Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ticaret

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Ticaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ticaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan STRATCOM Zirvesi’nden dünya barışı mesajı verdi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan STRATCOM Zirvesi’nden dünya barışı mesajı verdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl beşincisi düzenlenen Stratejik İletişim Zirvesi’ne (STRATCOM) gönderdiği video mesajda, “Türkiye olarak tüm dünyada huzur ve güvenin yeniden inşa edilmesi için tüm imkanlarımızı seferber etmeye kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden gelen katılımcılara İstanbul’da hoş geldiniz dedi ve “Kıtaların, kültürlerin ve gönüllerin buluşma noktası İstanbul’a sefalar getirdiniz” mesajını iletti. Zirvenin teması “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” olarak belirlendi. Cumhurbaşkanı, iki gün boyunca sürecek panellerde liderlik diplomasisinden dijital dönüşüme, kriz yönetiminden göç ve sosyal politikalara kadar geniş bir yelpazede ele alınacak konuların insanlık için faydalı sonuçlar doğurmasını temenni etti. Ayrıca, zirveye katkı sunacak akademisyen, sivil toplum ve uluslararası aktörlere teşekkürlerini iletti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başkanlığımız tarafından İstanbul'da düzenlenen "STRATCOM Zirvesi"ne video mesaj gönderdi. pic.twitter.com/peNufkPkab — T.C. İletişim Başkanlığı (@iletisim) March 27, 2026 Cumhurbaşkanı Erdoğan, videolu mesajında, “İkinci Cihan Harbi sonrası kurulan uluslararası sistem neredeyse her alanda meşruiyet krizi yaşıyor. Güç rekabeti enerji, teknoloji ve ticaret gibi alanlara yayılırken, sorunlar diyalog yerine silahla çözülmeye çalışılıyor, soykırımlar, savaşlar ve krizler giderek artıyor” değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı, hakikat ve doğruların tahrif edilmesine karşı iletişim ve iş birliği mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin insani değerleri ve adaleti merkeze alan barış odaklı duruşunu sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan : Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan : Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz

Dışişleri Bakanı Fidan, (17 Mart 2026 Salı) Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Ankara’da bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Fidan ve mevkidaşı Anand, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Burada konuşan Bakan Fidan, bölgedeki durumuyla ilgili olrarak, "Körfez’e süren tırmanma bağlamında ortak endişelerimiz de artmakta, bildiğiniz gibi savaş her geçen gün yaygınlaşmakta. Devam eden savaş bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirmekte. Ayrıca durdurulamadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline de sahiptir. Türkiye olarak krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürütmekteyiz. Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." değerlendirmesinde bulundu. Bölge ziyaretlerine çıkmaya başlayacağını söyleyen Fidan, "Bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah yani hem Cumhurbaşkanımızın konuyla ilgili mesajlarını paylaşma hem de Türkiye’nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum." açıklamasını yaptı. Bakan Fidan, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Bakanlıkta görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. "Savaşın Lübnan'da da yaygınlaşmaya başladığını" ve Irak'ta da "giderek daha çetrefilli hale geldiğini" belirten Fidan, "İslam dünyasının başına çökmüş olan bu savaş musibetinin bir an önce kaldırılması için ne türden adımlar atması konusundaki gayretlerimiz bitmiyor." ifadesini kullandı. Fidan, İsrail'in İran'a saldırılarına dikkati çekerek, "Diğer taraftan İsrail'in siyasi suikastleri, özellikle İranlı devlet adamlarına, siyaset adamlarına yönelik yaptığı siyasi suikastler, normal savaş hukukunun dışında olan gerçekten illegal faaliyetler. Bunların da bir an önce son bulması gerekiyor." diye konuştu. Yarından itibaren bölge ziyaretlerine çıkacağını bildiren Fidan, şöyle devam etti: "Savaşın durdurulması için atılabilecek adımları görüşmek üzere yakında bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah hem Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) konuyla ilgili mesajlarını paylaşmak hem de Türkiye'nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum." Fidan, birçok Batılı ve Doğulu mevkidaşıyla görüştüğünü, onların görüşlerini aldığını ve durumu değerlendirdiklerini aktararak, "Amacımız aynı, herkesin kendi sınırları içerisinde güvenlik ve egemenlik içinde yaşadığı, Filistinlilerin de devletinin olduğu, İran'ın, Arapların, bizim hepimizin barış, huzur ve güvenlik içerisinde yaşadığı, egemenlik içinde yaşadığı bir coğrafya. Bunun olabilmesi mümkün. Bu vizyonumuz var. Bunun için çalışmaya büyük bir azimle devam edeceğiz." şeklinde konuştu. Fidan, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan gerilime işaret ederek, "Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." dedi. Türkiye ile Kanada arasındaki ilişkilerin genel seyrini, ilerleyen ve ilerlemesi gereken alanlara ilişkin fikir alışverişinde bulunduklarını belirten Fidan, "Biz Kanada'yla uzak coğrafyalarda yer almakla birlikte küresel barış ve istikrara aynı vizyonla bakan iki köklü müttefikiz." dedi. Fidan, mevkidaşı ile bölgesel ve küresel meselelerde yakın işbirliği içinde çalıştıklarını, bu yapıcı diyaloğun Anand'ın ziyareti ile daha ileri bir noktaya taşınmış olduğunu ifade etti. Kanada Başbakanı Mark Carney'in görevine geldiği günden bu yana hem dış politikada hem de ekonomi politikalarında son derece olumlu değişiklikler yaptığını belirten Fidan, bu gelişmeleri takdirle takip ettiklerini söyledi. Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kanada Başbakanı Carney arasındaki liderler ilişkisinin ortak vizyona dayalı, iki ülke çıkarlarını gözeten ve dünya barışı ile ekonomisine katkı sağlamayı hedefleyen model bir ilişki olma yönünde olduğunu vurguladı. Carney'in bu yıl Türkiye'ye yapması planlanan ziyaretine yönelik hazırlıkların titizlikle yürütüldüğünü aktaran Fidan, "Bölgemizde sıcak gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşecek bu ziyaretin işbirliğimize ivme kazandıracak kritik bir eşik teşkil ettiğine inanıyoruz." dedi. Fidan, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin 2025'te 2,7 milyar dolar olarak gerçekleştiğine dikkati çekerek, bu rakamın gelecek dönemde daha da ileri noktalara ulaşmasını beklediklerini açıkladı. Kanada ile nükleer enerji başta olmak üzere enerji sektöründe de işbirliğini kuvvetlendirecek adımlar attıklarını söyleyen Fidan, siyasi diyalogla ortaya konulan bu iradenin ekonomik ve ticari ilişkilere de doğrudan yansıdığını görmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti. İran'daki gelişmeler bölgesel güvenlik alanında ciddi riskleri beraberinde getiriyor Fidan, görüşmelerde savunma alanındaki işbirliğinin üst seviyelere çıkarılması ve Türkiye'nin yakın çevresinde önemli krizlerin yaşandığı bir dönemde Avrupa-Atlantik coğrafyasının güvenliğine yönelik katkıları kararlılıkla sürdüreceğini bir kez daha teyit ettiklerini aktardı. Bu kapsamda, AB üyesi olmayan müttefiklerin AB'nin savunma ve güvenlik alanındaki girişimlerine dahil edilmeleri gerektiğinin altını çizen Fidan, "AB'nin yürüttüğü bu girişimlerin NATO ile tekrara düşmeyen, NATO'nun faaliyetlerini tamamlayıcı mahiyette ve tüm müttefiklerin katkısına açık bir anlayışla yürütülmesi elzemdir." şeklinde konuştu. Fidan, ABD ve İsrail'in İran saldırılarıyla başlayan gerilimin bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirdiğini aktararak, bu saldırıların durdurulmadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline sahip olduğunu vurguladı. Türkiye olarak söz konusu krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürüttüklerini kaydeden Fidan, "Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız." dedi. Fidan, Orta Doğu'daki savaşın Rusya ile Ukrayna arasındaki barış çabalarını sekteye uğratmaması gerektiğini belirterek, "Bu sorunu sonlandırmaya yönelik diplomatik çabaların, uluslararası hukukun ve BM şartının temel ilkeleriyle uyumlu, kalıcı ve adil bir barışla bir an önce neticelenmesini umuyoruz. Müzakerelerin bir sonraki turunun en kısa sürede gerçekleştirilmesi için ev sahipliği yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha burada ifade ediyorum." ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, bugün Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı telefon görüşmesine değinerek, görüşmede Türkiye'nin müzakerelere yapabileceği katkılarla ilgili görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti. "Mescid-i Aksa'da ibadetin engellenmesi kabul edilemez bir adımdır" Kanada Dışişleri Bakanı Anand ile Filistin ve Lübnan konularını da ele aldıklarını belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gündem ne kadar değişirse değişsin, Gazze'de yaşanan trajedi değişmiyor. (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümetinin Gazzelileri daha da ağır şartlara mahkum eden ateşkes ihlallerine göz yumulmamalıdır. Aynı zamanda Mescid-i Aksa'da ibadetin engellenmesi de kabul edilemez bir adımdır. Bu provokasyon karşısında herkes tek ses olmalıdır. İsrail'in Batı Şeria'da dayatmaya çalıştığı oldubittiler, iki devletli çözümü ciddi biçimde tehdit etmektedir. İsrail'in yeni krizleri fırsat bilerek Filistin'de adil ve kalıcı çözüm çabalarını sekteye uğratmasına kesinlikle ama kesinlikle imkan tanınmamalıdır." Fidan, uluslararası toplumun iki devletli çözüm vizyonu etrafında daha güçlü bir danışma sergilemesi gerektiği çağrısında bulundu. İsrail'in Lübnan'a yönelik başlattığı kara harekatının sivil nüfus için şimdiden ağır sonuçlar doğurduğunu ifade eden Fidan, İsrail'in bu adımının işgale dönüşmesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Fidan, Türkiye ve Kanada'nın uluslararası arenada sergiledikleri vizyonla küresel ölçekte ağırlıkları giderek artan, krizler karşısında özgün söz söyleyebilen iki kilit aktör olduğuna dikkati çekerek, iki ülke arasındaki işbirliğinin her alanda derinleştirilmesi için çalışmalar yürüttüklerini aktardı. " Türkiye, gelişmeleri uzun yıllardır çok yakından takip etmekte" Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, "Türkiye, bölgenin sorumlu bir ülkesi olarak gelişmeleri uzun yıllardır çok yakından takip etmekte." dedi. Fidan, bu nedenle olayların ne zaman hangi aşamaya geleceği yönünde öngörülerinin bulunduğunu belirterek, "Umarım kötü olanlar gerçekleşmez diye de sürekli bir temenni, eylem içerisinde oluyoruz." diye konuştu. Haziran 2025'te İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük çatışmanın ardından, böyle bir savaşın çıkma ihtimalini ve tarafların bu yönde hazırlık yaptığını gördüklerini belirten Fidan, "Böyle bir yaygın kanaatimiz de vardı ve bu sefer bunun daha büyük yayılma riski göstermesini de bekliyorduk." ifadelerini kullandı. Fidan, bu nedenle gelişen süreçte yoğun bir çalışma içerisine girdiklerini belirterek, "Hem kendimiz hem bölge ülkeleriyle gerçekten tıkanmış olan görüşmeleri tekrar nasıl başlatırız? Diplomasinin yolunu nasıl açarız? Bölgede bu yıkımı nasıl önleriz? Cumhurbaşkanımızın ve bizim baştan beri en büyük gayretimiz hep bu yönde oldu." değerlendirmesini yaptı. "Türkiye'nin bütün etkisini, gücünü, dostları üzerindeki samimiyetini, bağını kullanarak bu ajandayı ilerletmek istedik." diyen Fidan, günün sonunda "savaşın başladığını" dile getirdi. Bakan Fidan, "Amerika, İsrail'in de bastırmasıyla, İsrail'le beraber İran'a saldırdılar. Şimdi buna mukabil İran bildiğiniz gibi bölge ülkelerine saldırdı ve şu anda bir yaygınlaşmış savaş var. Tabii hep kötünün kötüsü vardır, iyinin iyisi vardır. Kötü durumdan daha kötü duruma geçmemek için ne yapılabilir? Bu sefer onunla meşgul oluyoruz." ifadelerine yer verdi. Lübnan ve Gazze'deki son durum Fidan, Gazze ve Lübnan'daki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini belirterek, Gazze Barış Planı'nın hayata geçirilmesi için hem Türkiye'nin hem de diğer müttefiklerin elinden geleni yaptığını kaydetti. Öte yandan, Gazze konusunda ortak çalışmalar yürüten ülkelerin şu anda savaş telaşı içinde olduğuna dikkati çeken Fidan, özellikle insani yardımlar ve görüşmelerin devamının sağlanması konusunda çabaların yoğun şekilde devam ettiğini aktardı. Kanada Dışişleri Bakanı Anand: Kanada, Türkiye'nin rolünü mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, Türkiye'nin coğrafi konumunu "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" şeklinde tanımlayarak "Kanada, Türkiye'nin rolünü, mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor ve mevkidaşım Sayın Fidan, gerçekten mühim bir rol oynuyor." dedi. Anand, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Bakanlıktaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bakan Fidan'a tüm yapıcı görüşmeler için teşekkür eden Anand, "Bugün, ilişkilerimizdeki pozitif ivmeyi konuştuk. Enerji, ticaret, savunma, güvenlik ve halklar arası ilişkileri değerlendirdik." ifadesini kullandı. Anand, Türk halkına Kanadalıları güzel ağırladıkları için teşekkür ederek, "Halihazırda Orta Doğu'da yaşanan kriz çerçevesinde çok önemli bir dayanışma sergiledi Türk halkı ve Kanadalılara büyük bir destek sağladı. Haftalar boyunca Kanada Konsolosluk yetkilileri, İstanbul'da yüzlerce Kanadalıyı ağırladı ve Orta Doğu'dan, Körfez ülkelerinden gelen Kanada vatandaşlarına yardımcı oldu." diye konuştu. İki ülke arasındaki iyi ilişkileri devam ettirme konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Anand, "Bu çerçevede üst düzey ikili ve çok taraflı angajmanı artıracağız. Bu, Türkiye'ye gerçekleştirdiğim ilk ziyaret. Gelecekte Sayın Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan ve Başbakan Carney (Kanada Başbakanı Mark Carney) arasında da böyle bir ziyaret düzenlenecek." ifadelerine yer verdi. Anand, Türkiye'de yaptığı görüşmelerin önemine işaret ederek, "Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz (Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz), Sayın Bakan Bayraktar (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar) ile de önemli görüşmeler gerçekleştirdim." dedi. İki ülke arasında enerji, ekonomik işbirliği, ticaret, yatırım, savunma sanayi, güvenlik ve halklar arası ilişkiler konularına işaret eden Anand, "Bunlar her iki ülkeyi de bir başka seviyeye taşıyacak olan gelişmeler." görüşünü dile getirdi. Anand, NATO'da müttefik iki ülke olarak bu temelin üstüne inşa edilebilecek çok önemli alanlar olduğunu söyleyerek, "Kanada'nın İzmir'de bir grup görevlisi var. Oradaki NATO üssünde çalışıyorlar ve bizler de NATO'da müttefik olarak birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz." diye konuştu. İki ülkeyi birbirine bağlayan ilişkilerin çok güçlü olduğunun altını çizen Anand, "Binlerce Kanadalı var Türk kökenli, Kanada'da yaşamakta olan ve 300 bin Kanadalı turist de her yıl Türkiye'yi ziyaret ediyor." değerlendirmesinde bulundu. "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" Anand, Türkiye'nin coğrafi konumunu "Doğu kültürünü Avrupa'ya bağlayan önemli bir kavşak" şeklinde tanımlayarak, sözlerine şöyle devam etti: "Kanada, Türkiye'nin rolünü, mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor ve mevkidaşım Sayın Fidan, gerçekten mühim bir rol oynuyor. Bir kez daha şunu ifade etmek istiyorum; Türkiye, burada arabuluculuk rolünü üstlenen çok önemli bir ülkedir ve Sayın Bakan, çok önemli bir rol oynamaktadır." Anand, Orta Doğu'daki durumu çok detaylı bir biçimde ele aldıklarını aktararak, şunları kaydetti: "Bizim birlikte buradaki çatışmayı ve gerilimi azaltmak için yapacağımız çalışmalar, sivillerin korunması ve diplomatik bir çözüm bulunarak mevcut savaşın sona erdirilmesi için çok önemli olacak. Ben aslında Kanada'nın bu anlamda gerilimin azaltılmasıyla ilgili taahhüdünü ortaya koymak için bölgeyi ziyaret ediyorum ve tarafları bir araya getirmek için önemli bir rol oynayabileceğimizi düşünüyorum. Sayın Fidan'ın da ifade ettiği gibi daimi, kalıcı ve adil bir barış buradaki nihai hedefimizdir." Anand, Bakan Fidan'a misafirperverliği için teşekkür ederek, "Resmen sizi Kanada'ya davet ediyorum. Sizi orada ağırlamayı büyük bir istekle bekliyorum." dedi. "Nükleer enerjiyle ilgili olarak da Türkiye'yle birlikte çalışmak istiyoruz" Anand, Körfez ülkelerine gerçekleştirilen saldırılarla ilgili Kanada tarafının bu saldırıları kınadığını belirterek, Körfez'deki ülkelerle onların yanında da durduklarını ifade etmek istediğini söyledi. Körfez ülkeleriyle temas ettiğini, onlarla görüştüğünü aktaran Anand, "Kanada'nın bu konudaki pozisyonunu, konumunu net bir biçimde ifade ettim. Bu karşı saldırıların, İran tarafından gerçekleştirilen saldırıların mutlaka durması gerekiyor. Gerek Doha'ya olsun ya da yine bizim burada bulunduğumuz ülkeye karşı saldırılarının da mutlaka durması gerekiyor." ifadelerini kullandı. Anand, Türkiye-Kanada arasındaki nükleer işbirliğiyle ilgili bunun çok daha geniş bir enerji alanında diyalog çerçevesinde gerçekleştiğini, halihazırda Türkiye'yle bu alanda geniş bir diyaloglarının olduğunu belirtti. "Nükleer enerjiyle ilgili olarak da Türkiye'yle birlikte çalışmak istiyoruz." diyen Anand, imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde hareket edip, nükleer reaktör alanında da Türkiye'yle işbirliği yapmayı hedeflediklerini aktardı. Anand, nükleer reaktör açısından bakıldığında modüler reaktörlerle ilgili olarak bu tasarımın yine rekabetçi bir avantaj getirebilmesinin söz konusu olacağını söyledi. "Kritik madenlerle ilgili olarak da tabii ki doğal kaynak üzerindeki bu geniş kapsamda diyaloğumuzu değerlendirebiliyoruz. Burada Türkiye'yle ortaklık yapma konusunda kritik madenler ve mineraller konusunda önemli bir diyalog fırsatı olabileceğini düşünüyoruz." ifadelerini kullanan Anand, iki ülke enerji bakanlarının temas halinde olduklarını aktardı. Anand, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına ilişkin "Biz Lübnan'daki insani durumun son derece endişe verici olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda bunun çok daha kötüye gitme potansiyeli de var eğer bir kara harekatı olacak olursa." dedi. Kanada'nın Lübnan'a 37,7 milyon dolarlık yardım yapacağını ve bunun çok taraflı örgütlerle dağıtılacağını belirten Anand, bu saldırılar nedeniyle ailelerin gıda ve su gibi temel kaynaklara erişemediklerine dikkati çekti.

Dışişleri Bakanı  Hakan Fidan: Milli güvenliğimizden zerre taviz vermeyeceğiz Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Milli güvenliğimizden zerre taviz vermeyeceğiz

Bakan Fidan'ın konuşmasından satır başları şu şekilde: "Değerli kardeşim, Şubat ayında göreve başlamasının ardından ilk ikili ziyaretini Türkiye’ye yapıyor. Türkiye olarak Bangladeş’teki istikrarlı süreci sonuna kadar destekledik. Bangladeş’in gerek İslam dünyasında gerek bölgesinde hak ettiği yeri alması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de çalışmaya devam edeceğiz. Bangladeş ile bizim çok köklü ilişkilerimiz var. Bengal halkının, Balkan Harbi sırasındaki yardımları ve Kurtuluş Savaşına verdiği destek bu kardeşliğin en önemli örnekleri arasında yer alıyor. Bugün de bu sağlam temeller üzerine, çok daha güçlü ve vizyoner temeller inşa etmeyi hedefliyoruz. Ticaret, yatırım ve savunma sanayii gibi alanlarda atabileceğimiz çok adım var. Şu anda ikili ticaret hacmimiz var olan potansiyeli çok yansıtmıyor. 1.3 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var, bunu da yükseltmemiz gerekiyor. Uluslararası teşkilatlarda ortak duruşumuzu ve iş birliğimizi daha da güçlendirme konusunda mutabık kaldık. Güçlenen ortaklığımız, Güney Asya’nın ve bölgede, istikrar ve refaha da doğrudan katkı sağlayacaktır. Krizin üzerinden yaklaşık 10 yıl geçmesine rağmen Rohingya Müslümanlarının maruz kaldığı trajedi ne yazık ki devam etmektedir. Bangladeş, 1 milyondan fazla Rohingya’ya ev sahipliği yaparak, tüm insanlık adına tarihi bir fedakarlık sergilemektedir. Ülkemiz tarafından, Rohingyalılar için sağlanan yardımların toplam değeri 80 milyon dolara ulaşmış durumdadır. TİKA, AFAD, Türk Kızılay’ı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından; sağlık, barınma, eğitim ve altyapı gibi alanlarda desteklerimizi aksatmadan sürdürmekteyiz. Bölgemizin istikrarı, güvenliği, huzuru ve refahı, dış politikamızın temel öncelikleri arasında yer alıyor. Ne yazık ki savaşın tüm bölgeye yayıldığını endişeyle müşahede ediyoruz. Bu yıkıcı tablo yalnızca, bölgesel güvenlik ve insani boyutta kalmadığı, küresel ekonomik istikrara etki ettiği de aşikardır. Bu gelişmelerin bölgemizde telafisi imkansız, kalıcı düşmanlıklara yol açmasından da endişe etmekteyiz. Bu savaşa bir an önce son verilmesi gerekmektedir. Gelinen aşamada, tüm tarafların diplomasi masasına dönmesi gerektiği, kalıcı çözüme ancak diyalog yoluyla ulaşılabileceği açıktır. Türkiye olarak, gayretlerimizi tamamen bu yöne yoğunlaştırmış bulunmaktayız. Barış ve istikrar yönündeki samimi gayretlerimiz, sergilediğimiz anlayış ve yapıcı yaklaşım, milli güvenliğimizden zerre taviz vereceğimiz anlamına kesinlikle gelmemektedir. Dün ülkemize yönelen bir füze daha etkisiz hale getirilmiştir. Bu vahim hadiseyle ilgili olarak, İranlı muhataplarımızla doğrudan temas halindeyiz. İranlı mevkidaşımla, dünkü olaydan sonra da görüşüp haberleştik, yine kendileri bu olayı sahiplenmiyorlar. Böyle bir konunun talimatını verdiklerini ve böyle bir saldırıyla ilişkilerinin olmadığını söylüyorlar. Tabii ki elimizde teknik veriler başka şeyler var. Biz, bu veriler ve yapılan beyanlar arasında zıtlığı kendileriyle düzeylerde konuşuyoruz. Bizim bir numaralı önceliğimiz, savaşın daha geniş coğrafyaya yayılmasını engellemek, savaşın ömrünü kısaltmak ve Türkiye’nin hiçbir şekilde bu savaşın içine çekilmesine müsaade etmemek. Bölgemizi saran bu çatışma halinin temelinde yatan asıl sorunları görmezden gelemeyiz. Çok uzun süredir, Netanyahu hükümetinin yayılmacı politikalarını ve fundamentalist ideolojisinin bölgemizde neden olduğu kaosa ısrarla dikkat çekmekteyiz. İsrail’in bölgede, kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına göz yummamız mümkün değildir. Netanyahu hükümetinin, Gazze’de ateşkes ihlallerini sürdürmekte ve sahadaki insani durum her geçen gün ağırlaşmaktadır. İnsani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve Gazzellilerin, başta barınma olmak üzere temel ihtiyaçlarının karşılanması acil bir önceliktir. İsrail, iki devletli çözümü sekteye uğratmak için Batı Şeria’da yeni bir oldubittiye yönelik adımlar atmaktadır. Batı Şeria’da yerleşimciler her gün Filistinli kardeşlerimizi şehit etmektedir. Öte yandan, İsrail’in Mescid-i Aksa’yı faaliyete kapatması, bölgemizde yeni bir infiali tetikleyebilecek son derece tehlikeli bir adımdır. Bu tehlikeli provokasyondan bir an önce vazgeçilmeli, insanlığın ortak sorumluluğu olan kutsal mekanlara gereken saygı gösterilmelidir. İsrail, Lübnan’ı da yeniden insani bir felakete ve kalıcı bir istikrarsızlığa sürüklemek istemektedir. Netanyahu’nun, Hizbullah ile mücadele bahanesiyle yeni bir soykırıma yönelmesinden endişe duyuyoruz. Uluslararası toplumun, İsrail’in işlemeye devam ettiği suçlar karşısında bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir. Küresel ve bölgesel krizlerin çözümünü, ancak yetkin bir diplomasi ve güçlü kurumlarla mümkün olduğunun bilincindeyiz."

CNN: Çin, teknoloji sektöründe artık 'ABD'yi takip etmek' yerine lider olmak istiyor. Haber

CNN: Çin, teknoloji sektöründe artık 'ABD'yi takip etmek' yerine lider olmak istiyor.

Çin, yeni bir dönüm noktasında inisiyatifi ele alıyor. Ortadoğu'daki gerilimler ve ABD gümrük vergilerinin yol açtığı küresel ticaret aksamaları arasında, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ülkeyi bu çalkantılardan korumak için bir stratejiye bel bağlıyor: Pekin'i dünyanın önde gelen teknoloji süper gücü olarak konumlandırmak için inovasyonu teşvik etmek. Önümüzdeki beş yıl içinde Çin, halihazırda güçlü olan sanayi altyapısını geliştirmeyi, teknolojik öz yeterliliğini artırmayı ve yapay zekâ (YZ) ve robotik teknolojilerinden uzay ve kuantum hesaplamaya kadar ulusal teknolojik üstünlüğünü hızlandırması beklenen alanları güçlendirmeyi hedefliyor. Siyasi risk danışmanlık şirketi Eurasia Group'un Çin sorumlusu Dan Wang, "Çin ilk kez belirli teknolojilerde liderliği ele geçirmek istiyor. Odak noktası her zaman Batı'ya yetişmek olmuştur" dedi. Pekin'de bir hafta süren yıllık İki Oturum toplantısının sona ermesinin ardından Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in geleceğe yönelik stratejisinin ayrıntıları onaylandı. 15. Beş Yıllık Plan, Çin'in önümüzdeki beş yıl boyunca kalkınmasına rehberlik edecek "Kuzey Yıldızı" rolünü üstlenecek olarak kabul ediliyor. Çin ekonomisinin süregelen emlak krizi ve düşük tüketici güveni gibi derin yapısal zorluklarla boğuştuğu bir ortamda, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, teknoloji sektörünü güçlendirmeye odaklanıyor ve önümüzdeki on yıllarda büyümeyi desteklemek için gelişmekte olan teknolojilere proaktif bir şekilde yatırım yapıyor. Geçtiğimiz hafta Çin, büyüme hedeflerini uygulamaya koymaya başladığından beri belirlediği en düşük ekonomik büyüme hedefini açıkladı. Politika belgesinde, "Çalkantılı uluslararası değişimler ve bir dizi risk ve zorlukla karşı karşıya olduğumuz bu dönemde, işimizi iyi yapmaya odaklanmalıyız... güçlü yönlerimizi pekiştirmeli ve genişletmeli, darboğazları ve engelleri ortadan kaldırmalı ve zayıf yönlerimizin üstesinden gelmeliyiz" ifadesi yer alıyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in bu ayın sonlarında Pekin'de ABD Başkanı Donald Trump'ı ağırlayarak ticaret ateşkesini uzatmayı ve farklılıkları azaltmayı görüşmesi bekleniyor olsa da, uzmanlar dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ilişkilerin önümüzdeki beş yıl boyunca rekabet etrafında dönmeye devam edeceğine inanıyor. Uzman Dan Wang, "Akademiden sanayiye kadar her alanda iş birliği azalacak. Her iki taraf da birbirine olan bağımlılığını azaltmak istiyor, bu nedenle ayrışma süreci her iki taraftan da gerçekleşecek" yorumunu yaparken, sakin bir dönemin ardından ikili gerilimlerin yeniden alevlenebileceği konusunda da uyardı. Uzman Wang Huiyao'ya (Çin ve Küreselleşme Merkezi (CCG) Direktörü) göre, belirsizliklerle dolu bir dünyada Çin, kendisini "küresel ekonomi için istikrarlı bir çıpa" olarak konumlandırıyor. "ABD'nin bugün karşı karşıya olduğu Çin, hâlâ canlılık ve güçlü büyüme ivmesiyle hareket eden ve Beş Yıllık Planları aracılığıyla net stratejik kararlılıkla gelişen, son derece örgütlü bir ülkedir," diye belirtti akademisyen. Uzun vadeli bir oyun Çin'in kalkınma modeli, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) harcamaları konusunda ABD ile arasındaki farkı hızla kapatmasına yardımcı oluyor. Pekin, bilim ve teknoloji bütçesini yıllık %10 oranında artırma sözü verdi; bu oran, son iki yıldaki oranla karşılaştırılabilir düzeyde. Plan ayrıca, Ar-Ge yatırımlarını da yıllık en az %7 oranında genişletmeyi hedefliyor. CNN'in Çin hükümeti raporuna dayandırdığı habere göre, "Çin, yapay zeka, biyomedikal, robotik ve kuantum teknolojisi gibi alanlarda araştırma, geliştirme ve uygulamada, ayrıca bağımsız çip araştırma ve geliştirme alanında yeni atılımlarda dünyaya öncülük ediyor." Özellikle, Çin'in 15. Beş Yıllık Planında "yapay zeka" terimi 50'den fazla kez geçti; bu alan Çin'in lider konumunu gösterdiği, büyük ölçekli açık kaynaklı programlama dillerine hakim olduğu ve piyasaya sürülmesinde muazzam miktarda para topladığı bir alandır. Pekin'in hedefleri, sohbet robotlarının ötesinde, yapay zekâ entegre robotlardan yapay zekâ ajanlarına veya konuşma yeteneklerinin ötesindeki görevleri yerine getirebilen sistemlere kadar uzanıyor. Plan ayrıca, gelişmiş yapay zekâ hesaplama gücündeki eksikliği gidermek için mega hesaplama kümeleri oluşturmayı da öngörüyor. Bu girişimler, Çin'in yapay zekâ ile ilgili sektörünün değerini 2030 yılı sonuna kadar 10 trilyon yuanın (1,45 trilyon dolara eşdeğer) üzerine çıkarmayı hedefliyor. Çözülmemiş engeller Pekin'in kendi kendine yeterliliğe yönelik çabalarını artırma kararı, Batı teknolojisine olan bağımlılığını azaltmanın aciliyetini vurguluyor. Plan, yerli teknolojideki ilerlemelere vurgu yapsa da, belge aynı zamanda özellikle gelişmiş yarı iletken çipler olmak üzere kilit alanlarda "belirleyici atılımlar" elde etmek için "özel önlemler" alınmasını da öngörüyor. Geçtiğimiz iki başkanlık döneminde uygulanan ABD ihracat kontrolleri, Çin'in yarı iletken endüstrisi ve gelişmiş yapay zeka modellerinin geliştirilmesi de dahil olmak üzere ilgili sektörleri üzerinde muazzam bir baskı oluşturarak adeta bir "kısıtlama" yarattı. Çinli danışmanlık firması Trivium'da teknoloji politikası ortağı olan Kendra Schaefer'e göre, Pekin yapay zeka çip sektöründe ABD'ye olan bağımlılığından kurtulmayı acil bir stratejik ihtiyaç olarak görüyor. Ancak Çin, önümüzdeki beş yıl içinde Nvidia ile aynı seviyede çip üretemeyeceğinin de farkında. Schaefer'e göre Pekin bunun yerine "yarı iletken tedarik zincirindeki bağlantıları veya tamamlanmamış geleceğin yarı iletken teknolojilerini" hedef alarak bu alanlarda avantaj elde etmeyi amaçlıyor. İç güce odaklanma, Çin'in ekonomik gerçekliğini de yansıtıyor. Çin, on yıllardır "dünyanın fabrikası" rolüne ve ihracata dayanarak büyümeyi sürdürüyor; ancak artan ticaret fazlası, ticaret ortaklarıyla gerilimlere yol açıyor. Bu arada, Çin ekonomisi son yıllarda uzun süren emlak krizi, zayıf iç tüketici talebi ve endüstriyel aşırı kapasiteyle mücadele ederek deflasyonist baskılara yol açtı. Hollandalı ING bankasının baş ekonomisti Lynn Song, planın iç pazara verdiği önemin hem Çin'in ticaret dengesizliğine yönelik artan uluslararası baskıyı hem de Pekin'in dış riskler konusunda artan farkındalığını yansıttığını savunuyor. kaynak : cnn

Avrupa Birliği Temsilcisi Kallas: Amerika Birleşik Devletleri "Avrupa'yı bölmek" istiyor Haber

Avrupa Birliği Temsilcisi Kallas: Amerika Birleşik Devletleri "Avrupa'yı bölmek" istiyor

Reuters'ten aktarılan habere göre Kallas gazeteye verdiği demeçte, "Amerika Birleşik Devletleri'nin Avrupa'yı bölme arzusunun çok açık olduğunu herkesin anlaması önemli. Avrupa Birliği'ni sevmiyor" ifadesini kullandı. ABD Başkanı Donald Trump, ikinci döneminde Avrupa Birliği'ni defalarca hedef alarak üye devletlere ve diğer ülkelere gümrük vergileri uyguladı. Ayrıca Grönland'ı ilhak etme fikrinden de bahsetti; bu da NATO'yu fiilen sona erdirebilecek bir hamleydi. Trump yönetimi bu hafta, haksız ticaret uygulamaları iddiasıyla Avrupa Birliği ve Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve Meksika dahil olmak üzere birçok ülkeye yönelik bir dizi ticaret soruşturması başlattı. Bu soruşturmalar, ABD Yüksek Mahkemesi'nin geçen ay Trump'ın daha önce uyguladığı gümrük tarifesi programının çoğunu iptal etmesinin ardından, önümüzdeki yaz yeni gümrük tarifelerine yol açabilir. Kallas röportajda, ABD'nin AB'ye yaklaşımının, bloğun rakiplerinin kullandığı taktikleri yansıttığını ifade etti. Kallas, AB ülkelerinin Trump ile ikili değil, kolektif olarak görüşmesi gerektiğini, "çünkü birlikte olduğumuzda eşitiz" diye belirtti. Ancak Kallas savunma alanında AB'nin "ihtiyaç duyduğumuz varlıklara, kaynaklara veya yeteneklere sahip olmadığımız için Amerika'dan satın alması gerektiğini" belirterek, Avrupa'nın kendi savunma sanayisine yatırım yapması gerektiğini söyledi.

Bakan Uraloğlu: Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler anbean takip ediliyor Haber

Bakan Uraloğlu: Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler anbean takip ediliyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Orta Doğu’daki savaş dolayısıyla 28 Şubat’tan itibaren Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerinin durdurulduğunu ve Basra Körfezi’nde yüzlerce geminin beklediğini belirtti. Bazı ticari gemilerde hasar bilgileri bulunduğunu aktaran Uraloğlu, bölgenin hâlihazırda yüksek risk taşıdığını vurguladı. Denizcilik Genel Müdürlüğü koordinasyonunda seyir hâlinde bulunan Türk bayraklı gemiler için ISPS Kod kapsamında Güvenlik Seviyesi 3’ün aktif olduğunu ifade eden Bakan, gemi personelinin seyir duyurularını yakından takip etmeleri ve ihtiyaç hâlinde Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi ile irtibata geçmelerinin önemine dikkat çekti. https://twitter.com/a_uraloglu/status/2028785858938126458 Bakan Uraloğlu, bölgede Türk bayraklı gemi bulunmamakla birlikte sahibi Türk olan 16 geminin yakından izlendiğini kaydetti. Ayrıca, yaşanan gelişmelerin uluslararası deniz kurallarının temel ilkelerinden olan seyrüsefer serbestliğinin korunmasının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. “Denizcilerimizin güvenliği ve ticaret filomuzun korunması için gerekli tüm diplomatik ve idari tedbirleri kararlılıkla almaya devam edeceğiz” diyen bakan Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut kriz ortamında Türk denizciliğinin güvenliğinin ve ticari filonun korunmasının öncelikli olduğunu ve bu doğrultuda hem ulusal hem uluslararası tedbirlerin uygulandığını kaydetti.

İran : Hürmüz boğazına gelen her gemiyi vuracağız . Haber

İran : Hürmüz boğazına gelen her gemiyi vuracağız .

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran ile savaşı, dünyanın en kritik enerji darboğaz noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'na sıçrayarak petrol fiyatlarında bir artışa neden oldu. Küresel olarak tüketilen petrolün beşte birini ve büyük miktarlarda gazı taşıyan boğazdan nakliye, İran'ın bölgedeki petrol tankerlerine yönelik saldırıları arasında neredeyse durdu. İran Devrim Muhafızları Kolordusu'ndaki (IRGC) bir komutan Pazartesi günü boğazın "kapalı" olduğunu ve su yolundan geçmeye çalışan herhangi bir geminin "ateşe verileceğini" söyledi. En az beş tanker hasar gördü, iki personel öldü ve İran ile Umman'ı ayıran boğazın etrafında yaklaşık 150 gemi mahsur kaldı. Cumartesi günü ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırıları öncesinde artan gerilimlerin ortasında Cuma günü varil başına 73 dolara ulaştıktan sonra petrol fiyatları Pazartesi günü varil başına 79,40 doların üzerine çıktı. Windward'da kıdemli bir deniz istihbarat analisti olan Michelle Bockmann, El Cezire'ye verdiği demeçte, "Trafik en az yüzde 80 azaldı" dedi ve denizcilik endüstrisinin Orta Doğu ve Körfez'den çıkan rotalar için navlun maliyetlerinde zaten "büyük bir artış" ile boğuştuğunu da sözlerine ekledi. Control Risks'te deniz istihbarat ve güvenlik hizmetleri direktörü Cormack McGarry, denizcilerin Cumartesi günü uluslararası tehlike sıklığı yoluyla İran'dan boğazın kapalı olduğuna dair bir mesaj aldığını söyledi. "Bölgedeki her gemi bunu duyardı... ve çoğu geminin duraklaması için yeterliydi." Gemi takip hizmeti Kpler, Pazar günü boğazda sınırlı trafiğin devam ettiğini - öncelikle İran ve büyük ticaret ortağı Çin bayrağını taşıyan gemiler - devam ettiğini gösterdi. Bockmann, bazı gemilerin tespit edilmekten kaçınmak için Otomatik Tanımlama Sistemlerini kapattıktan sonra boğazdan geçmelerinin mümkün olduğunu söyledi. McGarry, İran'ın boğazın tamamen kapatılmasının "kendi boynundaki ilmeği sıktığı" anlamına geleceğini söyledi. McGarry, "Gemiye saldırırlarsa, Körfez devletlerini savaşa katılmaya teşvik ediyorlar ve bu İran'ın oraya gitmesi için büyük bir adım" dedi. "Boğazın uzun vadeli sürekli kapanmasını etkileyebilecekleri fikri tamamen olası değil" diye ekledi. "Bölgesel tedarik zincirleri için daha çok endişeliyim." Yine de, Kpler'e göre çoğu ticari operatör, büyük petrol şirketleri ve sigortacılar koridordan etkili bir şekilde çekildi. Sigorta primleri savaştan önce zaten altı yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı.

Hindistan Başbakanı Modi, İsrail ziyaretinde Netanyahu ile ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan 16 iş birliği anlaşması imzaladı. Haber

Hindistan Başbakanı Modi, İsrail ziyaretinde Netanyahu ile ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan 16 iş birliği anlaşması imzaladı.

Modi dün ticaret ve savunma alanlarında ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan ve iki gün sürecek temaslar için İsrail’e ulaştı. Ziyaret İsrail’de geniş yankı buldu. Netanyahu, Modi’yi havalimanında karşıladı ve daha sonra konuşma yapması için parlamentoya (Knesset) kadar kendisine eşlik etti. Knesset üyeleri Modi’yi ayakta alkışlayarak “Modi... Modi” sloganları attı ve kendisiyle fotoğraf çektirme talebinde bulundu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi Knesset’te (EPA) Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer, Hindistan’ın maruz kaldığı ‘terör saldırılarını’ hatırlatarak, iki ülkeyi ‘radikal İslam’ olarak niteledikleri tehdit karşısında benzer konumda gösteren bir söylem benimsedi. Netanyahu, Hindistan Başbakanı’nı ‘büyük bir küresel lider, büyük bir dost ve hatta büyük bir kardeş’ sözleriyle tanımladı. Modi’ye hitaben, “Hindistan’ın büyük başarılara imza attığı söyleniyor; bu tam olarak doğru değil. Hindistan, senin liderliğin, bilgece yaklaşımın ve kararlılığın sayesinde bu başarıları elde etti” ifadelerini kullandı. Netanyahu ayrıca, son Gazze savaşı sırasında Hindistan’ın İsrail’e sağladığı destek dolayısıyla Modi’ye teşekkür etti. Hindistan’ın söz konusu dönemde İsrail’e mühimmat ve insansız hava araçları (İHA) tedarik ettiği belirtildi. 16 anlaşma ve ilk kez verilen nişan İsrail hükümeti, ziyaret kapsamında Hindistan ile 16 ikili anlaşma imzalandığını duyurdu. Knesset Başkanı Amir Ohana, Modi’ye, parlamento tarihinde ilk kez verilen Knesset Nişanı’nı takdim etti. Knesset Başkanı Amir Ohana, özel bir oturumda Hindistan Başbakanı Narendra Modi’ye Knesset Nişanı’nı takdim etti. (EPA) Modi’nin İsrail ziyareti, 2017’de gerçekleştirdiği ilk temasın ardından görev süresindeki ikinci ziyaret oldu. İsrail’de siyasi çevrelerde aktarıldığına göre, Başbakan Netanyahu ilk ziyarette Modi’yi esprili bir ifadeyle karşılamış ve “Bir Hintli, İsrailli bir turiste ‘Ülkenizin nüfusu gerçekten sadece 10 milyon mu?’ diye sormuş. İsrailli de ‘Doğru; ama siz, biz ve Çin birlikte 2,5 milyarız’ diye yanıtlamış” demişti. Bu sözlerin, 2024 sayımına göre 1,45 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi olan Hindistan ile İsrail arasındaki büyük nüfus farkına gönderme yaptığı belirtilmişti. Netanyahu, son ziyarette ise iki ülkenin ‘gücünün zirvesinde’ olduğunu savunarak, “İsrail her zamankinden daha güçlü, Hindistan her zamankinden daha güçlü” ifadesini kullandı. Netanyahu’nun açıklamaları, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Knesset Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma için düzenlenen özel oturum sırasında geldi. Modi’nin hitabı, bir Hindistan başbakanının İsrail parlamentosunda yaptığı ilk konuşma olarak kayda geçerken, iki ülke ilişkilerinin derinleştiğinin göstergesi olarak nitelendirildi. Hindistan, İsrail için siyasi açıdan etkili bir müttefik olmasının yanı sıra, Asya’daki ikinci büyük ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine göre, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 2025 mali yılında 3,62 milyar dolar olarak gerçekleşti. Hindistan, 7 Ekim saldırılarını yeniden kınadı Modi yaptığı açıklamada, “Hindistan şimdi ve sonra İsrail’in yanında” ifadesini kullandı. Knesset Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Modi, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırıda ölenler için taziyelerini ileterek, saldırıyı ‘terör eylemi’ olarak niteledi. Modi ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistinlilerin ulusal haklarını güvence altına alacağını söylediği planı övdü. Netanyahu da 7 Ekim saldırısına değinerek, Modi’nin ‘açık bir şekilde İsrail’in yanında durduğunu’ söyledi ve “Bunu asla unutmayacağız” ifadesini kullandı. Netanyahu, ‘şer ekseni’ olarak tanımladığı yapının ya İsrail’i kıracağını ya da İsrail tarafından kırılacağını belirterek, “Biz onları savaşçılarımızın kahramanlığıyla kırıyoruz” dedi. Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Knesset üyeleri arasında sohbet ederken (AFP) Oturum, muhalefetin kısmi boykotu gölgesinde gerçekleşti. Muhalefete mensup bazı milletvekilleri oturuma katılmazken, bazıları da Netanyahu ve Ohana’nın konuşmaları sırasında, Yüksek Mahkeme Başkanı Yitzhak Amit’in davet edilmemesini protesto ederek salonu terk etti. Ancak Hindistan Başbakanı Modi’nin konuşması sırasında diplomatik bir krize yol açmamak adına yeniden Genel Kurul salonuna döndüler. Muhalefet tarafından yayımlanan açıklamada, Ohana’nın Hindistan Başbakanı onuruna düzenlenen oturuma, teamüllere aykırı şekilde Yüksek Mahkeme Başkanı Amit’i davet etmemesi ‘aşağılayıcı bir karar’ olarak nitelendirildi. Gizliliğin korunması Ziyaret, yalnızca ilişkilerdeki iyileşmenin bir göstergesi olarak değil, esas itibarıyla iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin tüm düzeylerde önemli ölçüde yükseltilmesi yönünde büyük bir adım olarak değerlendirildi. Ziyaret kapsamında imzalanacak anlaşmaların, ilişkilerin seviyesini artırmaya ve iki taraf arasındaki iş birliğini özellikle güvenlik alanı başta olmak üzere çeşitli sektörlerde genişletmeye yönelik mutabakat zabıtlarını içerdiği belirtildi. Söz konusu çerçeve, taraflarca ‘ayrıcalıklı stratejik ilişkiler’ olarak tanımlanıyor. Hindistan Başbakanı Narendra Modi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eşinin huzurunda Knesset’teki ziyaretçi defterini imzaladı. (AP) Gelişmenin önemine işaret eden güvenlik kaynakları, iki taraf arasında ‘gizliliğin korunması’ esasına dayalı bir sistemin uygulanmasını öngören bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Bu çerçevede, bugüne kadar Hindistan’a kapalı olan bazı İsrail sistemlerinin erişime açılacağı; hava savunma sistemleri dahil olmak üzere, lazer tabanlı hava savunma mimarisine Hindistan’ın entegre edilmesinin ve bazı İsrail silahlarının üretimi için lisans verilmesinin planlandığı belirtildi. Yedioth Ahronoth’tan aktarılan habere göre üst düzey bir İsrailli siyasi yetkili, “Bu anlaşma güvenlik kurumlarının çabaları yönetme esnekliğini artıracak ve gerektiğinde tarafların birbirine dayanmasına imkân tanıyacak. Bu büyük bir devrim” ifadelerini kullandı. Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesinde yazan ve Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen siyasetçi Zvi Hauser ise Modi’nin Netanyahu ile ele alacağı temel başlıklardan birinin İran’ın geleceği ve mevcut rejimin olası çöküşünün doğurabileceği geniş fırsatlar olduğunu belirtti. Hauser, rejim sonrası dönemde İsrail, Hindistan ve İran’ın bölgede güçlü bir stratejik ittifak oluşturabileceğini savundu. kaynak : Şarku’l Avsat

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.