Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toplum

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kolombiya’da askeri uçak düştü Haber

Kolombiya’da askeri uçak düştü

Kolombiya Hava Kuvvetlerine ait askeri nakliye uçağı, Putumayo bölgesindeki Puerto Leguizamo kentinde düştü. Savunma Bakanı Pedro Sanchez, kazaya ilişkin askeri birliklerin olay yerine ulaştığını, ancak can kaybı sayısı ve kazanın nedenin henüz belli olmadığını aktardı. Uçakta çok sayıda askerin bulunduğunu açıklayan Sanchez, kazadan etkilenenlerin ailelerine taziye dileklerini iletti. Kolombiya Cumhurbaşkanı Petro, şu ana kadar 83 askerin hayatta olduğunu açıkladı. Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, uçak kazasının ardından 83 askerin hayatta olduğunu belirterek bölge halkının ve askerlerin müdahalesine teşekkür etti. bir kişinin hayatını kaybettiği, 36 kişinin durumunun ise henüz netleşmediğini açıkladı. Kazada Putumayo halkının müdahalesine dikkat çekerek, “Onları ölümden kurtaran bölge halkıdır. Olay yerine koşan anne ve babalar ile askerler büyük bir dayanışma örneği gösterdi.” dedi. Can kaybının en aza indirilmesi gerektiğini vurgulayan Petro, “Toplum ve devlet için öncelik hayattır.” ifadelerine yer verdi. Petro, sağlık hizmetlerine ilişkin, askeri hastanenin tam kapasite çalışması ve seyyar sahra hastanelerinin bölgeye sevk edilmesi talimatı verdi. Kazanın nedenine ilişkin bilgi bulunmadığını belirten Petro, “Hercules uçağının düşmesinin nedenleri henüz bilinmiyor.” açıklamasını yaptı. Petro, askerlerin ailelerine güç diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazetecilik hakikatin peşinde toplumun pusulasıdır Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazetecilik hakikatin peşinde toplumun pusulasıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gazeteci ve Yazarlarla İftar Programı”nda yaptığı konuşmada gazetecilik mesleğinin önemine dikkat çekerek, gazetecilerin ve yazarların toplumun hafızasını oluşturduğunu belirterek, güncel gelişmeleri kayıt altına almanın ve geleceğe aktarmanın büyük sorumluluk gerektirdiğini söyledi. Ramazan ayının bireysel ve toplumsal muhasebe açısından önemli bir dönem olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle hakikatin peşinde olan gazeteciler için bu sürecin ayrı bir anlam taşıdığını söyledi. Basın mensuplarının kalemleri ve emekleriyle toplumun düşünce dünyasına önemli katkılar sunduğunu dile getirdi. Dezenformasyonla mücadelenin önemine işaret eden Erdoğan, günümüzde bilgi akışının hızlanmasıyla birlikte yanlış ve maksatlı içeriklerin de yayılmasının kolaylaştığını belirterek, “Hakikat ile söylenti arasındaki sınırın belirsizleştiği bir dönemde gazetecilik, toplum için adeta pusula işlevi görür” diye konuştu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan: “Sizlerin de bildiği üzere, gazeteciler ve yazarlar, toplumun bir anlamda hafızasını teşkil eder. Günün sıcak gelişmelerini kayda geçirmek de, yaşadığımız çağın entelektüel izlerini geleceğe taşımak da, büyük bir sorumluluk… pic.twitter.com/HXZw0A0P1f — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 17, 2026 Devletin ilgili kurumlarıyla birlikte dezenformasyona karşı mücadele yürüttüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte basın mensuplarına da önemli görevler düştüğünü ifade etti. Konuşmasında geçmiş dönem medya düzenine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, vesayetçi anlayışın geride kaldığını belirterek, “Bugün daha özgür, daha çoğulcu ve daha renkli bir basın iklimine sahibiz. Bu ortamı koruyup güçlendirmek istiyoruz” dedi. Erdoğan, konuşmasının sonunda gazetecilere çalışmalarında başarılar dileyerek, Ramazan ayının hayırlara vesile olmasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail’in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail’in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şu şekilde: “İsrail’in Gazze’deki soykırımını dünyaya duyurmaya çalışırken şehit düşen 275 kahraman gazeteciyi kemal-i hürmetle anıyorum. İftarımıza iştirak eden siz değerli konuklarımıza teşekkür ediyor; bu güzel buluşma için İletişim Başkanlığımıza tebriklerimi iletiyor, buluşmamızın basın camiamız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Değerli arkadaşlar, sizlerin de bildiği üzere gazeteciler ve yazarlar toplumun bir anlamda hafızasını teşkil eder. Günün sıcak gelişmelerini kayda geçirmek; yaşadığımız çağın entelektüel izlerini geleceğe taşımak büyük bir sorumluluk gerektirir. Bu mesuliyet bazen bir haber cümlesinde, bazen bir manşette, bazen bir köşe yazısında, kimi zaman da uzun yıllar okunacak bir kitapta kendisini gösterir. Artık uğurlamak üzere olduğumuz Ramazan ayı; insanın hem kendisiyle hem toplumla olan ilişkilerini yeniden düşünmesine, değerlendirmesine ve kendisini sorgulamasına zemin hazırlayan müstesna bir zaman dilimidir. Özellikle gazetecilik ve yazarlık gibi hakikatin peşinde olan meslek mensupları için bu mübarek günler ayrı bir mana ve ehemmiyet arz eder. Sizler kaleminizle, sözünüzle, emeğinizle bu toplumun düşünce iklimine çok önemli katkılar yapıyorsunuz. Gerektiğinde sorgulayarak, gerektiğinde ise takdir ve teşvik ederek hayati bir kamu hizmetini yerine getiriyorsunuz. Tüm bunların yanında çağımızın baş belasına dönüşen dezenformasyonla da mücadele ediyor; haberin kaynağına iniyor, en objektif ve en güvenilir bilgiyi milletimize aktarmak için hassasiyetle hareket ediyorsunuz. Kimi zaman savaş ve sıcak çatışmaların göbeğinde, kimi zaman kriz ve afet bölgelerinde, kimi zaman da en zorlu arazi ve iklim koşullarında toplumun doğru ve teyit edilmiş haberlere erişebilmesi adına canınızı ortaya koyuyorsunuz. Bunun için her birinize şahsım ve milletim adına yürekten teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Güçlü bir toplum yapısı ancak sağlıklı bir bilgi akışıyla mümkündür. Hakikat ile söylenti, gerçekle algı arasındaki sınırın giderek belirsiz hale geldiği bir medya düzeninde; gazetecilik toplum için adeta bir pusula işlevi görür. Hakikatin izini süren basın emekçilerimizin taşıdığı yük, bu anlamda son derece mühim ve kritiktir. Sizler çok daha yakından tecrübe ediyorsunuz; bilgi üretimi ve enformasyon akışının tarihte hiç olmadığı kadar hızlandığı bir dönemi yaşıyoruz. Ancak bu hız; aynı zamanda yanlış, taraflı, zararlı, yapay ve maksatlı içeriklerin yayılmasını kolaylaştırıyor; teyit mekanizmasının sağlıklı işlemesinin önüne geçebiliyor. Bizde sıkça tekrarlanan meşhur bir söz vardır: "Doğru ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyayı üç kez dolaşır." Ne yazık ki bugün "hakikat ötesi çağ" adı verilen tam da böyle bir dönemin içindeyiz. Bu sorun sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın yüzleştiği ve çözüm aradığı bir tehdit haline dönüşmüş durumda. Tabii bizler devlet olarak, gerek İletişim Başkanlığımızla gerekse diğer kurumlarımızla dezenformasyonla en etkin şekilde mücadele ediyoruz ve edeceğiz. Fakat bu mücadelenin başarıyla yürütülmesi noktasında sizlere de önemli görevler düşüyor. Burada Nizamülmülk’e atfedilen bir sözü, siz kalem ve fikir erbabımıza bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum: "Bir mızrağı yahut oku belli bir mesafeye kadar atabilirsiniz, bunların etkisi sınırlıdır. Oysa bir kelimenin, bir yazının, bir düşüncenin nereye vuracağının sınırı belirsizdir." Değerli dostlarım, mesele bizim için bu kadar açık ve nettir. Seçtiğiniz kelimelerle, yazdığınız yazılarla ve milletimize verdiğiniz doğru bilgilerle bu tehditlerin önüne geçmeniz son derece mühimdir. Ülkemize yönelik beşinci kol faaliyetlerini, algı mühendisliklerini, Türkiye’nin imaj ve itibarını hedef alan karalama kampanyalarını sizlerin de güçlü desteğiyle daha kolay ve hızlı engelleyeceğimize inanıyorum. Bölgemizde İsrail’in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı bir savaş yaşanıyor. Masum çocuklar okullarında ders dinlerken acımasızca katlediliyor. İnsanlar asırlardır sahibi oldukları topraklarından göç etmeye zorlanıyor. İsrail, tamamen keyfi sebeplerle ve hiçbir yetkisi olmadığı halde, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tutuyor. Önce Gazze’yi, ardından Yemen ve Lübnan’ı, son olarak da İran’ı hedef alan saldırılarının amacının sadece güvenlik olmadığını hepimiz biliyoruz. "Vadedilmiş topraklar" hezeyanından kıyamet senaryolarına kadar çeşit çeşit garabetin gündeme getirilmesi elbette tesadüf değildir. Eline güç geçmiş ve kendilerini diğer insanlardan üstün gören bir şebeke, bölgemizi adım adım felakete sürüklemektedir. İşte bize dayatılan gündemlerin çekim alanından kurtulup tüm bu gerçeklerin, bu barbarlığın ve bu cinnet halinin yankı uyandıracak şekilde tüm dünyaya anlatılması önemlidir. İmtiyazlarını kaybedenler rahatsız olsa da inşallah bir daha o eski günlerin hortlatılmasına izin vermeyeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizi ateş çukurundan uzak tutmak istiyoruz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizi ateş çukurundan uzak tutmak istiyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da bir otelde Millî İrade Platformu tarafından düzenlenen 10. Millî İrade İftarı programına katılarak bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına, katılımcıları selamlarken, geleneksel iftar buluşmasının başta platform bünyesinde güçlerini birleştiren sivil toplum kuruluşları olmak üzere millet, coğrafya ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi. Gönüllü teşekküllerin temsilcileriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlamlı birlikteliğe vesile olan herkese ve katılımcılara teşekkür etti. Millî İrade Platformu'nun tüm üyelerinin Ramazan-ı Şerifi'ni tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ramazanda tutulan oruçların, yapılan ibadetlerin, Türkiye'de ve dünyanın farklı köşelerinde yapılan hayır ve hasenatın kabul olmasını Allah'tan niyaz etti. Platform üyelerinin Kadir Gecesi'ni de tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah ardından erişeceğimiz Ramazan Bayramı'nın da sizlere ve ailelerinize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Burada hepimizin hissiyatına tercüman olacağına inandığım şu duaya, sizlerin de yürekten amin diyeceğinize inanıyorum. 'Devamı devlet, nasibi cennet, bekayı iman, rızayı Rahman' Cenabı Allah hepimize bu şekilde yaşamayı, son nefesimize kadar iman üzere, istikamet üzere olmayı, sıratı müstakim üzere bir hayat sürmeyi, ruzi mahşerde de Peygamber Efendimizin livaü'l-hamd sancağı altında haşru cem olmayı bizlere nasip eylesin diyorum" ifadelerini kullandı. "İSLAM COĞRAFYASININ BU MÜBAREK GÜNLERDE ACIYLA GÖZYAŞIYLA ANILMASI BİZLERİ MÜTEESSİR EDİYOR" Ramazanın barışın, dayanışmanın, kardeşliğin ve merhametin ayı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Ancak İslam coğrafyasının bu mübarek günlerde acıyla gözyaşıyla çatışmalarla savaşlarla anılması bizleri gerçekten müteessir ediyor. 72 bin şehit verdiğimiz Gazze, ateşkese rağmen huzura hasret kalırken, bir de buna İsrail'in Batı Şeria'daki insanlık dışı işgal politikaları eklendi. Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te 1120'yi aşkın Filistinli sivil, son iki yılda İsrail güçleri veya yerleşimci teröristler tarafından hayattan koparıldı. 10 Ekim'den bu yana Gazze'de şehit edilenlerin sayısı 640'ı buluyor. Katledilenlerin kahir ekseriyetini çocuklar, kadınlar ve yaşlılar oluşturuyor. Annelerinin yanaklarına bir gül kondurarak okula gönderdiği çocuklarımız ya füzelerin ya bombaların ya da kurşunların hedefi oluyor." Türkiye'nin komşusu İran'dan Yemen'e, Sudan'dan Somali'ye kadar coğrafyanın dört bir yanında aynı üzüntü verici manzarayla karşı karşıya kalındığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne yazar, olmasa ne yazar? Bütün bu haklı itiraza her gün muhatap oluyoruz. Elimizi vicdanımıza koyup lütfen samimiyetle cevap verelim. Sabah güle oynaya okula giden yavruların akşam evlerine dönemediği bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Henüz 6 yaşındaki kız çocuklarının 335 kurşun sıkılarak öldürüldüğü bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Oyuncakların kana bulandığı, hayallerin yarım kaldığı, çocukların o cennet yüzlerinde açan tebessüm çiçeklerinin vakitsiz solduğu bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Çocukların, çocukları büyütmek zorunda kaldığı bir dünyanın -soruyorum- tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa ne olur? Daha üzücü olan bu tabloya dünyanın sessiz kalması, duyarsız kalması, yaşanan acıları adeta yok saymasıdır." Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, birçok ülkede yaşanan zulme dünyanın sessiz ve duyarsız kaldığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye'de 13 buçuk yıl süren zulümde bunu gördük. Somali'de insanlar açlıktan kırılırken bunu gördük. Hocalı'da kardeşlerimiz katledilirken bunu gördük. Öncesinde Srebrenitsa'da, o soykırımda bunu gördük. En son bunu Gazze mezaliminde hem de çok acı bir şekilde gördük" ifadelerini kullandı. Halklar tepki gösterirken, üniversiteler birer direniş merkezine dönerken, meydanlar vicdan sahipleriyle dolup taşarken ne yazık ki yönetimlerin kimi zaman baskıya kimi zaman şantaja boyun eğdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Bazı ülkeler zulmü ve soykırımı görmezden geldi. Bazı ülkeler, İsrail gibi soykırımcılara destek verdi. Bir avuç vicdan sahibi, ilke sahibi, tüm bunlarla birlikte cesaret sahibi ülke, kurum ve kuruluş dışında coğrafyamızdaki zulümlere tepki gösteren, dahası bunları durdurmak için didinen neredeyse çıkmadı. Aileleri tamamen yok edilen on binlerce Gazzeli, Suriyeli çocuğun dramı, sanal alemin sahte vicdanı sayesinde sürüsünden ayrılan bir penguen kadar bile gündeme gelmedi. Vicdan tutulmasına uğramış işte böyle bir dünyada Türkiye olarak sizlerin de destekleriyle insanlığın vicdanı olmanın mücadelesini hep birlikte veriyoruz." "SİNMİYORUZ, SUSMUYORUZ, FİLİSTİN'İ UNUTMUYORUZ" Bugün Türkiye'nin Anadolu merkezli yaktığı çoban ateşinin, gönül ve kültür coğrafyasının her yanında milyonlarca mazlumun yüreğini ısıttığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Filistin'den Arakan'a, Afrika'dan Latin Amerika'ya, uluslararası toplumun sırtını döndüğü yerlerde sizlerle varız, resmî kurumlarımızla varız, sivil toplum kuruluşlarımızla varız. Bir garibin elinden tutmak, bir mazlumun gözyaşını silmek, bir yetimin, öksüzün başını okşamak için hep beraber seferber olmuş durumdayız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'deki kardeşleri başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma hâlinde olduklarının altını çizerek, "Millî İrade Platformu öncülüğünde 1 Ocak'ta Galata Köprüsü'nde bir araya gelen yüz binlerin haykırdığı gibi sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin'i unutmuyoruz. Şunu da bugün açık açık ilan etmek istiyorum. Bu can bu tende olduğu müddetçe mazlumların yanında duracak, zulme rıza göstermeyeceğiz, baskılar karşısında sinmeyecek ve susmayacağız" diye konuştu. Şimdiye kadar milyonların katılımıyla düzenlediği 4 Gazze mitingiyle hakkın ve haklının tarafında duran Millî İrade Platformu'nu tebrik ederek, "Cenabı Allah sizlerden razı olsun" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sadece mazlum ve müstazafların değil yaklaşık 13 yıldır millî iradenin ve milletin yanında saf tuttuğunuz için sizlere dua ediyorum, teşekkür ediyorum. 100'ü sivil toplum kuruluşu olmak üzere 312 aktif üyeye sahip bu platform, 5 Aralık 2013'ten beri isminin hakkını ziyadesiyle vermektedir. Aramızdaki dayanışma ve dostluğu diri tuttuğumuz sürece demokrasimizi tehdit ve tehlikelerden koruyabiliriz. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi, bünyanun mersus hükmü var ya, o hükümde olduğu gibi. Birbirimize sıkıca kenetlendiğimiz sürece istiklal ve istikbalimize uzanan namahrem ellerini kırabiliriz. Ramazan-ı Şerif'ten bir gün önce yayınladıkları bildirilerle millete hakaret eden güruhun ideolojik dayatmalarına ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. Allah'ın izniyle bugüne kadar aramıza mesafe koymadık. İnşallah bundan sonra da tek yürek, tek bilek olarak mücadelemizi sürdüreceğiz." "MEZHEP VE ETNİK KÖKEN TEMELLİ KIŞKIRTMALARA KARŞI ÇOK DİKKATLİ OLMANIZI İSTİYORUM" Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgenin içinde bulunduğu konjonktürde hem kardeşliği güçlendirmeye hem de sağduyuyu korumaya ihtiyaçları olduğunu belirterek, "Bakınız, biz hükûmet olarak ülkemizi savaşın içine çekmek isteyen tertip, tuzak ve tahriklere karşı çok dikkatli hareket ediyoruz. Olayların sadece görünen kısmına değil, asıl perdenin arkasında gizlenen kısmına odaklanıyor, hiçbir ihtimali, hiçbir senaryoyu dışlamıyor, her şeyi en ince detayına kadar tahlil ve tetkik ediyoruz. Yine bu süreçte dün gece olduğu gibi hava sahamızı ihlal eden her türlü tehdide yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde de bulunuyoruz. Türkiye'nin binlerce yıllık kadim devlet aklı ve hükûmetimizin 23 yıllık kriz yönetim tecrübesi çevremizdeki karmaşık hadiseleri okuma, anlama, bunlara doğru ve ölçülü tepkiler vermede en büyük kılavuzumuzdur. Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir. Sizlerden de İran'a saldırılarla eş zamanlı olarak köpürtülen mezhep ve etnik köken temelli kışkırtmalara karşı çok dikkatli olmanızı istiyorum" diye konuştu. Uzun ince bir yola revan olduklarını, uzun soluklu bir mücadele için kollarını sıvadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tüm çabamız, Üstat Necip Fazıl'ın 'İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal. Hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal. Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan. Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan" dediği mukaddes ve muazzez davamızın muzaffer olması içindir" ifadelerini kullandı. "DAHA ÇEVİK, ATILGAN OLMAMIZ GEREKEN YENİ BİR DÖNEME GİDİYORUZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Bizden öncekilerin büyük bir fedakârlıkla uğruna ağır bedeller ödeyerek surda açtığı gediği büyütmek için biz bu mücadeleyi veriyoruz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum, tempomuzu artırmamız, daha çevik, daha atılgan olmamız gereken yeni bir döneme gidiyoruz. Bu yeni dönemde siz sivil toplum kuruluşlarımızın daha önce hiç olmadığı kadar güçlü, insicamlı, daha görünür olması gerekiyor. Şurası bir gerçek ki sivil toplum kuruluşlarımızın asıl güç kaynağı maddi imkânları değil, samimiyetleri ve gayretleridir. Bizi güçlü kılan yüksek binalarımız, şaşalı törenlerimiz değil, dik duruşumuz, tavrımız, ideallerimiz için verdiğimiz yiğitçe mücadelemizdir. Maddi imkânları samimiyetle harmanladığımız ölçüde hedeflerimize vasıl olabiliriz. Gayemiz yine Üstat'ın ifadesiyle 'Zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik yetiştirmektir' Bayrağı bizden devralacak, davayı bizden sonra sırtlayacak, bizim açtığımız yoldan, bizim araladığımız kapıdan yürüyecek, nitelikli, ahlaklı, şuurlu, özgüven sahibi gençleri yetiştiriyorsak, işte o zaman görevimizi layıkıyla yapıyor, emanetin hakkını veriyoruz demektir." Sivil toplum kuruluşlarından gençlere sahip çıkmalarını beklediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hayatı anlamlandırma, dünyaya bakışlarını belirleme noktasında onlara yardımcı olmanızı, rehberlik ve yoldaşlık etmenizi sizlerden rica ediyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün vefat haberini almaktan büyük üzüntü duyduğum Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamıza Cenabı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Entelektüel kişiliği, engin bilgi birikimi, kitapları, araştırmaları ve akademik çalışmalarıyla milletimizin saygısına ve sevgisine mazhar olan merhum hocamızın ailesine ve öğrencilerine de burada başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı. İftar sofrasında ekmeklerini paylaşanlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, konuşmasının ardından günün anısına hediye takdim edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "Milli İrade Platformu tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen iftar buluşmasının başta platform bünyesinde güçlerini birleştiren sivil toplum kuruluşlarımız olmak üzere, milletimiz coğrafyamız ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ramazan barışın, dayanışmanın, kardeşliğin ve merhametin ayıdır. Ancak İslam coğrafyasının bu günlerde acı, gözyaşı, çatışma, savaşlarla anılması bizleri gerçekten müteessir ediyor. 72 bin şehit verdiğimiz Gazze ateşkese rağmen huzura hasret kalırken bir de buna İsrail'in Batı Şeria'daki insanlık dışı işgal politikaları eklendi. 10 Ekim'den bu yana Gazze'de şehit edilenlerin sayısı 640'ı buluyor. Katledilenlerin kahir ekseriyetini çocuk, kadın ve yaşlılar oluşturuyor. Annelerinin yanaklarına bir gül kondurarak okula gönderdiği çocuklar, çocuklarımız ya füzelerin ya bombaların ya da kurşunların hedefi oluyor. Komşumuz İran, Yemen, Sudan, Somali'ye kadar coğrafyamızın dört bir yanında aynı üzüntü verici manzarayla karşı karşıyayız. Çocukları ürkütülmüş dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne yazar olmasa ne yazar! Bütün bu haklı itiraza her gün muhatap oluyoruz. Elimizi vicdanımıza koyup, lütfen samimiyetle cevap verelim. Sabah güle oynaya okula giden yavruların akşam evlerine dönemediği bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur olmasa ne olur! Henüz 6 yaşındaki kız çocukların 335 kurşun sıkılarak öldürüldüğü bir dünyada tüm denizleri mavi olsa ne olur olmasa ne olur! Daha üzücü olan bu tabloya dünyanın sessiz, duyarsız kalması, yaşanan acıları adeta yok saymasıdır. Suriye'de 13,5 yıl süren zulümde bunu gördük. Somali'de insanlar açlıktan kırılırken bunu gördük. Hocalı'da kardeşlerimiz katledilirken bunu gördük. En son bunu Gazze mezaliminde hem de çok acı şekilde gördük. Halklar tepki gösterirken, üniversiteler direniş merkezine dönerken, meydanlar vicdan sahipleriyle dolup taşarken yöneticiler kimi zaman baskaya kimi zaman şantaja oyun eğdi. Bazı ülkeler zulmü görmezden geldi bazı ülkeler İsrail gibi soykırımcılara destek verdi. Cesaret sahibi ülke, kurum ve kuruluş dışında coğrafyadaki zulümleri durdurmak için didinen neredeyse çıkmadı. Onbinlerce Gazzeli, Suriyeli çocuğun dramı, sanal alemin sahte vicdanı sayesinde sürüsünden ayrılan bir penguen kadar bile gündeme gelmedi. Vicdan tutulmasına uğramış böle bir d ünyada Türkiye olarak sizlerin de destekleriyle insanlığın vicdanı olma mücadelesini hep birlikte veriyoruz. Türkiye'nin Anadolu merkezli yaktığı çoban ateşi gönül ve kültür coğrafyamızın her yanında milyonlarca mazlumun yüreğini ısıtıyor. Filistin, Arakam, Afrika, Latin Amerika'ya kadar sizlerle varız, resmi kurumlarımızda varız, STK'larımızla varız. Bir garibin elinden tutmak, bir mazlumun gözyaşını silmek, bir yetimin, öksüzün başını okşamak için seferber olmuş durumdayız. Gazze'deki kardeşlerimiz başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumlarla dayanışma halindeyiz. Milli İrade Platformu'nun öncülüğünde Galata Köprüsü'nde yüzbinlerin haykırdığı gibi sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin'i unutmuyoruz. Zulme rıza göstermeyeceğiz baskılar karşısında ssinmeyecek ve susmayacağız. Bu vesileyle şimdiye kadar milyonların katılımıyla düzenlediği 4 Gazze mitinginde hakkın ve hakkın yanında duran Milli İrade Platformu'nu tebrik ediyorum. Yaklaşık 13 yıldır milli iradenin ve milletin yanında saf tuttuğunuz için sizlere dua ve teşekkür ediyorum. Yüzü sivil toplum kuruluşu olmak üzere 312 aktif üyeye sahip bu platform 2013'ten beri isminin hakkını ziyadesiyle vermektedir. Aramızdaki dayanışma ve dostluğu diri t uttuğumuz sürece demokrasimizi tehdit ve tehlikelerden koruyabiliriz. Bir duvarın tuğlaları gibi dünyanın mersus hükmünde olduğu gibi; birbirimize sıkıca kenetlendiğimiz sürece istiklal ve istikbalimize uzanan namahrem ellerini kırabiliriz. Ramazan-ı Şerif'ten 1 gün önce yayınladıkları bildirilerle millete hakaret eden güruhun ideolojik dayatmalarına ancak bu şekilde karşı koyabiliriz. İnşallah bundan sonra tek yürek tek bilek olarak mücadelemizi sürdüreceğiz. Bilhassa bölgemizin içinde bulunduğu konjonktürde kardeşliğimizi güçlendirmeye ve sağduyumuzu korumaya ihtiyacımız var. Hükümet olarak ülkemizi savaşın içine çekmeye çalışan tertip, düzen ve tuzaklara karşı dikkat ediyoruz. Perdenin arkasında gizlenen kısma odaklanıyor, hiçbir ihtimali hiçbir senaryoyu dışlamıyor her şeyi en ince detayına kadar tahlil ve tetkik ediyoruz. Hava sahamızda her türlü tehditleri önleme faaliyetinde bulunuyoruz. Hükümetimiz 23 yıllık kriz yönetim tecrübesi ve kadim devlet aklı çevremizdeki karmaşık hadiseleri anlama ve ölçülü tepkiler vermede en büyük kılavuzdur. Ülkemizi ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir. İran'a saldırılarla eşzamanlı köpürtülen mezhep ve etnik temel kışkırtmalarına karşı çok dikkatli olmanızı istiyorum. Burada her bir kardeşimin şunu bilmesini arzu ederim; biz uzun ince yola revan olduk. Tempomuzu artırmamız daha çevik daha atılgan olmamız gereken yeni bir döneme giriyoruz. Bu yeni dönemde siz sivil toplum kuruluşlarımızın daha önce olmadığı kadar güçlü, insicamlı, görünür olması gerekiyor. Sivil toplum kuruluşlarımızın asıl güç kaynağı maddi imkanları değil samimiyetleri ve gayretleridir. Bizi güçlü kılan yüksek binalarımız, şaşalı törenlerimiz değil, dik duruşumuz, tavrımız, ideallerimiz için verdiğimiz yiğitçe mücadelemizdir. Sivil toplum kuruluşlarımızdan gençlere sahip çıkmalarını bekliyorum. Hayatı anlamlandırma dünyaya bakışlarını belirlemesi konusunda onlara rehberlik ve yoldaşlık etmenizi rica ediyorum. Bugün vefat haberi almaktan büyük üzüntü duyduğum Profesör Doktor İlber Ortaylı hocamıza Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Ailesine ve öğrencilerine burada başsağlığı diliyorum."

Kurtulmuş: Devletlerin egemenliğinin ortadan kalktığı bir kuralsızlık dönemine giriyoruz Haber

Kurtulmuş: Devletlerin egemenliğinin ortadan kalktığı bir kuralsızlık dönemine giriyoruz

TBMM Başkanı Kurtulmuş'un konuşmasından satır başları şu şekilde: "Değerli bir geleneğinde temsilcileri olarak hizmet veriyorsunuz. Çalışmalarınızın bereketli olmasını, işlerinizin kolay olmasını temenni ediyorum. Bu sivil toplum çalışmaları bakımından da özellikle önümüzdeki dönemde çok daha dikkatli ve güçlü bir şekilde olmamızın da açık olduğu aşikardır. Bu anlamda yaptığımız çalışmaların, organik çalışmaları olması gerektiğine dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Sadece literatürde yazan ya da sadece şu alanda da çalışma yapılsa iyi olur değil, halkın gönlüne değen, toplumun bastığı yere ayak basan, toplumla birlikte olan organik çalışmaları gerçekleştirmek durumundayız. Eğer çalışmalar organik olarak yapılırsa bunların ne kadar değerli olduğunu, büyüklerimizin gösterdiği vakıf çalışmaları bize öğretiyor. Birinci mesele organik ve sahici olabilmektir. Sahici olan güçlüdür. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin toplumsal dayanışmasının artırılması, güçlendirilmesi, bölgesinde yıldız bir şekilde yükselişe geçtiğimiz bu dönemin şartlarına uygun bir şekilde sivil toplum kuruluşlarımızın da aynı duyarlılık ve güçle çalışmalarını sürdürmesini dua ve temenni ediyorum. Bölgemizin ve dünyanın olağanüstü şartlar altında olduğu bir dönemdeyiz. Özellikle son dönemde yaşadığımız gelişmeler, kural bazlı dünya sisteminin yerle yeksan olduğunu gösteriyor. Gücü elinde bulunduranın istediği şekilde dünyayı dizayn etmeye çalıştığı bir döneme giriyoruz. Devletlerin egemenliği meselesinin tamamen ortadan kalktığı bir kuralsızlık dönemine giriyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.