Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilirlik

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu Haber

Microsoft, Suudi Arabistan’da Azure bulut bölgesini 2026 sonunda faaliyete alacağını duyurdu

Microsoft, Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin, 2026’nın dördüncü çeyreğinden itibaren müşterilere bulut bilişim yüklerini çalıştırma imkânı sunacağını açıkladı. Bu adım, ülkenin hızla ilerleyen dijital dönüşüm sürecinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor. Yeni bölge, kamu ve özel sektördeki kuruluşların uygulamalarını, bulut hizmetlerini ve yapay zekâ çözümlerini yerel olarak çalıştırmalarına olanak tanıyacak. Bölge, verilerin yerel olarak tutulması, düzenleyici uyumluluk gereksinimlerinin güçlendirilmesi, güvenlik seviyelerinin artırılması ve dijital uygulamalar ile hizmetlerin yanıt sürelerinin kısaltılması gibi avantajlar sunacak. Azure bölgesi, her biri enerji, soğutma ve ağ altyapısı bakımından bağımsız üç erişilebilirlik alanına sahip olacak. Bu yapı, yüksek güvenilirlik ve iş sürekliliğini desteklemeyi hedefliyor. İnşaat aşamasından işletmeye kadar Microsoft’un duyurusu, yıllarca süren hazırlık ve koordinasyon sürecinin ardından Suudi Arabistan’daki Azure veri merkezi bölgesinin inşaat ve hazırlık aşamasından geniş çaplı operasyonel kullanıma geçişini simgeliyor. Şirket daha önce, Ortadoğu’daki dijital ekonomiyi desteklemeye yönelik bölgesel yatırımları kapsamında Suudi Arabistan’da yerel bir bulut bölgesi oluşturma planlarını açıklamıştı. Bu adım, Suudi Arabistan’ın dijital altyapıyı güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak, Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda, dijital dönüşüm ve bilgi temelli ekonomi önceliklerini destekliyor. Yeni bulut bölgesinin, enerji, sağlık, kamu hizmetleri ve finans gibi kritik sektörlerde bulut bilişim ve yapay zekâ uygulamalarının güvenli bir yerel ortamda benimsenmesini hızlandırması bekleniyor. Yeni bulut bölgesi, yerel veri depolama imkânı sağlayacak; güvenliği, mevzuata uygunluğu ve tepki süresini iyileştirecek. (Reuters) Konuyla ilgili açıklama yapan Suudi Arabistan İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Mühendis Abdullah es-Savaha, yerel bulut bölgesinin, ülkede ileri düzey bir dijital altyapı oluşturulduğunu, yenilikçiliği desteklediğini ve rekabetçiliği artırdığını gösterdiğini belirtti. Bakan, bu adımın ileri teknolojiye dayalı bir ekonomiye geçişi destekleyen temel bir unsur olduğunu vurguladı. Microsoft Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Şirket Başkanı Brad Smith ise Suudi Arabistan’daki bulut altyapısına yapılan yatırımın, şirketin ülkedeki dijital dönüşümü uzun vadeli olarak destekleme taahhüdünü yansıttığını ifade etti. Smith, yerel veri egemenliği ve yönetim gereksinimlerine uygun bulut hizmetleri sunmanın önemine dikkat çekti. Suudi Arabistan bulut bölgesi, dünya genelinde onlarca bölgeden oluşan Azure ağına eklenerek, ülkedeki kurumların küresel ölçekte entegre bir bulut ekosistemine erişimini sağlıyor. Ayrıca gerektiğinde verilerin yerel olarak işlenip depolanmasına imkân tanıyor. Yerel inovasyonu hızlandırmak Suudi Arabistan’daki yeni bulut bölgesinin, hem start-up’lar hem de büyük şirketler için yeniliği hızlandırması bekleniyor. Bölge, kuruluşların yapay zekâ tabanlı uygulamalar, veri analitiği ve ileri dijital hizmetler geliştirmesine güvenilir bir ortamda olanak tanıyacak. Bu gelişme, yerel bulut kapasitesinin, düzenleyici gereklilikleri karşılamak ve iş esnekliğini artırmak açısından giderek artan önemini de ortaya koyuyor. Bu adım, dijital dönüşümün olgun bir aşamasına işaret ediyor ve Suudi Arabistan’ın bölgesel dijital merkez olarak konumunu güçlendirmenin yolunu açıyor. Duyuru teknik açıdan önemli bir adım olmasının yanı sıra, dijital dönüşüm sürecinde olgunluk aşamasına geçildiğinin göstergesi olarak da değerlendiriliyor. Artık yatırımlar, yalnızca altyapı oluşturmaya odaklanmak yerine, dijital hizmetlerin geniş çaplı kullanımı için müşterilere güç sağlama yönüne kayıyor. 2026 sonunda beklenen operasyonel açılışla birlikte, Suudi Arabistan bulut kapasitesini genişleterek bölgesel bir dijital merkez olma hedefini destekleyecek. Konuyla ilgili açıklama yapan Microsoft Arabistan Başkanı Turki Badhris, Suudi Arabistan’daki bölgenin 2026 dördüncü çeyreğinden itibaren bulut iş yüklerini çalıştırmaya hazır olmasının, kurumlara dijital yolculuklarını ve yapay zekâ odaklı planlamalarını daha net ve güvenle yürütme imkânı sunduğunu belirtti. Badhris, Microsoft’un hükümet kurumları, şirketler ve iş ortaklarıyla yakın iş birliği içinde çalışarak veri güncellemeleri, yönetişim güçlendirme ve yetenek geliştirme gibi adımlarla müşterilerin deneyimden operasyonel çalışmaya güvenle geçiş yapmalarını desteklediğini ifade etti. Badhris, bu başarının, şirketin Suudi Arabistan’daki kamu ve özel sektörde sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir dijital etki yaratma taahhüdünü yansıttığını vurguladı. Microsoft’un Suudi Arabistan’daki bulut bölgesi duyurusu, şirketin ülkenin dijital dönüşümünde stratejik bir ortak olarak rolünü de güçlendiriyor. Suudi Arabistan, yapay zekâ uygulamalarını güvenli, sorumlu ve geniş ölçekte hayata geçirmek için kurumları erken aşamada hazırlamayı hedefleyerek, küresel ölçekte bu alanda öncü bir konum elde etmeyi amaçlıyor. Bu çerçevede Suudi şirketler, yapay zekâ deneylerini gerçek üretim ortamına taşıyarak yerel bulut altyapısının sağladığı güvenilir ortamdan yararlanmaya başladı. Enerji ve su alanında faaliyet gösteren ACWA Power, operasyonlarını geliştirmek için Azure AI hizmetleri ve Microsoft Intelligent Data Platform’u kullanıyor. Şirket, özellikle sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine odaklanarak ileri analizler, öngörücü bakım ve yapay zekâ destekli optimizasyon uygulamalarıyla su işleme süreçlerini iyileştiriyor; bu sayede günlük olarak on binlerce yüzme havuzuna eşdeğer su tasarrufu sağlanıyor. Ayrıca yapay zekâ teknolojilerinin uygulanması, enerji ve su hizmetlerinde neredeyse kesintisiz operasyon seviyelerinin korunmasına katkıda bulunuyor. Şirket, şimdi yapay zekâ üretkenliği alanında kullanım senaryolarını genişleterek sözleşme analizi ve teklif hazırlama gibi süreçlerde Microsoft 365 Copilot’u daha kapsamlı bir şekilde devreye almaya hazırlanıyor. Yerel bulut altyapısı, enerji, sağlık ve kamu hizmetleri gibi hayati sektörleri destekliyor. Qiddiya Investment Company, Microsoft 365 Copilot kullanımını yaygınlaştırarak ekiplerin e-posta özetleme, içerik üretme, veri analizi ve panolarla doğal dil üzerinden etkileşim kurmasını sağlıyor. Outlook, Word, Excel, PowerPoint ve Power BI uygulamaları üzerinden gerçekleştirilen bu süreçler, Qiddiya’nın yüzlerce varlık ve yükleniciyi izleyerek fatura durumu, inşaat aşamaları, riskler ve gecikmeler hakkında anlık bilgi almasını mümkün kılıyor. Proje verilerinde terabaytlarca bilgiyi saniyeler içinde sorgulayabilme kapasitesi, 700’den fazla yüklenici ve on binlerce çalışan içeren ekosistemde karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Şirket, erken aşama denemelerden geniş çaplı yaygınlaştırmaya geçerken, eğitim programları ve standartlaştırma adımlarıyla araçların günlük iş akışına entegrasyonunu güçlendiriyor ve projenin kapsamını genişletmeye devam ediyor.

Doğal ve köyden masalları bitti mi? Beslenmede radikal şeffaflık ve güven arayışı dönemi başlıyor. Haber

Doğal ve köyden masalları bitti mi? Beslenmede radikal şeffaflık ve güven arayışı dönemi başlıyor.

Son dönemde hepimizin market alışverişlerinde yaşadığı ortak bir sendrom var. Ürünün arkasını çevirip içindekiler kısmını okumaya çalışırken Latince terimler arasında kaybolmak. Doğal, %100 Naturel, köyden gibi ibarelerin içinin boşaltıldığı, herkesin ürünlerinin organik olduğunu iddia ettiği bu dönemde, şehirli insan artık sadece sağlıklı beslenmek değil, aynı zamanda kandırılmadan alışveriş yapmak istiyor. Dünya genelinde yükselen radikal şeffaflık akımı tam da burada devreye giriyor. Artık tabağımızdaki domatesin sadece organik olması yetmiyor. Toprağının nasıl beslendiğini, tohumunun atasını ve üreticisinin hikayesini bilmek istiyoruz. Bu güven krizini derinleştiren en büyük etken ise ambalajların diliyle içeriğin gerçeği arasındaki uçurum. Kraft kâğıda sarılı, üzerinde yeşil yaprak logoları olan her ürünü masum sanma eğilimindeyiz. Oysa ki glutensiz etiketiyle satılan bir kurabiyenin içinde, gluteni bağlamak için kullanılan yoğun kıvam artırıcılar ve şeker şurubu olabiliyor. Vegan olarak pazarlanan hazır bir köfte, hayvansal ürün içermese de, laboratuvar ortamında üretilmiş aroma vericilerle dolu ultra işlenmiş bir gıda sınıfına girebiliyor. Şeker ilavesiz ibaresi, o ürünün insülin dengesini bozacak yapay tatlandırıcılarla dolu olmadığı anlamına gelmiyor. Tüketici artık sadece ürünün içinde neyin olmadığını (Glutensiz, Şekersiz, Parabensiz) değil, yerine ne konulduğunu sorguluyor. Bu sorgulama ise dünyada "Clean Label" (Temiz Etiket)hareketinin ortaya çıkmasına sebep oluyor, yani sözlük kullanmadan da anlayabileceğiniz, anneannenizin mutfağında bulunan malzemelerden oluşan içerikler. İşte tam da bu bilgi kirliliğinin ve kavram karmaşasının ortasında, tüketiciye bir filtre sunmak amacıyla kurgulanan Organic & Pure Fuarı, 12-14 Haziran’da İstanbul Lütfi Kırdar Fuar Merkezi’nde kapılarını açıyor. Fuar, sadece ürünlerin sergilendiği ticari bir alan değil; ziyaretçilerin yukarıdaki sorulara dürüst yanıtlar bulabileceği bir farkındalık platformu olarak öne çıkıyor. "Bir Pazar Yeri Değil, Güven Ekosistemi İnşa Ediyoruz" Tüketicinin değişen beklentilerine ve fuarın misyonuna değinen Organic & Pure Fuar Direktörü Betül Binici, şu değerlendirmelerde bulundu: "Artık tüketici raftaki ürünün sadece fiyatına veya ambalajına değil, değerlerine bakıyor. İnsanlar etiket okumaktan yorgun, güvenmek istiyorlar. Biz Organic & Pure olarak sadece bir pazar yeri kurmuyoruz; üretici ile tüketici arasında bir güven ekosistemi inşa ediyoruz. Amacımız, gerçek gıdaya ve temiz ürüne ulaşmanın bir lüks değil, hak olduğunu hatırlatmak. Ziyaretçilerimiz bu yıl fuarda organik ürünlerin yanı sıra o ürünlerin arkasındaki adanmışlığı, şeffaf üretim süreçlerini ve neden sorusunun cevabını bulacaklar." Sürdürülebilirlik ve "Yeşil Aklama"ya (Greenwashing) Karşı Duruş Organic & Pure, sadece ticari bir hacim yaratmayı değil, aynı zamanda bir farkındalık okulu olmayı hedefliyor. Fuar kapsamında düzenlenecek paneller ve atölyelerde; gerçek organik ile endüstriyel doğal pazarlaması arasındaki farklar, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve karbon ayak izini azaltan üretim modelleri uzman isimlerce tartışılacak. Fuar, "Yeşil Aklama" (Greenwashing) tuzağına düşmeden, gerçekten doğaya ve insana saygılı markaları öne çıkararak sektörde bir filtreleme görevi de üstleniyor.

Matematik Ve Bilimde Türk Kız Öğrencilerden Uluslararası Dereceler Haber

Matematik Ve Bilimde Türk Kız Öğrencilerden Uluslararası Dereceler

11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü, bilim ve teknolojide fırsat eşitliğinin önemini yeniden gündeme taşırken, Türkiye’den uluslararası bilim, matematik ve araştırma yarışmalarında elde edilen başarılar da dikkat çekiyor. Eğitimde akademik gelişimin yanında değer odaklı birey yetiştirmenin önemine dikkat çeken Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Okulları bünyesindeki Işık İlkokulu ve Ortaokulu kız öğrencileri, uluslararası yarışmalarda elde ettikleri derecelerle öne çıkıyor. 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü kapsamında, bilim ve teknoloji alanında kız öğrencilerin uluslararası başarıları gündeme geldi. Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Okulları bünyesindeki Işık İlkokulu ve Ortaokulu kız öğrencileri, matematik olimpiyatları ve bilimsel yarışmalarda elde ettikleri derecelerle dikkat çekti. Uluslararası matematik olimpiyatları, bilim temelli yarışmalar ve proje organizasyonlarında kazanılan madalyalar, final katılımları ve dereceler; öğrencilerin analitik düşünme, problem çözme ve bilimsel araştırma alanındaki yetkinliğini ortaya koydu. Farklı ülkelerde düzenlenen yarışmalarda elde edilen başarılar, Türkiye’den yetişen öğrencilerin uluslararası bilim platformlarında daha güçlü şekilde yer aldığını gösterdi. Uluslararası Matematik Olimpiyatlarında Erken Yaşta Dikkat Çeken Başarı Işık İlkokulu 3. sınıf öğrencisi Zeynep Yıldız, Güneydoğu Asya Matematik Olimpiyatları (SEAMO) ve Vietnam’da düzenlenen Fermat Matematik Olimpiyatı’nda gümüş madalya kazanarak uluslararası final etabına katılma hakkı elde etti. Zeynep Yıldız’ın elde ettiği başarı, analitik düşünme, problem çözme ve mantıksal akıl yürütme becerilerinin ileri seviyee geliştiğini ortaya koyarken, matematiği doğa olaylarını anlamada ve verileri yorumlamada aktif bir araç olarak kullandığını gösterdi. Matematik Eğitiminde Sistemli Model Okul bünyesinde uygulanan matematiksel beyin antrenmanı programlarında öğrenciler düzenli olarak problem çözme, stratejik düşünme ve akıl yürütme çalışmaları gerçekleştiriyor. Bu alanda öne çıkan öğrenciler arasında Meyra Melis Civelekoğlu yer alıyor. Mathletics yarışmalarında Ela Bozdağ, İdil Ayhan ve Vanessa Magriso; CryptoMath – Houdini Çıkmazı Kriptoloji Yarışması’nda ise İdil Ayhan ve Zeynep Nur Topoğlu başarı elde etti. Singapore and Asian Schools Math Olympiad (SASMO) sınavında Lal Perek ve Zeynep Nur Topoğlu; American Mathematics Olympiad’da Kayra Erkiner ve Lal Perek; URFODU matematik ve fen olimpiyatlarında Kayra Vardarsuyu, Peren Maya Özarpat, Zeynep Çağlar ve Beren Duman uluslararası başarı elde eden öğrenciler arasında yer aldı. Bilim Projelerinde Dünya Finallerine Uzanan Yol TÜBİTAK proje çalışmalarına katılan öğrenciler arasında Zeynep Güneş Köseoğlu ve Derin Dalgıç yer alırken, satranç alanında stratejik düşünme becerileriyle Leyla Kuşüzümü ve Meyra Melis Civelekoğlu dikkat çekti. Future Problem Solving International Program (FPSPI) kapsamında yarışan 7. sınıf öğrencileri Mila Çavdar ve Kayra Vardarsuyu, Küresel Problemler kategorisinde elde ettikleri derece ile Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenecek uluslararası final yarışmasında Türkiye’yi temsil etme hakkı kazandı. Program kapsamında öğrenciler; küresel düşünme, liderlik, teknoloji kullanımı, zaman yönetimi ve toplumsal sorumluluk alanlarında çok yönlü gelişim gösteriyor. Sürdürülebilirlik ve Bilim Alanında Uluslararası Ödüller UNESCO Türkiye Millî Komisyonu liderliğinde yürütülen SEMEP programı kapsamında hazırlanan “Hayat Küpü” projesiyle Beren Duman, sürdürülebilir tarım ve çevre bilinci temasıyla “En İyi Koleksiyon” ödülüne layık görüldü. URFODU Uluslararası Bilim Temelleri Bilgi Yarışması kapsamında biyoloji alanında Kayra Vardarsuyu 2. derece sertifika alırken; Mualla Ada Duran, Zeynep Çağlar ve Kayra Helen Algan 3. derece sertifika elde etti. Bilimde Kızların Temsili Güçleniyor Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü kapsamında ortaya çıkan bu başarı tablosu, kız öğrencilerin bilim, teknoloji ve akademik araştırma alanlarında her geçen yıl daha güçlü temsil edildiğini gösteriyor. Bilimsel merakın erken yaşta desteklenmesi, proje üretme kültürünün yaygınlaştırılması ve değer temelli eğitim yaklaşımı, Türkiye’nin bilimsel geleceğinin şekillenmesinde kritik rol oynuyor.

Sürdürülebilir Ticaret Derneği (STD) : Kanatlı Eti İhracat Kısıtlamasının Ticari Sürdürülebilirliğe Etkileri Haber

Sürdürülebilir Ticaret Derneği (STD) : Kanatlı Eti İhracat Kısıtlamasının Ticari Sürdürülebilirliğe Etkileri

Sürdürülebilir Ticaret Derneği Başkanı Gökhan Erol, Ticaret Bakanlığı tarafından dün duyurulan kanatlı eti ihracatının durdurulması kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erol, gıda arz güvenliği ve fiyat istikrarı hedeflerini anlamakla birlikte, bu tür ani kararların ihracat odaklı ilişkilere vereceği zararlara dikkat çekti.Sürdürülebilir Ticaret Derneği (STD) tarafından hazırlanan değerlendirmede, kararın muhtemel etkileri şu başlıklar altında sıralandı: Kazanılmış Pazarlar ve Müşteri Kaybı Uluslararası ticarette pazar kazanmanın ve müşteri güveni tesis etmenin yıllar süren emekler gerektirdiğini belirten Gökhan Erol, "İhracatçılarımızın tırnaklarıyla kazıyarak elde ettiği küresel pazar payı, bir sabah alınan ihracatı durdurma kararı ile ihracat pazarlarımızı rakiplerimize kaptırılma riskiyle karşı karşıyadır" dedi. Erol, tedarik zincirlerindeki bu kesintilerin Türk firmalarının "güvenilir tedarikçi" imajına ciddi zarar verdiğini vurguladı. Hukuki ve Ticari Taahhütler Kararın hukuki boyutuna değinilen açıklamada, ihracatçıların imzalanmış sözleşmelere ve teslim taahhütlerine uymak zorunda olduğu hatırlatıldı. Sevkiyatların aniden durmasının firmaları yüksek tazminat yükümlülükleri ve ticari davalarla karşı karşıya bırakabileceği ifade edildi. Ayrıca bu durumun lojistik ve ambalaj gibi yan sektörleri de sarsacağı öngörülüyor. Sürdürülebilir Ticaret Derneği’nden 3 Çözüm Önerisi İç piyasadaki fiyat dengesini korumak için ihracatı tamamen durdurmak yerine daha dengeli mekanizmaların devreye alınması gerektiğini savunan dernek, şu çözüm önerilerini sundu: Kota Uygulaması: İhracatın tamamen yasaklanması yerine belirli kotalar dahilinde devam etmesi ve mevcut sözleşmelerin korunması. Sektörel Destekler: Üretim maliyetlerini düşürecek hammadde destekleri ile iç piyasa fiyatlarının dengelenmesi. İstişare Mekanizması: Stratejik kararlar alınmadan önce sektör temsilcileriyle bir araya gelinerek geçiş süreçlerinin planlanması. Başkan Gökhan Erol, dış pazarlardaki varlığın korunması için kararın yeniden gözden geçirilmesi ve ihracatçılara gerekli esnekliklerin tanınması hususunda karar alıcıları adım atmaya davet etti. Sürdürülebilir Ticaret Derneği (STD) Hakkında Sürdürülebilir Ticaret Derneği (STD), sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm alanlarında Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırmak amacıyla kurulan öncü bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek; Yeşil Dönüşüm, Toplumsal Etki ve Küresel Rekabet olmak üzere üç ana sütun üzerine inşa edilen projeleriyle, Birleşmiş Milletler’in Sosyal ve Ekonomik Sürdürülebilirlik Amaçlarını gözetmektedir. Enerji verimliliğinden dijital kalkınmaya, toplumsal cinsiyet eşitliğinden eğitimde fırsat eşitliğine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren STD, yerel üreticilerin küresel standartlara uyum sağlaması için stratejik yol haritaları geliştirmektedir. Bu kapsamda dernek, 2. Endüstriyel Sürdürülebilirlik ve Yeşil Dönüşüm Çalıştayı (ESYED) gibi ulusal çapta referans kabul edilen organizasyonların yönetiminde ve bilimsel süreçlerinde yer almaktadır. STD; kamu kurumları, akademi ve iş dünyası arasında sürdürülebilir bir gelecek için köprü görevi üstlenmeye devam etmektedir.

SOCAR Türkiye, Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) Ticaretine Başlıyor Haber

SOCAR Türkiye, Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) Ticaretine Başlıyor

Türkiye’nin en büyük doğrudan dış yatırımcısı ve entegre endüstri grubu SOCAR Türkiye, enerji sektöründe sürdürülebilirlik odaklı dönüşümü hızlandırmak ve havacılık kaynaklı karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamak amacıyla Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) ticaretine başlıyor. Şirket, düşük karbonlu çözümleri iş modelinin merkezine alan yaklaşımı doğrultusunda, SAF alanındaki ilk ticari operasyonunu 29 Ocak 2026 tarihinde hayata geçirdi. SOCAR Türkiye, Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) ekosisteminin gelişimini destekleme yaklaşımı doğrultusunda, sektör paydaşlarıyla iş birliklerini güçlendirerek havacılıkta emisyon azaltımına yönelik dönüşüm adımlarına katkı sağlamayı hedefliyor. Bu kapsamda SOCAR Türkiye ile Türk Hava Yolları arasında 13 Ağustos 2025 tarihinde Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) alanında iş birliğini kapsayan bir “Mutabakat Zaptı”, imzalanmış; iki kurum enerji ve havacılık sektörlerinde sürdürülebilirlik odaklı stratejik adımlar üzerinde uzlaşmıştı. Hayata geçecek ilk ticari operasyon, bu iş birliğinin önemli bir aşamasını oluşturuyor. SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin temel unsurlarından biri olarak görüyor; çevresel ve toplumsal etkileri gözeten bir dönüşüm anlayışıyla hareket ediyoruz. Enerji sektöründeki geniş bilgi birikimimiz ve entegre iş modelimiz, sürdürülebilir bir gelecek için somut adımlar atmamıza olanak sağlıyor. Grup şirketimiz STAR Rafineri’nin kapasitesi, AR-GE gücü ve dijital yetkinliği ile yürüttüğümüz Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) girişimimiz de bu vizyonun önemli bir yansıması. Jet yakıtı alanındaki çalışmalarımızın önümüzdeki dönemde daha da gelişeceğine ve yeni iş birliklerinin önünü açacağına inanıyoruz. SOCAR Türkiye olarak çevresel ve toplumsal faydayı merkeze alan çalışmalarımızı ve yatırımlarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.” Yenilenebilir kaynaklardan üretilen SAF, emisyon azaltımına yönelik önemli bir seçenek Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) ve ICAO tarafından belirlenen sürdürülebilirlik kriterlerine uygun olarak üretilen Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF), uygun hammaddeler ve yaşam döngüsü değerlendirmesi (LCA) koşullarına bağlı olarak geleneksel jet yakıtına kıyasla önemli ölçüde daha düşük yaşam döngüsü emisyonu sağlayabilmektedir. Kullanılmış kızartma yağları ve diğer biyolojik atıklar gibi uygun yenilenebilir kaynaklardan elde edilen HEFA bazlı SAF, havacılık sektöründe emisyon azaltımına yönelik uluslararası çerçevelerde tanımlanan önemli araçlardan biri olarak değerlendirilmektedir.

Görgün: Türkiye, savunma ve havacılıkta artık küresel bir oyuncudur Haber

Görgün: Türkiye, savunma ve havacılıkta artık küresel bir oyuncudur

SSB Başkanı Görgün’ün konuşmasında satır başları şu şekilde: “Bu yıl beşincisini gerçekleştirdiğimiz ‘Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı’ kapsamında sizlerle yeniden Antalya’mızda bir araya gelmekten memnuniyet duyuyor, hepinize hoş geldiniz diyorum. Hamdolsun savunma ve havacılıkta artık küresel bir oyuncu haline geldik. Dolayısıyla bu konumumuzun sürdürülebilir olması için geliştireceğimiz stratejilerimizin de küresel ölçekte olması elzemdir. Bu nedenle her yıl ihracatçılarımızla Antalya’mızda bir araya geliyoruz. Böylece hem geçmiş yılın muhasebesini yapıyor hem de önümüzdeki süreçte karşılaşacağımız küresel trendleri ve bunlara yanıt vereceğimiz stratejileri birlikte şekillendiriyoruz. Dünyanın dört bir yanında derinleşen savaşlar, vekalet çatışmaları ve hibrit tehditler, uluslararası güvenlik mimarisini her geçen gün daha karmaşık bir hale getirmektedir. Türkiye, bu yeni düzlemde gelişmiş bir savunma sanayii altyapısıyla öne çıkan stratejik bir güç olarak konumlanmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu ‘tam bağımsız savunma sanayii’ vizyonu ışığında yürüttüğümüz faaliyetlerle, ülkemiz yalnızca kendi güvenliğini sağlayan değil, aynı zamanda bölgesel istikrara ve dünya barışına hizmet eden küresel bir oyuncuya dönüşmüştür. Bu dönüşüm, Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 savunma ihracatçısı arasına taşıma hedefimize sağlam adımlarla yaklaştırmaktadır. 2025 yılına baktığımızda, toplam 485 uluslararası faaliyet düzenlediğimizi ifade etmek istiyorum. Bu kapsamda; 94 ülkeden yabancı heyetlerle 401 ikili görüşme, 17 savunma sanayii işbirliği toplantısı, 22 uluslararası fuara katılım, 17 çok uluslu faaliyet, 21 endüstri günü gerçekleştirdik. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımızın 7 yurtdışı ziyaretinde kendilerine eşlik ettik. 2025 yılında sektörümüzün kıymetli firmalarının önemli imzaları oldu; TUSAŞ tarafından geliştirilen jet eğitim uçağımız Hürjet’in İspanya’ya ve milli savaş uçağımız Kaan’ın Endonezya’ya ihracatları için sözleşme imzalanması, Baykar’ın İtalyan Leonardo firmasıyla yaptığı kapsamlı işbirliği anlaşması ve Piaggio firmasını satın alması, Kale Jet tarafından seyir füzelerimiz için geliştirilen turbojet motorun ilk ihracatını Brezilya’ya gerçekleştirmesi, BMC, Nurol Makina ve Otokar’ın dünyanın dört bir yanına yaptıkları zırhlı kara aracı satışları, STM tarafından Portekiz’e ihraç edilen ki Portekiz denizcilik faaliyetleri açısından çok önemli bir ülke ilk denizde ikmal ve lojistik destek gemisinin inşa faaliyetlerinin başlaması, TAİS tarafından Endonezya’ya fırkateyn ihracatı, ASFAT’ın Romanya’ya deniz platformu ihracatı ve Aselsan’ın elektronik harp sistemlerinin Polonya’ya ihracatına yönelik sözleşmelerin imzalanması, Arca ve Roketsan’ın Avrupa’nın artan savunma ihtiyacını karşılamak üzere büyük ölçekli satışlar gerçekleştirmeleri, bizleri gururlandıran gelişmeler oldu. 2025’te ayrıca, savunma sanayii alanında NATO ile ilişkilerimizi geliştirmeye yönelik pek çok adım attık. Başkanlık olarak, NATO’nun ilgili faaliyetlerine, panellerine, çalışma gruplarına şahsım da dahil olmak üzere, her düzeyde aktif katılım sağladık. Bunun bir sonucu olarak, NATO Genel Sekreteri Sayın Mark Rutte’nin, konuşmalarında Türk savunma sanayiinin gücünden övgüyle söz ettiğini özellikle ifade etmek isterim. Haziran ayında Hollanda’nın Lahey kentinde gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte katıldık ve zirve kapsamında düzenlenen Savunma Sanayii Forumu ve Kamu Forumu etkinliklerinde ülkemizi temsil ettik. Yine 2025 yılı içerisinde; NATO ACT Müttefik Dönüşüm Komutanlığı’nın diamond faaliyetlerinden biri olan Multi Domain Operations Konferansı’nı, Innovation Continuum etkinliklerinden SPARK ve SHINE’ı, sektörümüzün NATO ile iş yapma potansiyelinin artırılmasına yönelik Türk Endüstri Günü’nü de gerçekleştirdik. Bu etkinlikleri ülkemize taşıyarak sektörümüzün kabiliyetlerini tanıttık. 2025 sadece Batıda değil, Doğu’da da savunma sanayiimizin yıldızının parladığı bir yıl oldu. Örneğin; geçtiğimiz yılın son çeyreğinde, yıllar süren iç savaş ve yıkımın ardından yeniden istikrara kavuşan Suriye’nin savunma ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak üzere, Başkanlığımız ile Suriye Savunma Bakanlığı arasında yapılan iş birliği doğrultusunda pek çok farklı ürünümüzün yer aldığı kapsamlı bir ihracat paketini hayata geçirmeyi başardık. Geçtiğimiz yıl, Başkanlığımızın küresel düzeyde temsilinde de önemli adımlar attık. Dost ve müttefik ülkelerdeki etkinliğimizi artırmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz Savunma Sanayii Müşaviri atamalarına yenilerini ekleyerek, iki arkadaşımızı Endonezya ve Malezya’da görevlendirdik. Böylece, önceki yıllarda göreve başlayan Azerbaycan ve Pakistan’daki müşavirlerimizle birlikte, temsilci sayımız dörde yükseldi. Hedefimiz, bu yıl içerisinde iş birliği açısından önemli gördüğümüz diğer ülkelere de görevlendirme yaparak müşavir sayımızı artırmak ve arkadaşlarımızın Başkanlığımızın uluslararası iş birliği ve ihracat faaliyetlerine yerinden katkı vermesini şirketlerimize destek olmasını sağlamaktır. Ülkemizde ise IDEF 2025’i; 96 ülke ve uluslararası kuruluştan toplam 202 resmi delegasyonun yer aldığıküresel bir etkinlik olarak icra ettik. Bu sene ise SAHA Expo ve Efes tatbikatı kapsamında sektörümüzün uluslararası görünürlüğünü arttırmaya devam edeceğiz. 2025 yılında savunma ve havacılık sanayii ihracatımız 10,54 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu tutar, bir önceki yıla göre yüzde 48’lik bir artışa işaret etmektedir. Bölgesel dağılımda; Avrupa’ya 4,3 milyar dolar, Orta Doğu’ya 1,6 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. En fazla ihracat yaptığımız ülkeler olarak Amerika Birleşik Devleti, Birleşik Krallık ve Slovakya öne çıkmıştır. Türkiye’nin toplam mal ihracatındaki hacmi içerisindeki payımız; 2022’de yüzde 1,7 iken, 2025 itibarıyla yüzde 3,6 seviyesine yükselmiştir. Geçtiğimiz yıl sektörümüzdeki 185 firma, 1 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirme başarısını göstermiştir. Bunun yanı sıra, ülkemizin gösterdiği atılımı uluslararası endeksler de teyit ediyor: Yayınlanmış verilere göre Türkiye, dünyada son 10 yılda bir önceki 10 yıla oranla ihracatını en çok artıran ülke olmuştur. 2025 yılında ilk defa, Başkanlık olarak sektörümüzün gerçekleştirdiği hizmet ihracatına ilişkin verileri de toplamaya başladık ve bu yıl mal ihracatına ilave olarak 184 milyon dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirdiğimizi belirledik. Savunma ve havacılıkta ihracat ve ithalatımız arasındaki makas ihracat lehine büyük ölçüde açılmaktadır. Bu durum, hem dışa bağımlılığımızın azaldığını, hem de ülkemizin döviz ticaret dengesine olumlu katkı sunduğunu göstermektedir. Diğer taraftan, geçen yıl 58 ilimiz savunma ve havacılık ihracatı yaparken; 1 milyon doların üzerinde ihracat yapan il sayısı 2024’te 21 iken 2025’te 26’ya yükselmiştir. 2025 yılında gerçekleşen ihracatımızın yanı sıra, sektörümüz bir önceki yıla göre yüzde 79 oranında artışla toplam 17,9 milyar dolarlık yeni sözleşme imzalamıştır. Yeni sözleşmelerimizin bölgesel dağılımına baktığımızda; Asya-Pasifik, Avrupa ve Amerika bölgeleri öne çıkmıştır. 2025’te imzalanan yeni sözleşmelerin önümüzdeki yıllarda teslimat aşamasına geçmesiyle, gerçekleşecek ihracatımızın yeni rekorlara koşacağına hiç kuşkum olmadığını özellikle ifade etmek isterim. 2026 yılında da, uluslararası işbirliklerimizi geliştirmeye ve ihracatımızı arttırmaya yönelik faaliyetlerimize aynı hızla devam edeceğiz. Temmuz ayında Ankara’da ev sahipliği yapacağımız NATO Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenecek Savunma Sanayii Forumu’nu, Başkanlığımız koordinasyonunda gerçekleştirmek üzere hazırlıklarımızı yoğun şekilde sürdürüyoruz. Yine NATO Edge Tatbikat ve Sergisi ile 2026 Münih Güvenlik Konferansı da bu sene katılım sağlayacağımız diğer çok uluslu etkinliklerden bazıları olacak. Diğer taraftan, geçtiğimiz yıl mevzuat altyapısını ve kurumsal hazırlıklarını tamamladığımız Devletten Devlete Askerî Satış modelimizi 2026 yılında tüm unsurlarıyla hayata geçirmeye başlıyoruz. Böylece yurtdışındaki müşterilerimize devlet-firma arası ticari sözleşmeden, devletten devlete satışa kadar geniş bir yelpazede farklı iş birliği modelleri sunabileceğiz. Gerçekleştirdiğimiz bütün yurt dışı temaslar, geliştirdiğimiz uluslararası iş birlikleri ve bu gayretlerimizin sonunda ulaştığımız yüksek ihracat rakamları, aslında tek ve büyük bir amaca hizmet etmektedir: O da sektörümüzün sürdürülebilirliğidir. Geçtiğimiz dönemde ulaştığımız ihracat başarısı için gönülden sevinmek elbette hakkımızdır. Ancak şunu da unutmayalım: Sektörümüzün sürdürülebilirliği için, önümüzdeki yıllarda bu performansı katlayarak devam ettirmek zorundayız. Firmaların ihracat verimliliğini gösteren evrensel ölçütlerden biri, kişi başına düşen ortalama ihracat cirosudur. Sektörümüz için 2021 yılında kişi başına ortalama 45 bin dolar olarak gerçekleşen bu gösterge, 2025 yılında 100 bin dolar düzeyine ulaşmış durumdadır. Küresel ölçekte ihracat başarısı bulunan yabancı şirketlerde ise bu rakam, kişi başına yaklaşık 300 bin dolar civarındadır. Bizim de verimli bir ihracat için, sektör ortalamasında 300 bin dolar seviyesini yakalamamız gerekiyor. Geçtiğimiz yıl bazı firmalarımız küresel ortalamaların da üzerine çıkma başarısı gösterdi. Söz gelimi, mühimmat alanında faaliyet gösteren ARCA SAVUNMA firmamız, kişi başına ortalama 750 bin dolar ihracat gerçekleştirerek sektörümüzde en yüksek rakama ulaştı. Bu başarıları için kendilerini özellikle tebrik ediyorum. Sürdürülebilirlik amacıyla ihracatımızı arttırmak için mutlaka değerlendirmemiz gereken bir diğer fırsat da, yurt dışındaki sivil sektörlere daha fazla satış yapmaktır. Bugün küresel savunma sanayii firmalarının sivil alandaki satışlarının toplam cirolarına oranı, yüzde elliler civarındadır. Biz de sektör olarak, sahip olduğumuz teknolojileri sivil pazarlara da çözüm üretecek şekilde ürünleştirmeye daha fazla kafa yormalı, strateji oluşturmalı ve kaynak ayırmalıyız. Yeni dönemde odaklanmamız gereken bir diğer konu ise sektörümüzün, sera gazı salımını tanımlayan SCOPE 1, 2 ve 3 düzenlemelerine uyumluluğunun sağlanmasıdır. Bu uygulamanın kısa zamanda sektörümüz tarafından sahiplenilmesi, hem ülkemizde yeşilin ve çevrenin korunması, hem de uluslararası iş birliklerimizin geliştirilmesi açısından kritik önem taşıyor. Konuşmamı sonlandırmadan önce, Savunma Sanayii Başkanlığı olarak sektörümüzden bazı beklentilerimizi özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum: Uluslararası pazarlama faaliyetlerinde sektörümüze verdiğimiz yakın destek, devletimizin firmalarımızın arkasında olduğunu göstermekte ve yabancı paydaşlar nezdinde güçlü bir teminat oluşturmaktadır. Bu destekten daha etkin faydalanabilmek üzere, tüm yurtdışı iş geliştirme ve satış faaliyetlerinizde lütfen Başkanlığımızla, özellikle de bu konunun uzmanı olan Uluslararası İşbirliği Daire Başkanlığımızla sürekli iletişim ve dirsek teması halinde olun. Yabancı karar vericilere erişiminizde, uluslararası faaliyetlere katılımınızda, yaşadığınız sorunların çözümünde size 7 gün 24 saat destek vermeye hazırız. Özellikle, uluslararası iş geliştirme gibi pahalı bir alanda kısıtlı olanaklarla faaliyet gösteren KOBİ ölçeğindeki firmalarımızı yakından desteklemeye ve gerektiğinde pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz. Geçen yılki ihracatımızın yarısından fazlasını Avrupa ve Amerika’ya yaptığımızı ifade etmiştim. Bildiğiniz üzere 2025 yılında Lahey’deki NATO Liderler Zirvesi’nde, müttefik ülkelerin savunma ve güvenlik harcamalarını kademeli olarak millî gelirlerinin yüzde 5’ine çıkartmaları kararlaştırıldı. Bu gelişme ile, önümüzdeki dönemde, NATO üyesi 32 ülkenin her yıl yaklaşık 50 milyar dolar ilave savunma harcaması yapacağı, büyük bir fırsat penceresi açıldı. Bu nedenle, Avrupa ve Amerika’yı öncelikli pazar hedefleriniz arasına koymaktan çekinmeyin. Bunun da ötesinde, Avrupa Birliği fonlarından faydalanabilmek üzere, Avrupa’daki firmalarla ortaklıklar kurmanızı, hatta imkânlarınız dahilinde Avrupalı şirketleri satın almanızı özellikle öneriyorum. Bunların dışında, önemli bir konuda dikkatinizi çekmek istiyorum: Önceki dönemlerde olduğu gibi, geçtiğimiz yılda da ne yazık ki bazı yurtdışı ihalelerde kendi firmalarımız arasında yıkıcı rekabet yaşandığına ve sonuçta asıl kazanan tarafın, firmalarımızı birbirine kırdıran alıcı ülke olduğuna tanıklık ettik. Bu tür iş fırsatlarında sizden beklentimiz, ihaleye mümkünse bir ortaklık modeli ile birlikte girerek güçlerinizi birleştirmeniz. Böyle yapıcı ve adil ortaklıklar için Başkanlığımız eşgüdüm sağlamaya, hakemlik yapmaya hazırdır. Bu vesileyle, savunma ve havacılık sanayiimizin gelişiminin her aşamasında bizlere liderlik eden, güçlü iradesi ve koşulsuz desteğiyle her zaman arkamızda olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı arz ediyorum. Bugün konferansımıza katılımlarıyla bizleri onurlandıran Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’a, Ticaret Bakanımız Prof. Dr. Sayın Ömer Bolat’a ve Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek’e şükranlarımı sunuyorum. Bu stratejik buluşmanın başarıyla hayata geçirilmesini sağlayan Uluslararası İş Birliği Daire Başkanlığımıza ve Savunma ve Havacılık Sanayii İhracatçıları Birliğimize teşekkür ediyorum. Ve Savunma Sanayii Başkanı olarak, geçtiğimiz yıl gösterdiğimiz ihracat başarısının gerçek mimarı olan Türk savunma ve havacılık sektörünün tüm temsilcilerini yürekten kutluyorum. Hepinizle gururla duyuyorum. Konferansımızın, ülkemize, paydaşlarımıza ve kardeş coğrafyalara hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ediyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

EDSİS Üyeleri DEİK Enerji İş Konseyi Yönetimine Dâhil Oldu Haber

EDSİS Üyeleri DEİK Enerji İş Konseyi Yönetimine Dâhil Oldu

DEİK İş Konseyleri 2025 Yılı Seçimli Olağan Genel Kurulu kapsamında alınan karar doğrultusunda iş insanı Sarper Cengiz DEİK Enerji İş Konseyi Başkanlığı görevini devralırken, Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) ve CCT Enerji Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı da DEİK Enerji İş Konseyi Yönetim Kurulu’nda yer aldı. Bu gelişme, enerji depolama alanının Türkiye’nin enerji politikaları ve uluslararası iş birlikleri gündeminde daha görünür biçimde ele alınmasını sağlıyor. Enerji dönüşümünün hız kazandığı bu dönemde, depolama sistemlerinin yenilenebilir enerji entegrasyonu, arz güvenliği ve şebeke esnekliği gibi başlıklardaki rolünün, karar alma mekanizmalarında daha görünür hâle gelmesi hedefleniyor. Yeni dönemde DEİK Enerji İş Konseyi’nin, Türkiye’nin enerji vizyonuna ve uluslararası iş birliklerine güçlü katkılar sunması hedefleniyor. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) İş Konseyleri 2025 Yılı Seçimli Olağan Genel Kurulu kapsamında belirlenen yeni yönetim yapısıyla birlikte DEİK Enerji İş Konseyi’nde yeni bir dönem başladı. Başkanlık görevini devralan Sarper Cengiz öncülüğünde şekillenen yönetim listesi; enerji sektörünün üretim, yenilenebilir enerji, enerji teknolojileri, sürdürülebilirlik ve yatırım alanlarında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların üst düzey temsilcilerini bir araya getirdi. Limak, Kalyon, OYAK, SOCAR, Aksa, Sıfır Atık Vakfı, CCT Enerji, Girişim, EGESA, Naturel, Win Solar, YEO ve IC Enterra gibi enerji ekosisteminin farklı alanlarında faaliyet gösteren önemli paydaşların yer aldığı bu yapı, kamu ve özel sektör iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan kapsayıcı bir perspektif sunuyor. Yeni dönemde DEİK Enerji İş Konseyi’nin; Türkiye’nin enerji vizyonunu uluslararası platformlarda daha etkin biçimde temsil etmesi, yatırım ve ticaret kanallarını güçlendirmesi ve küresel enerji dönüşümü sürecinde daha görünür bir rol üstlenmesi hedeflenmektedir. Yapılan seçimler ile birlikte DEİK Enerji Konseyi olarak Türkiye’nin enerji vizyonuna ve uluslararası iş birliklerine güçlü katkılar sunmayı hedeflediklerini vurgulayan EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı, DEİK Enerji İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve CCT Enerji & SolPEG Turkiye Kurucusu C. Can Tutaşı, yeni döneme ilişkin değerlendirmesinde şu noktalara değindi: “Sarper Cengiz Başkanlığında oldukça güçlü bir kadro oluşturduk. Yönetim Kurulumuz enerji sektöründe globalde önemli güce sahip isimlerden oluşuyor. Bu güç birliğini ülkemizin enerji potansiyeli kapsamında uluslararası arenada söz sahibi olması için kullanacağız. DEİK Enerji İş Konseyi yönetiminde yer almak, enerji depolama alanında faaliyet gösteren paydaşların ihtiyaç ve önceliklerinin daha geniş bir perspektifle ele alınmasına katkı sunmak açısından önemli bir sorumluluk. Bu süreçte, kamu ve özel sektör arasındaki iş birliğini güçlendiren, yatırım ortamını destekleyen ve sektörün uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya katkı sağlayacak çalışmalara yapıcı bir yaklaşımla katkı sunmayı amaçlıyoruz” dedi.

Uygunluk Değerlendirme Sektöründe Yetkinlik Eşiği Yükseliyor Haber

Uygunluk Değerlendirme Sektöründe Yetkinlik Eşiği Yükseliyor

İkinci ve Üçüncü Taraf Kontroller Yönetim Aracına Dönüşüyor Enerji, sanayi, turizm ve stratejik altyapı projelerinde uygunluk değerlendirme faaliyetlerinin rolü giderek artarken, bu alandaki denetim ve muayeneleri n teknik doğruluğu ve bağımsızlığı kritik önem taşıyor. Uygunluk değerlendirme süreçleri sonunda belge veya raporlar alınması gereken bir doküman değil; yatırım kararlarını, operasyonel sürekliliği ve kurumsal itibarı doğrudan etkileyen bir yönetim aracı olarak değerlendiriliyor. TSE Global’in ulusal ve uluslararası projelerde edindiği deneyim, muayene, gözetim, sörvey ve tüm 2. ve 3. Taraf hizmetleri ile; endüstriyel projeler, enerji, gıda ve tarım, inşaat, otomotiv, tüketici ürünleri ve tedarikçilere dair uygunluk değerlendirme faaliyetleri yalnızca mevzuata uyum değil, aynı zamanda uzun vadeli güven ve istikrar sağ lamasına katkı sunuyor. Sürdürülebilirlik alanında ölçüm ve doğrulama süreçleri belirleyici hale gelmiş durumda. Karbon ve su ayak izi hesaplamaları, sürdürülebilirlik raporlaması ve uluslararası geçerliliğe sahip denetimler; iletişim diliyle değil, teknik altyapı ve saha uygulamalarıyla anlam kazanıyor. Denetim ve teknik güvenlik faaliyetlerinde sahaya hakimiyet ise muayene ve belgelendirmenin güvenilirliğini belirleyen temel unsur olarak öne çıkıyor. Tedarikçi ve şube denetimleri, mekanik ve elektrik ekipmanların periyodik muayeneleri, yükleme ve tahliye gözetimleri ile asansör denetimleri; kamu güvenliği ve operasyonel süreklilik açısından kritik rol oynuyor. Bu alanlardaki uzmanlık, TSE Global’i yalnızca belge veren değil, sahada güveni doğrulayan bir teknik otorite konumuna taşıyor. Bağımsız ve tarafsız raporlama kabiliyetini en öde tutarak yürütülen endüstriyel muayene ve gözetim projelerine liderlik ederek, eğitimden personel belgelendirmeye, test ve analizden sürdürülebilir raporlamaya kadar anahtar teslim uygunluk değerlendirme çalışmaları sunan TSE Global örneği, kalite, güven, mevzuata uyum ve rekabet şartlarının günümüzde kamu yararı ve kurumsal sorumluluk ekseninde yeniden tanımlandığını ortaya koyuyor.

ESBAŞ aşçıları uluslasarası yarışmadan altın ünvanlarla döndü. Haber

ESBAŞ aşçıları uluslasarası yarışmadan altın ünvanlarla döndü.

Türkiye Aşçılar ve Şefler Federasyonunun Dünya Aşçılar Birliği iş birliği ile Bahçelievler Kongre Merkezinde 17-20 Aralık tarihleri arasında düzenlediği yarışmada ESBAŞ Gıda İşletmesi aşçılarından Görkem Karip, Yılın Altın Türk Şefi kategorisinde altın madalya ve altın kupa, Modern Cuisine kategorisinde altın madalya aldı. Görkem Karip, Mustafa Göksü ve Süleyman Kurkutan, ekip olarak yarıştıkları Grand Prix Kapalı Kutu kategorisinde altın madalya alırken, Modern Türk Mutfağı kategorisinde Ömercan Özsü, Restoran Tatlı Tabağı kategorisinde Mustafa Göksu, Ustalar Balık Tabağı kategorisinde Süleyman Kurkutan altın madalya kazanan ESBAŞ şefleri oldu. ESBAŞ Gıda İşletmeleri ekibi, yarışma sonucunda toplam 8 Altın Madalya ve 2 Altın Kupakazanarak organizasyonun en başarılı ekiplerinden biri oldu. ESBAŞ, Uluslararası Jüride 2 Şefle Yer Aldı Ayrıca, eğitimlerini başarıyla tamamlayarak Uluslararası Jüri Ünvanını olan ESBAŞ şefleri Ahmet Çavuşoğlu ve Nur Biçimveren Ertaş, 22. Uluslararası İstanbul Mutfak Günleri Festivali Yemek Yarışması Jürisinde yer alarak, Türk ve yabancı jüri üyeleriyle birlikte birçok kategoride profesyonel değerlendirmelerde bulundular. Bu gelişme, ESBAŞ Gıda İşletmeleri’nin yalnızca yarışmacı değil, aynı zamanda gastronomi alanında değerlendirici ve eğitici bir güç olduğunu da ortaya koydu. ESBAŞ, Dünya Mutfaklarından Lezzetler Sunuyor Ege Serbest Bölgesinde faaliyet gösteren ve günlük 25 bin kişiye yemek üretimi gerçekleştiren ESBAŞ Gıda İşletmeleri, yıl boyunca menülerine dünya mutfaklarından farklı ve özgün lezzetler eklemeye devam ediyor. Türk mutfağının köklü mirasının yanı sıra dünyanın önde gelen mutfaklarına ait örnekleri de Ege Serbest Bölgesinde faaliyet gösteren firmaların çalışanlarına ve mutfak ekiplerine workshoplar, eğitim programları ve kurum içi yarışmalarla aktarıyor. Uluslararası başarılarla taçlanan bu yaklaşım, ESBAŞ Gıda İşletmelerinin kalite, sürdürülebilirlik ve gastronomi kültürünü geliştirme vizyonunun güçlü bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.