Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tüi̇k

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Öztrak: Memur ve emekli zammı enflasyonun çok gerisinde kaldı Haber

Öztrak: Memur ve emekli zammı enflasyonun çok gerisinde kaldı

NATO PA Ekonomi ve Güvenlik Komitesi Başkanı Öztrak, 2025 yılı Aralık ayı enflasyonuna ilişkin değerlendirmesinde, “TÜİK’in tabelasında bu sabah itibariyle, Aralık ayı enflasyonu yüzde 0,89 olarak yazıldı. Böylece 2025 yılında enflasyon yüzde 31’in altına geriliyor. Pandemiden bu yana görülen en düşük Aralık ayı enflasyonu” dedi. Öztrak, bunun sonucunda memur ve memur emeklilerinin maaş zammının yüzde 18,6, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin zam oranının ise yüzde 12,2’de kaldığını vurguladı. Aralık ayında EN-AG endeksinin yüzde 2,11, İTO Ücretliler Geçinme Endeksi’nin yüzde 2,61 ve İTO İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi’nin yüzde 1,23 arttığını hatırlattı. Son 6 ayda ise TÜİK’e göre tüketici fiyatları yüzde 12,2 artarken, EN-AG enflasyonu bunun 8 puan, İTO enflasyonu ise yaklaşık 5 puan üstünde gerçekleşti. Bakan Öztrak, TÜİK’in 2025 yılı verilerini de paylaştı: “Eğitim ücretleri yüzde 65–70, kiralar yüzde 62, tıbbi hizmet ücretleri yüzde 51, ekmek yüzde 43, dana eti yüzde 48, süt ürünleri (peynir, tereyağı gibi) yüzde 31–42, taze meyve yüzde 41, elektrik ve doğalgaz yüzde 38 arttı. Vatandaşlarımızın en çok ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetlerdeki artışlar böyleyken, memura, emekliye, emekçiye yapılan zam bunların yanına bile yaklaşamıyor.” Öztrak, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2026 yılı beklentilerine atıfta bulunarak, “Bakan, dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızı kast etmemiş anlaşılan” dedi ve Gustav Jung’dan alıntı yaptı: “İnsan yaptığı şeydir, yapacağını söylediği şey değil…” sözlerini aktardı.

Enflasyon rakamları açıklandı... Memur ve emeklinin maaş zammı belli oldu? Haber

Enflasyon rakamları açıklandı... Memur ve emeklinin maaş zammı belli oldu?

TÜİK, Aralık ayı enflasyon verilerini duyurdu. Aralık enflasyonu yüzde 0,89, yıllık ise 30,89 oldu. Buna göre, memur ve memur emeklisi için 6 aylık enflasyon farkı yüzde 6,85 oldu. ANKARA (İGFA) - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), kasım ayı enflasyon verilerini duyurdu. Aralık enflasyonu yüzde 0,89, yıllık ise 30,89 oldu. Hatırlanacağı gibi Tüketici Fiyat Endeksi, kasımda bir önceki aya kıyasla yüzde 0,87 artarken, yıllık bazda yüzde 31,07 olarak gerçekleşmişti. En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 28,31 artış, ulaştırmada yüzde 28,44 artış ve konutta yüzde 49,45 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların yıllık değişime olan etkileri ise gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 7,07, ulaştırmada yzüde 4,36 ve konutta yüzde 7,52 oldu. MEMUR VE EMEKLİNİN MAAŞ ZAMMI BELLİ OLDU Açıklanan Aralık ayı enflasyon verileriyle birlikte, milyonlarca memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ-Kur emeklisinin 2026 yılının ilk yarısında alacağı zam oranı belli oldu. Buna göre, memur ve memur emeklisi için 6 aylık enflasyon farkı yüzde 6,85 olurken, buna yüzde 11 toplu sözleşme farkı eklendiğinde memur ve emeklisinin 2026 yılı ilk 6 aylık dönem için maaş zammı yüzde 18,6 oldu. SSK ve Bağ-Kur emeklileri ise yüzde 12,19 oranında zam alacak. ENAG ENFLASYONU YÜZDE KAÇ AÇIKLADI Öte yandan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), 2025 Aralık ayına ilişkin E-TÜFE verilerine göre de, E-TÜFE, Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 2.11 oranında arttı. Yıllık enflasyon artış oranı ise yüzde 56.14 olarak hesaplandı.

Yİ-ÜFE Aralık'ta yıllık yüzde 27,67 arttı... En yüksek artış su temininde Haber

Yİ-ÜFE Aralık'ta yıllık yüzde 27,67 arttı... En yüksek artış su temininde

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Aralık 2025 verilerine göre Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), aylık bazda yüzde 0,75, yıllık bazda ise yüzde 27,67 artış gösterdi. Yıllık bazda en yüksek artış yüzde 57,15 ile su temininde kaydedildi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Aralık ayına ilişkin Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerini açıkladı. Buna göre Yİ-ÜFE, bir önceki aya göre yüzde 0,75 artarken, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 27,67 yükseldi. On iki aylık ortalamalara göre artış ise yüzde 25,36 olarak gerçekleşti. Sanayinin dört ana sektöründe yıllık bazda en yüksek artış yüzde 57,15 ile su temininde kaydedildi. Madencilik ve taş ocakçılığında fiyatlar yüzde 33,92, imalat sanayisinde yüzde 27,10, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında ise yüzde 28,69 arttı. Ana sanayi gruplarına bakıldığında yıllık bazda; ara mallarında yüzde 24,28, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 33,03, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 30,81, enerjide yüzde 27,06, sermaye mallarında yüzde 29,79 artış yaşandı. AYLIK ARTIŞTA İMALAT ÖNE ÇIKTI Aralık ayında Yİ-ÜFE, imalat ürünlerinde aylık yüzde 1,05 artış gösterdi. Sanayinin dört sektöründe aylık değişimler; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1,63 artış, imalatta yüzde 1,05 artış, su temininde yüzde 1,27 artış olurken, elektrik ve gaz üretimi ile dağıtımında yüzde 3,0 azalış kaydedildi. Ana sanayi gruplarında aylık bazda ise; ara mallarında yüzde 1,61, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 1,30, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 0,82 ve sermaye mallarında yüzde 1,98 artış görülürken, enerjide yüzde 3,63 düşüş yaşandı.

İşsizlik Kasım'da yüzde 8,6’ya yükseldi... İşsiz sayısı 3,1 milyona ulaştı Haber

İşsizlik Kasım'da yüzde 8,6’ya yükseldi... İşsiz sayısı 3,1 milyona ulaştı

TÜİK’in Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre, 2025 Kasım ayında işsiz sayısı bir önceki aya göre 54 bin kişi artarak 3 milyon 98 bine ulaştı. İşsizlik oranı yüzde 8,6 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 Kasım ayı işgücü istatistiklerini açıkladı. Buna göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı bir önceki aya göre 54 bin kişi artarak 3 milyon 98 bin oldu. İşsizlik oranı 0,1 puan yükselerek yüzde 8,6 seviyesine çıktı. Erkeklerde işsizlik oranı yüzde 7,0, kadınlarda ise yüzde 11,8 olarak kaydedildi. İstihdam edilenlerin sayısı Kasım ayında 75 bin kişi artışla 32 milyon 737 bine ulaştı. İstihdam oranı da 0,1 puan artarak yüzde 49,2 olarak gerçekleşti. Erkeklerde bu oran yüzde 66,8, kadınlarda yüzde 31,9 oldu. Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı yüzde 53,8 olarak ölçüldü. Toplam işgücü bir önceki aya göre 128 bin kişi artarak 35 milyon 834 bin kişi olarak kaydedildi. İşgücüne katılma oranı yüzde 53,8, erkeklerde yüzde 71,8, kadınlarda yüzde 36,2 oldu. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı yüzde 15,4 seviyesinde sabit kaldı. Bu yaş grubunda erkeklerin işsizlik oranı yüzde 10,6, kadınların ise yüzde 24,4 olarak belirlendi. İstihdam edilenlerin haftalık ortalama fiili çalışma süresi 42,3 saat olarak kaydedildi. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı ise yüzde 29,1’e geriledi. Atıl işgücüne ilişkin diğer göstergeler; zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,7, işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı ise yüzde 20,2 olarak tahmin edildi. TÜİK’in verileri, işgücü piyasasında istihdam artışına rağmen, özellikle kadın ve genç nüfusta işsizliğin hâlâ yüksek seyrettiğini ortaya koyuyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Gelir dağılımımız iyileşmeye devam ediyor Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: Gelir dağılımımız iyileşmeye devam ediyor

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarının gelir dağılımında ilerleme sağlandığını gösterdiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, uygulanan ekonomi programının olumlu sonuçlarının gelir dağılımına yansımaya devam ettiğini söyledi. Yılmaz “Uyguladığımız ekonomi programının olumlu çıktılarının yansıması olarak gelir dağılımımız iyileşmeye devam ediyor. TÜİK tarafından gerçekleştirilen ve gelir referans yılı 2024 olan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2025 yılı sonuçları, gelir dağılımdaki eşitsizliğin azaldığına işaret ederken, kapsayıcı büyüme açısından ilerleme kaydettiğimizi göstermektedir” dedi Gelir dağılımına ilişkin konuşan Yılmaz “Araştırma sonuçlarına göre 2024yılında en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 0,1 puan azalarak yüzde 48olurken en düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun aldığı pay ise 0,1 puan artarak yüzde 6,4 olmuştur” ifadelerini kullandı. Yılmaz, “Daha adil paylaşım ekonomik istikrar ve sosyal kalkınmanın da temel taşlarından birisidir.” ifadelerini kullanarak, gelir eşitsizliğinin ölçümünde kullanılan P80/P20 oranının bir önceki yıla göre 0,2 puan azalarak 7,5’e gerilediğini, Gini katsayısının ise 0,003 puan düşüşle 0,410 olarak tahmin edildiğini söyledi. Yılmaz, “Tüm bu göstergeler, toplam gelirimizin arttığı bu dönemde, gelir dağılımının da iyileşmeye devam ettiğini göstermektedir.” dedi. Sosyal devlet ilkesi ve kapsayıcı kalkınma yaklaşımıyla hareket ettiklerini vurgulayan Yılmaz, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın şiarıyla, ülkemizin sahip olduğu refahı toplumun tüm katmanlarına yaymaya kararlıyız” diye konuştu. 2026 yılı bütçesinde vatandaş odaklı bir yaklaşım benimsediklerini belirten Yılmaz, açıklamasında "2026 yılı bütçemizde de toplumun tüm kesimlerini gözeten ve koruyan vatandaş odaklı bir yaklaşım sergiledik. Dünyanın en iyi işleyen, en kuşatıcı sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biri olarak sosyal yardım bütçesini, 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz. Böylece, 2002 yılında yüzde 0,4 olan sosyal yardım ve desteklerin GSYH’ya oranını 2026 yılında yüzde 1,2’ye yükseltiyoruz" ifadelerine yer verdi. Yılmaz, doğalgaz ve elektrik sübvansiyonları ile asgari ücretin vergi dışı tutulmasının da dikkate alındığında sosyal harcamalara ayrılan kaynağın 2 trilyon 456 milyar liraya ulaştığını aktararak, eğitim, sağlık, istihdam ve sosyal destekler başta olmak üzere kapsayıcı sosyal politikalarla gelir dağılımında kalıcı iyileşme sağlamaya devam edeceklerini belirtti.

TÜİK- Aylık ortalama işgücü maliyeti 45 bin 777 TL oldu Haber

TÜİK- Aylık ortalama işgücü maliyeti 45 bin 777 TL oldu

İşgücü Maliyeti İstatistikleri sonuçlarına göre 2024 yılında aylık ortalama işgücü maliyeti 45 bin 777 TL olarak gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, İşgücü Maliyeti İstatistikleri sonuçlarına göre 2024 yılında aylık ortalama işgücü maliyeti 45 bin 777 TL olarak gerçekleşti. Finans ve sigorta faaliyetleri (K) sektörü, 119 bin 868 TL ile aylık ortalama işgücü maliyetinin en yüksek olduğu sektör oldu. Bu sektörü, 94 bin 96 TL ile bilgi ve iletişim (J) ve 67 bin 397 TL ile eğitim (P) sektörü izledi. İnşaat (F) sektörü ise 26 bin 47 TL ile aylık ortalama işgücü maliyetinin en düşük olduğu sektör oldu. Bu sektörü 29 bin 460 TL ile konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri (I) ve 30 bin 929 TL ile gayrimenkul faaliyetleri (L) sektörleri takip etti. İşgücü maliyeti içinde brüt kazancın payı yüzde 85,7, sosyal güvenlik ödemelerinin payı yüzde 13,9 ve diğer işgücü maliyeti ödemelerinin payı yüzde 0,4 olarak gerçekleşti. Çalışılan süreler için yapılan düzenli ödemeler yüzde 78,4'lük oranla kazanç bileşenleri içinde en büyük paya sahip oldu. Çalışılan süreler için yapılan düzensiz ödemelerin payı yüzde 9,9 olarak gerçekleşirken çalışılmayan süreler için yapılan ödemelerin payı yüzde 8,6 oldu. Ayni ödemelerin kazanç içindeki payı yüzde 2,7 olarak gerçekleşti. Tasarruf sandıklarına yapılan ödemelerin payı ise yüzde 0,4 oldu. Sosyal güvenlik ödemeleri içinde en büyük payı yüzde 84,3 oranıyla zorunlu sosyal güvenlik ödemeleri alırken, gönüllü sosyal güvenlik ödemelerinin oranı yüzde 0,7 olarak gerçekleşti. Kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerinin oranı ise yüzde 15,0 olarak gerçekleşti.

Hazır beton sektöründe temkinli iyileşme Haber

Hazır beton sektöründe temkinli iyileşme

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) 2025 Kasım Ayı Hazır Beton Endeksi raporunu açıkladı. Endeks, alt göstergelerde sınırlı toparlanmaya işaret etse de kritik eşik seviyesini aşamadı; inşaat sektöründe güven hâlâ düşük. ANKARA (İGFA) - Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), 2025 Kasım Ayı Hazır Beton Endeksi raporunu yayımladı. Buna göre, endeksin alt göstergeleri yıl boyunca eşik seviyenin altında dalgalı bir seyir izledikten sonra son aylarda sınırlı bir toparlanma gösterdi. Kasım ayında endeksler bir önceki aya göre belirgin bir değişim göstermedi; Faaliyet Endeksi yüzde 0,6, Hazır Beton ve Beklenti Endeksleri ise yüzde 0,3 oranında artarken, Güven Endeksi yüzde 0,1 gerileyerek tek negatif endeks oldu. THBB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, raporu değerlendirirken, “Hazır Beton Endeksi alt endekslerdeki sınırlı toparlanmaya paralel yatay bir görünüm sergilemiş, kritik eşik seviyesine yaklaşmış ancak üzerine çıkamamıştır. Bu durum, inşaat sektöründe önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha olumlu bir tablo oluştuğunu ancak iyileşmenin düşük oranlı ve kırılgan olduğunu gösteriyor” dedi. Ekonomik gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Başkan Işık, TÜİK’in Kasım 2025 Güven Endeksi sonuçlarına da dikkat çekti. İnşaat sektörü Güven Endeksi 84,9 seviyesine yükselmiş olsa da hâlâ negatif sınırın altında kalıyor ve sektörde güvenin görece zayıf olduğunu ortaya koyuyor. Buna karşılık hizmet sektörü 111,8, perakende ticaret sektörü 114,2 ve genel ekonomik güven endeksi 99,5 ile inşaata kıyasla çok daha yüksek seviyelerde gerçekleşti. Konut satış verilerine de değinen Başkan Işık, Ekim 2025’te 164 bin 306 konut satıldığını ve bunun yılın en yüksek aylık satışı olduğunu hatırlattı. Kasım ayında satışlar 141 bin 100’e gerileyerek geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,8 düşüş gösterdi. Işık, “Bu hafif gerileme, hâlâ yüksek faiz ve artan maliyetler nedeniyle talebin baskı altında olduğunu gösteriyor. Gelecek dönem satışlar, kredi koşulları ve gelir beklentilerindeki değişime duyarlı olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Özgür Özel: Asgari ücret 30 bin lira olmalı Haber

Özgür Özel: Asgari ücret 30 bin lira olmalı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Her 100 kişiden 55’i asgari ücret alıyor. Gerçek enflasyon yüzde 60 iken yüzde 30 çıkarıyor. Yoksulluk sınırı 98 bin lira. Asgari ücret 30 bin lira olması gerekiyor. bir tiyatro yapacaklar ve 27 - 28 bin liralık bir asgari ücret belirleyecekler." dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İlke TV canlı yayınına konuk oldu. Kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren 2026 yılı bütçe teklifi hakkında, “Bir kez daha hoş geldiniz, şeref verdiniz. Bu hafta aslında Meclis’te bütçe görüşmeleri Genel Kurul aşamasına geçti. Bundan önceki cumartesi günü de Bütçe Hakkı Mitingi vardı, Ankara Tandoğan’da. Çok anlamlı bir mitingti. 70’in üzerinde bileşen, bütçe hakkı için bir araya geldiler. Ben de o mitinge katıldım. Hem emeklinin, hem emekçinin bütçe hakkı savunuluyordu. Tabii o çerçeveden bakınca zaten bugün Meclis’te yapılanlara bütçe görüşmesi demek zor” dedi. Özel, şöyle devam etti: “MECLİS GENEL KURULU ONLARA GÖRE DEKOR OLDU” “‘Yani bir meclis kurulmuş da sonra bütçeyi yapsın diye komisyon kurulmuş, o da bütçe yapmış’ diye bir şey yok insanlık tarihinde. Magna Carta, tek adamın vergiyi tek başına belirleyemeyeceğini yazıya dökmesiyle, insanlık tarihinin en önemli kazanımının ilk somut adımıdır. O günden itibaren devletin vergi alan sağ eliyle dağıtan, şefkatli sol elinin dengesine meclisler karar verir. Önce 1215’te bir yazı olarak kazanım oldu. Devamında 17’nci yüzyılda damgasını vuran ‘temsil yoksa vergi de yok’... Yani bir mecliste temsil edilmiyorsam vergi de vermem. İngiliz parlamentosu, Fransız ihtilaliyle Fransız parlamentosu ve bizde biraz daha geç olmakla birlikte önce bütçe hakkı elde edildi, sonra onun konuşulacağı yere çatı yapıldı. Oraya meclis dendi. Meclisten önce kazanılmış bir hak bu. Ama şimdi Meclis’te görüşülüyor, 12 gün sonra bitecek. Diyelim ki 600 milletvekili reddetti bütçeyi. Bütçe, geçen senekinin üzerine yeniden değerleme oranı konup devam edecek Cumhurbaşkanı hükümet sistemi ve tek adam rejiminde. Neden? Çünkü OHAL’de değiştirdikleri anayasaya bunu koydular. ‘Eğer bütçe geçmezse bir önceki bütçeye yeniden değerleme oranı konulur. Ona göre hükümet devam eder.’ Düşünün ki milletin meclisinin tamamı bütçesini reddetmiş… Normalde bütçesi geçmeyen hükümetler dünyada düşer, yerine yenisi konulur. Türkiye siyasi tarihinde de örnekleri var. Ama maalesef bütçenin göstermelik bir şey olduğu, yani artık bizim Meclisimiz onlara göre, onların getirdiği rejime göre bir dekor orası, Genel Kurul salonda. Milletvekilleri oyuncu, halk seyirci, demokrasi de adeta orada atılan bir tirad. Yoksa bir karşılığı yok. Önce bu tespiti yapmak lazım.” “BU BÜTÇE ‘-MIŞ GİBİ’ YAPAN BİR BÜTÇE” “Devamında; bu bütçe nasıl bir bütçe? Bu bütçe ‘-mış gibi’ yapan bir bütçe. Bu bütçe aslan payını iktidarın, iktidarın önceliklerinin; işte büyük holdinglerin, şirketlerin, onların vereceği vergilerin affedildiği veya büyük teşviklerin, Kamu - Özel İşbirliği’ne büyük paraların, Yap - İşlet - Devret’lere büyük paraların aktarıldığı ama emeğin, emekçinin ve emeklinin hakkını alamadığı bir bütçe bu. Tabii bugün 16 bin lira en düşük emekli maaşından, 22 bin lira asgari ücretten bahsediyoruz. Geçen sene AK Parti, kendi pratiğini ki o pratik de gerçekleşen bir pratik değil ama hep şunu söylüyordu; ‘Biz asgari ücretliyi enflasyona ezdirmiyoruz.’ Nasıl ezdirmiyorsun? ‘TÜİK, bir enflasyon belirliyor ve biz enflasyon kadar zam veriyoruz.’ Bir kez TÜİK enflasyonu belirlemiyor, orada enflasyon üzerinden manipülasyon yapıyor. Gerçek enflasyon yüzde 60 iken yüzde 30 çıkarıyor. Zaten sen oradan, emekten bir şeyler çalıyorsun. Ama geçen sene TÜİK’in, ben ‘Tayyip Erdoğan’ı Üzmeyen İstatistik Kurumu’ diye kısaltıyorum onu, onun rakamlarıyla da enflasyonu vermediler. Neyi verdiler? Beklenti enflasyonunu verdiler. Yani karnede sınavda aldığı notu değil de sınava girmeden önce umduğu notu veriyor. Böyle bir eğitim sistemi, böyle bir puanlama sistemi var mı? ‘Ben enflasyonu yüzde 20’ye düşürecektim, beceremedim yüzde 40 oldu. Sana 40 vermiyorum, 20 veriyorum.’ Önce düşür, sonra onu ver. Öyle olunca zaten gitgide gerçek enflasyon karşısında eriyen asgari ücret geçen sene ağır bir yara almıştı ve 22 bin lirada kaldı. Aslında 30 bin lira olması gerekiyordu. Şimdi bu 22 bin lira üzerine, bugün işte artık nihayet Türk-İş’in de katılmayı reddettiği Asgari Ücret Komisyonu‘nda oturup bir tiyatro yapacaklar ve 27 - 28 bin liralık bir asgari ücret belirleyecekler.” “BUGÜNE KADAR KATILMALARI YANLIŞTI” (Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na TÜRK-İŞ’in katılmaması hakkında) “Doğru buluyorum ama bugüne kadar katılmalarını da yanlış buluyorum. Bu kadar adaletsiz bir komisyona bugüne kadar katılmaları yanlıştı. Bu seferki doğru. Ümit ediyorum bundan sonra belirlenecek asgari ücrete ki bir küçük parantez açayım, Türkiye’de konfederasyonların şöyle bir yanılgıları var veya sorumluluğu üstlerinden atıyorlar. Konfederasyon derken DİSK öyle yapmıyor ama TÜRK-İŞ özellikle şöyle yapıyor; ‘Asgari ücret benim işim değil ki’ diyor. ‘Bende işçi zaten asgari ücret almıyor.’ Doğru. Ama asgari ücret, Türkiye’de temel ücret oldu. Neredeyse kayıt dışı çalışanları da katarsanız ortalama ücret oldu. En büyük toplu sözleşme. Her 100 kişiden 55’i asgari ücret alıyor. Almanya’da asgari ücret, bir yıl alınan kıdemle hızla uzaklaşılan bir ücretken Avrupa’da öyle bir ücretken Türkiye’de temel ücret. Asgari ücrete gelen zam oranı bütün ücretlere neredeyse aynen yansıyor. Yani asgari ücretin iki katı maaş alan için bile asgari ücretin nasıl belirlendiği, onun alacağı zam açısından çok önemli. Böyle bir fiiliyat var Türkiye’de. Şimdi böyle olunca bu asgari ücret meselesinde bir kez TÜRK-İŞ’in oturmaması doğru. Bütün sendikaların birden bunu kendi meseleleri yapmaları lazım. Çünkü bütün ücretlere yansıyor. Asgari ücret eğer 27 bin, 28 bin lira olacaksa bu bir yıl önce hak edilen asgari ücretin bile altında. 30 bin lira olması gerekiyor 28 binde. Bu tarihin en büyük emek hırsızlığı. Bunun karşılığında bir de emekli maaşına yapacakları zammı da düşünürseniz, o da 16 bin liranın üzerine gelecek zamla 20 bin lira gibi bir şey olması bekleniyor. Bugün için ilk kez tarihte asgari ücret verildiği gün açlık sınırının altında olacak. En düşük emekli maaşı da verildiği gün açlık sınırının üçte ikisi seviyesinde olacak. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Ben meydanlarda soruyorum. İşte, yoksulluk sınırı 98 bin lira. O da TÜRK-İŞ’in rakamları. Kocam meydanda yedi, sekiz kişi çıkıyor evine 98 bin liradan fazla maaş girenler. Bir maaş, iki maaş, üç maaş. Herkes tek bir asgari ücretle geçiniyor ve açlık sınırının altında. O yüzden de ‘Bu büyük bir sosyal patlamaya, sosyal infiale sebebiyet verir’ dedim. Neye göre dedim? Sokakta gördüğüm tansiyona göre, meydanda gördüm tansiyona göre.” “TATBİKAT GÖRÜNTÜSÜYLE ACINACAK HALİMİZE GÜLDÜK” (Grev yasakları için) “Evet, bu örgütlü tepkiyi bastırmaya yönelik bir iş. Bütün Türkiye’de askeri darbe dönemlerini, sıkıyönetim dönemlerini aratmayacak bir şekilde. Yani hiçbir şey yokken ortada... Yani bazen hani anlamıyorum ama hani onları anlamak isteyeyim. Olağanüstü şartlar olur da çok büyük travmaların olduğu günlerde de ne bileyim 15 Temmuz darbesinden bir ay sonra da grev olur, ‘Dur kardeşim, şimdi zamanı değil’ dersin. Veya böyle büyük toplumsal olaylar vardır. Türkiye belli bir sanayi koluna çok ihtiyaç duyuyordur, o milli güvenlik meselesidir. Ne bileyim işte top dökeceksindir de demir - çeliki durduruyordur adam. ‘Dur kardeşim savaşın içindeyiz, top dökeceğim. Demir - çelik durmaz; milli güvenlik…’ Hiçbir şey yok ortada. Milli güvenliği tehdit diye bütün grevleri erteliyorlar. Bu anayasadaki yetkinin, zaten olmaması gereken bir yetkinin suistimali, kötüye kullanımı. Ercüment Bey biraz önce söyledi. Bugün acınacak halimize tebessüm ettik. Kahramanmaraş’ta tatbikat yapıyorlar, ‘Efendim işçiler ayaklanırsa, grev yaparsa çevik kuvvet bunu nasıl bastıracak?’ Bunun tatbikatını yapıyorlar. Ama bunların hepsi örgütlü bir eylemliliğe karşı yapılan iş. Benim bahsettiğim bir sosyal patlama. Yani insanların artık burasına gelmiş, hatta daha da burasına gelmiş ve boğulmak üzere. “SOKAKTAKİ ÖFKEYİ BEN DAHA ÖNCE GÖRMEDİM” “Mesela sosyal patlamanın ilk basamağı şudur: Bir asgari ücretli bir yerde çalışıyordur. Gün boyunca ter döküyordur lokantada, mesela servis yapıyordur. O 22 bin lira maaş alacaktır. Bir beyefendi gelir, öğlen yemeğinde 22 bin lira hesap öder, gider. Bu o asgari ücretlinin içine dokunur. ‘Ya ben bir ay sabahın köründen akşamın bir vaktine kadar burada ter döküyorum. Benim aldığım maaş burada…’ Bu başka bir şey. Bundan ciddi bir rahatsızlık duyar. Ama bir de o kişi evdeki çocuğunun karnını doyuramıyorsa, okula gönderdiği çocuğunun beslenme çantasına bir şey koyamıyorsa veya bir baba evladının bu durumundan dolayı sürüklendiği bunalımı veya aklından geçenleri düşünüyorsa o vakitten sonra o toplumda ne olacağını öngöremezsiniz. Ben bunu çok samimi bir şekilde söylüyorum. Ben yıllardır sokakta siyaset yapan birisiyim. Bir Genel Başkan olarak da herhalde benim kadar sokakta olan yoktur. Ben sokaktaki öfkeyi daha önce görmedim. Açık açık da söylüyorum bu vakitten sonra bu insanlara böyle asgari ücrette, en düşük emekli maaşında alay edecek ve artık sürdüremeyecekleri yani laf olsun diye değil gerçekten bıçak kemikte. Bu insanlar, sohbet ettiğin herkes diyor ki… ‘Nasıl geçiniyorsun?’ ‘Borçla.’ ‘Nasıl döndürüyorsun?’ ‘O karttan bu karta.’ Artık kart da vermiyorlar. Hepsi patladı. Tefecilerin bu kadar çok olması, İstanbul’da çetelerin bu kadar çok olması, insanların sanal bahise yönelmesi… Hiçbirisini mazur görmüyorum ama hiçbirisi de kendiliğinden olan şeyler değil. Bunların ekonomik ve sosyal altyapısı var. Bu ülkeyi yönetenler şunun farkında değiller: Bu vakitten sonra artık bu insanlar ‘Eskiden ayda üç kere dışarıda yemek yerdik, şimdi bir kere yiyebiliyorum’, ‘Efendim ayakkabılarımı eskiden pençe yaptırmazdım, şimdi pençe yaptırıp giyiyorum’, ‘Bu sene bir palto alamadım’ değil. Bu değil adamın derdi, karnını doyuramıyor.” “YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR” (Erdoğan’ın işverenlere ‘Elinizi taşın altına koyun’ şeklindeki sözleri hakkında) “Erdoğan’ınki bir kere şöyle: Yavuz hırsız ev sahibini bastırır, deyim yerindeyse. Bir kere şöyle bir şey var. Asgari ücreti belirleme meselesinde son sözü kim söylüyor? Kim söylüyor, kamu otoritesi söylüyor. Her şeyin sorumlusu sensin de bunun sorumlusu mu işveren? Bu diyor ki ‘Ben asgari ücreti bu kadar belirliyorum ama’ dilinin altındaki, bu asgari, sen üstünü ver. Ya nerede? Bir kere bu ülkede bir gerçeklik de var, bunun da altını çizeyim. Bazı sektörlerde asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok fazla. Bu olacak iş değil. Ama neden? Açmaz. Satranç da nasıl olur? Son hamleden dolayı artık açmaz olmaz. Oyun baştan beri yanlış kurulduysa açmaz olur. Şimdi tekstilde Mısır’daki asgari ücretle rekabet edecek adam ama verdiği asgari ücretle Türkiye’de geçinecek birisi. Öyle bir durum var ki alan için çok düşük, veren için çok fazla. Bunun için burada hükümetin devreye girip ki biz kanuni teklifimizi de sunduk. Sektöre ve çalışan sayısına göre örneğin tekstilde çalışan işçiler için 10 bin 140 lira, ya da 1-10 arasındaki küçük esnaf için 10 bin 140 lira. Bir gruba 8 bin 101, bir gruba 5 bin 400 lira sosyal güvenlik primi desteği vaat ediyoruz. O da şu, eğer tekstilde belli bir sayının altında işçi çalıştırıyorsa 10 bin 140 lira eksik sigorta ödüyor. Asgari ücret veren için 28 bin lira, alan için 39 lira oluyor. Devlet yapacaksa bunu yapacak. Erdoğan çıkmış, ‘Kefenin cebi yok…’ Yani, ‘Ben asgari ücreti 28 bin lira belirledim ama varsın onlar 35 lira versin.’ Hangi sermaye, hangi işveren? Bir de bu piyasa ve rekabet şartlarında böyle babasının hayrına asgari ücrete zam yapar. Yok öyle bir şey. Sorumluluktan kaçmak için meseleyi karşıya yansıtıyor. Siyasi bir akrobasi yapıyor. Buna milletin karnı tok.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.