Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ticaret Savaşları

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Ticaret Savaşları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ticaret Savaşları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cevdet Yılmaz Eskişehir’de Ekonomiyi Değerlendirdi: Enflasyon, Cari Açık ve Yeni Finansal Paketler Gündemde Haber

Cevdet Yılmaz Eskişehir’de Ekonomiyi Değerlendirdi: Enflasyon, Cari Açık ve Yeni Finansal Paketler Gündemde

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir’de düzenlenen Ekonomi İstişare Toplantısı’nda küresel ekonomideki gelişmeler, Türkiye ekonomisinin görünümü, enflasyonla mücadele, cari açık ve özel sektörün finansmana erişimi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Eskişehir programı kapsamında gerçekleştirilen **“Eskişehir Kalkınma Platformu Ekonomi İstişare Toplantısı”**nda iş dünyası ve ekonomi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Küresel ekonominin jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve ülkelerin daha korumacı politikalara yöneldiği bir süreçten geçtiğini belirten Yılmaz, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmenin de ekonomilerin geleceğini şekillendiren temel başlıklar arasında bulunduğunu söyledi. Türkiye'nin bu değişim sürecinde ekonomi politikalarını kararlı biçimde uygulamasının önemine dikkat çekti. Türkiye'nin bütçe ve cari açığı yönetilebilir seviyede Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cevdet Yılmaz, bütçe ve cari açığın yönetilebilir seviyelerde olduğunu ifade etti. Deprem nedeniyle gerçekleştirilen yüksek harcamalara rağmen 2025 yılında bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2,9olarak gerçekleştiğini belirten Yılmaz, cari açığın ise yüzde 1,9 seviyesine gerilediğini aktardı. Birkaç yıl önce yüzde 5-6 seviyelerinde bulunan cari açığın önemli ölçüde azaltıldığını belirten Yılmaz, savaşlar ve enerji maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle bu yıl cari açıkta bir miktar artış yaşanabileceğini, ancak açığın yönetilebilir düzeylerde kalmasının beklendiğini söyledi. Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdüğünü hatırlatan Yılmaz, 2020-2025 döneminde dünya ekonomisinin kümülatif büyümesinin yüzde 19, Türkiye ekonomisinin büyümesinin ise yüzde 35 olduğunu belirtti. Yılmaz ayrıca temmuz itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatının 278 milyar dolara, hizmet ihracatı da dahil toplam ihracatın ise 401 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Enflasyonla mücadelede yeni hedefler güncellenecek Toplantının öne çıkan başlıklarından biri de enflasyon oldu. Enflasyonun ekonomi politikalarının öncelikli gündem maddelerinden biri olduğunu belirten Yılmaz, 2024 yılında yüzde 75'in üzerinde seyreden enflasyonda başlayan düşüş eğiliminin devam ettiğini ifade etti. Temel mallardaki yıllık enflasyonun temmuz ayında yüzde 16,8 seviyesine gerilediğini aktaran Yılmaz, hizmet enflasyonunda da aşağı yönlü hareketin başladığını ve hizmet enflasyonunun ilk kez yüzde 40'ın altına indiğini söyledi. Ekonomi politikalarının yalnızca para ve maliye politikalarıyla sınırlı olmadığını belirten Yılmaz, arz yönlü tedbirlerin de sürece dahil edildiğini kaydetti. Bu kapsamda Orta Vadeli Program'daki makroekonomik hedeflerin güncelleneceğiniaçıkladı. Gıda arzı için yeni adımlar geliyor Enflasyonla mücadelede arz yönlü politikaların önemine dikkat çeken Yılmaz, özellikle gıda, sosyal konut, enerji ve lojistik alanlarının öncelikli konular arasında bulunduğunu belirtti. Gıda üretiminin ve arzının artırılmasının hem vatandaşların refahı hem de fiyat istikrarı açısından kritik olduğunu ifade eden Yılmaz, sulama yatırımlarının artırıldığını söyledi. Gıda Komitesi'nin çalışmalarına da değinen Yılmaz, fiyat hareketlerinin daha yakından izleneceğini ve gıda piyasasındaki gelişmelerin haftalık olarak takip edileceğini belirtti. Arz ve talep koşullarının erken uyarı mekanizmalarıyla izleneceğini aktaran Yılmaz, gerekli durumlarda hızlı şekilde tedbir alınacağını ve gıda alanındaki çalışmaların yoğunlaştırılacağını kaydetti. Enerjide yerli üretimin artırılması, Türkiye'nin enerji bağımsızlığının güçlendirilmesi ve lojistik maliyetlerinin azaltılması da Yılmaz'ın işaret ettiği diğer arz yönlü politikalar arasında yer aldı. Sanayici ve KOBİ'ler için yeni finansman paketleri hazırlanıyor Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, özel sektörün finansmana erişiminin de ekonomi gündeminin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. Fiyat istikrarının sağlanması ve ekonomik risklerin azaltılmasıyla birlikte finansman maliyetlerinin zaman içinde düşmesinin beklendiğini belirten Yılmaz, çiftçi ve esnafa yönelik sübvansiyonlu kredi imkanlarının sürdüğünü ifade etti. Reeskont kredilerinde finansman maliyetlerinin daha uygun seviyelere çekilmesi için çalışmaların devam ettiğini belirten Yılmaz, sanayiciler ve KOBİ'ler için yeni finansal paketler üzerinde çalışıldığını açıkladı. Yılmaz, seçici destek mekanizmaları ve hedef odaklı ekonomi politikalarıyla Türkiye ekonomisinin dengeli büyümesinin desteklenmeye devam edeceğini vurguladı.

KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci reel sektörün en büyük beklentisinin uygun maliyetli ve erişilebilir finansman olduğunu söyledi Haber

KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci reel sektörün en büyük beklentisinin uygun maliyetli ve erişilebilir finansman olduğunu söyledi

Kayseri Sanayi Odası'nın Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı; Meclis Başkanı Abidin Özkaya idaresinde, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, yüksek istişare kurulu üyeleri ve Kayseri Genç Girişimciler İcra Komitesi üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Abidin Özkaya, ekonomideki güncel gelişmeleri analiz ederek, Merkez Bankası'nın temmuz ayı faiz kararında reel sektörün beklediği faiz indirimi adımının atılmadığını belirtti. Özkaya, bu kararın düşük kur ve yüksek faiz döneminin bir süre daha süreceğine dair kuvvetli mesajlar verdiğini ifade etti. Mevcut ekonomik yaklaşımın kısa vadeli sermaye girişlerini destekleyici nitelikte olduğunu kaydeden Özkaya, yabancı sermayeye karşı olmadıklarını ancak ihtiyaç duyulan kaynağın; yatırıma, üretime, istihdama ve katma değer yaratan alanlara yönelen doğrudan yatırımlar olması gerektiğini vurguladı. Yüksek faiz ve düşük kur kıskacının en ağır yükünün üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat yapan reel sektör tarafından taşındığını belirten Özkaya, finansal kaynakların üretim yerine yüksek getiri sunan mevduat hesaplarında toplandığını ve yıllık faiz giderlerinin yatırım bütçelerini aştığını ifade etti. Kredibilitesi yüksek firmaların dahi bankaların kredi sınırları nedeniyle finansmana ulaşmakta zorlandığını dile getiren Özkaya, bu durumun sanayiciyi yeni yatırımlardan uzaklaştırarak mevcut faaliyetlerini sürdürme savaşına ittiğini kaydetti. İstihdam verilerinin de üretimdeki sıkışmışlığı kanıtladığını söyleyen Özkaya, 2025 yılı verilerine göre sanayi ve tarım sektörlerinde yaklaşık 450 bin kişilik istihdam kaybı yaşanırken, hizmetler ve inşaat sektörlerinde yaklaşık 380 bin kişilik bir artış olduğunu belirtti. Bu tablonun sanayinin ve üretimin ekonomi içindeki payının gerilediğini ortaya koyduğunu ifade eden Özkaya, üretim ekonomisinin ivedilikle güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ardından söz alan Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci; küresel ekonomideki belirsizlikler, ticaret savaşları, jeopolitik riskler ve finansal dalgalanmalara dikkat çekerek, Türkiye ekonomisinin yüksek enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikasının üretim üzerindeki etkilerini derinden hissettiğini belirtti. Enflasyonla mücadelenin kritik önemine değinen Büyüksimitci, "Enflasyonla mücadele kuşkusuz hepimizin ortak gayesidir. Fiyat istikrarı sağlanmadan kalıcı büyümenin mümkün olmadığını biliyoruz. Ancak üretim ekonomisinin ayakta tutulması da aynı derecede kritiktir. Çünkü üretimin olmadığı bir yerde ne ihracattan, ne istihdamdan ne de kalıcı bir refahtan bahsedebiliriz" dedi. Günümüzde sanayicinin sadece yüksek faizle değil; finansmana erişim zorlukları, artan üretim maliyetleri, kur baskısı, daralan iç ve dış talep ile düşen kârlılıkla mücadele ettiğini belirten Büyüksimitci, son dönemde artan iflas ve konkordato haberlerinin üretim dünyası için ciddi bir uyarı olduğu şeklinde konuştu. Sanayicinin üzerindeki finansman yüküne işaret eden Büyüksimitci, "Bugün pek çok işletmemiz elde ettiği kârı yatırımına, üretimine veya ihracatına ayırmak yerine finansman giderlerine harcamak zorunda kalıyor. Sanayicimiz alın teriyle kazanıp, kazandığını faize ödüyor" ifadelerini kullandı. "Finansman maliyetleri yatırımların önündeki en büyük engel" İSO 500 araştırması sonuçlarının da bu durumu teyit ettiğini belirten Büyüksimitci, Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarında faaliyet kârlılığının düştüğünü, finansman giderlerinin ise rekor seviyelere ulaştığını belirtti. Büyüksimitci, "Üretim yapan işletmelerimiz hayatta kalma mücadelesi verirken, finansman maliyetleri yatırımların ve büyümenin önünde en büyük bariyer haline gelmiştir. Üretim yapan, istihdam sağlayan ve ihracat gerçekleştiren işletmelerimizin bu yükü daha fazla taşıması mümkün değildir" diye konuştu. Ekonomi programının temel hedefi olan dezenflasyon sürecine destek verdiklerini belirten Büyüksimitci, bu süreçte üretim kapasitesinin korunmasının ve sanayinin rekabet gücünün muhafaza edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Sanayicinin temel sorununun talep yetersizliği değil, finansmana erişim olduğunu vurgulayan Büyüksimitci, "Üretim kapasitemiz, sipariş alma tecrübemiz ve ihracat gücümüz mevcut. Ancak uygun maliyetli finansmana erişemeyen işletmelerimizin bu potansiyeli hayata geçirmesi her geçen gün zorlaşıyor" dedi. Üretim ekonomisini canlandıracak ek adımların atılması gerektiğini ifade eden Büyüksimitci, özellikle üretim yapan firmalar için kredi kanallarının daha erişilebilir hale getirilmesinin ve finansman yükünün hafifletilmesinin üretimin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını kaydetti.

Volkswagen'de Kâr Kaybı ve Büyük Yeniden Yapılanma Planı: 100 Bin Kişilik İşten Çıkarma Gündemde Haber

Volkswagen'de Kâr Kaybı ve Büyük Yeniden Yapılanma Planı: 100 Bin Kişilik İşten Çıkarma Gündemde

Almanya'nın en büyük otomotiv üreticisi Volkswagen Group, ikinci çeyrek finansal sonuçlarında kârlılığında önemli bir düşüş yaşandığını açıkladı. Şirketin operasyonel kârı geçen yılın aynı dönemine göre gerilerken, yönetim 2025 yılına ilişkin ciro beklentisini de aşağı yönlü revize etti. Otomotiv sektöründeki küresel rekabet, Çinli elektrikli araç üreticilerinin yükselişi, artan maliyetler ve uluslararası ticaret gerilimleri Volkswagen üzerindeki baskıyı artırıyor. Şirket, maliyetleri düşürmek amacıyla kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecine hazırlanırken, dünya genelinde 100 bine kadar istihdam kaybı ihtimali gündeme geldi. Volkswagen'in Kârı Geriledi CNN International'ın aktardığı bilgilere göre Volkswagen'in operasyonel kârı, haziran ayı sonunda tamamlanan üç aylık dönemde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 10 azaldı. Şirketin operasyonel kârı 3,5 milyar euro seviyesine gerilerken, finansal sonuçlar yatırımcılar tarafından olumsuz karşılandı. Açıklamaların ardından Volkswagen hisseleri cuma günü yaklaşık yüzde 2 değer kaybetti. Şirket hisselerindeki düşüş son 12 aylık dönemde yüzde 30'u aşarken, yatırımcıların Volkswagen'in gelecekteki büyüme kapasitesine ilişkin endişelerinin arttığı belirtildi. Ciro Beklentisi Aşağı Yönlü Revize Edildi Volkswagen yönetimi, yıl sonu gelir beklentisinde de değişikliğe gitti. Daha önce yaklaşık yüzde 3 büyüme öngören şirket, yeni tahmininde cironun yaklaşık yüzde 3 küçülebileceğini açıkladı. Yönetim, küresel otomotiv pazarındaki zorlu koşullar, elektrikli araç dönüşümünün maliyetleri ve rekabet baskısının beklentiler üzerinde etkili olduğunu ifade etti. 100 Bin Kişilik İşten Çıkarma Gündemde Dünya genelinde yaklaşık 650 bin kişiye istihdam sağlayan Volkswagen, daha önce Almanya'daki operasyonlarında küçülmeye gideceğini açıklamıştı. Şirket, 2030 yılına kadar Almanya'da yaklaşık 50 bin kişinin işten çıkarılabileceğini duyurmuştu. Ancak CEO Oliver Blume tarafından çalışanlara gönderilen bilgilendirme notu, yeniden yapılanmanın daha geniş kapsamlı olabileceğini ortaya koydu. Blume, dünya genelinde ilave 50 bin çalışanın daha etkilenebileceğini ve Almanya'da dört fabrikanın kapatılmasının değerlendirildiğini açıkladı. Planların uygulanması halinde Volkswagen Grubu'ndaki toplam istihdam kaybının 100 bin kişiye ulaşabileceği belirtiliyor. "Mevcut Ölçek Sürdürülebilir Değil" Volkswagen CEO'su Oliver Blume, şirketin mevcut çalışan sayısının uzun yıllar içinde sürdürülebilir olmayan bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Blume, otomotiv sektöründeki dönüşümün şirketleri daha verimli üretim modellerine yönelmeye zorladığını belirterek, maliyet yapısının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Volkswagen yönetimi, özellikle elektrikli araç pazarındaki rekabet nedeniyle üretim süreçlerinde daha esnek ve düşük maliyetli bir yapıya geçmeyi hedefliyor. Çinli Üreticiler Baskıyı Artırıyor Volkswagen'in karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan biri Çin merkezli elektrikli araç üreticilerinin hızlı yükselişi olarak gösteriliyor. Daha düşük üretim maliyetleriyle faaliyet gösteren Çinli şirketler, Avrupa pazarında daha uygun fiyatlı elektrikli araç modelleriyle Volkswagen gibi geleneksel üreticilere karşı güçlü bir rekabet oluşturuyor. Sektör analistleri, Volkswagen'in rekabet gücünü koruyabilmek için maliyet azaltıcı adımlar atmasının kaçınılmaz olduğunu değerlendiriyor. GlobalData Kıdemli Analisti Mark Hogan, Çinli yeni üreticilerin pazara daha hızlı şekilde yeni modeller sunduğunu belirterek otomotiv sektöründeki dengelerin değiştiğine dikkat çekti. Hogan, "Çok çalkantılı bir dönemdeyiz. Artık otomotivde 'yıkılamayacak kadar büyük' diye bir şey kalmadı" değerlendirmesinde bulundu. ABD Vergileri Milyarlarca Euro Maliyet Getirdi Volkswagen CEO'su Blume, şirketin karşı karşıya kaldığı dış baskılara da dikkat çekti. Özellikle ABD'nin ihracata uyguladığı ek gümrük vergilerinin şirket üzerinde önemli bir mali yük oluşturduğunu söyledi. Blume, söz konusu vergilerin Volkswagen'e yıllık yaklaşık 5 milyar euro maliyet oluşturduğunu ifade etti. Ticaret savaşları, jeopolitik belirsizlikler ve küresel tedarik zincirindeki sorunlar, otomotiv üreticilerinin maliyetlerini artıran başlıca faktörler arasında gösteriliyor. Volkswagen İçin Kritik Dönem Başlıyor Volkswagen'in aldığı küçülme ve yeniden yapılanma kararları, yalnızca şirket çalışanları açısından değil, Almanya otomotiv sanayisi açısından da büyük önem taşıyor. Yüzyılı aşkın süredir ülkenin sanayi gücünün simgelerinden biri olan Volkswagen'in dönüşüm süreci, Avrupa otomotiv sektörünün geleceği açısından da yakından takip ediliyor. Şirketin önümüzdeki dönemde maliyetleri azaltma, elektrikli araç yatırımlarını sürdürme ve Çinli rakiplerle rekabet edebilme konusunda atacağı adımlar, Volkswagen'in küresel pazardaki konumunu belirleyecek.

Macron, Davos'ta Trump'a mesaj gönderdi: Tehditlere karşı çıkarlarımızı koruyacağız Haber

Macron, Davos'ta Trump'a mesaj gönderdi: Tehditlere karşı çıkarlarımızı koruyacağız

Konuşmasını, odadaki büyük kahkahalara "Barış, istikrar ve öngörülebilirlik zamanı" diyerek açtı. Yine de "istikrarsızlık ve dengesizliğe" yaklaştık, diye ekledi Macron ve "çatışmanın normalleştiğini" belirtti. Ardından Trump'a dolaylı potshot geldi: 2025'in düzinelerce savaşla boğuştuğuna işaret ederken, Fransız cumhurbaşkanı, "Bazılarının çözüldüğünü duydum" dedi. Aksi takdirde ekonomi ağırlıklı konuşmasının sonuna doğru konuya geri döndü. Macron, "Yeni emperyalizm veya yeni sömürgecilik zamanı değil" dedi. "Bu, vatandaşlarımız için bu üç küresel zorluğu çözmek için bir işbirliği zamanı." Macron, "Zorbalara saygıyı tercih ediyoruz," diye bitirdi. "Ve hukukun üstünlüğünü vahşete tercih ediyoruz." Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'na (WEF) hitap etti. Dünyanın bir kuralsızlık düzenine kaydığını, uluslararası hukukun ayaklar altına alındığını ve emperyal hırsların yeniden su yüzüne çıktığını söyleyen Macron, "Önümüzdeki ay dördüncü yılına girecek olan Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü saldırı savaşı, bunun en açık örneğidir. Orta Doğu ve Afrika genelinde çatışmalar sürmektedir. Bu tablo, etkili kolektif yönetişimin olmadığı bir dünyaya doğru kayışı yansıtıyor" dedi. ABD'yi Avrupa'yı kendine tabi kılmaya çalışmakla suçladı Kolektif yönetişimin olmadığı yerde işbirliğinin yerini azılı bir rekabete bıraktığını ifade eden Macron, "Rekabet çerçevesinde ABD, ihracat çıkarlarımızı zayıflatan ticaret anlaşmaları ve azami tavizler talep ederek açık bir şekilde Avrupa'yı zayıflatmayı ve kendisine tabi kılmayı hedefliyor. Buna, esasen kabul edilemez olan ve özellikle ülkelerin toprak bütünlüğü ve egemenliğine karşı baskı aracı olarak kullanıldığında daha da sorunlu hale gelen, bitmek bilmeyen yeni gümrük tarifeleri ekleniyor" dedi. "Danimarka'yı desteklemek amacıyla Grönland'daki ortak tatbikata katılmaya karar verdik" Macron, "Dünyanın giderek daha da sertleştiği bir ortamda Fransa ve Avrupa, etkili birçok taraflılığı savunmalıdır. Çünkü bu, bizim çıkarlarımıza ve güç kullanımı kuralına boyun eğmeyi reddeden herkesin çıkarına hizmet eder" ifadelerini kullandı. Fransız lider, "Bu ilkeler doğrultusunda kimseyi tehdit etmeden, yalnızca başka bir Avrupalı müttefikimiz olan Danimarka'yı desteklemek amacıyla Grönland'daki ortak tatbikata katılmaya karar verdik" şeklinde konuştu. Ticaret savaşları, korumacı gerginlik ve aşırı üretim yarışlarının sadece kaybeden taraflar oluşturacağını vurgulayan Macron, "Bu nedenle temel önceliğimiz, küresel ekonomik dengesizliklerle mücadeledir. Mevcut dengesizlikler bazı kilit olgulara dayanıyor ve hepimizin kendi gündemini ortaya koyması gerekiyor. Bunlar arasında ABD'de aşırı tüketim, Çin'de yetersiz tüketim ve aşırı yatırım ile Avrupa'da yetersiz yatırım ve rekabet gücü eksikliği yer alıyor" dedi. Avrupa'nın pazar olarak fazla saf hareket ettiğini ve herkese açık bir pazar konumunda olduğunu vurgulayan Macron, "Avrupa pazarına erişildiği gibi Çin pazarına erişilemez. ABD ve pek çok başka ülke de yatırım ve ticarette belirli koruma düzeyleri mevcut. Avrupalılar ise diğer ülkeler, küresel oyun kurallarına uymadığında kendi şirketlerini ve pazarlarını koruyamayan tek taraf" dedi. ABD'ye karşı "ticaret bazukası" ABD'ye karşı AB'nin "ticaret bazukası" olarak adlandırılan ekonomik misilleme mekanizmasının devreye sokmasını talep eden Macron, "Avrupa'nın çok güçlü ekonomik araçları bulunuyor ve bize saygısızlık edildiğinde ve oyunun kurallarına uyulmadığında bunları kullanmalıyız. Avrupa'nın zorlama karşıtı aracı güçlü bir enstrüman ve bugünün zorlu ortamında onu devreye sokmaktan çekinmemeliyiz" dedi. "Daha fazla Çin yatırımına ihtiyaç var" Çin'e karşı olmadıklarını fakat Avrupa'nın Çin konusunda kendi sanayisini koruyacak adımlara ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Macron, "Avrupa'da bazı kilit sektörlerde daha fazla doğrudan Çin yatırımına ihtiyaç duyuyoruz. Bunlar, büyümemize katkı sağlayacak ve teknoloji transferi sağlayacak yatırımlar olmalı. AVrupa'da üretilenlerle aynı standartlara sahip olmayan ve çok daha fazla sübvanse edilen ürünlerin Avrupa'ya ihraç edilmesine ihtiyacımız yok" dedi. Macron, 2026'da daha güçlü ve daha bağımsız bir Avrupa için daha fazla yatırım, savunma ve güvenlik için çalışacaklarını ifade ederek, "Daha fazla büyüme ve istikrara ihtiyacımız var. Zorbalık yerine saygıyı, siyasallaşma yerine bilimi, vahşet yerine hukukun üstünlüğünü tercih ediyoruz" dedi. Oturumun panel kısmında rekabet açısından ABD'nin gerisinde kalan Avrupa ekonomisi için çözümün ne olduğu yönündeki bir soruya cevabında Macron, Avrupa'da büyük çaplı bir sadeleştirme paketinin "oyun değiştirici" olacağını söyledi. Macron, "2025 yılında Çin, tarihte ilk kez dünyanın geri kalanına karşı bu denli büyük bir ticari fazla verdi. Bunun üçte biri ABD, üçte biri Avrupa, üçte biri de dünyanın geri kalanı ile oldu. Bu, bir trilyon dolar civarındaydı ve daha önce hiç olmadığı kadar büyüktü" dedi. Almanya ve Çin arasındaki ticari dengenin de ilk defa Almanya adına bir ticaret açığına dönüştüğüne dikkat çeken Macron, "Bu, Avrupa adına oyunu değiştiren bir gelişme. Bu yüzden, bu sorunu mutlaka çözmemiz gerekiyor" dedi. Bir diğer meselenin de tarifeler olduğunu söyleyen Macron, "Mevcut bağlamda müttefikler arasında tarifelerin olması mantıklı değil" ifadelerini kullandı. Macron, "Tarifelerin olması, yani bölünmüş olmak, hatta mevcut durumda ilave tarifelerle tehdit edilmek mantıklı değil. Bizim için asıl çılgın olan şey ise, ABD'nin ilave tarifeler getirmesi durumunda ilk kez ABD'ye karşı zorlama karşıtı aracı kullanmak zorunda bırakılacak olmamız. Bunu hayal edebiliyor musunuz? Bu çılgınlık. Buna üzülüyorum ama öngörülmezliğin ve gereksiz saldırganlığın sonucu bu. Dolayısıyla yapmamız gereken, hepimizin sakin kalması" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.