Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye Cumhuriyeti

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Türkiye Cumhuriyeti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Cumhuriyeti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dervişoğlu: Türk milleti bir bütündür, bölünemez Haber

Dervişoğlu: Türk milleti bir bütündür, bölünemez

İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, partisinin Afyonkarahisar’da düzenlenen iftar programına katılarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Terör örgütü elebaşı Öcalan’ın açıklamasına dair Dervişoğlu, “Yapmış oldukları mücadelenin müzakere güçlerini ortaya koyduğunu ifade ediyor. Yani İmralı’daki cani, yaptıkları müzakereye bağlı olarak örgütünün ne kadar güçlü hale geldiğini kamuoyuyla paylaşıyor. Buradan çıkan sonuç şudur; en başından itibaren pazarlık yok diyorlar ya, Abdullah Öcalan itiraf etmiş işte. Müzakereden bahsediyor. Kim ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına canilerle müzakere ve pazarlık masasına oturmuştur, o bunun bedelini mutlak suretle ödeyecektir.” dedi. Dervişoğlu, Anadolu irfanının her şeyin üzerinde olduğunu bildiğini belirterek, “Ben bu büyük milletin; sağcısı solcusuyla, Alevi’siyle Sünni’siyle, doğulusu batılısı, kuzeylisi güneylisiyle birliği ve beraberliği arzuladığını biliyorum. Birlik ve beraberlik için her türlü fedakarlığı yapma iradesi sergileyeceğine de yürekten inanıyorum. O sebepten dolayı; ‘PKK eşittir Öcalan, o da eşittir Kürtler’ denklemi üzerinden toplumsal bir yarılmayı yaşama geçirerek, Türkiye’yi böleceklerini zannedenlere de söylüyorum. Türk milleti bir bütündür, bölünemez. Onun diliyle, onun tanımıyla uğraşılmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir. Bu gerçeği hiç kimse değiştiremez.” şeklinde konuştu. Dervişoğlu, “Türkiye'nin birliği, dirliği, beraberliği için inandıklarımıza inanan ve hassasiyetlerimizi önemseyen insanlarla elbette ki konuşuruz. Ama buradan söylüyorum; İYİ Parti ve Müsavat Dervişoğlu hiç kimsenin vagonu olmayacaktır” diye ekledi.

Karamahmutoğlu: Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir. Haber

Karamahmutoğlu: Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir.

Zafer Partisi Sözcüsü Karamahmutoğlu, yaptığı değerlendirmede; Yüce Türk milleti, son 1,5 yıldır ülkemize yaşatılan aşağılamanın, bir yenilgi duygusunun ve elindeki tarihi kazanımları kaybetmenin siyasal tehdidi, saldırısı altında yaşatılıyoruz. 2024 yılının ekim ayından itibaren Devlet Bahçeli'nin anonsuyla başlatılan bir yeni süreç, Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla elde ettiği tarihsel kazanımları tehlikeye atmaktadır. Devlet Bahçeli'yle beraber iktidardaki parti, Adalet ve Kalkınma Partisi'yle birlikte kurduğu bu pazarlık masasının bir diğer ucunda PKK isimli narko terör örgütü ve onun kurucusu ve yöneticisi olan baş terörist Abdullah Öcalan vardır. Bu al-ver pazarlık masasından kayıpla, zararla kalkacak olan Türkiye Cumhuriyeti olacaktır. Çünkü devlet pazarlık etmez, egemenliğine ortak getirmez, egemenliğini paylaşmaz. O masa hiç kurulmayacak. Çünkü millet hak ve menfaatlerinden vazgeçmez, toplumsal olarak bölünmeyi kabul etmez. O pazarlık masası hiç kurulmayacak. Ekonomik olarak fakirleştirilen, yoksulluğa, açlığa mahkûm edilen Türk halkı, vatandaşlar her gün yeni yalan, aldatmacalarla tavize, teslime sürükleniyor. 1,5 yıl önce ne güzel PKK terör örgütü silah bırakıyor aldatmacasıyla başlayan sürecin bugünkü geldiği aşama, 50 binden fazla yurttaşımızın katili olan ve cezasını çekmekte olan, ömür boyu hapse mahkûm edilmiş bir caninin siyasallaştırılması ve yeni bir konuma statüye kavuşturulması olmuştur. PKK silah bırakıyor aldatmacasıyla girilen yolda PKK teröristlerinin affedilmesine, suçun cezasız bırakılmasına geçilmişti bu aşamada, bu süreç içerisinde. İlk gün, Ekim 2024'te ‘Öcalan gelsin, mecliste konuşsun’ diyen Devlet Bahçeli'nin yarattığı hayret ve şaşkınlıktan bugün Abdullah Öcalan'a yeni bir statü, yeni bir konum sağlansın aşamasına geldik. PKK'nın yasal siyasi partisinin eski genel başkanı Selahattin Demirtaş, Apo'nun heykelini dikeceğiz diyordu. Devlet Bahçeli de bugün heykelin değil fakat statüsünün, Apo'nun statüsünün derdine düşmüş. Suriye PKK'sı olan YPG silah bırakmadı ve silahlarıyla birlikte tümenler halinde Suriye ordusuna eklemlendi. Ve Türkiye sınırında kendine ait yarı otonom, özerk bir coğrafya oluşturdu. Birinci çözüm ihanet sürecinden başlayarak şimdiki ikinci çözüm ihanet sürecinde de Türk ulus devleti aşama aşama kaybediyor, geriletiliyor. Bu gerilemenin, bu kaybın nerede duracağı ise belirsiz. Üniter Türk ulus devletinin varlığı ve laisizim güçlendirilmiş olan rejimi, Devlet Bahçeli-Tayyip Erdoğan ikilisinin yönetiminde aşama aşama geriletiliyor, aşındırılıyor. Cumhur İttifakı iktidarlarının kalan son 1,5 yılına daha hangi aşamaları sığdırmaya çalışacak? Buna seyirci kalacak değiliz, itirazımızı ve retlerimizi yükseltmemiz gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti Devlet Bahçeli'nin siyasal fantezilerine ve Recep Tayyip Erdoğan'ın doyumsuz siyasal ihtirasına, hırsına yenik düşmeyecektir. Parmak sallamalar ve tehditler altında Türk halkını bilgilendirme ve bilinçlendirme çabamızdan geri durmadık, durmayacağız. Zafer Partisi Türk seçmenine bu ikinci ihanet sürecinin en başından beri hep işin iç yüzünü ve doğruları anlata geldi. Susturulmamız için Partimizin Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ tutuklandı, hapsedildi. Fakat biz Zafer Partisi Türk milletine, vatandaşlarımıza, Türk seçmenine hep güvendik. Türk seçmeni oyunun rengini değiştirir ve bu oyunu sandıkta bozar. Büyük Türkiye Cumhuriyeti ne Devlet Bahçeli'nin siyasi fantezilerine mecburdur, ne de AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın yaşadıkça iktidarda kalma hırsına mahkumdur. Zafer Partisi politikaları, Türk seçmeni için kurtuluş reçetesidir.”

Siyasiler'den Türk bayrağına yapılan saldırıya ilişkin kınama mesajı Haber

Siyasiler'den Türk bayrağına yapılan saldırıya ilişkin kınama mesajı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya mesajında şu ifadelere yer verdi: ''Nusaybin–Kamışlı sınır hattında şanlı bayrağımıza yönelik YPG terör örgütü yandaşları tarafından gerçekleştirilen saldırıyı lanetliyoruz. Bu alçak provokasyon, milletimizin birlik ve beraberliğini hedef alan, Terörsüz Türkiye yürüyüşümüzü sekteye uğratma çabasından başka bir şey değildir.Bu provokatörler aklından çıkarmasın. Ay yıldızlı bayrağımız, şehitlerimizin emaneti, milletimizin namusudur. Bayrağımız için milletimizin her bir ferdi şehadete yürümekten asla geri durmaz. Bayrağımıza uzanan her kirli el, tarih boyunca hak ettiği cezayı bulmuştur ve her daim bulacaktır. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın!Kardeşliğimize pusu kuranlara karşı en büyük cevabımız; daha fazla kenetlenmek, Büyük ve Güçlü Türkiye’yi inşa etmek için canla başla çalışmaktır.'' Adalet ve Kalkınma Partisi (AK parti) Sözcüsü Ömer Çelik mesajında, ''Şanlı bayrağımıza yapılan alçak saldırıyı lanetliyoruz. Suriye tarafındaki terör örgütü SDG yandaşları tarafından Nusaybin-Kamışlı sınır hattında şanlı bayrağımıza yapılan alçak saldırıya en net ve güçlü karşılık verilecektir. Bayrağımız tüm değerlerimizin sembolüdür. Değerlerimize saldıranlar bunun bedelini muhakkak ödeyecektir.'' dedi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanı Özgür Çelik mesajında şu ifadelere yer verdi:''Ay yıldızlı al bayrağımız 86 milyonun ortak değeri, egemenliğimizin sembolüdür. Kardeşliğimizi ve birliğimizi hedef alan, şanlı bayrağımıza yönelik provokatif saldırıyı şiddetle lanetliyorum.'' Saadet Partiisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan mesajında, ''Mardin Nusaybin’de bayrağımıza yapılan alçak saldırıyı lanetliyorum. Bu topraklarda nifak tohumları ekmeyi amaçlayanlar hiç bir zaman hain emellerine ulaşamayacaktır. Hangi kirli el uzanırsa uzansın, ay-yıldızlı bayrağımız bu gök kubbede kıyamete dek gururla dalgalanmaya devam edecektir.'' ifadelerini kullandı. Çevre,Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, ''Şanlı bayrağımıza yönelik provokasyona soyunanlar ateşle oynamıştır. Bayrağımız hedefse, cevabımız nettir: Devletimiz gerekeni yapacaktır.'' dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu,''Nusaybin–Kamışlı sınır hattında terör örgütü YPG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen bu alçak saldırıyı en güçlü şekilde lanetliyorum. Türkiye Cumhuriyeti; bayrağına uzanan her eli kıracak kudrete, sınırlarının ve milli değerlerinin güvenliğini her şart altında sağlayacak iradeye sahiptir.Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlüdür, kararlıdır ve milli değerlerine yönelen hiçbir tehdide sessiz kalmayacaktır.Şanlı bayrağımız ilelebet dalgalanacak, bu topraklarda tek söz yine milletimizin olacaktır.'' sözlerini aktardı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ''Rengini aziz şehitlerimizin mübarek kanından alan ay yıldızlı bayrağımız; bütün kesimleriyle aziz milletimizin namusu, onuru ve en kutsal değeridir.Bayrağımıza yapılan bu saygısızlık, aralarında şehitleri bu bayrağa sarılmış Kürt vatandaşlarımızın da bulunduğu 86 milyonluk aziz milletimizin tamamına yapılmış açık bir saldırıdır ve asla cezasız, karşılıksız bırakılmamalıdır.'' ifadelerini kullandı. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu mesajında,'' İhanet sürecinin ortaklarına sesleniyorum; Teröristten medet umup, şereften taviz vermek sizin tercihiniz.Ama Milletimizin ve Cumhuriyetimizin şerefine leke düşüremezsiniz. Bayrağa el uzatanın akıbeti bellidir ve tarih bunun örnekleri ile doludur. Ve herkes bilir ki; 'Bir kere kalkan Bayrak, bir daha yere inmez!..' “ dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı mesajında, ''Suriye tarafındaki terör örgütü YPG yandaşları tarafından, şanlı bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen alçak ve provokatif saldırıyı en güçlü şekilde lanetliyorum. Devletimiz; sınır güvenliğini, millî onurunu ve vatandaşlarının huzurunu koruma konusunda tam bir kararlılık içindedir. Milletimizin feraseti ve devletimizin kudretiyle bu tür provokasyonlar amacına ulaşamayacaktır. Terörsüz Türkiye hedefimizden asla sapmadan; bayrağımıza, vatanımıza ve istiklalimize sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz. '' ifadelerine yer verdi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan mesajında şu sözlere yer verdi: ''Varolduğu günden bugüne sivil, kadın, çocuk ayrımı yapmaksızın binlerce masumun canına kıyan YPG terör örgütünün bugünkü provokasyonunu lanetliyorum. Türkiye Cumhuriyeti, bölgemizde yeni bir karanlık sayfayı açmak niyetinde olanlara izin vermeyecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi 'Ne ülkemizin ne de bölgemizin geleceğinde teröre yer yoktur.'Mukaddes bildiğimiz Türk bayrağına uzanan kirli ellere gereken cevaplar verilecektir.'' Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, ''Nusaybin-Kamışlı sınır hattında terör örgütü YPG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen alçak saldırıyı şiddetle lanetliyorum.Ay yıldızlı bayrağımıza el uzatan ve değerlerimize haince saldıranlar bunun bedelini en ağır şekilde ödeyecektir.'' sözlerini aktardı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş mesajında, '' Nusaybin–Kamışlı sınır hattında, YPG terör örgütü yandaşlarının şanlı bayrağımıza yönelik gerçekleştirdiği hain saldırıyı en sert şekilde lanetliyorum. Bilinmelidir ki bayrağımıza uzanan her el, devletimizin sarsılmaz iradesiyle kırılacaktır. Bölgesel istikrarı, barışı ve huzuru korumaya yönelik adımlarımızı hedef alan bu alçak girişimler, ülkemizin birlik ve beraberliği karşısında asla karşılık bulamayacaktır. Vatanımızın bölünmez bütünlüğüne kastedenlere karşı mücadelemizi dün olduğu gibi bugün de aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Terörsüz Türkiye hedefimizden asla vazgeçmeyeceğiz.'' sözlerine yer verdi. Eneji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ''Nusaybin-Kamışlı sınır hattında terör örgütü yandaşlarınca şanlı bayrağımıza yapılan alçak saldırıyı en sert biçimde lanetliyorum. Ay yıldızlı bayrağımız bu coğrafyadaki tüm mazlumların sığınağı, hepimizin ortak sembolüdür. Devletimiz, bayrağımıza yapılan bu saygısızlığın bedelini muhakkak ödetecektir.'' sözlerini aktardı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat mesajında, ''Nusaybin–Kamışlı sınır hattında, Suriye tarafındaki terör örgütü YPG yandaşları tarafından, şanlı bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen hain ve provokatif saldırıyı en güçlü şekilde lanetliyorum. Birliğimize, kardeşliğimize ve milletimizin huzuruna yönelen hiçbir girişim; Türkiye’nin kararlılığını sarsamayacak, Terörsüz Türkiye hedefimizi sekteye uğratamayacaktır. Ay yıldızlı bayrağımız; milletimizin ortak değeri, şehitlerimizin emanetidir. Devletimiz tüm kurumlarıyla süreci yakından takip etmektedir. Bu alçaklığa kalkışanlar ve arkasındaki odaklar, hukuk devleti çerçevesinde mutlaka hesap verecektir. Aziz milletimiz; sağduyusu, birlik ve beraberliğiyle her türlü tahrikin karşısında dimdik durmaya devam edecektir. '' sözlerine yer verdi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun mesajında ise şu ifadeler yer aldı: ''Nusaybin–Kamışlı sınır hattında, terör örgütü yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen alçak saldırıyı lanetliyorum. Kutsal değerimizi ve milletimizin huzurunu hedef alan hiçbir menfur saldırı amacına ulaşamayacak; ay yıldızlı sancağımız sonsuza dek göklerde dalgalanmaya devam edecektir. ''

Efkan Ala: Cumhurbaşkanımız erdemli bir diplomasi yürütmektedir Haber

Efkan Ala: Cumhurbaşkanımız erdemli bir diplomasi yürütmektedir

AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Venezuela’nın ABD operasyonu ile yakalanan lideri Maduro üzerinden Erdoğan’a yaptığı eleştirilere yanıt verdi. Ala, NSosyal hesabından, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıklamalarına yönelik yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanı olarak küresel ve bölgesel meselelerin çözümünde inisiyatif alan erdemli bir dış politikaya dayalı saygın bir liderler diplomasisi yürütmektedir. Dünya ve ülke gerçeklerinden bihaber, bütün meselesi Silivri’nin sözcülüğünden ibaret olanların, ötesinde dış politikaya ilişkin hiçbir vizyonu olmayanların söylediği sözler lafügüzaftır. Özgür Özel ne söylemişti? CHP Genel Başkanı Özgür Özel X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Bu fotoğrafa iyi bak Sayın Erdoğan! “15 Temmuz’da beni ilk arayan Maduro’ydu” diyordun. “Maduro kardeşim, dik dur, yanındayız” diye seslenip, destek gönderiyordun. Maduro, adil olmayan seçimler yaptığında, kendi halkına adaletsiz davrandığında “kardeşim” diyerek arkasında duruyordun. O zaman da yanlış yapıyordun. Ama dostun Trump geldi, uluslararası hukuku çiğneyip kardeşin Maduro’yu yatak odasında eşiyle birlikte aldı, elini gözünü bağlayıp götürüyor. Şimdi ne hazindir ki; bu fotoğraf karşısında susuyorsun. “Demokrasiyi savunman gerektiği zaman Maduro’yu savunuyordun, şimdi dünya düzenini savunman gerektiğinde, suskunluğunla, Trump’ın başka bir ülkeye darbesini savunuyorsun. Çünkü muhtaç hissettiğin Trump’tan çekiniyorsun. İşte sizin demokratlığınız da dostluğunuz da kardeşliğiniz de bu kadar!”

Ümit Özdağ, Zonguldak’ta basın açıklaması yaptı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Haber

Ümit Özdağ, Zonguldak’ta basın açıklaması yaptı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Zafer Partisi Basın ve İletişim Başkanı, Nazif Okumuş Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın Zonguldak’ta yaptığı basın açıklaması hakkında basın bülteni göndermiştir: Prof. Dr. Ümit Özdağ: Bugün Zonguldak'ta Zafer Partisi Genel Merkez heyeti olarak değişik temaslarda bulunmak ve akşam Zonguldak'ta Adalet Mülkün Temelidir Derneği, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü tarafından düzenlenen panelde Öcalan komisyonunun yapmış olduğu çalışmaların arka planını sevgili Zonguldaklılarla paylaşmak üzere bulunuyoruz. Ülkemiz ağır çok ağır bir krizden geçiyor. 2026 senesi Cumhuriyet tarihinin en zor yılı olacak bu şimdiden görülüyor. Bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli üniter ve laik niteliğine yönelik saldırılar ve cumhuriyetin kuruluş esaslarını anayasanın ilk üç maddesini ortadan kaldırma girişimleri öte yandan sekizinci yılına giren ekonomik buhran ülkemizi adeta bir girdabın içerisine doğru çekiyor. Cumhurbaşkanlığı sistemine ülkemiz geçtiği günden bu yana ekonomideki buhran artarak devam ediyor. Toplumun yüzde 80’ini oluşturan asgari ücretli, dar gelirli, sabit gelirli kesimlerin milli gelirden aldıkları pay 8 seneden bu yana azalıyor. Diğer bir ifadeyle Türk milletinin yüzde 80'i fakirleşiyor. Ancak küçük bir rantiye azınlık, iktidara yakın küçük bir grup ekonomik durumunu ya iyileştiriyor ya da aynı seviyede muhafaza ediyor ama Türk toplumunun önemli büyük bir çoğunluğu fakirleşmeye, yoksullaşmaya devam ediyor. 16 milyon emekli, dul ve yetim açlıkla sınanıyor. 6 milyon asgari ücretli hayata tutunma mücadelesi veriyor. Çiftçiler adeta afetzede gibiler. Türk çiftçisi her geçen gün yoksullaşırken onun sırtından Türk çiftçisinin sırtından Amerikalı çiftçiye kar transferi yapılabiliyor. Köylerimiz boşalıyor. Tarım Bakanlığı, Türk çiftçisi için değil bazı ithalat lobileri için yıllardan bu yana organize bir şekilde çalışıyor. Bunun neticesinde ve yanlış ekonomik politikaların neticesinde pazar yerleri adeta öfkenin patlama yaptığı yerler olarak ön plana çıkıyor. Türkiye'nin değişik yerlerinde şehirlerinde pazarı ziyaret ettiğimiz zaman hale borcu olmayan esnaf bulamıyoruz. Pazar esnafı alım gücü ortadan kalkmış vatandaşlara üzülürken pazarda elinde ancak torbanın dibini doldurabildiği bir torbayla bir tezgahtan öbür tezgaha daha ucuz limon, elma, domates, portakal bulabilir miyim diye dolaşan insanlarımızı görüp de insanın içinin acımaması mümkün değil. Vatandaş esnafa, esnaf pazar yerinde vatandaşın ortadan kaybolan alım gücüne üzülüyor. Artık pazarda 3 kilo, 4 kilo meyve sebze alanı bulmak mümkün değil. 1 kiloyu alabilen kendisini şanslı sayıyor. İşte AK Parti'nin 2002'den bu yana devam eden ekonomik politikalarının Türk halkını getirmiş olduğu nokta budur. Günü birlik, plansız, öngörüsüz sadece gelecek seçimi kurtarmaya odaklı ama halkın refahını yeni istihdam alanları yaratmayı daha güçlü ve dünya piyasasıyla rekabet edebilir sanayi oluşturmayı aklının ucundan dahi geçirmeyen bir ekonomik anlayışla 2002'den bu yana ülkemiz yönetiliyor. Bunun neticesinde gelmiş olduğumuz nokta hazinede paranın kalmaması. Şimdi bu yılı kurtarmak için bin yirmi beşi kurtarmak için esnafa, sanayiciye haksız cezaların ve haksız vergilerin getirildiğini görüyoruz. Maliye Bakanlığı'nın ceza kesmediği esnaf adeta kalmamış durumda. Öte yandan bu vergilerin ve cezaların altında dürüst esnaf, dürüst iş adamı inlerken malum iş adamlarına da vergi muafiyetleri getiriliyor. 2024'te 2,5 trilyon TL'ye yakın vergi muafiyeti getirilmişti. Bu rakamın 2025'te yani bu sene 3 trilyon lirayı bulacağı görülüyor. Evet, devlet belirli iş adamlarından alması gereken 3 trilyon TL vergiden vazgeçiyor ama asgari ücretle çalışan bir annenin çocuğuna mama almak için ödeme yaparken ödediği katma değerden özel tüketim vergisinden vazgeçmiyor. Böyle bir ortamda Türk sanayisinin de Türkiye'yi terk ettiğini ve çözüldüğünü görüyoruz. Sadece tekstilde 5 milyar dolarlık sanayimiz geçtiğimiz 1-2 yıl içinde Mısır'a yerleşti. Ama sadece tekstil değil, ayakkabı sanayisinin de Mısır'a göç ettiğini görüyoruz. Balkan ülkelerine göç eden sanayicilerimiz var. Eğer bir ülkede adalet olmazsa, eğer bir ülkede ekonomik politikalar kısa, orta ve uzun vadeli ve planlı olmazsa eğer iş dünyası tapusu için güven duymazsa o ülkede ekonomik kalkınma olmaz, ekonomik istikrar olmaz. Ülkemizde de bu ekonomik istikrar yok. Sadece tekstilde 264 bin işçi işini kaybetti. Bunlar aileleriyle birlikte 1 milyon insan oluşturuyorlar. Bu ekonomik krizden çıkmanın yolu neoliberal ekonomik politikaları terk ederek Zafer Partisi'nin sürdürülebilir kalkınma modeline geçiştir. Tekrar ediyorum. Bu ekonomik politikaları Türkiye'yi getirmiş olduğu ekonomik buhrandan çıkmak için neoliberal herhangi bir modelin geçerliliği yoktur. Tek çözüm sürdürülebilir planlı kalkınma ve karma ekonomik 21. yy uygun bir karma ekonomik modeldir. Biz de Zafer Partisi olarak bu modeli savunuyoruz. Devlet Planlama Teşkilatının kurulmadığı, eğitimin kalitesinin yükseltilmediği, Sayıştay'ın harcamaları devlet harcamalarını denetim altına almadığı, ve adaletin olmadığı bir ülkede ekonomik kalkınma ve refahtan söz etmek mümkün olmaz. Biz de Zafer Partisi olarak bize yetki verdiğimiz takdirde bunları gerçekleştirmeyi taahhüt ediyoruz. Ancak ülkemizin yaşamakta olduğu ağır ve Cumhuriyetin varlığı için tehdit oluşturan diğer hususta PKK terör örgütü ve onun elebaşısı Abdullah Öcalan'la yapılan pazarlıklardır. Biz de terörsüz bir Türkiye istiyoruz. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin pazarlık masasında Abdullah Öcalan'la pazarlık konusu yapılmasına karşıyız. Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki Öcalan komisyonu İmralı Adası'na giderek terörist Öcalan'la konuşacakmış. Ona beşikteki bebekleri öldürme kararını verirken ne hissettin diye soracaklar mı? Sormayacaksanız niye gidiyorsunuz? Türkiye Büyük Millet Meclisi İstiklal Harbi veren Gazi bir Meclis’tir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimine karşı direnen bir meclistir. Bir terör örgütünün darbesine karşı direnen bir Meclis, devlet kuran bir Meclis, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu anlaşması olan Lozan'ı tanımayan, Cumhuriyet'in Kürtlere soykırım yaptığı şeklindeki ahlaksızca iftirayı atan bir terör örgütünün elebaşısının ayağına gidip ne diyecektir? Bunu Zafer Partisi olarak bilmek istiyoruz. Teröristbaşına gittiğiniz zaman onun pis elini sıkacak mısınız? Ona ‘Abdullah Bey’ diye mi hitap edeceksiniz? İstihbaratçılara ve devletin diğer güvenlik görevlilerine söylemediği neyi söyleyecek Abdullah Öcalan size? Hiçbir şey söylemeyecek. Terörist örgütün terörist elebaşı Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin İmralı'ya gelmesini dünyaya ve kendi taraftarlarına Türkiye'yi yendiğinin göstergesi olarak kullanmak için istiyor. O heyetin içinde olanların hiçbirisi ailelerine, çocuklarına, torunlarına bu İmralı ziyaretini bir şeref olarak bırakamayacak. Türk halkı da bu teröristbaşının Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri tarafından ziyaret edilmesini kabullenmiyor. Türk halkı Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını da kabullenmiyor. Her şeyde demokrasi diyorsunuz. Demokrasi için yeni Anayasa diyorsunuz. Hadi Türk halkına soralım. Türk halkı milli üniter laik devletten PKK ve Öcalan istedi diye vazgeçmeyi kabul edecek mi zannediyorsunuz? Sürecin arkasında halkın yüzde 60-70 desteği var diyorsunuz. Hodri meydan. Gidelim sandığa bakalım var mı halkın yüzde 60-70 desteği yoksa halk sizi Haziran 2015'te olduğu gibi sandığa ve bu sefer sandığın en dibine gömmeye mi hazırlanıyor? Zafer Partisi olarak Türkiye'yi nasıl bugün Zonguldak'ta bir panel düzenleyerek bütün bunları anlatacaksak, gelecek hafta Mersin'de düzenleyeceğimiz panelle bunları anlatacaksak, özetle bütün Türkiye'yi adım adım dolaşıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin nasıl Öcalan’la pazarlık masasına konulduğunu her yerde anlatacağız. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, konuşması sırasında bulunduğu ‘sandığa gidelim’ çağrısı hakkında gelen soruya şu cevabı verdi: Madem demokrasi diyorlar, madem Türkiye, PKK ile terörist örgütle pazarlıkla demokratikleşiyormuş, Türk halkının iradesini Meclis’te yapılan pazarlıklarla belirleyemezler. Her şey Türk halkının önüne gelmeli. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin Türkiye’nin terörsüzleştirilmesi için neler yapılması ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İmralı çıkışı sonrası salonun ayakta alışması üzerine gelen soruya şu cevabı verdi: Terörsüz Türkiye teröristlerle pazarlık edilerek değil, terörle mücadele edilerek ve terörist örgüt bitirilerek olur. Terörist örgüt teslime zorlanarak olur. Zafer Partisi olarak bizim bir antiterörizm programımız var. Bu programı parti kurulduğu günden beri Türk kamuoyuyla paylaşıyoruz ve bu program 12 ana başlıkta PKK terör örgütünün nasıl sonlandırılacağını ayrıntılı olarak anlatıyor. Önümüzdeki süreçte de düzenleyeceğim, her perşembe düzenlediğim basın toplantılarından birisinde kapsamlı bir şekilde Zafer Partisi'nin terörü bitirme programını tekrar Türk kamuoyuyla paylaşacağım. Burada bu basın toplantısı çerçevesinde zaman yetersizliğinden ötürü bu güzel sorunuza ama uzun cevap gerektiren sorunuza cevap vermiyorum. Gelelim ikinci sorunuza; Milliyetçi Hareket Partisi'ne Alparslan Türkeş'in kurduğu parti diye oy veren Milliyetçi Hareket Partililere kendilerine şu soruyu sormalarını istiyorum: Alparslan Türkeş o salonda otursaydı bu sözü alkışlar mıydı yoksa alkışlamaz mıydı? Alkışlardı diyen Milliyetçi Hareket Partili seçmen varsa söyleyecek bir şeyim yok. Ama alkışlamazdı diyen Milliyetçi Hareket Partilinin hepsini Zafer Partisi'ne davet ediyoruz. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zonguldak’a daha önceki gelişiyle şimdiki gelişinde ne gibi farklılıklar olduğu sorusuna şu cevabı verdi: Daha hiçbir şey görmedim. Biraz sonra göreceğim. Gelir gelmez buraya geldim. Ama Zonguldak, Zafer Partisi'nin sanayi politikalarında Türkiye'nin en önemli dört merkezinden birisi, bir liman kenti olma niteliği ve Türk ağaç sanayinin merkez üstlerinden birisi olma niteliğini taşıyor. Onun için Zonguldak'a büyük önem veriyoruz. İlk ziyaretimizi Ticaret Odası'na gerçekleştirdik ve kendileriyle uzun ve çok kıymetli bir toplantı yaptık. Notlarımızı aldık. Önümüzdeki süreçte görüşmelerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nun özelleştirilmesi ilgili olan tartışmalar hakkında gelen soruya şu cevabı verdi: Bakın, biz özelleştirmeden çok içinden geçtiğimiz süreçte kamulaştırmanın ön planı çıkartılması gerektiğini düşünüyoruz. Özelleştirme bir fetişizme dönüştü. Karlı olan devlet işletmeleri bile gereksiz şekilde özelleştirildi ve özelleştikten sonra da gereken yatırımlar yapılmadığı için hem millete hem de sahibine zarar vermeye başladı. Mesela, elektrik dağıtımının özelleştirilmesinin sonuçlarını hep birlikte görüyoruz. Tabii Zonguldak için kömür çok önemli. Ancak her doğal kaynağın olduğu gibi kömürün de bir sonu var. Zonguldak'ın perspektifini sadece kömür içerisine sıkıştırmamak gerekiyor. Kömür konusunda yeni yatırımlar yapılarak modernleştirme devlet eliyle geliştirilirken Zonguldak'a başka başka yatırımların da kaydırılması gerektiğini düşünüyoruz. Zonguldak'ın Ankara ve Bursa'ya kadar uzanan iki eksende hattın dünyaya açılış kapısı olarak demir yollarıyla bu bölgeyi dünyaya bağlayan, denize bağlayan merkez üs haline gelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Zonguldak'ta çok kıymetli bir üniversite var. Bu üniversitenin seviyesinin, içeriğinin, akademik etkinliğinin devlet desteğiyle de arttırılarak özellikle yüksek teknoloji alanında ortaya ürünler, sanayi ile birlikte ortaya ürünler koyabilecek bir noktaya çıkartılması gerektiği inancındayız. Sonuç olarak Zonguldak, Türk ekonomisinin önemli merkezlerinden birisi, Türk eğitiminin önemli merkezlerinden birisi olmaya adaydır. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin Dört Bölge Dört Deniz Projesi kapsamında Zonguldak’ı kapsayan bölümünün neler olduğunun sorulması üzerine verdiği cevap: Sanayinin hem de Ankara ve Bursa'ya kadar uzanan sanayinin dünyaya açılış merkezi haline gelecek olan Zonguldak'ta yerleşim planlamasının yeniden tasarlanmasından demir yollarının kente kazandıracağı etkinliğe kadar birçok farklılaşma gerçekleşecek. Bu da Zonguldak'a bir cazibe merkezi haline getirecektir. Mansur Yavaş hakkında verilen soruşturma izni hakkında Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ şu açıklamayı yaptı: İçişleri Bakanlığı Mahsur Yavaş'la ilgili bir soruşturma izni vermiş. Ben, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın saklayacak, gizleyecek bir şeylerin olmadığını düşünüyorum, inanıyorum. Ancak neden hiç AK Partili belediye başkanları için soruşturma izni verilmiyor? Neden Melih Gökçek için hazırlanmış olan 100 tane dosya inatla hakkında soruşturma başlatılmıyor. İşte bu siyasetin muhalefete yönelik düşman ceza hukuku uygulamalarının bir sonucudur.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.