Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tbmm Genel Kurulu

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Tbmm Genel Kurulu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm Genel Kurulu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ekmen: Devlet izniyle ve devlet eliyle kumar oynatılıyor Haber

Ekmen: Devlet izniyle ve devlet eliyle kumar oynatılıyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ekmen, TBMM Genel Kurulu’nda söz alarak sanal bahis ve kumar konusunu gündeme taşıdı. Kumar borcu nedeniyle yaşamını yitiren kişilere dikkat çeken Ekmen, mevcut uygulamaların yetersiz olduğunu ifade etti. Bahis ve kumarın Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) döneminde yaygınlaştığını savunan Ekmen, “Biz defalarca Meclis’te sanal bahis ve kumarı dile getirdik. Genel Başkanımız Ali Babacan, Cumhurbaşkanı’na ‘Sanal bahis ve kumarın fişini çekin’ çağrısında bulundu. Bugün Türkiye’de yüzlerce yasal bahis ve kumar seçeneği vardır ve bu tablo iktidar eliyle oluşmuştur” dedi. Sanal bahis ve kumarın toplumsal çürümeye yol açtığını belirten Ekmen, “Engellenmesi mümkünken engellenmemesi, toplumsal çöküşün açık göstergesidir. Bu süreç, servetin belli ellere aktarılmasına bilinçli şekilde göz yumulduğunu ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı. Konuşmasında kumar borçları nedeniyle yaşanan cinayet ve intihar vakalarına da değinen Ekmen, basına yansıyan çok sayıda olayı örnek gösterdi. Yeşilay verilerine göre 2024 yılında yapılan başvuruların yüzde 37’sinin sanal bahis ve kumar bağımlılığına ilişkin olduğunu hatırlatan Ekmen, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı SUDEM’e yapılan başvuruların da önemli bir kısmının kumar bağımlılığı kaynaklı olduğunu söyledi. Ekmen, “Bir öğretmenin, bir bankacının, bir emekli astsubayın hayatını kaybettiği bu tablo artık görmezden gelinemez. Nice canlar gidiyor, nice ocaklar sönüyor” dedi. Bahis ve kumar reklamlarının serbest olmasını da eleştiren Ekmen, “Sigara ve içki reklamı yasakken her türlü bahis ve kumar reklamı serbesttir. Devlet izniyle ve devlet eliyle kumar oynatılıyor.Bu patronların hepsi, medya organlarının satın aldırılıp borçlarını da devlete ödememiş kişiler; kumar eliyle zengin oluyorlar ama Ziraat Bankası’na olan kredi borçlarını ödemiyorlar. Kumar ve bahis oyunu için bir özelleştirme yapılıyor, sonra aynı kişinin bu imtiyaz üzerinden yüzlerce bahis, kumar ağı çıkıyor. Gaziantep Milletvekilimiz Ertuğrul Kaya Genel Kurul’da izah etti; hangi dakikada kimin sarı ya da kırmızı kart göreceği, hangi dakikada oyunun duracağı üzerine bahis oynatılabilir mi? Oyunculara ve hakemlere ‘Bu melanete bulaşın ve bu oyunların, liglerin üzerinde bir gölge oluşturun.’ deniliyor” sözlerini aktardı. Ekmen, sözlerinin muhatabının Cumhurbaşkanı ve AK Parti milletvekilleri olduğunu belirterek, ilgili kurumların denetlenmesi ve bahis,kumar faaliyetlerine karşı somut adımlar atılması çağrısı yaptı.

TBMM Libya tezkeresini onayladı... TSK’nın Libya görevi 24 ay uzatıldı Haber

TBMM Libya tezkeresini onayladı... TSK’nın Libya görevi 24 ay uzatıldı

TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Cumhurbaşkanlığı tezkeresiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin Libya’daki görev süresi 2 Ocak 2026’dan itibaren 24 ay daha uzatıldı. AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, tezkerenin askeri değil, stratejik ve tarihsel bir sorumluluk olduğuna vurgu yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Libya’daki görev süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi kabul edildi. Oylama sonucunda, TSK’nın Libya’daki görev süresi 2 Ocak 2026 tarihinden itibaren 24 ay daha uzatılmış oldu. TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, Genel Kurul’daki görüşmeler sırasında yaptığı konuşmada, Libya tezkeresinin bir askeri yetkilendirme konusu olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Oktay, “Türkiye’nin Libya’da ne işi var?” şeklindeki eleştirileri anlamsız bulduklarını ifade etti. TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre, muhalefet partilerini eleştiren Oktay, Türkiye’nin güvenlik, dış politika ve tarihsel sorumluluklarını dikkate alarak hareket ettiğini söyledi. Türkiye’nin sınır komşularının ve bölgesel gelişmelerin iyi analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Oktay, Libya ile ilişkilerin 16. yüzyıla, Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar uzandığını hatırlattı. Oktay, Libya’nın yaklaşık 115 yıl öncesine kadar Osmanlı Devleti ile aynı siyasi çatı altında bulunduğunu belirterek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Trablusgarp’ta verdiği mücadelenin, Türkiye’nin Libya’daki tarihsel sorumluluğunu açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. “Mavi Vatan”ın Türkiye’nin öncelikleri arasında yer aldığını ifade eden Oktay, Türkiye’nin her zaman Libya halkının yanında durduğunu söyledi. Görüşmelerin tamamlanması sonrasında yapılan oylamada Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Meclis çoğunluğunun oyuyla kabul edilerek yürürlüğe girdi.

Bakan Şimşek: Vergi borçlarını silme yetkimiz yok Haber

Bakan Şimşek: Vergi borçlarını silme yetkimiz yok

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Genel Kurulu’nda 2026 yılı bütçelerine ilişkin yaptığı konuşmada vergi borçlarının silindiği iddialarını net bir dille yalanladı. Şimşek, “Vergi borçlarını Meclis dışında hiçbir makam silemez” dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2026 yılı bütçelerine ilişkin TBMM Genel Kurulu’nda milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı. Vergi borçlarının silindiği yönündeki iddialara açıklık getiren Şimşek, bu yönde herhangi bir yetkilerinin bulunmadığını vurguladı. Vergiye ilişkin tüm muafiyet ve istisnaların anayasa gereği kanunla düzenlendiğini belirten Şimşek, “Maliye Bakanlığı’nın vergi borçlarını silme ya da affetme yetkisi yoktur. Benim de böyle bir yetkim olmadı, yoktur ve istemiyorum” ifadelerini kullandı. Vergi harcamalarına da değinen Şimşek, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasının 2026 yılı maliyetinin 1,1 trilyon lira olacağını belirterek, bunun Meclis kararıyla hayata geçirilmiş bir düzenleme olduğunu söyledi. Uzlaşma müessesesinin 1963’ten bu yana uygulandığını hatırlatan Şimşek, geçen yıl yapılan yasal değişiklikle vergi aslının artık uzlaşmaya konu edilemeyeceğini kaydetti. Konuşmasında rezervlere de değinen Bakan Şimşek, rezerv artışının carry trade kaynaklı olmadığına dikkat çekerek, ters dolarizasyon, ihracat gelirleri, altın fiyatları ve azalan cari açığın bu artışta etkili olduğunu söyledi. Şimşek, yurt içi ve yurt dışı swapların azaltılmasıyla rezerv kalitesinin önemli ölçüde yükseldiğini ifade etti.

Özgür Özel: Asgari ücret 30 bin lira olmalı Haber

Özgür Özel: Asgari ücret 30 bin lira olmalı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Her 100 kişiden 55’i asgari ücret alıyor. Gerçek enflasyon yüzde 60 iken yüzde 30 çıkarıyor. Yoksulluk sınırı 98 bin lira. Asgari ücret 30 bin lira olması gerekiyor. bir tiyatro yapacaklar ve 27 - 28 bin liralık bir asgari ücret belirleyecekler." dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İlke TV canlı yayınına konuk oldu. Kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren 2026 yılı bütçe teklifi hakkında, “Bir kez daha hoş geldiniz, şeref verdiniz. Bu hafta aslında Meclis’te bütçe görüşmeleri Genel Kurul aşamasına geçti. Bundan önceki cumartesi günü de Bütçe Hakkı Mitingi vardı, Ankara Tandoğan’da. Çok anlamlı bir mitingti. 70’in üzerinde bileşen, bütçe hakkı için bir araya geldiler. Ben de o mitinge katıldım. Hem emeklinin, hem emekçinin bütçe hakkı savunuluyordu. Tabii o çerçeveden bakınca zaten bugün Meclis’te yapılanlara bütçe görüşmesi demek zor” dedi. Özel, şöyle devam etti: “MECLİS GENEL KURULU ONLARA GÖRE DEKOR OLDU” “‘Yani bir meclis kurulmuş da sonra bütçeyi yapsın diye komisyon kurulmuş, o da bütçe yapmış’ diye bir şey yok insanlık tarihinde. Magna Carta, tek adamın vergiyi tek başına belirleyemeyeceğini yazıya dökmesiyle, insanlık tarihinin en önemli kazanımının ilk somut adımıdır. O günden itibaren devletin vergi alan sağ eliyle dağıtan, şefkatli sol elinin dengesine meclisler karar verir. Önce 1215’te bir yazı olarak kazanım oldu. Devamında 17’nci yüzyılda damgasını vuran ‘temsil yoksa vergi de yok’... Yani bir mecliste temsil edilmiyorsam vergi de vermem. İngiliz parlamentosu, Fransız ihtilaliyle Fransız parlamentosu ve bizde biraz daha geç olmakla birlikte önce bütçe hakkı elde edildi, sonra onun konuşulacağı yere çatı yapıldı. Oraya meclis dendi. Meclisten önce kazanılmış bir hak bu. Ama şimdi Meclis’te görüşülüyor, 12 gün sonra bitecek. Diyelim ki 600 milletvekili reddetti bütçeyi. Bütçe, geçen senekinin üzerine yeniden değerleme oranı konup devam edecek Cumhurbaşkanı hükümet sistemi ve tek adam rejiminde. Neden? Çünkü OHAL’de değiştirdikleri anayasaya bunu koydular. ‘Eğer bütçe geçmezse bir önceki bütçeye yeniden değerleme oranı konulur. Ona göre hükümet devam eder.’ Düşünün ki milletin meclisinin tamamı bütçesini reddetmiş… Normalde bütçesi geçmeyen hükümetler dünyada düşer, yerine yenisi konulur. Türkiye siyasi tarihinde de örnekleri var. Ama maalesef bütçenin göstermelik bir şey olduğu, yani artık bizim Meclisimiz onlara göre, onların getirdiği rejime göre bir dekor orası, Genel Kurul salonda. Milletvekilleri oyuncu, halk seyirci, demokrasi de adeta orada atılan bir tirad. Yoksa bir karşılığı yok. Önce bu tespiti yapmak lazım.” “BU BÜTÇE ‘-MIŞ GİBİ’ YAPAN BİR BÜTÇE” “Devamında; bu bütçe nasıl bir bütçe? Bu bütçe ‘-mış gibi’ yapan bir bütçe. Bu bütçe aslan payını iktidarın, iktidarın önceliklerinin; işte büyük holdinglerin, şirketlerin, onların vereceği vergilerin affedildiği veya büyük teşviklerin, Kamu - Özel İşbirliği’ne büyük paraların, Yap - İşlet - Devret’lere büyük paraların aktarıldığı ama emeğin, emekçinin ve emeklinin hakkını alamadığı bir bütçe bu. Tabii bugün 16 bin lira en düşük emekli maaşından, 22 bin lira asgari ücretten bahsediyoruz. Geçen sene AK Parti, kendi pratiğini ki o pratik de gerçekleşen bir pratik değil ama hep şunu söylüyordu; ‘Biz asgari ücretliyi enflasyona ezdirmiyoruz.’ Nasıl ezdirmiyorsun? ‘TÜİK, bir enflasyon belirliyor ve biz enflasyon kadar zam veriyoruz.’ Bir kez TÜİK enflasyonu belirlemiyor, orada enflasyon üzerinden manipülasyon yapıyor. Gerçek enflasyon yüzde 60 iken yüzde 30 çıkarıyor. Zaten sen oradan, emekten bir şeyler çalıyorsun. Ama geçen sene TÜİK’in, ben ‘Tayyip Erdoğan’ı Üzmeyen İstatistik Kurumu’ diye kısaltıyorum onu, onun rakamlarıyla da enflasyonu vermediler. Neyi verdiler? Beklenti enflasyonunu verdiler. Yani karnede sınavda aldığı notu değil de sınava girmeden önce umduğu notu veriyor. Böyle bir eğitim sistemi, böyle bir puanlama sistemi var mı? ‘Ben enflasyonu yüzde 20’ye düşürecektim, beceremedim yüzde 40 oldu. Sana 40 vermiyorum, 20 veriyorum.’ Önce düşür, sonra onu ver. Öyle olunca zaten gitgide gerçek enflasyon karşısında eriyen asgari ücret geçen sene ağır bir yara almıştı ve 22 bin lirada kaldı. Aslında 30 bin lira olması gerekiyordu. Şimdi bu 22 bin lira üzerine, bugün işte artık nihayet Türk-İş’in de katılmayı reddettiği Asgari Ücret Komisyonu‘nda oturup bir tiyatro yapacaklar ve 27 - 28 bin liralık bir asgari ücret belirleyecekler.” “BUGÜNE KADAR KATILMALARI YANLIŞTI” (Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na TÜRK-İŞ’in katılmaması hakkında) “Doğru buluyorum ama bugüne kadar katılmalarını da yanlış buluyorum. Bu kadar adaletsiz bir komisyona bugüne kadar katılmaları yanlıştı. Bu seferki doğru. Ümit ediyorum bundan sonra belirlenecek asgari ücrete ki bir küçük parantez açayım, Türkiye’de konfederasyonların şöyle bir yanılgıları var veya sorumluluğu üstlerinden atıyorlar. Konfederasyon derken DİSK öyle yapmıyor ama TÜRK-İŞ özellikle şöyle yapıyor; ‘Asgari ücret benim işim değil ki’ diyor. ‘Bende işçi zaten asgari ücret almıyor.’ Doğru. Ama asgari ücret, Türkiye’de temel ücret oldu. Neredeyse kayıt dışı çalışanları da katarsanız ortalama ücret oldu. En büyük toplu sözleşme. Her 100 kişiden 55’i asgari ücret alıyor. Almanya’da asgari ücret, bir yıl alınan kıdemle hızla uzaklaşılan bir ücretken Avrupa’da öyle bir ücretken Türkiye’de temel ücret. Asgari ücrete gelen zam oranı bütün ücretlere neredeyse aynen yansıyor. Yani asgari ücretin iki katı maaş alan için bile asgari ücretin nasıl belirlendiği, onun alacağı zam açısından çok önemli. Böyle bir fiiliyat var Türkiye’de. Şimdi böyle olunca bu asgari ücret meselesinde bir kez TÜRK-İŞ’in oturmaması doğru. Bütün sendikaların birden bunu kendi meseleleri yapmaları lazım. Çünkü bütün ücretlere yansıyor. Asgari ücret eğer 27 bin, 28 bin lira olacaksa bu bir yıl önce hak edilen asgari ücretin bile altında. 30 bin lira olması gerekiyor 28 binde. Bu tarihin en büyük emek hırsızlığı. Bunun karşılığında bir de emekli maaşına yapacakları zammı da düşünürseniz, o da 16 bin liranın üzerine gelecek zamla 20 bin lira gibi bir şey olması bekleniyor. Bugün için ilk kez tarihte asgari ücret verildiği gün açlık sınırının altında olacak. En düşük emekli maaşı da verildiği gün açlık sınırının üçte ikisi seviyesinde olacak. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Ben meydanlarda soruyorum. İşte, yoksulluk sınırı 98 bin lira. O da TÜRK-İŞ’in rakamları. Kocam meydanda yedi, sekiz kişi çıkıyor evine 98 bin liradan fazla maaş girenler. Bir maaş, iki maaş, üç maaş. Herkes tek bir asgari ücretle geçiniyor ve açlık sınırının altında. O yüzden de ‘Bu büyük bir sosyal patlamaya, sosyal infiale sebebiyet verir’ dedim. Neye göre dedim? Sokakta gördüğüm tansiyona göre, meydanda gördüm tansiyona göre.” “TATBİKAT GÖRÜNTÜSÜYLE ACINACAK HALİMİZE GÜLDÜK” (Grev yasakları için) “Evet, bu örgütlü tepkiyi bastırmaya yönelik bir iş. Bütün Türkiye’de askeri darbe dönemlerini, sıkıyönetim dönemlerini aratmayacak bir şekilde. Yani hiçbir şey yokken ortada... Yani bazen hani anlamıyorum ama hani onları anlamak isteyeyim. Olağanüstü şartlar olur da çok büyük travmaların olduğu günlerde de ne bileyim 15 Temmuz darbesinden bir ay sonra da grev olur, ‘Dur kardeşim, şimdi zamanı değil’ dersin. Veya böyle büyük toplumsal olaylar vardır. Türkiye belli bir sanayi koluna çok ihtiyaç duyuyordur, o milli güvenlik meselesidir. Ne bileyim işte top dökeceksindir de demir - çeliki durduruyordur adam. ‘Dur kardeşim savaşın içindeyiz, top dökeceğim. Demir - çelik durmaz; milli güvenlik…’ Hiçbir şey yok ortada. Milli güvenliği tehdit diye bütün grevleri erteliyorlar. Bu anayasadaki yetkinin, zaten olmaması gereken bir yetkinin suistimali, kötüye kullanımı. Ercüment Bey biraz önce söyledi. Bugün acınacak halimize tebessüm ettik. Kahramanmaraş’ta tatbikat yapıyorlar, ‘Efendim işçiler ayaklanırsa, grev yaparsa çevik kuvvet bunu nasıl bastıracak?’ Bunun tatbikatını yapıyorlar. Ama bunların hepsi örgütlü bir eylemliliğe karşı yapılan iş. Benim bahsettiğim bir sosyal patlama. Yani insanların artık burasına gelmiş, hatta daha da burasına gelmiş ve boğulmak üzere. “SOKAKTAKİ ÖFKEYİ BEN DAHA ÖNCE GÖRMEDİM” “Mesela sosyal patlamanın ilk basamağı şudur: Bir asgari ücretli bir yerde çalışıyordur. Gün boyunca ter döküyordur lokantada, mesela servis yapıyordur. O 22 bin lira maaş alacaktır. Bir beyefendi gelir, öğlen yemeğinde 22 bin lira hesap öder, gider. Bu o asgari ücretlinin içine dokunur. ‘Ya ben bir ay sabahın köründen akşamın bir vaktine kadar burada ter döküyorum. Benim aldığım maaş burada…’ Bu başka bir şey. Bundan ciddi bir rahatsızlık duyar. Ama bir de o kişi evdeki çocuğunun karnını doyuramıyorsa, okula gönderdiği çocuğunun beslenme çantasına bir şey koyamıyorsa veya bir baba evladının bu durumundan dolayı sürüklendiği bunalımı veya aklından geçenleri düşünüyorsa o vakitten sonra o toplumda ne olacağını öngöremezsiniz. Ben bunu çok samimi bir şekilde söylüyorum. Ben yıllardır sokakta siyaset yapan birisiyim. Bir Genel Başkan olarak da herhalde benim kadar sokakta olan yoktur. Ben sokaktaki öfkeyi daha önce görmedim. Açık açık da söylüyorum bu vakitten sonra bu insanlara böyle asgari ücrette, en düşük emekli maaşında alay edecek ve artık sürdüremeyecekleri yani laf olsun diye değil gerçekten bıçak kemikte. Bu insanlar, sohbet ettiğin herkes diyor ki… ‘Nasıl geçiniyorsun?’ ‘Borçla.’ ‘Nasıl döndürüyorsun?’ ‘O karttan bu karta.’ Artık kart da vermiyorlar. Hepsi patladı. Tefecilerin bu kadar çok olması, İstanbul’da çetelerin bu kadar çok olması, insanların sanal bahise yönelmesi… Hiçbirisini mazur görmüyorum ama hiçbirisi de kendiliğinden olan şeyler değil. Bunların ekonomik ve sosyal altyapısı var. Bu ülkeyi yönetenler şunun farkında değiller: Bu vakitten sonra artık bu insanlar ‘Eskiden ayda üç kere dışarıda yemek yerdik, şimdi bir kere yiyebiliyorum’, ‘Efendim ayakkabılarımı eskiden pençe yaptırmazdım, şimdi pençe yaptırıp giyiyorum’, ‘Bu sene bir palto alamadım’ değil. Bu değil adamın derdi, karnını doyuramıyor.” “YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR” (Erdoğan’ın işverenlere ‘Elinizi taşın altına koyun’ şeklindeki sözleri hakkında) “Erdoğan’ınki bir kere şöyle: Yavuz hırsız ev sahibini bastırır, deyim yerindeyse. Bir kere şöyle bir şey var. Asgari ücreti belirleme meselesinde son sözü kim söylüyor? Kim söylüyor, kamu otoritesi söylüyor. Her şeyin sorumlusu sensin de bunun sorumlusu mu işveren? Bu diyor ki ‘Ben asgari ücreti bu kadar belirliyorum ama’ dilinin altındaki, bu asgari, sen üstünü ver. Ya nerede? Bir kere bu ülkede bir gerçeklik de var, bunun da altını çizeyim. Bazı sektörlerde asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok fazla. Bu olacak iş değil. Ama neden? Açmaz. Satranç da nasıl olur? Son hamleden dolayı artık açmaz olmaz. Oyun baştan beri yanlış kurulduysa açmaz olur. Şimdi tekstilde Mısır’daki asgari ücretle rekabet edecek adam ama verdiği asgari ücretle Türkiye’de geçinecek birisi. Öyle bir durum var ki alan için çok düşük, veren için çok fazla. Bunun için burada hükümetin devreye girip ki biz kanuni teklifimizi de sunduk. Sektöre ve çalışan sayısına göre örneğin tekstilde çalışan işçiler için 10 bin 140 lira, ya da 1-10 arasındaki küçük esnaf için 10 bin 140 lira. Bir gruba 8 bin 101, bir gruba 5 bin 400 lira sosyal güvenlik primi desteği vaat ediyoruz. O da şu, eğer tekstilde belli bir sayının altında işçi çalıştırıyorsa 10 bin 140 lira eksik sigorta ödüyor. Asgari ücret veren için 28 bin lira, alan için 39 lira oluyor. Devlet yapacaksa bunu yapacak. Erdoğan çıkmış, ‘Kefenin cebi yok…’ Yani, ‘Ben asgari ücreti 28 bin lira belirledim ama varsın onlar 35 lira versin.’ Hangi sermaye, hangi işveren? Bir de bu piyasa ve rekabet şartlarında böyle babasının hayrına asgari ücrete zam yapar. Yok öyle bir şey. Sorumluluktan kaçmak için meseleyi karşıya yansıtıyor. Siyasi bir akrobasi yapıyor. Buna milletin karnı tok.”

5G'nin kapsama alanı iki yılda tamamlanacak Haber

5G'nin kapsama alanı iki yılda tamamlanacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bakanlık ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2026 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifinin görüşülmesi kapsamında TBMM Genel Kurulu’nda 5G hakkında açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, gazetecilerin 5G ile 8K görüntü kalitesinde kesintisiz canlı yayın yapabileceklerini açıkladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 5G teknolojisini Türkiye’de devreye alarak mobil iletişimde hizmet kalitesini çağın gerekleriyle buluşturacaklarını belirtti. Bakan Uraloğlu, “1 Nisan 2026 tarihinde 5G sinyali ile ülkemizi tanıştıracağız ve iki yıl içerisinde de bunu ülkemizde yaygınlaştırmış olacağız” dedi. Bütünleşik hizmet anlayışının sahadaki karşılığını güçlendiren bir diğer stratejik adımın ise Türkiye’nin haberleşme altyapısını yeni nesil teknolojilerle tahkim eden 5G süreci olduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, “Türkiye, dijitalleşme yolculuğunda yeni bir safhaya daha geçmektedir. 5G teknolojisini ülkemizde devreye alarak mobil iletişimde hız, kapasite ve hizmet kalitesini çağın gerekleriyle buluşturuyoruz.” dedi. https://twitter.com/a_uraloglu/status/1999031407666995604 5G İKİ YIL İÇİNDE ÜLKE GENELİNE YAYGINLAŞACAK Bakan Uraloğlu, bu geçişle birlikte iletişim hızının yaklaşık on kat artacağını; vatandaşın daha hızlı, daha güvenilir ve daha kesintisiz bir haberleşme imkânına kavuşacağını belirterek, “Bu stratejik dönüşümün mali ve kurumsal zeminini de sağlam biçimde oluşturduk. 16 Ekim’de gerçekleştirdiğimiz 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3,5 milyar dolar gelir elde edildi. 5G daha akıllı, daha güvenli ve daha verimli bir geleceğin anahtarıdır. İnşallah, 1 Nisan 2026 tarihinde 5G sinyali ile ülkemizi tanıştıracağız ve iki yıl içerisinde de bunu ülkemizde yaygınlaştırmış olacağız.” diye konuştu. GAZETECİLER 8K GÖRÜNTÜ KALİTESİNDE KESİNTİSİZ CANLI YAYIN YAPABİLECEK Yoğun cihaz bağlantısı kapasitesiyle 5G’nin, Türkiye’yi dijital dönüşümün merkezine taşıyacağını kaydeden Bakan Uraloğlu, “Bu teknolojiyle: tam otonom sürüşten akıllı ulaşım sistemlerine hayata geçireceğiz. Gazeteciler 8K görüntü kalitesinde kesintisiz canlı yayın yapabilecek.” ifadelerini kullandı. Bakan Uraloğlu, 5G’nin, Türkiye’nin üretim gücünü, hizmet kalitesini ve teknolojik rekabetçiliğini aynı anda yükselten bir etken olacağını kaydetti.

Vakıflar Kanunu'nda kapsamlı değişiklik! Haber

Vakıflar Kanunu'nda kapsamlı değişiklik!

Vakıflar Kanunu ve Kültürel Miras Düzenlemeleri, Resmi Gazete'de yayımlandı. Depremzedelere aidat muafiyeti, vakıf taşınmazlarında kira kolaylığı, turizmde denetim gibi değişikliklerle kültürel miras korunacak ve ekonomik istikrar sağlanacak. Türkiye'nin kültürel, turizm ve vakıf yönetiminde önemli bir reform paketi devreye girdi. 20 Kasım 2025'te TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen kanun, Vakıflar Kanunu başta olmak üzere 10'dan fazla yasada değişiklik yaparak, deprem sonrası destekleri kalıcılaştırarak, tarihi alanların yönetimini güçlendirdi. Depremzedelere aidat muafiyeti, vakıf taşınmazlarında kira kolaylığı, Gelibolu Tarihi Alanı'nda yetki genişletmesi ve turizmde denetim güçlendirmesi gibi 18 maddelik düzenleme, kültürel mirasın korunmasını ve ekonomik istikrarı hedefliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yürütme yetkisiyle yürürlüğe giren düzenleme, vakıf taşınmazlarının verimliliğini artırırken, belgesiz turizm işletmelerine ağır yaptırımlar getiriyor. Kanun, şu kritik düzenlemeleri içeriyor: Seyahat Acentaları Kanunu'na ek: 6 Şubat 2023 depreminden etkilenen Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya'daki acentaların 2025 yıllık aidatları alınmayacak; geçmiş borçlar silinecek. Kimlik Bildirme Kanunu'na ek: Marinalar, liman/kıyı tesisleri ve gemi/deniz turizmi araçları kapsama alındı; ihlallerde para cezası iki katı, 4. tekrarda ruhsat iptali. Kültür Bakanlığı Döner Sermaye Kanunu'na ek Müzeler, ören yerleri ve kültürel etkinliklerde isim hakkı, sponsorluk gelirleri döner sermayeye aktarılacak. Sözleşmeli sanatçı geçişi Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndaki ses/saz sanatçıları, sınavla 28 Şubat 2026'ya kadar sözleşmeli pozisyonlara atanacak (max 72 kişi); hizmet süreleri korunacak. Turizm Teşvik Kanunu'na ek Belgesiz konaklama işletmelerinin online tanıtımına 25 bin TL ceza; platformlar belge doğrulamak zorunda, uyarıya uymayanlara erişim engeli. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na ek Milli Saraylar İdaresi'nin restorasyonlarında arkeolojik kazılar doğrudan yapılacak; Bakanlık desteği sağlanacak. Hazine Taşınmazlarının Değerlendirilmesi Kanunu'na ek Geçmiş yatırımcılara 3 kat bedelle uzatma imkanı; 6 ay içinde sonuçlandırılacak, uzatım olmayacak. Vakıflar Kanunu (20. md.) Kira süresi 3 yıldan 5 yıla çıkarıldı; vakıf şirketlerine düşük kira, noter şartı kaldırıldı; zirai kiracılara tahliye esnekliği. Vakıf kültür varlıkları ve taşınmazlar Kamu mülkiyetine geçen vakıf varlıkları mazbut vakfa devredilecek; işgalciler için 5 yıllık kira sözleşmesi imkanı, yoksa tahliye. Gelibolu Tarihi Alanı Kanunu Koruma Komisyonu yetkileri genişletildi; sınırlar Cumhurbaşkanı kararıyla genişletilebilecek; orman bakımı Orman Genel Müdürlüğü'ne, müze kurulumu yetkisi Başkanlık'a. Uludağ Alanı Kanunu'na ek Tabiat varlıkları koruması Başkanlık'a devredildi. Türk Arkeoloji Vakfı Kanunu'na ek İstihdam sınırı 200 kişi (Cumhurbaşkanı yetkisiyle 400); personel gideri bütçenin %30'unu aşamayacak. Söz konusu kanun değişikliğinin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.