısıyla hedef alındığı, saldırı sırasında sınıflarda öğrencilerin bulunduğu ve okul binasının tamamen yıkıldığı ifade edildi. Küresel Vicdan Girişimi tarafından hazırlanan dilekçede, Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri başta olmak üzere yetkili uluslararası kurumlar saldırıyla ilgili bağımsız ve etkin bir soruşturma başlatmaya davet edildi. Ayrıca evrensel yargı yetkisini tanıyan ülkelerin savcılık ve mahkemelerine de sorumlular hakkında hukuki süreç başlatma çağrısı yapıldı. Davutoğlu ve Falk’un öncülüğünde hazırlanan dilekçe, farklı ülkelerden siyaset, uluslararası ilişkiler ve hukuk alanında çok sayıda isim tarafından imzalandı. Girişimde, bir ilkokula yönelik ölümcül saldırının uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerinin açık ihlali olduğu vurgulanarak gerçeğin ortaya çıkarılması, sorumluların yargılanması ve mağdurların adalete erişiminin sağlanması için uluslararası toplumun acilen harekete geçmesi çağrısında bulunuldu.

İsrail, İran'ın dini lideri Hamaney'e yönelik suikast planlarının geçen yıldan beri yürürlükte olduğunu açıkladı. Haber

İsrail, İran'ın dini lideri Hamaney'e yönelik suikast planlarının geçen yıldan beri yürürlükte olduğunu açıkladı.

Hamaney, geçen Cumartesi başlayan ABD-İsrail ortak hava saldırısı harekatının ilk saatlerinde suikasta kurban gitti. İsrail'in N12 televizyon kanalına konuşan Katz, "Kasım ayı başlarında Başbakanla çok sınırlı bir platformda görüştük ve Başbakan, Hamaney'i görevden alma hedefini belirledi" dedi. Katz'a göre, ilk hedef 2026 yılının ortalarıydı. İranlılar, hava saldırısında hayatını kaybettiğini öğrendikten sonra Yüksek Lider Ayetullah Ali Hamaney'in ölümünden duydukları üzüntüyü dile getirdiler. Ancak bu gizli plan sonunda ABD hükümetiyle paylaşıldı ve İran'da protestoların patlak vermesinin ardından hızlandırıldı. Birleşmiş Milletler'in 4 Mart'ta yaptığı bir soruşturma, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını kınayarak, bu saldırıların BM Şartı'nı ihlal ettiğini belirtti. BM Şartı, herhangi bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanımını yasaklamaktadır. BM'nin İran'a yönelik bağımsız uluslararası soruşturma misyonu bir açıklamasında, "İran'ın bölge genelinde gerçekleştirdiği misilleme saldırılarıyla birlikte gelen bu saldırılar, BM Şartı'na aykırıdır" dedi. BM açıklamasında ayrıca, ABD ve İsrail hava saldırılarında aralarında Yüksek Lider Ayetullah Ali Hamaney'in de bulunduğu düzinelerce İranlı yetkilinin öldürülmesinin, uluslararası hukuk uyarınca kabul edilebilir bir adalet yöntemi olmadığı vurgulandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.