Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tazminat

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Tazminat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tazminat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel'e Erdoğan'a yönelik sözleri nedeniyle 800 bin TL tazminat cezası Haber

Özgür Özel'e Erdoğan'a yönelik sözleri nedeniyle 800 bin TL tazminat cezası

Karar, Ankara 44. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davaların duruşmalarında verildi. Erdoğan'ın avukatı Hüseyin Aydın, kararın ardından yaptığı açıklamada, Özel'in farklı tarihlerdeki konuşmalarının tazminat davalarına konu olduğunu duyurdu. Üç farklı konuşma için ayrı tazminat kararı Hüseyin Aydın'ın açıklamasına göre mahkeme, Özgür Özel'in 13 Ağustos 2025 tarihinde Marmara Cezaevi çıkışında yaptığı konuşma nedeniyle 200 bin TL manevi tazminata hükmetti. Aynı gün İstanbul'un Bayrampaşa ilçesinde düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingindeki konuşması için ise 300 bin TL tazminat kararı verildi. Özel'in 18 Ağustos 2025 tarihinde Aydın'da düzenlenen mitingde yaptığı açıklamalar da ayrı bir davanın konusu oldu. Mahkeme bu konuşma nedeniyle de 300 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Böylece üç dosya kapsamında hükmedilen tazminatların toplamı 800 bin TL'ye ulaştı. Kararı Erdoğan'ın avukatı duyurdu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatı Hüseyin Aydın, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, mahkemenin Özel'in Erdoğan'a yönelik olduğunu belirttiği açıklamaları nedeniyle tazminat kararı verdiğini açıkladı. Aydın, kararın Ankara 44. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen duruşmalarda verildiğini belirterek, üç ayrı konuşma için hükmedilen miktarları kamuoyuyla paylaştı. Özgür Özel'in söz konusu konuşmalarında Erdoğan'a yönelik siyasi eleştirilerde bulunduğu ve bazı iddialar dile getirdiği biliniyor. Mahkemenin tazminat kararları ise bu açıklamalarda yer alan ifadeler üzerinden verildi. Toplam tazminat 800 bin TL oldu Mahkemenin kararına göre Özel'in 13 Ağustos 2025'teki Marmara Cezaevi çıkışı ve Bayrampaşa mitingindeki konuşmaları ile 18 Ağustos 2025'teki Aydın mitingindeki açıklamaları nedeniyle ayrı ayrı tazminat ödemesine hükmedildi. Kararlar kapsamında belirlenen 200 bin, 300 bin ve 300 bin TL'lik tutarların toplamı 800 bin TL olarak kayıtlara geçti.

AİHM’den Osman Kavala kararı: Türkiye’nin 6 ayrı AİHS maddesini ihlal ettiğine hükmedildi Haber

AİHM’den Osman Kavala kararı: Türkiye’nin 6 ayrı AİHS maddesini ihlal ettiğine hükmedildi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını açıkladı. Mahkeme, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3, 5, 6, 7, 10 ve 11. maddelerini ihlal ettiğine karar verdi. AİHM, ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Osman Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtirken, manevi zarar nedeniyle tazminat ödenmesine de hükmetti. Büyük Daire’nin kararı Türkiye açısından hukuken bağlayıcı nitelik taşıyor. AİHM 6 maddede ihlal tespit etti 17 yargıçtan oluşan AİHM Büyük Dairesi, Kavala’nın ikinci başvurusunda birden fazla temel hak bakımından ihlal bulunduğu sonucuna ulaştı. Mahkeme, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının etkili bir tahliye veya yeniden değerlendirme imkanı sunmamasını AİHS’nin 3. maddesi kapsamında değerlendirdi. 5. madde bakımından ise Kavala’nın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yeterli hukuki ve olgusal temele dayanmadığı belirtildi. Adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. madde yönünden AİHM, Kavala’ya yöneltilen suçlamalar ile eylemleri arasında yeterli nedensellik bağlantısı kurulmadığını, bazı tanıkların dinlenmesine yönelik taleplerin yeterli gerekçe gösterilmeden reddedildiğini ve yargılamanın bütünüyle açık bir adaletsizlik seviyesine ulaştığını değerlendirdi. Mahkeme ayrıca mahkumiyette kullanılan hukuki yorumun öngörülebilirlik şartını karşılamadığı gerekçesiyle AİHS’nin 7. maddesinin de ihlal edildiğine hükmetti. Kavala’nın sivil toplum faaliyetleri ile Gezi Parkı olayları kapsamındaki faaliyetlerinin ceza yargılamasında suç unsuru olarak değerlendirilmesinin ise ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüklerini ihlal ettiği sonucuna varıldı. “En kısa sürede serbest bırakılmalı” AİHM, kararın uygulanması kapsamında Türkiye’nin ihlallerin sonuçlarını ortadan kaldıracak bireysel tedbirleri alması gerektiğini belirtti. Mahkemeye göre bu yükümlülüğü yerine getirmenin en uygun yolu, Kavala’nın en kısa sürede serbest bırakılması. Kararın uygulanıp uygulanmadığını ise Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetleyecek. AİHM ayrıca insan hakları savunucuları, gazeteciler ve muhaliflerin geniş ve öngörülemeyen suç tanımları üzerinden cezalandırılmasının önlenmesi, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi ve ağırlaştırılmış müebbet cezaları açısından etkili bir yeniden değerlendirme mekanizması oluşturulması gerektiğine dikkat çekti. Kavala 2017’den bu yana cezaevinde Osman Kavala, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili soruşturma kapsamında 18 Ekim 2017’de gözaltına alındı ve 1 Kasım 2017’de tutuklandı. AİHM, 10 Aralık 2019 tarihli ilk kararında Kavala’nın tutukluluğunun AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesini ihlal ettiğine hükmetmişti. Mahkeme ayrıca tutukluluğun, Kavala’yı ve diğer insan hakları savunucularını susturmak ve caydırmak amacı taşıdığı sonucuna varmıştı. Karar Mayıs 2020’de kesinleşmesine rağmen Kavala tahliye edilmedi. Bunun üzerine dosya Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin gündemine taşındı. Komite, 2 Şubat 2022’de Türkiye hakkında AİHS’nin 46/4. maddesi kapsamındaki ihlal prosedürünü başlattı. AİHM Büyük Dairesi de 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin 2019 tarihli Kavala kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar verdi. Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet Türkiye’deki yargılama sürecinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022’de Kavala’yı casusluk suçlamasından beraat ettirdi ancak Gezi Parkı olaylarıyla bağlantılı olarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum etti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28 Eylül 2023’te bu kararı onadı. Kavala’nın avukatları bunun ardından 18 Ocak 2024’te AİHM’ye ikinci kez başvurdu. Dosya 16 Aralık 2025’te Büyük Daire’ye gönderildi ve 17 yargıçtan oluşan kurul önündeki duruşma 25 Mart 2026’da gerçekleştirildi. Karar Türkiye’deki mahkumiyeti otomatik olarak kaldırmıyor AİHM’nin ihlal kararı, Türkiye’deki ceza mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararını otomatik olarak ortadan kaldırmıyor. AİHM, ulusal mahkemeler gibi ceza yargılamasını yeniden gerçekleştiren bir merci değil. Bununla birlikte AİHS’nin 46. maddesi uyarınca AİHM kararları taraf devletler açısından bağlayıcı. Kararın uygulanmasına ilişkin süreç Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından takip edilecek. Bu nedenle kararın ardından temel gündem, Türkiye’nin AİHM’nin belirlediği ihlalleri gidermek için hangi adımları atacağı ve Bakanlar Komitesi’nin uygulama sürecinde nasıl hareket edeceği olacak.

Mahkeme Meta ve YouTube, çocuklar arasında bağımlılığa neden oldukları gerekçesiyle milyonlarca dolar tazminat ödemeye mahkum etti Haber

Mahkeme Meta ve YouTube, çocuklar arasında bağımlılığa neden oldukları gerekçesiyle milyonlarca dolar tazminat ödemeye mahkum etti

25 Mart'ta Los Angeles'taki bir jüri, Instagram'ın (Meta'ya ait) ve YouTube'un (Google'a ait) davacı Kaley'e toplam 6 milyon dolarlık tazminat ödemekle yükümlü olduğuna karar verdi; bu miktarın 4,2 milyon doları Meta'ya, 1,8 milyon doları ise Google'a aitti. Kaley, 6 yaşında YouTube'u, 9 yaşında ise Instagram'ı kullanmaya başladı. Ergenlik yıllarına geldiğinde yüzlerce video yayınlamış, birden fazla hesap oluşturmuş ve bir dönem günde 16 saate kadar Instagram'da vakit geçirmişti. Davacı, bu platformların kullanıcıları meşgul tutmak için sonsuz kaydırma, otomatik oynatılan videolar ve sürekli bildirimler gibi bağımlılık yapıcı özellikler tasarladığını ve bunun da kendisinde bağımlılığa, depresyona, anksiyeteye, vücut dismorfisine ve kendine zarar verme düşüncelerine yol açtığını iddia ediyor. Örnek görsel. Bu dava, platform içeriğinden ziyade doğrudan ürün tasarımını hedef aldığı için dönüm noktası niteliğinde bir dava olarak kabul ediliyor ve davacıların ABD İletişim Yasası'nın 230. maddesi kapsamındaki yasal engelleri aşmalarını sağlıyor. Bu federal yasa, genellikle çevrimiçi platformları kullanıcı tarafından oluşturulan içerikten kaynaklanan sorumluluktan koruyor. İlk kez, Mark Zuckerberg gibi teknoloji liderleri, iç operasyonları ve kullanıcıyı elde tutma mekanizmaları hakkında ifade vermek zorunda kaldılar. Kaley'nin avukatları, uygulamaların gençlerin psikolojik zaaflarını istismar eden "beyin uyuşturucusu" gibi davrandığını savundu. Davalılar ise davacının sorunlarının platformun kendisinden değil, kişisel ve ailevi koşullardan kaynaklandığını ileri sürdü. Tazminat miktarı teknoloji devlerine kıyasla çok büyük olmasa da, uzmanlar bu kararın yeni bir dava dalgasının önünü açabileceğine inanıyor; zira Kaliforniya'da halihazırda 3.000'den fazla benzer dava devam ediyor. Kararın ardından Meta, "karara katılmadığını ve daha fazla yasal adım atmayı düşündüğünü" belirtirken, Google da YouTube'un sorumlu bir şekilde oluşturulmuş bir platform olduğunu savunarak karara itiraz edeceğini söyledi. Çocukları sosyal medyayla ilgili sorunlar yaşayan birçok aile, jürinin kararını destekleyerek, bunu teknoloji şirketlerinin ürünleri için daha net sorumluluk almaya başladığının bir işareti olarak gördü.

İranlı yetkili: Mücteba Hamaney ‘barış zamanı değil’ diyerek arabuluculuk tekliflerini reddetti Haber

İranlı yetkili: Mücteba Hamaney ‘barış zamanı değil’ diyerek arabuluculuk tekliflerini reddetti

Reuters’ın ismini açıklamadığı üst düzey yetkiliye dayandırdığı habere göre, Mücteba Hamaney dış politika ve savaş gündemiyle toplanan kurulda oldukça sert bir tutum sergiledi. Haberde, yeni liderin ABD ve İsrail’e yönelik misilleme konusunda "tavizsiz" olduğu vurgulandı. "Diz çöktürene kadar barış yok" İranlı yetkilinin aktardığına göre, iki arabulucu ülke İran Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla "gerilimi düşürme ve ABD ile ateşkes" önerisinde bulundu. Ancak Mücteba Hamaney bu teklifleri şu sözlerle reddetti: "ABD ve İsrail’i diz çöktürene, yenilgilerini kabul ettirene ve tazminat ödetene kadar barış için uygun bir zaman değildir." Haberde, Hamaney'in bu stratejik toplantıya bizzat fiziksel olarak mı katıldığı yoksa yaralı olduğu iddiaları nedeniyle uzaktan mı bağlandığına dair bilgi verilmedi. Sağlık durumu gizemini koruyor Babası Ali Hamaney’in 28 Şubat’ta öldürülmesinin ardından Uzmanlar Meclisi tarafından "Rehber" seçilen Mücteba Hamaney’e ait henüz yeni bir fotoğraf veya video paylaşılmadı. İranlı kaynaklar onun babasıyla aynı yerleşkedeyken düzenlenen saldırıdan hafif yaralı kurtulduğunu iddia etse de, ABD’li yetkililer Hamaney’in yüzünde ve vücudunda kalıcı hasar bırakacak ağır yaralar olduğunu savunuyor. Hürmüz Boğazı "silah" olarak kullanılıyor ABD-İsrail ittifakı ile İran arasındaki savaş 3’üncü haftasına girerken, küresel ticaretin şahdamarı olan Hürmüz Boğazı büyük oranda kapalı kalmaya devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın boğazın güvenliği için müttefiklerine yaptığı yardım çağrısının karşılık bulmaması, enerji fiyatlarını tırmandırırken küresel enflasyon endişesini de tetikledi. Mücteba Hamaney, geçen hafta devlet televizyonunda bir spiker tarafından okunan ilk halka açık mesajında, Hürmüz Boğazı’nın "İran düşmanları üzerinde bir baskı aracı" olarak kapalı tutulması talimatını vermişti.

Bakan Gürlek’ten Özel’e: İddialar asılsız, yargıya taşıyorum Haber

Bakan Gürlek’ten Özel’e: İddialar asılsız, yargıya taşıyorum

Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine yönelik açıklamalarına sert tepki gösterdi. Bakan Gürlek, söz konusu iddiaların herhangi bir somut delile dayanmadığını ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu ifade etti. Açıklamasında 20 yılı aşkın süredir devlet kademelerinde görev yaptığını vurgulayan Bakan Gürlek, mal varlığı beyanlarının yasal çerçevede düzenli şekilde ilgili kurumlara sunulduğunu belirterek, Özgür Özel’in gündeme getirdiği iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu. Özgür Özel’in bugün şahsıma yönelik yaptığı açıklamalar, herhangi bir delile dayanmayan, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir algı operasyonudur. 20 yılı aşkın süredir çeşitli kademelerde devletime hizmet ediyorum. Hâkim olan eşim ile birlikte mal varlığı beyanlarımızı, ilgili… — Akın Gürlek (@abakingurlek) March 17, 2026 “Tapu kayıtlarında karşılığı olmayan, hayal ürünü bilgilerle kamuoyu yanıltılmak isteniyor” diyen Bakan Gürlek, Özgür Özel’in daha önce de benzer iddialarda bulunduğunu ve bunların gerçeği yansıtmadığının ortaya çıktığını ileri sürerek, söz konusu açıklamaların bir karalama kampanyasının parçası olduğunu söyledi. Yargı görevleri sırasında terör ve organize suçlarla mücadele ettiğine dikkat çeken Bakan Gürlek, bu süreçte hedef alındığını savundu. Bakan Gürlek, elinde bilgi ve belge olduğunu iddia edenlerin bunu siyasi platformlar yerine yargıya sunması gerektiğini belirterek, “Bu iftiralar karşısında başta manevi tazminat olmak üzere gerekli yasal süreçleri başlatıyorum” dedi. Hatırlanacağı gibi bugün CHP Genel Merkezi'nde kameralar karşısına geçerek 'turpun küçüğü' açıklaması yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mal varlığını açıklamıştı. CHP lideri Özel, Bakan Gürlek'in 19 yıllık maaşıyla 190 yılda alamayacağı kadar gayirmenkul aldığını iddia etmiş, söz konusu bu iddialara ilişkin mal varlıklarını ID numaraları ile birlikte açıklamıştı.

Deepfake ve yapay zeka içerikleri ceza hukuku kapsamında suç oluşturabiliyor Haber

Deepfake ve yapay zeka içerikleri ceza hukuku kapsamında suç oluşturabiliyor

Avukat Sergen, yapay zeka ve deepfake kullanımının başlı başına suç olmadığını ancak bu teknolojilerle işlenen fiillerin Türk Ceza Kanunu kapsamında ciddi yaptırımlar doğurabileceğini söyledi. “Türk Ceza Kanunu’nda ‘deepfake’ kelimesi yer almaz ancak deepfake kullanılarak işlenen fiiller açıkça suçtur” diyen Sergen, ceza hukukunda değerlendirmenin kullanılan araçtan değil, ihlal edilen hukuki değerden yapıldığını vurguladı. Sergen, “Bir kişinin onuru, özel hayatı, kişisel verileri ya da malvarlığı hedef alınıyorsa, deepfake doğrudan ceza hukukunun konusuna girer” ifadelerini kullandı. Deepfake içeriklerin birçok suçun işlenme aracı haline geldiğini belirten Sergen, hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımı, şantaj, iftira ve dolandırıcılık suçlarının bu kapsamda değerlendirildiğini kaydetti. “Kanunda deepfake yazmıyor diye suç oluşmaz düşüncesi hukuken geçerli değildir” diyen Sergen, bu suçların büyük bölümünün serbest hareketli suçlar olduğunu ve yapay zeka kullanılarak da işlenebileceğini ifade etti. Deepfake yoluyla üretilen sahte görüntü, ses ve videoların özellikle sosyal medyada paylaşılması halinde cezaların ağırlaştığını vurgulayan Sergen, “Bir kişinin söylemediği sözleri söylemiş gibi gösteren ya da özel hayatına ilişkin içerikler üreten deepfake videolar, alenen işlendiğinde ceza artırılır” dedi. Kişisel veriler açısından da önemli riskler bulunduğunu belirten Sergen, “Bir kişinin yüzü, sesi ve biyometrik özellikleri kişisel veridir. Bu verilerin rıza olmadan yapay zeka ile işlenmesi, kaydedilmesi veya paylaşılması açıkça suçtur” şeklinde konuştu. Deepfake içeriklerin şantaj ve dolandırıcılık suçlarında da sıklıkla kullanıldığını ifade eden Sergen, “Görüntünün gerçek olup olmaması önemli değildir. Tehdit aracı olarak kullanılması suçun oluşması için yeterlidir” açıklamasını yaptı. Avukat Mehmet Mert Sergen, özellikle siyasi liderler veya iş insanları adına oluşturulan sahte videolarla yatırım tavsiyesi verilmesinin nitelikli dolandırıcılık kapsamına girdiğini vurguladı. Cinsel içerikli deepfake üretimlerine de dikkat çeken Sergen, “Bir kişinin rızası olmadan cinsel içerikli görüntü veya seslerin üretilmesi cinsel dokunulmazlığa karşı suçtur. Çocuklara yönelik deepfake içerikler ise en ağır cezalara tabidir” ifadelerini kullandı. Sergen, bu tür içeriklerin, Türk Ceza Kanunu’nun müstehcenlik suçunu düzenleyen 226’ncı maddesi kapsamında değerlendirildiğini hatırlattı. Sosyal medyada yayılan deepfake içeriklerde sorumluluğun zincirleme olduğunu belirten Sergen, “İçeriği üreten faildir. Bilerek yayan kişi suça iştirak eder. Platformlar ise hukuka aykırı içeriği bildikleri hâlde kaldırmazsa sorumluluk doğabilir” dedi. Mağdurların hem ceza hem de tazminat yoluna başvurabileceğini söyleyen Sergen, “Savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir, içeriğin kaldırılması için sulh ceza hâkimliklerine başvurulabilir. Maddi ve manevi tazminat da talep edilebilir. En kritik nokta ise zaman kaybetmemektir” uyarısında bulundu. Son olarak birey ve kurumlara çağrıda bulunan Sergen, “Yapay zeka çağında ‘herkes yapıyor’ düşüncesi en büyük hatadır. Paylaşmadan önce ‘Bu içerik gerçek mi ve bu kişi buna rıza göstermiş mi?’ sorusu mutlaka sorulmalıdır” dedi.

Türkiye'de de satılan robot süpürge iRobot  markası iflas etti Haber

Türkiye'de de satılan robot süpürge iRobot markası iflas etti

Robot süpürge denildiğinde ilk akla gelen markalardan biri olan Roomba’nın üreticisi iRobot Corp., iflas için başvuruda bulunduğunu bildirdi. ABD merkezli firma, yeniden yapılanma çerçevesinde kontrolün Çin merkezli ana tedarikçisi Picea Robotics’e devredilmesini önerdi. Hâlâ borsada işlem görmeyi sürdüren tüketici robotları üreticisi iRobot, özellikle düşük maliyetli Çinli rakiplerin sert rekabetiyle son dönemde ciddi finansal zorluklar yaşadı. Firmanın, rekabetin yoğunlaştığı bu ortamda satışlarında düşüş kaydederken, mali dengesini korumakta zorlandığı belirtildi. İflas başvurusu hakkında açıklama yapan iRobot Üst Yöneticisi Gary Cohen, bu adımın firmanın geleceği için kritik bir eşik olduğunu ifade etti. Cohen, sürecin iRobot’un uzun vadeli sürdürülebilirliğini temin etmek, mali yapıyı kuvvetlendirmek ve müşteriler ile iş ortaklarının iş sürekliliğini sağlamak amacı güttüğünü belirtti. 1990 yılında MIT temelli mühendisler tarafından kurulan iRobot, kuruluşundan bu yana Roomba başta olmak üzere 40 milyondan fazla cihaz satışı gerçekleştirmiştir. Fakat artan maliyetler ve yoğun rekabet baskısı, firmayı yeniden yapılanmaya zorladı. Bu süreçte çalışan sayısı azaltılırken, 2024 yılı başında yönetim kadrosunda değişikliğe gidildi ve kurucu ortaklardan biri CEO’luk görevinden ayrıldı. iRobot’un mali durumu üzerine etkili gelişmelerden biri de Amazon’un 2023’te şirketi satın alma girişimi oldu. Amazon’un iRobot’u 1,5 milyar dolara satın alma planı, Avrupa Birliği düzenleyicilerinin rekabet endişeleri nedeniyle onaylanmadı. AB, bu anlaşmanın Amazon’un platformunda rakip robot süpürge markalarının görünürlüğünü kısıtlayabileceğinden dolayı onay vermemeyi seçti. Satın alma anlaşmasının iptal edilmesinin ardından iRobot, Amazon’dan 94 milyon dolarlık bir tazminat aldı. Ancak bu miktarın büyük kısmı danışmanlık giderleri ve Carlyle’dan alınan 200 milyon dolarlık kredinin geri ödemesi için kullanıldı. Öte yandan Picea Robotics’in Hong Kong’daki iştiraki, geçtiğimiz ay Carlyle’dan kalan 191 milyon dolarlık borcu üstlenmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.