Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toprak Bütünlüğü

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Toprak Bütünlüğü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toprak Bütünlüğü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu Haber

Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni dönem: Mogadişu'da stratejik ortaklık vurgusu

“Türkiye-Somali İlişkilerinde Yeni Dönem: Güven, İş Birliği ve Stratejik Ortaklık” başlıklı panel, SETA Vakfı Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş'ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panele Somali Federal Cumhuriyeti Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Abdulfatah Kasım Mohamud, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, Somaville Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Yahya Amir Hagi İbrahim, Somali Federal Parlamentosu Halk Meclisi Başkanlık Ofisi Direktörü Mohamed Haji Yussuf ve Somali'nin Afyonkarahisar Fahri Konsolosu Onur Çelik katıldı. Türkiye-Somali ilişkilerinin geleceği ele alındı Panelde iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel gelişimi, mevcut iş birliğinin kapsamı ve stratejik ortaklığın gelecekte geliştirilebileceği alanlar akademik ve bütüncül bir yaklaşımla değerlendirildi. Programda Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin insani yardım ve kalkınma çalışmalarından diplomasi, ekonomi ve savunma gibi farklı alanları kapsayan çok boyutlu bir ortaklığa dönüşümü üzerinde duruldu. Somali Parlamentosu Halk Meclisi Başkanı Abdülkadir Mohamed Nur da program kapsamında yaptığı değerlendirmede, iki ülke arasındaki iş birliğinin zaman içinde stratejik ortaklık seviyesine ulaştığını belirtti. Nur, ilişkilerin gelişmesine paralel olarak Türkiye-Somali ortaklığını hedef alan dezenformasyon faaliyetlerinin de arttığını ifade etti. Burhanettin Duran'dan "kazan-kazan" vurgusu Program kapsamında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın video mesajı katılımcılara sunuldu. Duran, Türkiye'nin Somali politikasının “kazan-kazan” anlayışı üzerine kurulduğunu belirterek, Afrika'ya yönelik yaklaşımın uzun vadeli ve kapasite geliştirmeye odaklanan projelerle şekillendiğini ifade etti. Türkiye'nin Somali'deki çalışmalarında Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Türkiye Maarif Vakfı gibi kurumların önemli faaliyetler yürüttüğüne dikkat çeken Duran, iki ülke arasındaki iş birliğinin farklı alanlarda sürdüğünü belirtti. Somaliland konusunda Türkiye'nin tutumu Duran, Afrika Boynuzu'nun çeşitli sınamalarla karşı karşıya olduğunu belirterek Somaliland meselesine de değindi. Türkiye'nin Somali'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü konusunda kararlı bir tutum sergilediğini vurgulayan Duran, Ankara'nın bölgesel barış ve istikrarı desteklediğini ifade etti. Türkiye-Somali ilişkilerinin karşılıklı saygı, güven ve kardeşlik temelinde ilerlediğini belirten Duran, iki ülke arasındaki ilişkilere yönelik dezenformasyon kampanyalarının sonuç vermeyeceğini söyledi. 2011'deki Erdoğan ziyareti ilişkilerde dönüm noktası oldu Duran, video mesajında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011 yılında Mogadişu'ya gerçekleştirdiği ziyaretin Türkiye-Somali ilişkilerinde yeni bir dönem başlattığına da işaret etti. Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilerin kalkınma, güvenlik, ekonomi ve kurumsal kapasite geliştirme gibi alanları kapsayan kapsamlı bir ortaklığa dönüştüğünü belirten Duran, 2026'nın iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 60'ıncı yılı olması nedeniyle de özel bir anlam taşıdığını ifade etti. Duran ayrıca Türkiye ile Somali'nin savunma, deniz güvenliği, enerji, balıkçılık ve ekonomik kapasitenin geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliğini sürdürdüğünü belirterek, düzenlenen panelin iki ülke arasında ortak bir geleceğin inşasına katkı sunacağına inandığını kaydetti.

MSB'den DSG'nin feshi açıklaması: 'Tek devlet, tek ordu anlayışı açısından önemli' Haber

MSB'den DSG'nin feshi açıklaması: 'Tek devlet, tek ordu anlayışı açısından önemli'

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları, Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) feshedilerek Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesine yönelik gelişmeleri, Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü açısından önemli bir adım olarak değerlendirdi. Afyonkarahisar'da düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından MSB kaynakları, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. ABD merkezli danışmanlık şirketiyle yapılan sözleşme MSB ile ABD merkezli bir danışmanlık şirketi arasında imzalandığı belirtilen hizmet sözleşmesine ilişkin soruya kaynaklar, çalışmanın Türkiye ile ABD arasında gelişen ilişkilere katkı sunmayı hedeflediğini bildirdi. Açıklamada, savunma ve güvenlik alanındaki kurumsal diyaloğun güçlendirilmesi ile Türkiye'nin görüş ve önceliklerinin ilgili muhataplara doğru şekilde aktarılmasının amaçlandığı belirtilerek, söz konusu çalışmanın profesyonel bir yaklaşımla hazırlanan ortak stratejinin ürünü olduğu ifade edildi. 'Terörsüz Türkiye' sürecinde dört alt komisyon Çözüm sürecine ilişkin sorular üzerine, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in de görev aldığı Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştirdiği belirtildi. Çalışmaların yürütülmesine ilişkin usul ve esasların ele alındığı toplantıda dört alt komisyon kurulmasının kararlaştırıldığı aktarıldı. Alt komisyonların oluşturulmasına yönelik çalışmaların ilgili kurumlarla koordinasyon halinde sürdüğü kaydedildi. MSB kaynakları, "Terörsüz Türkiye" sürecinin sağlıklı ve istikrarlı biçimde ilerlemesinin önem taşıdığını vurguladı. Bakanlığın, terör örgütü ve bağlantılı yapıların fiili varlıklarının sona erdiğinin, ellerindeki silah ve mühimmatın tamamının teslim edildiğinin tespit ve teyidine yönelik görevlerini ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdüreceği belirtildi. Türkiye-Suriye işbirliği ve DSG'nin entegrasyonu DSG'nin feshi ve Suriye devlet kurumlarına entegrasyonuna ilişkin soruyu yanıtlayan MSB kaynakları, bu gelişmenin Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması ile "tek devlet, tek ordu" anlayışının güçlendirilmesi bakımından önemli olduğunu ifade etti. Söz konusu gelişmelerin memnuniyetle karşılandığı belirtilirken, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'deki olumlu sürecin ülke geneline yayılması ve istikrarın kalıcı hale getirilmesi için desteğini sürdüreceği kaydedildi. TSK'nın mevcut askeri işbirliği anlaşması çerçevesinde, Suriye ordusunun özellikle terörle mücadele alanındaki kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalarına da destek vermeye devam edeceği bildirildi. İsrail ile çatışmazlık mekanizması MSB, İsrail'in Suriye'ye yönelik hava saldırılarının yakından takip edildiğini ve bu saldırıların bir an önce sona ermesi gerektiğini vurguladı. ABD makamlarının Suriye'yi de kapsayacak şekilde bir çatışmasızlık mekanizması kurulmasına yönelik girişimleri hakkında yapılan açıklama ve haberlerin de takip edildiği belirtildi. Bakanlığa bu konuda şu ana kadar resmi bir talep iletilmediği, böyle bir talebin gelmesi halinde konunun ilgili makamlarla koordinasyon içinde değerlendirileceği ifade edildi. Kerpe Adası'ndaki Patriot sistemine ilişkin değerlendirme Yunanistan'ın Kerpe Adası'nda konuşlu Patriot hava savunma sistemine ilişkin soruya da yanıt veren MSB kaynakları, gayriaskeri statüdeki adaların hukuki durumunun 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmaları ile düzenlendiğini hatırlattı. Yunanistan'ın söz konusu adaları anlaşmalara aykırı şekilde silahlandırmasının hukuka aykırı olduğu görüşünü yineleyen Bakanlık, Patriot sistemlerinin Kerpe'den Girit'e taşınması kararını mevcut uygulamadan geri dönülmesi yönünde olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Türkiye'nin, bölgede barış ve istikrara katkı sağlayacak, uluslararası hukuk ve anlaşmalardan doğan yükümlülüklere uygun yapıcı adımları desteklemeyi sürdüreceği belirtildi. Rodos'a İHA üssü iddiası Rodos Adası'na insansız hava aracı üssü kurulacağı yönündeki iddialar da MSB'nin gündemindeydi. Bakanlık kaynakları, Rodos'un gayriaskeri statüsünün uluslararası anlaşmalarla açık ve bağlayıcı şekilde düzenlendiğini belirterek, bu statüyü ihlal edecek girişimlerin Yunanistan'ın uluslararası yükümlülükleriyle bağdaşmayacağını ifade etti. Rodos'ta İHA üssü kurulmasına yönelik olası bir adımın, adanın gayriaskeri statüsünün ihlali anlamına geleceği ve Ege'de barış, istikrar ile iyi komşuluk ilişkilerine zarar verebileceği değerlendirmesinde bulunuldu. Türkiye'nin, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve menfaatlerini korumaya ve bu doğrultuda gerekli tedbirleri almaya devam edeceği vurgulandı.

ABD’li Büyükelçi Barrack’tan DSG Mesajı: “Tek Ordu, Tek Hükümet, Tek Devlet” Haber

ABD’li Büyükelçi Barrack’tan DSG Mesajı: “Tek Ordu, Tek Hükümet, Tek Devlet”

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunu “tarihi bir dönüm noktası” olarak değerlendirdi. Barrack, Kürtçe eğitimin tanınması ile Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’e Şam yönetiminde verilecek rollere de dikkat çekti. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’de DSG ile merkezi yönetim arasında yürütülen entegrasyon sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Barrack, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, DSG’nin Suriye devlet kurumlarıyla bütünleşmesini ve Kürt halkının haklarının tanınmasına yönelik adımları Washington yönetiminin desteklediğini belirtti. Barrack: “Tarihi bir an” Suriye’de yaşanan gelişmeleri ABD Başkanı’nın Orta Doğu vizyonuyla ilişkilendiren Barrack, DSG’nin devlet kurumlarına entegrasyon sürecini önemli bir gelişme olarak nitelendirdi. Barrack, “Kesinlikle tarihi bir an” ifadesini kullanarak, DSG’nin Suriye devlet yapısına düzenli şekilde dahil edilmesinin geçmişteki bölünmeleri aşma açısından önemli olduğunu belirtti. ABD’li diplomat, sürecin Suriye halkına ülkenin ortak geleceğini şekillendirme imkanı sağlayacağını ifade etti. Kürtçe eğitim ve Şam yönetimindeki roller Barrack, açıklamasında Kürtçe eğitimin tanınmasına da özel olarak değindi. Kürtçenin eğitim dili olarak kabul edilmesinin yanı sıra DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Kürt siyasetçi İlham Ahmed’in Suriye hükümeti içerisinde önemli görevler üstlenmesini desteklediğini belirten Barrack, bu gelişmelerin Kürtlerin bölgesel istikrara katkılarının kabulü anlamına geldiğini söyledi. Barrack, geçmişte yaşanan ayrılıkların gelecekte ortak hedeflere dönüşebileceği mesajını verdi. “Kazanan ve kaybeden yok” Suriye'nin egemenliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Barrack, entegrasyonun tarafların karşılıklı mutabakatıyla gerçekleşmesinin önemine dikkat çekti. Gerçek entegrasyonun bir tarafın kazanıp diğerinin kaybetmesi anlamına gelmediğini belirten Barrack, farklı görüşlere sahip tarafların diplomatik çözüm yoluyla ortak bir devlet yapısını güçlendirebileceğini ifade etti. ABD’li temsilci açıklamasını “Tek ordu, tek hükümet, tek devlet” vurgusuyla tamamladı. Washington’dan entegrasyon sürecine destek Tom Barrack’ın açıklaması, Şam yönetimi ile DSG arasında yürütülen entegrasyon görüşmelerine ABD'nin yaklaşımına ilişkin dikkat çeken mesajlar içeriyor. Açıklamada özellikle Suriye'nin toprak bütünlüğü ve merkezi devlet yapısının güçlendirilmesi, Kürtlerin haklarının tanınması ve DSG unsurlarının devlet kurumlarına dahil edilmesi başlıkları öne çıktı. Barrack’ın değerlendirmeleri, Şam'daki müzakerelerin yalnızca Suriye içindeki taraflar açısından değil, ABD açısından da yakından takip edildiğini ortaya koydu.

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi” Haber

Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten İsrail’e tepki: “Suriye’nin egemenliği ihlal edildi”

Ürdün, Katar ve Kuveyt, İsrail savaş uçaklarının Suriye’nin İdlib kentindeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği saldırıyı sert sözlerle kınadı. Üç ülke, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu belirterek İsrail’e bölgedeki eylemlerine son verme çağrısında bulundu. Ürdün: “Uluslararası hukuka aykırı” Ürdün Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na yönelik saldırısının Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bir ihlal olduğunu açıkladı. Saldırıyı “gerekçesiz düşmanca saldırı” olarak nitelendiren Amman yönetimi, operasyonun uluslararası hukukla bağdaşmadığını vurguladı. Açıklamada, İsrail’in Suriye’nin güvenliğini ve istikrarını hedef alan saldırılarını durdurması gerektiği belirtildi. Katar: “Bölgeyi gerilim sarmalına sürüklüyor” Katar da İsrail’in İdlib’e yönelik saldırısını kınadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün yanı sıra uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık bir ihlali olduğunu ifade etti. Doha yönetimi, İsrail’in bölge ülkelerinin egemenliğini ihlal etmeye devam etmesinin bölgesel güvenlik açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Açıklamada ayrıca uluslararası düzeyde hesap verebilirlik ve caydırıcılık mekanizmalarının yetersiz kalmasının İsrail’in benzer eylemlerini sürdürmesine zemin hazırladığı savunuldu. Katar, mevcut tablonun bölgeyi daha geniş bir çatışma ve gerilim ortamına sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Kuveyt: “Saldırılar durdurulmalı” Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da Ebu Zuhur Havaalanı’na yönelik saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu bildirdi. İsrail’in Suriye’ye yönelik tekrarlanan saldırılarının bölgesel güvenliği olumsuz etkilediğini belirten Kuveyt, uluslararası topluma bu saldırıların durdurulması için sorumluluk üstlenme çağrısı yaptı. Kuveyt ayrıca Suriye’nin toprak bütünlüğü, güvenliği ve istikrarına yönelik desteğinin devam edeceğini açıkladı. İsrail-Suriye gerilimi yeniden gündemde Ebu Zuhur Havaalanı’na düzenlenen saldırı, İsrail ile Suriye arasındaki güvenlik geriliminin yeniden tırmandığı bir dönemde gerçekleşti. Ürdün, Katar ve Kuveyt’in açıklamaları, İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına yönelik bölgesel tepkilerin arttığını gösterirken, özellikle Suriye’nin egemenliği ve bölgesel istikrar başlıkları öne çıktı.

Erdoğan’dan barış süreci mesajı: “Suriye Kürtleri de barış ve istikrardan payını alacak” Haber

Erdoğan’dan barış süreci mesajı: “Suriye Kürtleri de barış ve istikrardan payını alacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Al Jazeera’ya verdiği özel röportajda bölgesel gelişmelerden Türkiye’nin dış politikasına, Gazze’deki savaştan ABD ile savunma ilişkilerine kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu. Barış sürecinin bölgesel boyutuna ilişkin mesajlar veren Erdoğan, Türkiye’nin Kürtlerle ilişkilerini geliştirmeye devam edeceğini ifade etti. Erdoğan, “Kürtlerle ilişkilerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz ve bölgedeki çeşitli ülkelerde haklarını koruyacağız. Suriye Kürtleri de barış ve istikrardan paylarını alacak” dedi. Erdoğan’dan Suriye vurgusu Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarında Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi istikrarına özel önem verdiklerini belirtti. Türkiye’nin Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanmasını istediğini ifade eden Erdoğan, önümüzdeki dönemde Suriye’ye bir ziyaret gerçekleştirmeyi planladığını da açıkladı. Ankara’nın Suriye politikasında ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasının temel unsurlardan biri olduğunu belirten Erdoğan, bölgedeki farklı toplulukların güvenlik ve refah içerisinde yaşamasının önemine işaret etti. Mekke Anlaşması'na dikkat çekti Erdoğan’ın açıklamalarında bölgesel iş birliği konusunda Mekke Anlaşması da önemli bir başlık olarak öne çıktı. Anlaşmanın bölgedeki ülkeler açısından ortak bir güvenlik anlayışı ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, taraflardan birinin dış saldırıya uğraması halinde ortak adımlar atılmasını öngören bir mekanizma bulunduğunu söyledi. Erdoğan, anlaşmanın gelecekte başka ülkelerin katılımına da açık olduğunu belirterek Mısır’ın olası katılımının önemine dikkat çekti. F-35 mesajı: “Trump’ın sözünü yerine getirmesini bekliyoruz” Türkiye ile ABD arasındaki savunma sanayii ilişkilerine de değinen Erdoğan, F-35 savaş uçakları konusundaki beklentisini yineledi. Türkiye’nin F-35 programına ilişkin sürecin çözülmesini beklediğini belirten Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’tan bu konuda bir söz aldıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Trump’tan F-35 savaş uçakları konusunda bir söz aldık ve bunu yerine getirmesini bekliyoruz” sözleriyle Washington yönetimine yönelik beklentisini dile getirdi. Gazze için “Türkiye yalnız bırakmayacak” mesajı Röportajda Gazze’deki gelişmeler de gündeme geldi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, Türkiye’nin Filistinlilere yönelik desteğinin devam edeceğini söyledi. Türkiye’nin Gazze’yi yalnız bırakmayacağını vurgulayan Erdoğan, bölgedeki insani krizin hafifletilmesi ve Filistinlilere yardım ulaştırılması için mevcut imkanların kullanılacağını belirtti. Erdoğan’ın açıklamaları, Ankara’nın Gazze konusunda insani yardım ve diplomatik girişimlerini sürdürme kararlılığının devam ettiğini ortaya koydu. Avrupa Birliği’ne mesaj: “Türkiye’nin katılmaması Avrupa’nın kaybı” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerindeki mevcut tabloya ilişkin de dikkat çeken ifadeler kullandı. Türkiye’nin uzun süredir AB üyeliği konusunda beklediği adımların atılmadığını belirten Erdoğan, Avrupa’nın Türkiye’yi Birliğe dahil etme konusunda yeterince istekli görünmediğini söyledi. Erdoğan, “Avrupa Birliği’ne katılmak önceliğimiz değil ve Türkiye’nin katılmaması Avrupa’nın kaybı” diyerek Ankara’nın AB üyeliği konusundaki yaklaşımını ortaya koydu. Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarında Suriye, Kürtlerle ilişkiler, Gazze, ABD ile savunma iş birliği ve Avrupa Birliği başlıkları öne çıkarken, Türkiye’nin bölgesel gelişmelerde daha etkin bir diplomasi yürütme hedefi de dikkat çekti. Erdoğan’ın özellikle Suriye Kürtlerine ilişkin mesajı, barış ve istikrar sürecinin yalnızca Türkiye sınırları içerisinde değil, bölgesel gelişmeler çerçevesinde de ele alındığını gösteren önemli bir açıklama olarak değerlendirildi.

Davutoğlu: Devletler, en çok sessiz kaldıkları anda küçülürler Haber

Davutoğlu: Devletler, en çok sessiz kaldıkları anda küçülürler

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin Nil’den Fırat’a kadar olan bölgeye dair ifadelerini "açık bir yayılmacı doktrin ilanı" olarak nitelendirdi. Büyükelçilerin devlet başkanlarını temsil ettiğini hatırlatan Davutoğlu, bu sözlerin ABD Başkanı Trump’ı bağladığını ve Beyaz Saray’ın sessizliğinin onay anlamına geldiğini belirtti. Davutoğlu, "Bu açıklama, emperyalist Siyonist stratejiye psikolojik zemin hazırlama girişimidir. Önce 'vaat edilmiş toprak' denir, sonra sınırlar tartışmaya açılır. Sessizlik ise işgalin en konforlu yoludur. Karşılık verilmezse yarın söz, fiile dönüşür" dedi. Söz konusu tehdide karşı atılması gereken adımları sıralayan Davutoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "1. TBMM ilk oturumda topyekun tavır almalı; ortak bir açıklama yapılmalıdır. 2. ABD’nin Ankara Büyükelçisi derhal Dışişleri’ne çağrılmalı; açıklama talep edilmelidir. 3. Sayın Cumhurbaşkanı Trump’a doğrudan bir mektup yazarak bu büyükelçiye karşı gerekli müeyyidelerin uygulanmasını talep etmelidir. 4. Toprak bütünlüğü tehdit edilen bölge ülkelerinin büyükelçileri Washington’da ortak bir girişim başlatmalı ve bu büyükelçinin geri çekilmesi talep edilmelidir. 5. İslam ülkeleri liderleri, ABD Başkanı Trump’a ortak bir mektup yazarak ya da ortak bir açıklama yaparak kendilerinin toprak bütünlüğünü tehdit eden bu küstah büyükelçi bölgede bulunduğu sürece sözde barış kurulu toplantılarına katılmayacaklarını ifade etmelidirler 6. Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden bu şahsa ülkemize giriş yasağı getirilmelidir." Davutoğlu açıklamasını, "Unutulmasın: Haritalar önce sözle çizilir. Sınırlar önce zihinlerde genişletilir. Ve devletler, en çok sessiz kaldıkları anda küçülürler" sözleriyle tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Suriye mesajı... Tek devlet, tek ordu vazgeçilmezdir Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Suriye mesajı... Tek devlet, tek ordu vazgeçilmezdir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası yaptığı millete sesleniş konuşmasında Suriye’de sağlanan ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını değerlendirdi. Erdoğan, “Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır. Türkiye, Suriye’nin birliği ve istikrarı için desteğini sürdürecektir” dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı. Toplantının ardından millete seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki son gelişmelere ilişkin önemli mesajlar verdi. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin bölgesel refah açısından vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Unutmayın; Suriye, Suriyelilerindir. Suriye; Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri, Sünni, Dürzi demeden tüm kesimleriyle Suriye halkınındır” ifadelerini kullandı. 13,5 yıl süren zulüm ve çatışmaların ardından Suriye’nin tarihi bir fırsat yakaladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilerin geleceğine umutla baktığını söyledi. Türkiye’nin, Suriye halkının kardeşi ve komşusu olarak bu süreci sabote edecek hiçbir girişime müsaade etmeyeceğini vurguladı. https://twitter.com/iletisim/status/2013286879165034965 Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek devlet, tek ordu ilkesi, bir ülkede istikrarın olmazsa olmaz şartıdır. Bu ilkeyi tesis edecek ve güçlendirecek her adıma Türkiye’nin desteği tamdır” dedi. Halep’in bazı mahallelerinin illegal silahlı unsurlardan temizlenmesi amacıyla başlatılan harekâtın, ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandığını hatırlatan Erdoğan, anlaşmanın Suriye halkı tarafından büyük bir sevinçle karşılandığını ifade etti. Halep, Rakka, Deyrizor ve diğer şehirlerden yansıyan görüntülerin, halkın barış ve huzur özlemini açıkça ortaya koyduğunu söyledi. “Suriye halkı artık savaş istemediğini net biçimde ortaya koymuştur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu umut iklimini bozmaya yönelik girişimlere sert tepki göstererek, “Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında herkes bu anlaşmadan memnundur” değerlendirmesinde bulundu. Konuşmasının sonunda ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gereklerinin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır. Kimse yanlış hesap yapmamalıdır” ifadeleriyle mesajını yineledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Dış politikadan ticarete, ekonomiden güvenliğe ülkemizin ve bölgemizin gündeminde yer alan konuları değerlendirdiğimiz toplatımızın hayırlara vesile olmasını Rabbim'den niyaz ediyorum. Çocuklarımızın yarıyıl karne heyecanu yaşadığı şu günlerde biz de geçen seneye ait karnemizi milletimizin huzuruna sunduk. Türkiye'yi her alanda hedeflerine bir adım daha yaklaştırmak için tüm imkanlarımızı seferber ettik. Devletimizin hizmet sancağı bugün aynı coşkuyla dalgalanıyor. Bize oy vermiş ya da vermemiş tüm vatandaşlarımızın şunu bilmesini isterim. Tüm vatandaşlarımız bizim için aynı standartlara sahiptir. Oy tercihlerine göre insanlarımızı ayırmak bizim kitabımızda yer almamıştır. Her insanımızı aynı muhabbetle bağrımıza basıyoruz. Biz her zaman eserlerimizle konuşuyoruz. Bugün Ankara'ya yeni Türkiye'yi simgeleyen bir hizmeti kazandırmanın gururunu yaşadık. Esenboğa Havalimanı 3. pistinin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Bu önemli yatırımın Ankaramıza kazandırılmasına emeği geçenleri tebrik ediyorum. Vatandaşlarımızı haftalarca susuz bırakanların insafına bırakamayız. Kendilerini dışındaki herkesi suçlayanlar bizim şehirlerimizin hizmet şevkini kıramazlar. Bu ülkede kutuplaştırma deyince kimin akla geldiği herkesin malumudur. Kimin hizmet karnesinin pekiyilerle dolu olduğu gayet bellidir. Özellikle yerel yönetim düzeyinde patlak veren skandallar son seçimlerde ne kadar isabetli tercihler yapıldığını gösteriyor. Milletimiz derin bir uçumuzun kıyısından son anda dönmüştür. Anadolu irfanının ne demek olduğunu milletimiz bir kez daha göstermiştir. Gerek bölgemizde gerek ülkemizde yaşanan gelişmeler bunu gösteriyor. Sandığa iradesini gösteren vatandaşlarımız Türkiye'nin kaptan köşkünde bizlerin olmasından ötürü kendisini güvende hissediyor. 86 milyonun tamamına teşekkür ederim. İnsanlarımız bize inanmaya, güvenmeye devam etsin. Bizi çekmek istedikleri sanal tartışmalara girmeyecek, vaktimizi hizmet ve eser üreterek harcamaya devam edeceğiz. Türkiye'nin dünyadaki bu fırtınalı dönemi kazasız atlatması için alınması gereken tedbirleri görüştük. Mevcut sorunlar giderek büyürken bunlara yenileri de ekleniyor. Hukukun gücü yerine güçlünün hukukunun egemen olduğu çarpık bir düzene doğru sürükleniyoruz. Rusya-Ukrayna savaşı gelecek ay 5. yılına girecek. Binlerce insan öldü. Yürütülen temaslara rağmen halen bir barış yolu bulunamadı. Komşumuz İran yeni bir sınamayla karşı karşıya. Sokaklar üzerinden yazılmak istenen senaryoyu hepimiz takip ediyoruz. İnanıyoruz ki komşumuz İran bugünleri geride bırakacaktır. Türkiye olarak en başından itibaren ilkeli duruşumuzu korumaya devam ediyoruz. Bize göre sorunların çözüm adresi müzakere masasıdır. İlgili tüm tarafları diplomasiye davet ediyoruz. Suriye'deki her gelişmeyle çok yakından ilgileniyoruz. 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı olması için çaba harcıyoruz. Suriye, Suriyelilerindir. Suriye tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Yüz binlerce insanın hayatına mal olan 13,5 yıllık zulmün ardından tarihi bir fırsat yakalandı. Suriye halkının kardeşi, komşusu, dostu bir ülke olarak hiçbir teşebbüse müsade etmeyiz. Tek devlet, tek ordu ilkesi bir ülkede olmazsa olmazdır. Halep'te başlayan askeri hareket dün ateşkes ile sonuçlandı. Suriye ordusunun bu hassas operasyonu büyük bir hassasiyetle yönetmesi her türlü takdire şayandır. Silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen Suriye ordusu başarılı bir sınav vermiş, haksız duruma düşecek eylemlerden kaçınmıştır. Suriye ordusu en az hasarla durumu çözüme kavuşturmuştur. Tüm bunlar Suriye'de kalıcı barış için önemli kazanımlardır. Dün Şara ile görüştük, kendisini tebrik ettim. DEAŞ başta olmak üzere terörle mücadelede Türkiye'nin yanlarında olduğunu ifade ettim. Dün olduğu gibi yarın da Suriye'yi yalnız bırakmayacağız. Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkı durumdan memnundur. 13,5 yıl boyunca büyük acılar çeken Suriye halkı umudu yeniden kuşanmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir. Kimsenin bunu görmezden gelme hakkı yoktur. Suriye'nin artık bereketli toprakları kana, acıya ve gözyaşına doymuştur. Bundan sonra ipe un sermenin zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri yerine getirilmeli artık kimse yanlış hesap yapmamalıdır. Irkçılık bizim kadim kültürümüzün, bizim medeniyetimizin reddettiği bir hastalıktır. Bunların hiçbiri bizim kitabımızda yoktur. Tarih boyunca devletlerimizin tamamı ırkçılığı reddetmiştir. Selçuklu da Osmanlı da Türkiye Cumhuriyeti de bu zihniyetle bugünlere gelmiştir. Türkiye hiçbir mezhebin, hiçbir etnik kimliğin karşısında değildir. Türkiye ucuz ve vicdansız bir hesabın içinde değildir. Aksine artık kardeşlik zemininde olayların çözülmesini isteyen bir ülkeyiz. Aralarında kimi siyasetçilerin, yazarların ve vekillerin de olduğu çevrelerde ırkçılık virüsünü kaptıklarını görüyoruz. Buradan içim kan ağlayarak soruyorum. Ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan çocuklar, hem Kürt kardeşlerimizin hem Suriye'nin geleceği değil mi? Terörle, şiddetle, baskıyla bir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi lazım? Kürt bizim kardeşimiz, Arap, Alevi, Şii, Sünni bizim kardeşimiz. Bu nefret, bu hırs ve ihtiras niye? Türkiye Cumhuriyeti buradayken soruyorum; neden başka dostlar, yoldaşlar aranıyor? Neden elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor? Neden ayrışıyoruz? Neden aramıza duvarlar örülmesine müsaade ediyoruz? Bu bölgede ne zaman kardeşçe muamele ettiysek işte o zaman büyüdük. Biz Suriye başta olmak üzere artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemiyoruz. Yer altı ve yer üstü zenginliklerimizin savaş baronlarının ceplerine akmasını istemiyoruz. Kardeşlerimiz açlıkla uğraşırken, materyalist zihniyetin daha fazla palazlanmasını istemiyoruz. Barışın ve istikrarın egemen olduğu bölgede huzur içinde yaşayalım istiyoruz. Etnik kökenine, mezhebine bakmaksızın akan kanın durmasını, ölümlerin ve katliamların son bulmasını istiyoruz. Bir asır önce yaşanan acıların tekerrür etmemesi için önümüze kurulan tuzaklara düşmeyecek, provokasyonlara prim vermeyeceğiz. Bizi bölmek, parçalamak, bizi birbirimize düşman eylemek isteyenlere inat, kenetlenmiş şekilde müreffeh yarınlara omuz omuza yürüyeceğiz. Önce ülkemizi ardından da bölgemizi terörün kanlı pençesinden inşallah ebediyen kurtaracağız. Atlas yavrumuzu katleden canilerin yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili üzerimize düşen görevi yapacağız. Minguzzi ne ise Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğmuştur. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargı makamları olmak üzere, İçişleri olmak üzere gereğini yapmak üzere bu bizim görevimizdir. Pırlanta gibi yavru nasıl acımasızca katledilir? Bunun hesabını sormak görevimizdir. Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir, iri, diri olmayı istiyor ve gayret gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin gayesi, hedefi, menzili budur. Terörsüz bölge idealinin altını çizmemizin sebebi ayrıca budur. Menzile ulaşmak Cenab-ı Allah'ın takdirindedir. İktidar ve ittifak olarak bu gayeyle çalışmaya, sağduyulu yaklaşım içinde olmayı kararlılıkla devam ettireceğiz. Bizi bölmek, parçalamak, birbirimize düşman eylemeyi isteyenlere inat omuz omuza yüreyeceğiz. Önce ülkemizi ardından da bölgemizi terörün kanlı pençesinden inşallah ebediyyen kurtaracağız. Bunu da muhabbet ve dayanışma içinde uhuvvet ve vahdet içinde hep birlikte başaracağız. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diyorum. Kabine toplantımızda aldığımız kararların ülkemiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Allah'a emanet ediyorum, kalın sağlıcakla."

Trump, Rusya ve Çin'in Grönland'ı ele geçirmesini önlemek için Grönland'ı istiyor Haber

Trump, Rusya ve Çin'in Grönland'ı ele geçirmesini önlemek için Grönland'ı istiyor

Trump, Cuma günü BBC'den gelen bir soruya yanıt olarak gazetecilere, "Ülkelerin mülkiyete sahip olması gerekir ve mülkiyeti savunursunuz, kiralamaları değil. Ve Grönland'ı savunmak zorundayız" dedi. "Kolay yoldan" veya "zor yoldan" yapacağız" diye ekledi. Beyaz Saray, yönetimin NATO üyesi Danimarka'nın yarı özerk bölgesini satın almayı düşündüğünü, ancak zorla ilhak seçeneğini de dışlamadığını yakın zamanda açıklamıştı. Danimarka ve Grönland, bölgenin satılık olmadığını söylüyor. Danimarka, askeri müdahalenin transatlantik savunma ittifakının sonunu getireceğini belirtmişti. En seyrek nüfuslu bölge olmasına rağmen, Grönland'ın Kuzey Amerika ve Arktik arasında yer alması, füze saldırıları durumunda erken uyarı sistemleri ve bölgedeki gemilerin izlenmesi için elverişli bir konumda olmasını sağlıyor. ABD Başkanı, Grönland'ın ABD ulusal güvenliği için hayati önem taşıdığını defalarca dile getirdi ve kanıt olmadan "her yerinde Rus ve Çin gemileriyle dolu" olduğunu iddia etti. ABD, Grönland'ın kuzeybatı ucundaki Pituffik üssünde halihazırda 100'den fazla askeri personeli daimi olarak konuşlandırmış durumda; bu tesis, İkinci Dünya Savaşı'ndan beri ABD tarafından işletiliyor. Danimarka ile mevcut anlaşmalar uyarınca, ABD Grönland'a istediği kadar asker getirme yetkisine sahip. Ancak Washington'da gazetecilere konuşan Trump, kira sözleşmesinin yeterli olmadığını söyledi. "Ülkeler dokuz yıllık veya hatta 100 yıllık anlaşmalar yapamazlar." dedi ve mülkiyete sahip olmaları gerektiğini ekledi. "Çin halkını seviyorum. Rus halkını seviyorum." dedi Trump. "Ama onları Grönland'da komşu olarak istemiyorum, bu olmayacak." "Ve bu arada NATO'nun da bunu anlaması gerekiyor." diye ekledi ABD başkanı. Danimarka'nın NATO müttefikleri -başlıca Avrupa ülkeleri ve Kanada da dahil olmak üzere- bu hafta "ilişkileriyle ilgili konularda yalnızca Danimarka ve Grönland'ın karar verebileceğini" teyit eden açıklamalarla Danimarka'ya destek verdi. Arktik güvenliği konusunda ABD kadar istekli olduklarını vurgulayan ülkeler, bunun ABD de dahil olmak üzere müttefikler tarafından "topluca" başarılması gerektiğini söyledi. Ayrıca "egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı da dahil olmak üzere BM Şartı'nın ilkelerinin korunması" çağrısında bulundular.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.