Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uluslararası Hukuk

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Uluslararası Hukuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uluslararası Hukuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Terörsüz Türkiye açıklaması: Silahsızlanma çalışmaları sürüyor Haber

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Terörsüz Türkiye açıklaması: Silahsızlanma çalışmaları sürüyor

Terörsüz Türkiye sürecinde çalışmalar devam ediyor AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Ömer Çelik, TBMM'de kabul edilen yasanın ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan kurulun çalışmalarına değindi. Kurulun ilk toplantısını gerçekleştirdiğini ve alt komisyonların belirlendiğini aktaran Çelik, bundan sonraki süreçte silahsızlanma, örgütün feshi ve tasfiyesine ilişkin gelişmelerin düzenli şekilde takip edileceğini ifade etti. Çelik, fesih ve tasfiye süreci tamamlandıktan sonra yasadan yararlanmanın mümkün olacağını belirterek, ilgili kurumların silahsızlanma konusunda Iraklı muhataplarıyla yoğun temas yürüttüğünü söyledi. "Demokrasi düşüncesi büyük saldırılar altında" Türkiye'nin birlik, bütünlük ve kardeşliğinin korunmasının önemine dikkat çeken Çelik, siyaset dilinin kapsayıcı olması gerektiğini ifade etti. Çelik, dünyada uluslararası hukuk ve mevcut düzenin ciddi sınamalardan geçtiğini belirterek, demokratik siyasetin ve kurallara dayalı bir kamu düzeninin korunması gerektiğini söyledi. Demokrasi düşüncesinin büyük saldırılarla karşı karşıya olduğunu savunan Çelik, siyasi tartışmalarda daha geniş bir perspektifle hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Rusya-Ukrayna savaşı ve Türk gemileri açıklaması Rusya-Ukrayna savaşının uzun süreli bir yıpratma mücadelesine dönüştüğünü belirten Çelik, çatışmaların Karadeniz'e yansımasının Türkiye açısından da ciddi risk oluşturduğunu ifade etti. Çelik, şimdiye kadar Rusya kaynaklı 8, Ukrayna kaynaklı 35 Türk işletmeli geminin hedef alındığını belirterek, sivil Türk gemilerinin hedef alınmasını kabul edilemez olarak nitelendirdi. Savaşın sona ermesi için İstanbul'da yeniden diplomatik bir zemin oluşturulması gerektiğini söyleyen Çelik, taraflar arasındaki çatışmaların daha geniş bir alana yayılmaması çağrısında bulundu. Çelik'ten İsrail ve Netanyahu hükümetine yönelik eleştiri Bölgedeki gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çelik, İsrail'in Gazze başta olmak üzere Lübnan, Suriye ve İran'a yönelik politikalarını eleştirdi. Çelik, bölgedeki istikrarsızlığın temelinde Netanyahu hükümetinin politikalarının bulunduğunu savunarak, iki devletli çözümün hayata geçirilmesini zorlaştıran adımların barış çabalarını olumsuz etkilediğini söyledi. İsrail'in eylemlerine karşı uluslararası toplumun daha somut adımlar atması gerektiğini belirten Çelik, Netanyahu hükümetinin daha saldırgan bir politika izleme ihtimaline karşı uyarıda bulundu. Mekke Anlaşması açıklaması Çelik, Mekke Anlaşması'na ilişkin değerlendirmesinde ise anlaşmanın bölge ülkelerinin kendi iradeleriyle barışın korunmasına yönelik bir girişim modeli oluşturduğunu söyledi. Yapının zaman içerisinde yeni katılımlarla genişleyebileceğini belirten Çelik, Mekke Anlaşması'nın olgunlaşması halinde bölgesel ve küresel barışa katkı sağlayabilecek bir yapıya dönüşebileceğini ifade etti. Mansur Yavaş'ın Erdoğan görüşmesi Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı kabul etmesine ilişkin soruyu da yanıtladı. Çelik, farklı siyasi partilerden belediye başkanlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan zaman zaman randevu talep ettiğini belirterek, Yavaş'ın da Ahlat dönüşünde Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan randevu istediğini ve görüşmenin Erdoğan'ın takdiriyle gerçekleştiğini söyledi. Görüşmede Ankara'nın yatırım ve altyapı ihtiyaçlarının ele alınmasının doğal olduğunu ifade eden Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın belediye başkanlığı geçmişi nedeniyle şehirlerin sorunları ve yatırımları konusunda hassasiyet taşıdığını belirtti. Çelik'ten Yunanistan'a Meis mesajı Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in açıklamaları ve Meis Adası'na yönelik ziyaret girişimi hakkında da konuşan Çelik, Atina'nın Türkiye'yi çeşitli ittifaklarla çevreleyebileceği düşüncesinin gerçekçi olmadığını savundu. Çelik, Yunanistan'ın kendi politikalarını İsrail ile ilişkiler üzerinden şekillendirmesinin Ankara'yı kuşatmaya yönelik sonuç doğurmayacağını ve bu yaklaşımın Yunanistan açısından da olumsuz sonuçlar yaratabileceğini ifade etti. 4 belediye başkanı AK Parti'ye katıldı MKYK toplantısının ardından 4 belediye başkanının AK Parti'ye katıldığı da açıklandı. Parti Sözcüsü Çelik, İzmir Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, Kayseri Akkışla Belediye Başkanı Mustafa Dursun, Kayseri Felahiye Belediye Başkanı Şeref Güleser ve Muş Merkez Sungu Belde Belediye Başkanı Burhan Sayılgan'ın AK Parti saflarına katıldığını duyurdu. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partiye katılan 4 belediye başkanına düzenlenen törende rozetlerini taktı.

Türkiye ve 7 ülkeden İngiltere’nin İsrail işgal yerleşimleri kararına destek Haber

Türkiye ve 7 ülkeden İngiltere’nin İsrail işgal yerleşimleri kararına destek

Sekiz ülkenin dışişleri bakanları tarafından yayımlanan ortak açıklamada, İngiltere’nin yasa dışı İsrail yerleşimlerinden mal ithalatını yasaklama ve bu yerleşimlerle bağlantılı hizmetlere kısıtlama getirme kararının, uluslararası hukuka uygun benzer adımların önünü açması temenni edildi. Uluslararası topluma somut adım çağrısı Ortak açıklamada, İngiltere’nin kararının yanı sıra Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç ve İngiltere tarafından yayımlanan iki devletli çözüme ilişkin ortak bildiriye de destek verildi. Bakanlar, uluslararası topluma işgal altındaki Filistin topraklarında yasa dışı yerleşimlerin desteklenmesine veya genişletilmesine katkı sağlayan faaliyetlerin sona erdirilmesi amacıyla somut tedbirler alma çağrısında bulundu. Açıklamada, yerleşim faaliyetlerinde bulunan kuruluşlar ve bu faaliyetlere dahil olan kişilerin hesap verebilirliğinin sağlanmasının önemine dikkat çekildi. BM Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararına vurgu Ortak açıklamada, devletlerin uluslararası hukuk kapsamında İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında oluşturduğu hukuka aykırı durumu tanımama ve bu durumun devamına yardımcı olmama yükümlülüğüne vurgu yapıldı. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararı ile Uluslararası Adalet Divanı’nın 19 Temmuz 2024 tarihli istişari görüşüne atıfta bulunuldu. Bakanlar ayrıca İsrail’e, yerleşim faaliyetleriyle bağlantılı olarak aldığı tedbirleri geri çekmesi ve işgal altındaki Filistin topraklarının coğrafi ve demografik yapısını değiştirmeye yönelik uygulamalara son vermesi çağrısını yineledi. "İki devletli çözüm tek uygulanabilir yol" Açıklamada Gazze Şeridi’nin işgal altındaki Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanması, insani durumun iyileştirilmesi ve yeniden imar çalışmalarının yürütülmesi gerektiği belirtildi. Bakanlar, kalıcı ve kapsamlı barışın sağlanmasının yolunun iki devletli çözümden geçtiğini ifade etti. Bu çerçevede, 4 Haziran 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti'nin kurulması gerektiği vurgulandı. Sekiz ülkenin ortak açıklamasında, uluslararası hukuk ve ilgili Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda iki devletli çözümün hayata geçirilmesinin bölgede adil, kalıcı ve kapsamlı barış için temel yol olduğu belirtildi.

Hakan Fidan: İttifakımızın resmi adı Mekke Savunma İttifakı Haber

Hakan Fidan: İttifakımızın resmi adı Mekke Savunma İttifakı

Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu'nun yanı sıra Pakistan ve Suudi Arabistan'dan yetkililer katıldı. Gemi kazasında hayatını kaybedenleri andı Bakan Fidan, açıklamasının başında KKTC'nin Girne açıklarında meydana gelen gemi kazasında hayatını kaybedenler için başsağlığı mesajı verdi. Hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına, Türkiye'ye ve KKTC halkına taziye dileklerini ileten Fidan, kazada yaralananlara da acil şifa temennisinde bulundu. “Yeni bir güvenlik ve iş birliği mimarisi” Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026'da Mekke'de Ortak Savunma Anlaşması'nın imzalandığını hatırlatan Fidan, anlaşmanın bölgesel sahiplenme anlayışının bir sonucu olduğunu söyledi. Bölge ülkelerinin güvenlik, istikrar, refah ve kalıcı barış için ortak hareket etmesinin önemli bir ihtiyaç haline geldiğini belirten Fidan, anlaşmayla yeni bir bölgesel güvenlik ve iş birliği mimarisinin oluşturulması sürecinin başladığını ifade etti. Fidan, bölgeye dışarıdan getirilen çözüm arayışlarının her zaman sorunlara çözüm üretmediğini, aksine zaman zaman ağır sonuçlara yol açtığını dile getirdi. “Resmi adı Mekke Savunma İttifakı” Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin ilk toplantısında anlaşmanın uygulanması ve kurumsal yapının oluşturulması için atılacak adımların ele alındığını belirten Fidan, ittifakın resmi ismi konusunda da mutabakata varıldığını açıkladı. Fidan, şu değerlendirmede bulundu: “İttifakımızın resmi adı Mekke Savunma İttifakı.” Anlaşma kapsamında kurulması planlanan sekretaryanın Riyad'da faaliyet göstermesinin öngörüldüğünü aktaran Fidan, ilk genel sekreterin Pakistanlı olması yönünde daha önce mutabakata varıldığını söyledi. Toplantıda, ittifakın kurumsallaşma sürecinde bundan sonra hangi adımların ne zaman atılacağına ilişkin ön kararların alındığını belirtti. “Herhangi bir devlete karşı değil” Mekke Savunma İttifakı'nın savunma temelli bir yapı olduğunu vurgulayan Fidan, ittifakın devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı ile iç işlerine müdahale etmeme gibi uluslararası hukuk ilkelerine dayandığını ifade etti. İttifakın belirli bir devleti hedef almadığını kaydeden Fidan, temel ilkeleri benimseyen bölgedeki diğer devletlere de açık olduğunu söyledi. Mekke Savunma İttifakı'nın barışçıl vizyonunun, aynı ilkeleri paylaşan dost ülkelerin katılımıyla geliştirilmesinin ortak hedef olduğunu dile getirdi. NATO ve diğer anlaşmaların alternatifi değil Bakan Fidan, yeni ittifakın Türkiye'nin NATO başta olmak üzere mevcut uluslararası ittifak ve anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığının da altını çizdi. Mekke Savunma İttifakı'nın mevcut yükümlülüklerin yerine geçen bir yapı olmadığını belirten Fidan, yeni oluşumun mevcut iş birliği mekanizmalarını tamamlayıcı nitelikte olduğunu ifade etti. Fidan, Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi'nin ilk toplantısıyla Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın bölgesel barış, güvenlik ve istikrar konusunda sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını ortaya koyduklarını belirterek, dost ülkelerle yakın iş birliği ve koordinasyonun sürdürüleceğini kaydetti.

MSB'den DSG'nin feshi açıklaması: 'Tek devlet, tek ordu anlayışı açısından önemli' Haber

MSB'den DSG'nin feshi açıklaması: 'Tek devlet, tek ordu anlayışı açısından önemli'

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları, Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) feshedilerek Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesine yönelik gelişmeleri, Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Afyonkarahisar'da düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından MSB kaynakları, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. ABD merkezli danışmanlık şirketiyle yapılan sözleşme MSB ile ABD merkezli bir danışmanlık şirketi arasında imzalandığı belirtilen hizmet sözleşmesine ilişkin soruya kaynaklar, çalışmanın Türkiye ile ABD arasında gelişen ilişkilere katkı sunmayı hedeflediğini bildirdi. Açıklamada, savunma ve güvenlik alanındaki kurumsal diyaloğun güçlendirilmesi ile Türkiye'nin görüş ve önceliklerinin ilgili muhataplara doğru şekilde aktarılmasının amaçlandığı belirtilerek, söz konusu çalışmanın profesyonel bir yaklaşımla hazırlanan ortak stratejinin ürünü olduğu ifade edildi. 'Terörsüz Türkiye' sürecinde dört alt komisyon Çözüm sürecine ilişkin sorular üzerine, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in de görev aldığı Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştirdiği belirtildi. Çalışmaların yürütülmesine ilişkin usul ve esasların ele alındığı toplantıda dört alt komisyon kurulmasının kararlaştırıldığı aktarıldı. Alt komisyonların oluşturulmasına yönelik çalışmaların ilgili kurumlarla koordinasyon halinde sürdüğü kaydedildi. MSB kaynakları, "Terörsüz Türkiye" sürecinin sağlıklı ve istikrarlı biçimde ilerlemesinin önem taşıdığını vurguladı. Bakanlığın, terör örgütü ve bağlantılı yapıların fiili varlıklarının sona erdiğinin, ellerindeki silah ve mühimmatın tamamının teslim edildiğinin tespit ve teyidine yönelik görevlerini ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdüreceği belirtildi. Türkiye-Suriye işbirliği ve DSG'nin entegrasyonu DSG'nin feshi ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyonuna ilişkin soruyu yanıtlayan MSB kaynakları, bu gelişmenin Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması ile "tek devlet, tek ordu" anlayışının güçlendirilmesi bakımından önemli olduğunu ifade etti. Söz konusu gelişmelerin memnuniyetle karşılandığı belirtilirken, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'deki olumlu sürecin ülke geneline yayılması ve istikrarın kalıcı hale getirilmesi için desteğini sürdüreceği kaydedildi. TSK'nın mevcut askeri işbirliği anlaşması çerçevesinde, Suriye ordusunun özellikle terörle mücadele alanındaki kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarına da destek vermeye devam edeceği bildirildi. İsrail ile çatışmazlık mekanizması MSB, İsrail'in Suriye'ye yönelik hava saldırılarının yakından takip edildiğini ve bu saldırıların bir an önce sona ermesi gerektiğini vurguladı. ABD makamlarının Suriye'yi de kapsayacak şekilde bir çatışmasızlık mekanizması kurulmasına yönelik girişimleri hakkında yapılan açıklama ve haberlerin de takip edildiği belirtildi. Bakanlığa bu konuda şu ana kadar resmi bir talep iletilmediği, böyle bir talebin gelmesi halinde konunun ilgili makamlarla koordinasyon içinde değerlendirileceği ifade edildi. Kerpe Adası'ndaki Patriot sistemine ilişkin değerlendirme Yunanistan'ın Kerpe Adası'nda konuşlu Patriot hava savunma sistemine ilişkin soruya da yanıt veren MSB kaynakları, gayriaskeri statüdeki adaların hukuki durumunun 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmaları ile düzenlendiğini hatırlattı. Yunanistan'ın söz konusu adaları anlaşmalara aykırı şekilde silahlandırmasının hukuka aykırı olduğu görüşünü yineleyen Bakanlık, Patriot sistemlerinin Kerpe'den Girit'e taşınması kararını mevcut uygulamadan geri dönülmesi yönünde olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Türkiye'nin, bölgede barış ve istikrara katkı sağlayacak, uluslararası hukuk ve anlaşmalardan doğan yükümlülüklere uygun yapıcı adımları desteklemeyi sürdüreceği belirtildi. Rodos'a İHA üssü iddiası Rodos Adası'na insansız hava aracı üssü kurulacağı yönündeki iddialar da MSB'nin gündemindeydi. Bakanlık kaynakları, Rodos'un gayriaskeri statüsünün uluslararası anlaşmalarla açık ve bağlayıcı şekilde düzenlendiğini belirterek, bu statüyü ihlal edecek girişimlerin Yunanistan'ın uluslararası yükümlülükleriyle bağdaşmayacağını ifade etti. Rodos'ta İHA üssü kurulmasına yönelik olası bir adımın, adanın gayriaskeri statüsünün ihlali anlamına geleceği ve Ege'de barış, istikrar ile iyi komşuluk ilişkilerine zarar verebileceği değerlendirmesinde bulunuldu. Türkiye'nin, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve menfaatlerini korumaya ve bu doğrultuda gerekli tedbirleri almaya devam edeceği vurgulandı.

Hürmüz Boğazı’nda Yeni Dönem: İran ve Umman Geçici Deniz Koridoru İçin Anlaştı Haber

Hürmüz Boğazı’nda Yeni Dönem: İran ve Umman Geçici Deniz Koridoru İçin Anlaştı

İran ve Umman, Hürmüz Boğazı’nda güvenli deniz ulaşımının yeniden sağlanması amacıyla aşamalı bir çerçeve üzerinde mutabakata vardı. Plan kapsamında geçici ortak denizcilik koridoru oluşturulması ve boğazdaki mayınların temizlenmesi için ortak çalışma yürütülmesi öngörülüyor. İran ile Umman, küresel enerji taşımacılığı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden güvenli şekilde yürütülmesi için önemli bir adım attı. Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi’nin Tahran ziyareti sırasında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından iki ülke, geçici bir denizcilik koridoru oluşturulmasını içeren aşamalı bir çerçeve üzerinde ilerleme sağladı. İki ülkenin ortak açıklamasında, güvenli seyrüseferin yeniden başlatılması için teknik çalışmaların sürdürüleceği belirtildi. Hürmüz’de geçici koridor oluşturulacak İran ve Umman tarafından üzerinde çalışılan düzenlemenin temel unsurlarından biri, Hürmüz Boğazı üzerinden ortak geçici bir denizcilik koridoru oluşturulması. Taraflar ayrıca boğazdaki mayınların temizlenmesine yönelik ortak bir projenin uygulanması konusunda da mutabakata vardı. Bu adımların, son dönemde bölgede yaşanan çatışmaların deniz ulaşımı üzerindeki etkilerini azaltması ve ticari gemilerin daha güvenli şekilde seyretmesini sağlaması hedefleniyor. Umman Dışişleri Bakanı Busaidi, görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada geçici koridorun ve güvenli deniz ulaşımına yönelik pratik düzenlemelerin kısa süre içinde duyurulmasını umduğunu belirtti. Kalıcı güzergah için müzakereler devam edecek İki ülke arasındaki anlaşma yalnızca geçici koridorla sınırlı kalmayacak. İran ve Umman, kalıcı bir denizcilik koridorunun oluşturulması ve Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki yönetimine ilişkin düzenlemeler üzerinde teknik görüşmeleri sürdürme kararı aldı. Plan kapsamında bilgi paylaşımı, deniz trafiğinin yönetimi ve ilgili denizcilik ile güvenlik hizmetlerinin sağlanmasına yönelik ortak bir mekanizma oluşturulması da gündemde. Taraflar ayrıca Körfez sularına kıyısı bulunan diğer bölge ülkeleriyle ortak görüşmeler yapılmasının önemine dikkat çekti. Ortak açıklamada uluslararası hukuka uyulması ve kıyı devletlerinin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerektiği vurgulandı. Haftalardır teknik görüşmeler yürütülüyordu İran ve Umman arasında Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin nasıl düzenleneceğine ilişkin görüşmeler haftalardır devam ediyordu. İran Dışişleri Bakanlığı daha önce müzakerelerde ilerleme sağlandığını ve iki ülkenin gemilerin kullanacağı güzergâh konusunda bir harita üzerinde anlaşmaya yaklaştığını açıklamıştı. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de geçici düzenlemeye ilişkin teknik görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. Umman ise haziran ayında Uluslararası Denizcilik Örgütü ile koordinasyon halinde, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş için geçici bir denizcilik koridoru seçeneğinin oluşturulduğunu duyurmuştu. Geçici düzenleme henüz nihai çözüm değil İran ve Umman'ın ortak açıklaması, Hürmüz Boğazı'nda deniz ulaşımının tamamen normale döndüğü anlamına gelmiyor. Taraflar, geçici koridorun ardından kalıcı bir sistem üzerinde çalışmaya devam edecek. Ortak açıklamada geçici koridorun kesin coğrafi güzergahı ve daha önce gündeme gelen geçiş düzenlemelerinin tüm ayrıntıları açıklanmadı. Bu nedenle yeni düzenlemenin, boğazdaki deniz trafiğinin uzun vadeli yönetimine ilişkin müzakerelerin ilk aşaması olduğu değerlendiriliyor. Geçiş ücretleri konusunda netlik yok İran'ın daha önce Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler için çeşitli hizmet ve geçiş ücretleri üzerinde çalıştığı yönünde açıklamalar yapılmıştı. Ancak İran ve Umman'ın son ortak açıklamasında belirli bir ücret oranına yer verilmedi. Umman ise daha önce Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımının uluslararası hukuk ve seyrüsefer özgürlüğü ilkeleri çerçevesinde sürdürülmesini savunmuştu. Dolayısıyla geçici koridorun uygulanmasıyla birlikte ücretlendirme, güvenlik hizmetleri ve gemi trafiğinin yönetimi gibi başlıkların da ilerleyen teknik görüşmelerde netleşmesi bekleniyor. Hürmüz Boğazı neden önemli? Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Körfezi'ni birbirine bağlayan ve dünya enerji ticareti açısından stratejik öneme sahip bir deniz geçiş noktası. Boğazda güvenli deniz ulaşımının yeniden sağlanmasına yönelik İran-Umman mutabakatı, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkiler açısından değil, küresel enerji ve deniz taşımacılığı açısından da yakından takip ediliyor. İran ve Umman'ın yeni düzenlemeyi uygulamaya koymasının ardından, bölgedeki diğer kıyı ülkeleriyle yapılacak görüşmelerin ve kalıcı denizcilik sistemine ilişkin teknik müzakerelerin sürecin geleceğini belirlemesi bekleniyor.

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi” Haber

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi”

Ürdün, Katar ve Kuveyt, İsrail savaş uçaklarının Suriye’nin İdlib kentindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıyı sert sözlerle kınadı. Üç ülke, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu belirterek İsrail’e bölgedeki eylemlerine son verme çağrısında bulundu. Ürdün: “Uluslararası hukuka aykırı” Ürdün Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na yönelik saldırısının Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bir ihlal olduğunu açıkladı. Saldırıyı “gerekçesiz düşmanca saldırı” olarak nitelendiren Amman yönetimi, operasyonun uluslararası hukukla bağdaşmadığını vurguladı. Açıklamada, İsrail’in Suriye’nin güvenliğini ve istikrarını hedef alan saldırılarını durdurması gerektiği belirtildi. Katar: “Bölgeyi gerilim sarmalına sürüklüyor” Katar da İsrail’in İdlib’e yönelik saldırısını kınadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün yanı sıra uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık bir ihlali olduğunu ifade etti. Doha yönetimi, İsrail’in bölge ülkelerinin egemenliğini ihlal etmeye devam etmesinin bölgesel güvenlik açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Açıklamada ayrıca uluslararası düzeyde hesap verebilirlik ve caydırıcılık mekanizmalarının yetersiz kalmasının İsrail’in benzer eylemlerini sürdürmesine zemin hazırladığı savunuldu. Katar, mevcut tablonun bölgeyi daha geniş bir çatışma ve gerilim ortamına sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Kuveyt: “Saldırılar durdurulmalı” Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da Ebu Zuhur Havaalanı’na yönelik saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu bildirdi. İsrail’in Suriye’ye yönelik tekrarlanan saldırılarının bölgesel güvenliği olumsuz etkilediğini belirten Kuveyt, uluslararası topluma bu saldırıların durdurulması için sorumluluk üstlenme çağrısı yaptı. Kuveyt ayrıca Suriye’nin toprak bütünlüğü, güvenliği ve istikrarına yönelik desteğinin devam edeceğini açıkladı. İsrail-Suriye gerilimi yeniden gündemde Ebu Zuhur Havaalanı’na düzenlenen saldırı, İsrail ile Suriye arasındaki güvenlik geriliminin yeniden tırmandığı bir dönemde gerçekleşti. Ürdün, Katar ve Kuveyt’in açıklamaları, İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına yönelik bölgesel tepkilerin arttığını gösterirken, özellikle Suriye’nin egemenliği ve bölgesel istikrar başlıkları öne çıktı.

Rusya ve Myanmar arasında 12 yeni anlaşma imzalandı Haber

Rusya ve Myanmar arasında 12 yeni anlaşma imzalandı

Kremlin Sarayı'nda gerçekleştirilen törende, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Myanmar Devlet Başkanı Min Aung Hlaing'in görüşmesinin ardından iki ülkenin bakanlık ve kurumları arasında çeşitli anlaşmalar imzalandı. İmzalanan belgeler arasında yaptırımlara karşı koymayı öngören ortak bildiri ile enerji, petrol ve doğal gaz, radyo-elektronik endüstrisi, dijital teknolojiler, uzay, eğitim, kültür ve iletişim alanlarında işbirliği memorandumları ve protokoller yer aldı. Putin: Ekonomik işbirliğine önem veriyoruz Putin, Rusya-Myanmar ilişkilerinin gelişmeye devam ettiğini belirterek ekonomik işbirliğine önem verdiklerini söyledi. Rus lider, iki ülke arasında istikrarlı finansal ödeme kanallarının oluşturulduğunu ve ticari işlemlerin yaklaşık üçte ikisinin Rus rublesiyle gerçekleştirildiğini ifade etti. Enerji alanındaki işbirliğine de değinen Putin, Myanmar'ın güneyinde enerji santrali ve petrol rafinerisi inşasının gündemde olduğunu açıkladı. Putin ayrıca Myanmar'a sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatı, ülkenin güney kıyısında liman inşası ve daha önce üzerinde anlaşmaya varılan nükleer santral projesi konusunda çalışmaların sürdüğünü belirtti. Askeri işbirliği de gelişiyor Rusya ile Myanmar arasındaki askeri-teknik işbirliğinin de geliştiğini söyleyen Putin, iki ülkenin ortak askeri tatbikatlar düzenlediğini kaydetti. Rus lider, dış politika alanında iki ülkenin yaklaşımlarının örtüştüğünü belirterek uluslararası hukuk, egemenlik ve içişlerine müdahale etmeme ilkelerine vurgu yaptı. Putin ayrıca Myanmar'ın Rusya'nın Vladivostok kentinde yakın zamanda başkonsolosluk açacağını bildirdi. Hlaing: Parlamentolar arası ilişkileri de genişleteceğiz Myanmar Devlet Başkanı Min Aung Hlaing ise Rusya ile ilişkilerin güven temelinde geliştiğini belirtti.

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu Haber

Mekke'de tarihi anlaşma: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma mekanizması kurdu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma ve güvenlik alanındaki ilişkileri yeni bir seviyeye taşıyan Ortak Savunma Anlaşması imzalandı. Mekke'de gerçekleştirilen temaslar sırasında imzalanan anlaşmayla üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin kurumsal bir zemine taşınması ve kolektif caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Anlaşma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman'ın daveti üzerine gerçekleştirdiği Mekke ziyareti sırasında imzalandı. Görüşmelerde Erdoğan'ın yanı sıra Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de yer aldı. Üç ülke arasındaki anlaşma, bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı. Erdoğan: "Hiçbir ülkeyi hedef almıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın ardından yaptığı açıklamada, yeni savunma mekanizmasının temelinde kolektif caydırıcılık bulunduğunu belirtti. Erdoğan, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını özellikle vurgularken, bölgenin huzur, refah ve istikrarına katkı sağlayacak diğer kardeş ülkelerin de bu iş birliğine katılımına açık olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı'nın açıklamasında, anlaşmanın yalnızca askeri bir iş birliği çerçevesi olmadığı mesajı da öne çıktı. Güvenlik ve savunma alanındaki ilişkilerin geliştirilmesinin yanı sıra savunma sanayisinde ortak projeler oluşturulması ve terörizmle mücadelede koordinasyonun artırılması hedefleniyor. BM Şartı'nın 51. maddesine vurgu Anlaşmanın dikkat çeken unsurlarından biri de Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesine yapılan atıf oldu. Erdoğan, Mekke'de imzalanan anlaşmanın devletlerin savunma hakkını teyit ettiğini belirtti. Bu yaklaşım, üç ülke arasındaki savunma iş birliğinin uluslararası hukuk temelinde şekillendirileceği mesajını taşıyor. Anlaşmanın "savunma odaklı" bir iş birliği niteliği taşıdığı ve herhangi bir ülkeye karşı oluşturulmadığı vurgusu da bu çerçevede önem kazanıyor. Suudi Arabistan: Stratejik ilişkilerin derinliğini gösteriyor Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan da anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bin Ferhan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nın üç ülke arasındaki kardeşlik ve stratejik ilişkilerin ulaştığı seviyeyi gösterdiğini belirtti. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bin Ferhan, anlaşmayı üç ülkenin savunma iş birliği sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Suudi Bakan, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit eden zorluklara karşı üç ülkenin güç birliği yapma yönündeki ortak iradesinin anlaşmayla somutlaştığını ifade etti. "Bölgenin tamamı üzerinde olumlu etki oluşturacak" Bin Ferhan'ın açıklamasında ekonomik ve sosyal istikrar da savunma anlaşmasının dolaylı hedefleri arasında gösterildi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, anlaşmanın bölgenin tamamında olumlu bir etki oluşturmasını beklediklerini belirterek, güvenliğin güçlendirilmesinin kalkınma ve refah açısından yeni fırsatlar ortaya çıkarabileceğini vurguladı. Bu yaklaşım, Mekke Anlaşması'nın yalnızca askeri kapasite oluşturmayı değil, güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi amaçladığı yönünde bir çerçeve ortaya koyuyor. Savunma sanayisinde yeni ortaklıklar gündeme gelebilir Anlaşmanın Türkiye açısından önemli başlıklarından biri savunma sanayisi olacak. Türkiye'nin insansız hava araçları, hava savunma sistemleri, zırhlı araçlar, elektronik harp ve farklı savunma teknolojilerinde geliştirdiği kapasite, Suudi Arabistan ve Pakistan'la yürütülen mevcut iş birliklerinin genişletilmesi açısından önemli bir zemin oluşturuyor. Anlaşmayla birlikte üç ülkenin ortak savunma projeleri geliştirmesi, teknoloji ve deneyim paylaşımını artırması ve savunma sanayisindeki karşılıklı bağımlılığı güçlendirmesi beklenebilir. Pakistan'ın Güney Asya'daki stratejik konumu ile Suudi Arabistan'ın Körfez bölgesindeki ağırlığı, Türkiye'nin NATO üyeliği ve bölgesel savunma kapasitesiyle birleştiğinde ortaya farklı coğrafyaları birbirine bağlayan bir iş birliği modeli çıkıyor. Bölgesel güvenlik açısından yeni denklem Mekke'de imzalanan anlaşmanın zamanlaması da dikkat çekiyor. Ortadoğu'da devam eden çatışmalar, Körfez güvenliği, terör tehdidi ve küresel güç rekabeti, bölge ülkelerinin savunma kapasitelerini yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın ortak savunma mekanizması oluşturması, bu ortamda üç ülkenin güvenlik politikaları arasında daha güçlü koordinasyon kurulmasını sağlayabilir. Ancak Erdoğan ve Suudi Arabistan tarafının anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurgulaması, mekanizmanın doğrudan yeni bir askeri blok şeklinde konumlandırılmadığını gösteriyor. Erdoğan'dan diplomasi mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma anlaşmasının yanı sıra Türkiye'nin bölgesel krizlere yönelik diplomatik yaklaşımını da yineledi. Türkiye'nin çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesine yönelik politikasını sürdüreceğini belirten Erdoğan, bölgesel sahiplenme vizyonunun devam edeceğini ifade etti. Bu mesaj, Türkiye'nin bir taraftan savunma ve caydırıcılık kapasitesini artırırken diğer taraftan diplomatik çözüm arayışlarını koruyacağına işaret ediyor. Mekke Anlaşması'nın geleceği merak ediliyor Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, üç ülkenin savunma ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Kolektif caydırıcılık, savunma sanayisi, terörle mücadele ve ortak güvenlik anlayışı anlaşmanın temel başlıklarını oluştururken, mekanizmanın ilerleyen dönemde hangi somut projelerle destekleneceği önem kazanacak. Suudi Arabistan'ın anlaşmayı üç ülke arasındaki stratejik ilişkilerin derinliğinin göstergesi olarak tanımlaması ve Türkiye'nin anlaşmanın diğer kardeş ülkelere açık olduğunu açıklaması, Mekke'de başlayan bu yeni iş birliği modelinin ileride daha geniş bir bölgesel çerçeveye taşınabileceği mesajını veriyor.

MSB'den peş peşe kritik açıklamalar: Terörle mücadele, NATO ve YAŞ gündemi Haber

MSB'den peş peşe kritik açıklamalar: Terörle mücadele, NATO ve YAŞ gündemi

Millî Savunma Bakanlığı (MSB), Ankara'daki Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Gazi Fişek Fabrikası'nda düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt içi ve sınır ötesindeki faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, toplantıda yaptığı açıklamada terörle mücadele operasyonlarının kararlılıkla sürdüğünü, hudut güvenliği çalışmalarının aralıksız devam ettiğini ve savunma sanayisinde yeni yatırımlarla üretim kapasitesinin artırılacağını söyledi. MKE'nin üretim kapasitesi büyüyor Toplantının MKE Gazi Fişek Fabrikası'nda gerçekleştirilmesine dikkat çeken Aktürk, MKE'nin Türkiye'nin savunma sanayisindeki en stratejik kuruluşlardan biri olduğunu belirtti. Aktürk, MKE'nin 2023-2027 dönemini kapsayan 1,5 milyar dolarlık yatırım programı kapsamında üretim hatlarını modernize edeceğini, Kırıkkale, Samsun ve Kırşehir'de kurulacak yeni tesislerle kritik silah, mühimmat ve kimyasal üretim kapasitesinin önemli ölçüde artırılacağını ifade etti. Son bir haftada 4 PKK'lı terörist teslim oldu Terörle mücadele faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Aktürk, son bir hafta içerisinde 4 PKK'lı teröristin güvenlik güçlerine teslim olduğunu açıkladı. Harekât bölgelerinde mayın, el yapımı patlayıcı, mağara, sığınak ve barınaklara yönelik tespit ve imha çalışmalarının da kesintisiz sürdüğü bildirildi. Hudutlarda 468 kişi yakalandı MSB verilerine göre son bir haftada yasa dışı yollarla Türkiye sınırlarını geçmeye çalışan 468 kişi yakalandı, 1.102 kişi ise sınırı geçemeden engellendi. Yakalanan kişilerden 4'ünün terör örgütü mensubu olduğu belirtildi. Bakanlık verilerine göre yılbaşından bu yana: Yakalanan kişi sayısı: 6 bin 953 Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı: 43 bin 878 olarak açıklandı. YAŞ gelecek hafta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplanacak Toplantıda, 2026 Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) takvimi de açıklandı. Tuğamiral Aktürk, YAŞ toplantısının gelecek hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirileceğini belirterek, kararların Cumhurbaşkanı'nın onayının ardından kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi. Türkiye NATO görevini Portekiz'den devralıyor MSB, Türkiye'nin NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevini 31 Temmuz itibarıyla Portekiz'den devralacağını açıkladı. Bu kapsamda: Estonya'daki Amari Hava Üssü'ne 5 adet F-16 savaş uçağı konuşlandırıldı. Türk personelinin bölgeye intikali tamamlandı. Görev 1 Ağustos-30 Kasım 2026 tarihleri arasında devam edecek. Türk unsurları Baltık hava sahasının güvenliği için 7 gün 24 saat görev yapacak. KKTC mesajı: İki devletli çözüm vurgusu MSB, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı ve Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda Türkiye'nin Kıbrıs politikasını yineledi. Açıklamada, Ada'da kalıcı çözümün ancak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli çözüm modeliyle mümkün olduğu ifade edildi. İsrail'e uluslararası hukuk çağrısı Orta Doğu'daki gelişmelere de değinen Bakanlık, İsrail'in Lübnan ve Filistin'e yönelik saldırılarının bölgedeki istikrarsızlığı artırdığını belirtti. MSB, İsrail'in uluslararası hukuk ve ateşkes hükümlerine uygun hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgesel barışı zedeleyen adımlardan vazgeçilmesi çağrısında bulundu. Türkiye-Irak güvenlik iş birliği güçleniyor Bakanlık ayrıca Türkiye ile Irak arasında son yıllarda geliştirilen güvenlik ve savunma alanındaki iş birliğinin terörle mücadelede önemli katkılar sağladığını açıkladı. Açıklamada; Ortak güvenlik mekanizmalarının etkin şekilde çalıştığı, Sınır güvenliği konusunda koordinasyonun sürdüğü, Savunma sanayii alanındaki iş birliğinin geliştirildiği, Bu iş birliğinin Irak Türkmenlerinin güvenliği açısından da önem taşıdığı vurgulandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.