Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tasarım

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Tasarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tasarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Bir Kez Daha Dünya Sahalarında  Haber

Türkiye Bir Kez Daha Dünya Sahalarında 

Milli gururu yansıtan güçlü tasarım detayları ve sahadaki en zorlu anlarda performansı destekleyen ileri teknolojiyle hazırlanan formalar, Ay-Yıldızlıların mücadele gücünü ve özgüvenini en üst seviyeye taşıyor. Türkiye, futbol tarihine parlak bir sayfa daha eklemek için dünyanın en büyük futbol sahnesindeki mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. A Milli Takım, Nike imzalı yepyeni formalarla sahaya çıkmaya hazırlanıyor. Milli gururu yansıtan güçlü tasarım detayları ve sahadaki en zorlu anlarda performansı destekleyen ileri teknolojiyle hazırlanan formalar, Ay-Yıldızlıların mücadele gücünü ve özgüvenini en üst seviyeye taşıyor. Formalarda Türk kültürüne ait ebru sanatı kullanıldı a A Milli Takım’ın dünya sahalarında giyeceği Nike imzalı yeni formalarda ay yıldızlı bayrak, Türkiye’nin 1954 ve 2002 yıllarındaki yolcuğunda olduğu gibi dikdörtgen formda konumlandırılıyor. Kırmızı ve beyaz olmak üzere iki ana renkte tasarlanan formalar, Türk kültüründen ilham alan ebru desenleriyle geçmişten bugüne uzanan köklü mirasa, takımımızın kendine özgü ruhuna ve uyumuna gönderme yaparken, sahaya taşınan yüksek zafer arzusunu da vurguluyor. Nike’ın soğutma teknolojilerindeki en ileri inovasyonunu temsil eden yeni Aero-FIT Teknolojisi ile geliştirilen formalar, önceki nesil Nike performans ürünlerine kıyasla iki kattan fazla hava akışı sağlayarak ekstrem koşullarda en üst düzey performansı desteklemeye yardımcı oluyor. Ten ile kumaş arasında daha fazla hava dolaşımı sağlayacak şekilde tasarlanan Aero-FIT, terleme verimliliğini desteklerken oyunun temposunun yükseldiği anlarda sporcuların kuru kalmasına yardımcı oluyor. Nike’ın on yıllardır sürdürdüğü karbon ayak izini küçültme hedefi doğrultusunda, yüzde 100 atık tekstillerden ürettiği ilk elit performans ürünü olan Aero-FIT formalar, modern, cesur ve dinamik tasarımıyla A Milli Takım’ın karakterini de sahaya yansıtıyor. Genç, hırslı ve çok iddialı: Kampanya yüzü Arda Güler Aynı hedefe kilitlenmiş bir takımın hikâyesi yeniden yazılıyor. Genç yetenekleri, enerjik oyun anlayışı ve birlikte mücadele ruhuyla A Milli Takım, dünyanın zirvesine doğru tek yürek ilerliyor. Kampanya yüzü Arda Güler’in gözlerindeki kararlılık ve zafer hırsı, bu yolculuğun ortak inancını özetliyor: enerjisi ve birlikte mücadelesiyle tüm A Milli Takım “Biz Geliyoruz” diyor. Taraftarları bu büyük yolculuğun bir parçası olmaya davet eden A Milli Takım formaları, 23 Mart itibarıyla TFF’nin E-Shop ((https://eshop.tff.org/yeni-koleksiyon)) sayfasında, 25 Mart’tan itibaren de Nike ve Sportive mağazalarında satışa çıkacak. Ayrıca, yurt dışında yaşayan Türk taraftarlar da Ay-Yıldızlıları desteklemek için Avrupa'nın en büyük takım sporları satış kanallarından biri olan 11TeamSports üzerinden yeni formaları temin edebilecek.

Grand Hyatt İzmir İstinyePark Açıldı Haber

Grand Hyatt İzmir İstinyePark Açıldı

Grand Hyatt markasının Türkiye’deki ikinci temsilcisi olan Grand Hyatt İzmir İstinyePark açıldı. Daha önce Hyatt Regency markasıyla İzmir’in konaklama ve misafirperverlik algısına yeni bir vizyon kazandıran otel, Grand Hyatt anlayışıyla yeniden tasarlanan birçok ortak alanı ile misafirlerine lüks konaklama deneyimi sunuyor. Yeni otel girişi, İstinyePark İzmir alışveriş merkezine kolay erişim sağlayan, GEO ID tarafından tasarlan ve modernize edilen yeni lobisi, yeni restoran FARO7 ve kısa süre içinde açılacak özel Grand Club’ı ile otel, İzmir’in konaklama deneyimini üst sıralara çıkarıyor. Modern tasarımı, geniş SPA alanı ve gastronomik deneyimleriyle Grand Hyatt İzmir İstinyePark, şehir deneyimini yeniden tanımlamak isteyenler için bir kaçış noktası oluyor. İzmir’in merkezi, Balçova’da, şehirle denizin kesiştiği noktada konumlanan, panoramik körfez manzarasıyla çevrili Grand Hyatt İzmir İstinyePark, şehrin tarihi merkezlerine sadece birkaç dakika mesafede bulunuyor. Misafirler, meşhur Kemeraltı Çarşısı’nı keşfedebilir, simge yapı Saat Kulesi’ni görebilir ve şehrin en bilinen noktalarından biri olan Tarihi Asansör’den nefes kesen manzaraların keyfini çıkarabilirler. Daha geniş bir keşif yapmak isteyenler için otel; şirin bağları ve gastronomik lezzetleri ile Urla, muhteşem plajları ile ünlü Çeşme ve dünyanın en büyük antik şehirlerinden biri olan Efes gibi bölgenin en popüler destinasyonlarına kolay erişim sağlıyor. Adnan Menderes Uluslararası Havalimanı’na sadece 20 dakika uzaklıkta bulunan otel, iş seyahatleri ve tatil için ideal bir konum sunuyor. Grand Hyatt İzmir İstinyePark Genel Müdürü Zafer Canbaz, “Grand Hyatt İzmir İstinyePark, İzmir’in canlı ritmini yansıtırken, kentin zengin Ege mirasına saygı gösteriyor. Grand Hyatt markasının bir parçası olarak, cesur tasarımı, üstün hizmeti ve dinamik gastronomik deneyimlerini bir araya getiren yeni bir otel deneyimini sunmaktan gurur duyuyoruz.” Körfez manzaralı odalar Grand Hyatt İzmir İstinyePark’ın standart odaları DeSallesFlint Interior Design, penthouse süiti ise Autoban tarafından tasarlandı. Özenle seçilmiş 160 odası bulunan ve her odası doğal ışıkla dolup taşan otelde, her odanın İzmir Körfezi’ni gören yerden tavana kadar pencereleri, geniş balkonları ve mini barı, 65” UHD TV ve karartma perdeleri gibi ayrıcalıklı konfor detayları bulunuyor. Hareket sensörlü gece aydınlatması, ısıtmalı mermer banyo zeminleri, lavabolar ve sensör tabanlı sistemler gibi teknolojik detaylar misafir deneyimini lükse taşıyor. Modern tasarım ve Ege esintisi Modern kıyı yaşamından ve Ege’nin zamansız ruhundan ilham alan Grand Hyatt İzmir İstinyePark, zarif mimari çizgileri, sıcak ve doğal malzemelerle birleştiriyor. Zengin ahşap, mermer dokuları ve yumuşak nötr tonlar, genelinde şık ve davetkar bir atmosfer yaratıyor. GEO ID Architects tarafından tasarlanan yeni otel girişi ve lobi, şehrin enerjisini yansıtan sofistike bir kaçış noktası sunuyor. Geniş cam cepheler, deniz manzarasına odaklanmayı kesintisiz hale getirirken, otel ayrıca Orjin Group’un özel koleksiyonundan 40’a yakın sanat eserine de ev sahipliği yapıyor. Yaklaşık 20 bin mertekare doğal taş kaplama, otele zamansız ve sofistike bir estetik kazandırıyor. Sakin, deniz manzaralı wellness alanları 1.360 metrekarelik SPA alanı ve açık havuz dahil olmak üzere geniş wellness olanaklarına sahip otelde misafirler, parlayan Ege kıyısına bakan huzurlu bir ortamda rahatlayabilir. Aromatik Hamam Terapi, Argan Terapi ve Dolunay Ritüeli gibi özenle seçilmiş imza uygulamalar ve kişiselleştirilmiş wellness deneyimleri, uluslararası tanınmış SPA markalarıyla sunuluyor. Panoramik manzaraya sahip fitness merkezi ise kişisel antrenman hizmetleri sağlıyor. Şık gastronomi deneyimleri Grand Hyatt İzmir İstinyePark’ta gastronomi deneyimi, misafirleri keşif yolculuğuna çıkarıyor. Bay Restaurant ana restoran olarak hizmet verirken, The Park Bar, öğleden sonra çayı veya imza kokteyller için ideal bir mekan sunuyor. Öne çıkan seçeneklerden bir diğeri de otelin yeni gün boyu açık alakart restoranı FARO7. Restoran, otel girişinin dışında, zemin katta yer alıyor ve “Follow the Light” mottosundan ilham alıyor. Modern mutfak ile şık bir ortamı birleştiren FARO7, imza kokteyller, geniş mahzeni, özel içki eşleşmeleri ve büyük avlu içindeki açık hava terasıyla İzmir’in merkezinde hareketli bir sosyal alan yaratıyor. Önümüzdeki aylarda açılacak Grand Club ile ise otel misafir deneyimini daha da lükse taşıyacak. Lounge seçkin misafirler için rahatlama, kişiselleştirilmiş hizmet ve özenle hazırlanmış gastronomik seçenekler sunacak. Özel toplantı ve etkinlik alanları İş ve sosyal etkinlikler için tasarlanan otel, 2 bin metrekarelik esnek toplantı ve etkinlik alanı sunuyor; ayrıca 500 metrekare kapalı bir fuaye alanı bulunuyor. Otel 10 toplantı odası, 629 metrekarelik balo salonu dahil, Ege kıyısı manzarası eşliğinde konferanslar, yönetici toplantıları, düğünler ve farklı organizasyonlara hizmet veriyor. Grand Ballroom, İstinye Ballroom ve iki orta boy toplantı odası gibi bazı alanlar doğrudan terasa erişim sağlıyor ve etkinliklerin açık havada sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmesine olanak tanıyor. 11. kattaki özel bir etkinlik alanı ise kokteyl düzeninde 80 kişiye kadar misafir ağırlayabiliyor ve özel etkinlik konseptlerine uyarlanabilir samimi bir alan sunuyor.

Philips Sound 100. Yılını İkonik Tasarımlar ve Modern Ses Teknolojileriyle Taçlandırıyor Haber

Philips Sound 100. Yılını İkonik Tasarımlar ve Modern Ses Teknolojileriyle Taçlandırıyor

Philips Sound, 100 yıllık ses inovasyonu mirasını yeni ürün ailesiyle geleceğe taşıyor. Geçmişin ikonik tasarımlarını modernize eden Moving Sound serisinin dönüşünden, Retro Range serisinin genişlemesine; yapay zeka destekli Soundbar ailesinden, her türlü maceraya hazır TAR3500 acil durum radyosuna kadar geniş bir portföy ses tutkunlarıyla buluşuyor Philips Sound, 100 yıllık ses mirasını yeni ürün ailesiyle kutluyor. Markanın Century Campaign kapsamında duyurduğu yeni ürünler; evde, dışarıda, hareket halinde ve beklenmedik anlarda kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına yanıt veren kapsamlı bir ses ekosistemi sunuyor. Retro ilhamlı ürünlerden taşınabilir hoparlörlere, yeni soundbar modellerinden çok amaçlı acil durum radyosuna kadar uzanan seri, Philips Sound’un tasarım, performans ve kullanım kolaylığı yaklaşımını daha geniş bir ürün dünyasında bir araya getiriyor. Retro Range: Geçmişin karakteri, bugünün performansı Philips Sound’un Retro Range ailesi, markanın tasarım hafızasını güncel performans beklentileriyle buluşturuyor. 1950’lerin ikonik Philips radyolarından ilham alan The Janet XL, daha büyük formu, 40W gücü, 20 radyo hafızası, 18 saate varan pil ömrü, Auracast destekli Bluetooth bağlantısı ve IPX5 dayanıklılığıyla hem ev içinde hem açık havada güçlü bir kullanım deneyimi sunuyor. V2500C ve V2500F olmak üzere iki farklı versiyonla gelen ürün, nostaljik görünümü güncel işlevsellikle bir araya getiriyor. Retro Range’in bir diğer dikkat çekici yeniliği ise The Stevie Pro. Markanın 2025’te tanıttığı The Stevie modelinin daha gelişmiş versiyonu olarak konumlanan ürün; yükseltilmiş hoparlör sistemi, geliştirilmiş alüminyum tabla ve tone arm yapısı, Bluetooth in/out ve Auracast bağlantı seçenekleriyle vinil deneyimini daha rafine hale getiriyor. Böylece Philips Sound, analog müzik keyfini modern yaşam alanlarına ve çoklu kullanım senaryolarına uygun biçimde yeniden tanımlıyor. Moving Sound geri dönüyor Philips Sound’un 1980’lerin cesur, renkli ve karakter sahibi tasarım anlayışını günümüze taşıyan Moving Sound serisi de markanın 100. yıl kutlamalarının önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. 2026’nın ikinci çeyreğinde tüketiciyle buluşacak seri; iki taşınabilir hoparlör ve iki kulaklık modelinden oluşuyor. Sarı ve siyah renk seçenekleriyle, neon pembe detaylar taşıyan bu seri; yalnızca ses performansına değil, stil ve kişiliğe de odaklanıyor. Seride yer alan MS80 The Tube ve MS60 The Roller, taşınabilir hoparlör kategorisinde güçlü ses, Bluetooth 6.0, USB audio playback, Auracast desteği, 24 saate varan pil ömrü, powerbank işlevi ve IP67 dayanıklılık gibi özelliklerle dikkat çekiyor. MS3 The Buds modeli ANC, Spatial Audio ve 42 saate varan kullanım süresiyle gerçek kablosuz deneyimini Moving Sound evrenine taşırken; MS1 The Ringo Duo ise hafif formu, kablolu ve kablosuz kullanım seçeneğiyle serinin nostaljik ruhunu günlük kullanıma uyarlıyor. Ev eğlencesinde yeni soundbar serisi Philips Sound, ev eğlencesi tarafında ise yeni B8301, B5601 ve B5201 soundbar modelleriyle farklı kullanıcı ihtiyaçlarına hitap eden üçlü bir seri sunuyor. Haziran ayında lanse edilecek bu modeller, güçlü teknik özellikleri ve premium Avrupa tasarımıyla ev sineması deneyimini daha erişilebilir ve daha kullanıcı dostu hale getirmeyi hedefliyor. Serinin üst modeli B8301, 3.1.2 kanal yapısı, Dolby Atmos ve DTS:X desteği, 190W RMS güç çıkışı ve kablosuz subwoofer’ı ile daha kapsayıcı bir surround deneyim sunuyor. B5601, daha kompakt alanlar için tasarlanmış 2.1 sistem yapısıyla güçlü bir performans sunarken; B5201 ise kompakt gövdesinde günlük TV izleme deneyimini belirgin biçimde iyileştiren pratik bir çözüm olarak öne çıkıyor. Üç modelde de bulunan AI destekli Intellisound Engine, içerik türüne göre ses profilini optimize ederken; EasyLink+ 3.0 ve Philips Entertainment App entegrasyonu kullanıcı deneyimini daha sezgisel hale getiriyor. Maceraya ve Acil Durumlara Hazır: TAR3500 Yeni ürün ailesinin en işlevsel üyelerinden biri olan Philips TAR3500, markanın ses teknolojilerini yalnızca eğlence ekseninde değil, hazırlık ve güven odağında da yeniden yorumladığını gösteriyor. Dijital AM/FM radyo, 60 saate varan pil ömrü, USB-A powerbank özelliği, güneş paneli ve hand-crank şarj seçenekleri, IP55 dayanıklılık, fener, okuma ışığı ve SOS sireni gibi özellikleriyle ürün; doğa tutkunlarından kampçılara, evde acil durum hazırlığı yapan kullanıcılardan mobil yaşam tarzını benimseyenlere kadar geniş bir kitleye hitap ediyor. TAR3500 aynı zamanda Philips Sound’un kullanım kolaylığına verdiği önemi de yansıtıyor. Dijital tuning, 20 FM ve 20 AM hafıza seçeneği, kolay kontrol yapısı ve güçlü anteniyle ürün, bağlantının kesildiği anlarda dahi bilgiye erişimi sürdürmeyi amaçlıyor. Bu yönüyle TAR3500, hem açık hava kullanımı hem de ev tipi hazırlık setleri için güncel ve işlevsel bir çözüm olarak konumlanıyor. Sürdürülebilirlik ürünlerin ortak paydası Philips Sound’un yeni ürün gamında sürdürülebilirlik de önemli bir tasarım prensibi olarak öne çıkıyor. Değiştirilebilir piller, geri dönüştürülmüş plastik kullanımı, çıkarılabilir parça tasarımları ve FSC sertifikalı, plastik içermeyen ambalaj tercihleri; markanın çevresel sorumluluğu ürün geliştirme yaklaşımına entegre ettiğini gösteriyor. Böylece Philips Sound, 100 yıllık ses mirasını yalnızca yeni teknolojilerle değil, daha sorumlu tasarım tercihleriyle de geleceğe taşıyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Arçelik’ten Öğrencilere Yönelik Tasarım İş Birliği Haber

İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Arçelik’ten Öğrencilere Yönelik Tasarım İş Birliği

İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü, üçüncü sınıf öğrencilerine yönelik ID 302 endüstriyel tasarım stüdyosu dersi kapsamında Arçelik ile bir eğitim iş birliğini hayata geçirdi. Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Soylu, Rana İmam Esirger, Umut Pulat ve Özgür Mutlu Öz yürütücülüğünde gerçekleştirilen stüdyo çalışması, öğrencilere küçük ev aletleri tasarımının kuramsal ve pratik temellerini deneyimleme olanağı sundu. Ders kapsamında ele alınan “Ev Temizliği” teması doğrultusunda öğrenciler, Arçelik markası için yeni nesil temizlik çözümleri geliştirdi. Tasarımlarda fiziksel ürünlerin yanı sıra akıllı dijital kullanıcı deneyimine de odaklanıldı. Proje süreci, Arçelik’in tasarım ve mühendislik ekiplerinde görev yapan uzmanların mentorluğuyla yürütüldü. Sektör profesyonelleri dönem boyunca öğrencilere endüstriyel standartlar, sürdürülebilirlik ve pazar beklentileri konularında bütüncül bir bakış açısı kazandırdı. Malzeme seçiminden ileri üretim tekniklerine, kullanıcı deneyiminden çevresel sürdürülebilirlik ilkelerine kadar endüstriyel tasarımın tüm bileşenlerini kapsayan çalışmalar santralistanbul Kampüsü’nde düzenlenen sergide ziyaretçilerle buluştu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Soylu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Lisans eğitiminde kurduğumuz sektörel iş birlikleri, öğrencilerimizin iş dünyasının beklentilerini ve güncel pratikleri erkenden öğrenmesini sağlıyor. Öğrencilerimiz, üniversite-sanayi iş birlikleri sayesinde portfolyolarını güçlendirme; networking, zaman yönetimi ve takım çalışması yetkinliklerini geliştirme imkânı buluyor. 2025-2026 Güz döneminde Arçelik ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliğinin, öğrencilerimizin üniversiteden iş hayatına daha donanımlı ve özgüvenli bir şekilde geçiş yapmalarına katkı sağladığına inanıyoruz.” Arçelik Beyaz Eşya Tasarımı Direktörü Özgür Mutlu Öz ise şunları dile getirdi: “Arçelik Tasarım Ekibi olarak bu iş birliğinden büyük heyecan duyduk. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleştirilen tasarım eğitimi kapsamında, genç meslektaşlarımızın gelişimine katkı sağlarken onların farklı bakış açılarını birlikte tartışma ve değerlendirme fırsatı bulduk. Öğrencilerimizi, profesyonel hayatta karşılaşacakları tasarım problemleriyle tanıştırma imkânı yakaladık. Hem süreç hem de ortaya çıkan çalışmalar açısından oldukça verimli bir dönem geçirdiğimize inanıyoruz.”

Galaxy S26 Ultra ve iPhone 17 Pro Max'in karşılaştırılması Haber

Galaxy S26 Ultra ve iPhone 17 Pro Max'in karşılaştırılması

Samsung, 25 Şubat 2026'daki Unpacked etkinliğinde Galaxy S26 Ultra'yı resmen tanıttı ve şirketin en yeni üst düzey cihazının lansmanını gerçekleştirdi. Bu amiral gemisi model, kullanıcı deneyimini geliştirmeyi amaçlayan birçok önemli yükseltme içeriyor. S26 Ultra, selefiyle birçok benzerliği korusa da, asıl soru Apple'ın en üst düzey ürünü olan iPhone 17 Pro Max ile rekabet edebilecek mi? Ekran ve tasarım Galaxy S26 Ultra, 3120 x 1440 piksel çözünürlüğe ve 120 Hz dinamik yenileme hızına sahip 6,9 inç AMOLED ekrana sahip. Cihaz, selefine benzer şekilde, yansımaları ve parlamayı azaltan Corning Gorilla Armor 2 ile korunmaktadır. Bu yılki S26 Ultra'nın en dikkat çekici özelliği, yepyeni Gizlilik Ekranı. Samsung bu özelliği piksel düzeyinde geliştirdi; geniş açılı aydınlatılmış pikseller, dar açılı aydınlatılmış piksellerle dönüşümlü olarak kullanılıyor. Etkinleştirildiğinde, dar pikseller 90 derecelik bir açıyla aydınlanarak yakındaki kişilerin içeriğe göz atma olasılığını en aza indiriyor. Kullanıcılar, özelliğin otomatik olarak etkinleştirilmesi için belirli uygulamaları veya zaman dilimlerini seçebilirler; iki mod mevcuttur: Kısmi Ekran Gizliliği ve Maksimum Gizlilik Koruması. Maksimum modda, gizliliği artırmak için parlaklık daha da azaltılır. Bu arada, iPhone 17 Pro Max de 6,9 ​​inçlik bir OLED ekrana sahip, ancak çözünürlüğü yalnızca 2.868 x 1.320 piksel ve 120 Hz uyarlanabilir yenileme hızıyla daha düşük bir performans sunuyor. Apple, yansımaları azaltan Ceramic Shield 2 teknolojisini ekranlarına entegre etmiş olsa da, parlamayı önleme ve ekran güvenliği açısından Samsung'un çözümü hala daha üstün kabul ediliyor. Tasarım açısından Galaxy S26 Ultra, 7,9 mm kalınlığında ve 214 gram ağırlığında olup, 8,5 mm kalınlığında ve 233 gram ağırlığındaki iPhone 17 Pro Max'ten daha hafif ve şıktır. Elde tutulduğunda ise iPhone daha sağlam ve güvenli bir his veriyor. Her iki ürün de IP68 toz ve su geçirmezlik özelliğine sahiptir. Performans ve Yapay Zeka Gizlilik Ekranı etkinleştirildiğinde, Galaxy S26 Ultra'nın ekranı her açıdan bakıldığında neredeyse tamamen siyah olur. (Resim: CNET) Samsung Galaxy S26 Ultra, Qualcomm Snapdragon 8 Elite Gen 5 işlemci, 16 GB'a kadar RAM ve 1 TB'a kadar dahili depolama ile donatılmıştır. Özellikle, Samsung, zorlu görevleri yerine getirirken performansı artırmak için buhar odası soğutma sistemini yeniden tasarlamıştır; bu özellik genellikle oyun cihazlarında bulunur. Bu arada, Apple'ın iPhone 17 Pro Max modeli, geçen yılın A18 Pro çipinden daha hızlı olan en yeni A19 Pro çipini kullanıyor. Bu çip, yapay zeka işlem yeteneklerini optimize eden yeni nöral hızlandırıcıları entegre ediyor. iPhone 17 Pro Max, 256 GB'tan 2 TB'a kadar çeşitli depolama seçenekleriyle geliyor ve bu da şu anda akıllı telefonlarda bulunan en yüksek depolama kapasitesi anlamına geliyor. Samsung ayrıca Bixby sanal asistanını da geliştirerek daha konuşkan ve bağlamsal olarak daha duyarlı hale getirdi. Bixby, Google'ın Gemini'si ile birlikte çalışarak Uber çağırmak gibi görevleri yerine getirebiliyor, ancak henüz otomatik ödeme yapamıyor. Apple bu yıl Siri'nin daha akıllı bir versiyonunu da hazırlıyor, ancak A19 Pro çipi, optimize edilmiş donanım-yazılım mimarisi sayesinde yapay zeka işlem verimliliğinde şimdiden bir avantaj gösterdi. Pil açısından bakıldığında, Galaxy S26 Ultra 60W hızlı şarj özelliğine sahip 5.000 mAh'lik bir pile sahipken, iPhone 17 Pro Max 5.088 mAh'lik bir pile sahip ve 40W'lık bir şarj cihazıyla %0'dan %69'a kadar şarj olabiliyor. CNET tarafından 2025 yılında piyasaya sürülecek 35 telefon modeli üzerinde yapılan son pil testlerinde, iPhone 17 Pro Max pil ömründe liderliği ele geçirdi; bu da pil ömrüne önem veren kullanıcılar için önemli bir avantaj sağlıyor. Kamera Samsung, kullanıcılar Siri güncellemesini beklemeye devam ederken Bixby'yi güncelledi. (Resim: CNET) Galaxy S26 Ultra, önceki modelle aynı dörtlü kamera kurulumunu koruyor ancak diyafram açıklığı iyileştirilmiş durumda. Özellikle, f/1.4 diyafram açıklığına sahip (f/1.7'den genişletilmiş) 200MP ana kamera, f/2.9 diyafram açıklığına sahip 50MP 5x telefoto kamera, f/2.4 diyafram açıklığına sahip 10MP 3x telefoto kamera ve f/1.9 diyafram açıklığına sahip 50MP ultra geniş açılı kamera bulunuyor. Ön kamera ise 85 derecelik geniş açılı görüşe sahip 12MP'lik bir kamera. Bu arada, iPhone 17 Pro Max, standart, ultra geniş ve 4x telefoto lens içeren üçlü 48MP kamera sistemiyle donatılmış olup, 8x zoom'da video kaydı için görüntü sabitleme özelliğine sahiptir. En dikkat çekici özellik ise, telefonu döndürmeye gerek kalmadan otomatik olarak dikey ve yatay modlar arasında geçiş yapan ve daha esnek ve yaratıcı bir deneyim sunan, Dinamik Ada'nın yanına yerleştirilmiş yeni tasarlanmış ön kameradır. Samsung ayrıca selfie görüntü kalitesini iyileştirmek için "AI ISP" teknolojisini de tanıttı, ancak Apple'ın görüntü işleme ve optimizasyon yeteneklerini aşmak önemli bir zorluk olacak. Galaxy S26 Ultra için 36,99 milyon VND ve iPhone 17 Pro Max için 37,59 milyon VND'lik başlangıç ​​fiyatlarıyla, her iki ürün de önemli yatırımları temsil ediyor. Samsung, öncü ekran teknolojisi, benzersiz ekran güvenlik özellikleri ve çeşitli odak uzaklığına sahip kamera sistemiyle öne çıkıyor. Öte yandan Apple, optimize edilmiş performans, mükemmel pil ömrü ve çığır açan ön kamera deneyimiyle puan topluyor. Bu iki dev arasındaki rekabet sadece teknik özelliklerin karşılaştırılmasıyla sınırlı değil, aynı zamanda ekosistemlerindeki ve ürün geliştirme felsefelerindeki farklılıkları da yansıtıyor. Nihai seçim, kullanıcıların Android'in esnekliğine ve özelleştirilebilirliğine mi yoksa iOS'un senkronizasyonuna ve derin optimizasyonuna mı öncelik vereceğine bağlı olacaktır. Kaynak: CNET

Yerli üretim SWM G01 Pro’lar bayilerde yerini aldı Haber

Yerli üretim SWM G01 Pro’lar bayilerde yerini aldı

Uluslararası otomotiv satış ve dağıtım şirketlerinden ATMO Group, 2023 yılının sonunda Çinli otomotiv üreticisi SWM Motors ile giriş yaptığı Türkiye pazarında yerli üretime başladı. Çin’in önde gelen otomotiv üreticilerinden Shineray Group bünyesinde faaliyet gösteren SWM Motors ile Türkiye pazarında kısa sürede önemli başarılara imza atan ATMO Group, kurduğu ortak girişim grubu Urzat Otomotiv A.Ş. üzerinden Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) aralık ayı itibarıyla G01 Pro modelinde seri üretime başlamıştı. Yerli olarak üretimine başlanan SWM G01 Pro’lar showroom’larda yerini aldı. 1 milyon 999 bin TL tavsiye edilen satış fiyatı ile satışa sunulan yeni SWM G01 Pro, segmentinde fiyat/fayda dengesiyle öne çıkan bir SUV modeli olarak konumlanıyor. Yerli üretim SWM G01 Pro’lar, Türkiye’de 5 yıl veya 150 bin kilometre garanti ile sunuluyor. Türk kullanıcıların gerçek beklentilerine yanıt veren, akılcı ve dengeli bir SUV olan SWM G01 Pro, ulaşılabilir fiyatıyla segmentinin en mantıklı ve fiyat/fayda dengesi en başarılı SUV modeli olarak dikkat çekiyor. Eskişehir’de üretimine başlanan yeni SWM G01 Pro, segmentinde akıllı tercih yaklaşımını; tasarım, teknoloji ve donanım dengesini birlikte sunan yapısıyla öne çıkarıyor. Anahtarsız giriş ve butonla açılan kapı sistemi, elektrikli bagaj kapağı, Full LED far teknolojisi ve sportif dış tasarım detayları günlük kullanımda fark yaratıyor. 4.670 mm uzunluğu, 1.855 mm genişliği ve 2.750 mm aks mesafesiyle sınıfında geniş bir iç hacim sunan G01 Pro, hem sürücü hem de yolcular için ferah bir yaşam alanı sağlıyor. İç mekânda siyah ve bej renk seçenekleriyle sunulan premium deri koltuklar, açılabilir cam tavan, 64 renkli ambiyans aydınlatması ve kablosuz şarj gibi özellikler konfor beklentilerini üst seviyeye taşıyor.

Bursa Yıldırım'da tarih ortak akılla ayağa kalkacak Haber

Bursa Yıldırım'da tarih ortak akılla ayağa kalkacak

Bursa'da Yıldırım Belediyesi’nin, ‘Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Canlandırma Projesi’ kapsamında başlattığı ‘Kentsel Tasarım Fikir Yarışması’ tamamlandı. Ödüle layık görülen projelerin sergisi, ödül töreni ve kolokyumu Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Yıldırım Belediyesi; tarihi, mimarisi, kültürel dokusu ve dini mekanlarıyla Türkiye’nin en önemli turizm güzergahlarından biri olan, Setbaşı, Yeşil, Emirsultan hattını hak ettiği değere kavuşturmak için ‘Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Kentsel Tasarım Fikir Yarışması’ düzenlemişti. Yıldırım Belediyesi öncülüğünde, Mimarlar Odası Bursa Şubesi, Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi ve Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şubesi işbirliğiyle düzenlenen yarışmanın sonuçları geçtiğimiz ay açıklanmıştı. Yarışmaya başvuran projeleri titizlikle değerlendiren jüri; toplam 11 eseri ödüle layık bulmuştu. Yarışma sürecinin tamamlanmasının ardından, ‘Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Kentsel Tasarım Fikir Yarışması Kolokyum, Sergi ve Ödül Töreni’ gerçekleştirildi. Bursa Akademik Odalar Birliği Ortak Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen törene; Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Nazlı Yazgan, Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu, Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi Başkanı Cenk Köklü, Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şubesi Başkanı Zehra Çakır, AK Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı Muhammed Ali Kaya, AK Parti Yıldırım İlçe Başkan Vekili Kadir Batmaz, akademisyenler, meslek odalarının temsilci ve üyeleri ile basın mensupları katıldı. ‘İHYA ETMEK İÇİN YOLA ÇIKTIK’ ‘Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Kentsel Tasarım Fikir Yarışması Kolokyum, Sergi ve Ödül Töreni’nin’ açılış konuşmasını yapan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın fethinin 700’üncü yıl dönümünde tarihi bir projeyi hayata geçirdikleri için mutlu ve gururlu olduklarını belirtti. Bursa deyince akla Yeşil ve Emir Sultan geldiğini vurgulayan Başkan Yılmaz; “Bu bölge tarihi ve kültürel açıdan çok zengin, değerli. İşte biz bu değerli bölgeyi ihya etmek için yola çıktık. Bu tarihi aksta bugüne kadar restorasyon çalışmaları, kentsel dönüşüm projeleri, trafik düzenlemeleri gibi önemli çalışmalar gerçekleştirildi. Ancak biz şehre bütüncül bir pencereden bakarak bu kapsamlı çalışmayı başlattık. Bölgeyi bir bütün olarak ele alıyoruz” ifadelerini kullandı. ‘ORTAK AKILLA HAREKET ETTİK’ Ortak akıl vurgusu yapan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Birlik, beraberlik işin besmelesidir. Biz her zaman istişareye önem verdik. Bu projede de ‘biz yaptık oldu’ mantığıyla değil, ortak akılla hareket etmek istedik. Önce bölge sakinleriye görüştük, onları dinledik. Beklentilerini, sorunlarını, fikirlerini ve bölgeyle ilgili hatıralarını dinledik. Muhtarlarımızla görüştük. Kıymetli hocalarımızla bir araya geldik, bölgeyi gezdik, inceledik. Akademik odalarımızla toplantılar yaptık. Turizm sektörünün temsilcileriyle görüştük. Daha sonra da, çözüm bulunması gereken sorunları listeledik. Tüm bu çalışmaların ardından ise kent tasarım ekiplerinin bize yol göstermesini istedik ve ulusal çaptaki yarışmamızı başlattık. Ortak aklın bizi daima doğruya götüreceğine inanıyoruz” diye konuştu. 42 PROJE SUNULDU Yarışma sürecinin de yine ortak akıl ve dayanışma ile gerçekleştirildiğini belirten Başkan Yılmaz; “Yarışma sürecini yönetirken, güçlü bir jüri ve danışma kurulu kadrosuyla hareket ettik. Yarışma sonucunda da gördük ki, Bursa’ya olan ilgi gerçekten çok büyük. Geniş bir alanı kapsamasına rağmen tam 42 farklı kentsel tasarım projesi yarışmaya sunuldu. Alın terini ortaya koyarak fikir ve projelerini bizimle paylaşan tüm ekiplere yürekten teşekkür ediyorum. Bu yarışma bir uygulama yarışması değil, bir vizyon ve yaklaşım arayışıdır. Buradan elde ettiğimiz birikim; Bakanlığımız ile istişare edeceğimiz, hemşehrilerimizle yeniden konuşacağımız bir sürecin başlangıcıdır. Nitekim Hanlar Bölgesi’nde olduğu gibi, bu aksında Bakanlığımızın destek ve himayelerinde hayata geçeceğine inancımız tamdır. Bursa’nın fethinin 700’üncü yılında; kadim kimliğimizi daha güçlü bir şekilde öne çıkaracak, Yeşil- Emirsultan aksında manevi iklimi daha da güçlendirecek bu sürecin şehrimize hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. BAŞKAN YILMAZ’A TEŞEKKÜR AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç ise yaptığı konuşmada; ‘Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Canlandırma Projesi’nin Yıldırım’a ve Bursa’ya değer katacağını belirtip, Başkan Oktay Yılmaz’a teşekkür etti. Proje paydaşlarından Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin Başkanı Şirin Rodoplu, Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi’nin Başkanı Cenk Köklü ve Peyzaj Mimarları Odası Bursa Şubesi’nin Başkanı Zehra Çakır da, yarışma süreci ve detayları ile ilgili bilgi verip, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a teşekkür ettiler. Konuşmaların ardından, ödüle layık görülen projelerin hazırlayıcı ekipleri sahneye davet edilerek plaketleri takdim edildi. Ödül töreninin ardından ise Dr. Murat Sönmez’in moderatörlüğünde; yarışma jüri başkanı ve ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celal Abdi Güzel, Bursa Uludağ Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tülin Vural Arslan, Yüksek Şehir Plancısı Can Kubin, İTÜ Öğretim Üyesi Mimar ve Şehir Plancısı Prof. Dr. Handan Türkoğlu, Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gül Sayan Atanur ve Mimar Aslı Özbay’ın katılımıyla kolokyum gerçekleştirildi.

Rolls-Royce’dan Görkemli ve Eşsiz Bir 2025 Yılı Haber

Rolls-Royce’dan Görkemli ve Eşsiz Bir 2025 Yılı

Rolls-Royce Motor Cars 2025’te Bespoke başarısını, trendleri ve yenilikleri kutluyor. 2025’te dünya genelinde 5.664 adet araç müşteriler için hayata geçirilirken en çok talep edilen model Rolls-Royce Cullinan oldu. Cullinan’ı Spectre takip etti. Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, 2025’i sadakat, zamansız tasarım ve eşsiz deneyimlerle tanımlanan bir başarı yılı olarak açıklıyor 2025, Rolls-Royce Bespoke dünyasında yaratıcılığın sınırlarının zorlandığı, sanattan zanaatkarlığa, malzeme kullanımından sipariş deneyimine kadar önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl oldu. Bu yıl aynı zamanda, markanın Dubai, Seul, Şanghay ve New York’taki Private Office’leri ile Goodwood’daki orijinal Private Office’in tam anlamıyla faaliyete geçtiği ilk yıl oldu. Bu özel yaratıcı ve sosyal alanlar, müşterilerle kurulan iş ahenkini hiç olmadığı kadar derinleştirerek, Private Office siparişlerinin yıllık bazda iki kattan fazla artmasına katkı sağladı. Bu kişisel vizyonların birçoğu, 2025 yılı boyunca tamamen yeni tekniklerin, malzemelerin ve yaklaşımların hayata geçirilmesine öncülük etti. Nakış, marküteri ve baskı gibi birçok farklı disiplinler heykelsi bir formda yeniden tasarlanarak hem kavramsal hem de fiziksel anlamda yeni boyutlara taşındı. Bunlar arasında, 3D nakışlar için kendini taşıyan iplik yapıları, özel olarak geliştirilen 3D mürekkep katmanlama teknikleri ve karmaşık 3D marküteri uygulamaları yer aldı. 24 ayar altın işleme, cilalı beton ve Rolls-Royce iç mekânları için geliştirilen patentli koku konsepti gibi yeni malzemeler, markanın yaratıcı repertuvarını daha da zenginleştirdi. Tamamen el boyaması yıldız tavan (Starlight Headliner) gibi yenilikler, geleneksel zanaatkârlığın Rolls-Royce dünyasında nasıl sürekli olarak geliştiğini gözler önüne serdi. Bespoke Programı’na duyulan ilgi, 2025 yılında dünya genelindeki müşteriler için üretilen ve teslim edilen 5.664 araçla kendini gösterdi. Bespoke geleceği için inşa etmek Müşteriler, küresel Private Office ağı desteğiyle Bespoke’un her zamankinden daha iddialı tasarımlarını keşfettikçe, Rolls-Royce da daha güçlü bir gelecek inşa ediyor. Bu yıl, Goodwood’daki Rolls-Royce Evi’nde yürütülen tesis genişletme çalışmaları hızlı bir şekilde ilerledi. Şubat 2025’te yer üstü inşaatına başlanan proje, Kasım ayında hava koşullarına dayanıklı hale geldi. 300 milyon sterlinin üzerindeki bu yatırım, Bespoke ve Coachbuild (kişiye özel üretim ve ultra kısıtlı model) departmanları için modern ve genişletilmiş tesisler sağlayarak, daha kapsamlı ve sofistike özel üretim taleplerinin karşılanmasına imkân tanıyacak. 2026 itibarıyla ilk teknolojilerin yeni binada devreye alınması hedeflenirken, projenin on yılın sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. Özgün yaratıcı temalar 2025 yılında üretilen araçlar, birbirinden farklı ve özgün yaratıcı temaları gözler önüne seriyor. Bazı çalışmalar, kişisel hikâyeler, aile yolculukları ve kuşaklar arası bağlardan ilham alarak miras ve sevgi temaları etrafında şekilleniyor. Diğerleri ise doğadan ilham alıyor ya da sanatı, mimariyi ve kültürel sembolleri çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Bir araya geldiklerinde, yılın en etkileyici yaratıcı yönelimlerini temsil ediyor ve bir Rolls-Royce yaratmanın anlamının giderek nasıl genişlediğini ortaya koyuyor. Aşağıda Rolls-Royce’un, son 12 ay boyunca Bespoke alanında öne çıkan belirleyici temaları ve yenilikleri bulunuyor. Aile, anılar ve miras Çocukluk mektuplarından kuşaklar arası armağanlara, göksel göndermelerden aşk hikâyelerine uzanan birçok 2025 Bespoke siparişi, kişisel miras ve özel dönüm noktalarını yansıtıyor. Spectre Soulmate Bu son derece kişisel Bespoke siparişi, bir çiftin birlikte paylaştığı olağanüstü yolculuğu onurlandırmak üzere hayata geçirildi. Aynı hastanede dünyaya gelen çift, yıllar sonra yollarını birleştirdi; birlikte çocuklarını büyütürken, anlamlı bir başarı hikâyesi yazdılar. Bespoke detaylar arasında, hikâyelerinin başladığı gün Kuala Lumpur semalarında görülen takımyıldızlarını yansıtan bir Starlight Headliner yer alıyor; aynı tarih, havalandırma ızgaralarına da zarif bir şekilde işlendi. Bu araç, aynı zamanda 45 yıldır taşınan bir hayalin gerçeğe dönüşmesini simgeliyor: Müşteri, 10 yaşındayken markanın dönem CEO’su ile mektuplaşmış ve bir gün Rolls-Royce sahibi olmayı umut ettiğini dile getirmişti. Spectre Bailey Amerika Birleşik Devletleri’nde uzun yıllardır Rolls-Royce müşterisi olan bir aile tarafından sipariş edilen Spectre Bailey, ailenin çok sevilen köpeğine adanmış, tek ve eşsiz bir çalışma niteliği taşıyor. Dış tasarımda, Labrador–Golden Retriever kırmasının yumuşak tonlarından ilham alan, kendine özgü iki renkli bir kaplama bulunuyor. Gövde, el işçiliğiyle boyanmış pati izi coachline motifiyle zarif bir şekilde tamamlanıyor. İç mekânda, Bailey’nin son derece gerçekçi ve ince işçilikle hazırlanmış marküteri portresi, arka koltuklar arasındaki Waterfall bölümünde yer alıyor. İç mekân renk paleti ise Bailey’nin yumuşak kürk tonlarını yansıtarak, bu denli seçkin bir karaktere kusursuz bir uyum sunuyor. Cullinan Cosmos Uzay ve galaksilere duydukları ortak hayranlıkla bilinen bir aile tarafından sipariş edilen Cullinan Cosmos, yıldızların ihtişamını yansıtan Bespoke detaylardan oluşan bir takımyıldızla bu büyüleyici temayı kutluyor. Bu aracın merkezinde, Rolls-Royce tarihinde bir ilk olan; şirket bünyesindeki bir sanatçı tarafından 20 kat boya kullanılarak 160 saatin üzerinde sürede tamamen el işçiliğiyle hazırlanan yıldız tavan (Starlight Headliner) yer alıyor. Ghost Extended Foundation Önde gelen bir inşaat şirketinin sahibi tarafından sipariş edilen bu Ghost Extended, şirketin çalışanlarına sunulmak üzere tasarlandı. Bu araç ekibin kişisel dönüm noktalarını kutlayan zarif bir takdir jesti olarak öne çıkıyor. Öne çıkan detaylardan biri, döner kontrol cihazı; şirketin en önemli mimari projelerinden biri için kullanılan malzemeden üretildi ve cilalanmış betondan özenle tasarlandı. Doğa, mekân ve unsurlar Müşteriler, dayanıklılık, yenilenme ve dinginlik kavramlarını yansıtmak üzere ilhamlarını doğadan almaya devam ederken, bu Bespoke çalışmalar geleneksel el işçiliğini yenilikçi malzeme arayışları ve uygulamalarıyla buluşturdu. Phantom Extended Cherry Blossom Japonya’nın Hanami geleneğinden ilham alan Phantom Cherry Blossom, bahar mevsimindeki Sakura çiçeklerinin geçici güzelliğine bir saygı duruşu niteliğinde tasarlandı. Japon bir müşteri tarafından sipariş edilen Phantom Extended, iç mekânında 250 binin üzerinde dikiş detayı ve şelale gibi uzanan kiraz dallarıyla ince işçilikle işlenmiş yıldız tavanı (Starlight Headliner) ile öne çıkıyor. Black Badge Cullinan Daisy Hayatı boyunca doğa yürüyüşüne tutkuyla bağlı bir müşteri tarafından sipariş edilen Black Badge Cullinan Daisy, Yüksek Tatra Dağları’ndaki favori bir parkurda görülen kır çiçeklerinden ilham alıyor. Coachline üzerinde yer alan el boyaması Papatya motifiyle bu çalışma, doğadan ilham alan azim ve dayanıklılık temalarını yansıtıyor. Sanat, kültür ve modern koleksiyon objeleri Vintage video oyunlarından geçmiş dönem couture tasarımlarına ve antik duvar resimlerine uzanan geniş bir ilham yelpazesinde müşteriler; sanatsal akımları, tarihsel malzemeleri, kültürel sembolleri ve yükselen koleksiyon alanlarını Bespoke dünyasına taşıdı. Black Badge Ghost Gamer Vintage video oyunlarının ikonik 8-bit dünyasından ilhamla tasarlanan Black Badge Ghost Gamer, sürükleyici Bespoke detayları ve joystick çağını anımsatan ince “Easter egg” (gizli özellik) dokunuşlarıyla öne çıkıyor. Asya-Pasifik’ten bir teknoloji girişimcisi tarafından sipariş edilen araç, tek tek el boyaması ‘piksellerden’ oluşan “Cheeky Alien” coachline motifiyle tamamlandı Phantom Dentelle Private Office Dubai aracılığıyla sipariş edilen Phantom Dentelle, couture dantel sanatına adanmış tek ve eşsiz bir tasarım olarak öne çıkıyor. Nadir bulunan bir ‘Leavers loom’ kumaşından ilham alan tasarım, zarif ve üç boyutlu dantel dokularını nakış aracılığıyla aracın Gallery bölümüne ve arka Waterfall alanına aktarıyor. Phantom Year of the Dragon Ay takvimine göre Ejderha Yılı’nı kutlamak üzere Çinli bir müşteri tarafından sipariş edilen bu tek ve eşsiz Phantom Extended, Çin’in efsanevi figürlerinden birine çağdaş bir saygı duruşu niteliği taşıyor. İki ejderha ve kutsal bir inci efsanesinden ilham alan tasarım, iyilik, uyum ve aydınlanmayı simgeliyor; bu temalar aracın iç mekânının tamamına yansıtılıyor. Çin duvar resmi sanatına saygı duruşu Private Office Shanghai aracılığıyla sipariş edilen bu tasarım, İpek Yolu üzerinde yer alan kadim bir merkez olan Dunhuang’daki duvar resimlerinden ilham alan, birbirinden benzersiz üç araçtan oluşuyor. İmparatorluk ipeğinden ve Spirit of Ecstasy’den ilham alan Silken Spirit motifi, üç siparişi birbirine bağlayarak dış coachline’larda, nakışlarda, ahşap kakmalarda ve aydınlatmalı detaylarda kendini gösteriyor. 100 yıllık bir mirasın zirve noktası olan, unutulmaz bir koleksiyon 2025 yılı boyunca sunulan Bespoke yenilikleri, Rolls-Royce’un temel yaklaşımını ortaya koyuyor: Önce vizyon belirleniyor ardından teknoloji ve malzeme dünyası bu vizyona hizmet edecek şekilde şekillendiriliyor. Bu yaklaşımın somut bir temsili olan Phantom Centenary Private Collection, üç yıla yayılan bir geliştirme süreci ve 40 bin saati aşan titiz çalışmanın ürünü olarak hayata geçirildi. Phantom adının 100. yılını onurlandırmak amacıyla hayata geçirilen bu özel koleksiyon, yalnızca 25 adetle sınırlandırıldı ve Rolls-Royce tarihinin teknolojik açıdan en gelişmiş, yaratıcı vizyonu en yüksek Private Collection aracı olarak konumlanıyor. Araç, Bespoke iki tonlu bir dış boya uygulamasıyla tamamlandı. Hollywood’un siyah-beyaz dönemine özgü zarafet ve ihtişamdan ilham alan tasarımda, alt gövde Arctic White, üst gövde Black tonlarında şekillenirken, otomobilin benzersiz ışıltısı özel olarak geliştirilen Super Champagne Crystal kaplama ile vurgulanıyor. Zamansız karakteri ise masif altından Spirit of Ecstasy ile taçlandırılıyor. İç mekânda bu Private Collection, Phantom’un olağanüstü hikâyesini bir dizi seçkin Bespoke özellik aracılığıyla anlatıyor. Bunlar arasında, bir couture atölyesiyle birlikte geliştirilen, yüksek çözünürlüklü baskılı kumaşla döşenmiş ve Phantom’un efsanesini şekillendiren insanları, mekânları ve anları betimlemek üzere 160.000 dikişle işlenmiş arka koltuklar; Phantom’un tarihindeki önemli anları 440.000’in üzerinde dikişle yansıtan bir yıldız tavan (Starlight Headliner); ve 3D marküteri, 3D mürekkep katmanlama ve 24 ayar altın işleme içeren, Rolls-Royce için şimdiye kadar üretilmiş en karmaşık ahşap işçiliği yer alıyor. Bespoke anlatımını genişletmek 2025 yılında Bespoke dünyasındaki genişleme, yalnızca araçlarla sınırlı kalmadı. Müşteriler markadan kendi zevklerini ve tercihlerini özel alanlarında da yansıtmalarını talep etti. Bu talebe karşılık Rolls-Royce, Bespoke ayrıcalığını müşterilerinin evlerine ve profesyonel yaşam alanlarına taşıyan, giderek genişleyen özel yaşam tarzı ürünleri koleksiyonunu sundu. Markanın müşterilerinin dünyalarına, zevklerine ve tercihine dair sahip olduğu benzersiz içgörüler, Rolls-Royce’un Bespoke dilini müşterilerinin özel yaşam alanlarına taşımayı mümkün kılıyor. Rolls-Royce müşterilerinin belirli bir kesimi arasında satranca duyulan ilgiden yola çıkılarak 2025 yılında tanıtılan Rolls-Royce Satranç Seti, dünyanın en köklü strateji oyunlarından birini ev yaşamına yönelik, heykelsi ve el işçiliğiyle üretilmiş seçkin bir obje olarak yeniden ele alıyor. Her set; sahne etkisi yaratan bir açılma mekanizması, deri kaplı çekmeceler, mıknatıslı seramik kaplamalı alüminyum satranç taşları ve el işçiliğiyle tamamlanmış kaplamalar ile cilalı alüminyumdan üretilen bir oyun tablasıyla öne çıkıyor. Müşteriler, Rolls-Royce araçlarının Bespoke dünyasından ilham alan kaplama ve deri renk seçenekleriyle satranç setini kendi zevklerine göre kişiselleştirebiliyor. En çok ilgi gören ürünler arasında, 2025’te cesur Black Badge tasarımıyla sahneye çıkan etkileyici Rolls-Royce Cameo masaüstü heykelciği de yer aldı. Rolls-Royce Motor Cars’ın bölgede ve Türkiye’deki sürdürülebilir başarısı Bespoke Programı’na duyulan ilgi, 2025 yılında dünya çapındaki müşteriler için üretilen 5.664 araçla açıkça ortaya konuyor. İngiltere, Avrupa ve Orta Asya satış bölgesi, müşterilere teslim edilen araçların toplam sayısı açısından tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Bu güçlü performans, Rolls-Royce’un iş felsefesinin bireyselleştirme ve kişiselleştirme üzerine kurulu olduğu; asla ve asla hacim odaklı bir işletme olmayacağı yönündeki temel ve sürekli vurgulanan konumuyla birlikte değerlendirilmeli. Bir lüks marka olarak Rolls-Royce’un hedefi, yalnızca ‘dünyanın en iyi aracını’ üretmek değil; müşterilerini ve karakterlerini en iyi şekilde yansıtan, beklentilerin ötesine geçen araçları yaratmak. Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, Türkiye’deki tek yetkili bayi olarak 2025 yılında da sürdürülebilir başarısını ortaya koydu Bespoke siparişleri, markaya yönelik sürekli talebi yansıttı. Rolls-Royce’un ilk tamamen elektrikli modeli Spectre, ikinci yılında da markanın öne çıkan modeli olmayı sürdürürken; Spectre’in alter egosu Black Badge Spectre, 2025’in sonunda ilk kez Türkiye’de tanıtıldı. Yıl boyunca müşterilere teslim edilen Rolls-Royce araçları ile markanın güçlü konumu, sürekliliği ve prestiji desteklendi. Rolls-Royce Motor Cars İstanbul Genel Müdürü Hilal Aysal konuyla ilgili şunları söyledi; “Son on yılda işimizin geldiği noktayı görmek benim için büyük gurur ve mutluluk kaynağı. Elde ettiğimiz bu özel başarı, ekibimizin tutkusu, özverisi ve müşterilerimizin her geçen gün artan beklentilerini aşma konusundaki kararlılığımızın doğal bir sonucu.” Aysal sözlerine şöyle devam etti: “Rolls-Royce’un her zaman seçkin ve nadir kalacağına olan bağlılığımız her zamanki gibi devam ediyor. Müşterilerimizin bizden bu eşsiz yaklaşım, hayata geçirdiğimiz benzersiz Bespoke projelerle de güçleniyor.” Rolls-Royce Motor Cars İstanbul, Türkiye’deki uzun vadeli vizyonunu bir kez daha göstererek, 2026’nın ilk yarısında İstanbul Beykoz’da yeni yetkili servis merkezini hizmete açmaya hazırlanıyor. Rolls-Royce araçlarına ve satış sonrası hizmetlerine olan yoğun talep, markanın sunduğu eşsiz teknik memnuniyet, yaratıcı özgünlük ve titiz detaycılığı ortaya koyuyor. Bu eşsiz yaklaşım ile müşterilere özel deneyimler sunuluyor. 2025 yılında Rolls-Royce Bespoke’un yaratıcı ve teknik zirvelere ulaştığını ve geleneksel sınırların ötesine geçtiğini belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “2025, tematik çeşitlilik, dünya çapında iş birlikleri ve sanatsal yeniliklerle öne çıkan bir yıl olarak kayda geçti. Bu temaların şaşırtıcı boyutta yaratıcı biçimde hayata geçirilmesi, Home of Rolls-Royce’daki olağanüstü yetenekler, Bespoke Collective ve genişleyen Private Office yaratıcı alanlarımız aracılığıyla mümkün oluyor. Müşterilerimizin giderek daha iddialı Bespoke siparişlere gösterdiği ilgi ve katılım, mükemmelliğe olan ortak tutkumuzla gerçeğe dönüşüyor. Her bir araç, sahibinin vizyonunu eşsiz bir şekilde yansıtırken; birlikte, Rolls-Royce’u bugün tanımlayan yenilikçilik, ustalık ve kültürel birikimi gözler önüne seriyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.