Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tehdit

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Tehdit haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tehdit haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Serkan Kurtuluş 53. duruşmada ilk kez savunma yaptı: "Suç örgütü kurmadım" Haber

Serkan Kurtuluş 53. duruşmada ilk kez savunma yaptı: "Suç örgütü kurmadım"

Arjantin'den Türkiye'ye iade edildi İzmir'deki dosya kapsamında tasarlayarak öldürme, kasten öldürme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, tehdit, nitelikli yağma, silahla yağma ve tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma gibi suçlamalarla aranan Serkan Kurtuluş, 2020 yılında Arjantin'de yakalandı. Yaklaşık 6 yıl süren iade sürecinin ardından Kurtuluş, Ağustos 2026'da Türkiye'ye getirildi. Türkiye'ye ulaşmasının ardından İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne SEGBİS üzerinden bağlanan Kurtuluş, 15 Ağustos'taki duruşmada tutuklandı. 53'üncü duruşmada ilk kez savunma yaptı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2017 yılında hazırlanan ve İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame kapsamında devam eden davanın 53'üncü duruşmasında Kurtuluş'un savunması SEGBİS aracılığıyla alındı. Tutuklu sanık Kurtuluş'un yanı sıra bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları da duruşmada hazır bulundu. Savunmasına hakkında kırmızı bülten çıkarıldığını ve 11 Haziran 2020'de Arjantin'de tutuklandığını belirterek başlayan Kurtuluş, iade sürecinde kendisi hakkında farklı dosyaların da gündeme geldiğini söyledi. Kurtuluş, yalnızca iade kapsamına giren suçlamalar yönünden savunma yapacağını ifade etti. "Suç örgütü kurmadım" Mahkeme başkanının yönelttiği suç örgütü kurma suçlamasına ilişkin savunma yapan Kurtuluş, kendisine yöneltilen suçlamayı reddederek, "Suç örgütü kurmadım" dedi. Kurtuluş, sosyal medya hesaplarıyla ilgili sorular üzerine de kendisine ait aktif bir sosyal medya hesabı bulunmadığını savundu. Adına farklı amaçlarla hesaplar açıldığını belirten Kurtuluş, söz konusu hesapların kendisine ait olmadığını öne sürdü. Haraç suçlamasını da kabul etmedi Duruşmada Kurtuluş'a, bir aileden haraç istediği yönündeki suçlama da soruldu. Bu iddiayı da reddeden Kurtuluş, dosyada haraç talebinde bulunduğunu gösteren somut bir ayrıntı, kanıt veya delil bulunmadığını savundu. Söz konusu ailenin başka kişilerle husumetleri olduğunu öne süren Kurtuluş, bu yöndeki iddiaların yeterince araştırılmadığını ileri sürdü. Tutukluluk halinin devamına karar verildi Duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan savcı, Serkan Kurtuluş'un tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, ara kararını vermek üzere kısa süreliğine duruşmaya ara verdi. Yapılan değerlendirmenin ardından Kurtuluş'un kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verildi. Mahkeme ayrıca dosyadaki eksikliklerin tamamlanmasına hükmederek duruşmayı 20 Kasım 2026 tarihine erteledi. Serkan Kurtuluş hakkındaki yargılama, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.

Ankara merkezli 22 ilde Okullara silahlı saldırı hazırlığı yapan örgüte “C31K” operasyonu Haber

Ankara merkezli 22 ilde Okullara silahlı saldırı hazırlığı yapan örgüte “C31K” operasyonu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında açılımı "Cehennemin 31. Katı" olan “C31K” isimli yeni nesil suç örgütü içinde faaliyet gösterdiği değerlendirilen şüphelilere yönelik operasyon düzenlendiğini açıkladı. ÇEŞİTLİ PLATFORMLARDA SUÇ İÇERİKLİ PAYLAŞIMLAR Başsavcılığın açıklamasına göre, Telegram, Discord, X ve YouTube başta olmak üzere çeşitli sosyal medya ve iletişim platformlarında; bebek ve çocuklara ait müstehcen görüntülerin paylaşılması, millî ve manevi değerlere hakaret içeren paylaşımlar yapılması, Türk bayrağının yakılması, hayvanlara eziyet edilmesi ve hayvanların öldürülmesine ilişkin görüntülerin yayılması gibi eylemlerde bulunulduğu değerlendirildi. Ayrıca toplumsal hassasiyet oluşturan güncel olaylar ile kamuoyu tarafından tanınan kişilerin acı kayıplarının istismar edilerek aileleri ve yakınlarının adreslerine yönelik sahte ihbarlarda bulunulduğu, görsel, yazılı ve sesli mesajlarla şiddet, tehdit, şantaj, hakaret ve korku-paniki artırmaya yönelik içerikler paylaşıldığı belirtildi. OKULLARA YÖNELİK SALDIRI HAZIRLIĞI İDDİASI Açıklamada, yeni eğitim ve öğretim yılının açılışı sırasında üç farklı ilde bulunan üç ayrı okula yönelik silahlı saldırı hazırlığı içinde olduklarına dair paylaşımlarda bulundukları değerlendirilen kişiler de tespit edilirken, bu kapsamda, 19’u adli süreçteki çocuk olmak üzere toplam 32 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. 22 İLDE EŞ ZAMANLI OPERASYON Başsavcılık talimatıyla Ankara merkezli 22 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 27 kişi yakalandı ve dijital materyallere inceleme yapılmak üzere el konuldu. Diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Diyarbakır’da şüpheli kadın ölümü: Hamile Nurcan Akpirinç’in ailesi adalet istiyor Haber

Diyarbakır’da şüpheli kadın ölümü: Hamile Nurcan Akpirinç’in ailesi adalet istiyor

Tartışmanın ardından annesini aradı Olay, 20 Haziran akşamı Bağlar ilçesine bağlı Çiçekliyurt Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, dini nikahla birlikte yaşadığı M.A. ile tartışan Nurcan Akpirinç, annesini telefonla arayarak ailesinin yanına gitmek istediğini söyledi. Ailenin aktardığına göre Akpirinç’in annesi, kızının daha önce de benzer şekilde evden ayrılmak istediğini belirterek başka bir yakınının evine gitmesini istedi. Bir süre sonra Akpirinç’ten haber alamayan ailesi, genç kadının yaşadığı eve gitti. Ancak aileye Nurcan’ın evde olmadığı söylendi. Ailesi evden ayrıldıktan yaklaşık 2 saat sonra ise genç kadının aynı evin misafir odasında asılı halde bulunduğu haberini aldı. İhbar üzerine adrese sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde Nurcan Akpirinç’in hayatını kaybettiği belirlendi. Cenaze, olay yerindeki incelemenin ardından otopsi için morga kaldırıldı. Kesin ölüm nedeni henüz belirlenmedi Otopsi tutanağında Nurcan Akpirinç’in kesin ölüm nedeninin henüz tespit edilemediği belirtildi. Ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla genç kadından toksikolojik ve histopatolojik incelemelerde kullanılmak üzere kan ve doku örnekleri alındı. Ayrıca cesedin boyun bölgesinden elde edilen çift hatlı halat da delil olarak muhafaza altına alınarak incelemeye gönderildi. Kesin ölüm nedeninin yapılacak laboratuvar ve patolojik incelemelerin ardından netleşmesi bekleniyor. Ablası: "Kardeşim evin içinde asılı bulundu" Nurcan Akpirinç’in ablası Pınar Akpirinç, olay günü yaşananlara ilişkin ailesinin anlatımlarını paylaştı. Pınar Akpirinç, kardeşinin ölümünden önce annesini arayarak eşiyle tartıştığını ve ailesinin yanına gelmek istediğini söylediğini aktardı. Ailenin daha sonra eve gittiğini belirten Akpirinç, kendilerine Nurcan’ın evde olmadığının söylendiğini ifade etti. Ablası, aile eve döndükten yaklaşık 2 saat sonra kardeşinin hayatını kaybettiğini öğrendiklerini belirterek, Nurcan’ın evin içinde asılı halde bulunduğunu söyledi. Pınar Akpirinç ayrıca kardeşinin hamile olduğunu ve iki çocuğunun bulunduğunu belirterek, olayın tüm yönleriyle araştırılmasını istedi. "Kayınvalidem beni öldürecek" mesajı gönderdiğini öne sürdü Pınar Akpirinç, kardeşinin ölümünden önce kendisine kayınvalidesiyle ilgili endişelerini aktardığını da ileri sürdü. Ailesinin anlatımına göre Nurcan, hamile olduğunu öğrendikten sonra ablasına mesaj gönderdi. Pınar Akpirinç, kardeşinin kendisine kayınvalidesi tarafından öldürülebileceğine ilişkin bir mesaj attığını söyledi. Bu iddianın ardından aile, Nurcan’ın ölümünün intihar olarak değerlendirilmeden tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini savundu. Akpirinç ailesi ayrıca genç kadının eşi ve ailesinin olay sonrasındaki davranışlarının da soruşturulmasını talep etti. Aile, M.A. ve yakınlarından şikayetçi oldu Nurcan Akpirinç’in ailesi, olayın ardından M.A. ile ailesinden şikayetçi oldu. Pınar Akpirinç, kız kardeşinin ölümünden sonra M.A. ve ailesinin ifadeye çağrılma sürecine ilişkin de eleştirilerde bulundu. Ablası, M.A. ile babasının olaydan iki gün sonra, annesinin ise altı gün sonra ifade verdiğini iddia ederek, soruşturmanın daha kapsamlı yürütülmesi gerektiğini savundu. Nurcan’ın babası Hasan Akpirinç de kızının ölümünün şüpheli olduğunu belirterek eşi ve ailesinden şikayetçi olduğunu söyledi. Soruşturma devam ediyor Nurcan Akpirinç’in ölümüyle ilgili adli soruşturma sürerken, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için yapılan incelemelerin sonucu bekleniyor. Ailenin dile getirdiği şiddet, tehdit ve olayın oluş şekline ilişkin iddiaların da soruşturma kapsamında değerlendirilmesi bekleniyor. Son dönemde dosyayla ilgili kamuoyuna yansıyan bilgilerde, ailenin ölümün aydınlatılması yönündeki çağrısını sürdürdüğü ve soruşturmanın tüm yönleriyle yürütülmesini istediği belirtildi. Nurcan Akpirinç’in ölümünün cinayet mi yoksa intihar mı olduğu yönünde şu aşamada kesinleşmiş bir adli tespit bulunmuyor. Kesin ölüm nedeni, devam eden incelemelerin ardından netlik kazanacak.

Sanal medyada "Vanlı iş insanı" olarak paylaşılan Ali Haydar Kurum gözaltına alındı Haber

Sanal medyada "Vanlı iş insanı" olarak paylaşılan Ali Haydar Kurum gözaltına alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bir sosyal medya platformunda kamuoyunda "Vanlı Kara Haydar" olarak bilinen kişiye ait görüntülere benzer şekilde, "Vanlı iş insanı" ifadeleriyle bir kişinin yürürken kaydedilen görüntülerinin paylaşılması üzerine inceleme başlattı. Görüntülerden kimliği belirlendi Soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından görüntüler üzerinde çalışma yapıldı. İncelemeler sonucunda görüntülerdeki kişinin 1965 yılında Erciş'te doğan Ali Haydar Kurum olduğu ve Pendik'te ikamet ettiği belirlendi. Kurum hakkında yapılan sorgulamada, farklı suçlardan 11 olay kaydının bulunduğu tespit edildi. Hakkında 11 olay kaydı bulunduğu belirlendi Kurum'un kayıtlarında "güveni kötüye kullanma", "uyuşturucu madde kullanımı", "kasten yaralama", "kasten öldürmeye teşebbüs", "tehdit" ve "hakaret" gibi çeşitli suçlara ilişkin kayıtların bulunduğu belirtildi. Söz konusu kayıtların, hakkındaki mevcut soruşturmanın konusu dışında geçmiş olaylara ilişkin adli kayıtlar olduğu aktarıldı. Ümraniye'de gözaltına alındı Ali Haydar Kurum, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama" suçundan başlatılan soruşturma kapsamında Ümraniye'de gözaltına alındı. Kurum'un emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Soruşturma kapsamında şüphelinin adli durumuna ilişkin nihai kararın işlemlerin tamamlanmasının ardından belirlenmesi bekleniyor.

İstanbul Küçükçekmece’de camide yardım parası tartışması: Müezzin, imamdan şikayetçi oldu Haber

İstanbul Küçükçekmece’de camide yardım parası tartışması: Müezzin, imamdan şikayetçi oldu

Yardım paralarıyla ilgili iddia nedeniyle şikayetçi oldu Bartın’da imam olarak görev yapan Ferdi Bıyıkoğlu, çocuklarının hafızlık eğitimi nedeniyle 2024 yılında İstanbul’a geldi. Küçükçekmece’deki Hz. Ebubekir Camii’nde müezzin kayyım olarak görevlendirilen Bıyıkoğlu, daha sonra cami derneğinin başkanlığını da üstlendi. Bıyıkoğlu’nun iddiasına göre, cuma günleri camide toplanan yardımlar ile müftülük kayıtlarında görünen tutarlar arasında fark bulunuyordu. Yardımların sayılması, tutanakla kayıt altına alınması ve gerekli şekilde ilan edilmesi gerektiğini savunan Bıyıkoğlu, konuyla ilgili önce sözlü, ardından yazılı olarak müftülüğe başvurdu. Bıyıkoğlu’nun eşi Ebru Bıyıkoğlu ise eşinin yardım paralarının nasıl kayıt altına alındığını sorgulamasının ardından imamla arasında tartışma yaşandığını öne sürdü. Ebru Bıyıkoğlu, eşinin bazı haftalarda camide 6 bin ila 10 bin lira arasında yardım toplandığını düşündüğünü, buna karşılık müftülük kayıtlarında 1.500 ila 1.800 lira civarında tutarların bulunduğunu iddia etti. Bu farkın nedenini sorduğunda farklı yanıtlar aldıklarını ileri sürdü. Söz konusu yardım paralarıyla ilgili iddiaların soruşturma kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediğine ilişkin resmi bir açıklama ise paylaşılmadı. İlk tehdit iddiası 20 Mart’ta Bıyıkoğlu ailesinin anlatımına göre, müezzinin şikayetinin ardından kendisi hakkında çeşitli suçlamaların yer aldığı imza kampanyaları başlatıldı. Aile, bu süreçte tehdit ve baskıya maruz kaldıklarını da öne sürdü. Ebru Bıyıkoğlu, 20 Mart 2026’da imamın bir yakınının lojmanın kapısına gelerek eşini ölümle tehdit ettiğini iddia etti. Cami bahçesinde yumruklu kavga 10 Temmuz 2026’da ise cami önünde yeni bir tartışma yaşandığı belirtildi. İddiaya göre imam İsmail A., Ferdi Bıyıkoğlu’nun eşi Ebru Bıyıkoğlu’nu cep telefonu kamerasıyla görüntüledi. Bunun üzerine Ferdi Bıyıkoğlu’nun görüntü alınmasına tepki göstermesiyle tartışma çıktı. Ebru Bıyıkoğlu, tartışmanın kısa sürede fiziksel saldırıya dönüştüğünü ve imamın eşine çok sayıda yumruk attığını öne sürdü. Bıyıkoğlu’nun olayın ardından darp raporu aldığı ve şikayetçi olmak amacıyla polis merkezine gittiği belirtildi. Karakol yakınında ikinci saldırı iddiası Ailenin iddiasına göre, Bıyıkoğlu polis merkezine yaklaşık 25-30 metre kala ikinci bir saldırıya uğradı. Ebru Bıyıkoğlu, aralarında imamın oğlunun ve imamın bacanağının oğlunun da bulunduğunu öne sürdüğü yaklaşık 5 kişinin, eşi ile kayınbiraderine tekme ve yumruklarla saldırdığını iddia etti. Olay sırasında polis ekiplerinin müdahale ederek tarafları ayırdığı belirtildi. Yaşanan olaylara ilişkin bazı görüntülerin güvenlik kameralarına yansıdığı da aktarıldı. “Baskılar şikayetin ardından arttı” iddiası Ebru Bıyıkoğlu, eşinin yardım paralarıyla ilgili müftülüğe başvurmasının ardından hakkında çeşitli suçlamalar ortaya atıldığını savundu. Ferdi Bıyıkoğlu’nun uyuşturucu kullandığı, bir kadınla ilişkisinin bulunduğu, çocuklara şiddet uyguladığı ve cemaati camiden uzaklaştırdığı yönünde iddialar ortaya atıldığını belirten Bıyıkoğlu, bunların gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Aile, bu gelişmelerin ardından Ferdi Bıyıkoğlu’nun müftülüğe yazılı olarak şikayette bulunduğunu ve sonrasında baskıların arttığını öne sürdü. “Çocuklarım korku nedeniyle tedavi görüyor” Yaşananların çocuklarını da etkilediğini belirten Ebru Bıyıkoğlu, özellikle 5 yaşındaki kızının kapı çalındığında korktuğunu ve saklandığını söyledi. Bıyıkoğlu, çocuklarını psikiyatri desteği için götürdüklerini belirterek aile olarak yaşanan olaylar nedeniyle tedirgin olduklarını dile getirdi. Ebru Bıyıkoğlu ayrıca imam İsmail A.’nın yaklaşık 50 gün önce Küçükçekmece Müftülüğü ile ilişiğinin kesildiğini ve başka bir yerde görevlendirildiğini öne sürdü. Tarafların karşılıklı iddialarıyla ilgili adli ve idari süreç bulunup bulunmadığına ilişkin ayrıntıların ilgili kurumların açıklamalarıyla netleşmesi bekleniyor.

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi Haber

Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Umut Altaş FBI'a ifade verdi

Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye'ye ulaştırılan FBI tutanağında Altaş'ın, Gülistan Doku'nun öldürüldüğünü gördüğünü ve cesedinin taşınmasına yardım ettiğini öne sürdüğü aktarıldı. Altaş'ın ifadelerinde, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel hakkında da ağır suçlamalarda bulunduğu belirtildi. Söz konusu anlatımların soruşturma kapsamında değerlendirildiği, Altaş'ın beyanlarının tek başına olayın nasıl gerçekleştiğini kesin olarak ortaya koymadığı ve iddiaların adli makamlarca araştırıldığı kaydedildi. 109 soruluk adli yardımlaşma talebi Haberde aktarılan bilgilere göre Türkiye, Altaş'ın ifadesinin alınması amacıyla ABD makamlarına kapsamlı bir soru seti gönderdi. FBI ile ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlilerinin Altaş'ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania'daki Moshannon Valley İşleme Merkezi'nde sorguladığı belirtildi. FBI'ın 26 Ağustos 2026 tarihli yazısında, görüşmeleri içeren FD-302 raporunun Türkiye'nin adli yardımlaşma talebine yanıt olarak hazırlandığının ifade edildiği aktarıldı. Dosyanın, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü üzerinden Türk adli makamlarına ulaştırıldığı bildirildi. Tutanakta, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturmayı kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden sürdürdüğü kaydedildi. Türkiye tarafından hazırlanan soru setinde Altaş'a yöneltilmek üzere 109 soru bulunduğu belirtildi. Altaş: "Beni kullandı" FBI sorgusunda Altaş'a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi soruldu. Altaş'ın, Sonel tarafından kullanıldığını söylediği ve kendisinin Gülistan Doku'nun öldürülmesi ile suçun üzerine bırakılması amacıyla kullanılmış olabileceğini öne sürdüğü aktarıldı. FBI görevlilerinin, "Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan Doku'yu öldürdüğüne inanıyor musun?" sorusuna Altaş'ın olumlu yanıt verdiği belirtildi. Altaş'ın bu kanaatinin gerekçesi olarak cinayete tanık olduğunu ileri sürdüğü kaydedildi. Gülistan Doku'nun otomobile bindirildiğini öne sürdü Altaş'ın anlatımına göre olay 5 Ocak 2020 gecesi meydana geldi. Altaş, Mustafa Türkay Sonel ile birlikte Gülistan Doku'nun bulunduğu bölgeye gittiklerini ve Doku'yu köprü çevresinde gördüklerini iddia etti. Daha sonra Doku'nun BMW marka otomobile bindiğini öne süren Altaş, araçta Sonel'in sürücü koltuğunda, kendisinin ön yolcu koltuğunda, Doku'nun ise arka koltukta bulunduğunu söyledi. Altaş, araç içerisinde Doku'nun kendilerine tepki gösterdiğini ve tartışmanın ardından çığlık attığını ileri sürdü. Ardından Sonel'in araçtaki bir tabancayla Doku'ya ateş ettiğini iddia eden Altaş, genç kadının hayatını kaybettiğini gördüğünü söyledi. Bu anlatımların tamamının Altaş'ın beyanlarına dayandığı ve soruşturma makamlarınca değerlendirildiği belirtildi. "Cesedi bagaja taşıdık" iddiası Altaş, ateş edilmesinin ardından Sonel'e neden Doku'yu öldürdüğünü sorduğunu, Sonel'in ise kendisinden susmasını ve cesedin taşınmasına yardım etmesini istediğini öne sürdü. Başlangıçta bunu reddettiğini söyleyen Altaş, daha sonra Doku'nun cesedini birlikte BMW'nin bagajına koyduklarını iddia etti. Altaş ayrıca, cesedin araca konulmasının ardından Sonel'in dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu'nu telefonla aradığını öne sürdü. "Babam bu işi halledecek" sözleri Altaş'ın ifadesine göre Sonel ile Eroğlu yaklaşık 15-20 dakika görüştü. Görüşmenin ardından Sonel'in kendisine susmasını ve olaydan kimseye bahsetmemesini söylediğini iddia eden Altaş, "Bu mesele ortadan kalkmaz" şeklindeki sözlerine karşılık Sonel'in babasının konuyu halledeceğini söylediğini öne sürdü. Altaş, ertesi sabah Sonel'in kendisini tekrar aradığını ve olayın halledildiğini söylediğini de iddia etti. Ceset için Pertek yolu iddiası FBI tutanağında yer aldığı belirtilen bir diğer iddia ise Doku'nun cesedinin bulunabileceği yerle ilgili oldu. Altaş, Sonel'in kendisine cesedin olay bölgesinden Pertek yönünde yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede bulunduğunu söylediğini öne sürdü. Daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzelten Altaş, cesedin yeni yapılan bir yolun kenarına gömülmüş olabileceğini tahmin etti. Altaş, bu bölümün doğrudan gördüğü bir olaya değil, Sonel'den aldığını öne sürdüğü bilgilere dayandığını belirtti. Baz ve PTS kayıtları sorguda gündeme geldi FBI sorgusunda Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ile Plaka Tanıma Sistemi (PTS) verilerinin de Altaş'a gösterildiği aktarıldı. Dosyadaki tespitlere göre Altaş'ın 5 Ocak 2020 saat 22.09'da Gülistan Doku'nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü çevresinde bulunduğu belirtildi. Mustafa Türkay Sonel'in 22.08-22.37, Şükrü Eroğlu'nun ise 22.08'de aynı bölgede bulunduğu yönündeki kayıtların da sorguda gündeme getirildiği ifade edildi. PTS verilerine göre Sonel'in kullandığı BMW'nin saat 22.17.51'de Tunceli'den Elazığ yönüne çıktığı, 22.30.17'de ise Tunceli yönüne döndüğü aktarıldı. Aracın dönüşü sırasında sürücü koltuğunda Sonel'in, ön yolcu koltuğunda ise Altaş'ın bulunduğunun belirlendiği kaydedildi. Kamera kayıtlarıyla ilgili iddia Söz konusu kayıtların Altaş'ın ilk anlatımıyla çelişmesi üzerine FBI görevlilerinin sorguyu derinleştirdiği belirtildi. Altaş'ın daha sonra Sonel ile aynı BMW'yle köprü bölgesine geri döndüklerini söylediği aktarıldı. Altaş, dönüş gerekçesinin bölgede kamera bulunup bulunmadığını kontrol etmek olduğunu öne sürdü. Üniversite kamerasının kayıtlarıyla ilgili sorulara da yanıt veren Altaş, Sonel'in kendisine kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini iddia etti. Ancak kayıtların kim tarafından veya nasıl silindiğini bilmediğini ifade etti. Tehdit edildiğini ve para teklif edildiğini öne sürdü Altaş, olayın ardından Sonel tarafından tehdit edildiğini de ileri sürdü. Sonel'in kendisine ve ailesine yönelik tehditlerde bulunduğunu iddia eden Altaş, olay hakkında susması için kendisine para teklif edildiğini de öne sürdü. Altaş ayrıca Sonel'in kendisine ailesinin devlet içindeki gücüne ilişkin ifadeler kullandığını iddia etti. Bu iddiaların da FBI tutanağında Altaş'ın beyanları kapsamında yer aldığı belirtildi. Hamilelik ve kürtaj iddiasında geri adım attı Sorguda, Gülistan Doku'nun hamile kaldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki daha önce ortaya atılan iddialar da gündeme geldi. Altaş, bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin ile yaptığı görüşmede bu yönde ifadeler kullandığının hatırlatılması üzerine, söz konusu ifadelerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği aktarıldı. Altaş'ın daha sonra hamilelik ve kürtajla ilgili bazı ayrıntıları tahmin etmiş olabileceğini ve her şeyi hatırlamadığını savunduğu belirtildi. "Ceset videosu gönderildi" iddiası FBI sorgusunda gündeme gelen bir diğer konu ise Altaş'a WhatsApp üzerinden gönderildiği öne sürülen bir video oldu. Altaş, Mustafa Türkay Sonel'in kendisine yalnızca bir kez izlenebilen bir video gönderdiğini ve görüntülerde bir kişinin ceset parçası tuttuğunu söylediğini aktardı. Videonun Sonel tarafından gönderildiğini doğrulayan Altaş, görüntülerdeki cesedin Gülistan Doku'ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini ifade etti. FBI görevlilerinin, daha önce videodaki kişinin Doku olduğunu söylediği yönündeki beyanını hatırlatması üzerine Altaş'ın bu sözlerin kendisine ait olduğunu kabul ettiği, ancak görüntüyü net şekilde göremediğini savunduğu belirtildi. "Olay sırasında oradaydım" dedi FBI görevlilerinin Altaş'a Doku'nun öldürüldüğü sırada Sonel ve Doku ile birlikte olup olmadığını ve olaya bizzat tanık olup olmadığını sorduğu aktarıldı. Altaş'ın her iki soruya da olumlu yanıt verdiği, iki günlük sorgu boyunca ortaya çıkan çelişkili anlatımlara rağmen olay sırasında bölgede bulunduğu yönündeki beyanını sürdürdüğü belirtildi. Babasına gönderdiği mesaj da soruldu Soruşturmada dikkat çekilen delillerden biri olarak, Altaş'ın babası Celal Altaş'ın telefonunda bulunan WhatsApp mesajı da FBI sorgusunda gündeme geldi. Umut Altaş'ın babasına gönderdiği belirtilen mesajda, kendisinin susturulduğuna ilişkin ifadelerin yer aldığı aktarıldı. FBI görevlilerinin mesajı sorması üzerine Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti ancak neden bu ifadeleri kullandığını hatırlamadığını söyledi. ABD'ye gidiş kararının kimin tarafından alındığı da sorguda soruldu. Altaş'ın önce bunun kendi kararı olduğunu söylediği, daha sonra ise kararın ailece alındığını ifade ettiği belirtildi. ABD'ye geçişini anlattı Altaş, 25 Mayıs 2022'de İstanbul'dan Meksika'ya uçtuğunu ve ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek için bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini öne süren Altaş, bu paranın Tunceli'de babası tarafından ilgili kişiye verildiğini iddia etti. Eski tarihlere ilişkin baz kayıtları da soruldu Soruşturmada Doku'nun kaybolmasından önceki dönemle ilgili bazı kayıtların da FBI sorgusunda gündeme getirildiği aktarıldı. Türk makamlarının daraltılmış baz çalışmasına göre 27 Aralık 2019'da saat 15.31-16.22 arasında Altaş ile Doku'nun Gençlik Merkezi çevresinde aynı bölgede bulunduğunun tespit edildiği belirtildi. Altaş, kendisinin ve Mustafa Türkay Sonel'in bölgede bulunduğunu, Doku'nun da orada bulunmuş olabileceğini söyledi. Bir kızın Sonel tarafından takip edildiğini, daha sonra birlikte binaya girdiklerini ve yaklaşık 15 dakika sonra çıktıklarını anlattı. Bu kişinin Doku olup olmadığı sorusuna ise Altaş'ın "Mümkün olabilir" yanıtını verdiği aktarıldı. Altaş, dönemin valisini suçladı İki günlük sorgunun sonunda FBI görevlilerine Gülistan Doku hakkında bildiklerinin tamamını anlattığını söyleyen Altaş, soruşturmanın adil yürütülmediğini ileri sürdü. Altaş, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'i olayın üzerinin kapatılması ve oğlu Mustafa Türkay Sonel'in adli makamlara teslim edilmemesiyle suçladı. Altaş'ın FBI'a verdiği ifadede yer alan iddiaların, Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin devam eden soruşturma kapsamında adli makamlar tarafından değerlendirileceği belirtildi. Söz konusu beyanların kesinleşmiş bir yargı kararı niteliğinde olmadığı ve ilgili kişiler açısından suçluluk hükmü oluşturmadığı kaydedildi.

Milas’ta 3 gün 3 gece süren düğünün ardından gelin ve damat karşılıklı şikayetçi oldu Haber

Milas’ta 3 gün 3 gece süren düğünün ardından gelin ve damat karşılıklı şikayetçi oldu

3 gün 3 gece süren düğün Olayın geçmişi, Milas’ın Çomakdağ Kızılağaç Mahallesi’nde gerçekleştirilen düğüne uzanıyor. Aracılar vasıtasıyla tanışan Mustafa Ateşoğlu ile 28 yaşındaki Mamura Burkhonova nişanlandıktan sonra 19 Ağustos’ta evlendi. Yörük kültürünün yaşatıldığı mahallede düzenlenen düğün 3 gün 3 gece sürdü. Yaklaşık 500 yıllık gelenek kapsamında düğün organizasyonunda gece yağlı güreşleri de yapıldı. Güreşlere Recep Kara, Abdullah Güngör, Feyzullah Aktürk, Yalçın Üncül, Bekir Can Özturgut, Cenk İldem, Okan Yavaş ve Salih Erinç gibi başpehlivanlar katıldı. Finalde Yalçın Üncül’ü mağlup eden Feyzullah Aktürk başpehlivan oldu. Aktürk’e madalyasını gelin Mamura Burkhonova verdi. Düğünün toplam maliyetinin yaklaşık 10 milyon liraya ulaştığı öne sürüldü. Mustafa Ateşoğlu ise yalnızca güreş organizasyonu için yaklaşık 1 milyon 500 bin lira harcadığını belirtti. Damat, ziynet eşyalarıyla evden ayrıldığını öne sürdü Düğünün ardından çift arasında yaşanan anlaşmazlık polis merkezine taşındı. Mustafa Ateşoğlu, 3 Eylül’de polise başvurarak eşinin düğünde takılan ziynet eşyaları, nakit para ve iPhone 15 marka cep telefonuyla evden ayrıldığını iddia etti. İlk açıklamalarda kayıp olduğu belirtilen altınların değerinin yaklaşık 5 milyon lira olduğu öne sürülürken, polise yapılan başvuruda yaklaşık 3 milyon lira değerinde ziynet eşyası, 300 bin lira nakit para ve cep telefonunun götürüldüğü iddia edildi. Şikayetin ardından polis ekipleri Burkhonova’nın bulunması için çalışma başlattı. Yapılan incelemelerde genç kadının adına otobüs bileti veya otel kaydına rastlanmadığı belirtildi. Gelin kendi imkanlarıyla polis merkezine gitti Arama çalışmaları sürerken Mamura Burkhonova, 4 Eylül saat 13.30 sıralarında kendi imkanlarıyla polis merkezine giderek ifade verdi. Burkhonova, hakkındaki milyonlarca liralık ziynet eşyasını aldığı yönündeki suçlamaları reddetti. Düğünde takılan ziynetlerden yalnızca 20 çeyrek altın ile 226 bin lirayı aldığını kabul etti. Geri kalan altınların kendisinde olmadığını savunan Burkhonova, diğer ziynet eşyalarının kayınpederi Mehmet Ateşoğlu’nda bulunduğunu öne sürdü. Genç kadının bu iddiasını desteklediğini belirttiği bazı yazışmaları da soruşturma dosyasına sunduğu öğrenildi. Burkhonova ayrıca yanında bulunan iPhone 15’in kendisine ait olmadığını, telefonun eşi tarafından kullanımına verildiğini savundu. Bu kez gelin şikayetçi oldu Burkhonova’nın ifadesinde, ziynet eşyalarına ilişkin iddiaların yanı sıra karşı şikayet de yer aldı. Genç kadın, eşi Mustafa Ateşoğlu ile kayınpederi Mehmet Ateşoğlu’nun kendisine ve annesine hakaret ve tehditte bulunduğunu öne sürerek iki isimden de şikayetçi oldu. Böylece düğünün ardından başlayan ziynet eşyaları tartışmasında taraflar karşılıklı olarak birbirleri hakkında suçlamalarda bulundu. Soruşturma sürüyor Ziynet eşyaları, nakit para ve cep telefonuna ilişkin iddiaların yanı sıra tarafların tehdit ve hakaret suçlamalarıyla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi. Dosyanın, polis merkezindeki işlemlerin tamamlanmasının ardından savcılığa gönderileceği öğrenildi.

Antalya ve Kayseri’de yeni nesil suç örgütlerine operasyon: 42 şüpheli gözaltında Haber

Antalya ve Kayseri’de yeni nesil suç örgütlerine operasyon: 42 şüpheli gözaltında

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, vatandaşların huzur ve güvenliğini tehdit eden suç örgütlerine karşı yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Gürlek, Antalya ve Kayseri Cumhuriyet başsavcılıklarının, İl Emniyet müdürlükleriyle koordineli yürüttüğü soruşturmalar kapsamında 4 ayrı suç örgütüne yönelik operasyon gerçekleştirildiğini bildirdi. Antalya’da 3 suç örgütüne yönelik operasyon Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, “Daltonlar”, “Çirkinler” ve “Casperlar” olarak bilinen silahlı suç örgütlerine yönelik çalışma gerçekleştirildi. Soruşturma kapsamında 14 şüphelinin, söz konusu yapıların cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerini sosyal medya üzerinden öven veya bu yöntemleri meşru göstermeye yönelik paylaşımlarda bulunduğu öne sürüldü. Şüphelilerin ayrıca örgütlerin eylemlerinde yer almak istediklerine ilişkin paylaşımlar yaptığı da tespit edildi. Belirlenen 14 şüpheliye yönelik düzenlenen operasyonda 10 kişi yakalanarak gözaltına alındı. Adreslerde gerçekleştirilen aramalarda 338 gram kokain, 61 paket halinde esrar ve 1 hassas terazi ele geçirildi. Şüphelilere ait cep telefonlarına da incelenmek üzere el konuldu. Kayseri’de 68 mağdura yönelik 89 eylem tespit edildi Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada ise kamuoyunda “Şirinler” adıyla bilinen yeni nesil suç örgütüne yönelik operasyon düzenlendi. Soruşturma kapsamında, Hacı Ömer Okuducu liderliğinde kurulduğu değerlendirilen yapılanmanın, 68 mağdura yönelik 89 ayrı suç eylemine karıştığının tespit edildiği belirtildi. Örgütün gerçekleştirdiği öne sürülen eylemler arasında kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralama, tehdit, yağma, yağma amacıyla tehdit, hukuki alacağın tahsili amacıyla tehdit, yağmaya azmettirme, suçu ve suçluyu övme, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, mala zarar verme ve suç üstlenme gibi suçlamalar yer aldı. Soruşturma kapsamında 5 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Hakkında gözaltı kararı bulunan 32 şüphelinin tamamının yakalanarak gözaltına alındığı bildirildi. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 1 ruhsatlı tabanca, 88 adet 9 milimetre tabanca fişeği, 2 bıçak, çok sayıda çek, senet ve dokümanın yanı sıra harddisk, laptop ve bilgisayarlar ile bir miktar uyuşturucu madde ele geçirildi. Gürlek: Yeni nesil suç örgütlerine izin vermeyeceğiz Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonların ardından yaptığı açıklamada, gençleri suç örgütlerinin ağına çekmeye ve şiddeti normalleştirmeye çalışan yapılara müsaade edilmeyeceğini belirtti. Gürlek, güvenlik ve adli birimlerin koordinasyon içinde çalışmalarını sürdüreceğini ifade ederek, yeni nesil suç örgütleri ve bunların tüm yapılanmalarına karşı mücadelenin kararlılıkla devam edeceğini kaydetti. Operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü bildirildi. Yeni Nesil Suç Örgütlerine Geçit Vermeyeceğiz! Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın liderliğinde; vatandaşlarımızın huzurunu ve güvenliğini tehdit eden yeni nesil suç örgütleriyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Gençlerimizi suça ve şiddete özendirmeye çalışan yapılara… — Akın Gürlek (@abakingurlek) September 4, 2026

Hemşire Ebru Anik'ten yardım çağrısı: “Ölmeden önce sesimi duyun” Haber

Hemşire Ebru Anik'ten yardım çağrısı: “Ölmeden önce sesimi duyun”

Ebru Anik, Mustafa M. ile 2023 yılının Aralık ayında başlayan yaklaşık 3 yıllık ilişkilerinin son 1,5 yılında şiddete maruz kaldığını iddia etti. Ayrılmak istediğinde ise tehdit ve şantajla ilişkiyi sürdürmeye zorlandığını öne süren Anik, ailesinin de tehdit edilmesi nedeniyle daha önce yaptığı şikayetlerden birini geri çekmek zorunda kaldığını söyledi. Yaklaşık bir ay önce yeniden şikayetçi olduğunu ve Mustafa M. hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığını belirten Anik, buna rağmen eski sevgilisinin kendisini takip etmeye ve tehdit etmeye devam ettiğini ifade etti. Uzaklaştırma kararına rağmen siteye geldi Anik'in iddiasına göre Mustafa M., 27 Ağustos günü saat 06.30 sıralarında yaşadığı sitenin girişine geldi. Güvenlik görevlilerinin önünde eski sevgilisi tarafından darbedildiğini belirten Anik, olay sırasında polis ekiplerine haber verilmesini istediğini söyledi. Yaşadıklarını anlatan Anik, daha önce de şiddet gördüğünü ve burnunun kırıldığını belirterek elinde mesaj, ses kaydı ve çeşitli görüntülerin bulunduğunu ifade etti. Anik, uzaklaştırma kararına rağmen evinin bulunduğu siteye gelen Mustafa M.'nin kendisini insanların gözü önünde darbettiğini öne sürdü. “Bu adam ne uzaklaştırma kararından ne hukuktan korkuyor” Can güvenliği konusunda endişeli olduğunu belirten Anik, yetkililere yaptığı çağrıda şu ifadeleri kullandı: “Ben buradan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne ve Adalet Bakanlığı'na sesleniyorum: Lütfen beni koruyun. Bu kişi ne devletten ne polisten ne de uzaklaştırma kararından korkuyor. Uzaklaştırma kararı bile bu adamı durduramıyor.” Anik, eski sevgilisinin kendisini farklı numaralardan ve sosyal medya hesaplarından da tehdit ettiğini, bu mesajların ekran görüntülerini sakladığını söyledi. Site güvenlik kameralarındaki görüntülere ulaşmak istediğini belirten Anik, kendisine görüntülerin savcılıktan alınacak yazıyla teslim edilebileceğinin söylendiğini ifade etti. “Benden kurtulmanın tek yolu beni öldürmen” mesajını gönderdiğini iddia etti Ebru Anik, eski sevgilisinin kendisine yönelik tehditlerinin sürdüğünü öne sürerek, mesaj kayıtlarının bulunduğunu söyledi. Anik, Mustafa M.'nin kendisine, “Senin benden kurtulman için tek çaren ben uyurken uykumda beni öldürmen. Başka türlü kurtulamazsın, ben vazgeçmem” şeklinde mesaj gönderdiğini iddia etti. Eski sevgilisinin kendisini gördüğü yerde öldürmekle tehdit ettiğini de öne süren Anik, daha önce defalarca emniyete başvurduğunu ve hakkında uzaklaştırma kararı bulunmasına rağmen saldırıya uğradığını belirtti. “Ölmek istemiyorum” Can güvenliğinden ciddi şekilde endişe ettiğini dile getiren Anik, yetkililerden kendisine yönelik koruma tedbirlerinin etkin şekilde uygulanmasını istedi. Anik, “Ben öldükten sonra mı adalet sağlanacak? Ben ölmek istemiyorum. Ölmeden önce sesimi duyun. Bu adam beni gördüğü yerde öldürecek diye korkuyorum. Lütfen devletimden bana sahip çıkmasını istiyorum” diyerek yardım çağrısında bulundu. Olayla ilgili hukuki sürecin ve tarafların başvurularının devam ettiği bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.