Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tedarik Zinciri

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Tedarik Zinciri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedarik Zinciri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Schneider Electric’ten Impact 2030’da Güçlü Başlangıç Haber

Schneider Electric’ten Impact 2030’da Güçlü Başlangıç

Şirketin sürdürülebilirlik alanındaki köklü liderliği üzerine inşa edilen Impact 2030; küresel elektrifikasyona öncülük etmek, endüstriyi yeniden şekillendirmek, insan potansiyelini açığa çıkarmak ve yerel toplulukları güçlendirmek olarak belirlenen dört stratejik sütun etrafında şekilleniyor. Bu yeni döngünün ilk çeyreğinde Impact skoru, 2026 yıl sonu için belirlenen 4,20/10 hedefi yolunda güçlü bir başlangıç yaparak 3,40/10 olarak gerçekleşti. Bu skor, hem Schneider Electric’in kendi operasyonlarındaki verimliliği hem de müşterileri, tedarikçileri ve topluluklar için sunduğu ölçülebilir sonuçları yansıtıyor. Schneider Electric, operasyonlarını karbonsuzlaştırmaya devam ederek Kapsam 1 ve 2 CO₂ emisyonlarını 2017’ye göre %82,5 oranında azalttı. Şirket, enerji yönetimi, otomasyon ve dijital çözümleriyle bu çeyrekte müşterilerinin 47,5 milyon MWh enerji tasarrufu yapmasını veya enerjiyi elektrikleştirmesini sağladı. Bu çalışmalar, toplamda 20 milyon ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına ve önlenmesine katkıda bulundu. Büyük ölçekli ilerleme sağlamak için ürünlerin tasarım ve üretim süreçleri de yeniden ele alınıyor. Schneider Electric, ilk çeyrekte yeni Future-designed çerçevesini uygulamaya devam etti. Bu kapsamda, tasarım aşamasındaki başlıca ürün ve çözümlerinin %14’ü şimdiden döngüsellik ve çevresel mükemmellik kriterlerini karşıladığını kanıtladı. Şirket, tedarik zinciri genelinde tedarikçilerini sürece dahil eden Zero Carbon Pathway girişimini hızlandırdı. İlk çeyrekte 1.100’den fazla tedarikçinin katılım süreçleri başlatıldı. Bu tedarikçilerin çoğu, karbonsuzlaştırma çalışmalarını ilerletmek için pratik araçlar ve teknik bilgi sunan eğitim programlarına katıldı. Fırsat eşitliğini teşvik etmek de şirketin odak noktalarından biri olmayı sürdürüyor. İlk çeyrekte Schneider Electric destekli topluluk odaklı çözümler sayesinde 2,8 milyondan fazla kişi sürdürülebilir elektriğe erişim sağladı. Aynı dönemde 113.000 kişi enerji, elektrifikasyon ve otomasyon konularında teknik becerilerini geliştirecek eğitimler aldı. Böylece 2009’dan bu yana eğitim verilen toplam kişi sayısı 1,2 milyonu aştı. Schneider Electric Sürdürülebilirlik Müdürü (CSO) Esther Finidori, konuyla ilgili olarak “Impact 2030, herkesi kapsayan geniş ve sistemsel bir dönüşümü tetiklemek için gerekli çerçeveyi sunuyor. Hedeflerimizin somut, tutarlı ve ölçülebilir bir ilerlemeye dönüşmesiyle, olumlu sonuçların her çeyrekte hızlanarak artmasını bekliyoruz.” dedi.

DHL Supply Chain Türkiye, Asya 1 Tesisini Hizmete Açtı Haber

DHL Supply Chain Türkiye, Asya 1 Tesisini Hizmete Açtı

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’na yakın konumuyla İstanbul’un Tuzla ilçesinde yer alan yeni tesis, farklı sektörlerin değişen ve artan tedarik zinciri ihtiyaçlarına özelleştirilmiş, esnek ve uçtan uca lojistik çözümler sunmak üzere hayata geçirilen stratejik bir yatırım olarak öne çıkıyor. Asya 1 tesisi, DHL Supply Chain’in çok sektörlü uzmanlığı ve müşteri odaklı çözüm yaklaşımıyla; operasyonel verimlilik, hizmet kalitesi ve tedarik zinciri dayanıklılığını aynı çatı altında buluşturmayı amaçlıyor. Asya 1 tesisinin açılışını, Türkiye’de tedarik zinciri yönetiminin geleceği açısından önemli bir adım olarak değerlendiren DHL Supply Chain Türkiye Genel Müdürü Buket Cox, konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Özellikle Sağlık Hizmetleri Lojistiği alanındaki uzmanlığımızı daha da ileri taşırken, çok sektörlü yapımız sayesinde farklı endüstrilerin hızla değişen ihtiyaçlarına yüksek çeviklikle yanıt verebiliyoruz. Enerji verimliliği ve teknoloji odaklı altyapımız, hem müşterilerimizin beklentilerini hem de DHL Group 2030 vizyonunu destekleyen sürdürülebilir bir operasyon modeli sunuyor.” Geniş depolama kapasitesi, güçlü taşıma ağı ve kapsamlı katma değerli hizmetleriyle Asya 1, yüksek hacimli hızlı tüketim ürünleri operasyonları ile mevzuat ve kalite gereklilikleri yüksek sağlık sektörü operasyonlarını tek bir entegre yapı altında etkin ve güvenilir bir şekilde yönetme kabiliyeti sağlıyor. Sağlık lojistiğinde uçtan uca entegre ve yüksek standartlı çözümler DHL Supply Chain Türkiye Asya 1 tesisi, GDP (İyi Dağıtım Uygulamaları) ve GMP (İyi Üretim Uygulamaları) standartlarıyla uyumlu operasyon yaklaşımıyla sağlık lojistiği alanında yüksek katma değerli ve güvenilir çözümler sunan stratejik altyapısıyla öne çıkıyor. Tesis; 36.000 m² depo alanı,7/24 operasyon modeliyle görev yapan uzman ekipleri,Tıbbi cihazlar, sağlık ürünleri ve hassas ürünler için yüksek kalite ve güvenlik standartlarına sahip altyapısı,Sıcaklık kontrollü depolama çözümleri,Uçtan uca izlenebilirlik (GPS takibi, sıcaklık izleme, eğim sensörleri) ile tedarik zinciri boyunca şeffaflık ve güven sunması,Ulusal ve uluslararası mevzuatlara tam uyum sağlayan süreç ve kalite yönetimi,Kesintisiz, çevik ve esnek operasyonları destekleyen teknoloji odaklı sistemleri sayesinde DHL Supply Chain Türkiye’nin küresel sağlık lojistiği uzmanlığını yerel pazara başarıyla entegre etmesine olanak tanıyor. Müşteriye özel kurgulanan çözümler ve küresel lojistik ağı ise değişen ihtiyaçlara etkin ve sürdürülebilir şekilde yanıt verilmesini sağlıyor. GoGreen yaklaşımıyla sürdürülebilir lojistik uygulamaları DHL Supply Chain Türkiye, Asya 1 tesisini DHL Group GoGreen yaklaşımı doğrultusunda sürdürülebilirlik odağıyla hayata geçirdi. Güneş paneli altyapısı, otomasyonlu aydınlatma sistemleri, enerji kullanımının anlık takibi ve düşük emisyonlu lojistik ekipmanları sayesinde tesiste enerji verimliliği üst seviyeye taşınıyor. Dijitalleşme odaklı operasyon süreçleri ve sürdürülebilir taşımacılık uygulamalarıyla karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik somut adımlar atan şirket, çevresel sürdürülebilirliği iş modelinin merkezinde konumlandırmaya devam ediyor.

Orta Doğu'daki kriz nedeniyle Hint havayolları kapanma riskiyle karşı karşıya. Haber

Orta Doğu'daki kriz nedeniyle Hint havayolları kapanma riskiyle karşı karşıya.

Air India, IndiGo ve SpiceJet gibi havayollarını temsil eden Hindistan Havayolları Federasyonu, 26 Nisan'da Hindistan Sivil Havacılık Bakanlığı'na acil yardım çağrısında bulunan bir mektup gönderdi. Kuruluş, sektörün "kapanma veya faaliyetlerinin durması riskiyle karşı karşıya" olduğunu belirtti. Hindistan hükümetinden, COVID-19 dönemi boyunca uygulanan havacılık yakıtı fiyat tavanı mekanizmasını yeniden yürürlüğe koyması ve aynı zamanda vergileri azaltmayı veya ertelemeyi değerlendirmesi istendi. Air India'ya ait bir Boeing 777-337ER. Fotoğraf: CC/Wiki Hindistan şu anda ham petrolünün yaklaşık %88'ini ithal ediyor; bu da havacılık sektörünü küresel fiyat dalgalanmalarına karşı özellikle savunmasız hale getiriyor. İran'la yaşanan çatışma enerji arzını aksatarak yakıt maliyetlerini artırdı; yakıt maliyetleri toplam işletme maliyetlerinin yaklaşık %40'ını oluşturuyor. Havayolu şirketleri, bu durumun hem iç hem de uluslararası seferleri olumsuz etkilediğini ve son aylarda önemli kayıplara yol açtığını söylüyor. Ayrıca, birçok önemli uçuş güzergahındaki aksamalar, özellikle batı güzergahlarında uçuş sürelerinin uzamasına neden oldu. Mumbai merkezli yatırım firması Wright Research'ün kurucusu ve CEO'su Sonam Srivastava'ya göre, uçuş süreleri 2 ila 4 saat uzayabilir ve bu da yakıt maliyetlerinin artmasına yol açabilir. Bir diğer faktör ise, Jammu ve Keşmir bölgesindeki gerilimlerin ardından Pakistan'ın geçen yıl Nisan ayından bu yana Hint havayollarına hava sahasını kapatması ve bunun da uçuş operasyonlarında uzun süreli aksamalara yol açmasıdır. Kredi derecelendirme kuruluşu ICRA, artan maliyetler, hava sahası aksamaları ve değer kaybeden rupi nedeniyle sektör görünümünü düşürdü. Uzmanlar, bu faktörlerin yüksek vergiler, işgücü kıtlığı ve tedarik zinciri aksamaları gibi mevcut sorunları daha da kötüleştirdiğine inanıyor. Hindistan havacılık pazarı şu anda yaklaşık %90'lık pazar payına sahip olan Air India ve IndiGo olmak üzere iki büyük havayolu şirketi tarafından domine ediliyor ve her ikisi de kendi zorluklarıyla karşı karşıya. Air India, geçen yıl Gujarat'ta 260 kişinin ölümüne yol açan yıkıcı kazanın etkileriyle hâlâ boğuşurken, havayolu şirketinin geçen mali yılda 2 milyar dolardan fazla zarar ettiği bildiriliyor. 2022'de Tata Grubu tarafından satın alınmasının ardından gerçekleşen yeniden yapılanma süreci de bundan etkilenmiş durumda. Bu ayın başlarında, Air India CEO'su Campbell Wilson, yaklaşık dört yıllık görev süresinin ardından istifa etti; ancak yerine bir halef bulunana kadar görevinde kalacak. Bu arada IndiGo, mürettebat eksikliği ve daha sıkı düzenleyici gereklilikler nedeniyle geçen Aralık ayında binlerce uçuşu iptal etmek zorunda kalarak operasyonel zorluklarla karşılaştı. Bununla birlikte, bazı olumlu işaretler de ortaya çıktı. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) Genel Direktörü Willie Walsh'ın Ağustos ayında IndiGo'nun CEO'su olarak göreve başlaması bekleniyor ve bu durumun havayolunun küresel genişleme hedeflerini artıracağı öngörülüyor.

Hürmüz Boğazı krizi Türkiye'ye yakın kaynak kullanımını hızlandırıyor Haber

Hürmüz Boğazı krizi Türkiye'ye yakın kaynak kullanımını hızlandırıyor

Batı Asya'daki çatışmanın ardından Hürmüz Boğazı'nın kapanması, dünyanın en kritik deniz yollarından birini felç etti. Kızıldeniz'deki istikrarsızlıkla birleşince, iki büyük geçiş noktası aynı anda devre dışı kaldı. Asya–Avrupa hattındaki konteyner navlun ücretleri yüzde 70 ila 160'ın üzerinde artarken, transit süreleri 10 ila 18 gün uzadı ve sefer güvenilirliği yüzde 60'ın altına geriledi. Bu deniz yollarına bağımlı olan Güney Asya ve Körfez ülkelerindeki üreticiler için tablo giderek ağırlaşıyor. Bangladeş'in hazır giyim ihracatı yedi aydır üst üste düşüş gösterirken, bölgedeki nakliye maliyetleri yüzde 140'ın üzerine çıktı. Buna karşılık Avrupalı alıcılar, kendilerine daha yakın ve güvenilir alternatifleri aktif biçimde araştırıyor. TÜRKİYE YAKIN KAYNAK ALTERNATİFİ OLARAK ÖNE ÇIKIYOR Kızıldeniz'deki kriz, küresel tedarik anlayışında köklü bir dönüşümü tetikledi. 2024'ün başlarında Avrupa'nın Asya'dan ithal ettiği hazır giyim ürünlerinin yaklaşık yüzde 75'i, gemilerin Afrika'nın çevresinden geçen daha uzun ve maliyetli rotalara yönelmesi nedeniyle aksadı. Bu durum, Avrupalı alıcıları tedarikçilerini daha yakın coğrafyalarda aramaya yönlendirdi ve Türk ürünlerine olan talepte yüzde 50'nin üzerinde artış yaşandı. Türkiye bu noktada güçlü bir alternatif sunuyor. Ürünler, Avrupa'daki dağıtım merkezlerine karayoluyla yalnızca üç ila beş gün içinde ulaşabiliyor ve böylece kritik deniz geçiş noktalarına bağımlılık ortadan kalkıyor. Avrupa Birliği ile yürürlükte olan Gümrük Birliği sayesinde sanayi ürünleri gümrüksüz erişim avantajına sahip. 2025 yılında 273 milyar dolarlık rekor ihracat gerçekleştiren Türkiye, yön değiştiren talebi karşılayabilecek kapasiteye fazlasıyla sahip. 26 milyar doları aşan ihracat hacmiyle tekstil ve hazır giyim sektörü bu dönüşümden en fazla fayda sağlayan alanların başında geliyor. Mart 2026'da düzenlenen Texhibition İstanbul fuarında Avrupalı alıcılar, yakın kaynak avantajını ve nakliye belirsizliğini Türk üreticilerle iş birliklerini genişletmenin başlıca gerekçeleri olarak vurguladı. H&M ve Inditex gibi küresel markalar da uzun rotalardaki riskler nedeniyle Türkiye'den yaptıkları tedariki artırmış durumda. İHRACAT FAKTORİNGİ BÜYÜMEYİ NASIL DESTEKLER? Artan ihracat hacmi, beraberinde daha yüksek işletme sermayesi ihtiyacını getirir. Avrupalı alıcıların talep ettiği uzun vadeli ödeme koşulları, üretimini büyütmek isteyen firmalar üzerinde ciddi bir finansman baskısı oluşturur. İhracat faktoringi bu noktada kritik bir çözüm sunar: ihracatçılar, sevkiyatın ardından 48 saat içinde faturalarını nakde çevirerek likidite sağlar ve bunu bilançolarına ek borç yükü getirmeden gerçekleştirir. Tradewind Faktoring A.Ş., Türkiye'de güçlü bir yerel ekip ile faaliyet göstermekte ve 14'ten fazla ülkede 25 yılı aşkın deneyime sahip küresel Tradewind ağının bir parçası olarak hizmet vermektedir. Geri dönülemez (non-recourse) modeli sayesinde ihracatçılar, alıcı ödeme riskine karşı da korunur. YAKIN KAYNAK EĞİLİMİ KALICI MI? Türkiye, en düşük maliyetli tedarik seçeneği olmayabilir. Ancak art arda yaşanan lojistik krizler, alıcıların toplam maliyet yaklaşımını yeniden şekillendiriyor. Artan navlun ücretleri işçilik maliyeti avantajını azaltırken, teslimat gecikmeleri perakende sezonlarını riske atıyor. Bu nedenle coğrafi yakınlık, giderek daha kritik bir rekabet unsuru haline geliyor. Türk ihracatçıları için bu dönüm noktası, mevcut fırsatları kalıcı ve stratejik iş ortaklıklarına dönüştürmek adına önemli bir fırsat sunuyor. TRADEWİND FAKTORİNG A.Ş. HAKKINDA Tradewind Faktoring A.Ş., küresel Tradewind Finance grubunun Türkiye'deki iştirakidir ve genel merkezi İstanbul Maslak'ta bulunmaktadır. 2019 yılından bu yana BDDK lisansıyla faaliyet gösteren şirket; finansman, uluslararası kredi risk sigortası ve alacak yönetimini tek çatı altında sunan bütüncül bir ihracat faktoringi çözümü sağlar. Ticaret finansmanı alanında uzman yerel ekibi ve 14'ten fazla ülkeye yayılan küresel ağı sayesinde Tradewind Faktoring A.Ş., Türk ihracatçılarının işletme sermayesini güçlendirmesine, alıcı riskini azaltmasına ve uluslararası satışlarını güvenle büyütmesine destek olur. TRADEWİND FİNANCE HAKKINDA Tradewind Finance, genel merkezi Almanya'da bulunan ve 14'ten fazla ülkede yerel ekiplerle hizmet veren küresel bir ticaret finansmanı sağlayıcısıdır. İhracatçı ve ithalatçıların nakit akışını hızlandırmalarına, alıcı riskini azaltmalarına ve uluslararası ticaretlerini büyütmelerine; ihracat faktoringi, tedarik zinciri finansmanı ve kredi koruması gibi özel çözümlerle destek veriyoruz. İletişim: tradewindfaktoring.com.tr | tradewindfinance.com Video: https://youtu.be/bTXpyarshaA

Türk İhracatçısı İçin Pazar Payı Sabit Ama Rekabet Artıyor Haber

Türk İhracatçısı İçin Pazar Payı Sabit Ama Rekabet Artıyor

The Globby Araştırma Ekibi, 2016-2024 döneminde Avrupa Birliği'nin Çin, ABD, Hindistan ve Türkiye ile yürüttüğü ikili ticareti 97 ürün grubu bazında inceledi. Barış Yaşbala, analizin genel tablosunu özetlerken AB'nin bu dört ülkeden yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık ithalatgerçekleştirdiğini belirterek, pastanın büyüdüğünü ancak dilimlerin eşit büyümediğini ifade etti. Yaşbala, analizin en çarpıcı bulgusunun otomotiv sektöründe yaşandığını vurguladı. 2016'da Türkiye'nin bu dört ülke arasında AB'ye en fazla otomotiv ihracatı yapan ülke konumunda olduğunu, ancak Çin'in elektrikli araç devrimiyle bu tabloyu tamamen değiştirdiğini aktardı. Çin'in otomotiv ihracatını 8 yılda beş katına çıkararak liderliği devraldığını belirten Yaşbala, Türkiye'nin 29 milyar dolarlık ihracatla hâlâ güçlü bir performans sergilediğini ancak elektrikli araç dönüşümünü yakalamanın artık tercih değil zorunluluk olduğunu söyledi. Öte yandan Yaşbala, verilerin umut verici yeni trendlere de işaret ettiğinin altını çizdi. Raylı sistem araçları, savunma sanayii ve bitkisel yağlar gibi kalemlerde Türkiye'nin son 8 yılda çok yüksek büyüme oranları yakaladığını belirterek, ihracat yapısının geleneksel tekstil-otomotiv ekseninden çok daha geniş bir portföye evrildiğini ifade etti. Yaşbala, AB'nin COVID sonrasında benimsediği tedarik zinciri yakınlaştırma stratejisinin Türkiye'nin coğrafi konumunu daha da değerli kıldığını ve hız avantajı gerektiren sektörlerde, özellikle hızlı moda, taze gıda ve sipariş bazlı üretimde Türk ihracatçıların önünde önemli fırsatlar bulunduğunu vurguladı. Yaşbala, tehditlere de dikkat çekerek AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (CBAM) Türk ihracatçılar için yakın vadedeki en somut risk olduğunu belirtti. Demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre gibi kalemlerin kapsama girdiğini hatırlatan Yaşbala, Türkiye'nin bu sektörlerde önemli bir ihracatçı olduğunu ve karbon ayak izi raporlamasının artık bir pazar erişimi koşulu haline geldiğini aktardı. Hindistan'ın özellikle elektrik-elektronik ve kimyasal sektörlerinde hızla yükseldiğini de ekleyen Yaşbala, Türk ihracatçıların veri odaklı karar almayı, elektrikli araç ekosistemini hızlandırmayı ve yeşil dönüşüme bugünden hazırlanmayıgeciktirmemesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.