Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tüm

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Tüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD Başkanı Trump: İran'ın Hark Adası'nı hedef aldık Haber

ABD Başkanı Trump: İran'ın Hark Adası'nı hedef aldık

Trump, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) Orta Doğu tarihinin en şiddetli hava saldırılarından birini gerçekleştirdiğini ileri süren Trump, "İran'ın en değerlisi olan Hark Adası’ndaki tüm askeri hedeflerin tamamen yok edildiğini" belirtti Trump’ın tam açıklaması şu şekilde: “Az önce, benim talimatımla CENTCOM, Orta Doğu tarihinin en şiddetli hava saldırılarından birini gerçekleştirdi ve İran’ın en değerli varlığı olan Kharg Adası’ndaki tüm ASKERİ hedefleri tamamen yok etti. Ahlaki nedenlerden ötürü, adadaki petrol altyapısını yok etmemeyi tercih ettim. Ancak İran ya da başka herhangi bir ülke, gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan özgür ve güvenli geçişini engelleyecek herhangi bir adım atarsa, bu kararımı derhal yeniden gözden geçireceğim. İran ordusu ve bu terörist rejimle bağlantılı tüm diğer unsurlar, silahlarını bırakıp ülkelerinden geriye kalanları kurtarmakla akıllılık ederler; ki geriye pek bir şey kalmadı!” Hark Adası İran kıyılarının yaklaşık 25 kilometre açığında yer alan Hark Adası, ülkenin petrol ihracatı açısından stratejik bir merkez konumunda bulunuyor. Hark Adası, İran’ın en değerli ihracat kalemi olan petrol ile uluslararası alıcılar arasındaki kritik bağlantıyı oluşturuyor. Uzmanlara göre İran’ın petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ı Hark Adası terminali üzerinden gerçekleşiyor. Ahvaz, Marun ve Gachsaran gibi ülkenin en büyük petrol sahalarında çıkarılan ham petrol, boru hatlarıyla Hark Adası’na ulaştırılıyor. Petrol burada tankerlere yüklenerek Hürmüz Boğazı üzerinden Umman Denizi’ne ve küresel pazarlara sevk ediliyor. Bu ihracat, İran yönetimine büyük gelir sağlıyor ve devlet bürokrasisinin yanı sıra güvenlik güçlerinin finansmanında önemli rol oynuyor.

UNESCO: İran’da 4 Dünya mirası savaşta zarar gördü Haber

UNESCO: İran’da 4 Dünya mirası savaşta zarar gördü

UNESCO Dünya Mirası Merkezi Direktörü Lazare Eloundou Assomo, çatışmaların İran’ın tarihi dokusu üzerindeki etkisinden duyduğu "derin endişeyi" dile getirdi. Assomo, "İran, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde kayıtlı 29 alana sahip. Maalesef bu alanlardan dördü ciddi hasar almış durumda" dedi. Gülistan Sarayı ve Çehel Sotun zarar gördü UNESCO yetkilisi, Tahran’da bulunan ve mimari önemi nedeniyle sık sık Fransa’daki Versailles Sarayı ile karşılaştırılan tarihi Gülistan Sarayı’nın zarar gören yapılar arasında olduğunu belirtti. Ayrıca, 11 Mart 2026 Çarşamba günü paylaşılan görüntülerde, "İsfahan’ın Mücevheri" olarak adlandırılan tarihi Çehel Sotun (Kırk Sütun) Sarayı'nda meydana gelen yıkım gözler önüne serildi. Görüntülerde sarayın pencerelerinin kırıldığı, içeride füze parçalarının bulunduğu ve tarihi yapının tavanı ile ana sütunlarında hasar oluştuğu görüldü. UNESCO: Koordinatlar tüm taraflara iletildi Lazare Assomo, tarihi alanların hedef alınmaması için tüm tarafları uyardıklarını belirterek şunları söyledi: "UNESCO, bu tarihi bölgelerin tüm coğrafi koordinatlarını savaşan taraflara iletmiştir. Bu alanların hiçbir şekilde hedef alınmaması, saldırıya uğramaması veya tahrip edilmemesi gerektiği konusunda herkes bilgilendirilmiştir." Uluslararası anlaşmalara göre, savaş sırasında tarihi mirasın kasten hedef alınması "savaş suçu" olarak nitelendiriliyor. İran: İnsanlığın ortak mirası vuruluyor Konuya ilişkin açıklama yapan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Safavi hanedanlığı dönemine ait en önemli mimari eserlerden biri olan Çehel Sotun Sarayı’nın ABD ve İsrail’in ortak hava saldırıları nedeniyle hasar gördüğünü savundu. Bekayi, "Bu saray sadece İran’ın mülkü değildir; aksine insanlığın ortak kültürel mirasının bir parçasıdır" diyerek saldırılara tepki gösterdi.

Sebze ve Meyve Toptancı Hali temeli atıldı Haber

Sebze ve Meyve Toptancı Hali temeli atıldı

Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, “Bugün esnafımıza verdiğimiz sözü tutmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yalnızca Çorlu’ya değil, tüm bölgeye hizmet edecek bu modern halimizin temelini atıyoruz.” dedi. BÖLGENİN TİCARET VE TARIM ALTYAPISINI GÜÇLENDİRECEK TESİS Konuşmasına, “Bugün esnafımıza verdiğimiz sözü tutmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” diyerek başlayan Candan Başkan, “Adaylığımız döneminde Çorlu Belediye Başkanımız Ahmet Sarıkurt ile birlikte esnafımızı ziyaret ettiğimizde yaşadıkları sıkıntıları bizlerle paylaşmışlardı. Biz de onlara sebze-meyve toptancı halini hayata geçireceğimizin sözünü vermiştik. Bugün hem Çorlu’muza hem hem de bölgemize hizmet edecek, Çorlu Yeni Sebze ve Meyve Toptancı Hali’nin temelini atmanın gururunu yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı. ÇORLU’DAN TRAKYA’YA UZANAN HİZMET Temeli atılan tesis ile bölgenin önemli bir ihtiyacının karşılanacağına vurgu yapan Başkan Yüceer, “Bu tesis yalnızca Çorlu’ya, değil, Tekirdağ’a ve tüm Trakya’ya hizmet edecek. Burada üretici, esnaf ve tüketici buluşacak. Yıllık 50 bin tonun üzerinde işlem yapılmasını bekliyoruz. Şu anda bölgemizde üretilen yaş sebze ve meyve miktarı 136 bin tonun üzerinde. Tüketim ise günlük yaklaşık 500 ton, yıllık yaklaşık 183 bin ton seviyesinde. Bu hal binası bu ihtiyacın önemli bir kısmını karşılayacak.” dedi. ÜRETİCİDEN TÜKETİCİYE GÜÇLÜ ZİNCİR Tüm projelerin hem üretici hem de tüketici gözetilerek hayata geçirildiğini vurgulayan Candan Başkan, şöyle konuştu: “Göreve geldiğimizde şunu söyledik: ‘Sadece tüketiciyi değil, üreticiyi de düşünmeliyiz. Sadece üretici ve tüketici değil, esnaf da bizim için çok önemli.’ Bu nedenle amacımız; esnafın işini kolaylaştırmak, üretim gücünü artırmak, şehrimizin ticaretini büyütmek ve her ilçemizi ihtiyacı olan yatırımlarla buluşturmak. Çünkü inanıyoruz ki; üreten çiftçi, kazanan esnaf ve memnun vatandaşla Tekirdağ’ı büyütebiliriz. Bugün bizleri yalnız bırakmayan herkese teşekkür ediyor, bu önemli yatırımın Çorlu’muza, Tekirdağ’ımıza ve Trakya’mıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.” 37 BİN 600 METREKARELİK ALANA SAHİP OLACAK Çorlu Sebze ve Meyve Toptancı Hali, 37 bin 600 metrekarelik bir parsel üzerinde yer alıyor. İki blok halinde tasarlanan hal binasında toplam 30 dükkân bulunacak. Her dükkân 97 metrekare net alana sahip olup ayrıca 15 metrekarelik bir asma kata sahip olacak. Çorlu Hıdırağa Mahallesi’nde düzenlenen temel atma törenine Cumhuriyet Halk Partisi Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP Parti Meclis Üyesi Ecevit Keleş ile milletvekilleri, il ve ilçe belediye başkanları, kurum ve kuruluşların amirleri, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşu üyeleri, siyasi partilerin temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizi ateş çukurundan uzak tutmak istiyoruz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizi ateş çukurundan uzak tutmak istiyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da bir otelde Millî İrade Platformu tarafından düzenlenen 10. Millî İrade İftarı programına katılarak bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına, katılımcıları selamlarken, geleneksel iftar buluşmasının başta platform bünyesinde güçlerini birleştiren sivil toplum kuruluşları olmak üzere millet, coğrafya ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi. Gönüllü teşekküllerin temsilcileriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlamlı birlikteliğe vesile olan herkese ve katılımcılara teşekkür etti. Millî İrade Platformu'nun tüm üyelerinin Ramazan-ı Şerifi'ni tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ramazanda tutulan oruçların, yapılan ibadetlerin, Türkiye'de ve dünyanın farklı köşelerinde yapılan hayır ve hasenatın kabul olmasını Allah'tan niyaz etti. Platform üyelerinin Kadir Gecesi'ni de tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah ardından erişeceğimiz Ramazan Bayramı'nın da sizlere ve ailelerinize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Burada hepimizin hissiyatına tercüman olacağına inandığım şu duaya, sizlerin de yürekten amin diyeceğinize inanıyorum. 'Devamı devlet, nasibi cennet, bekayı iman, rızayı Rahman' Cenabı Allah hepimize bu şekilde yaşamayı, son nefesimize kadar iman üzere, istikamet üzere olmayı, sıratı müstakim üzere bir hayat sürmeyi, ruzi mahşerde de Peygamber Efendimizin livaü'l-hamd sancağı altında haşru cem olmayı bizlere nasip eylesin diyorum" ifadelerini kullandı. "İSLAM COĞRAFYASININ BU MÜBAREK GÜNLERDE ACIYLA GÖZYAŞIYLA ANILMASI BİZLERİ MÜTEESSİR EDİYOR" Ramazanın barışın, dayanışmanın, kardeşliğin ve merhametin ayı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Ancak İslam coğrafyasının bu mübarek günlerde acıyla gözyaşıyla çatışmalarla savaşlarla anılması bizleri gerçekten müteessir ediyor. 72 bin şehit verdiğimiz Gazze, ateşkese rağmen huzura hasret kalırken, bir de buna İsrail'in Batı Şeria'daki insanlık dışı işgal politikaları eklendi. Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te 1120'yi aşkın Filistinli sivil, son iki yılda İsrail güçleri veya yerleşimci teröristler tarafından hayattan koparıldı. 10 Ekim'den bu yana Gazze'de şehit edilenlerin sayısı 640'ı buluyor. Katledilenlerin kahir ekseriyetini çocuklar, kadınlar ve yaşlılar oluşturuyor. Annelerinin yanaklarına bir gül kondurarak okula gönderdiği çocuklarımız ya füzelerin ya bombaların ya da kurşunların hedefi oluyor." Türkiye'nin komşusu İran'dan Yemen'e, Sudan'dan Somali'ye kadar coğrafyanın dört bir yanında aynı üzüntü verici manzarayla karşı karşıya kalındığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne yazar, olmasa ne yazar? Bütün bu haklı itiraza her gün muhatap oluyoruz. Elimizi vicdanımıza koyup lütfen samimiyetle cevap verelim. Sabah güle oynaya okula giden yavruların akşam evlerine dönemediği bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Henüz 6 yaşındaki kız çocuklarının 335 kurşun sıkılarak öldürüldüğü bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Oyuncakların kana bulandığı, hayallerin yarım kaldığı, çocukların o cennet yüzlerinde açan tebessüm çiçeklerinin vakitsiz solduğu bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Çocukların, çocukları büyütmek zorunda kaldığı bir dünyanın -soruyorum- tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Daha üzücü olan bu tabloya dünyanın sessiz kalması, duyarsız kalması, yaşanan acıları adeta yok saymasıdır." Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, birçok ülkede yaşanan zulme dünyanın sessiz ve duyarsız kaldığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye'de 13 buçuk yıl süren zulümde bunu gördük. Somali'de insanlar açlıktan kırılırken bunu gördük. Hocalı'da kardeşlerimiz katledilirken bunu gördük. Öncesinde Srebrenitsa'da, o soykırımda bunu gördük. En son bunu Gazze mezaliminde hem de çok acı bir şekilde gördük" ifadelerini kullandı. Halklar tepki gösterirken, üniversiteler birer direniş merkezine dönerken, meydanlar vicdan sahipleriyle dolup taşarken ne yazık ki yönetimlerin kimi zaman baskıya kimi zaman şantaja boyun eğdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Bazı ülkeler zulmü ve soykırımı görmezden geldi. Bazı ülkeler, İsrail gibi soykırımcılara destek verdi. Bir avuç vicdan sahibi, ilke sahibi, tüm bunlarla birlikte cesaret sahibi ülke, kurum ve kuruluş dışında coğrafyamızdaki zulümlere tepki gösteren, dahası bunları durdurmak için didinen neredeyse çıkmadı. Aileleri tamamen yok edilen on binlerce Gazzeli, Suriyeli çocuğun dramı, sanal alemin sahte vicdanı sayesinde sürüsünden ayrılan bir penguen kadar bile gündeme gelmedi. Vicdan tutulmasına uğramış işte böyle bir dünyada Türkiye olarak sizlerin de destekleriyle insanlığın vicdanı olmanın mücadelesini hep birlikte veriyoruz." "SİNMİYORUZ, SUSMUYORUZ, FİLİSTİN'İ UNUTMUYORUZ" Bugün Türkiye'nin Anadolu merkezli yaktığı çoban ateşinin, gönül ve kültür coğrafyasının her yanında milyonlarca mazlumun yüreğini ısıttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Filistin'den Arakan'a, Afrika'dan Latin Amerika'ya, uluslararası toplumun sırtını döndüğü yerlerde sizlerle varız, resmî kurumlarımızla varız, sivil toplum kuruluşlarımızla varız. Bir garibin elinden tutmak, bir mazlumun gözyaşını silmek, bir yetimin, öksüzün başını okşamak için hep beraber seferber olmuş durumdayız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'deki kardeşleri başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma hâlinde olduklarının altını çizerek, "Millî İrade Platformu öncülüğünde 1 Ocak'ta Galata Köprüsü'nde bir araya gelen yüz binlerin haykırdığı gibi sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin'i unutmuyoruz. Şunu da bugün açık açık ilan etmek istiyorum. Bu can bu tende olduğu müddetçe mazlumların yanında duracak, zulme rıza göstermeyeceğiz, baskılar karşısında sinmeyecek ve susmayacağız" diye konuştu. Şimdiye kadar milyonların katılımıyla düzenlediği 4 Gazze mitingiyle hakkın ve haklının tarafında duran Millî İrade Platformu'nu tebrik ederek, "Cenabı Allah sizlerden razı olsun" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sadece mazlum ve müstazafların değil yaklaşık 13 yıldır millî iradenin ve milletin yanında saf tuttuğunuz için sizlere dua ediyorum, teşekkür ediyorum. 100'ü sivil toplum kuruluşu olmak üzere 312 aktif üyeye sahip bu platform, 5 Aralık 2013'ten beri isminin hakkını ziyadesiyle vermektedir. Aramızdaki dayanışma ve dostluğu diri tuttuğumuz sürece demokrasimizi tehdit ve tehlikelerden koruyabiliriz. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi, bünyanun mersus hükmü var ya, o hükümde olduğu gibi. Birbirimize sıkıca kenetlendiğimiz sürece istiklal ve istikbalimize uzanan namahrem ellerini kırabiliriz. Ramazan-ı Şerif'ten bir gün önce yayınladıkları bildirilerle millete hakaret eden güruhun ideolojik dayatmalarına ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. Allah'ın izniyle bugüne kadar aramıza mesafe koymadık. İnşallah bundan sonra da tek yürek, tek bilek olarak mücadelemizi sürdüreceğiz." "MEZHEP VE ETNİK KÖKEN TEMELLİ KIŞKIRTMALARA KARŞI ÇOK DİKKATLİ OLMANIZI İSTİYORUM" Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgenin içinde bulunduğu konjonktürde hem kardeşliği güçlendirmeye hem de sağduyuyu korumaya ihtiyaçları olduğunu belirterek, "Bakınız, biz hükûmet olarak ülkemizi savaşın içine çekmek isteyen tertip, tuzak ve tahriklere karşı çok dikkatli hareket ediyoruz. Olayların sadece görünen kısmına değil, asıl perdenin arkasında gizlenen kısmına odaklanıyor, hiçbir ihtimali, hiçbir senaryoyu dışlamıyor, her şeyi en ince detayına kadar tahlil ve tetkik ediyoruz. Yine bu süreçte dün gece olduğu gibi hava sahamızı ihlal eden her türlü tehdide yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde de bulunuyoruz. Türkiye'nin binlerce yıllık kadim devlet aklı ve hükûmetimizin 23 yıllık kriz yönetim tecrübesi çevremizdeki karmaşık hadiseleri okuma, anlama, bunlara doğru ve ölçülü tepkiler vermede en büyük kılavuzumuzdur. Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir. Sizlerden de İran'a saldırılarla eş zamanlı olarak köpürtülen mezhep ve etnik köken temelli kışkırtmalara karşı çok dikkatli olmanızı istiyorum" diye konuştu. Uzun ince bir yola revan olduklarını, uzun soluklu bir mücadele için kollarını sıvadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tüm çabamız, Üstat Necip Fazıl'ın 'İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal. Hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal. Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan. Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan" dediği mukaddes ve muazzez davamızın muzaffer olması içindir" ifadelerini kullandı. "DAHA ÇEVİK, ATILGAN OLMAMIZ GEREKEN YENİ BİR DÖNEME GİDİYORUZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Bizden öncekilerin büyük bir fedakârlıkla uğruna ağır bedeller ödeyerek surda açtığı gediği büyütmek için biz bu mücadeleyi veriyoruz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum, tempomuzu artırmamız, daha çevik, daha atılgan olmamız gereken yeni bir döneme gidiyoruz. Bu yeni dönemde siz sivil toplum kuruluşlarımızın daha önce hiç olmadığı kadar güçlü, insicamlı, daha görünür olması gerekiyor. Şurası bir gerçek ki sivil toplum kuruluşlarımızın asıl güç kaynağı maddi imkânları değil, samimiyetleri ve gayretleridir. Bizi güçlü kılan yüksek binalarımız, şaşalı törenlerimiz değil, dik duruşumuz, tavrımız, ideallerimiz için verdiğimiz yiğitçe mücadelemizdir. Maddi imkânları samimiyetle harmanladığımız ölçüde hedeflerimize vasıl olabiliriz. Gayemiz yine Üstat'ın ifadesiyle 'Zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik yetiştirmektir' Bayrağı bizden devralacak, davayı bizden sonra sırtlayacak, bizim açtığımız yoldan, bizim araladığımız kapıdan yürüyecek, nitelikli, ahlaklı, şuurlu, özgüven sahibi gençleri yetiştiriyorsak, işte o zaman görevimizi layıkıyla yapıyor, emanetin hakkını veriyoruz demektir." Sivil toplum kuruluşlarından gençlere sahip çıkmalarını beklediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayatı anlamlandırma, dünyaya bakışlarını belirleme noktasında onlara yardımcı olmanızı, rehberlik ve yoldaşlık etmenizi sizlerden rica ediyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün vefat haberini almaktan büyük üzüntü duyduğum Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamıza Cenabı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Entelektüel kişiliği, engin bilgi birikimi, kitapları, araştırmaları ve akademik çalışmalarıyla milletimizin saygısına ve sevgisine mazhar olan merhum hocamızın ailesine ve öğrencilerine de burada başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı. İftar sofrasında ekmeklerini paylaşanlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, konuşmasının ardından günün anısına hediye takdim edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Milli İrade Platformu tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen iftar buluşmasının başta platform bünyesinde güçlerini birleştiren sivil toplum kuruluşlarımız olmak üzere, milletimiz coğrafyamız ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ramazan barışın, dayanışmanın, kardeşliğin ve merhametin ayıdır. Ancak İslam coğrafyasının bu günlerde acı, gözyaşı, çatışma, savaşlarla anılması bizleri gerçekten müteessir ediyor. 72 bin şehit verdiğimiz Gazze ateşkese rağmen huzura hasret kalırken bir de buna İsrail'in Batı Şeria'daki insanlık dışı işgal politikaları eklendi. 10 Ekim'den bu yana Gazze'de şehit edilenlerin sayısı 640'ı buluyor. Katledilenlerin kahir ekseriyetini çocuk, kadın ve yaşlılar oluşturuyor. Annelerinin yanaklarına bir gül kondurarak okula gönderdiği çocuklar, çocuklarımız ya füzelerin ya bombaların ya da kurşunların hedefi oluyor. Komşumuz İran, Yemen, Sudan, Somali'ye kadar coğrafyamızın dört bir yanında aynı üzüntü verici manzarayla karşı karşıyayız. Çocukları ürkütülmüş dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne yazar olmasa ne yazar! Bütün bu haklı itiraza her gün muhatap oluyoruz. Elimizi vicdanımıza koyup, lütfen samimiyetle cevap verelim. Sabah güle oynaya okula giden yavruların akşam evlerine dönemediği bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur olmasa ne olur! Henüz 6 yaşındaki kız çocukların 335 kurşun sıkılarak öldürüldüğü bir dünyada tüm denizleri mavi olsa ne olur olmasa ne olur! Daha üzücü olan bu tabloya dünyanın sessiz, duyarsız kalması, yaşanan acıları adeta yok saymasıdır. Suriye'de 13,5 yıl süren zulümde bunu gördük. Somali'de insanlar açlıktan kırılırken bunu gördük. Hocalı'da kardeşlerimiz katledilirken bunu gördük. En son bunu Gazze mezaliminde hem de çok acı şekilde gördük. Halklar tepki gösterirken, üniversiteler direniş merkezine dönerken, meydanlar vicdan sahipleriyle dolup taşarken yöneticiler kimi zaman baskaya kimi zaman şantaja oyun eğdi. Bazı ülkeler zulmü görmezden geldi bazı ülkeler İsrail gibi soykırımcılara destek verdi. Cesaret sahibi ülke, kurum ve kuruluş dışında coğrafyadaki zulümleri durdurmak için didinen neredeyse çıkmadı. Onbinlerce Gazzeli, Suriyeli çocuğun dramı, sanal alemin sahte vicdanı sayesinde sürüsünden ayrılan bir penguen kadar bile gündeme gelmedi. Vicdan tutulmasına uğramış böle bir d ünyada Türkiye olarak sizlerin de destekleriyle insanlığın vicdanı olma mücadelesini hep birlikte veriyoruz. Türkiye'nin Anadolu merkezli yaktığı çoban ateşi gönül ve kültür coğrafyamızın her yanında milyonlarca mazlumun yüreğini ısıtıyor. Filistin, Arakam, Afrika, Latin Amerika'ya kadar sizlerle varız, resmi kurumlarımızda varız, STK'larımızla varız. Bir garibin elinden tutmak, bir mazlumun gözyaşını silmek, bir yetimin, öksüzün başını okşamak için seferber olmuş durumdayız. Gazze'deki kardeşlerimiz başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma halindeyiz. Milli İrade Platformu'nun öncülüğünde Galata Köprüsü'nde yüzbinlerin haykırdığı gibi sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin'i unutmuyoruz. Zulme rıza göstermeyeceğiz baskılar karşısında ssinmeyecek ve susmayacağız. Bu vesileyle şimdiye kadar milyonların katılımıyla düzenlediği 4 Gazze mitinginde hakkın ve hakkın yanında duran Milli İrade Platformu'nu tebrik ediyorum. Yaklaşık 13 yıldır milli iradenin ve milletin yanında saf tuttuğunuz için sizlere dua ve teşekkür ediyorum. Yüzü sivil toplum kuruluşu olmak üzere 312 aktif üyeye sahip bu platform 2013'ten beri isminin hakkını ziyadesiyle vermektedir. Aramızdaki dayanışma ve dostluğu diri t uttuğumuz sürece demokrasimizi tehdit ve tehlikelerden koruyabiliriz. Bir duvarın tuğlaları gibi dünyanın mersus hükmünde olduğu gibi; birbirimize sıkıca kenetlendiğimiz sürece istiklal ve istikbalimize uzanan namahrem ellerini kırabiliriz. Ramazan-ı Şerif'ten 1 gün önce yayınladıkları bildirilerle millete hakaret eden güruhun ideolojik dayatmalarına ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. İnşallah bundan sonra tek yürek tek bilek olarak mücadelemizi sürdüreceğiz. Bilhassa bölgemizin içinde bulunduğu konjonktürde kardeşliğimizi güçlendirmeye ve sağduyumuzu korumaya ihtiyacımız var. Hükümet olarak ülkemizi savaşın içine çekmeye çalışan tertip, düzen ve tuzaklara karşı dikkat ediyoruz. Perdenin arkasında gizlenen kısma odaklanıyor, hiçbir ihtimali hiçbir senaryoyu dışlamıyor her şeyi en ince detayına kadar tahlil ve tetkik ediyoruz. Hava sahamızda her türlü tehditleri önleme faaliyetinde bulunuyoruz. Hükümetimiz 23 yıllık kriz yönetim tecrübesi ve kadim devlet aklı çevremizdeki karmaşık hadiseleri anlama ve ölçülü tepkiler vermede en büyük kılavuzdur. Ülkemizi ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir. İran'a saldırılarla eşzamanlı köpürtülen mezhep ve etnik temel kışkırtmalarına karşı çok dikkatli olmanızı istiyorum. Burada her bir kardeşimin şunu bilmesini arzu ederim; biz uzun ince yola revan olduk. Tempomuzu artırmamız daha çevik daha atılgan olmamız gereken yeni bir döneme giriyoruz. Bu yeni dönemde siz sivil toplum kuruluşlarımızın daha önce olmadığı kadar güçlü, insicamlı, görünür olması gerekiyor. Sivil toplum kuruluşlarımızın asıl güç kaynağı maddi imkanları değil samimiyetleri ve gayretleridir. Bizi güçlü kılan yüksek binalarımız, şaşalı törenlerimiz değil, dik duruşumuz, tavrımız, ideallerimiz için verdiğimiz yiğitçe mücadelemizdir. Sivil toplum kuruluşlarımızdan gençlere sahip çıkmalarını bekliyorum. Hayatı anlamlandırma dünyaya bakışlarını belirlemesi konusunda onlara rehberlik ve yoldaşlık etmenizi rica ediyorum. Bugün vefat haberi almaktan büyük üzüntü duyduğum Profesör Doktor İlber Ortaylı hocamıza Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Ailesine ve öğrencilerine burada başsağlığı diliyorum."

Yemen hükümeti, güney bölgelerinin ayrılıkçı STC güçlerinden geri alındığını söyledi Haber

Yemen hükümeti, güney bölgelerinin ayrılıkçı STC güçlerinden geri alındığını söyledi

Yemen'in uluslararası alanda tanınan hükümeti, binlerce insan ayrılıkçı grubu desteklemek için Aden şehrinde bir araya gelirken, ülkenin güney ve doğu bölgelerinin Güney Geçiş Konseyi'nden (STC) geri alındığını iddia etti. Suudi Arabistan destekli Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi (PLC) başkanı Rashad el-Alimi Cumartesi günü yaptığı açıklamada, iki kilit bölgenin geri alındığını ve hükümet güçlerinin güney Yemen'in tam kontrolünü ele geçirdiğini söyledi. El-Alimi, "Ülkenin cumhurbaşkanı ve silahlı kuvvetlerin başkomutanı olarak, Hadramout ve el-Mahra'nın geri alınmasından emin olmak istiyorum" dedi. Yemen hükümetinin STC'nin eski üyelerini ülkenin geleceğiyle ilgili görüşmeler için Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a davet ettiğini ve Yemen'deki tüm askeri güçlerin artık ülkedeki Suudi liderliğindeki koalisyonun komutasında faaliyet göstereceğini de sözlerine ekledi. Al-Alimi'nin açıklaması, STC'yi geçen yılın sonuna doğru ele geçirdiği Hadramout ve el-Mahra eyaletlerinden çıkarmak için Suudi destekli başarılı bir saldırının ardından geldi. İki eyalet Suudi Arabistan ile sınır komşusudur ve Yemen topraklarının neredeyse yarısını oluşturur. Çatışmalar, Suudi Arabistan ile Suudi makamlarının STC'yi desteklemekle suçladığı üst düzey bir müttefik olan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki artan gerilimleri ortaya çıkardı. Riyad'dan haber yapan El Cezire'den Haşem Ahelbarra, el-Alimi'nin açıklamasının, son haftalarda STC tarafından alınan "birliklerinin artık tüm askeri üslerin kontrolünde olduğuna" dair Yemen hükümetinden etkili bir "güvence" mesajı olduğunu söyledi. Ahelbarra, yaklaşan konferansın "STC'nin tüm mirasının bölümünü çevirmek istediklerinin bir göstergesi olduğunu" söyledi. Bunun aynı zamanda PLC'nin "müzakerelere başlama ihtiyacı konusunda kararlı" olduğunun bir işareti olduğunu da sözlerine ekledi. Al-Alimi'nin konuşması, binlerce Yemenli'nin, sözde dağılma planları hakkında çelişkili raporların ortasında gruba destek göstermek için Aden'in STC kalesinde sokaklara dökülmesinden kısa bir süre sonra geldi. STC destekçileri, Aden'in Khor Maksar bölgesinde Suudi Arabistan ve Yemen hükümetine karşı sloganlar attı. Kalabalık, 1967 ve 1990 yılları arasında bağımsız bir devlet olan eski Güney Yemen'in bayrağını salladı. Protestocu Yacoub al-Safyani AFP haber ajansına verdiği demeçte, "Bugün, güney halkı başkent Aden'deki tüm illerden toplandı ve yıllardır ve geçen ay boyunca sürekli olarak söylediklerini yineledi: Bağımsız bir devlet istiyoruz" dedi. Reuters haber ajansına göre, bazıları ülkeden kaçan STC lideri ⁠Aidarous al-Zubaidi'nin fotoğraflarını tutarken, diğerleri "Southerner, sesini yükselt, bağımsızlık ya da ölüm" diye bağırdı. Suudi destekli grupların Cuma günü onları bunu yapmamaları için çağırmasına rağmen insanlar sokaklara döküldü. Suudi Arabistan ve BAE, Yemen'in iç savaşında İran destekli Husilerle savaşan bir koalisyonda birlikte çalışırlardı. Ancak STC'nin tam gaz ayrılıkçı baskısının ortasında ilişkiler gerginleşti. Suudi Arabistan liderliğindeki haftalarca süren gerilimi azaltma çabalarının ardından, Körfez ülkesi tarafından desteklenen Yemen hükümet güçleri, ayrılıkçıları Hadramout'tan, Aden'deki cumhurbaşkanlığı sarayından ve el-Mahra'daki askeri kamplardan çıkmaya zorlayarak STC'ye bir saldırı başlattı. Bir STC heyeti, bu haftanın başlarında liderleri Zubaidi'nin atladığı görüşmeler için Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a gitti. Suudi liderliğindeki koalisyon, BAE'yi Abu Dabi'deki bir askeri havaalanına kadar takip edilen bir uçuşta kaçmasına yardım etmekle suçladı. Cuma günü, görüşmeler için Riyad'da bulunan STC heyeti, grubun bariz bir yenilgi kabulü olarak dağıldığını duyurdu. Genel Sekreter Abdulrahman Celal el-Sebaihi, iç anlaşmazlıkları ve artan bölgesel baskıyı gerekçe göstererek grubun Yemen içindeki ve dışındaki tüm organlarını ve ofislerini kapatacağını söyledi. Ancak Cumartesi günü yaptığı açıklamada STC, Riyad'daki duyurunun ardından "olağanüstü bir toplantı" düzenlediğini söyledi ve "zorlama ve baskı altında" yapıldığını söyleyerek "geçersiz ve hükümsüz" ilan etti. Ayrıca Cumartesi günü güney şehirlerinde kitlesel protesto çağrılarını yineledi ve grubun "barışçıl faaliyetlerini" hedef alan herhangi bir girişime karşı uyardı. Yemen hükümetinin silahlı kuvvetleri Cumartesi günü yaptığı açıklamada, protestolara atıfta bulunmadan "güvenliği kurcalamak veya kamu düzenini bozmak isteyen herkese sert ve kararlı bir şekilde saldıracağını" söyledi. Ayrı olarak, El Cezire'den Ahelbarra, PLC başkanı el-Alimi'nin Cumartesi günkü konuşmasında güney Yemen'in ötesine uzanan bir uyarı yayınladığını ve kuzey Yemen'i kontrol eden Husilere "bizimle bir anlaşma müzakere edebileceklerini... aksi takdirde askeri bir eylem potansiyeli de dahil olmak üzere yansımalarla karşı karşıya kalacağınızı" söyledi. Husiler, Yemen'deki tek meşru otorite olduklarını iddia ederek 2014 yılında Yemen'in başkenti Sana'yı ele geçirdiler. Grup, el-Alimi'nin Başkanlık Liderlik Konseyi'ni tanımıyor. kaynak : Aljazeera

Güvenlik Kaynakları: PKK, sivilleri canlı kalkan olarak kullanıyor Haber

Güvenlik Kaynakları: PKK, sivilleri canlı kalkan olarak kullanıyor

Güvenlik kaynakları, Suriye hükümetinin 10 Mart Mutabakatı kapsamında PKK/YPG’nin Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini çatışmasız şekilde terk etmesi için yaklaşık 10 aydır çeşitli seviyelerde siyasi müzakereler yürüttüğünü bildirdi. Kaynaklara göre, bu süreçte örgütün “masada zaman kazanmaya çalıştığı, sahada ise Halep şehir merkezine yönelik saldırılarla bölgeyi istikrarsızlaştırmayı sürdürdüğü” ifade edildi. Açıklamada, Halep’teki fiili bölünmüşlüğün yalnızca güvenlik ve istikrarı değil, ekonomik kalkınmayı da tehdit ettiği belirtildi. PKK/YPG unsurlarının Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı yol kontrol noktalarına yönelik saldırılarının ardından, 5 Ocak 2026 itibarıyla bölgede tansiyonun yeniden yükseldiği aktarıldı. Yaşanan gelişmeler üzerine Suriye Savunma Bakanlığı tarafından, PKK/YPG’nin Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çıkarılması amacıyla “sınırlı bir operasyon” planlandığı bildirildi. Operasyonun planlama ve icra aşamalarında, “bölgedeki Kürtler dahil tüm Suriye vatandaşlarının zarar görmemesinin öncelik olarak ele alındığı, sivil kayıpların önlenmesi için azami hassasiyet gösterildiği” vurgulandı. Kaynaklar, bu kapsamda SDG tarafıyla da çeşitli kanallardan temas kurulduğunu, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed’in de aralarında bulunduğu bazı isimlerin uzlaşıya açık bir tutum sergilediğini aktardı. Harekatın ilk aşamalarında Şeyh Maksud’un dış mahallelerinin ciddi bir çatışma yaşanmadan YPG unsurlarından temizlendiği, ancak Eşrefiye’nin boşaltılması ve Şeyh Maksud’un kuşatılmasının ardından Kandil yönetiminden bölgedeki unsurlara “kalın ve savaşın” talimatı geldiğinin görüldüğü bildirildi. Açıklamada, “PKK’nın uzlaşı yerine çatışmayı tercih etmesi nedeniyle yaşanan tüm kayıpların sorumluluğunun Kandil’e ait olduğu” ifade edildi. Güvenlik kaynakları, PKK’nın Kürt mahallelerinde sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını, hastane ve çevresindeki bazı binalara yerleşerek hasta ve yaralıların hayatını tehlikeye attığını belirtti. Suriye ordusunun sivil hassasiyet nedeniyle bu alanlara müdahalede dikkatli davrandığı, buna rağmen örgütün tünellerden yaptığı keskin nişancı saldırılarında çok sayıda Suriye güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği kaydedildi. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın, olayların başladığı ilk andan itibaren çatışmaların sona erdirilmesi ve sivillerin güvenli şekilde bölgeden ayrılması için uzlaşı ve diyalog çabası yürüttüğü, ancak bu girişimlerin PKK tarafından engellendiği bildirildi. Açıklamada, PKK’nın yaşananları “Kürt halkına yönelik etnik saldırı” olarak göstermeye çalıştığına dikkat çekilerek, “bunun gerçeği yansıtmadığı, yaşananların bir Arap-Kürt çatışması olmadığı” vurgulandı. Kürt halkının Suriye’nin asli unsuru olduğu belirtilirken, “temel hedefin tüm etnik ve dini unsurların katılımıyla uzlaşı temelinde ortak bir gelecek inşa etmek olduğu” ifade edildi. Güvenlik kaynakları, tüm gelişmelere rağmen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecinin devam ettiğini ve söz konusu olayların bu süreci sekteye uğratamayacağını bildirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.