Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Toki̇

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Toki̇ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Toki̇ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin yeni stadı, 51 bin kapasiteli Ankara Stadı’nda sona gelindi Haber

Türkiye’nin yeni stadı, 51 bin kapasiteli Ankara Stadı’nda sona gelindi

Başkent Ankara’da yapımı devam eden Yeni Ankara Stadı’nda çalışmalar son aşamaya geldi. 51 bin seyirci kapasitesinesahip olacak stadyumda çatı kaplama, saha zemini ve tribün koltuklarının montajında önemli ilerleme kaydedildi. Statta artık geri sayım başladı. Yeni Ankara Stadı’nda çalışmalar hız kazandı Eski 19 Mayıs Stadyumu’nun bulunduğu alanda yükselen Yeni Ankara Stadı’nda inşaat çalışmaları 2022 yılında başladı. Gençlik ve Spor Bakanlığı adına TOKİ tarafından yürütülen projede artık ince işçilik ve son imalatlara ağırlık veriliyor. Son gelişmelere göre stadyumun çatı sisteminde kullanılan membran kaplamanın yarısından fazlası tamamlandı. Saha zemininin büyük bölümü hazırlanırken tribünlerdeki koltuk montajında da sona gelindi. Tribünlerde “Türkiye” yazısı dikkat çekti Stadyumun tribünlerine yerleştirilen kırmızı ve beyaz koltuklarla “Türkiye” yazısı oluşturuldu. Ortaya çıkan görüntü, havadan yapılan çekimlerde dikkat çekti. Seyirci koltuklarının montajı büyük ölçüde tamamlanırken, protokol tribününde kullanılacak deri koltukların zarar görmemesi amacıyla montajının daha sonraki aşamaya bırakıldığı bildirildi. 51 bin kişilik kapasite Yeni Ankara Stadı, 51 bin 50 seyirci kapasitesiyle Ankara’nın en önemli spor tesislerinden biri olacak. UEFA standartlarına uygun şekilde tasarlanan kompleks, yaklaşık 160 bin metrekare kapalı alana sahip olacak. Stadyumun dikkat çeken özelliklerinden biri ise 285 metrelik çelik çatı açıklığı. TOKİ'nin paylaştığı bilgilere göre proje, bu özelliğiyle dünyanın en uzun çelik çatı açıklığına sahip üçüncü stadyumu olma özelliğini taşıyor. Açılış için geri sayım başladı Yeni Ankara Stadı'nın 2026-2027 sezonunda hizmete girmesi hedefleniyor. Ancak stadyumun kesin açılış tarihine ilişkin resmi bir tarih henüz netleşmiş değil. Eylül sonunda 29 Ekim'de açılış ihtimali gündeme gelirken, bu konuda resmi bir açıklama yapılmadı. Çatı kaplama, saha zemini ve tribün çalışmalarında gelinen son aşamayla birlikte Başkent'in yeni stadında artık son hazırlıklar yapılıyor.

Ordu Gölköy’de doğalgaz çalışmaları hız kazandı, ekipler üç ayrı noktada yoğun mesai yürütüyor Haber

Ordu Gölköy’de doğalgaz çalışmaları hız kazandı, ekipler üç ayrı noktada yoğun mesai yürütüyor

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in gayretleri ile Gölköy ve Kuşluvan Mahallelerine doğalgaz ulaştırılırken, yeni çalışmalar Aybastı Caddesi, TOKİ ve Mustafa Kemal Caddesi ile bu bölgelere bağlı sokaklarda devam ediyor. Ekiplerin çalışmalarını kısa süre içerisinde tamamlamasıyla birlikte ilçe merkezinin yaklaşık yüzde 80’lik bölümünün doğalgaza kavuşması hedefleniyor. GÖLKÖY’DE DOĞALGAZ KONFORU ARTIYOR Gölköy’de geçtiğimiz yıl başlayan doğalgaz çalışmaları, vatandaşların uzun yıllardır beklediği hizmetin ilçede yaygınlaşmasını sağlıyor. Çalışmaların önümüzdeki 1-2 ay içerisinde tamamlanması ve ilçe merkezinin büyük bölümünün doğalgaz konforundan yararlanması planlanıyor. Özellikle yüksek rakımlı ilçelerde doğalgaz altyapısının yaygınlaştırılmasıyla birlikte vatandaşların ısınma konusunda daha konforlu ve modern bir hizmete kavuşması amaçlanıyor. VATANDAŞLARDAN TEŞEKKÜR Doğalgaz çalışmalarının ilçe merkezinde hız kazanması vatandaşlar tarafından da memnuniyetle karşılandı. İlçe sakinleri, yıllardır bekledikleri yatırımın hayata geçirilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, “Bizim için hayal olan bir çalışma ilçemizde başladı. Yıllardır söyleniyordu ancak bir çalışma yoktu. Büyükşehir Belediye Başkanımız seçim öncesinde böyle bir vaat vermişti. Sözünü yerine getirdi. İlçemiz adına çok önemli bir çalışma. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bülent Arınç: “Erdoğan’la yolumuz, davamız, inancımız birdir” Haber

Bülent Arınç: “Erdoğan’la yolumuz, davamız, inancımız birdir”

Oktay Saral’dan Arınç’a tepki gelmişti Arınç’ın nikâh törenindeki siyasi değerlendirmeleri, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın tepkisine neden olmuştu. Saral, Arınç’ın nikâh törenini siyasi hesaplaşma alanına dönüştürdüğünü savunarak, bir nikâhın “siyaset kürsüsüne” çevrilmesinin nezaket ve devlet adamlığı anlayışıyla bağdaşmadığını ifade etmişti. Saral ayrıca Arınç’ın bir Cumhuriyet savcısına yönelik sözlerini de eleştirmişti. Arınç ise yeni açıklamasında, kendisine yönelik eleştirilerin ardından konuşmasının farklı bir anlamda yorumlandığını savundu. Arınç’tan Ergün Turan’a teşekkür Arınç, açıklamasının başında nikâhı kıyan Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan’a teşekkür etti. Turan’ın törende yaptığı konuşmayı “son derece nazik” olarak nitelendiren Arınç, kendisini TOKİ Başkanlığı döneminden beri tanıdığını belirterek, Fatih Belediye Başkanı’nın hizmetleri, çalışkanlığı ve kişiliğiyle başarılı bir siyasetçi olduğunu ifade etti. Ergün Turan ise Arınç’ın konuşmasının ardından yaptığı değerlendirmede, siyasetçilerin çocuklarının düğünlerinde zaman zaman siyasi tartışmaların nikâhın önüne geçtiğini söylemişti. “Sözlerimizi bağlamından kopardılar” Nikâhtaki konuşması sonrasında başlayan tartışmaların “maksatlı ve kötü niyetli” kişiler tarafından büyütüldüğünü savunan Arınç, sosyal medyada kendisine yönelik hakaret içerikli paylaşımlara da tepki gösterdi. Arınç, bazı kişileri “ezeli düşmanlarım” olarak nitelendirirken, kendisine yöneltilen hakaretleri sahiplerine iade ettiğini söyledi. Erdoğan’la siyasi geçmişine vurgu yaptı Arınç’ın açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’la uzun yıllara dayanan siyasi ilişkisine ilişkin mesajları öne çıktı. Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde beş yıldan uzun süre, Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde ise yaklaşık bir buçuk yıl en yakın yardımcılarından biri olarak görev yaptığını belirten Arınç, her iki dönemde de görevini sadakatle yürüttüğünü ifade etti. Erdoğan’la siyasi birlikteliklerinin Milli Türk Talebe Birliği dönemine kadar uzandığını belirten Arınç; Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisi dönemlerinde birlikte siyaset yaptıklarını, AK Parti’nin kuruluşunda da beraber yer aldıklarını söyledi. Arınç, “Bugüne kadar hiçbir zaman birbirimizden kopmadık ve karşı karşıya gelmedik. Cumhurbaşkanımızla yolumuz, davamız, inancımız birdir. Ama bazı mizaç farklılıkları pek tabii olabilir. Esasta biz birbirimizin dava arkadaşıyız. Kader birliği yaptık” ifadelerini kullandı. “Bu parti bizim evimizdir, o bizim liderimizdir” AK Parti’ye hiçbir zaman muhalif olmadığını savunan Arınç, geçmişte kendisine gelen farklı siyasi teklifleri kabul etmediğini belirtti. AK Parti’den ayrılmayı hiçbir zaman düşünmediğini söyleyen Arınç, partiye ve Erdoğan’a ilişkin yaklaşımını “Bu parti bizim evimizdir, o bizim liderimiz ve genel başkanımızdır” sözleriyle ifade etti. Arınç ayrıca Erdoğan’a yönelik hakaretlere karşı duracağını belirterek, siyasi kimlik taşıyan kişilerin ise eleştirilere daha fazla tahammül göstermesi gerektiğini savundu. Davutoğlu soruşturmasına neden tepki gösterdiğini anlattı Arınç’ın nikâhtaki konuşmasında Ahmet Davutoğlu hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yürütülen soruşturma da gündeme gelmişti. Davutoğlu’nun savcılığa giderek ifade vermesini olumlu bulduğunu belirten Arınç, soruşturmayı başlatan savcı için “işgüzarlık yapmış” ifadesini kullanmıştı. Yeni açıklamasında da bu konudaki görüşünü sürdüren Arınç, siyasi parti genel başkanlarının birbirlerine yönelik sert siyasi eleştirilerinin ifade özgürlüğü kapsamında daha geniş değerlendirilmesi gerektiğini savundu. “Aynı sözleri söyleyenler de yargılanmalı” Arınç, geçmişte farklı siyasi partilerde yer alıp daha sonra AK Parti’ye katılan veya Cumhur İttifakı içerisinde bulunan bazı isimlerin Erdoğan’a yönelik sert ifadelerini hatırlattı. Benzer ifadelerin hakaret kapsamında değerlendirilmesi durumunda bu kişilerin de aynı şekilde yargılanması gerektiğini savunan Arınç, Davutoğlu hakkında yürütülen soruşturmaya yönelik eleştirisinin gerekçesini de bu görüşle açıkladı. Arınç, Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saygısıyla bilinen bir isim olduğunu belirterek, kendisine yönelik soruşturmayı haksızlık olarak gördüğü için tepki gösterdiğini ifade etti. “Hayatım boyunca haksızlığa uğrayanların avukatlığını yaptım” Arınç, açıklamasının son bölümünde siyasi geçmişine ve daha önce yaşadığı yargı süreçlerine de değindi. Erdoğan’ın kendisini uzun yıllardır tanıdığını belirten Arınç, hem Erdoğan’ın hem kendisinin hem de Necmettin Erbakan’ın geçmişte yargı süreçlerinden geçtiğini hatırlattı. Arınç, “Ben hayatım boyunca haksızlığa uğrayanların avukatlığını yaptım, bizzat kendim de yargılandım. Bizler geçmişte yargının mağduru olduk” dedi. Erdoğan’ın cezaevine girdiğini, kendisinin ise hapis cezası istemiyle yargılandığını ve cezaevine girmekten son anda kurtulduğunu belirten Arınç, geçmişte verilen siyasi mücadelenin bugün kendisini eleştirenler tarafından yeterince bilinmediğini savundu. Arınç’ın açıklaması, Davutoğlu ailesinin nikâh töreninde başlayan, Melih Gökçek ve Oktay Saral’ın tepkisiyle büyüyen siyasi tartışmaya yeni bir boyut kazandırdı.

TOKİ’nin İstanbul kiralık sosyal konut projesinde başvurular başladı: Kiralar 10 bin TL’den başlayacak Haber

TOKİ’nin İstanbul kiralık sosyal konut projesinde başvurular başladı: Kiralar 10 bin TL’den başlayacak

Türkiye’nin ilk kiralık sosyal konut projesi kapsamında toplam 15 bin konutun kiraya verilmesi planlanıyor. İlk etapta tamamlanan 1.071 konut için İstanbul Ataşehir’de hazırlanan örnek daireler basın mensuplarına tanıtıldı. Ataşehir Yenişehir Mahallesi Necip Fazıl Bulvarı’ndaki projede 1+1, 2+1, 3+1 ve 4+1 daire seçenekleri bulunuyor. Örnek dairelerde mutfak, salon, banyo ve diğer yaşam alanlarının tasarımı incelendi. Başvurular 25 Eylül’de sona erecek İlk etapta kiraya verilecek 1.071 konut için başvurular bugün itibarıyla başladı. Başvurular 25 Eylül’e kadar e-Devlet üzerinden TOKİ’nin “Konut / İşyeri Başvuru” ekranından ücretsiz olarak gerçekleştirilebilecek. Başvuru sürecinin tamamlanmasının ardından hak sahipleri kura yöntemiyle belirlenecek. İlk konutların anahtar teslimlerinin ise ekim ayında yapılması planlanıyor. Kiralar 10 bin liradan başlayacak Projede kira bedelleri konutların büyüklüğüne ve oda sayısına göre değişiklik gösterecek. 1+1 daireler: 10 bin TL’den başlayan kira 2+1 daireler: 12 bin-17 bin TL 3+1 daireler: 15 bin-18 bin TL 4+1 daireler: 18 bin-20 bin TL Konutların teslim edilmesinden sonra ilk 12 ay boyunca kira bedellerine zam uygulanmayacak. Bu sürenin tamamlanmasının ardından yapılacak ilk ocak ayındaki artış ise TÜFE oranı esas alınarak gerçekleştirilecek. Kiralama süresi 3 yıl olarak belirlenirken, bu sürenin sonunda konutların bakım ve kontrollerinin yapılarak yeni hak sahiplerine tahsis edilmesi planlanıyor. Kiralık sosyal konut için hangi şartlar aranıyor? Projeye başvuracak kişilerin İstanbul’da en az 1 yıldır kesintisiz ikamet ediyor olması gerekiyor. Ayrıca hane halkının aylık net gelirinin 100 bin lirayı aşmaması şartı bulunuyor. Başvuru sahibinin veya eşinin üzerine kayıtlı bağımsız bir konut bulunmaması ve daha önce TOKİ’den konut satın almamış olması da başvuru koşulları arasında yer alıyor. Konutların tahsisinde aile yapısı da dikkate alınacak. Yeni evli genç çiftlere 1+1 ve 2+1 daireler için başvuru imkanı sağlanırken, iki veya daha fazla çocuğu bulunan ailelere 2+1, 3+1 ve 4+1 seçenekleri sunulacak. 1.071 konut 4 farklı bölgede bulunuyor Projenin ilk etabındaki 1.071 konut İstanbul’un farklı ilçelerinde dört ayrı bölgede yer alıyor. Birinci bölgede Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye ve Üsküdar’da toplam 291 konut bulunuyor. İkinci bölgede Maltepe, Tuzla ve Kartal’da 330 konut yer alıyor. Üçüncü bölge Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu ve Güngören ilçelerinden oluşuyor ve burada 360 konut bulunuyor. Dördüncü bölgede ise Arnavutköy’de 90 konut yer alıyor. İstanbul’da ikamet eden vatandaşlar, yalnızca yaşadıkları ilçedeki konutlarla sınırlı olmadan ilk etapta yer alan bölgeler arasından tercih yapabilecek. Projenin, İstanbul’da artan kira maliyetleri karşısında dar ve orta gelirli hanelerin uygun koşullarda konuta erişimini desteklemesi hedefleniyor.

Ahbap Derneği soruşturmasında 5'inci dalga: 20 şüpheli tutuklandı Haber

Ahbap Derneği soruşturmasında 5'inci dalga: 20 şüpheli tutuklandı

49 şüphelinin tamamı hakkında karar verildi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Sağlık kontrolünden geçirilen 49 şüpheli, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılıkta ifadeleri alınan şüpheliler daha sonra nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarıldı. Hakimlik, 20 şüphelinin tutuklanmasına hükmetti. Diğer şüphelilerden 8'i hakkında ev hapsi uygulanırken, 21 kişi için imza atma ve yurt dışına çıkış yasağını kapsayan adli kontrol tedbirleri kararlaştırıldı. Böylece beşinci dalga operasyonunda gözaltına alınan 49 şüphelinin tamamı hakkında adli işlem yapılmış oldu. Soruşturmanın geçmişi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Şubat 2023'te meydana gelen depremlerin ardından Ahbap Derneği üzerinden toplanan bağışların kullanımına ilişkin inceleme başlatmıştı. Soruşturma kapsamında İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin raporları, özel denetim çalışmaları, derneğin mali kayıtları ve envanteri, banka hareketleri, bilirkişi incelemeleri ve şüpheli ifadelerinin değerlendirildiği bildirildi. Başsavcılık tarafından yapılan tespitlere göre, 6 Şubat-31 Aralık 2023 tarihleri arasında depremzedelere ulaştırılmak amacıyla derneğe 4,3 milyar lira bağış yapıldı. Bu tutarın 4,2 milyar lirasının harcandığı, yaklaşık 950 milyon liranın ise nakit olarak çekildiği belirtildi. Nakit çekimlerden birinin tek seferde 500 milyon lira olduğu bildirildi. Konut ve mal hizmet harcamaları da inceleniyor Soruşturma dosyasındaki incelemelerde 2 milyar liranın üzerinde paranın konut projelerinde, 1 milyar liranın üzerinde tutarın ise mal ve hizmet alımlarında kullanıldığı belirtildi. Konut ve okul harcamalarının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı TOKİ Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından incelendiği, mal ve hizmet alımlarına ilişkin çalışmaların ise ayrı bir bilirkişi heyeti tarafından yürütüldüğü aktarıldı. Ayrıca soruşturma kapsamında, İzmit'teki depolarda depremzedelere ulaştırılmak üzere temin edilen çok sayıda yardım malzemesinin kullanılmadan bekletildiğine ilişkin tespitler bulunduğu bildirildi. Bu malzemeler arasında çadır, tekerlekli sandalye, elektrikli bisiklet ve kırtasiye ürünlerinin de yer aldığı belirtildi. Beşinci dalgada 49 kişi gözaltına alındı Soruşturma kapsamında 7 Eylül'de İstanbul merkezli 20 ilde operasyon düzenlendi. Hakkında gözaltı kararı bulunan 53 şüpheliden 49'u yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin adli işlemlerinin tamamlanmasıyla birlikte operasyonun bu aşamasında 20 kişi tutuklanmış oldu. 29 şüpheli ise tutuklanmadan, çeşitli adli kontrol tedbirleri uygulanarak serbest bırakıldı. Soruşturma, dosyada yer alan mali hareketler, mal ve hizmet alımları, konut ve okul projeleri ile diğer iddialara ilişkin incelemelerle devam ediyor.

İstanbul'da kiralık sosyal konut projesi: Başvuru tarihleri ve konut sayıları belli oldu Haber

İstanbul'da kiralık sosyal konut projesi: Başvuru tarihleri ve konut sayıları belli oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı proje kapsamında İstanbul'da toplam 15 bin kiralık sosyal konut hayata geçirilecek. İlk etapta kiraya verilecek konutlar için başvuruların 14 Eylül'de başlaması ve 25 Eylül 2026'da sona ermesi planlanıyor. Kiralar 10 bin TL'den başlayacak İstanbul'daki kiralık sosyal konut projesinde vatandaşlara piyasa koşullarının altında kira bedelleriyle konut imkanı sunulması hedefleniyor. Proje kapsamında aylık kira bedellerinin 10 bin TL'den başlayacağı bildirildi. Konutların kamu eliyle kiraya verilmesiyle özellikle dar gelirli ve konut sahibi olmayan vatandaşların İstanbul'da daha uygun maliyetlerle barınma imkanına kavuşması amaçlanıyor. Bakan Kurum, proje kapsamında ilk 1071 kiralık konutun ekim ayında vatandaşlara teslim edileceğini açıkladı. Hangi ilçelerde kaç kiralık konut bulunacak? İstanbul'da ilk etapta kiraya verilecek 1071 konut, dört ayrı bölge kapsamında değerlendirilecek. Konutların ilçelere göre dağılımı şöyle: Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu ve Güngören: 360 konut Maltepe, Tuzla ve Kartal: 330 konut Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye ve Üsküdar: 291 konut Arnavutköy: 90 konut Böylece ilk etapta toplam 1071 kiralık sosyal konut vatandaşların kullanımına sunulacak. İstanbul'un il sınırları içinde ikamet eden vatandaşların, ikamet ettikleri ilçeyle sınırlı olmaksızın projede yer alan istedikleri bölge için başvuru yapabilmesi planlanıyor. Kimler kiralık sosyal konutlardan yararlanabilecek? Projeden yararlanacak vatandaşlar için farklı aile gruplarına yönelik kontenjanlar oluşturulacak. Başvuru kapsamında 18 yaşından büyük ve evli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının belirlenen şartları taşıması gerekecek. Konut tipleri ise aile yapısına göre farklılık gösterecek. Genç evli ailelere 1+1 veya 2+1 konut seçenekleri sunulurken, iki veya daha fazla çocuğu bulunan aileler için 2+1, 3+1 veya 4+1 konut seçenekleri değerlendirilecek. İstanbul'da 15 bin kiralık sosyal konut hedefi Kiralık sosyal konut uygulaması, İstanbul'da yürütülen geniş kapsamlı sosyal konut çalışmalarının bir parçası olarak hayata geçiriliyor. Bakan Kurum daha önce yaptığı açıklamalarda İstanbul'da 15 bin kiralık sosyal konut planlandığını belirtmişti. Projede ev sahibi TOKİ olacak, vatandaşlar ise belirlenen koşullar çerçevesinde konutları kiracı olarak kullanacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan da 7 Eylül'deki açıklamasında İstanbul'daki kiralık sosyal konut projesi için başvuruların 14 Eylül'de başlayacağını ve ekim ayında ilk 1000 kiralık konutun kurasının çekileceğini duyurmuştu. Başvurular ne zaman yapılacak? İstanbul'daki kiralık sosyal konut projesi için başvuruların 14 Eylül-25 Eylül 2026 tarihleri arasında alınması bekleniyor. Başvuru sürecinin başlamasıyla birlikte vatandaşların hangi belgeleri sunacağı, gelir ve diğer uygunluk kriterleri ile başvuruların hangi kanallar üzerinden yapılacağına ilişkin ayrıntıların da açıklanması bekleniyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte İstanbul'da ev sahibi olmayan vatandaşların daha uygun kira bedelleriyle konuta erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor. BAŞVURU ÜCRETİ ALINMAYACAK Başvurular e-Devlet üzerinden, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı hizmetleri arasında yer alan "Konut / İşyeri Başvuru" hizmeti menüsünden gerçekleştirilecek. Başvuru ücreti alınmayacak. Bakan Kurum’un paylaştığı sorular ve yanıtlar şöyle: 15 SORUDA KİRALIK KONUT PROJESİ 1-KİRALIK KONUT PROJESİNDE KAÇ KONUT YAPILACAK? Sosyal Konut Tahsisi Projesi kapsamında, Ekim 2026’da ilk etapta 1071 adet konutun teslimi yapılacak olup toplamda 15 bin konut kiralanacak. 2- İLK ETAPTA HANGİ İLÇEDE KAÇ KONUT KİRALANACAK? Konutlar 4 grupta tahsis edildi. Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu ve Güngören ilçelerinde toplam 360, Maltepe, Tuzla ve Kartal ilçelerinde toplam 330, Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye ve Üsküdar ilçelerinde toplam 291 ve Arnavutköy ilçesinde 90 olmak üzere toplam 1071 konut kiralanacak. 3- HANGİ GRUPLARA HANGİ BÜYÜKLÜKTE EVLER TAHSİS EDİLECEK? Genç Evli Ailelere, 1+1 veya 2+1 konut, İki veya Daha Fazla Çocuklu Ailelere 2+1, 3+1 veya 4+1konut tahsis edilecek. 4- PROJEYE BAŞVURU ŞARTLARI NELERDİR? -Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak. -Başvuru tarihi itibarıyla 18 yaşını tamamlamış olmak. -Evli olmak. -En az 1 yıldır İstanbul il sınırları içerisinde kesintisiz ikamet ediyor olmak. -Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde tapuda kayıtlı bağımsız bir konutunun bulunmaması, -Daha önce TOKİ ile konut sözleşmesi imzalanmamış olması, -Aylık ortalama hane halkı net gelirinin 100.000 TL üst sınırını aşmaması gerekiyor. 5- İSTANBUL DIŞINDAKİ İLLERDEN BAŞVURU YAPILABİLECEK Mİ? Projeye sadece İstanbul ilinde ikamet eden vatandaşlarımız başvuru yapabilecek. 6- İSTEYEN AÇIKLANAN İLÇELERDEN HERHANGİ BİRİNE BAŞVURU YAPABİLECEK Mİ? BU İLÇELERDE İKAMET EDİYOR OLMA KOŞULU VAR MI? İstanbul il sınırları içerisinde ikamet edenler istediği ilçe için başvuru yapabilecek. 7- ÜZERİNDE TAPU OLANLAR BAŞVURU YAPABİLECEK Mİ? Üzerinde konut tapusu olanlar başvuru yapamayacak. 8- DAHA ÖNCE EV ALIP SATANLAR BAŞVURABİLECEK Mİ? Son 5 yıl içerisinde bağımsız konut niteliğindeki bir taşınmazı satın alan veya satanlar başvuru yapamayacak. 9- KİRALIK KONUT ÇIKAN KİŞİ EV ALIRSA EVDEN ÇIKARILACAK MI? Evet, tahsis süresi içerisinde konut alınması durumunda konutun tahliye edilmesi gerekmektedir. 10- PROJEDE KAÇ TİP EV YER ALACAK? Proje kapsamında 1+1, 2+1, 3+1 ve 4+1 konut tipleri bulunmaktadır. 11- YILLIK KİRA ARTIŞI OLACAK MI? Konut teslimi için İdarece bildirilen tarihten itibaren 12 ay süreyle artırılmayacak. 12 aylık sürenin sona ermesini takip eden ilk ocak ayında, TÜFE oranında artış yapılacak. 12- KİRA ÖDEMELERİ NE ZAMAN BAŞLAYACAK? Tahsis bedeli, konut teslimini takip eden ayın 20’sinde ödenmeye başlanacak. 13- SOSYAL KONUT VEYA İLK EVİM ARSA PROJELERİ KAPSAMINDA ASİL VEYA YEDEK AKTİF HAK SAHİPLİĞİ BULUNANLAR BAŞVURABİLİR Mİ? Hayır, başvuru yapamazlar. 14-BAŞVURULAR NASIL, NE ZAMAN YAPILACAK, BAŞVURUNUN KABUL EDİLİP EDİLMEDİĞİ NASIL ÖĞRENİLECEK? Başvurular, e-Devlet üzerinden 14/09/2026 – 25/09/2026 tarihleri arasında alınacak. Yine vatandaşlarımız başvuru durumunu TOKİ hizmetleri arasında yer alan "Konut / İşyeri Başvuru" menüsünde görebilecektir. 15- 3 YIL SONRA SÜREYİ UZATABİLİYOR MUYUZ? Hayır, tahsis süresi 3 yıl ile sınırlı olup uzatılmayacak.

Bakan Murat Kurum, İstanbul’da kiralık konut dönemi başlıyor. Haber

Bakan Murat Kurum, İstanbul’da kiralık konut dönemi başlıyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Trabzon’da düzenlenen Uzunkum Yaşam Alanı Millet Bahçesi Fidan Dikim Töreni’nde proje detaylarını açıkladı. İLK ETAPTA 1071 KONUT KİRAYA VERİLECEK Bakan Kurum, İstanbul’da 4 ayrı bölgede başvuru alınacağını, ilk etapta 1071 konutun 3 yıl süreyle kiralanacağını söyledi. Kiralık sosyal konutlardan, şartları taşıyan 18 yaşından büyük evli T.C. vatandaşlarının yararlanabileceği belirtildi. Konutların Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye, Üsküdar, Maltepe, Tuzla, Kartal, Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu, Güngören ve Arnavutköy ilçelerinde planlandığı aktarıldı. GELİR VE İKAMET ŞARTI ARANACAK Bakan Kurum, kampanyadan faydalanmak isteyenlerde; aylık hane gelirinin 100 bin liranın altında olması, başvuracak kişinin en az 1 yıldır İstanbul’da ikamet etmesi ve tapuda kayıtlı konutunun bulunmaması gerektiğine dikkati çekildi. Kiralanacak evlerin 3 yılın ardından yeni hak sahiplerine yeniden kura ile verileceği ifade edildi. KİRA BEDELLERİ PİYASA RAYİCİNİN ALTINDA OLACAK Konutların, piyasa rayicinin oldukça altında fiyatlarla kiraya verileceğini belirten Bakan Kurum, dört farklı büyüklükteki dairelerde 1+1 konutların 10 bin TL, 2+1 konutların 12 bin TL’den başlayan fiyatlarla, 3+1 konutların 15 bin TL’den başlayan fiyatlarla, 4+1 konutların ise 18 bin TL’den başlayan fiyatlarla kiralanabileceğini açıkladı. BAŞVURULAR E-DEVLET ÜZERİNDEN YAPILACAK İlk 1071 konut için başvuruların 14 Eylül – 25 Eylül 2026 tarihleri arasında alınacağı, başvuru ücreti talep edilmeyeceği açıklandı. Başvuruların e-Devlet üzerinden, TOKİ hizmetleri arasındaki “Konut / İşyeri Başvuru” menüsünden yapılacağı bildirildi. Bakan Kurum, ilk konutların Ekim ayında hak sahiplerine teslim edileceğini, bu adımın kira fiyatlarını dengelemeye ve alt gelir gruplarının konuta erişimini kolaylaştırmaya katkı sağlayacağını söyledi.

TürkMedya Dirençli Şehirler Zirvesi Kahramanmaraş'ta gerçekleştirildi. Haber

TürkMedya Dirençli Şehirler Zirvesi Kahramanmaraş'ta gerçekleştirildi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un teşrifleriyle gerçekleştirilen zirve; kamu kurumlarını, yerel yönetim temsilcilerini, şehircilik alanının seçkin isimlerini, akademisyenleri ve sektör temsilcilerini ortak bir platformda buluşturdu. TürkMedya İcra Kurulu Başkanı Murat Çiçek'in açılış hitaplarıyla başlayan etkinlikte; deprem bölgesindeki yeniden yapılandırma faaliyetleri, çağdaş şehircilik yaklaşımları ve Kahramanmaraş'ın gelecek vizyonuna dair kritik maddeler masaya yatırıldı. TC Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın destekleri; TOKİ, Kentsel Dönüşüm, Emlak Konut, GEDAŞ, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, Türk Telekom, Halkbank, VakıfBank ve Ziraat Bankası'nın sponsorluklarıyla organize edilen zirve, 24 TV ve 24 TV YouTube kanalı aracılığıyla canlı yayınlandı. KAHRAMANMARAŞ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI GÖRGEL: YENİDEN İNŞA İRADESİ TARİHE GEÇTİ Zirvenin başlangıcında söz alan Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, deprem sonrası şehirde hayata geçirilen projelerle ilgili detaylar paylaştı. 6 Şubat felaketinin ardından yürütülen yeniden inşa süreçlerine değinen Görgel, "Yeni Kahramanmaraş artık bir hedef olmaktan çıkmış, büyük oranda gerçeğe dönüşmüştür" diyerek, şehrin tarihi ve kültürel dokusunun titizlikle korunduğunu ifade etti. DİRENÇLİ ŞEHİRLERDE YENİ YAŞAM MODELİ Programın ilk oturumu olan "Dirençli Şehirlerde Yeni Yaşam Modeli" panelinde; TOKİ Başkanı Mustafa Levent Sungur, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanı Hakkı Alp ve İLBANK Uluslararası İlişkiler Grup Başkanı Altuğ Taşdemir, 24 TV Moderatörü Erkan Kol'un yönetiminde bir araya geldi. Söz konusu oturumda; afetlere karşı dayanıklı şehir planlamaları, güvenli yerleşim bölgelerinin oluşturulması ve kentsel dönüşüm stratejileri üzerinde duruldu. ERDOĞAN'A TEŞEKKÜR Panelde değerlendirmelerini aktaran TOKİ Başkanı Mustafa Levent Sungur, "Ben başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Biz yalnızca insanların barınacağı evleri inşa eden değil, aynı zamanda sosyal yaşamlarını sürdürebilecekleri bir yapı kuran taraf olduk" şeklinde konuştu. BAKAN KURUM ÖZEL OTURUMA KATILDI Zirvenin özel kısmında düzenlenen "Şehircilikte Yeni Model: Kahramanmaraş" başlıklı oturumda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum; Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, TürkMedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel ve 24 TV Ekonomi Müdürü Elif Akkaya Kuter'den gelen soruları yanıtladı. 'MARAŞ SENİNLE GURUR DUYUYOR' TEZAHÜRATLARIYLA SAHNEYE ÇIKTI "Maraş seninle gurur duyuyor" sloganları eşliğinde sahneye çıkan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Kahramanlar yurdunun bir parçası olmaktan, bu değerli insanların hemşehrisi olmaktan büyük bir onur ve kıvanç duyuyorum. Kahramanmaraş gerçekten ismiyle müsemma bir şehirdir" dedi. Türkiye'deki "Devlet-i ebed müddet" anlayışının önemine değinen Kurum, enkaz kaldırma çalışmalarının ilk saatlerinden itibaren vatandaşların devlete ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a olan güveninin sarsılmadığını belirtti. "MİLLETİMİZE UMUT OLDUK" Deprem sonrası yürütülen çalışmaların yetersiz olduğunu öne sürenlere yanıt verdiklerini kaydeden Kurum, "O günlerde 'Yapılamaz' diyenlerin moralini bozduk, milletimize ise umut olduk" ifadelerini kullandı. Yeniden inşa sürecinin yüksek bir motivasyonla sürdüğünü belirten Kurum, "Saatte 23, günde 550 konut üreterek dünya çapında eşi benzeri olmayan bir başarıya hep birlikte imza attık" şeklinde konuştu. "MİLLETİMİZİN EMANETİNİN HESABI SORULACAK" Deprem sürecinde Ahbap üzerinden yürütülen dezenformasyon faaliyetlerine değinen Bakan Kurum, "Polisimizin, jandarmamızın, güvenlik güçlerimizin, AFAD ve Kızılay ekiplerimizin emeklerini görmezden gelmeye çalıştılar. Milletimizin emanetleriyle ilgili adli ve hukuki süreçler mutlaka işleyecektir. Milletimizin emanetinin hesabını devletimiz soracaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın" dedi.

Ümit Özdağ: Yeni atamalar hukuk devleti açısından kaygı verici Haber

Ümit Özdağ: Yeni atamalar hukuk devleti açısından kaygı verici

Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, düzenlediği basın toplantısında Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmeler yaptı. Ümit Özdağ : Dün Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine uygun bir Bakan ataması gerçekleşti. İki Bakan atandılar. Uzun zamandan bu yana bu atamalar bekleniyordu. Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı'nın değişecekleri Ankara kulislerinde aylardır konuşuluyordu. İçişleri Bakanı'nın görevden alınmasında Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi'nin ısrarlı taleplerinin rol oynadığı anlaşılıyor. Keza AK Parti içinde geleceğe Erdoğan sonrasına yapılan hazırlıklar için de bu değişikliklerin etkili olduğu ifade edilebilir. Adalet Bakanlığı’nda da uzun süredir beklenen bir değişiklik vardı. İstanbul Başsavcısı'nın bu göreve getirileceği ifade ediliyordu ve bu değişiklikler bize düşman ceza hukuku uygulamalarının artarak devam edeceğini gösteriyor. Düşman ceza hukuku, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milletine yapılan en büyük kötülüktür. Türk milletinin geniş kesimlerinin kendisini devletsiz yurttaş olarak ya da ikinci sınıf yurttaş olarak algılamasına neden olan düşman ceza hukuku uygulamaları milli birliği tahrip etmektedir. Bir kuralsızlık, anayasa ve yasaların askıya alınması ve keyfi yönetim döneminden geçiyoruz. Bu yönetimin inşasına katkı veren, destek olan veya susanlar çocuklarına ve torunlarına övünebilecekleri bir miras bırakmayacaklardır. Değerli basın mensupları, değerli Zafer Partili mücadele arkadaşlarım, Bu kuralsızlığın en çarpıcı örneklerinden birisi de Ankara'da geçtiğimiz günlerde gündüz ortasında göz göre göre yaşandı. Polis memuru Melih Okan Keskin Ankara'da İvedik'te TÜVTÜRK istasyonunda dövülerek öldürüldü. Kamera kayıtlarına göre polis memurunu bir güruh 3 farklı yerde acımasızca dövmüş. İlk olarak tesis içinde darp ediyorlar. İkincisini bir TÜVTÜRTK personeli polis arkadaşın, rahmetlinin arabasıyla bilerek önce çarpıyor, sonra çıkıyor ve alçakça saldırarak ağır bir darbe indiriyor. Ve 3. saldırıda da 30 kadar TÜVTÜRK çalışanı bir kişiye saldırıyorlar. Dağ başı mı burası ya? Dağ başı mı burası? Devlet tekelinde olup özelleştirilen bir yerden sıra alıp parasını vererek hizmet almaya çalışan bir yurttaşı döverek öldürüyorsunuz. Peki hepimizin aklına şu gelmedi mi? Bu Melih Okan Keskin bir polis memuru. Belinde silahı var. Neden çekip silahını kullanmadı? Neden kendisini savunmadı? Bu sorunun cevabını yine birkaç gün önce İstanbul'da Esenyurt'ta gerçekleşen bir başka olayın sonucundan anlıyoruz. Esenyurt'ta bir şizofren ailesini rehin alıyor, elinde bıçakla. Evi ateşe vereceğini, herkesi yakacağını söylüyor. Komşular polisi arıyorlar, polis olay yerine geliyor ve savcıyı arıyorlar. Savcı diyor ki, ‘çilingir kullanarak kapıyı açın girin etkisiz hale getirin’. Kapıyı açıyorlar, içeriye giriyorlar. Hasta, şizofreni hastası, elinde bıçakla polisin üzerine koşuyor. Polis de kendisini korumak için ateş ediyor. Tek mermi vuruluyor, adam hastaneye kaldırılıyor, kan kaybından ölüyor. Bunun üzerine ateş eden polis, cinayet suçlamasıyla gözaltına alınıyor, tutuklama talebiyle adliyeye sevk ediliyor. Böyle şey olur mu? Sosyal medyaya diğer polisler olayı haber verince sosyal medyadan büyük bir tepki ortaya çıkıyor ve bu tepki üzerine polisin telefonuna el konularak adli kontrol şartıyla serbest bırakılıyor. Yoksa tutuklanacaktı muhtemelen. Şimdi bakın, Melih Okan Keskin de bunu bildiği için silahını kullanmamıştır diye düşünüyorum. Bu doğru bir uygulama değil. Polis başkalarının hayatını kullanırken eğer böyle silah kullanmak konusunda korkutulursa, tutuklanırsa o zaman yarın başka masum vatandaşları korumak gereği gerektiği zaman başım belaya girmesin diye silahını çekmez. Hatta kendi canını korumak için bile silahını çekmez. Değerli Zafer Partililer, değerli yurttaşlarım, değerli basın mensupları, Bu hafta çok üzücü bir olayın da yıl dönümüydü. 6 Şubat depreminin 3. yıl dönümünü andık. Bir yas anmasıydı bu. Partimizden bir heyetle 4 gün boyunca Hatay'daydık ve 8 ilçe ziyareti yaptık Antakya dışında. İlk önce şunu belirtmek istiyorum. Atatürk, ‘Hatay benim şahsi meselem’ diyor. Biz de kurulduğumuz günden bu yana Atatürk'ün şahsi meselem dediği Hatay'ı aynı anlayışla sahiplendik, benimsedik ve savunduk. Zafer Partisi Genel Başkanı olarak Hatay'a defaatle gittim ve Hataylılar da sevgili Hataylılar da ‘Hatay'a en fazla gelen, en fazla ölen veren Genel Başkan sizsiniz’ diyorlar. Bu ziyaret sırasında da sevgili Hataylılarla bir araya geldik, onları dinledik, dertlerini dinledik ve ne yazık ki Hatay'ın yaralarının yeterince sarılmamış olduğunu gördük. Rezerv alan yasasıyla vatandaşın arazisinin elinden alındığını gördük. Riskli bölge denilerek kendi arazisi üzerinde inşaat izni verilmediğini, 20-30 kilometre ilerilerde TOKİ evlerine yönlendirildiklerini ama daha sonra o riskli alan denilerek kendilerine inşaat izni verilmeyen arazilerin üzerine başkalarına izin verme projesini gördük. 10 binlerce yurttaşımız hala konteyner kentlerde perişan durumda yaşıyorlar. Sadece Samandağı’nda 7 binden fazla yurttaş konteyner kentte yaşamaya devam ediyor. Sokaklar, caddeler, çamur deryası. Tabii yazında toz, toprak ve her taraf yollarda çukurlarla dolu olduğu için vatandaş ayda bir muhakkak aracını sanayiye götürmek zorunda kalıyor. Uzun elektrik kesintileri devam ediyor çünkü şantiye elektrikleriyle şehir elektrikleri birbirlerinden ayrılmamış. Ve internet. Arkadaşlar herhalde Afrika'nın çöllerinde internet daha iyi çekiyordur. Şimdi Uganda'da internet ancak bu kadar çekiyor diyeceğim. Uganda Büyükelçisi muhtemelen beni protesto edecek ‘bizde daha iyi çekiyor’ diyecek. İnanılır gibi değil. 3 sene geçti üzerinden. Hala siz nasıl burada interneti ayağa kaldıramamış olursunuz? Hatay'da vatandaşlar üzgün ihmal edilmişlik duygusu içindeler. İktidar şu kadar TOKİ evi anahtarı teslim ettik diyor. Güzel de anahtarı teslim etmek, evi teslim etmek anlamına gelmiyor. Natamam evleri, anahtarını teslim ettiğiniz zaman insanlara teslim etmiş olmuyorsunuz. Anahtarı teslim ettikleri zaman kira yardımını da durduruyorlar ve vatandaş hem kira ödemeye devam ediyor hem de o evin bitmesinin ne kadar süre daha devam edeceğini bilmiyor. Aylarca belki yılı aşan süre beklemeye ve kira ödemeye devam edecek. Özetle, Hatay kaderine terk edilmişlik duygusunu yaşıyor. Ancak Hatay'da, Kahramanmaraş'ta, Malatya'da, Gaziantep'te, Adıyaman'da ve diğer illerdeki yıkımın ana nedeni hiç şüphesiz deprem değil. Biz bir doğal felaketin sonuçlarını doğrudan yaşamıyoruz. Evet, deprem bir doğal olayı ama depremin fıtratında ölüm, yıkım muhakkak yok. Eğer olsaydı Japonya'da depremlerde 100 binlerce insan ölürdü. Demek ki insanlığın ulaşmış olduğu teknoloji 7, 8, 9 şiddetinde depremleri kayıpsız atlatmaya ve hayatın devam etmesine müsait. Yıkımın, felaketin bu boyutta olmasının nedeni AKP iktidarının Türkiye'yi, bu şehirleri bir depreme hazırlamamasıdır. Bu depremden 3 sene önce Kahramanmaraş'ta, AFAD ve Çevre Şehircilik Bakanlığı, Kahramanmaraş merkezli ve 11 ili etkileyecek 6.4 şiddetinde bir deprem senaryosu üzerinde çalıştı. Bu depremin olacağı biliniyordu ve hiçbir önlem alınmadı. 3 sene boşa geçirildi ve şimdi aynı hata İstanbul depremi konusunda bilinçli bir şekilde adeta yapılmaya devam ediliyor. İstanbul'da bir depremde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin rakamlarına göre 45 bin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın rakamlarına göre 60 bin bina yıkılacak. Arkadaşlar, bahsettiğimiz nüfus 2 milyona yakın bir nüfus ve bu konuda hiçbir ciddi çalışmanın hala yapılmadığını üzülerek görüyoruz. Peki, depreme yönelik çalışma yapmayan iktidar ne yapıyor? Onun yerine belediyeleri silkelemeye devam ediyor. En son Keçiören Belediye Başkanı partisinden istifa etti ve 67 Belediye Başkanı partilerinden istifa ederek seçimlerden sonra AK Parti'ye katılmışlar. Halk onları seçmemiş. Halk, seçmen iradesini muhalefetle lehine kullanmış. Bu kişilerin, bu Belediye Başkanlarının bugün Belediye Başkanlığında oturmalarının nedeni halkın iktidara olan öfkesini ifade etmesidir. Bu öfkeyi oya çevirip bu oyla bu makama geldikten sonra bu oyları istismar ederek partisinden ayrılıp iktidar partisine gitmek hiçbir belediye başkanına onur kazandırmaz. Evet, bir taraftan siyasette ahde vefa, seçmene karşı sorumluluk, etik davranış, güven kaybı süreçleri devam ederken bir taraftan da hukuk devleti anlayışının nasıl ağır darbeler aldığını da görüyoruz. İşte Aydın Belediye Başkanı. Arkadaşlar, hakkında birçok yolsuzluk iddiası vardı Aydın Belediye Başkanı'nın. Şimdi iktidar partisinin bir üyesi ve hakkında hiçbir soruşturma yok. ‘Ya Silivri'ye gidersin ya istifa edersin’ denklemi önüne konuluyor ve bu da sonuç olarak siyasette büyük bir kirlenme yaratıyor. Hukuk katlediliyor, demokrasi yok ediliyor, Türkiye kan kaybediyor, Türkiye zaman kaybediyor, Türkiye geriye gidiyor, Türk milleti ayrışıyor, cepheleşiyor, kutuplaşıyor, öfke birikimi her geçen gün yükseliyor ve kamu düzeni bozulma eksenine giriyor. Bu zemin üzerinde giderken hukuk devletinin nasıl katledildiğini tekrar tekrar yaşıyoruz ve yapılan yeni atamalar, bakanlık atamaları hukuk devletinin önümüzdeki süreçte daha ağır darbeler alacağı işaretlerini veriyor. Değerli Zafer Partililer, Bu noktada TÜİK verilerine de değinmek istiyorum. TÜİK, şimdi en son 2025 nüfus verilerini paylaştı. TÜİK diyor ki Türkiye'de ikamet eden yabancı nüfus adrese dayalı verilere göre 1 milyon 519 bin 515’miş. Göç idaresi başkanlığı ise ikamet izinli yabancı sayısını 1 milyon 151 bin 969 olarak veriyor. 2 veri arasında 367 bin 546 tane fark var. Arkadaşlar, bu Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mevcudu kadar. Türkiye’de bir ordu kaybolmuş haberimiz yok. İki devlet kurumunun vermiş olduğu rakamlara baksanıza. Yine çelişki bununla da sınırlı değil. Göç İdaresi Başkanlığı 2025 sonu itibariyle geçici koruma statüsündeki Suriyeli sayısının 2 milyon 347 bin 756 olduğunu açıklamış. Peki bu veri doğruysa 1 milyon 195 bin 787 sığınmacı nerede ikamet ediyor? Hiç bilgi yok. Bunlar kayıt dışı mı? Kaçak mı? Afrikalı mı? Afgan mı? Özetle 15 yıldır bu ülke kontrolsüz bir demografik işgalle karşı karşıya ve bu Türkiye'ye zaman kaybettiriyor, para kaybettiriyor, güvenlik kaybettiriyor. Biz Zafer Partisi olarak yola çıkarken Türk milletine verdiğimiz sözü tekrar ediyoruz. Anadolu Kalesi Projemizle sınırlarda yüzde 100 güvenlik sağlayacağız. Sınırlarımızdan ne yabancı teröristler geçecek ne selefi cihatçılar geçecek ne PKK'lı teröristler geçecek ne de kaçaklar geçebilecek. Sığınmacıları ve kaçakları vatanlarına en kısa zaman içerisinde yollayacağız. Düşman ceza hukuku uygulamalarını kaldırarak Anayasanın bütün yurttaşların Anayasa ve yasalar önünde eşit olduğunu belirleyen hükmünü hayata tekrar geçireceğiz. Adaleti saray ismi olmaktan çıkartıp, yaşanan bir gerçeklik haline getireceğiz ve vatandaşın nefes almasını sağlayacağız. Adalet deyince, kusura bakmayın, bir konuya daha değinmek zorundayım. Ben düşman ceza hukuku uygulamalarına en sert ve en haksız şekilde muhatap olan yurttaşların başında geliyorum. Önce hakaret etmediğim halde Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla gözaltına alındım ve konuşmayı Antalya'da yapmıştım. Antalya'da bir soruşturma açılmalıydı. Hadi olmadı, ben Ankara'dayım, Cumhurbaşkanı Ankara'da, Ankara'da açılabilirdi ama İstanbul'da açıldı. Mahkeme bile ilk kez iddianameyi kabul etmedi. Dedi ki bu bizim yetki alanımızda değil ve savcılığa geri yolladı. Evet, mahkeme kabul etmedi. Bunun üzerine Cumhurbaşkanının avukatları, Cumhurbaşkanı bu konuşmayı İstanbul'da Şişli'de bir büroda izlediği için başvuruyu İstanbul'da yaptık dediler. Ben de şükrettim, iyi ki New York'ta izlememiş. O zaman New York'ta Amerikan mahkemesinde yargılanacaktım demek ki. Evet ve beraat ettim. Sonra tahrik etmediğim, aksine yatıştırmak için çaba sarf ettiğim ve bütün parti teşkilatımızla çaba sarf ettiğimiz Kayseri'de Olaylarının yatışması süreciyle ilgili haksız yere suçlandım, 5 ay hapiste tutuldum Silivri'de ve 2 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldım. 2 yıl 4 ay hapis cezası alanlar arkadaşlar normalde 2 ay yatarlarmış avukatların bana verdiği bilgi. Şimdi de Şeyh Said'in hatırasına hakaret etmekten Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi beni ‘kişinin hatırasına alenen hakaretten’ adli para cezası uygulanmasına çarptırdı. Üstelik savunmamı da almadı. Üstelik avukatım yazılı olarak mahkemeye savunma yapacağımızı beyan etmesine rağmen bu bir düşman ceza hukuku uygulamasıdır. Bakın Şeyh Said'e hakaret ettiği iddia edilerek hakkında soruşturma açılan birçok gazeteci, takipsizlik kararı almışlar ve beraat almışlar. Bana yolladılar kararları. Bu gazetecilerin bazıları iktidar yanlısı gazeteciler. Benimle hiçbir temasları yok. Hınıs’taki mahkemenin aldığı karar onların vicdanını bile kanattı. Benim Şeyh Said'le ilgili kullandığım ifadeler İstiklal Mahkemesi'nin kararında ifade edilen hususlardır. Mahkemenin bana ceza verdiğini hissetmiyorum, değerli arkadaşlar. Mahkeme Mustafa Kemal Atatürk'e ceza vermiştir. Mahkeme İsmet İnönü'ye ceza vermiştir. Mahkeme Mareşal Çakmak’a, Mahkeme Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ve Türkiye Cumhuriyeti'ne ceza vermiştir. Evet, biz bu karara itiraz ettik ve savunma hakkımızı kullanacağımızı ifade ettik. Şunun altını çizelim, bu tür cezalarla beni de Zafer Partisi'ni de susturamazsınız, sindiremezsiniz. Şeyh Said'e, Seyit Rıza'ya, Mustafa Sabriler'e vatan haini demeye devam edeceğiz. Çünkü bu bir tarihi gerçek, bunlar vatan haini. Aynen Abdullah Öcalan'ın vatan haini olduğu gibi. Siz bir vatan haininin hatırasını düşünürken, biz Mustafa Kemal Paşa'nın hatırasını düşünmeye devam edeceğiz. Hainlerin katlettiği şehitlerimizin hatırasını savunacağız ve bir hainin hatırasına ceza vermek, devleti kuran kahramanların, gazilerimizin ve aziz şehitlerimizin ruhlarına ceza vermektir. Bunun da bilinmesini istiyoruz. Kimse bize teröriste terörist demekten, haine hain demekten vazgeçiremez. PKK elebaşı Öcalan, Karayılan, Bayık, FETÖ terör örgütünün elebaşı Fethullah Gülen, Hizbullah'ın elebaşı Hüseyin Velioğlu. Bunların hepsi teröristtir, Türk düşmanıdır, Türkiye düşmanıdır. Adalet Bakanlığı'na tavsiyem, soruşturma açılması gerekenler, hainlere hain diyenler değil, Öcalan'a sayın diyenler, kurucu önder diyenler, Şeyh Said adını bulvarlara verenlerdir. Çünkü bunlar başta şehit analarımız olmak üzere büyük Türk milletinin aziz şahsiyetine, kutsallarına ve mukaddesatına hakaret ediyorlar. Biz Zafer Partisi olarak Mustafa Kemal Paşa'nın yanında kalmaya ve Cumhuriyetimizin temel değerlerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Bu yolda son sözümüz budur. Gelelim Terörsüz Türkiye dedikleri terörle pazarlık sürecine. Türkiye'de terör olmamasını, terörün bitmesini elbet biz de istiyoruz. Terör bitmeli ama Terörle pazarlık yapılarak, terörist istedi diye yeni Anayasa çıkarılarak, terörist istedi diye Türk milletinin adı Anayasadan çıkartılarak, terörist istedi diye iki uluslu üç uluslu bir devlet haline dönüşme projesinin önünü açarak, umut hakkı diyerek Öcalan'a kravat takıp onu serbest bırakarak sözün özü, teröre teslim olarak terör bitirilemez. Terör esas o zaman canlanır. Buradan altını çizerek uyarıyoruz. Meclis, halkın siyasi iradesinin, milli iradenin temsil edildiği yerdir. Milli irade, terör örgütüne affa, Öcalan'a umut hakkına karşıdır. Meclis komisyonu umut hakkı tavsiye ve talep ederse milli iradeye ters düşer. Meclis bu yönde bir karar almaya kalkarsa Türk milletinin siyasi iradesini temsil edemez. Terörist Öcalan’ın umut hakkı çerçevesinde serbest kalması Meclis’in kendisini inkâr etmesi anlamına gelir. Biz büyük Türk milletine söz veriyoruz böyle bir süreci durdurmak için mücadele etmeye devam edeceğiz.” Ümit Özdağ’ın “Kabine değişikliği erken seçimin yapılacağı anlamına mı geliyor?” sorusuna verdiği cevap: “7 Kasım 2027'den önce seçim beklemiyoruz. İktidar ekonomik bir çöküş yaşandığı dönemde seçime gitmeyecek ama o tarihe kadar baskıları arttıracak ve enflasyonu düşürmek için emeklinin, dulun, yetimin, asgari ücretlinin, dar gelirlinin gırtlağına basmaya devam edecek 2026 boyunca. 2027 başında ise büyük bir yüzde 200'lük zam gerçekleştirecek, kredi musluklarını açacak. Bunun için ihtiyaç duydukları parayı bir bölümünü köprüleri, yolları, otoyolları satarak, bir bölümünü para basarak oluşturacaklar. Umutları son 7-8 ayda oluşacak bu para dolaşımıyla piyasanın rahatlaması ve vatandaşın kendilerine kanarak oy vermesi üzerine kurulu olacak. Ancak vatandaş 9 yıldan beri fakirleşiyor, açlıkla mücadele ediyor. Bu son birkaç ayda yapılacak makyaj düzenlemelerinden dolayı oyunu değiştirmeyecek ve AK Parti iktidarı, Cumhur İttifakı, DEM İttifakı sandığa kesin bir şekilde gömülecek. Ümit Özdağ’ın Hatay'daki anma programında Hüseyin Yayman’la beraber olan görüntüleri hakkında gelen soruya verdiği cevap: “Ben 1. yıl dönümünde Hatay'da Hataylıların acısını paylaşmak üzere sabah 03.00'ten itibaren protokole karışmadan halkın içinde anma törenine katılmıştım. 2. sene Silivri'de düşman ceza hukukuyla tutuklu bulunduğum için Ali Şehirlioğlu hocamızı bir kadroyla birlikte katılımını rica etmiştik, katılmışlardı. Bu sene yine geniş bir kadroyla 5'i akşamı Hatay'daydım. 6'sı sabah saatlerinden 3'ten itibaren anma toplantısının yapılacağı caddeye girdik. Vatandaş yanlış bir önlemle, adeta bir siyasi gösteride alınacak bir önlemle polis tarafından barikatların arkasında toplanmıştı. Gittik, vatandaşla barikatları aşıp kısa bir sohbet yaptık ve Hataylılar sevgiyle kucaklarına bastılar, bir alkış koptu geldiğimizden haberdar olan yurttaşlar tarafından. Sonra meydana doğru yürürken yetkililer toplantı saatine kadar bize çay ikram etmek istediklerini söyleyip, bu tür bir ağırlama için hazırlamış oldukları binanın altına davet ettiler. Biz de orada toplantı saatini beklerken, Büyükşehir Belediye Başkanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman yanlarında bir kalabalık grupla gelip, bana ve heyetime ‘hoş geldiniz şehrimize’ dediler. Hüseyin Yayman'ı yıllardan beri tanırım. Aynı fakültede ve aynı bölümde çalıştık. Bizim asistanımızdı. Bu hoş geldinizden sonra haber geldi ve yürüyüş başladı, protokol dışarıya çıktı. Bütün protokol, devlet protokolü kol kola girdi yası anmak için. Benim bir kolumda CHP Milletvekili vardı, diğer kolumda Hüseyin Yayman vardı. Bu kareyi çekip bunu bir siyasi birliktelik olarak göstermeye çalışmak zavallılığın ötesinde bir şeydir. İnsanlar devlet protokolünde yas için bir araya geldiklerinde bunu bir siyasi birliktelik olarak ortaya koymak siyasi ahlakla ifade edilebilecek bir şey değil. Hüseyin Yayman'la da AK Parti iktidarının temsil ettiği, Cumhur İttifakı'nın temsil ettiği açılımla, Öcalan'la pazarlıklarla en sert mücadele eden parti Zafer Partisi ve o partinin genel başkanı da Ümit Özdağ’dır. Hayatında bir gün Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yanında, Türk polisinin, jandarmasının yanında, Güneydoğu Anadolu'da terörün en şiddetli olduğu ortamlarda, Batman'ın dış sokaklarında, Eruh'un köylerinde dolaşmayan, klavyeden vatanseverlik yapanların, Öcalan'la yapılan pazarlıklardan dolayı 5 ay hapiste yatan Ümit Özdağ, vatanseverlik öğretmeye, PKK ile mücadele öğretmeye hakları ve hadleri yoktur. Zafer Partisi, Türk milletine karşı yapılan emperyalist taarruz karşısında Türk milletinin son kalesi ve son siperidir, öyle olmaya da devam edecektir. Tekrar ediyorum, muhalif gibi görünüp, gerçek milli muhalefeti her fırsatta arkadan bıçaklamayı alışkanlık haline getirmiş olanların gerçek karakterlerini ve yapılarını da biliyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.