Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Kalkınma

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Sürdürülebilir Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurulu için New York’a gidiyor: 22 Eylül’de konuşacak Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kurulu için New York’a gidiyor: 22 Eylül’de konuşacak

Erdoğan BM kürsüsünde konuşacak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın açıklamasına göre Erdoğan, 22 Eylül’de başlayacak 81’inci Genel Kurul genel görüşmelerinin ilk gününde konuşma yapacak. Bu yılki genel görüşmeler, “Güveni yeniden inşa etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç üreten bir Birleşmiş Milletler” temasıyla gerçekleştirilecek. BM’nin resmi takvimine göre genel görüşmeler 22-26 Eylül tarihlerinde yapılacak ve 28 Eylül’de devam edecek. New York’ta ikili temaslar gerçekleştirecek Erdoğan’ın ABD ziyareti kapsamında BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile çeşitli ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili görüşmeler yapması planlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ayrıca ABD’de yaşayan Türk vatandaşlarının temsilcileri, Türk-Amerikan iş dünyası ve düşünce kuruluşlarının temsilcileriyle çeşitli programlarda bir araya gelmesi bekleniyor. BM Genel Kurulu’nun 81’inci oturumu başladı BM Genel Kurulu’nun 81’inci oturumu 8 Eylül 2026’da başladı ve 7 Eylül 2027’ye kadar devam edecek. Oturumun başkanlığını Bangladeş’ten Khalilur Rahman yürütüyor. Genel görüşmeler kapsamında dünya liderleri, küresel barış ve güvenlik, sürdürülebilir kalkınma ve uluslararası iş birliği başta olmak üzere çeşitli başlıklardaki görüşlerini BM kürsüsünden paylaşacak. BM, bu yıl yüksek düzeyli haftaya yaklaşık 130 devlet ve hükümet başkanının yüz yüze katılmasının beklendiğini açıkladı. Genel Kurulun gündeminde küresel meseleler var BM’nin 81’inci Genel Kurulu kapsamında genel görüşmelerin yanı sıra iklim, deniz seviyesinin yükselmesi, salgınlara hazırlık ve kalkınma hakkı gibi başlıklarda üst düzey toplantılar da düzenlenecek. Erdoğan’ın New York ziyareti boyunca gerçekleştireceği temaslarda Türkiye’nin uluslararası gündemdeki önceliklerini ele alması ve farklı ülke liderleriyle görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı kapsamında küresel pazarlara açılmanın destekleneceğini açıkladı. Haber

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı kapsamında küresel pazarlara açılmanın destekleneceğini açıkladı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda teknoloji odaklı girişimlere yönelik yeni destek programını duyurdu. KOSGEB tarafından hayata geçirilen COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı ile temiz enerji, iklim teknolojileri, sürdürülebilir tarım, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finans alanlarında faaliyet gösteren girişimlerin uluslararası pazarlara açılmasının desteklenmesi hedefleniyor. GİRİŞİMLERE 6,5 MİLYON TL’YE KADAR DESTEK Program kapsamında TEKMER işletici kuruluşları ile GO sahibi teknopark yönetici şirketlerine 6,5 milyon TL’ye kadar destek sağlanacak. Destek sayesinde söz konusu kuruluşların bünyelerinde yer alan girişimlerin uluslararası büyümelerini sağlayacak hızlandırma programlarının hayata geçirilmesi amaçlanıyor. Programla girişimlerin yalnızca yurt dışı pazarlara erişiminin değil, aynı zamanda yeni yatırım ve iş birliği fırsatlarına ulaşmasının da güçlendirilmesi hedefleniyor. Bakan Kacır, desteğin Türkiye’nin yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma vizyonu doğrultusunda teknoloji girişimlerinin küresel ölçekte büyümesine katkı sağlayacağını belirtti. SON BAŞVURU 30 AĞUSTOS COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı için son başvuru tarihi 30 Ağustos 2026 olarak açıklandı. Başvuru ve programın ayrıntılarına KOSGEB’in resmi internet sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.

Kentlerin geleceği için çalışan uzmanlar Geleceğin Toplulukları Forumu 2026'da İstanbul'da buluşuyor Haber

Kentlerin geleceği için çalışan uzmanlar Geleceğin Toplulukları Forumu 2026'da İstanbul'da buluşuyor

Dünyanın pek çok noktasından şehir planlama uzmanlarını, araştırmacıları ve yerel yönetim temsilcilerini İstanbul'da bir araya getirecek forumda; metropollerde sürdürülebilir kalkınma, ortak akılla kentsel yönetişim, konut politikaları ve mekânsal adalet konuları ele alınacak. Etkinlik çerçevesinde “Genç Profesyoneller Atölyesi” de gerçekleştirilecek. İBB bünyesindeki İstanbul Planlama Ajansı (İPA), Fransa merkezli Uluslararası Kent Profesyonelleri Forumu (International Urban Professionals Forum-IUPF) ile ortaklaşa “Geleceğin Toplulukları Forumu 2026” etkinliğine ev sahipliği yapacak. Kentlerin ve bölgelerin yarını için çalışan uzmanları, akademisyenleri, kurumları ve topluluk temsilcilerini buluşturan gönüllü ve küresel bir mesleki iş birliği ağı olan IUPF ortaklığıyla düzenlenecek forum, 7-9 Ekim tarihleri arasında İPA Kampüs Florya'da yapılacak. İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı ile İPA tarafından yürütülen “İstanbul Plan 2050” çalışmaları kapsamında organize edilecek forum, “İstanbul 2050: Yerel Yaratıcılık ile Küresel Politika Arasında Köprü Kurmak” temasıyla düzenlenecek. Forumun; şehirlerin karşılaştığı ortak problemlere karşı yerel düzeyde geliştirilen yaratıcı çözümleri ön plana çıkaran ve farklı ülkelerdeki deneyimlerin aktarılmasını sağlayan bir platform olması planlanıyor. Bununla birlikte, söz konusu deneyimlerin uluslararası politika tartışmalarıyla harmanlanması ve kentlerin geleceğine yönelik ortak çözüm yollarına katkı sağlanması hedefleniyor.

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı Haber

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin ikincisi, 27 Nisan günü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Bahar Özay, Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu ve Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce oldular. Mete İmer: “Artık Gerçekleştirilebilenlerin Samimi Bir Muhasebesini Yapma ve Uygulamayı Öne Çıkarma Zamanı” İklim krizinin etkisini artırmaya devam ettiğini ve COP31’in zor küresel koşullar altında toplanacağını vurgulayan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre son 10 yıl, kayıtlara geçen en sıcak yıllar arasında yer aldı. Diğer taraftan dünyadaki olumsuz politik ve ekonomik gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, bölgesel savaşlar ve iklim finansmanındaki yetersizlikler devam ediyor. Antalya’da Kasım ayında gerçekleşecek 31. Taraflar Konferansı bu koşullar altında toplanacak. Bu nedenle zor bir gündemle karşı karşıyayız,” dedi. Paris İklim Anlaşması’ndan bu yana geçen 10 yılda hedeflere ne kadar yaklaşıldığının samimi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Mete İmer, “Uygulama artık belirleyici bir aşama haline geldi. Geride kalan dönemde hedeflere ne kadar yaklaşıldığını, uygulamanın ne ölçüde başarılı olduğunu açık biçimde muhasebe etmeliyiz. Türkiye olarak da bu muhasebeyi yapmalı; yasal düzenlemelerimizi ne kadar hayata geçirdiğimizi, iklim finansmanını ne ölçüde temin edebildiğimizi ve toplumu harekete geçirmek için neler yaptığımızı sorgulamalıyız. Eksikliklerimizi gidermemiz büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu. Özellikle kentlerin iklim krizine karşı dirençli hale getirilmesinin giderek daha acil bir başlık haline geldiğine işaret eden Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumu yakından ilgilendiren ve giderek daha acil hale gelen konu, kentlerin ve yaşam alanlarının iklim krizine karşı direnç kazanmasıdır. Yaşadığımız seller, afetler ve kuraklıklar; şehirlerde bundan sonra daha güvenli bir yaşam için altyapı yatırımlarını, bu alana yönelik finansman ihtiyacını ve yerel yönetimlerin rolünü öncelikli hale getirdi. Bu nedenle bu toplantıda ve bundan sonraki söyleşilerimizde belediye temsilcilerine de söz vermek, onları dinlemek istiyoruz. Çünkü burada belediyelerin sorumluluğu ve yapacakları çalışmalar çok önemli.” Selda Susal Saatçi: “Her 5 Saniyede Bir Futbol Sahası Kadar Verimli Toprak Kaybediliyor” İklim krizinde “uygulama” ve “sonuç” odaklı yeni bir döneme girildiğini vurgulayan Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’e doğru ilerlerken aslında bir kırılma noktasındayız. Yıllarca hedefleri ve taahhütleri konuştuk; artık bu hedeflerin sahadaki karşılığını, uygulamaların somut çıktılarını görmeye ihtiyaç duyuyoruz. COP31’in de bu yaklaşım üzerine kurulduğunu yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede döngüsel ekonomi, atık yönetimi, iklim finansmanına erişim, tarım, su ve gıda güvenliği, adil dönüşüm ve gençlik katılımı öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor,” dedi. Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan bir yaklaşım benimsediklerini belirten Selda Susal Saatçi, “Biz Anadolu Efes olarak ‘7. nesil düşünce’ yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Yani bugün aldığımız her kararın, yaptığımız her eylemin gelecek nesiller üzerindeki etkisini gözetiyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca bir başlık değil, iş yapış biçimimizin merkezinde yer alan ve uzun vadeli değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olan dönüştürücü bir strateji. Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasını ilk gerçekleştiren şirketlerden biri olarak çevresel, sosyal ve yönetişim performansımızı şeffaf şekilde paylaşıyoruz ve son iki yıldır entegre raporlama yaklaşımını benimsiyoruz,” diye konuştu. Selda Susal Saatçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım, iklim krizinden en çok etkilenen ve aynı zamanda krizi etkileyen alanlardan biri. Küresel ölçekte tarımsal faaliyetler emisyonların yaklaşık yüzde 13’ünü oluştururken, su kaynaklarının yüzde 70’inden fazlasını tüketiyor. Her yıl yaklaşık 75 milyar ton verimli toprak kaybediliyor; bu, her 5 saniyede bir futbol sahası büyüklüğünde alanın yok olması anlamına geliyor. Artan nüfusla birlikte 2050’ye kadar tarımsal üretimin iki katına çıkması gerekiyor. Bu tablo, tarımda daha dayanıklı ve sürdürülebilir yöntemlere geçişi zorunlu kılıyor. Bu kapsamda biz de onarıcı tarım uygulamalarına odaklanıyoruz. Yaptığımız pilot çalışmalarda somut ve cesaret verici sonuçlar elde ettik. Toprak organik maddesinde yüzde 25’e varan artış, su tutma kapasitesinde yüzde 13 iyileşme ve hektar başına 6,7 ton karbon tutulumu sağladık. Bu sonuçlar ışığında bu yıl onarıcı tarım uyguladığımız alanları genişletme kararı aldık. Bununla birlikte, çiftçilere sağladığımız 220 milyon TL’yi aşan teşvik paketi, gençlere yönelik sürdürülebilir tarım eğitim programları ve kadınların güçlenmesine katkı sunan döngüsel ekonomi projeleriyle bütüncül bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Tarım, gıda güvenliği, sıfır atık, gençlik ve eğitim başlıklarında atılan adımların tek başına değil, iş birlikleriyle ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz; COP31’in de bu anlamda güçlü bir sinerji yaratma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz.” Dr. Bahar Özay: “Sürdürülebilirlik Artık Sadece Çevresel Değil, Ekonomik ve Jeopolitik Bir Mesele” Sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir gündem değil, ekonomik, teknolojik ve jeopolitik boyutları olan çok katmanlı bir dönüşüm alanı haline geldiğini vurgulayan BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Dr. Bahar Özay, “Bugün içinde bulunduğumuz tablo, sürdürülebilirlik ve iklim konularının ekonomi politikalarından enerji ve gıda güvenliğine, toplumsal refahtan küresel rekabet gücü ve dış politikaya kadar uzanan yapısal bir dönüşüm gündemi haline geldiğini açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın başarılması için belirlenen 2030 takvimi bağlamında yapılan değerlendirmeler, amaçların yalnızca yaklaşık yüzde 17’sinin hedeflenen hızda ilerlediğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Küresel ölçekte sürdürülebilirlik hedeflerinin önündeki en temel engelin kalkınma ve iklim finansmanındaki açık olduğuna dikkat çeken Dr. Bahar Özay, “Bugün geldiğimiz noktada finansman konusu belirleyici bir kırılma alanı. 2015 yılında yıllık 2,5 trilyon dolar olarak hesaplanan ihtiyaç, bugün 4 trilyon dolar seviyesine ulaşmış durumda. Mevcut kaynakların adil, etkin ve verimli kullanılamaması ve çok taraflı iş birliklerinde yaşanan sorunlar, bu süreci daha da zorlaştırıyor. Aynı zamanda jeopolitik gelişmeler, çatışmalar ve küresel yönetişim mekanizmalarındaki zayıflama, sürdürülebilirlik gündeminin ilerlemesini doğrudan etkiliyor” dedi. Dr. Bahar Özay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çok katmanlı kriz ortamında Türkiye’nin ‘orta güç’ olarak farklı bölgeler, ekonomiler ve aktörler arasında köprü kurabilecek önemli bir rol üstlenme potansiyeli bulunuyor. COP31 süreci, Türkiye’nin hem yeşil dönüşüm hem de kalkınma ve iklim finansmanı ile uluslararası diyalog açısından konumunu güçlendirebileceği kritik bir fırsat sunuyor. Türkiye gibi ‘zanaatkar devlet’ olarak tanımlanabilecek ülkeler, değişen küresel koşullara daha hızlı uyum sağlayabilen, mevcut araç ve kurumları yeniden şekillendirme kapasitesine sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda hem sanayi politikalarının daha düşük karbon yoğunluklu ve yüksek katma değerli bir yapıya evrilmesi hem de eğitim ve gençlik odaklı iklim eylemlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle COP31 kapsamında iklim eğitimi ve gençlik katılımının değerlendirilmesi, Türkiye’nin avantajlı olduğu alanlardan biri olarak öne çıkıyor.” Pelin Kıvrıkoğlu: “İklim Eyleminde Yerel Yönetimler Uygulamanın Doğrudan Sahasında” Yerel yönetimlerin iklim eyleminde doğrudan uygulayıcı rol üstlendiğini vurgulayan Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu, “Yerel yönetimler olarak sürecin tam sahasındayız ve doğrudan vatandaşla temas eden bir yapı olarak iklim politikalarının uygulamadaki karşılığını üretmekle sorumluyuz. Üsküdar Belediyesi olarak 2021 yılında hazırlanan sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planımız kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefiyle ilerliyoruz. Ancak eylem planlarının yalnızca raflarda kalan stratejik dokümanlar olmaması, izlenebilir ve ölçülebilir uygulamalarla desteklenmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni dönem ihtiyaçlarını da kapsayan güncel bir iklim eylem planı çalışmasını başlatmış bulunuyoruz” dedi. Emisyon kaynakları ve yerel yönetimlerin sınırlılıklarına da dikkat çeken Pelin Kıvrıkoğlu, “2024 yılı itibarıyla sera gazı emisyonumuzu 1.832.339 ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesapladık. Bunun yüzde 70’i enerji, yüzde 23’ü ulaşım ve yüzde 7’si ise atık kaynaklı. Ancak enerji tüketiminin önemli bir bölümü hane ve sanayi kaynaklı olduğu için yerel yönetimlerin doğrudan müdahale alanı dışında kalıyor. Bu durum, özellikle enerji başlığında tüm ilçe belediyeleri için ortak bir zorluk yaratıyor. Buna rağmen CDP raporlamasında B skoru elde ettik ve uluslararası ağlara üyeliklerimizle birlikte iyi uygulamaların paylaşımı ve görünürlüğü açısından önemli bir ilerleme sağladık” şeklinde konuştu. Pelin Kıvrıkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uyum ve dirençlilik başlıkları yerel yönetimler için giderek daha kritik hale geliyor. Bu kapsamda enerji yönetimi, sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi projelerini hayata geçiriyoruz. Avrupa Birliği destekli ‘RISE Üsküdar – Riskten Hazırlığa: Üsküdar’da İklim Direncine Giden Kurumsal Yollar’ projesiyle iklim direncine yönelik doğal tabanlı çözümler geliştirirken, ‘Atıksız Üsküdar Atıksız Pazar’ projesiyle semt pazarlarında oluşan organik atıkları komposta dönüştürerek yeniden kullanıma kazandırıyoruz. Bu proje hem ödüller aldı hem de diğer belediyeler için örnek bir uygulama haline geldi. Bunun yanı sıra bitkisel atık yağların toplanması, çevre festivalleri, gıda israfını azaltmaya yönelik çalışmalar ve mahalle buluşmalarıyla vatandaşın sürece aktif katılımını sağlamaya odaklanıyoruz. Yerel ölçekte bu tür somut uygulamaların yaygınlaşmasının iklim mücadelesinde gerçek etki yarattığına inanıyoruz. Ayrıca COP sürecinde yerel yönetimlerin daha görünür olması ve özellikle kadın liderler olarak bu alanda söz söyleyebilmemiz için aktif rol almaya hazırız.” Asya Yüce: “Gençler Sürecin İzleyicisi Değil, Aktif Katılımcısı Olmak İstiyor” Türkiye genelinde 208 üniversiteyi kapsayan iklim elçileri ağını temsil eden Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce, iklim krizinin gençler için teorik bir tartışma değil, doğrudan deneyimlenen bir gerçeklik olduğuna dikkat çekti. Gençlerin iklim sürecinde yalnızca izleyici değil, aktif bir paydaş olduğunu vurgulayan Asya Yüce, “2021 yılından bu yana her üniversiteden seçilen temsilciler olarak kampüslerimizde sürdürülebilirlik ve iklim kriziyle mücadele alanında öncülük ediyoruz. COP31 sürecinde genç katılımının en az yüzde 10 seviyesinde hedeflenmesiyle birlikte kapasitemiz ve etki alanımız da her geçen gün artıyor,” şeklinde konuştu. İklim elçilerinin sahadaki rolüne dikkat çeken Asya Yüce, “Bakanlığımız tarafından düzenlenen eğitim kamplarında iklim değişikliği, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıklarda yoğun eğitimler alıyor; ardından bu bilgi birikimini hem üniversitelerimizde hem de toplum genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Amacımız, iklim krizini teorik bir tartışma alanı olmaktan çıkararak herkesin sahiplendiği bir çevre kültürüne dönüştürmek. Bu kapsamda söyleşiler, paneller ve farkındalık etkinlikleri düzenliyor, aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda iklim diplomasisi yürütüyoruz” dedi. Asya Yüce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraflar Konferansı’nda yalnızca katılımcı değil, çözüm ortağı olarak yer alıyoruz. Birleşmiş Milletler’in gençlik yapılanmalarıyla koordineli çalışarak ulusal gençlik bildirilerini küresel karar vericilere iletiyor, gençlerin taleplerinin ulusal katkı beyanları gibi resmi politika metinlerine dahil edilmesini hedefliyoruz. COP süreci bizim için bir zirve noktası; Türk gençliğinin organize, donanımlı ve çözüm odaklı yapısını uluslararası alanda göstermek istiyoruz. Bu süreçte gençlerin karar mekanizmalarında yalnızca temsil edilmesi değil, kararları doğrudan etkileyen bir konuma gelmesi gerektiğine inanıyoruz.”

Nilüfer Belediyesi’nin İyi Uygulamaları Belediyecilik Forumu’nda Haber

Nilüfer Belediyesi’nin İyi Uygulamaları Belediyecilik Forumu’nda

Nilüfer Belediyesi, Türkiye Belediyeler Birliği tarafından Ankara’da düzenlenen Belediyecilik Forumu’na (BELFOR) katıldı. Belediyelerin yenilikçi ve başarılı uygulamalarının paylaşıldığı forumda, 700’ü aşkın başvuru arasından seçilen 225 iyi uygulama örneği yer aldı. Nilüfer Belediyesi de 2 gün boyunca gerçekleştirilen forum kapsamında sürdürülebilir kalkınma, sosyal belediyecilik, kapsayıcı istihdam, kültürel dönüşüm, katılımcı yönetişim ve sağlıklı gıda alanlarında hayata geçirdiği örnek uygulamaları sektör profesyonelleri ve yerel yönetim temsilcileriyle paylaştı. Forumun ilk gününde “Tarladan Sofraya Adil Bir Yolculuk: Hasanağa Gıda Merkezi” sunumuyla yerel üretim ve sürdürülebilir gıda sistemleri alanındaki yaklaşımını aktaran Nilüfer Belediyesi, “Birlikte Daha Güçlü: İş Koçu Destekli İstihdam Projesi” ile dezavantajlı bireylerin istihdama katılımını destekleyen sosyal kapsayıcı modelini tanıttı. Aynı gün gerçekleştirilen “Atölye Nilüfer: Kodlama ve Beceri Atölyeleri” sunumunda, sosyal belediyecilikte üretim odaklı yeni nesil hizmet anlayışı paylaşılırken, “Çok Fonksiyonlu Etkileşim Merkezi: Nilüfer Pancar Deposu” başlıklı oturumda ise kamusal mekânların çok amaçlı ve katılımcı biçimde dönüştürülmesine yönelik yenilikçi uygulamalar aktarıldı. İkinci günde gerçekleştirilen sunumda ise “Geleceğe Katılın: Sürdürülebilir Gençlik Katılımı ve Katılımcı Yönetişim Projesi” ile gençlerin karar alma süreçlerine etkin katılımını sağlayan yerel yönetişim modeli tanıtıldı.

Kandıra’da Atıklar Ekonomiye Dönüşüyor Haber

Kandıra’da Atıklar Ekonomiye Dönüşüyor

İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü bünyesinde hayata geçirilen Proje ile hem atıklar ekonomiye kazandırılacak hem de dönüşüm işiyle uğraşan vatandaşlara günlük gelir sağlamasına katkı sunacak. İhale Süreci Tamamlandı: 2,5 Milyon TL’lik Ekonomik Değer Kandıra Belediyesi’nde düzenlenen ihaleye üç firma katılım sağladı. Bir yıl süreli ihale kapsamında; 500 bin kg karışık ambalaj atığı, 4 bin kg bitkisel atık yağ ve 20 bin kg tekstil atığı toplanması öngörülüyor. Toplamda 2,5 milyon TL’nin üzerinde bir piyasa değerine sahip olan bu atıklar, geri dönüşüm zincirinin ana halkasını oluşturacak. Hem Çevre Temizliği Hem Günlük Kazanç Projeye özel bir değer kazandıran Kandıra Belediyesi, geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren 67 vatandaşı, geleneksel olarak sürdürdükleri geri dönüşüm çalışmalarını kayıt altına alarak modern bir sisteme entegre ediyor. Planlanan modelle: dönüşüm işiyle uğraşan vatandaşlar, günlük topladıkları malzemeleri Kandıra Belediyesi Atık getirme merkezine teslim ederek ödemelerini alacak, ilçe dışına çıkmadan ve nakliye masrafı ödemeden anında nakite çevrilecek. Atıklar Açık Havada Oraya Buraya Dökülmeyecek Mahalle aralarında, yol kenarlarında biriktirilen, uçan, kirlenen, ıslanarak ekonomik değer kaybına uğrayan atıkların, ‘Sokakta Sıfır Atık’ mottosu ile Mahalle aralarında kontrolsüz birikiminin önüne geçilerek, günlük tahliye sistemiyle çevre kirliliği ve koku problemi ortadan kaldırılacak. Temiz ve yıpranmamış sıfır atıkların değerlerinde düşme olmadan satış avantajı yakalanacak. Farklı kategorilerde toplanan ürünler, ekonomiye yüksek katma değer sunacak. Kandıra İçin Çifte Kazanç Kandıra Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, projenin sadece bir çevre hareketi değil, aynı zamanda bir sosyal entegrasyon hamlesi olduğu vurgulandı. Aynı zamanda dönüşüm işiyle uğraşan vatandaşların kayıt altına alınarak sisteme dahil edildiği proje, Kandıra’nın sürdürülebilir kalkınma hedeflerine önemli bir katkı sunmayı amaçlıyor.

Nilüfer Belediyesi’nin iyi uygulamaları Belediyecilik Forumu’nda Haber

Nilüfer Belediyesi’nin iyi uygulamaları Belediyecilik Forumu’nda

Nilüfer Belediyesi, Türkiye Belediyeler Birliği tarafından Ankara’da düzenlenen Belediyecilik Forumu’na (BELFOR) katıldı. Belediyelerin yenilikçi ve başarılı uygulamalarının paylaşıldığı forumda, 700’ü aşkın başvuru arasından seçilen 225 iyi uygulama örneği yer aldı. Nilüfer Belediyesi de 2 gün boyunca gerçekleştirilen forum kapsamında sürdürülebilir kalkınma, sosyal belediyecilik, kapsayıcı istihdam, kültürel dönüşüm, katılımcı yönetişim ve sağlıklı gıda alanlarında hayata geçirdiği örnek uygulamaları sektör profesyonelleri ve yerel yönetim temsilcileriyle paylaştı. Forumun ilk gününde “Tarladan Sofraya Adil Bir Yolculuk: Hasanağa Gıda Merkezi” sunumuyla yerel üretim ve sürdürülebilir gıda sistemleri alanındaki yaklaşımını aktaran Nilüfer Belediyesi, “Birlikte Daha Güçlü: İş Koçu Destekli İstihdam Projesi” ile dezavantajlı bireylerin istihdama katılımını destekleyen sosyal kapsayıcı modelini tanıttı. Aynı gün gerçekleştirilen “Atölye Nilüfer: Kodlama ve Beceri Atölyeleri” sunumunda, sosyal belediyecilikte üretim odaklı yeni nesil hizmet anlayışı paylaşılırken, “Çok Fonksiyonlu Etkileşim Merkezi: Nilüfer Pancar Deposu” başlıklı oturumda ise kamusal mekânların çok amaçlı ve katılımcı biçimde dönüştürülmesine yönelik yenilikçi uygulamalar aktarıldı. İkinci günde gerçekleştirilen sunumda ise “Geleceğe Katılın: Sürdürülebilir Gençlik Katılımı ve Katılımcı Yönetişim Projesi” ile gençlerin karar alma süreçlerine etkin katılımını sağlayan yerel yönetişim modeli tanıtıldı.

Ankara'da 4. Kadın Liderler Zirvesi gerçekleştirildi Haber

Ankara'da 4. Kadın Liderler Zirvesi gerçekleştirildi

Başkent Gençlik Meclisi tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Kadın Liderler Zirvesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlığı’nın destekleriyle gerçekleştirildi. Kocatepe Kültür Merkezi’ndeki zirvede, Türkiye’nin ilk kadın sanayicilerinden Birten Gökyay ise zirvede onur konuğu olarak yer aldı. “Adımı Gör”, “Adımı Duy” ve “Adımı Bil” temaları çerçevesinde düzenlenen etkinlikte kadınların iş dünyası ve sosyal yaşamdaki mücadeleleri ile başarı hikayeleri paylaşıldı. Zirvenin açılışında konuşan ABB Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Kemal Çokakoğlu, 2019 yılında “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”ni temel öncelikleri arasına aldıklarını belirterek, kadınları önceleyen politikalar yürüttüklerini söyledi. Kadınların istihdam oranlarına da değinen Çokakoğlu, “Dünyada istihdam oranlarında ve Türkiye’de arzu edilen seviyeler gerçekleştirilememekle birlikte, biz ABB’de özelikle İtfaiye Daire Başkanlığı’mız ve Zabıta Daire Başkanlığı’mıza alacağımız çalışanlarımızda kadın kontenjanlarını artırma yolunda son derece büyük bir çaba sarf ettik. Bütün amacımız kadınların toplumda hak ettikleri yere ulaşmaları ve bu çerçevede saygınlıklarını hiç azaltmadan devam ettirmeleridir” diye konuştu. ABB Gençlik ve Spor Daire Başkanı Serkan Yorgancılar, bu yıl zirvenin ‘Kapsayıcı Zirve’ mottosuyla gerçekleştirildiğini belirterek, “Biliyoruz ki kapsayıcılık, sadece bir kavram değil. Birlikte var olmanın, birbirini duymanın ve hiçbir sesi geride bırakmamanın adıdır. Güçlü toplumlar, kimsenin dışarıda kalmadığı toplumlar olarak yükselir. Programımız, kadına yönelik şiddet veya güvenlikten, ev içi emeğe, liderlik ve yönetimden, kariyer yolculuklarına, kişisellikten genç kadınların güçlenmesine kadar hayatın en gerçek, en yakıcı ve en dönüştürücü başlıklarını ele alıyoruz” dedi. Zirvede Onur Ödülü’nü, iş dünyası ve sivil toplumun öncü isimlerinden Birten Gökyay aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.