Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toplum Sağlığı

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Toplum Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplum Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA),  Türkiye’de Öz Bakım ve Toplum Sağlığı toplantısını tamamladı Haber

Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA), Türkiye’de Öz Bakım ve Toplum Sağlığı toplantısını tamamladı

Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA), “Türkiye’de Öz Bakım ve Toplum Sağlığı” başlıklı tanıtım toplantısında; halk sağlığının güçlendirilmesi, sağlık okuryazarlığının artırılması ve öz bakım yaklaşımının yaygınlaştırılması başlıklarını çok paydaşlı bir perspektifle ele aldı. Kamu, sektör, akademi ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda; tüketici sağlığı ürünlerinin toplum sağlığına katkısı ile düzenleyici çerçevenin önemi öne çıkan gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplantı, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber ve TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara’nın açılış konuşmalarıyla başladı. BİLİM TEMELLİ VE GÜVEN ODAKLI DÜZENLEYİCİ YAKLAŞIM Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar; “Kurumumuzun temel sorumluluğu, halkımıza sunulan ürünlerin güvenli, kaliteli ve etkili olmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda üretim süreçleri, içerik yapıları ve tesis standartları hem piyasaya arz öncesinde hem de sonrasında bilimsel kriterlerle ve risk esaslı denetim anlayışıyla değerlendirilmektedir. Uluslararası standartlara uyum ve sürekli gözetim mekanizmaları tüketici güvenliğinin temel dayanaklarını oluşturmaktadır. Sağlık alanında güven yalnızca ürün kalitesiyle değil; şeffaflık, bilimsel kanıt ve güçlü denetim kültürüyle inşa edilir. Bununla birlikte ilaç üretim süreçlerinin çevresel etkilerini de göz ardı etmemek gerekir. Sürdürülebilir üretim anlayışı, sağlık sektörünün ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Tüketici sağlığı alanında paydaşların ortak bir çatı altında buluşması, koordinasyon ve iş birliği açısından büyük önem taşımaktadır. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi ise hem bireysel bilinç düzeyini artıracak hem de sağlık sisteminin üzerindeki yükü azaltacaktır. Amacımız; üretici ile tüketici arasında güven temelli, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir sistemin devamlılığını sağlamaktır.” dedi. TÜKETİCİ SAĞLIĞINDA DENGE VE KORUMA VURGUSU Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici çerçeveye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber; “Geldiğimiz çağda reklamın önemi her geçen gün artmakta, tanıtım faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 75’i dijital mecralarda gerçekleştirilmektedir. Bu dönüşüm, özellikle sağlıkla ilişkili ürünlerde yapılan iletişim faaliyetlerinde daha yüksek bir sorumluluk gerektirmektedir. Reklamların doğru, dürüst ve ispat edilebilir olması; tüketiciyi yanıltmaması ve rakip ürünleri kötülememesi temel ilkeler arasında yer almaktadır. Adil rekabet ortamının korunması hem tüketici güveni hem de sürdürülebilir piyasa yapısı açısından kritik önemdedir. Özellikle OTC grubu ürünlerde hangi ifadelerin kullanılabileceği, hangi beyanların mevzuat kapsamında değerlendirilemeyeceği konusu hassas bir alan olup, bu ince çizginin doğru analiz edilmesi gerekmektedir. Sağlıkla ilgili beyan içeren tanıtımlarda mevzuatın belirlediği sınırların gözetilmesi, hem sektörün sağlıklı gelişimi hem de toplum sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA ÖZ BAKIM DÖNÜŞÜMÜ Küresel sağlık sistemlerindeki değişime dikkat çeken Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, konuşmasında öz bakımın dünya genelinde sağlık politikalarının merkezine yerleştiğini belirterek; “Öz bakım artık yalnızca bireysel bir tercih değil, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre öz bakım; bireylerin ve toplumların sağlığı geliştirme ve yönetme kapasitesini güçlendiren bir yaklaşımdır. Kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artması, birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azaltarak sistemde alan açmaktadır. COVID-19 sonrası dönemde artan sağlık farkındalığı ise bu dönüşüm için önemli bir fırsat sunmaktadır. Öz bakımın doğru politikalarla desteklenmesi, daha dirençli ve sürdürülebilir sağlık sistemlerinin inşasına katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI STRATEJİK ÖNEMİ Demografik dönüşüm ve sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesine ilişkin açıklamalarda bulunan TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara; “Türkiye’nin içinden geçtiği demografik değişim süreci, bireylerin sağlık süreçlerinde daha bilinçli ve aktif rol üstlenmesini zorunlu kılmaktadır. Nüfusun yaşlanma eğilimi ve kronik risklerin artışı, öz bakım kültürünün güçlendirilmesini daha da kritik hale getirmektedir. Uluslararası veriler, bu yaklaşımın sistem üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır. 150 ülkeyi kapsayan 2025 tarihli çalışmaya göre öz bakım uygulamaları küresel ölçekte 120 milyar dolarlık tasarruf potansiyeli yaratmakta; 1,8 milyar hekim saatinin serbestleşmesine ve 41 milyar iş günü kazanımına katkı sağlamaktadır. Amerika’da tüketici sağlığına harcanan her 1 doların sağlık sistemi üzerindeki 7 dolarlık yükü azalttığı görülmektedir. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi, hem bireylerin bilinçli karar almasını hem de sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayacaktır. TÜKSA olarak bu dönüşümün sorumluluğunu üstlenmeye devam edeceğiz,” ifadelerinde bulundu. TÜKSA Tanıtım Toplantısı kapsamında gerçekleştirilen “Eczanelerle Güçlenen Özbakım Kültürü: Erişilebilirlikten Etkin Danışmanlığa”, “Türkiye’de Tüketici Sağlığında Değer Zinciri”, “Aktif Yaşlanmada Özbakımın Rolü” ve “Sağlık Okuryazarlığının Güçlendirilmesinde Sağlık İletişiminin Rolü” başlıklı panellerde; öz bakım yaklaşımının sağlık sistemindeki yeri çok boyutlu bir çerçevede ele alındı. Eczanelerin danışmanlık rolünden üretim ve düzenleyici yapıya, aktif ve sağlıklı yaşlanma perspektifinden doğru ve bilim temelli sağlık iletişimine kadar uzanan başlıklar; kamu, akademi, sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla kapsamlı biçimde değerlendirildi. ÖZ BAKIM VE KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA YENİ DÖNEM Toplantı kapsamında gerçekleştirilen “Tüketici Sağlığı Nedir? – Globalde OTC Mevzuatı”, “Koruyucu Sağlık Modelinde Özbakımın Yeri” ve “Özbakım Eksikliğinin Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerindeki Yükü” başlıklı sunumlarda; öz bakımın hem küresel sağlık politikaları hem de Türkiye’deki sistem üzerindeki etkileri farklı boyutlarıyla ele alındı. Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, öz bakımın dünya genelinde sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir alan haline geldiğini vurgularken, kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artmasının birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azalttığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haydar Sur ise koruyucu sağlık yaklaşımının önemine işaret ederek, sağlığın tedavi aşamasına gelmeden korunması gerektiğini belirtti; bireysel yaşam alışkanlıkları, erken müdahale ve doğru zamanlamanın kronik hastalık yükünü azaltmada belirleyici rol oynadığını ifade etti. İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı İsmail Sevinç de öz bakım eksikliğinin sosyal güvenlik sistemi üzerinde artan bir mali yük oluşturduğunu vurgulayarak, koruyucu uygulamaların güçlendirilmesinin hem kamu kaynaklarının etkin kullanımı hem de sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu dile getirdi.

Türkiye'de Sıcak Hava Dalgaları Son 75 Yılın Zirvesine Ulaştı Haber

Türkiye'de Sıcak Hava Dalgaları Son 75 Yılın Zirvesine Ulaştı

Türkiye'de iklim değişikliğinin etkileri her geçen yıl daha belirgin hale gelirken, yeni bir bilimsel çalışma aşırı sıcaklarla ilgili dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü tarafından gerçekleştirilen araştırmada, Türkiye'deki sıcak hava dalgalarının geçmişten günümüze değişimi incelendi. Prof. Dr. Barış Önol ve meteoroloji mühendisi Tolga Karakaya tarafından hazırlanan çalışma, Avrupa Yerbilimleri Birliği (EGU) Konferansı'nda bilim dünyasıyla paylaşıldı. Araştırmada, 1950-2025 yılları arasındaki döneme ait günlük maksimum sıcaklık verileri kullanılarak "Sıcak Hava Dalgası Büyüklük İndeksi (HWMId)" yöntemiyle analiz yapıldı. Türkiye'de yaz sıcaklıkları 2000'lerden sonra hızla arttı Araştırma sonuçları, Türkiye'de özellikle son 25 yılda yaz sıcaklıklarında belirgin bir yükseliş yaşandığını gösterdi. Çalışmaya göre 1970-1990 döneminde Türkiye genelinde yaz mevsimi ortalama sıcaklıkları 22-23 derece seviyelerinde bulunurken, 2000'li yıllardan itibaren bu değerlerde ciddi artış görüldü. Isınma eğiliminin hızlanmasıyla birlikte yaz ortalama sıcaklıklarının 24-25 derece seviyelerine yükseldiği belirtildi. 2024 yılı ise dikkat çekici bir rekorla öne çıktı. Araştırma verilerine göre 2024 yazında Türkiye genelindeki ortalama sıcaklık 26,1 dereceye ulaşarak ölçüm dönemlerinin en yüksek seviyesine çıktı. Sıcak hava dalgalarının şiddeti üç kat arttı İTÜ araştırması, yalnızca ortalama sıcaklıkların değil, aşırı sıcak olaylarının gücünün de arttığını ortaya koydu. Bilim insanları, 1980-2009 dönemini referans alarak yaptıkları değerlendirmede, 2010 sonrası yıllarda sıcak hava dalgalarının yıllık toplam şiddetinin yaklaşık üç kat yükseldiğini belirledi. Bu artışın, Türkiye'deki iklim koşullarında önemli bir değişime işaret ettiği vurgulandı. Araştırmacılar, sıcak hava dalgalarının artık daha uzun süre etkili olduğunu, daha yüksek sıcaklık değerlerine ulaştığını ve geçmiş dönemlere göre daha güçlü hissedildiğini ifade etti. 2023 ve 2025 en kritik yıllar oldu Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise 2023 ve 2025 yazlarına ilişkin veriler oldu. Çalışmaya göre 2023 yazında yaşanan sıcak hava dalgalarının büyüklüğü, referans döneme göre yedi katın üzerinde gerçekleşti. 2025 yılında ise bu oran yaklaşık 11 kata kadar çıktı. Bu veriler, 2023 ve 2025 yazlarını son 75 yılın en şiddetli sıcak hava dalgalarının yaşandığı dönemler haline getirdi. Araştırmacılar, en sıcak yaz mevsimlerinin her zaman en güçlü sıcak hava dalgalarıyla aynı döneme denk gelmediğine dikkat çekti. Sıcak hava dalgalarının oluşumunda; Atmosferik blokajlar, Sıcak hava taşınımları, Deniz yüzeyi sıcaklıkları, Kuraklık koşulları, Toprak nemindeki değişimler gibi birçok faktörün birlikte etkili olduğu belirtildi. Türkiye'yi daha uzun sıcak dönemler bekliyor Araştırmada, gelecekte sıcak hava dalgalarının daha uzun süreli ve daha sık görülebileceği uyarısı yapıldı. Bilim insanlarının iklim projeksiyonlarına göre, 1976-2005 döneminde Türkiye'nin önemli kentlerinde yılda ortalama 3 ila 5 gün arasında görülen sıcak hava dalgalarının, önümüzdeki yıllarda ciddi şekilde artması bekleniyor. Kötümser iklim senaryosuna göre 2021-2050 döneminde sıcak hava dalgası görülen gün sayısının; İstanbul'da yaklaşık 16 gün, Ankara'da yaklaşık 16 gün, Konya'da yaklaşık 16 gün, Antalya'da yaklaşık 18 gün, İzmir'de yaklaşık 23 gün seviyelerine çıkabileceği tahmin ediliyor. 2050 sonrası sıcak hava dalgaları iki aya yaklaşabilir Araştırmanın daha ileri dönem projeksiyonları ise sıcaklık artışının devam etmesi halinde riskin daha da büyüyeceğini ortaya koydu. 2051-2080 döneminde sıcak hava dalgası yaşanan gün sayısının; İstanbul ve Ankara'da yaklaşık 38 gün, Antalya ve Konya'da yaklaşık 40 gün, İzmir'de yaklaşık 53 gün seviyelerine ulaşabileceği öngörülüyor. Bu tablo, özellikle büyük şehirlerde sağlık, enerji tüketimi, tarım ve su kaynakları açısından yeni risklerin oluşabileceğine işaret ediyor. Uzmanlardan iklim uyumu çağrısı Araştırmacılar, artan sıcak hava dalgalarının yalnızca meteorolojik bir olay olmadığını, aynı zamanda toplum sağlığı ve şehir planlaması açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu belirtti. Aşırı sıcakların daha doğru tahmin edilmesi, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve şehirlerin iklim değişikliğine uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulandı. Bilim insanları, Türkiye'nin özellikle sıcak hava dalgalarına karşı hazırlık kapasitesini artırması gerektiğini ifade ederken, iklim değişikliğinin etkilerinin önümüzdeki yıllarda daha belirgin hissedileceği uyarısında bulundu.

İzmir Karabağlar’da çöp ev temizlendi.. 15 kamyon atık çıkarıldı Haber

İzmir Karabağlar’da çöp ev temizlendi.. 15 kamyon atık çıkarıldı

İzmir'in Karabağlar ilçesinde Gülyaka Mahallesi'nde bulunan ve 2017 yılından bu yana hukuki ve fiili nedenlerle 9 yıldır giriş izni alınamayan bina, belediye ekiplerinin koordineli çalışmasıyla tamamen boşaltılarak temizlendi ve dezenfekte edildi. İlaçlamalarda dahil toplam bir hafta süren titiz çalışma ve 4 Mart 2026 tarihinde başlatılan tahliye operasyonunda Karabağlar Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne bağlı 23 personel, yoğun bir çalışma yürüttü. Çalışmalar sırasında evden toplam 13 büyük damperli kamyon ve 2 orta boy damperli kamyon dolusu atık çıkarıldı. Toplanan malzemeler ayrıştırılarak geri dönüşüme uygun olanlar ilgili tesislere gönderilirken, diğer atıklar bertaraf edilmek üzere çöp merkezlerine sevk edildi. GENİŞ GÜVENLİK VE LOJİSTİK ÖNLEMLER ALINDI Operasyonun güvenli ve sağlıklı şekilde yürütülmesi için belediyenin farklı birimleri de çalışmaya destek verdi. Zabıta Müdürlüğü’nden 22 personel, polis ekipleri nezaretinde eve giriş sağlayarak çevre güvenliğini oluşturdu. Sokakta araç trafiği düzenlenerek çalışma alanının rahat şekilde kullanılmasına imkan sağlandı. Ekipler ayrıca evde bulunan ziynet eşyası, para ve kişisel belgeleri titizlikle kontrol ederek tutanak karşılığında mülk sahiplerine teslim etti. Tahliye sürecinde 1 kepçe ve 2 kamyon da lojistik destek amacıyla kullanıldı. Çalışmalar boyunca iş sağlığı ve güvenliği uzmanları ile sağlık ekipleri sahada hazır bulundu. Personelin koruyucu ekipman kullanımı ve sağlık durumu düzenli olarak takip edildi. Tahliye işleminin tamamlanmasının ardından ev ve çevresinde kapsamlı bir temizlik ve sağlık çalışması gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı ekipleri tarafından alan tamamen ilaçlanırken, Karabağlar İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri de mahallede çevre ve toplum sağlığı açısından incelemelerde bulundu. Karabağlar Belediyesi yetkilileri, ilçe genelinde halk sağlığını tehdit eden benzer durumlara karşı gerekli müdahalelerin bundan sonra da kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.