Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Temsilciler Meclisi

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Temsilciler Meclisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Temsilciler Meclisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye-Libya deniz yetki anlaşmasında yeni gelişme: Libya Temsilciler Meclisi onayladı Haber

Türkiye-Libya deniz yetki anlaşmasında yeni gelişme: Libya Temsilciler Meclisi onayladı

Türkiye ile Libya arasında 2019’da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatı, Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi tarafından da onaylandı. 20 Ekim 2026’da alınan kararın, iki ülke arasındaki ilişkiler ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları tartışmaları açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor. Türkiye ile Libya arasında Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin imzalanan mutabakatla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Libya’nın doğusunda faaliyet gösteren Temsilciler Meclisi, 2019 yılında imzalanan anlaşmayı 20 Ekim 2026’da onayladı. Anlaşma, ilk olarak Türkiye ile Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanmıştı. Son kararla birlikte, Libya’nın doğusundaki siyasi kurum da mutabakata destek vermiş oldu. DW Türkçe’nin haberine göre oylamada anlaşma oy birliğiyle kabul edildi. 【turn254270search1】 MSB’den anlaşmanın onaylanmasına ilişkin açıklama Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Libya Temsilciler Meclisi’nin kararını memnuniyetle karşıladı. Bakanlık, 22 Ekim’de yaptığı açıklamada mutabakatın iki ülkenin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinin korunmasına katkı sağladığını belirtti. Açıklamada, kararın Türkiye ile Libya arasındaki stratejik işbirliğini güçlendirdiği ifade edildi. MSB ayrıca Libya’nın doğusu ile batısının ortak bir gelecek etrafında buluştuğu, birlik ve bütünlüğün korunduğu bir Libya hedefini desteklediklerini bildirdi. 【turn254270search0】 Türkiye-Libya deniz yetki anlaşması neden önemli? Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatı, Doğu Akdeniz’de iki ülke arasındaki deniz yetki alanlarının belirlenmesini amaçlıyor. Anlaşma, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin yaklaşımının önemli unsurlarından biri olurken, Yunanistan ve Avrupa Birliği çevrelerinden itirazlarla da karşılaştı. Libya Temsilciler Meclisi’nin son kararı, Türkiye’nin Libya’nın doğusundaki siyasi aktörlerle ilişkileri açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Doğu ve batı Libya arasında siyasi yakınlaşma mesajı Libya’da uzun süredir farklı siyasi ve askeri aktörler ülkenin doğusu ve batısında etkili oluyor. Türkiye’nin Trablus merkezli yönetimle imzaladığı mutabakatın doğudaki Temsilciler Meclisi tarafından da kabul edilmesi, anlaşmaya yönelik siyasi desteğin genişlemesi bakımından önem taşıyor. Ancak meclisin onayı, Doğu Akdeniz’deki tüm deniz yetki alanları anlaşmazlıklarının sona erdiği anlamına gelmiyor. Anlaşmanın uluslararası düzeydeki hukuki değerlendirmeleri ve bölgedeki diğer ülkelerin itirazları ayrı başlıklar olarak gündemdeki yerini koruyor.

Brezilya’da Lula ve Flavio Bolsonaro devlet başkanlığı seçiminde ikinci turda yarışacak Haber

Brezilya’da Lula ve Flavio Bolsonaro devlet başkanlığı seçiminde ikinci turda yarışacak

Brezilya’da yapılan devlet başkanlığı seçiminde mevcut Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ile aşırı sağcı Senatör Flavio Bolsonaro ikinci tura kaldı. İlk turda adayların hiçbirinin geçerli oyların yüzde 50’sinden fazlasını alamaması nedeniyle devlet başkanını belirleyecek seçim 25 Ekim’de yapılacak. Güney Amerika’nın en büyük ülkesi Brezilya’da yaklaşık 159 milyon seçmen sandık başına gitti. Sayılan oylara göre Flavio Bolsonaro yüzde 47,45, Lula da Silva ise yüzde 44,66 oy aldı. Brezilya seçim sistemine göre bir adayın ilk turda seçimi kazanabilmesi için geçerli oyların yarısından fazlasını alması gerekiyor. Bu oran elde edilemeyince en fazla oyu alan iki aday ikinci turda karşı karşıya gelecek. Lula 7’nci kez başkanlık yarışında 80 yaşındaki Lula da Silva, daha önce 2003-2010 yılları arasında iki dönem Brezilya Devlet Başkanlığı yaptı. 2023 yılında yeniden devlet başkanı seçilen Lula, son seçimle birlikte 7’nci kez başkanlık yarışında yer aldı. Eski sendika lideri olan Lula’nın kampanyasında hükümetin işsizlikteki düşüş ve yoksullukla mücadelede elde ettiği sonuçlar öne çıkarıldı. Brezilya ekonomisinde büyümenin yavaşladığı bir dönemde seçime giren Lula, sağlık durumuyla ilgili tartışmaların önüne geçmek amacıyla enerjisinin yerinde olduğunu vurgulayan açıklamalar yaptı. Flavio Bolsonaro ikinci tura yükseldi İlk turda yüzde 47,45 oy alan 45 yaşındaki Senatör Flavio Bolsonaro, eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu olarak seçim yarışının dikkat çeken isimlerinden biri oldu. İkinci tur öncesinde iki aday arasındaki yarışın daha da çekişmeli geçmesi bekleniyor. Datafolha tarafından seçim öncesinde yapılan ankette ise olası ikinci turda Lula’nın yüzde 48, Flavio Bolsonaro’nun yüzde 43 oy alacağı öngörülmüştü. İkinci tur 25 Ekim’de Brezilya’da devlet başkanının yanı sıra eyalet ve federal bölge yönetimlerine ilişkin bazı seçimler de gerçekleştiriliyor. 25 Ekim’de yapılacak ikinci turda devlet başkanlığının yanı sıra 26 eyalet ve federal bölgede vali ve vali yardımcıları belirlenecek. Ayrıca Temsilciler Meclisi’nin 513 üyesinin tamamı, Senato’nun üçte ikisi ve eyalet meclislerinin üyeleri için de seçim süreci yürütülecek. İlk turda ortaya çıkan tablo, Brezilya’da devlet başkanlığı yarışının ikinci tura taşındığını gösterirken, Lula ile Flavio Bolsonaro arasındaki mücadele 25 Ekim’de yapılacak oylamayla sonuçlanacak.

Bosna Hersek'te genel seçimler için seçmenler sandık başına gitti Haber

Bosna Hersek'te genel seçimler için seçmenler sandık başına gitti

Bosna Hersek'teki seçmenler, genel seçimler kapsamında oy kullanmak amacıyla sandıkların yolunu tutmaya başladı. Vatandaşlar, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi'nin Boşnak, Sırp ve Hırvat üyelerini belirlemek için oy kullanacak. Bunun yanı sıra devlet düzeyindeki Bosna Hersek Parlamenter Meclisi, Bosna Hersek Federasyonu (FBiH) Temsilciler Meclisi, ülkedeki iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti (RS) Ulusal Meclisi, RS Başkanı ve başkan yardımcıları ile FBiH bünyesindeki 10 kanton meclisi üyeleri de bu seçimlerle belirlenecek. Özel statüdeki Brcko bölgesinde de seçmenler, hükümette görev alacak isimleri seçmek için sandık başına gitmeye başladı. TSİ 08.00 itibarıyla başlayan oy verme işlemleri, saat 20.00'ye kadar devam edecek. Seçimlerin en dikkat çekici yeniliği olarak, yaklaşık 4 bin 500 sandık noktasının tamamında biyometrik seçmen doğrulama, oy pusulası tarama ve video gözetim sistemleri devreye alındı. Seçmenler, kimlik kontrollerinin ardından parmak izi okutma işlemini gerçekleştiriyor. Oy verme süreci halen kağıt pusulalarla yürütülürken, seçmenler pusulaları sandığa atmadan önce tek tek tarayıcıdan geçiriyor. Pusulaların taranmasıyla verilerin doğrudan Merkez Seçim Komisyonuna (CIK) aktarılması sayesinde, ilk sonuçların saat 20.00 civarında açıklanması öngörülüyor. Önceki seçimlerde ilk sonuçlar genellikle saat 23.00 sularında duyuruluyordu. Devlet Başkanlığı Konseyi'nin Boşnak üyeliği için Denis Becirovic, Bakir İzetbegoviç, Semir Efendic ve Fahrudin Radoncic; Sırp üyeliği için Zeljka Cvijanovic, Marinko Bozovic ve Nebojsa Vukanovic; Hırvat üyeliği için ise Darijana Filipovic, Zdenko Lucic ve Slaven Kovacevic yarışıyor. RS Başkanlığı için ise 12 aday mücadele ediyor. Seçmenlerin bu pusulada tek bir adayı işaretlediği sistemde, en çok oyu alan isim başkan seçilecek. Yarışın Savo Minic ile Branko Blanusa arasında geçmesi bekleniyor. Bosna Hersek'te genel seçimler 4 yılda bir düzenleniyor. 2 Ekim 2022 tarihinde yapılan seçimlerde Devlet Başkanlığı Konseyi'nin Boşnak üyeliğine Denis Becirovic, Hırvat üyeliğine Zeljko Komsic ve Sırp üyeliğine Zeljka Cvijanovic seçilmişti.

ABD Temsilciler Meclisi’nden İran savaşı kararı: Trump’ın savaş yetkisine sınırlama Haber

ABD Temsilciler Meclisi’nden İran savaşı kararı: Trump’ın savaş yetkisine sınırlama

Karar üçüncü kez Meclis’ten geçti Temsilciler Meclisi'nde kabul edilen karar, Başkan Donald Trump yönetiminin Kongre tarafından savaş ilanı veya özel bir askeri yetkilendirme olmadan İran’a yönelik askeri faaliyetlerini sürdürmesini sınırlandırmayı hedefliyor. Demokrat Temsilci Seth Moulton tarafından desteklenen düzenleme, ABD Silahlı Kuvvetleri’nin İran’a yönelik çatışmalardan çekilmesini öngörürken, ABD veya müttefiklerine yönelik yakın bir saldırıya karşı savunma amacıyla bölgede asker bulundurulmasına ilişkin istisnalar içeriyor. Karar 220’ye karşı 204 oyla kabul edildi. Yedi Cumhuriyetçi temsilci Demokratlara katılarak düzenlemeye destek verdi. Bunlar Tom Barrett, Warren Davidson, Brian Fitzpatrick, Thomas Massie, Nancy Mace, Mariannette Miller-Meeks ve Zach Nunn oldu. Moulton’dan Kongre vurgusu Kararın önde gelen isimlerinden Seth Moulton, oylama öncesinde ABD'nin Irak Savaşı'ndaki askeri geçmişine atıfta bulundu. Moulton, Trump’ın savaşın birkaç hafta süreceğine ilişkin daha önceki açıklamalarını hatırlatarak Kongre’nin anayasal yetkileri çerçevesinde yönetimi sorgulaması gerektiğini savundu. Cumhuriyetçiler İran tehdidine dikkat çekti Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi Brian Mast ise İran’ın hâlâ ABD açısından tehdit oluşturduğunu savundu. Mast, Demokratlara bölgedeki hangi askeri kaynakların geri çekilmesini istediklerini sorarken, Trump’ın “sonsuz savaşlar” yaklaşımına karşı olduğunu ve İran’la uzun yıllardır devam eden çatışma dönemini sona erdirmeyi amaçladığını söyledi. Böylece oylamada bir tarafta Kongre’nin savaş yetkileri üzerindeki denetiminin güçlendirilmesini savunan milletvekilleri, diğer tarafta ise İran’ın devam eden bir güvenlik tehdidi olduğunu belirterek askeri varlığın sürdürülmesini savunan Cumhuriyetçiler yer aldı. Savaşın maliyeti 38 milyar doları aştı Oylama, savaşın ABD bütçesine maliyetinin tartışıldığı bir dönemde gerçekleşti. Kongre Bütçe Ofisi’nin (CBO) 15 Eylül’de yayımladığı değerlendirmeye göre, İran’daki çatışmaların ABD Savunma Bakanlığı’na doğrudan maliyeti 1 Ağustos itibarıyla yaklaşık 38 milyar dolara ulaştı. CBO, çatışmaların yoğunluğuna bağlı olarak savaşın aylık maliyetinin yaklaşık 2 ila 3 milyar dolar arasında olabileceğini bildirdi. Raporda ayrıca, çatışmaların devam etmesi halinde savunma harcamalarının artabileceği ve savaşın ekonomik etkileri nedeniyle 2027 başlarında enflasyonun daha önceki beklentilerin yaklaşık 0,5 puan üzerinde gerçekleşebileceği belirtildi. Önceki girişimler sonuç vermemişti Temsilciler Meclisi, İran savaşıyla ilgili benzer savaş yetkileri kararlarını daha önce haziran ve temmuz aylarında da kabul etmişti. Ancak önceki girişimler başkanlık makamına ulaşmadı. Senato’da da İran’daki askeri faaliyetleri sınırlandırmaya yönelik benzer bir girişim gündeme gelmiş, ancak süreç daha sonra değişikliğe uğramıştı. Bu nedenle son Meclis oylamasının ardından düzenlemenin Senato’daki geleceği önem taşıyor. Benzin fiyatları da gündemde İran savaşı, enerji piyasaları ve ABD’deki akaryakıt fiyatları üzerindeki etkileri nedeniyle Kongre’deki tartışmaların başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, düzenlediği basın toplantısında benzin fiyatlarının düşürülmesi gerektiğini söyledi. Johnson ayrıca çatışmanın bölgede yeni bir aşamaya girdiğini savunarak müttefiklerin bölgenin istikrarına yönelik çalışmalarının arttığını ifade etti. Johnson, enerji maliyetlerindeki düşüşün gıda fiyatlarına da yansıyacağını belirtti ve bunun daha erken gerçekleşmesini tercih ettiğini söyledi. Temsilciler Meclisi’ndeki son oylamayla birlikte İran savaşı ve başkanın savaş yetkileri üzerindeki Kongre denetimi tartışması yeniden ABD siyasetinin önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.

ABD Kongresi İran savaşı hakkında Trump hükümetinin politikası sorgulandı Haber

ABD Kongresi İran savaşı hakkında Trump hükümetinin politikası sorgulandı

Cooper, "ABD Askeri Duruşu, Büyük Orta Doğu ve Afrika'daki Ulusal Güvenlik Zorlukları" konulu oturumda, Savunma Bakanlığı Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Daniel Zimmerman ve ABD Afrika Komutanı General Dagvin Anderson ile ifade verdi. Komitenin Demokrat üyesi Seth Moulton'ın, İran'a yönelik savaşta "işlerin pek iyi gitmediğine" dair yaptığı yoruma, Cooper tepki gösterdi. Moulton'ın, "Bu hata uğruna ölmesini isteyeceğimiz daha kaç Amerikalı olması gerektiğini bilmek istiyorum. Bunu biliyor musunuz?" sorusuna Cooper, "Bunun sizin tarafınızdan yapılmış, tamamen yersiz bir açıklama olduğunu düşünüyorum." sözleriyle karşılık verdi. Moulton, Başkan Donald Trump'ın Tahran'dan "koşulsuz teslimiyet" talep eden sözlerini gündeme getirerek "Bu, planın bir parçası mı?" diye sordu. Cooper bu soruya da "Sayın Temsilci, tüm askeri hedeflerimize ulaştık. Şu anda bir ateşkes halindeyiz, bir abluka uyguluyoruz ve geniş bir yelpazedeki olası gelişmelere karşı hazırlıklıyız." cevabını verdi. "Bir ateşkesimiz var" Kongre üyesi Chrissy Houlahan, CENTCOM Komutanı Cooper'a, ABD tarafından İran'a ait binlerce hedefin vurulduğunun, İran donanmasının yüzde 80 veya 90'ının yok edildiğinin söylenmesine rağmen "Neden kaybediyormuş gibi hissettiğini" sordu. Cooper, Houlahan'a, "Sayın Kongre üyesi, bu hissi paylaşmıyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi, görüşmeler devam ediyor ve bir departman olarak bu görüşmelere destek vermeye hazırız." yanıtını verdi. Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesindeki oturumun devamında, diğer Kongre üyelerinin İran ile savaşın sona erip ermediği konusundaki ısrarlı sorularına muhatap olan Cooper, "Bir ateşkesimiz var." demekle yetindi. Komite üyeleri ayrıca, İran'ın, bombalanarak yıkılan füze üslerinin birçoğunu halihazırda yeniden faaliyete geçirdiğine dair çıkan haberler konusunda Cooper'a sorular yöneltti. Cooper bu iddiaları reddederek, "Bu haberler gerçeği yansıtmıyor." dedi.

Pentagon: İran savaşının maliyeti 29 milyar dolar Haber

Pentagon: İran savaşının maliyeti 29 milyar dolar

Hurst, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Caine ile Pentagon'un 2027 mali yılı için rekor düzeydeki bütçe talebiyle ilgili Temsilciler Meclisi Ödenekler Komitesi Savunma Alt Komitesi'nde düzenlenen oturumda ifade verdi. Temsilciler Meclisi üyelerine ABD'nin İran'a karşı İsrail'le birlikte başlattığı savaşın bugüne kadar Pentagon bütçesine yansıyan maliyeti sorulan Hurst, bu rakamın "yaklaşık 29 milyar dolara ulaştığını" söyledi. Hurst, "(Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi'nin) ifadesi sırasında bu rakam 25 milyar dolardı, ancak ortak personel ekibi ve mali işler ekibi bu tahmini sürekli olarak inceliyor ve bu nedenle şimdi 29 milyar dolara daha yakın olduğunu düşünüyoruz" dedi. Savaşın maliyetindeki 4 milyar dolarlık artışa açıklama getiren Hurst, "Bunun nedeni, güncellenmiş ekipman onarım ve değiştirme maliyetleri ile ayrıca personelin görevde kalmasını sağlamak için genel işletme maliyetleridir” diye ekledi. Ayrıca, söz konusu oturumda konuşan Savunma Bakanı Hegseth, İran'la savaşın maliyetine ilişkin daha resmi bir hesaplamayı Kongre'ye sunup sunamayacağı sorusuna, Pentagon'un bu konuda "ilgili ve gerekli olduğunda mümkün olduğunca bilgileri paylaşacağını" belirtti. Hegseth, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını sürdürme veya geri çekme planlarıyla ilgili ise "Gerekirse (savaşı) yeniden tırmandırma planımız var, gerekirse geri çekilme planımız var. Varlıkları kaydırma planımız var" ifadelerini kullandı. ABD medyasındaki haberlerde, söz konusu maliyetin İran'ın füzelerle vurduğu ABD'nin bölgedeki üslerinde yapılacak onarım maliyetleri de eklendiğinde 40-50 milyar dolara çıkabileceğine dair yorumlara yer verildi. Hurst, nisan ayında ABD Kongresi'nde verdiği ifadesinde İran'a yönelik savaşın maliyetinin "yaklaşık 25 milyar dolar" olarak hesapladıklarını söylemiş ve bunun Ortadoğu'daki ABD üslerinde meydana gelen kapsamlı hasarın onarım maliyetini içermeyen düşük bir rakam olduğunu bildirmişti.

ABD Çalışma Bakanı, görevi kötüye kullanma skandalı nedeniyle istifa etti. Haber

ABD Çalışma Bakanı, görevi kötüye kullanma skandalı nedeniyle istifa etti.

İstifa kararı, ABD Çalışma Bakanlığı Genel Müfettişinin kendisi ve üst düzey yardımcıları hakkındaki şikayetlerle ilgili aylardır süren soruşturmasının sonuna yaklaştığı bir dönemde geldi. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, Bakan Yardımcısı Keith Sonderling geçici olarak Bakan Vekili görevini üstlenecek. Chavez-DeRemer, ayrılışını duyuran resmi açıklamada şunları söyledi: "Hükümetteki görevim sona ermiş olsa da, bu Amerikan işçileri için mücadele etmeyi bırakacağım anlamına gelmiyor. Özel sektöre geçerken geleceğin neler getireceğini heyecanla bekliyorum." Lori Chavez-DeRemer ve kocası. Önümüzdeki günlerde iddialarla ilgili olarak sorguya çekilmesi bekleniyor. İddialara göre, güvenlik ekibinin bir üyesiyle romantik bir ilişki yaşamış ve departman kaynaklarını kişisel seyahatleri için kötüye kullanmıştır. Bayan Chavez-DeRemer, ABD Temsilciler Meclisi'nde iki yıl görev yaptıktan sonra Mart 2025'te ABD Çalışma Bakanlığı'nın başına geçti. O dönemdeki adaylığı, Senato'da iki partinin de desteğini aldığı gibi büyük işçi sendikaları tarafından da onaylandı. Özellikle, Amerikan İşçi ve Kongre İşçi Sendikaları Federasyonu (AFL-CIO), kendisini örgütlenme özgürlüğünü, sendika üyeliğini ve işçi hareketinin temel değerlerini destekleme geçmişi nedeniyle övdü. Başlangıçtaki yüksek beklentilere rağmen, Chavez-DeRemer'in görev süresi, hem genelkurmay başkanının hem de genelkurmay başkan yardımcısının istifasına yol açan görevi kötüye kullanma iddialarıyla gölgelendi. Raporlar, bakanlığın genel müfettişinin de kendisi ve yardımcıları hakkında, genç personele özel mesajlar gönderdikleri ve uygunsuz taleplerde bulundukları iddiaları üzerine soruşturma başlattığını gösteriyor. Chavez-DeRemer'in kocası ve babasının da genç kadın çalışanlarla kısa mesajlaştığı tespit edildi; bu kadınlardan bazılarının ABD Çalışma Bakanı tarafından ailesinin erkek üyelerine "iyi bakmaları" yönünde talimat aldığı ortaya çıktı. Ayrıca, MS NOW'a göre, iki genç kadın çalışan, Chavez-DeRemer'in kocasının geçen yılın sonlarında ABD Çalışma Bakanlığı ofisinde çalıştıkları sırada "uygunsuz fiziksel temasta" bulunduğu iddiasıyla şikayette bulundu. Chavez-DeRemer'in ayrılması, Başkan Donald Trump'ın kabinesinden son birkaç hafta içinde ayrılan üçüncü üye oldu. Daha önce, Kristi Noem Mart ayında ABD İç Güvenlik Bakanlığı görevinden alınmış, Pam Bondi de bundan bir ay sonra Adalet Bakanlığı görevinden ayrılmıştı. Beyaz Saray'a yakın kaynaklar, Başkan Trump'ın geniş kapsamlı bir kabine değişikliğini değerlendirdiğini ortaya koydu.

ABD Temsilciler Meclisi, İran ile düşmanlığı sınırlamayı amaçlayan karar tasarılarını reddetmeye devam ediyor. Haber

ABD Temsilciler Meclisi, İran ile düşmanlığı sınırlamayı amaçlayan karar tasarılarını reddetmeye devam ediyor.

5 Mart'taki Temsilciler Meclisi oylamasında 212 lehte ve 219 aleyhte oy çıktı. Tasarı kabul edilse bile, ABD Başkanı tarafından veto edilebilir. Bu durumda, Kongre'nin vetoyu geçersiz kılmak için her iki mecliste de en az üçte iki çoğunluğa ihtiyacı olacak ki, Cumhuriyetçi çoğunluk göz önüne alındığında bu pek olası görünmüyor. Demokratların, Trump yönetiminin kampanya başlatma gerekçelerini defalarca değiştirdiğini ve İran'ın acil askeri müdahaleyi gerektirecek kadar yakın bir tehdit oluşturduğunu kanıtlayamadığını savunarak yeni oylar için baskı yapmaya devam etmesi bekleniyor. Senato Demokrat lideri Chuck Schumer, 5 Mart'ta şunları söyledi: "Cumhuriyetçilerin geniş çapta destek görecek bir şey yapma fırsatı vardı: Trump'ın savaşına hayır demek. Bunun yerine, coşkuyla evet dediler ve şimdi İran'la olan savaşta Donald Trump kadar sorumluluk taşıyorlar." Bu arada, Cumhuriyetçi liderler ABD başkanının yanında yer alarak, askeri operasyonlar devam ederken Trump'ın yetkisinin kısıtlanmasının askerleri tehlikeye atacağını savundular. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson şu sözlerle vurguladı: "Bence şu anda savaş yetkileri kararı çıkarmak korkunç ve tehlikeli bir fikir. Düşmanlarımızı güçlendirecektir." Reddedilen karar tasarısında, ABD Başkanı'nın uzun süreli bir çatışmaya asker göndermeden önce Kongre'nin onayını almasını gerektiren 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası'na atıfta bulunuldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.