Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tunceli

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Tunceli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tunceli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AK Parti İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu : Bazı üniversitelerde organize istismar ağı var Haber

AK Parti İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu : Bazı üniversitelerde organize istismar ağı var

Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Ensarioğlu, bölgedeki bazı üniversitelerde“organize istismar ağı” bulunduğunu öne sürdü. Kameralar önünde konuşan Ensarioğlu,“İspatlarım” diyerek söz konusu yapılanmanın münferit olaylardan ibaret olmadığını savundu. “Bu tür olaylar bir polis, bir asker ya da bir iki öğrencinin işi değil. Bu organize bir olaydır” diyenEnsarioğlu, söz konusu ağın bölgedeki 5-6 üniversitede faaliyet gösterdiğini iddia etti. Ensarioğlu, Kars Kafkas Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve MunzurÜniversitesi’nin isimlerini verdi. “Yoksul ailelerin çocuklarını hedef alıyorlar” İddialarını sürdüren Ensarioğlu, söz konusu yapının özellikle ekonomik durumu zayıf ailelerinçocuklarını hedef aldığını söyledi. Öğrencilerin “örgütçüsünüz” denilerek tehdit edildiğini ve istismara maruz bırakıldığını önesüren Ensarioğlu, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ile görüşmek istediğini ancak bunungerçekleşmediğini belirtti. Ensarioğlu, “O gün görüşseydik çok şey belki daha erken ortaya çıkabilirdi” ifadelerini kullandı. “Polisin desteğiyle ağlarına düşürüp istismar etmişler” Amida Haber’e konuşan Salim Ensarioğlu, iddialarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Yalnızca Nizamettin’den duyduklarım değil, daha önce de bölgesel çalışmalarımda bu olaysürekli karşıma çıktı. Burada bir polisin, bir askerin veya iki öğrencinin meselesinden sözetmiyoruz. Bu organize bir olaydır.” Ensarioğlu, söz konusu yapılanmanın belirli öğrenci gruplarını hedef aldığını öne sürerek şuifadeleri kullandı: “Eline düşürdüğü kitleler, puanları düşük olan, fakir aile çocukları… Özellikle 5-6 üniversitede;Kars’tır, Fırat Üniversitesi’dir, Munzur Üniversitesi’dir, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’dir… Buradamağdur olan, ekonomik durumu iyi olmayan çocukları tehdit edip ‘örgütçüsünüz’ diyerek,ahlaksız polislerin bir kısmı - her kurumda ahlaksız insanlar olur, askerde de aynı şekilde var -bunlar, üniversitedeki bazı kişilerin desteğiyle öğrencileri ağlarına düşürüp istismar etmişler.” “İspatlarım var” İddialarını kanıtlayabileceğini savunan Ensarioğlu, açıklamalarında “İspatlarım var” vurgusunuyaptı. Salim Ensarioğlu’nun açıklamaları, kamuoyunda tartışma yaratırken, söz konusu iddialarailişkin resmi kurumlardan henüz bir açıklama yapılmadı.

Türkiye’nin en borçsuz şehirleri belli oldu Haber

Türkiye’nin en borçsuz şehirleri belli oldu

Büyükşehirler en fazla kişi başı kredi hacmine sahip olurken; Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı kentler “en az borçlu” iller arasında öne çıktı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından açıklanan verilere göre bu yılın ilk çeyrek döneminde toplam nakdi kredilerin büyüklüğü 25,58 trilyon TL olarak gerçekleşti. 2025 sonunda 86,1 milyon kişilik ülke nüfusu dikkate alındığında kişi başı kredi hacmi 297 bin TL oldu. Verilere iller bazında bakıldığında Türkiye’nin kredi haritası da ortaya çıktı. Kredi hacmi en yüksek 10 il Sıra Şehir Değer (TL) 1 İstanbul 8,684 trilyon 2 Ankara 3,413 trilyon 3 İzmir 1,381 trilyon 4 Antalya 1,037 trilyon 5 Bursa 799 milyar 6 Antep 790 milyar 7 Kocaeli 652 milyar 8 Adana 588 milyar 9 Konya 462 milyar 10 Mersin 373 milyar Kredi hacmi en düşük 10 il Sıra Şehir Değer (TL) 1 Bayburt 8,4 milyar TL 2 Tunceli 12,5 milyar TL 3 Gümüşhane 14,3 milyar TL 4 Hakkâri 15,8 milyar TL 5 Ardahan 16,2 milyar TL 6 Bingöl 16,7 milyar TL 7 Kilis 18,2 milyar TL 8 Iğdır 20,1 milyar TL 9 Artvin 26,2 milyar TL 10 Bartın 26,4 milyar TL Kişi başı kredi hacmi en yüksek 10 il Sıra Şehir Miktar (bin TL) 1 Ankara 577 2 İstanbul 551 3 Antalya 373 4 Antep 356 5 Denizli 324 6 Muğla 317 7 İzmir 307 8 Kocaeli 302 9 Adana 257 10 Yalova 256 Kişi başı kredi hacmi en düşük 10 il Sıra Şehir Miktar (bin TL) 1 Hakkâri 56,7 2 Ağrı 57,3 3 Şırnak 57,6 4 Bingöl 59,3 5 Muş 68,8 6 Bitlis 77,1 7 Van 78,8 8 Urfa 81,4 9 Siirt 88,2 10 Mardin 90,8 Rakamlar ne anlatıyor? İstanbul kredi hacminde zirvede olsa da, nüfusa göre orantılandığında Ankara ilk sırada yer aldı.Kredi hacmi yüksek illerin; iş merkezi, sanayi ve turizm gibi alanlarla öne çıkan büyükşehirlerden oluşması dikkat çekti.Her iki listenin başındaki şehirlere bakıldığında, Ankara’da kişi başına kredi hacmi Hakkâri’nin yaklaşık 10 katı seviyesinde bulunuyor.

9 yıldır çözülemeyen Onur Sefer dosyasında yeni rapor: ‘İntihar değil cinayet olabilir’ Haber

9 yıldır çözülemeyen Onur Sefer dosyasında yeni rapor: ‘İntihar değil cinayet olabilir’

2017 yılında Dersim’in Hozat ilçesinde bir otomobil içerisinde göğsünden av tüfeğiyle vurulmuş halde bulunan Onur Sefer dosyasında, aradan geçen 9 yıla ve 4 savcı değişmesine rağmen herhangi bir ilerleme sağlanamadı. Aile ise yıllardır olayın aydınlatılması için hukuk mücadelesi yürütüyor. Olay, 7 Mayıs 2017 tarihinde Hozat'a bağlı Ergen Köyü mevkiinde meydana geldi. O dönem 25 yaşında olan Onur Sefer, kendisine ait otomobilin içinde ölü bulundu. Olayın ardından Hozat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Ancak dosyada geçen yıllara rağmen kayda değer bir gelişme yaşanmadı. Onur Sefer'e ait otopsi raporuna göre, Sefer'in sol göğsünün üst kısmı ile sol koltuk altına yakın bölgesine en az iki av tüfeği saçması isabet etti. Her iki atışın da bitişik atış mesafesinden yapıldığı belirtilirken; tüfeğin boyutu, Sefer'in araç içindeki yatış pozisyonu ve araçtaki saçma giriş delikleri arasında uyumsuzluk bulunduğu kaydedildi. Bilirkişi raporunda ayrıca aracın sağ ön koltuğunda el parmaklarını andıran sürüntü şeklinde kan lekeleri bulunduğu, ancak bu izlerin Sefer'in araç içerisindeki pozisyonuyla örtüşmediği belirtildi. Aracın sol arka tekerlek kısmındaki kan lekelerinin nasıl oluştuğuna ilişkin ise teknik bir açıklama yapılamadığı ifade edildi. Raporda şu değerlendirmeye yer verildi: "Tüm bu gerekçelere dayanılarak ölümün orijininin intiharı destekleyici nitelikte olmadığı, olayın orijininin cinayet olmasının muhtemel olduğu ve araçta bulunan av tüfeğinin özellikleri dikkate alındığında söz konusu eylemin araç içerisinde ve özellikle sağ ön kapı açık iken gerçekleştirilmesinin mümkün olduğuna ilişkin bilirkişi kanaatimi tensip makamınıza ait olmak üzere arz ederim." Tüm bu bulgulara rağmen dosyada halen somut bir ilerleme sağlanamadı. Savcılığa yeni başvuru Ailenin avukatı Cihan Ezer'in, dosyanın yeniden ele alınması ve soruşturmanın derinleştirilmesi talebiyle Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulunduğu öğrenildi. Onur Sefer'in kardeşi Metin Sefer, soruşturma sürecinde kendilerine uzun süre bilgi verilmediğini belirterek, dosyada kimliği belirsiz kan örnekleri, saç telleri ve araç içerisindeki çamur izlerine rağmen olayın "intihar" olarak değerlendirildiğini söyledi. Onun Sefer'in anne ve babası “Kardeşimin kim tarafından öldürüldüğünün bulunmasını istiyoruz" Metin Sefer, "O dönemin savcılarına biz defalarca intihar olmadığını söyledik. Bize hiçbir ayrıntıyı anlatmadılar. Dört yıl boyunca bizi getirip götürdüler. Gizlilik kararı koydular. Bize ve avukatlarımıza bilgi verilmedi. Savcılara yalvardık, 'Bu olayı aydınlatın' dedik. Artık bizim sabrımız kalmadı" dedi. Dosyada yer alan delillere dikkat çeken Sefer, "Arabanın içinde kimliği belirsiz kan var. Bir ayakkabısı ayağında, diğeri yok. Arabanın içinde çamur ve saç örnekleri var. Bunların kime ait olduğu ortaya çıkarılmadı. Artık kardeşimin kim tarafından öldürüldüğünün bulunmasını istiyoruz" diye konuştu. Sefer ailesi, 9 yıldır aydınlatılamayan dosyada sorumluların bulunarak yargılanmasını talep ediyor. 85 yaşındaki baba Süleyman Sefer ise yetkililere çağrıda bulunarak, "Bakandan rica ediyorum, katil bulunsun ve mahkemeye çıkarılsın. Ben ölmeden bunu görmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Anne Sultan Sefer de yıllardır yaşadıkları acının dinmediğini belirterek, "Ben Onur'umun katillerinin bulunmasını istiyorum. Tek dileğim Onur'umun katillerinin ortaya çıkarılmasıdır" dedi.

Gülistan Doku soruşturmasında Firari Altaş'ın 'Her şeyi anlatırım' mesajları dosyaya girdi Haber

Gülistan Doku soruşturmasında Firari Altaş'ın 'Her şeyi anlatırım' mesajları dosyaya girdi

Tunceli’de kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmada, dikkat çeken yeni iddialar gündeme geldi. Doku’nun kaybolduğu gece aynı araçta bulunduğu belirtilen Umut Altaş’ın, babasıyla yaptığı yazışmaların dosyaya dahil edildiği bildirildi. İddiaya göre firari Altaş’ın mesajlarında, “Savcı hanımı arar her şeyi anlatırım” ve “Ötecem lan her şeyi” ifadeleri yer aldı. Para tartışması ve tehdit iddiası Soruşturma dosyasına giren yazışmalara göre, Umut Altaş’ın 2022 yılında önce Meksika’ya, ardından yasa dışı yollarla ABD’ye gittiği öne sürüldü. 9 Ocak 2026 tarihli mesajlarda Altaş’ın babasından 9 bin dolar istediği, babası Celal Altaş’ın ise daha önce gönderdiğini belirttiği 150 bin doları geri talep ettiği iddia edildi. Bu tartışma üzerine Umut Altaş’ın, “Bugün para gelmezse savcı hanımı arar, her şeyi anlatırım. Beni Amerika’ya niye yolladığınızı söylerim” ifadelerini kullandığı ileri sürüldü. “Her şeyi anlatırım” çıkışı Baba ile oğul arasında geçen yazışmalarda gerilimin arttığı da öne sürüldü. İddiaya göre Celal Altaş’ın sert sözlerine karşılık Umut Altaş, “Bırak rol yapmayı. Sen susturuyordun ya. Ötecem lan her şeyi. Göreceksiniz dünya kaç bucak” şeklinde mesajlar gönderdi. Ağabeyin iddiası da dosyada Soruşturma kapsamında daha önce Umut Altaş’ın ağabeyi Sidar Altaş’ın açıklamaları da gündeme gelmişti. Sidar Altaş’ın, Doku ailesinin avukatına kardeşinin kendisine, “Türkay bana ‘Kız hamile kaldı, aldırmak istemedi, ben de kafasına sıktım’ dedi” şeklinde konuştuğunu aktardığı iddia edilmişti. 12 kişi tutuklanmıştı Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel ve Umut Altaş’ın babası Celal Altaş’ın da bulunduğu 12 kişi, “kasten öldürme” ve “delilleri karartma” suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Gülistan Doku soruşturmasında 6 saatlik kayıp görüntü 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku davasında, ailenin avukatı Ali Çimen çok konuşulacak bir iddiayı gündeme taşıdı. Avukat Çimen, Gülistan’ın kaybolmasından bir gün önce baş şüpheliyle yan yana geldiğini kanıtlayan 6 saatlik kamera kaydının gizlendiğini söyledi. X sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Çimen, 4 Ocak 2020 tarihine (Gülistan'ın Doku’nun kaybolmasından bir gün öncesi) ait yeni detaylar paylaştı. İddiaya göre, "Baymak" adlı iş yerine ait 6 saatlik görüntü kayıtlarında, Gülistan’ın çalıştığı kafeye baş şüphelinin geldiği ve bu gelişin ardından Gülistan’ın hızla iş yerini terk ettiği görülüyor. Olayın en dikkat çekici noktası ise bu temasın daha önce resmi kayıtlara "yok" olarak geçmesi. Avukat Ali Çimen, daha önce söz konusu şüphelinin o gün orada bulunmadığına dair tutanak tutulduğunu hatırlatarak şu soruları sordu: “Bulunmadığı tutanağa bağlanan baş şüpheli ile Gülistan’ın temaslarını gösteren 6 saatlik görüntü kaydını kim sakladı? Bu nasıl olabilir?" Gülistan Doku’nun akıbetiyle ilgili sis perdesi aralanmaya çalışılırken, ortaya çıkan bu "gizlenen görüntü" soruşturmanın seyri açısından büyük önem taşıyor., Bulunmadığı tutanağa bağlanan; Baş şüpheli M. SONEL İle Gülistan’ın 04.01.2020 tarihinde, yani öldürme olayından 1 gün önce Gülistan’ın çalıştığı kafe de temaslarının ( baş şüpheli gelince Gülistan hızlıca işi bırakıp çıkıyor) olduğunu gösteren Baymak adlı iş yerinin 6 saatlik… — Ali ÇİMEN (@av_cmn) April 28, 2026

Turhan Çömez: Gülistan Doku’nun SİM kartındaki delillerin silinmesi için valilik bütçesinden para gönderildi Haber

Turhan Çömez: Gülistan Doku’nun SİM kartındaki delillerin silinmesi için valilik bütçesinden para gönderildi

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Çömez; eski Dersim Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in, uyuşturucu kullanmayı reddeden Doku’yu tecavüz edip öldürdüğünü, cesedin gizlice gömüldüğünü söyledi. Çömez ayrıca "Cinayet izleri valilik bütçesinden 10 bin dolar harcanarak silindi" dedi. Turhan Çömez, olayın bir "kayıp" vakası değil, vahşi bir cinayet ve sistemli bir gizleme operasyonu olduğunu söyledi. Çömez, iddiasının detaylarını şu ifadelerle dile getirdi: "İddiaya göre; milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna ‘özel bir oda’ tahsis ediyor. Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor. Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor. Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor." Yer: Tunceli… AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş… İddiaya göre; Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor. Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz… pic.twitter.com/9iwhHhhfxg — Turhan Çömez (@ComezTurhan) April 19, 2026 "Cinayet izlerini silmek için valilik bütçesinden 10 bin dolar harcandı" Çömez’in en dikkat çekici iddialarından biri de cinayetin ardından delillerin yok edilmesi süreciyle ilgili oldu. Devletin imkanlarının suçun üstünü örtmek için seferber edildiğini söyleyen Çömez, süreci şöyle anlattı: "Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor. Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor. Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor. Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor. Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor." Hastane kayıtları ve "yılın doktoru" ödülü Olayın sağlık bürokrasisi ayağında da dehşet verici usulsüzlükler olduğunu belirten Turhan Çömez, delil karartma operasyonuna katılanların ödüllendirildiğini öne sürerek şunları kaydetti: “Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor. Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı ‘Yılın Doktoru’ ödülünü veriyor. Vali de kendisini, yaptığı ‘başarılı hizmetlerden dolayı’ İl Sağlık Müdürü olarak atıyor. Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri..." “Bu, çürümüş düzenin küçük bir resmi" Siyasi iktidara sert eleştiriler yönelten Çömez, Gülistan Doku dosyasının AK Parti’nin "Türkiye Yüzyılı" vizyonunun bir özeti olduğunu savundu. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarını sessiz kalmakla suçlayan Çömez, açıklamasını şu sarsıcı ifadelerle noktaladı: “‘Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur’ diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi bu… Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler. Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı. Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz? Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.