Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Babacan: Birlik olursak her zorluğun üstesinden geliriz Haber

Babacan: Birlik olursak her zorluğun üstesinden geliriz

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, İran'a yapılan saldırının bölgesel istikrar ve Türkiye için büyük risk oluşturduğuna işaret ederken İsrail'in saldırıya gerekçe olarak kullandığı "önleyici savaş” kavramının uluslararası hukukta yeri olmadığını da hatırlattı. Birlik ve beraberliğin önemine vurgu yapan Babacan, "Unutmayalım; birlik olursak, her zorluğun üstesinden geliriz. Yakın tarih gösteriyor ki ne zaman bu coğrafyada Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan, İran ve diğer belli başlı İslam ülkeleri bir arada hareket ettilerse, safları sımsıkı tuttularsa; işte o zaman, İsrail’miş, Amerika’ymış, hepsi geri adım atmışlardır. Ne zaman ki ortak bir tutum olmamış, çatlaklar oluşmuşsa; işte o zaman zafiyet oluşmuş, şımarıklıklara, hadsizliklere alan açılmıştır.” diye konuştu. Yeniden Refah Partisi İstanbul il Başkanlığı'nın düzenlediği iftar ve Erbakan'ı anma programına katılan Babacan, vefatının 15. yıl dönümünde rahmetle andığı eski Başbakanlardan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın siyaseti makam değil hizmet için yaptığını söyledi. Babacan, 28 Şubat sürecine de değinerek, “28 Şubat; tankların sokakta görünmesinden çok daha fazlasıdır; millet iradesine yönelmiş bir müdahalenin; inançlara, düşüncelere ve hayat tarzlarına yapılan baskının adıdır. ‘28 Şubat 1000 yıl sürecek’ diyen darbeci zihniyeti unutmadık. Her türlü tehdit ve baskıya rağmen dimdik ayakta duran, zor bir dönemde ağır sorumluluklar üstlenen, merhum Necmettin Erbakan’ı unutmadık. Geçmişin bu karanlık günlerinden çıkarılması gereken en önemli ders şudur: Hiçbir kuvvet milletin iradesinin üstünde olamaz.” diye konuştu.

Dervişoğlu: Türk milleti bir bütündür, bölünemez Haber

Dervişoğlu: Türk milleti bir bütündür, bölünemez

İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, partisinin Afyonkarahisar’da düzenlenen iftar programına katılarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Terör örgütü elebaşı Öcalan’ın açıklamasına dair Dervişoğlu, “Yapmış oldukları mücadelenin müzakere güçlerini ortaya koyduğunu ifade ediyor. Yani İmralı’daki cani, yaptıkları müzakereye bağlı olarak örgütünün ne kadar güçlü hale geldiğini kamuoyuyla paylaşıyor. Buradan çıkan sonuç şudur; en başından itibaren pazarlık yok diyorlar ya, Abdullah Öcalan itiraf etmiş işte. Müzakereden bahsediyor. Kim ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına canilerle müzakere ve pazarlık masasına oturmuştur, o bunun bedelini mutlak suretle ödeyecektir.” dedi. Dervişoğlu, Anadolu irfanının her şeyin üzerinde olduğunu bildiğini belirterek, “Ben bu büyük milletin; sağcısı solcusuyla, Alevi’siyle Sünni’siyle, doğulusu batılısı, kuzeylisi güneylisiyle birliği ve beraberliği arzuladığını biliyorum. Birlik ve beraberlik için her türlü fedakarlığı yapma iradesi sergileyeceğine de yürekten inanıyorum. O sebepten dolayı; ‘PKK eşittir Öcalan, o da eşittir Kürtler’ denklemi üzerinden toplumsal bir yarılmayı yaşama geçirerek, Türkiye’yi böleceklerini zannedenlere de söylüyorum. Türk milleti bir bütündür, bölünemez. Onun diliyle, onun tanımıyla uğraşılmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir. Bu gerçeği hiç kimse değiştiremez.” şeklinde konuştu. Dervişoğlu, “Türkiye'nin birliği, dirliği, beraberliği için inandıklarımıza inanan ve hassasiyetlerimizi önemseyen insanlarla elbette ki konuşuruz. Ama buradan söylüyorum; İYİ Parti ve Müsavat Dervişoğlu hiç kimsenin vagonu olmayacaktır” diye ekledi.

Babacan: Türkiye, önlem almada aktif ve hazırlıklı olmalıdır Haber

Babacan: Türkiye, önlem almada aktif ve hazırlıklı olmalıdır

DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, İsrail’in İran’a başlattığı ve ABD’nin de katıldığı askeri operasyonun, uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın temel ilkelerinin açık bir ihlali olduğunu belirtti. İsrail’in gerekçe olarak kullandığı “önleyici savaş” kavramının uluslararası hukukta yeri olmadığını ifade eden Babacan, müzakere süreçleri devam ederken başvurulan bu saldırganlığın, bölgesel istikrar için büyük bir tehlike oluşturduğunu bildirdi. Babacan, geçmiş tecrübelerin, dış müdahalelerle demokrasi inşa edilemeyeceğini, bu tür girişimlerin yalnızca kaosu ve insani trajedileri derinleştirdiğini tüm dünyaya gösterdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Komşumuz İran’ın yönetim merkezlerinin ve altyapısının hedef alınması; Türkiye için doğrudan ekonomik riskleri ve yeni göç dalgalarını tetikleyebilir. Hürmüz Boğazı üzerinden enerji rotalarının tehdit edilmesi ise dünya ekonomisini sarsacak bir boyuta ulaşabilir. İran'a karşı başlatılan bu saldırıları kınıyorum. Bölgeyi ateşe atacak, daha fazla masum insanın ölümüne sebebiyet verecek hesaplara karşı; bizim yerimiz, diplomasi masasının, sağduyunun ve uluslararası hukukun yanıdır.” Babacan, Türkiye’nin, hem diplomasi kanallarını canlandırmada hem de olası krizlere karşı önlem almada aktif ve hazırlıklı olması gerektiğini ifade etti.

Sanchez: ABD ve İsrail'in tek taraflı askeri eylemini reddediyoruz Haber

Sanchez: ABD ve İsrail'in tek taraflı askeri eylemini reddediyoruz

İspanya Başbakanı Sanchez, ABD ve İsrail'in tek taraflı askeri eylemini reddettiklerini, bu eylemin gerilimi tırmandırdığını ve daha belirsiz ve düşmanca bir uluslararası düzene katkıda bulunduğunu ifade etti. İran rejiminin ve Devrim Muhafızlarının eylemlerini de kınadıklarını söyleyen Sanchez, Orta Doğu’da uzun süreli ve yıkıcı bir savaşa daha tahammül edemeyeceklerini dile getirdi. Sanchez, derhal gerginliğin azaltılmasını ve uluslararası hukuka tam saygı gösterilmesini talep ettiklerini vurgulayarak, “Diyaloğu yeniden başlatmanın ve bölge için kalıcı bir siyasi çözüme ulaşmanın zamanı geldi.” dedi. İspanya Dışişleri, Avrupa Birliği ve İşbirliği Bakanı Jose Manuel Albares; Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Orta Doğu’daki durum hakkında görüştüğünü açıkladı. Saldırıların durması gerektiğini söyleyen Albares, “İspanya uluslararası hukuka saygı, gerilimin azaltılması ve diyalog talep ediyor. Onlara İspanya'nın bölgesel istikrar ve barışa olan kesin bağlılığını ve saldırıya uğrayanlara olan dayanışmamızı ve desteğimizi ilettim; bu saldırıları kınıyoruz.” diye konuştu.

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz. Haber

Ümit Özdağ: Vatandaşlığı değiştirenler vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir, Buna izin vermeyiz.

Ümit Özdağ'ın konuşmasındaki satırbaşları şöyle ; Bir ramazanda daha iftar sofrasında bir araya geldik. Var olun. Davetimizi kabul ettiniz geldiniz. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne yazık ki ramazanların tadı kalmadı, bayramların tadı kalmadı. Ramazan sabır ayıdır, kanaat ayıdır, şükür ayıdır. Biz de millet olarak sabrediyoruz, şükrediyoruz ve Allah biliyor ya, milletimiz kanaat ediyor; kanaat etmek zorunda kalıyor. Çünkü adaletin olmadığı, kul hakkının yendiği, bayramların bayram, ramazanların ramazan tadı vermediği günlerden geçiyoruz. Değerli Antalyalılar, Geçen sene sahurları ve iftarları, bu salonda yaptığım bir konuşmadan dolayı Silivri Cezaevi’nde gerçekleştiriyordum. Nasip oldu, bu ramazanda yine aynı salonda, bu sefer sizlerle birlikte iftar sofrasında bir araya geldik. Biz bir araya geldik ama haksız yere tutuklu olan yurttaşlarımız hâlâ hapishanelerde kalmaya devam ediyor ve haksız yargılanmalar sürüyor. Belki sizler de görmüşsünüzdür; birkaç gün önce sosyal medyada küçük bir video dolaştı. Bir vatandaş, orada gördüğü bir başkasına, ‘Acaba İstanbul’da Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne nasıl gidebilirim’ diye soruyor. Soruyu sorduğu kişi ise, ‘Twitter kullanıyor musun’ diyor. ‘O zaman Twitter’a ‘Hükümet istifa’ yaz, seni hemen götürürler’ diyor. Maalesef böyle bir dönemden geçiyoruz ve düşman ceza hukuku uygulamaları devam ediyor. Öte yandan, 14 kişiyi diri diri yakarak öldüren bir terörist hapishaneden serbest bırakılıyor ve şimdi şehir şehir dolaştırılıyor. Gittiği şehirlerde belirli bir grup tarafından kahraman gibi karşılanıyor, konuşmalar yaptırılıyor. Bu adalet mi arkadaşlar? Bu adalet değil. Adaletsizlik sadece yargı sisteminde de değil; pazarda, çarşıda da var. Kul hakkının yenmesi, piyasada her gün yaşadığımız bir şey. Toplumun yüzde 10’u bütün servetin yüzde 68’ini kontrol ederken, 44 milyon insanın sahip olduğu servet Türkiye’nin toplam servetinin yüzde 2,47’si. Bazıları parfüm banyosu yapıp en lüks araçlara binip yurt dışında villalar satın alırken, ithal mal patlaması yaşanırken; 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan emekli, 250 lirayı cebine koyup pazar alışverişine gitmek zorunda kalıyor. 16 bin lira maaş alan bir dul, o 16 bin lirayla ayın sonunu getirebilmek için çalışıyor. Bakın, Hazreti Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi; sizden önceki toplulukların helak olmasına neden olan şeylerin başında şu gelir: İçlerinden zengin ve soylu birisi suç işlediği zaman cezasız bırakılır, fakir ve zayıf birisi suç işlerse ona ceza verilir. İşte bu toplumlar helak olur. Eski Kızılay Genel Müdürü’nün kızı ölümlü bir trafik kazası yaptı. Bir gün bile hapishaneye girmedi. Aynı kazayı fakir veya muhalif bir insan yapsaydı, şu anda hapisteydi. İşte bu adil değil. Biz, herkesin yasalar önünde eşit olduğu bir Türkiye istiyoruz. Anayasa’nın 10. maddesinin, yani bütün yurttaşların yasalar önünde eşit olduğunu söyleyen maddenin uygulandığı bir Türkiye istiyoruz. Türk halkının büyük çoğunluğu fakirleşirken, küçük bir azınlığın kontrolsüz bir şekilde zenginleşmesine, bu ülkenin zenginliklerini talan etmesine ‘hayır’ diyoruz. Herkese aynı yasaların, aynı adalet anlayışıyla uygulandığı bir Türkiye’nin mücadelesini veriyoruz. Değerli Antalyalılar, değerli Zafer Partililer, Bütün bunlar olurken, bir de bütün bu sürecin içerisinde İmralı’daki bir teröristin yapılan pazarlıklar neticesinde yeni bir statü elde ettiğini görüyoruz. Bir taraftan MHP, öbür taraftan DEM; Öcalan için barışa olan hizmetlerinden dolayı yeni bir statü istiyor. Öcalan Türkiye’ye huzur getiriyormuş. Sanki 1976’dan 2026’ya kadar geçen 50 yıl içerisinde on binlerce yurttaşımızın ölümüne bu adam neden olmamış gibi; kadın, erkek, çocuk, bebek demeden binlerce insanı öldürtmemiş gibi; beşikteki bebeği, kümesteki tavuğu öldürün emrini vermemiş gibi, ‘Öcalan Türkiye’ye barış getiriyor, ona yeni bir statü lazım’ diyorlar. Demek ki Öcalan’ın İmralı’daki mahkûm statüsü sona erdi, artık yeni bir statü verecekler. Peki bu statü nasıl verilecek? Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki Öcalan Komisyonu’nu çıkardığı raporla, Öcalan’ın nasıl serbest kalacağına ve PKK’lılara nasıl af getirileceğine ilişkin yol haritasını zaten çizdi. Öcalan’ın yeni statüsünün ne olacağını ise, Öcalan yapmış olduğu ikinci açıklamasında ortaya koyuyor. Öcalan kendisini baş müzakereci ve Cumhuriyet’in yeniden kuruluşunun kurucu önderi olarak gösteriyor. Öcalan bu utanmaz açıklamasında, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl yanlış kurulduğunu ve devletin nasıl yeniden kurulması gerektiğini anlatıyor. Öcalan bize demokrasi ve hukuk dersi veriyor. Öcalan vatandaşlığı yeniden tanımlayacağımızı bize öğretiyor. Buradan, Anayasa’nın 66. maddesinde tanımlanan Türk vatandaşlığını değiştirmeyi düşünenlere sesleniyoruz: Vatandaşlığı değiştirenler, vatanı değiştirmeye hazırlanıyor demektir. Buna izin vermeyiz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.