Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toprak Bütünlüğü

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Toprak Bütünlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toprak Bütünlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MGK: Milli Güvenlik Kurulu toplantısı ardından 8 maddelik bildiri yayınlandı Haber

MGK: Milli Güvenlik Kurulu toplantısı ardından 8 maddelik bildiri yayınlandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Milli Güvenlik Kurulu toplantısı ardından 8 maddelik bildiri yayımlandı. Bildiride, PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütlerine karşı yurt içinde ve yurt dışında yürütülen faaliyetler hakkında Kurul’a bilgi sunulduğu belirtildi. “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedefleri doğrultusunda atılan adımların da değerlendirildiği kaydedilerek, Türkiye’nin yanı sıra bölge ülkelerinin güvenliği, huzuru ve refahı için çalışmaların sürdürüleceği ifade edildi. SURİYE VE IRAK MESAJI MGK bildirisinde Suriye’nin birlik ve bütünlüğünün güçlendirilmesi, devlet otoritesinin ülke geneline yayılması ve entegrasyon sürecindeki gelişmeler de değerlendirildi. Suriye halkının ülkesini yeniden ayağa kaldırmasına ve uluslararası toplumla ilişkilerini güçlendirmesine yönelik Türkiye’nin desteğinin devam edeceği bildirildi. Irak’ın huzur ve istikrarının bölgenin tamamı açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulanan bildiride, Irak hükümetinin devlet egemenliğini ülke genelinde güçlendirme çabalarından duyulan memnuniyet dile getirildi. Türkiye’nin Irak’la stratejik iş birliğini geliştirme iradesinin sürdüğü belirtildi. İRAN, İSRAİL VE GAZZE GÜNDEMİ Bildiride, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın devam eden çatışmalar nedeniyle bölgede kırılganlıkları artırdığı değerlendirmesine yer verildi. Taraflara müzakerelere dönme ve çatışmanın daha ağır sonuçlara yol açmasının önüne geçilmesi çağrısı yapıldı. İsrail yönetiminin Gazze ve Lübnan’daki saldırılarını sürdürdüğüne işaret edilen bildiride, uluslararası toplum somut adımlar atmaya davet edildi. İsrail yönetiminin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğini ihlal ettiği yönündeki değerlendirmeye de bildiride yer verildi. RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE YEMEN Rusya-Ukrayna Savaşı’nın mevcut durumu ile sivil altyapılar ve seyrüsefer güzergâhlarına yönelik saldırıların bölgesel ve küresel etkileri de MGK’nın gündeminde yer aldı. Bildiride, “kontrolsüz tırmanma ve yayılma” belirtilerine karşı taraflara itidal ve ateşkes çağrısı yapıldı. Yemen’de son dönemde artan gerilimin başta komşu ülkeler olmak üzere bölgedeki güvenlik risklerini yükselttiği belirtilirken, küresel istikrar açısından da önem taşıyan sükûnetin bir an önce sağlanması gerektiği vurgulandı. MGK’nın 30 Eylül 2026 tarihli bildirisi, terörle mücadele ve “Terörsüz Türkiye” hedefinin yanı sıra Suriye, Irak ve Ortadoğu’daki çatışmalar ile Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin Türkiye’nin güvenlik değerlendirmelerini ortaya koydu.

Hakan Fidan’dan Yunanistan mesajı: “İyi komşuluk ilişkisi içinde olmak istiyoruz” Haber

Hakan Fidan’dan Yunanistan mesajı: “İyi komşuluk ilişkisi içinde olmak istiyoruz”

Fidan, Şam ziyaretini değerlendirdi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, iki günlük Suriye ziyareti kapsamında Şam’da Türk basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Fidan, ziyaret sırasında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile yaklaşık iki saat görüştüğünü ve çok sayıda konunun ele alındığını belirtti. Fidan, Suriye’de normalleşme sürecine ilişkin değerlendirmesinde, Şam’da konaklamalarının ülkedeki hayatın normalleşmeye başladığının göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. Türkiye’nin Suriye ile temaslarını artırdığını belirten Fidan, Suriye’nin istikrarının önündeki tehditler konusunda İsrail’in politikalarına dikkat çekti. Fidan, İsrail’in Suriye’ye yönelik politikalarının ülkeyi istikrarsızlaştırma riski taşıdığını savundu. Fidan ayrıca Suriye’nin ekonomik toparlanması ve uluslararası alandaki konumunun güçlenmesinin önemine işaret ederek ülkenin zamana ihtiyacı olduğunu söyledi. “SDG’nin tehdit olmaktan çıkması birinci öncelik” Suriye’deki entegrasyon sürecine de değinen Fidan, Türkiye açısından önceliğin SDG’nin tehdit oluşturmayan bir yapıya dönüşmesi olduğunu belirtti. Fidan, açıklanan prensiplerin olumlu mesajlar içerdiğini ancak uygulamanın sahada nasıl ilerlediğinin yakından takip edildiğini söyledi. Türkiye’nin, kamuoyuna açıklanan hedeflerle uygulamanın uyumlu olmasını beklediğini ifade etti. Fidan’ın Şam temaslarında Suriye’deki silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesi de gündeme geldi. Bakan, daha önce yaptığı açıklamada bu bütünleşmenin Suriye’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve toplumsal birliğinin güçlendirilmesi açısından gerekli olduğunu belirtmişti. Bölgesel iş birliği ve Mekke İttifakı mesajı Bölge ülkelerinin Gazze konusunda geliştirdiği iş birliğinin Suriye ve İran-ABD savaşı gibi diğer bölgesel gelişmelerde de kullanıldığını belirten Fidan, ülkeler arasında diplomatik koordinasyonun artırıldığını söyledi. Fidan, İsrail’in bölgedeki politikaları karşısında iş birliği ve diplomasi temelinde hareket edilmesi gerektiğini ifade etti. Mekke İttifakı’nın kurumsallaşma çalışmalarının sürdüğünü belirten Fidan, üç ülkenin teknik düzeyde görüşmeler yürüttüğünü ve yapının genişletilmesinin hedeflendiğini kaydetti. Mekke Ortak Savunma Anlaşması daha önce Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanmış; Fidan, anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını ve ortak savunma anlayışına dayandığını açıklamıştı. Yunanistan’a “iyi komşuluk” mesajı Fidan’ın açıklamalarında Türkiye-Yunanistan ilişkileri de önemli başlıklardan biri oldu. Türkiye’nin Yunanistan ile iyi komşuluk ilişkileri geliştirmek istediğini belirten Fidan, iki ülke arasında özellikle güvenlik alanında yanlış anlaşılmaların önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Fidan, Yunanistan’ın bölgeyi istikrarsızlaştırmak isteyen aktörlerin etkisine girmesini istemediklerini belirterek, iki tarafın da güvenlik alanındaki hassasiyetleri dikkate alması gerektiğini ifade etti. Bakan Fidan, Türkiye’nin Ege Denizi’ndeki bazı adaların silahlandırılması konusundaki hassasiyetini de dile getirdi. Özellikle uluslararası anlaşmalar kapsamında gayriaskeri statüye sahip adaların silahlandırılmasına ilişkin Türkiye’nin itirazlarını daha önce de Yunanistan, NATO ve Birleşmiş Milletler nezdinde gündeme getirdiğini söyledi. Fidan, iki ülke arasında son dönemde sorunların çözümüne yönelik oluşan olumlu atmosferin korunması gerektiğini belirterek, Yunanistan’ın güvenlik alanındaki gelişmelere yeni sorunlar eklememesi gerektiğini ifade etti. DHA’nın aktardığı açıklamalarda da Fidan’ın “iyi komşuluk ilişkisi” vurgusu öne çıktı. S-400 görüşmeleri sürüyor Türkiye’nin S-400 sistemi konusunda ilgili ülkeler arasındaki teknik görüşmelerin devam ettiğini belirten Fidan, müzakerelerin sürdüğünü söyledi. Bakan, sürece ilişkin ayrıntı vermeden teknik düzeyde görüşmelerin devam ettiğini ifade etti. “Terörsüz Türkiye” süreci Diyarbakır’da değerlendirildi Fidan, geçen hafta gerçekleştirdiği Diyarbakır ziyaretine ilişkin değerlendirmesinde ise “Terörsüz Türkiye” sürecinin toplumun farklı kesimlerinde karşılık bulduğunu söyledi. Ziyaret kapsamında sivil toplum kuruluşları ve farklı siyasi görüşlerden kişilerle görüştüklerini belirten Fidan, silah bırakma sürecinin ardından bölgede ekonomik kalkınma ve yatırımların daha fazla gündeme geldiğini ifade etti. Fidan; sanayi, altyapı, sınır kapıları ve komşu ülkelerle ticaretin geliştirilmesi gibi başlıkların görüşmelerde ele alındığını belirtti. Türkiye’de kimlik ve dil alanındaki düzenlemelere de değinen Fidan, özellikle 2013’teki Demokratikleşme Paketi sonrasında seçmeli dil eğitiminin önünün açılmasını bu sürecin önemli adımlarından biri olarak değerlendirdi. Fidan’ın Şam ziyaretinin ardından yaptığı açıklamalarda da Türkiye’nin Suriye’nin yanında olmaya devam edeceği ve iki ülke arasındaki iş birliğinin sürdürüleceği vurgulanmıştı.

Aliyev’den dikkat çeken mesaj: “İslam dünyasına karşı ilan edilmemiş bir savaş var” Haber

Aliyev’den dikkat çeken mesaj: “İslam dünyasına karşı ilan edilmemiş bir savaş var”

Aliyev, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Müslüman Dini Liderler Konseyi’nin 7’nci toplantısı ile Seyid Yahya Baküvi Uluslararası Konferansı kapsamında Bakü’de bulunan dini liderleri kabul etti. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı da görüşmenin 15 Eylül’de gerçekleştirildiğini ve toplantıda Aliyev’in konuşma yaptığını duyurdu. Aliyev’den Karabağ mesajı Konuşmasında Azerbaycan’ın Karabağ ve Doğu Zengezur’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aliyev, ülkesinin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin yeniden tesis edildiğini söyledi. Aliyev, Azerbaycan ordusunun toprakları kontrol altına almasının ardından ayrılıkçı yapıların sona erdirildiğini belirterek, savaş suçlarıyla suçlanan bazı kişilerin Azerbaycan’da cezaevlerinde bulunduğunu ifade etti. Azerbaycan Cumhurbaşkanı, yaşanan süreci “adaletin zaferi” olarak nitelendirirken, Azerbaycan halkının ülkenin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin yeniden tesis edilmesi için birlik olduğunu savundu. “65 cami tamamen yıkıldı” Karabağ’daki işgal dönemine de değinen Aliyev, Azerbaycanlıların bölgeye geri döndüklerinde çok sayıda yerleşim yerinin ve dini yapının yıkılmış halde olduğunu gördüklerini söyledi. Aliyev, Ermenistan devletini suçlayarak 65 caminin tamamen yıkıldığını, bazı camilerin ise ağır hasar gördüğünü ileri sürdü. Bazı camilerde hayvanların barındırıldığını da iddia eden Aliyev, bunun Azerbaycan halkının dini ve milli değerlerini hedef alan kasıtlı bir uygulama olduğunu savundu. Azerbaycan Cumhurbaşkanı, bu tür eylemlerin yalnızca Azerbaycan halkına değil, İslam dünyasına yönelik bir hakaret olduğunu öne sürdü. “İslamofobi bunun küçük bir parçası” Aliyev, konuşmasının devamında İslamofobiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İslam dinine ve Müslümanların değerlerine yönelik bazı eylemlerin tesadüfi olmadığını savunan Aliyev, bunların belirli bir politikanın parçası olduğunu söyledi. Aliyev, Kur’an-ı Kerim’e yönelik hakaretler ile Müslümanların terörizmle özdeşleştirilmesini eleştirerek İslam dünyasının bu tür gelişmeler karşısında birlik içerisinde hareket etmesi gerektiğini ifade etti. “Dinimize, İslam dünyasına karşı ilan edilmemiş bir savaş var ve İslamofobi bunun küçük bir parçası” diyen Aliyev, Müslümanların ortak değerlerine yönelik saldırılara karşı dayanışma çağrısında bulundu. Avrupa Parlamentosu’na sert eleştiri Aliyev konuşmasında Avrupa kurumlarına yönelik eleştiriler de yöneltti. Karabağ savaşının ardından Avrupa Konseyi’nin Azerbaycan’a yönelik tutumunu eleştiren Aliyev, Avrupa kurumlarının Azerbaycan ve Ermenistan konusunda çifte standart uyguladığını savundu. Avrupa Parlamentosu’nu da hedef alan Aliyev, kurumun rüşvet ve yolsuzluk iddiaları karşısındaki tutumunu eleştirerek, Avrupa’da İslamofobik yaklaşımların da bulunduğunu öne sürdü. Aliyev, özellikle Müslümanlara ve İslam dünyasına yönelik ayrımcı yaklaşımların uluslararası platformlarda daha fazla gündeme getirilmesi gerektiğini savundu.

Hakan Fidan'dan Şam dönüşü dikkat çeken mesaj: "Suriye'nin yanında olmayı sürdüreceğiz" Haber

Hakan Fidan'dan Şam dönüşü dikkat çeken mesaj: "Suriye'nin yanında olmayı sürdüreceğiz"

Fidan'dan Şam'da kritik temaslar Hakan Fidan, bölgenin kritik gelişmelerden geçtiği bir dönemde gerçekleştirdiği Suriye ziyaretinde başkent Şam'da yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü. Fidan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından kabul edilirken, Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ve İçişleri Bakanı Enes Hattab ile de görüşmeler gerçekleştirdi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, temasların 13-14 Eylül tarihlerinde yapıldığını açıkladı. Görüşmelerde Suriye'nin birlik ve bütünlüğünün korunması, ülkede güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi ile Suriye halkının huzur ve refaha ulaşmasına yönelik ortak yaklaşım ele alındı. Erdoğan'ın Şam ziyareti de gündemde Fidan'ın Şam'daki temaslarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gerçekleştirmesi planlanan Suriye ziyareti de gündeme geldi. Bakan Fidan, görüşmeler sırasında Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin yanı sıra bölgesel gelişmelerin de değerlendirildiğini belirterek, iki ülkenin Suriye'nin geleceğine ilişkin ortak iradesini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Türkmenlerle bir araya geldi Ziyaretinin ikinci gününde Suriye Türkmenleriyle de görüşen Fidan, Türkmenlerin ülkenin toplumsal yapısındaki konumuna dikkat çekti. Fidan, Türkmenlerin Suriye'nin asli unsurlarından biri olduğunu ve Beşşar Esad yönetimine karşı verilen mücadelede önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Türkmenlerin Suriye'nin istikrarlı ve müreffeh bir ülkeye dönüşmesine katkı sunduğunu ifade eden Fidan, Türkiye'nin bu süreçte Suriye toplumunun farklı kesimleriyle temaslarını sürdüreceğini vurguladı. Şam'ın tarihi mekanlarını ziyaret etti Hakan Fidan, diplomatik görüşmelerinin yanı sıra Şam'da Türkiye ve Suriye'nin ortak tarihine ilişkin önemli mekanları da ziyaret etti. Fidan; İbnü'l-Arabi, Mevlana Halid-i Bağdadi ve Selahaddin Eyyubi'nin türbeleri ile Türk Hava Şehitliği ve Süleymaniye Külliyesi'ni ziyaret etti. Bakan Fidan, yıllar sonra yeniden ziyaret ettiği Şam'da kent yaşamının yeniden canlandığını gözlemlediklerini belirterek, sokakların daha huzurlu ve hareketli hale gelmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. "Suriye'nin yanında olmayı sürdüreceğiz" Fidan, ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada Türkiye'nin Suriye politikasına ilişkin mesajını net biçimde ortaya koydu. Bakan Fidan, "Suriye halkının kendi iradesiyle; tüm toplumsal kesimleri kucaklayan, güvenli, istikrarlı ve müreffeh bir ülke inşa ediyor olmasından memnuniyet duyuyoruz. Bu süreçte Suriye'nin yanında olmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğü, birliği ve istikrarının korunmasına yönelik yaklaşımı Dışişleri Bakanlığı'nın politika belgelerinde de temel öncelikler arasında yer alıyor. Bakanlık, Suriye'de sürdürülebilir istikrar ve güvenliğin sağlanması, ekonomik kalkınmanın desteklenmesi ve terörle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesini öncelikli başlıklar arasında sıralıyor. Fidan'ın Şam temasları, Türkiye'nin Suriye'deki yeni döneme ilişkin diplomatik angajmanının devam ettiğini ortaya koyarken, iki ülke arasındaki üst düzey temasların önümüzdeki dönemde de sürmesi bekleniyor.

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu Haber

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu

“Türkiye-Somali İlişkilerinde Yeni Dönem: Güven, İş Birliği ve Stratejik Ortaklık” başlıklı panel, SETA Vakfı Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş'ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panele Somali Federal Cumhuriyeti Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Abdulfatah Kasım Mohamud, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, Somaville Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Yahya Amir Hagi İbrahim, Somali Federal Parlamentosu Halk Meclisi Başkanlık Ofisi Direktörü Mohamed Haji Yussuf ve Somali'nin Afyonkarahisar Fahri Konsolosu Onur Çelik katıldı. Türkiye-Somali ilişkilerinin geleceği ele alındı Panelde iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel gelişimi, mevcut iş birliğinin kapsamı ve stratejik ortaklığın gelecekte geliştirilebileceği alanlar akademik ve bütüncül bir yaklaşımla değerlendirildi. Programda Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin insani yardım ve kalkınma çalışmalarından diplomasi, ekonomi ve savunma gibi farklı alanları kapsayan çok boyutlu bir ortaklığa dönüşümü üzerinde duruldu. Somali Parlamentosu Halk Meclisi Başkanı Abdülkadir Mohamed Nur da program kapsamında yaptığı değerlendirmede, iki ülke arasındaki iş birliğinin zaman içinde stratejik ortaklık seviyesine ulaştığını belirtti. Nur, ilişkilerin gelişmesine paralel olarak Türkiye-Somali ortaklığını hedef alan dezenformasyon faaliyetlerinin de arttığını ifade etti. Burhanettin Duran'dan "kazan-kazan" vurgusu Program kapsamında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın video mesajı katılımcılara sunuldu. Duran, Türkiye'nin Somali politikasının “kazan-kazan” anlayışı üzerine kurulduğunu belirterek, Afrika'ya yönelik yaklaşımın uzun vadeli ve kapasite geliştirmeye odaklanan projelerle şekillendiğini ifade etti. Türkiye'nin Somali'deki çalışmalarında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Türkiye Maarif Vakfı gibi kurumların önemli faaliyetler yürüttüğüne dikkat çeken Duran, iki ülke arasındaki iş birliğinin farklı alanlarda sürdüğünü belirtti. Somaliland konusunda Türkiye'nin tutumu Duran, Afrika Boynuzu'nun çeşitli sınamalarla karşı karşıya olduğunu belirterek Somaliland meselesine de değindi. Türkiye'nin Somali'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda kararlı bir tutum sergilediğini vurgulayan Duran, Ankara'nın bölgesel barış ve istikrarı desteklediğini ifade etti. Türkiye-Somali ilişkilerinin karşılıklı saygı, güven ve kardeşlik temelinde ilerlediğini belirten Duran, iki ülke arasındaki ilişkilere yönelik dezenformasyon kampanyalarının sonuç vermeyeceğini söyledi. 2011'deki Erdoğan ziyareti ilişkilerde dönüm noktası oldu Duran, video mesajında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011 yılında Mogadişu'ya gerçekleştirdiği ziyaretin Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni bir dönem başlattığına da işaret etti. Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin kalkınma, güvenlik, ekonomi ve kurumsal kapasite geliştirme gibi alanları kapsayan kapsamlı bir ortaklığa dönüştüğünü belirten Duran, 2026'nın iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 60'ıncı yılı olması nedeniyle de özel bir anlam taşıdığını ifade etti. Duran ayrıca Türkiye ile Somali'nin savunma, deniz güvenliği, enerji, balıkçılık ve ekonomik kapasitenin geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliğini sürdürdüğünü belirterek, düzenlenen panelin iki ülke arasında ortak bir geleceğin inşasına katkı sunacağına inandığını kaydetti.

MSB'den DSG'nin feshi açıklaması: 'Tek devlet, tek ordu anlayışı açısından önemli' Haber

MSB'den DSG'nin feshi açıklaması: 'Tek devlet, tek ordu anlayışı açısından önemli'

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları, Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) feshedilerek Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesine yönelik gelişmeleri, Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Afyonkarahisar'da düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından MSB kaynakları, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. ABD merkezli danışmanlık şirketiyle yapılan sözleşme MSB ile ABD merkezli bir danışmanlık şirketi arasında imzalandığı belirtilen hizmet sözleşmesine ilişkin soruya kaynaklar, çalışmanın Türkiye ile ABD arasında gelişen ilişkilere katkı sunmayı hedeflediğini bildirdi. Açıklamada, savunma ve güvenlik alanındaki kurumsal diyaloğun güçlendirilmesi ile Türkiye'nin görüş ve önceliklerinin ilgili muhataplara doğru şekilde aktarılmasının amaçlandığı belirtilerek, söz konusu çalışmanın profesyonel bir yaklaşımla hazırlanan ortak stratejinin ürünü olduğu ifade edildi. 'Terörsüz Türkiye' sürecinde dört alt komisyon Çözüm sürecine ilişkin sorular üzerine, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in de görev aldığı Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştirdiği belirtildi. Çalışmaların yürütülmesine ilişkin usul ve esasların ele alındığı toplantıda dört alt komisyon kurulmasının kararlaştırıldığı aktarıldı. Alt komisyonların oluşturulmasına yönelik çalışmaların ilgili kurumlarla koordinasyon halinde sürdüğü kaydedildi. MSB kaynakları, "Terörsüz Türkiye" sürecinin sağlıklı ve istikrarlı biçimde ilerlemesinin önem taşıdığını vurguladı. Bakanlığın, terör örgütü ve bağlantılı yapıların fiili varlıklarının sona erdiğinin, ellerindeki silah ve mühimmatın tamamının teslim edildiğinin tespit ve teyidine yönelik görevlerini ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdüreceği belirtildi. Türkiye-Suriye işbirliği ve DSG'nin entegrasyonu DSG'nin feshi ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyonuna ilişkin soruyu yanıtlayan MSB kaynakları, bu gelişmenin Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması ile "tek devlet, tek ordu" anlayışının güçlendirilmesi bakımından önemli olduğunu ifade etti. Söz konusu gelişmelerin memnuniyetle karşılandığı belirtilirken, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'deki olumlu sürecin ülke geneline yayılması ve istikrarın kalıcı hale getirilmesi için desteğini sürdüreceği kaydedildi. TSK'nın mevcut askeri işbirliği anlaşması çerçevesinde, Suriye ordusunun özellikle terörle mücadele alanındaki kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarına da destek vermeye devam edeceği bildirildi. İsrail ile çatışmazlık mekanizması MSB, İsrail'in Suriye'ye yönelik hava saldırılarının yakından takip edildiğini ve bu saldırıların bir an önce sona ermesi gerektiğini vurguladı. ABD makamlarının Suriye'yi de kapsayacak şekilde bir çatışmasızlık mekanizması kurulmasına yönelik girişimleri hakkında yapılan açıklama ve haberlerin de takip edildiği belirtildi. Bakanlığa bu konuda şu ana kadar resmi bir talep iletilmediği, böyle bir talebin gelmesi halinde konunun ilgili makamlarla koordinasyon içinde değerlendirileceği ifade edildi. Kerpe Adası'ndaki Patriot sistemine ilişkin değerlendirme Yunanistan'ın Kerpe Adası'nda konuşlu Patriot hava savunma sistemine ilişkin soruya da yanıt veren MSB kaynakları, gayriaskeri statüdeki adaların hukuki durumunun 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmaları ile düzenlendiğini hatırlattı. Yunanistan'ın söz konusu adaları anlaşmalara aykırı şekilde silahlandırmasının hukuka aykırı olduğu görüşünü yineleyen Bakanlık, Patriot sistemlerinin Kerpe'den Girit'e taşınması kararını mevcut uygulamadan geri dönülmesi yönünde olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Türkiye'nin, bölgede barış ve istikrara katkı sağlayacak, uluslararası hukuk ve anlaşmalardan doğan yükümlülüklere uygun yapıcı adımları desteklemeyi sürdüreceği belirtildi. Rodos'a İHA üssü iddiası Rodos Adası'na insansız hava aracı üssü kurulacağı yönündeki iddialar da MSB'nin gündemindeydi. Bakanlık kaynakları, Rodos'un gayriaskeri statüsünün uluslararası anlaşmalarla açık ve bağlayıcı şekilde düzenlendiğini belirterek, bu statüyü ihlal edecek girişimlerin Yunanistan'ın uluslararası yükümlülükleriyle bağdaşmayacağını ifade etti. Rodos'ta İHA üssü kurulmasına yönelik olası bir adımın, adanın gayriaskeri statüsünün ihlali anlamına geleceği ve Ege'de barış, istikrar ile iyi komşuluk ilişkilerine zarar verebileceği değerlendirmesinde bulunuldu. Türkiye'nin, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve menfaatlerini korumaya ve bu doğrultuda gerekli tedbirleri almaya devam edeceği vurgulandı.

ABD’li Büyükelçi Barrack’tan DSG Mesajı: “Tek Ordu, Tek Hükümet, Tek Devlet” Haber

ABD’li Büyükelçi Barrack’tan DSG Mesajı: “Tek Ordu, Tek Hükümet, Tek Devlet”

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunu “tarihi bir dönüm noktası” olarak değerlendirdi. Barrack, Kürtçe eğitimin tanınması ile Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’e Şam yönetiminde verilecek rollere de dikkat çekti. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’de DSG ile merkezi yönetim arasında yürütülen entegrasyon sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Barrack, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, DSG’nin Suriye devlet kurumlarıyla bütünleşmesini ve Kürt halkının haklarının tanınmasına yönelik adımları Washington yönetiminin desteklediğini belirtti. Barrack: “Tarihi bir an” Suriye’de yaşanan gelişmeleri ABD Başkanı’nın Orta Doğu vizyonuyla ilişkilendiren Barrack, DSG’nin devlet kurumlarına entegrasyon sürecini önemli bir gelişme olarak nitelendirdi. Barrack, “Kesinlikle tarihi bir an” ifadesini kullanarak, DSG’nin Suriye devlet yapısına düzenli şekilde dahil edilmesinin geçmişteki bölünmeleri aşma açısından önemli olduğunu belirtti. ABD’li diplomat, sürecin Suriye halkına ülkenin ortak geleceğini şekillendirme imkanı sağlayacağını ifade etti. Kürtçe eğitim ve Şam yönetimindeki roller Barrack, açıklamasında Kürtçe eğitimin tanınmasına da özel olarak değindi. Kürtçenin eğitim dili olarak kabul edilmesinin yanı sıra DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Kürt siyasetçi İlham Ahmed’in Suriye hükümeti içerisinde önemli görevler üstlenmesini desteklediğini belirten Barrack, bu gelişmelerin Kürtlerin bölgesel istikrara katkılarının kabulü anlamına geldiğini söyledi. Barrack, geçmişte yaşanan ayrılıkların gelecekte ortak hedeflere dönüşebileceği mesajını verdi. “Kazanan ve kaybeden yok” Suriye'nin egemenliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Barrack, entegrasyonun tarafların karşılıklı mutabakatıyla gerçekleşmesinin önemine dikkat çekti. Gerçek entegrasyonun bir tarafın kazanıp diğerinin kaybetmesi anlamına gelmediğini belirten Barrack, farklı görüşlere sahip tarafların diplomatik çözüm yoluyla ortak bir devlet yapısını güçlendirebileceğini ifade etti. ABD’li temsilci açıklamasını “Tek ordu, tek hükümet, tek devlet” vurgusuyla tamamladı. Washington’dan entegrasyon sürecine destek Tom Barrack’ın açıklaması, Şam yönetimi ile DSG arasında yürütülen entegrasyon görüşmelerine ABD'nin yaklaşımına ilişkin dikkat çeken mesajlar içeriyor. Açıklamada özellikle Suriye'nin toprak bütünlüğü ve merkezi devlet yapısının güçlendirilmesi, Kürtlerin haklarının tanınması ve DSG unsurlarının devlet kurumlarına dahil edilmesi başlıkları öne çıktı. Barrack’ın değerlendirmeleri, Şam'daki müzakerelerin yalnızca Suriye içindeki taraflar açısından değil, ABD açısından da yakından takip edildiğini ortaya koydu.

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi” Haber

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi”

Ürdün, Katar ve Kuveyt, İsrail savaş uçaklarının Suriye’nin İdlib kentindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıyı sert sözlerle kınadı. Üç ülke, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu belirterek İsrail’e bölgedeki eylemlerine son verme çağrısında bulundu. Ürdün: “Uluslararası hukuka aykırı” Ürdün Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na yönelik saldırısının Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bir ihlal olduğunu açıkladı. Saldırıyı “gerekçesiz düşmanca saldırı” olarak nitelendiren Amman yönetimi, operasyonun uluslararası hukukla bağdaşmadığını vurguladı. Açıklamada, İsrail’in Suriye’nin güvenliğini ve istikrarını hedef alan saldırılarını durdurması gerektiği belirtildi. Katar: “Bölgeyi gerilim sarmalına sürüklüyor” Katar da İsrail’in İdlib’e yönelik saldırısını kınadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün yanı sıra uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık bir ihlali olduğunu ifade etti. Doha yönetimi, İsrail’in bölge ülkelerinin egemenliğini ihlal etmeye devam etmesinin bölgesel güvenlik açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Açıklamada ayrıca uluslararası düzeyde hesap verebilirlik ve caydırıcılık mekanizmalarının yetersiz kalmasının İsrail’in benzer eylemlerini sürdürmesine zemin hazırladığı savunuldu. Katar, mevcut tablonun bölgeyi daha geniş bir çatışma ve gerilim ortamına sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Kuveyt: “Saldırılar durdurulmalı” Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da Ebu Zuhur Havaalanı’na yönelik saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu bildirdi. İsrail’in Suriye’ye yönelik tekrarlanan saldırılarının bölgesel güvenliği olumsuz etkilediğini belirten Kuveyt, uluslararası topluma bu saldırıların durdurulması için sorumluluk üstlenme çağrısı yaptı. Kuveyt ayrıca Suriye’nin toprak bütünlüğü, güvenliği ve istikrarına yönelik desteğinin devam edeceğini açıkladı. İsrail-Suriye gerilimi yeniden gündemde Ebu Zuhur Havaalanı’na düzenlenen saldırı, İsrail ile Suriye arasındaki güvenlik geriliminin yeniden tırmandığı bir dönemde gerçekleşti. Ürdün, Katar ve Kuveyt’in açıklamaları, İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına yönelik bölgesel tepkilerin arttığını gösterirken, özellikle Suriye’nin egemenliği ve bölgesel istikrar başlıkları öne çıktı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.