Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye Büyük Millet Meclisi

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Türkiye Büyük Millet Meclisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Büyük Millet Meclisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ekmen: Göksu Deltası adım adım tarım alanlarına dönüştürülüyor Haber

Ekmen: Göksu Deltası adım adım tarım alanlarına dönüştürülüyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda açıklama yaptı. Milli parkların ve doğal varlıkların en kıymetli alanlarından birine dikkat çekmek istediğini belirten Ekmen, “Defalarca Genel Kurul’da dile getirdim; Göksu Deltası ne yazık ki her yıl çıkan yangınlar bahanesiyle adım adım tarım alanlarına dönüştürülüyor. Ramsar Sözleşmesi kapsamında korunması gereken bu kuş cenneti yeterli korumadan yoksun bırakılıyor; binlerce kuş ve balık yaşamını yitiriyor, sazlık alanlar yok edilerek tarıma açılıyor ve tüm bu tahribatla etkin bir mücadele yürütülemiyor.” dedi. Ekmen, dünyanın en önemli kuş göç yolları üzerinde yer alan bu deltanın, geçen yıl nisan ayında ciddi bir yangın yaşadığını dile getirerek, şunları söyledi: “Yanlış tarımsal sulama politikaları ve yetersiz koruma uygulamaları, bu eşsiz ekosistemi tehdit etti ve ne yazık ki etmeye de devam ediyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ‘Özel Çevre Koruma Bölgesi’ ilan edilen bu alan, 300’ün üzerinde kuş türüne ev sahipliği yapıyor ve bir kuş cenneti olarak anılıyor. Ancak biz bu bölgeyi ne yazık ki kuşlarıyla değil, yangınlarıyla hatırlıyoruz. Önceki senelerde bu konuyu sürekli gündemde tutup, yetkililere seslenmiştim. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum ile Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı’ya bu değerin etkin biçimde korunması ve olası yangınların önlenmesi adına bir kez daha çağrıda bulunuyorum.”

Şahin: Emeklinin sesini yükseltmesi gerekiyor Haber

Şahin: Emeklinin sesini yükseltmesi gerekiyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Av. Şahin, emekli maaşları ve emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara ilişkin açıklamalar yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve iktidar kadrolarının emeklilerin yaşadığı zorlukların farkında olmadığını savunan Şahin, geçmişte Erdoğan’ın vatandaşla daha yakın temas halinde olduğunu ancak bugün bu bağın koptuğunu ifade etti. Ankara’daki pazar yerlerinde yaşanan ekonomik tabloya dikkat çeken Şahin, milletvekilleri ve bakanların da sahadaki gerçeklerden uzak olduğunu dile getirdi. Emeklilerin yaşadığı sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sürekli gündeme getirdiğini belirten Şahin, çözüm için yalnızca siyasetin çabasının yeterli olmayacağını vurguladı. Emeklilerin kendi hakları için daha güçlü bir şekilde ses çıkarması gerektiğini söyleyen Şahin, sofradaki ve mutfaktaki sıkıntının en iyi emekliler tarafından bilindiğini ifade etti. Şahin, emeklilerin bireysel olarak değil, örgütlü yapılar ve dayanışma yoluyla taleplerini dile getirmesi gerektiğini belirterek, emeklilerin yaşadıkları ekonomik adaletsizliği sorgulaması ve hak ettikleri yaşam koşullarını talep etmesi gerektiğini kaydetti: “Emekliye buradan bir seslenmem gerekiyor. Çünkü onların hakkını, hukukunu sürekli olarak Meclis kürsüsünde de ekranlarda da dile getiren bir kardeşleri, bir evlatları olarak söylüyorum. Bakınız, bu kadar siyaset kurumu sizin meselenizi sahiplendi ve emekliyi son 15 gündür Türkiye'nin gündeminde tutuyor. Ancak bu mesele sadece siyasilere bırakılmayacak kadar önemli bir iş. Çünkü sofradaki yangını sizler daha iyi biliyorsunuz. Mutfaktaki, dolaptaki boşluğu sizler daha iyi biliyorsunuz. Çarşıda, pazarda, manavda, kasapta ne yaşadığınızı bizler gayet iyi biliyoruz. Ama sizler bilfiil işin içinde yaşayan insanlarsınız. O yüzden siyasetin yükselttiği sesten daha ziyade emeklinin sesini yükseltmesi gerekiyor. Emekli de oturduğu yerden bu sesini yükseltmeyecek Sinem Hanım. Organize dernekler var, yapılar var. Çarşıda, pazarda, cami önünde emekliler birbirlerine bu konuyu açacaklar ve dertleşecekler. Camiden çıktıktan sonra bir kilo et alamayan hacı emmiler birbirlerine şükür seansına girmeyecekler. ‘Ben hak ettiğim halde bunca sene bu devlete hizmet ettim, bu millete hizmet ettim. Emekliliğimde bugünleri en güzel şekilde yaşamam gerekir. Niçin yaşayamıyorum? Bunun sebebi ben miyim?‘ diye sormaları lazım.”

Ümit Özdağ : Yasalar milletin vicdanınıda temsil etmek zorunda. Haber

Ümit Özdağ : Yasalar milletin vicdanınıda temsil etmek zorunda.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ailesini ziyaret ederek başsağlığı dileklerini iletti. Partisinin Hukuk İşleri Başkanı Av. Tayga Ak’a aileden vekalet almasını söyledi, Zafer Partisi olarak ailenin hukuk mücadelesinde yanlarında olacağını söyledi. Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde temsil edilmiyoruz Zafer Partisi olarak. Ancak Türk halkının iradesinin, sesinin, arzusunun Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ve Millet Meclisi'nden de yasalara yansıması için seçimden seçime oy kullanmanın yetmediği de açık. Son dönemde ardı ardına işlenen bu alçakça, vahşice cinayetler karşısında artık 18 yaş altının çocuk olduğunu söyleyerek ona göre bir hukuki düzenleme yapmanın ne kadar yanlış olduğu ortaya çıktı. Onun için evet, imza da toplamalısınız. Evet, gerekirse Meclis Başkanından randevu alıp, gruplardan randevu alıp, birçok anne birlikte ziyaret etmeniz de ve bu konuyu Meclisin gündemine bizzat sizlerin getirmesinde de büyük fayda var. Biz de Zafer Partisi olarak bu sokakların güvenliği için ve devletin tekrar hâkim olması için bir mücadele veriyoruz. Yapmış olduğumuz yasa tasarısı hazırlıkları da var ancak bütün bunlar gelecek seçimlerden sonra mümkün olacak fakat o ana kadar da beklememek lazım. Yapılabilecek şeyler var. Bu mücadelede sizlerin öncülüğü yapmanız belki en doğrusu ve içiniz yanıyor biliyorum. Kabul etmek, tahammül etmek, ‘Allah yardımcınız olsun’ demenin dışında söyleyecek bir şey yok. Fakat şimdi ortaya çıkan ifadeyi buraya geldiğimizde duyduk. Katilin verdiği ifade, yani bunlar nerede yetiştiler, hangi ülkede büyüdüler, bu hale geldiler, böyle katilleştiler, soğukkanlı canavarlaştılar? Dün de Ankara'da Hakan'ın davası vardı biliyorsunuz. Orada da onun yakınlarının atmış oldukları tezahüratlar insanın kanı donuyor. Bu hukuki düzenlemenin yetersiz olduğu, insanları suçtan uzaklaştırmadığı, infaz sistemlerinin sürekli aflarla serbest bırakmalarla etkisiz hale geldiği, ‘nasıl olsa çıkarım’ diye yaklaştıkları hepsi ortada. Bunun değişmesi gerekiyor. Atlas Allah rahmet eylesin gitti. Annesinin yüreği bundan sonra hep o acıyı taşıyacak. Yıllarca, ölene kadar aklından bir gün çıkmayacak kadıncağızın. Yani hiç olmazsa adalet duygusu oluşmalı. Yasalar milletin vicdanını da temsil etmek zorunda. Bir annenin adalet duygusunu da ne kadar olursa artık onu da temsil etmek zorunda. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde hangi partiye mensup olursa olsun vekiller de önce anne ve baba, kendi çocuklarının başına böyle bir şeyin geldiğini, felaketin geldiğini düşünerek hareket etmeliler ve yasalar da ona göre çıkmalı. Avukat konusunda bir girişiminiz oldu mu? Bizim avukatlarımıza yardımcı olabilirler. Genel Başkan Yardımcımız, Avukat Tayga Ak da müdahil olarak davada sizin yanınızda olsun.”

Enflasyon muhasebesine ilişkin düzenleme Meclis'te kabul edildi Haber

Enflasyon muhasebesine ilişkin düzenleme Meclis'te kabul edildi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) enflasyon muhasebesi uygulamasının üç yıl süreyle ertelenmesini içeren düzenlemeyi kabul edip yasalaştırdı. Vergi Usul Kanunu'na eklenen Geçici Madde 37 kapsamında, enflasyon düzeltme şartları oluştuğunda dahi belirli zaman dilimlerinde mali tabloların bu düzeltmeye tabi olmayacağı kararlaştırıldı. Düzenlemeye göre, 2025, 2026 ve 2027 yıllarındaki hesap dönemleri ve bu dönemlere ilişkin geçici vergi süreçlerinde enflasyon düzeltmesi yapılmayacak. Özel hesap dönemi kullanan mükellefler için ise bu muafiyet, 2026, 2027 ve 2028’de sona erecek hesap dönemlerini kapsayacak. Cumhurbaşkanı, bu muafiyeti üç hesap dönemine kadar daha uzatabilme yetkisine sahip olacak. Ancak belirli mükellef grupları bu düzenleme dışındadır. Vergi Usul Kanunu kapsamında belirlenen bu mükellefler, geçici vergi süreçlerinde ve hesap dönemi bitimlerinde enflasyon düzeltmesi uygulamasını sürdüreceklerdir. Enflasyon düzeltmesinin ertelendiği yıllarda ise mükellefler, düzeltme şartlarının olmadığı zamanlardaki gibi amortismana tabi ekonomik varlıklarını yeniden değerleyebilecekler. Bu mükellefler, amortismana tabi ekonomik varlıklarını yeniden değerlendirip, amortismanlarını yeniden değerlenmiş tutarlar üzerinden ayıracaklar ve bu işlem nedeniyle ilave bir vergi yüküyle karşılaşmayacaklar. 2024 hesap döneminde yapılan enflasyon düzeltmesi sonucunda ortaya çıkan kâr veya zarar farkını kazanç hesaplarına dahil etmeyen bazı kuruluşlar ise 2025, 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde enflasyon düzeltmesi uygulamayacaklar. Bu enflasyon düzeltmesini yapmayacak olan kuruluşlar, bankalar, finansal kiralama, faktoring, finansman ve tasarruf finansman şirketleri kanunu altındaki şirketler, ödeme ve elektronik para kuruluşları, döviz büroları, varlık yönetim firmaları, sermaye piyasası kurumları, sigorta ve reasürans firmaları, emeklilik şirketleri, tasfiye ve iflas sürecindeki firmalar, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun çerçevesindeki devlet kuruluşları ve kamu iktisadi kurumları yer alıyor. Enflasyon düzeltmesi yapılmayan dönemler, yasa açısından şartların gerçekleşmediği dönemler olarak değerlendirilecek. Düzenlemenin uygulanması ile ilgili her türlü usul ve kaideleri belirleme konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığı tam yetki ile donatılmıştır.

DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, 11. Yargı Paketi'nin kabul edilmesine ilişkin değerlendirme yaptı Haber

DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, 11. Yargı Paketi'nin kabul edilmesine ilişkin değerlendirme yaptı

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülen 11. Yargı Paketi'nin kabul edilerek yasalaşmasını sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımla değerlendirdi. DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülen 11. Yargı Paketi'nin kabul edilerek yasalaşmasını değerlendirdi. DEVA Partili Şahin, değerlendirmesinde şunları aktardı: “11. Yargı Paketi yasalaştı. Ancak cezada adalet, infazda eşitlik sağlanmadan; hukuka aykırı uygulamalar sonlandırılmadan, mağduriyetler tam anlamıyla giderilmeden bu düzenlemenin bir reform iddiası karşılıksız kalmıştır. KHK mağdurlarının ve adalet beklentisi içinde olan vatandaşımızın talepleri yine görmezden gelinmiştir. Adalet duygusunu tesis etmeyen bir yasa daha yürürlüğe girdiği anda kadük kalmıştır. Millete gerçek bir umut vaat edemeyen iktidar, çözümü yine yeni bir paket vaadiyle 12. Yargı Paketi’ne tarih vermekte aramaktadır. Adil yargılanamadığı için haksızlığa uğramış, kimsenin malına canına dokunmaksızın sadece devlet aleyhine işlenen suç tipi denilerek bu yasa kapsamı dışında bırakılmış mağdurlar haklarına kavuşana kadar adalet ve eşitlik için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Ümit Özdağ, Zonguldak’ta basın açıklaması yaptı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Haber

Ümit Özdağ, Zonguldak’ta basın açıklaması yaptı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Zafer Partisi Basın ve İletişim Başkanı, Nazif Okumuş Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın Zonguldak’ta yaptığı basın açıklaması hakkında basın bülteni göndermiştir: Prof. Dr. Ümit Özdağ: Bugün Zonguldak'ta Zafer Partisi Genel Merkez heyeti olarak değişik temaslarda bulunmak ve akşam Zonguldak'ta Adalet Mülkün Temelidir Derneği, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü tarafından düzenlenen panelde Öcalan komisyonunun yapmış olduğu çalışmaların arka planını sevgili Zonguldaklılarla paylaşmak üzere bulunuyoruz. Ülkemiz ağır çok ağır bir krizden geçiyor. 2026 senesi Cumhuriyet tarihinin en zor yılı olacak bu şimdiden görülüyor. Bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli üniter ve laik niteliğine yönelik saldırılar ve cumhuriyetin kuruluş esaslarını anayasanın ilk üç maddesini ortadan kaldırma girişimleri öte yandan sekizinci yılına giren ekonomik buhran ülkemizi adeta bir girdabın içerisine doğru çekiyor. Cumhurbaşkanlığı sistemine ülkemiz geçtiği günden bu yana ekonomideki buhran artarak devam ediyor. Toplumun yüzde 80’ini oluşturan asgari ücretli, dar gelirli, sabit gelirli kesimlerin milli gelirden aldıkları pay 8 seneden bu yana azalıyor. Diğer bir ifadeyle Türk milletinin yüzde 80'i fakirleşiyor. Ancak küçük bir rantiye azınlık, iktidara yakın küçük bir grup ekonomik durumunu ya iyileştiriyor ya da aynı seviyede muhafaza ediyor ama Türk toplumunun önemli büyük bir çoğunluğu fakirleşmeye, yoksullaşmaya devam ediyor. 16 milyon emekli, dul ve yetim açlıkla sınanıyor. 6 milyon asgari ücretli hayata tutunma mücadelesi veriyor. Çiftçiler adeta afetzede gibiler. Türk çiftçisi her geçen gün yoksullaşırken onun sırtından Türk çiftçisinin sırtından Amerikalı çiftçiye kar transferi yapılabiliyor. Köylerimiz boşalıyor. Tarım Bakanlığı, Türk çiftçisi için değil bazı ithalat lobileri için yıllardan bu yana organize bir şekilde çalışıyor. Bunun neticesinde ve yanlış ekonomik politikaların neticesinde pazar yerleri adeta öfkenin patlama yaptığı yerler olarak ön plana çıkıyor. Türkiye'nin değişik yerlerinde şehirlerinde pazarı ziyaret ettiğimiz zaman hale borcu olmayan esnaf bulamıyoruz. Pazar esnafı alım gücü ortadan kalkmış vatandaşlara üzülürken pazarda elinde ancak torbanın dibini doldurabildiği bir torbayla bir tezgahtan öbür tezgaha daha ucuz limon, elma, domates, portakal bulabilir miyim diye dolaşan insanlarımızı görüp de insanın içinin acımaması mümkün değil. Vatandaş esnafa, esnaf pazar yerinde vatandaşın ortadan kaybolan alım gücüne üzülüyor. Artık pazarda 3 kilo, 4 kilo meyve sebze alanı bulmak mümkün değil. 1 kiloyu alabilen kendisini şanslı sayıyor. İşte AK Parti'nin 2002'den bu yana devam eden ekonomik politikalarının Türk halkını getirmiş olduğu nokta budur. Günü birlik, plansız, öngörüsüz sadece gelecek seçimi kurtarmaya odaklı ama halkın refahını yeni istihdam alanları yaratmayı daha güçlü ve dünya piyasasıyla rekabet edebilir sanayi oluşturmayı aklının ucundan dahi geçirmeyen bir ekonomik anlayışla 2002'den bu yana ülkemiz yönetiliyor. Bunun neticesinde gelmiş olduğumuz nokta hazinede paranın kalmaması. Şimdi bu yılı kurtarmak için bin yirmi beşi kurtarmak için esnafa, sanayiciye haksız cezaların ve haksız vergilerin getirildiğini görüyoruz. Maliye Bakanlığı'nın ceza kesmediği esnaf adeta kalmamış durumda. Öte yandan bu vergilerin ve cezaların altında dürüst esnaf, dürüst iş adamı inlerken malum iş adamlarına da vergi muafiyetleri getiriliyor. 2024'te 2,5 trilyon TL'ye yakın vergi muafiyeti getirilmişti. Bu rakamın 2025'te yani bu sene 3 trilyon lirayı bulacağı görülüyor. Evet, devlet belirli iş adamlarından alması gereken 3 trilyon TL vergiden vazgeçiyor ama asgari ücretle çalışan bir annenin çocuğuna mama almak için ödeme yaparken ödediği katma değerden özel tüketim vergisinden vazgeçmiyor. Böyle bir ortamda Türk sanayisinin de Türkiye'yi terk ettiğini ve çözüldüğünü görüyoruz. Sadece tekstilde 5 milyar dolarlık sanayimiz geçtiğimiz 1-2 yıl içinde Mısır'a yerleşti. Ama sadece tekstil değil, ayakkabı sanayisinin de Mısır'a göç ettiğini görüyoruz. Balkan ülkelerine göç eden sanayicilerimiz var. Eğer bir ülkede adalet olmazsa, eğer bir ülkede ekonomik politikalar kısa, orta ve uzun vadeli ve planlı olmazsa eğer iş dünyası tapusu için güven duymazsa o ülkede ekonomik kalkınma olmaz, ekonomik istikrar olmaz. Ülkemizde de bu ekonomik istikrar yok. Sadece tekstilde 264 bin işçi işini kaybetti. Bunlar aileleriyle birlikte 1 milyon insan oluşturuyorlar. Bu ekonomik krizden çıkmanın yolu neoliberal ekonomik politikaları terk ederek Zafer Partisi'nin sürdürülebilir kalkınma modeline geçiştir. Tekrar ediyorum. Bu ekonomik politikaları Türkiye'yi getirmiş olduğu ekonomik buhrandan çıkmak için neoliberal herhangi bir modelin geçerliliği yoktur. Tek çözüm sürdürülebilir planlı kalkınma ve karma ekonomik 21. yy uygun bir karma ekonomik modeldir. Biz de Zafer Partisi olarak bu modeli savunuyoruz. Devlet Planlama Teşkilatının kurulmadığı, eğitimin kalitesinin yükseltilmediği, Sayıştay'ın harcamaları devlet harcamalarını denetim altına almadığı, ve adaletin olmadığı bir ülkede ekonomik kalkınma ve refahtan söz etmek mümkün olmaz. Biz de Zafer Partisi olarak bize yetki verdiğimiz takdirde bunları gerçekleştirmeyi taahhüt ediyoruz. Ancak ülkemizin yaşamakta olduğu ağır ve Cumhuriyetin varlığı için tehdit oluşturan diğer hususta PKK terör örgütü ve onun elebaşısı Abdullah Öcalan'la yapılan pazarlıklardır. Biz de terörsüz bir Türkiye istiyoruz. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin pazarlık masasında Abdullah Öcalan'la pazarlık konusu yapılmasına karşıyız. Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki Öcalan komisyonu İmralı Adası'na giderek terörist Öcalan'la konuşacakmış. Ona beşikteki bebekleri öldürme kararını verirken ne hissettin diye soracaklar mı? Sormayacaksanız niye gidiyorsunuz? Türkiye Büyük Millet Meclisi İstiklal Harbi veren Gazi bir Meclis’tir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 15 Temmuz FETÖ'cü darbe girişimine karşı direnen bir meclistir. Bir terör örgütünün darbesine karşı direnen bir Meclis, devlet kuran bir Meclis, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu anlaşması olan Lozan'ı tanımayan, Cumhuriyet'in Kürtlere soykırım yaptığı şeklindeki ahlaksızca iftirayı atan bir terör örgütünün elebaşısının ayağına gidip ne diyecektir? Bunu Zafer Partisi olarak bilmek istiyoruz. Teröristbaşına gittiğiniz zaman onun pis elini sıkacak mısınız? Ona ‘Abdullah Bey’ diye mi hitap edeceksiniz? İstihbaratçılara ve devletin diğer güvenlik görevlilerine söylemediği neyi söyleyecek Abdullah Öcalan size? Hiçbir şey söylemeyecek. Terörist örgütün terörist elebaşı Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin İmralı'ya gelmesini dünyaya ve kendi taraftarlarına Türkiye'yi yendiğinin göstergesi olarak kullanmak için istiyor. O heyetin içinde olanların hiçbirisi ailelerine, çocuklarına, torunlarına bu İmralı ziyaretini bir şeref olarak bırakamayacak. Türk halkı da bu teröristbaşının Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri tarafından ziyaret edilmesini kabullenmiyor. Türk halkı Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını da kabullenmiyor. Her şeyde demokrasi diyorsunuz. Demokrasi için yeni Anayasa diyorsunuz. Hadi Türk halkına soralım. Türk halkı milli üniter laik devletten PKK ve Öcalan istedi diye vazgeçmeyi kabul edecek mi zannediyorsunuz? Sürecin arkasında halkın yüzde 60-70 desteği var diyorsunuz. Hodri meydan. Gidelim sandığa bakalım var mı halkın yüzde 60-70 desteği yoksa halk sizi Haziran 2015'te olduğu gibi sandığa ve bu sefer sandığın en dibine gömmeye mi hazırlanıyor? Zafer Partisi olarak Türkiye'yi nasıl bugün Zonguldak'ta bir panel düzenleyerek bütün bunları anlatacaksak, gelecek hafta Mersin'de düzenleyeceğimiz panelle bunları anlatacaksak, özetle bütün Türkiye'yi adım adım dolaşıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin nasıl Öcalan’la pazarlık masasına konulduğunu her yerde anlatacağız. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, konuşması sırasında bulunduğu ‘sandığa gidelim’ çağrısı hakkında gelen soruya şu cevabı verdi: Madem demokrasi diyorlar, madem Türkiye, PKK ile terörist örgütle pazarlıkla demokratikleşiyormuş, Türk halkının iradesini Meclis’te yapılan pazarlıklarla belirleyemezler. Her şey Türk halkının önüne gelmeli. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin Türkiye’nin terörsüzleştirilmesi için neler yapılması ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İmralı çıkışı sonrası salonun ayakta alışması üzerine gelen soruya şu cevabı verdi: Terörsüz Türkiye teröristlerle pazarlık edilerek değil, terörle mücadele edilerek ve terörist örgüt bitirilerek olur. Terörist örgüt teslime zorlanarak olur. Zafer Partisi olarak bizim bir antiterörizm programımız var. Bu programı parti kurulduğu günden beri Türk kamuoyuyla paylaşıyoruz ve bu program 12 ana başlıkta PKK terör örgütünün nasıl sonlandırılacağını ayrıntılı olarak anlatıyor. Önümüzdeki süreçte de düzenleyeceğim, her perşembe düzenlediğim basın toplantılarından birisinde kapsamlı bir şekilde Zafer Partisi'nin terörü bitirme programını tekrar Türk kamuoyuyla paylaşacağım. Burada bu basın toplantısı çerçevesinde zaman yetersizliğinden ötürü bu güzel sorunuza ama uzun cevap gerektiren sorunuza cevap vermiyorum. Gelelim ikinci sorunuza; Milliyetçi Hareket Partisi'ne Alparslan Türkeş'in kurduğu parti diye oy veren Milliyetçi Hareket Partililere kendilerine şu soruyu sormalarını istiyorum: Alparslan Türkeş o salonda otursaydı bu sözü alkışlar mıydı yoksa alkışlamaz mıydı? Alkışlardı diyen Milliyetçi Hareket Partili seçmen varsa söyleyecek bir şeyim yok. Ama alkışlamazdı diyen Milliyetçi Hareket Partilinin hepsini Zafer Partisi'ne davet ediyoruz. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zonguldak’a daha önceki gelişiyle şimdiki gelişinde ne gibi farklılıklar olduğu sorusuna şu cevabı verdi: Daha hiçbir şey görmedim. Biraz sonra göreceğim. Gelir gelmez buraya geldim. Ama Zonguldak, Zafer Partisi'nin sanayi politikalarında Türkiye'nin en önemli dört merkezinden birisi, bir liman kenti olma niteliği ve Türk ağaç sanayinin merkez üstlerinden birisi olma niteliğini taşıyor. Onun için Zonguldak'a büyük önem veriyoruz. İlk ziyaretimizi Ticaret Odası'na gerçekleştirdik ve kendileriyle uzun ve çok kıymetli bir toplantı yaptık. Notlarımızı aldık. Önümüzdeki süreçte görüşmelerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nun özelleştirilmesi ilgili olan tartışmalar hakkında gelen soruya şu cevabı verdi: Bakın, biz özelleştirmeden çok içinden geçtiğimiz süreçte kamulaştırmanın ön planı çıkartılması gerektiğini düşünüyoruz. Özelleştirme bir fetişizme dönüştü. Karlı olan devlet işletmeleri bile gereksiz şekilde özelleştirildi ve özelleştikten sonra da gereken yatırımlar yapılmadığı için hem millete hem de sahibine zarar vermeye başladı. Mesela, elektrik dağıtımının özelleştirilmesinin sonuçlarını hep birlikte görüyoruz. Tabii Zonguldak için kömür çok önemli. Ancak her doğal kaynağın olduğu gibi kömürün de bir sonu var. Zonguldak'ın perspektifini sadece kömür içerisine sıkıştırmamak gerekiyor. Kömür konusunda yeni yatırımlar yapılarak modernleştirme devlet eliyle geliştirilirken Zonguldak'a başka başka yatırımların da kaydırılması gerektiğini düşünüyoruz. Zonguldak'ın Ankara ve Bursa'ya kadar uzanan iki eksende hattın dünyaya açılış kapısı olarak demir yollarıyla bu bölgeyi dünyaya bağlayan, denize bağlayan merkez üs haline gelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Zonguldak'ta çok kıymetli bir üniversite var. Bu üniversitenin seviyesinin, içeriğinin, akademik etkinliğinin devlet desteğiyle de arttırılarak özellikle yüksek teknoloji alanında ortaya ürünler, sanayi ile birlikte ortaya ürünler koyabilecek bir noktaya çıkartılması gerektiği inancındayız. Sonuç olarak Zonguldak, Türk ekonomisinin önemli merkezlerinden birisi, Türk eğitiminin önemli merkezlerinden birisi olmaya adaydır. Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin Dört Bölge Dört Deniz Projesi kapsamında Zonguldak’ı kapsayan bölümünün neler olduğunun sorulması üzerine verdiği cevap: Sanayinin hem de Ankara ve Bursa'ya kadar uzanan sanayinin dünyaya açılış merkezi haline gelecek olan Zonguldak'ta yerleşim planlamasının yeniden tasarlanmasından demir yollarının kente kazandıracağı etkinliğe kadar birçok farklılaşma gerçekleşecek. Bu da Zonguldak'a bir cazibe merkezi haline getirecektir. Mansur Yavaş hakkında verilen soruşturma izni hakkında Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ şu açıklamayı yaptı: İçişleri Bakanlığı Mahsur Yavaş'la ilgili bir soruşturma izni vermiş. Ben, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın saklayacak, gizleyecek bir şeylerin olmadığını düşünüyorum, inanıyorum. Ancak neden hiç AK Partili belediye başkanları için soruşturma izni verilmiyor? Neden Melih Gökçek için hazırlanmış olan 100 tane dosya inatla hakkında soruşturma başlatılmıyor. İşte bu siyasetin muhalefete yönelik düşman ceza hukuku uygulamalarının bir sonucudur.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.