Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Kalkınma

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Sürdürülebilir Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı Haber

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin ikincisi, 27 Nisan günü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Bahar Özay, Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu ve Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce oldular. Mete İmer: “Artık Gerçekleştirilebilenlerin Samimi Bir Muhasebesini Yapma ve Uygulamayı Öne Çıkarma Zamanı” İklim krizinin etkisini artırmaya devam ettiğini ve COP31’in zor küresel koşullar altında toplanacağını vurgulayan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre son 10 yıl, kayıtlara geçen en sıcak yıllar arasında yer aldı. Diğer taraftan dünyadaki olumsuz politik ve ekonomik gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, bölgesel savaşlar ve iklim finansmanındaki yetersizlikler devam ediyor. Antalya’da Kasım ayında gerçekleşecek 31. Taraflar Konferansı bu koşullar altında toplanacak. Bu nedenle zor bir gündemle karşı karşıyayız,” dedi. Paris İklim Anlaşması’ndan bu yana geçen 10 yılda hedeflere ne kadar yaklaşıldığının samimi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Mete İmer, “Uygulama artık belirleyici bir aşama haline geldi. Geride kalan dönemde hedeflere ne kadar yaklaşıldığını, uygulamanın ne ölçüde başarılı olduğunu açık biçimde muhasebe etmeliyiz. Türkiye olarak da bu muhasebeyi yapmalı; yasal düzenlemelerimizi ne kadar hayata geçirdiğimizi, iklim finansmanını ne ölçüde temin edebildiğimizi ve toplumu harekete geçirmek için neler yaptığımızı sorgulamalıyız. Eksikliklerimizi gidermemiz büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu. Özellikle kentlerin iklim krizine karşı dirençli hale getirilmesinin giderek daha acil bir başlık haline geldiğine işaret eden Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumu yakından ilgilendiren ve giderek daha acil hale gelen konu, kentlerin ve yaşam alanlarının iklim krizine karşı direnç kazanmasıdır. Yaşadığımız seller, afetler ve kuraklıklar; şehirlerde bundan sonra daha güvenli bir yaşam için altyapı yatırımlarını, bu alana yönelik finansman ihtiyacını ve yerel yönetimlerin rolünü öncelikli hale getirdi. Bu nedenle bu toplantıda ve bundan sonraki söyleşilerimizde belediye temsilcilerine de söz vermek, onları dinlemek istiyoruz. Çünkü burada belediyelerin sorumluluğu ve yapacakları çalışmalar çok önemli.” Selda Susal Saatçi: “Her 5 Saniyede Bir Futbol Sahası Kadar Verimli Toprak Kaybediliyor” İklim krizinde “uygulama” ve “sonuç” odaklı yeni bir döneme girildiğini vurgulayan Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’e doğru ilerlerken aslında bir kırılma noktasındayız. Yıllarca hedefleri ve taahhütleri konuştuk; artık bu hedeflerin sahadaki karşılığını, uygulamaların somut çıktılarını görmeye ihtiyaç duyuyoruz. COP31’in de bu yaklaşım üzerine kurulduğunu yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede döngüsel ekonomi, atık yönetimi, iklim finansmanına erişim, tarım, su ve gıda güvenliği, adil dönüşüm ve gençlik katılımı öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor,” dedi. Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan bir yaklaşım benimsediklerini belirten Selda Susal Saatçi, “Biz Anadolu Efes olarak ‘7. nesil düşünce’ yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Yani bugün aldığımız her kararın, yaptığımız her eylemin gelecek nesiller üzerindeki etkisini gözetiyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca bir başlık değil, iş yapış biçimimizin merkezinde yer alan ve uzun vadeli değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olan dönüştürücü bir strateji. Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasını ilk gerçekleştiren şirketlerden biri olarak çevresel, sosyal ve yönetişim performansımızı şeffaf şekilde paylaşıyoruz ve son iki yıldır entegre raporlama yaklaşımını benimsiyoruz,” diye konuştu. Selda Susal Saatçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım, iklim krizinden en çok etkilenen ve aynı zamanda krizi etkileyen alanlardan biri. Küresel ölçekte tarımsal faaliyetler emisyonların yaklaşık yüzde 13’ünü oluştururken, su kaynaklarının yüzde 70’inden fazlasını tüketiyor. Her yıl yaklaşık 75 milyar ton verimli toprak kaybediliyor; bu, her 5 saniyede bir futbol sahası büyüklüğünde alanın yok olması anlamına geliyor. Artan nüfusla birlikte 2050’ye kadar tarımsal üretimin iki katına çıkması gerekiyor. Bu tablo, tarımda daha dayanıklı ve sürdürülebilir yöntemlere geçişi zorunlu kılıyor. Bu kapsamda biz de onarıcı tarım uygulamalarına odaklanıyoruz. Yaptığımız pilot çalışmalarda somut ve cesaret verici sonuçlar elde ettik. Toprak organik maddesinde yüzde 25’e varan artış, su tutma kapasitesinde yüzde 13 iyileşme ve hektar başına 6,7 ton karbon tutulumu sağladık. Bu sonuçlar ışığında bu yıl onarıcı tarım uyguladığımız alanları genişletme kararı aldık. Bununla birlikte, çiftçilere sağladığımız 220 milyon TL’yi aşan teşvik paketi, gençlere yönelik sürdürülebilir tarım eğitim programları ve kadınların güçlenmesine katkı sunan döngüsel ekonomi projeleriyle bütüncül bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Tarım, gıda güvenliği, sıfır atık, gençlik ve eğitim başlıklarında atılan adımların tek başına değil, iş birlikleriyle ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz; COP31’in de bu anlamda güçlü bir sinerji yaratma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz.” Dr. Bahar Özay: “Sürdürülebilirlik Artık Sadece Çevresel Değil, Ekonomik ve Jeopolitik Bir Mesele” Sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir gündem değil, ekonomik, teknolojik ve jeopolitik boyutları olan çok katmanlı bir dönüşüm alanı haline geldiğini vurgulayan BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Dr. Bahar Özay, “Bugün içinde bulunduğumuz tablo, sürdürülebilirlik ve iklim konularının ekonomi politikalarından enerji ve gıda güvenliğine, toplumsal refahtan küresel rekabet gücü ve dış politikaya kadar uzanan yapısal bir dönüşüm gündemi haline geldiğini açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın başarılması için belirlenen 2030 takvimi bağlamında yapılan değerlendirmeler, amaçların yalnızca yaklaşık yüzde 17’sinin hedeflenen hızda ilerlediğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Küresel ölçekte sürdürülebilirlik hedeflerinin önündeki en temel engelin kalkınma ve iklim finansmanındaki açık olduğuna dikkat çeken Dr. Bahar Özay, “Bugün geldiğimiz noktada finansman konusu belirleyici bir kırılma alanı. 2015 yılında yıllık 2,5 trilyon dolar olarak hesaplanan ihtiyaç, bugün 4 trilyon dolar seviyesine ulaşmış durumda. Mevcut kaynakların adil, etkin ve verimli kullanılamaması ve çok taraflı iş birliklerinde yaşanan sorunlar, bu süreci daha da zorlaştırıyor. Aynı zamanda jeopolitik gelişmeler, çatışmalar ve küresel yönetişim mekanizmalarındaki zayıflama, sürdürülebilirlik gündeminin ilerlemesini doğrudan etkiliyor” dedi. Dr. Bahar Özay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çok katmanlı kriz ortamında Türkiye’nin ‘orta güç’ olarak farklı bölgeler, ekonomiler ve aktörler arasında köprü kurabilecek önemli bir rol üstlenme potansiyeli bulunuyor. COP31 süreci, Türkiye’nin hem yeşil dönüşüm hem de kalkınma ve iklim finansmanı ile uluslararası diyalog açısından konumunu güçlendirebileceği kritik bir fırsat sunuyor. Türkiye gibi ‘zanaatkar devlet’ olarak tanımlanabilecek ülkeler, değişen küresel koşullara daha hızlı uyum sağlayabilen, mevcut araç ve kurumları yeniden şekillendirme kapasitesine sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda hem sanayi politikalarının daha düşük karbon yoğunluklu ve yüksek katma değerli bir yapıya evrilmesi hem de eğitim ve gençlik odaklı iklim eylemlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle COP31 kapsamında iklim eğitimi ve gençlik katılımının değerlendirilmesi, Türkiye’nin avantajlı olduğu alanlardan biri olarak öne çıkıyor.” Pelin Kıvrıkoğlu: “İklim Eyleminde Yerel Yönetimler Uygulamanın Doğrudan Sahasında” Yerel yönetimlerin iklim eyleminde doğrudan uygulayıcı rol üstlendiğini vurgulayan Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu, “Yerel yönetimler olarak sürecin tam sahasındayız ve doğrudan vatandaşla temas eden bir yapı olarak iklim politikalarının uygulamadaki karşılığını üretmekle sorumluyuz. Üsküdar Belediyesi olarak 2021 yılında hazırlanan sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planımız kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefiyle ilerliyoruz. Ancak eylem planlarının yalnızca raflarda kalan stratejik dokümanlar olmaması, izlenebilir ve ölçülebilir uygulamalarla desteklenmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni dönem ihtiyaçlarını da kapsayan güncel bir iklim eylem planı çalışmasını başlatmış bulunuyoruz” dedi. Emisyon kaynakları ve yerel yönetimlerin sınırlılıklarına da dikkat çeken Pelin Kıvrıkoğlu, “2024 yılı itibarıyla sera gazı emisyonumuzu 1.832.339 ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesapladık. Bunun yüzde 70’i enerji, yüzde 23’ü ulaşım ve yüzde 7’si ise atık kaynaklı. Ancak enerji tüketiminin önemli bir bölümü hane ve sanayi kaynaklı olduğu için yerel yönetimlerin doğrudan müdahale alanı dışında kalıyor. Bu durum, özellikle enerji başlığında tüm ilçe belediyeleri için ortak bir zorluk yaratıyor. Buna rağmen CDP raporlamasında B skoru elde ettik ve uluslararası ağlara üyeliklerimizle birlikte iyi uygulamaların paylaşımı ve görünürlüğü açısından önemli bir ilerleme sağladık” şeklinde konuştu. Pelin Kıvrıkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uyum ve dirençlilik başlıkları yerel yönetimler için giderek daha kritik hale geliyor. Bu kapsamda enerji yönetimi, sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi projelerini hayata geçiriyoruz. Avrupa Birliği destekli ‘RISE Üsküdar – Riskten Hazırlığa: Üsküdar’da İklim Direncine Giden Kurumsal Yollar’ projesiyle iklim direncine yönelik doğal tabanlı çözümler geliştirirken, ‘Atıksız Üsküdar Atıksız Pazar’ projesiyle semt pazarlarında oluşan organik atıkları komposta dönüştürerek yeniden kullanıma kazandırıyoruz. Bu proje hem ödüller aldı hem de diğer belediyeler için örnek bir uygulama haline geldi. Bunun yanı sıra bitkisel atık yağların toplanması, çevre festivalleri, gıda israfını azaltmaya yönelik çalışmalar ve mahalle buluşmalarıyla vatandaşın sürece aktif katılımını sağlamaya odaklanıyoruz. Yerel ölçekte bu tür somut uygulamaların yaygınlaşmasının iklim mücadelesinde gerçek etki yarattığına inanıyoruz. Ayrıca COP sürecinde yerel yönetimlerin daha görünür olması ve özellikle kadın liderler olarak bu alanda söz söyleyebilmemiz için aktif rol almaya hazırız.” Asya Yüce: “Gençler Sürecin İzleyicisi Değil, Aktif Katılımcısı Olmak İstiyor” Türkiye genelinde 208 üniversiteyi kapsayan iklim elçileri ağını temsil eden Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce, iklim krizinin gençler için teorik bir tartışma değil, doğrudan deneyimlenen bir gerçeklik olduğuna dikkat çekti. Gençlerin iklim sürecinde yalnızca izleyici değil, aktif bir paydaş olduğunu vurgulayan Asya Yüce, “2021 yılından bu yana her üniversiteden seçilen temsilciler olarak kampüslerimizde sürdürülebilirlik ve iklim kriziyle mücadele alanında öncülük ediyoruz. COP31 sürecinde genç katılımının en az yüzde 10 seviyesinde hedeflenmesiyle birlikte kapasitemiz ve etki alanımız da her geçen gün artıyor,” şeklinde konuştu. İklim elçilerinin sahadaki rolüne dikkat çeken Asya Yüce, “Bakanlığımız tarafından düzenlenen eğitim kamplarında iklim değişikliği, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıklarda yoğun eğitimler alıyor; ardından bu bilgi birikimini hem üniversitelerimizde hem de toplum genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Amacımız, iklim krizini teorik bir tartışma alanı olmaktan çıkararak herkesin sahiplendiği bir çevre kültürüne dönüştürmek. Bu kapsamda söyleşiler, paneller ve farkındalık etkinlikleri düzenliyor, aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda iklim diplomasisi yürütüyoruz” dedi. Asya Yüce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraflar Konferansı’nda yalnızca katılımcı değil, çözüm ortağı olarak yer alıyoruz. Birleşmiş Milletler’in gençlik yapılanmalarıyla koordineli çalışarak ulusal gençlik bildirilerini küresel karar vericilere iletiyor, gençlerin taleplerinin ulusal katkı beyanları gibi resmi politika metinlerine dahil edilmesini hedefliyoruz. COP süreci bizim için bir zirve noktası; Türk gençliğinin organize, donanımlı ve çözüm odaklı yapısını uluslararası alanda göstermek istiyoruz. Bu süreçte gençlerin karar mekanizmalarında yalnızca temsil edilmesi değil, kararları doğrudan etkileyen bir konuma gelmesi gerektiğine inanıyoruz.”

Nilüfer Belediyesi’nin İyi Uygulamaları Belediyecilik Forumu’nda Haber

Nilüfer Belediyesi’nin İyi Uygulamaları Belediyecilik Forumu’nda

Nilüfer Belediyesi, Türkiye Belediyeler Birliği tarafından Ankara’da düzenlenen Belediyecilik Forumu’na (BELFOR) katıldı. Belediyelerin yenilikçi ve başarılı uygulamalarının paylaşıldığı forumda, 700’ü aşkın başvuru arasından seçilen 225 iyi uygulama örneği yer aldı. Nilüfer Belediyesi de 2 gün boyunca gerçekleştirilen forum kapsamında sürdürülebilir kalkınma, sosyal belediyecilik, kapsayıcı istihdam, kültürel dönüşüm, katılımcı yönetişim ve sağlıklı gıda alanlarında hayata geçirdiği örnek uygulamaları sektör profesyonelleri ve yerel yönetim temsilcileriyle paylaştı. Forumun ilk gününde “Tarladan Sofraya Adil Bir Yolculuk: Hasanağa Gıda Merkezi” sunumuyla yerel üretim ve sürdürülebilir gıda sistemleri alanındaki yaklaşımını aktaran Nilüfer Belediyesi, “Birlikte Daha Güçlü: İş Koçu Destekli İstihdam Projesi” ile dezavantajlı bireylerin istihdama katılımını destekleyen sosyal kapsayıcı modelini tanıttı. Aynı gün gerçekleştirilen “Atölye Nilüfer: Kodlama ve Beceri Atölyeleri” sunumunda, sosyal belediyecilikte üretim odaklı yeni nesil hizmet anlayışı paylaşılırken, “Çok Fonksiyonlu Etkileşim Merkezi: Nilüfer Pancar Deposu” başlıklı oturumda ise kamusal mekânların çok amaçlı ve katılımcı biçimde dönüştürülmesine yönelik yenilikçi uygulamalar aktarıldı. İkinci günde gerçekleştirilen sunumda ise “Geleceğe Katılın: Sürdürülebilir Gençlik Katılımı ve Katılımcı Yönetişim Projesi” ile gençlerin karar alma süreçlerine etkin katılımını sağlayan yerel yönetişim modeli tanıtıldı.

Kandıra’da Atıklar Ekonomiye Dönüşüyor Haber

Kandıra’da Atıklar Ekonomiye Dönüşüyor

İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü bünyesinde hayata geçirilen Proje ile hem atıklar ekonomiye kazandırılacak hem de dönüşüm işiyle uğraşan vatandaşlara günlük gelir sağlamasına katkı sunacak. İhale Süreci Tamamlandı: 2,5 Milyon TL’lik Ekonomik Değer Kandıra Belediyesi’nde düzenlenen ihaleye üç firma katılım sağladı. Bir yıl süreli ihale kapsamında; 500 bin kg karışık ambalaj atığı, 4 bin kg bitkisel atık yağ ve 20 bin kg tekstil atığı toplanması öngörülüyor. Toplamda 2,5 milyon TL’nin üzerinde bir piyasa değerine sahip olan bu atıklar, geri dönüşüm zincirinin ana halkasını oluşturacak. Hem Çevre Temizliği Hem Günlük Kazanç Projeye özel bir değer kazandıran Kandıra Belediyesi, geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren 67 vatandaşı, geleneksel olarak sürdürdükleri geri dönüşüm çalışmalarını kayıt altına alarak modern bir sisteme entegre ediyor. Planlanan modelle: dönüşüm işiyle uğraşan vatandaşlar, günlük topladıkları malzemeleri Kandıra Belediyesi Atık getirme merkezine teslim ederek ödemelerini alacak, ilçe dışına çıkmadan ve nakliye masrafı ödemeden anında nakite çevrilecek. Atıklar Açık Havada Oraya Buraya Dökülmeyecek Mahalle aralarında, yol kenarlarında biriktirilen, uçan, kirlenen, ıslanarak ekonomik değer kaybına uğrayan atıkların, ‘Sokakta Sıfır Atık’ mottosu ile Mahalle aralarında kontrolsüz birikiminin önüne geçilerek, günlük tahliye sistemiyle çevre kirliliği ve koku problemi ortadan kaldırılacak. Temiz ve yıpranmamış sıfır atıkların değerlerinde düşme olmadan satış avantajı yakalanacak. Farklı kategorilerde toplanan ürünler, ekonomiye yüksek katma değer sunacak. Kandıra İçin Çifte Kazanç Kandıra Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, projenin sadece bir çevre hareketi değil, aynı zamanda bir sosyal entegrasyon hamlesi olduğu vurgulandı. Aynı zamanda dönüşüm işiyle uğraşan vatandaşların kayıt altına alınarak sisteme dahil edildiği proje, Kandıra’nın sürdürülebilir kalkınma hedeflerine önemli bir katkı sunmayı amaçlıyor.

Nilüfer Belediyesi’nin iyi uygulamaları Belediyecilik Forumu’nda Haber

Nilüfer Belediyesi’nin iyi uygulamaları Belediyecilik Forumu’nda

Nilüfer Belediyesi, Türkiye Belediyeler Birliği tarafından Ankara’da düzenlenen Belediyecilik Forumu’na (BELFOR) katıldı. Belediyelerin yenilikçi ve başarılı uygulamalarının paylaşıldığı forumda, 700’ü aşkın başvuru arasından seçilen 225 iyi uygulama örneği yer aldı. Nilüfer Belediyesi de 2 gün boyunca gerçekleştirilen forum kapsamında sürdürülebilir kalkınma, sosyal belediyecilik, kapsayıcı istihdam, kültürel dönüşüm, katılımcı yönetişim ve sağlıklı gıda alanlarında hayata geçirdiği örnek uygulamaları sektör profesyonelleri ve yerel yönetim temsilcileriyle paylaştı. Forumun ilk gününde “Tarladan Sofraya Adil Bir Yolculuk: Hasanağa Gıda Merkezi” sunumuyla yerel üretim ve sürdürülebilir gıda sistemleri alanındaki yaklaşımını aktaran Nilüfer Belediyesi, “Birlikte Daha Güçlü: İş Koçu Destekli İstihdam Projesi” ile dezavantajlı bireylerin istihdama katılımını destekleyen sosyal kapsayıcı modelini tanıttı. Aynı gün gerçekleştirilen “Atölye Nilüfer: Kodlama ve Beceri Atölyeleri” sunumunda, sosyal belediyecilikte üretim odaklı yeni nesil hizmet anlayışı paylaşılırken, “Çok Fonksiyonlu Etkileşim Merkezi: Nilüfer Pancar Deposu” başlıklı oturumda ise kamusal mekânların çok amaçlı ve katılımcı biçimde dönüştürülmesine yönelik yenilikçi uygulamalar aktarıldı. İkinci günde gerçekleştirilen sunumda ise “Geleceğe Katılın: Sürdürülebilir Gençlik Katılımı ve Katılımcı Yönetişim Projesi” ile gençlerin karar alma süreçlerine etkin katılımını sağlayan yerel yönetişim modeli tanıtıldı.

Ankara'da 4. Kadın Liderler Zirvesi gerçekleştirildi Haber

Ankara'da 4. Kadın Liderler Zirvesi gerçekleştirildi

Başkent Gençlik Meclisi tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Kadın Liderler Zirvesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Daire Başkanlığı’nın destekleriyle gerçekleştirildi. Kocatepe Kültür Merkezi’ndeki zirvede, Türkiye’nin ilk kadın sanayicilerinden Birten Gökyay ise zirvede onur konuğu olarak yer aldı. “Adımı Gör”, “Adımı Duy” ve “Adımı Bil” temaları çerçevesinde düzenlenen etkinlikte kadınların iş dünyası ve sosyal yaşamdaki mücadeleleri ile başarı hikayeleri paylaşıldı. Zirvenin açılışında konuşan ABB Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Kemal Çokakoğlu, 2019 yılında “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”ni temel öncelikleri arasına aldıklarını belirterek, kadınları önceleyen politikalar yürüttüklerini söyledi. Kadınların istihdam oranlarına da değinen Çokakoğlu, “Dünyada istihdam oranlarında ve Türkiye’de arzu edilen seviyeler gerçekleştirilememekle birlikte, biz ABB’de özelikle İtfaiye Daire Başkanlığı’mız ve Zabıta Daire Başkanlığı’mıza alacağımız çalışanlarımızda kadın kontenjanlarını artırma yolunda son derece büyük bir çaba sarf ettik. Bütün amacımız kadınların toplumda hak ettikleri yere ulaşmaları ve bu çerçevede saygınlıklarını hiç azaltmadan devam ettirmeleridir” diye konuştu. ABB Gençlik ve Spor Daire Başkanı Serkan Yorgancılar, bu yıl zirvenin ‘Kapsayıcı Zirve’ mottosuyla gerçekleştirildiğini belirterek, “Biliyoruz ki kapsayıcılık, sadece bir kavram değil. Birlikte var olmanın, birbirini duymanın ve hiçbir sesi geride bırakmamanın adıdır. Güçlü toplumlar, kimsenin dışarıda kalmadığı toplumlar olarak yükselir. Programımız, kadına yönelik şiddet veya güvenlikten, ev içi emeğe, liderlik ve yönetimden, kariyer yolculuklarına, kişisellikten genç kadınların güçlenmesine kadar hayatın en gerçek, en yakıcı ve en dönüştürücü başlıklarını ele alıyoruz” dedi. Zirvede Onur Ödülü’nü, iş dünyası ve sivil toplumun öncü isimlerinden Birten Gökyay aldı.

Türkiye Kalkınma Ve Yatırım Bankası’nın Aktifleri  204 Milyar TL’ye Ulaştı Haber

Türkiye Kalkınma Ve Yatırım Bankası’nın Aktifleri 204 Milyar TL’ye Ulaştı

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB), 2025 yıl sonuna ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Banka, 2025 yıl sonu itibarıyla aktiflerini bir önceki yıl sonuna göre yüzde 32,6 artırarak 204 milyar TL seviyesine taşıdı. Banka ayrıca, katma değeri yüksek projelere sağladığı finansman desteği ile kredi hacmini 124 milyar TL’ye yükseltti. Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, 2025 yılına ilişkin finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) açıkladı. Banka, 2025 yıl sonu itibarıyla aktiflerini bir önceki yıl sonuna göre yüzde 32,6 artırarak 204 milyar TL’ye yükseltti. Kredi hacmi bir önceki yıl sonuna göre yüzde 30,5 artışla 124 milyar TL seviyesine ulaşırken, aktif kalitesinin önemli bir göstergesi olan brüt takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ise yüzde 0,46 düzeyinde seyretti. Bankanın ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 33 seviyesinde gerçekleşirken, net kârı bir önceki yıla göre yüzde 46 artışla 9 milyar TL’ye yükseldi. Güçlü uluslararası iş birliklerimizle, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına destek sağlıyoruz 2025 yılında uluslararası kalkınma ve finans kuruluşlarıyla güçlü iş birliklerini sürdüren Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, uzun vadeli ve uygun koşullu finansman kaynaklarıyla Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya devam etti. Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası, Çin Kalkınma Bankası, Asya Kalkınma Bankası ve İtalyan Kalkınma Bankası başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşla tesis edilen iş birlikleri, bankanın sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınma hedeflerini destekleyen önemli adımlar arasında yer aldı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop, “Geçtiğimiz yıl boyunca uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz güçlü iş birlikleri sayesinde ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamayı sürdürdük. Mayıs ayında Dünya Bankası ile imzaladığımız 500 milyon ABD doları tutarındaki anlaşma ile deprem bölgesinde istihdamın artırılmasına yönelik önemli bir kaynak sağladık. Ağustos ve Eylül aylarında ise Asya Altyapı Yatırım Bankası ve Çin Kalkınma Bankası ile toplamda 400 milyon ABD doları tutarında yeni finansman anlaşmalarına imza atarak bölgesel kalkınmanın gelişiminde önemli rol üstlendik” dedi. Öztop, yılın son çeyreğinde bankanın imzaladığı yeni anlaşmalara da dikkat çekerek, “Asya Kalkınma Bankası ile yenilenebilir enerji ve imalat sanayi yatırımlarının finansmanına yönelik 325 milyon ABD doları eş değerinde, İtalyan Kalkınma Bankası ile ise deprem bölgesinde güneş enerjisi yatırımlarını desteklemek amacıyla 50 milyon Avro tutarında kredi anlaşmaları imzaladık. Bu kaynaklarla istihdamın güçlendirilmesi, yeşil dönüşümün hızlandırılması, dijital altyapının geliştirilmesi ve üretim kapasitesinin artırılması gibi ülkemiz için öncelikli alanlara katkı sunuyoruz” ifadelerini kullandı. Yatırım bankacılığı faaliyetleriyle reel ekonominin güçlenmesine katkı sunuyoruz Yatırım bankacılığı faaliyetleri kapsamında reel ekonomiye katma değer oluşturan projelerle destek sağladıklarını vurgulayan Öztop, “2025 yılında da kamu kurumları ve özel sektör şirketlerine birleşme ve satın alma danışmanlığı, sermaye piyasaları ve finansal danışmanlık hizmetleri sunularak ülkemizin yatırım ekosisteminin büyümesinde desteklerimizi sürdürdük. Bu çerçevede, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bünyesinde yürütülen enerji santralleri ve liman projelerinde finansal danışmanlık hizmetleri devam ederken, özel sektörde ise gıda, perakende, döngüsel ekonomi, teknoloji ve turizm gibi stratejik alanlarda münhasır finansal danışmanlık hizmetleri sunduk” dedi. Sermaye piyasaları alanında önde gelen kuruluşların halka arz ve sukuk ihraçlarını başarı ile gerçekleştirdiklerinin altını çizen Öztop, “Yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelik sermaye piyasası finansmanının güçlendirilmesi kapsamında Kalyon PV’nin 3,3 milyar TL büyüklüğündeki halka arzı Bankamızın danışmanlığıyla tamamlandı. Bunun yanı sıra, TARFİN’in 800 milyon TL ve Vakıf Leasing’in 330 milyon TL tutarındaki kira sertifikası ihraçlarında, yapılandırmadan satış sürecinin tamamlanmasına kadar Bankamız tarafından sağlanan danışmanlık ve aracılık hizmetleriyle işlemler başarıyla gerçekleştirdik” değerlendirmesinde bulundu. Kalkınma odaklı yatırımlarla girişimcilik ekosistemini destekliyoruz Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın bünyesinde kurulan Türkiye Kalkınma Fonu (TKF), yenilikçi ve yüksek katma değerli yatırımları destekleme hedefi doğrultusunda 2025 yılında da girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıyı sürdürdü. Yıl sonunda 6,3 milyar TL yönetilen kaynak büyüklüğüne ve 210 yatırımcıya ulaşan TKF, doğrudan yatırımlar ve fon yatırımları aracılığıyla girişimcilik ekosisteminin farklı katmanlarında etkin bir rol üstlendi. Girişimcilik ekosistemine sağladıkları katkıları değerlendiren Öztop, “2025 yılı boyunca Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla girişimcilik ekosisteminin gelişimini destekleyen stratejik yatırımlar gerçekleştirdik. 2025 Aralık ayında kurduğumuz Fon Sepeti GSYF ile beraber fon sayımızın 10’a yükselttik. TKYB Üst Fonu aracılığıyla Mediterra Capital, Revo Capital, ACT Venture Partners, 212 ve e2vc olmak üzere beş fona toplam 22 milyon ABD doları taahhütte bulunduk. Yıl sonu itibarıyla; 21’i yeni, 5’i devam eden olmak üzere toplam 26 şirkete 20,7 milyon ABD doları tutarında doğrudan yatırım yaptık. Bunun yanı sıra, TÜBİTAK BiGG Fonu kapsamında 185 tohum öncesi girişime toplam 4,1 milyon ABD doları yatırım yaparak erken aşama girişimciliğin güçlenmesine katkı sağladık” ifadelerini kullandı. Türkiye Kalkınma Fonu’nun kuruluşundan bu yana girişimcilik ekosistemine sağladığı toplam kaynağın 88 milyon ABD doları seviyesine ulaştığını vurgulayan Öztop, “2026 yılında da gerçekleştireceğimiz yeni doğrudan ve fon yatırımlarıyla Türkiye girişimcilik ekosisteminin derinleşmesine, teknoloji yetkinliğinin artırılmasına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine uzun vadeli katkı sunmayı kararlılıkla sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. Sürdürülebilir kalkınma tüm faaliyetlerimizin merkezinde konumlanıyor Bankanın 2025 yılı boyunca çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanlarında sergilediği performansına ilişkin açıklamalarında bulunan Öztop, “Sürdürülebilirlik temalı kredi portföyümüzün toplam portföyümüz içerisindeki payı yüzde 96 seviyesine ulaştı. Türkiye’deki yenilenebilir enerji projelerinin yüzde 7,3’ünün finansmanını üstlenerek 4,2 milyon ton CO₂ emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. TSRS ile uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu ve GRI standartlarına uygun Entegre Raporu’muzu yayımlarken, Etki Prensipleri ile uyumlu dördüncü Etki Raporumuzu da kamuoyuyla paylaştık. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın; ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiğimiz ödüllerle teyit edilmesi, bu alandaki kararlılığımızın önemli bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde de ülkemizin iklim hedefleriyle uyumlu finansman çözümleri sunmaya, reel sektörün yeşil dönüşümü sürecini desteklemeye ve finans sektöründe iyi uygulamalara öncülük etmeye kararlılıkla devam edeceğiz” dedi.

Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı “İnsan Gelişimi Araştırma Ödülü” Sahibini Buldu Haber

Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı “İnsan Gelişimi Araştırma Ödülü” Sahibini Buldu

Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Sürdürülebilir Kalkınma UNESCO Kürsüsü tarafından verilen Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı “İnsan Gelişimi Araştırma Ödülü” bu yıl Dr. Mine Egbatan’a verildi. Araştırmacıya ödülü, 10 Aralık’ta Koç Üniversitesi’nde düzenlenen törenle takdim edildi. Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı tarafından oluşturulan ve Türkiye’de insan esenliğini artırmaya yönelik uygulamalara ışık tutabilecek bilimsel araştırmaları teşvik etmeyi amaçlayan “İnsan Gelişimi Araştırma Ödülü”, 2017 yılından bu yana sosyal bilimler alanında toplumsal etki potansiyeli yüksek çalışmaları destekliyor. 2025 yılı ödülünün sahibi, Teksas Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Dr. Mine Egbatan oldu. Egbatan, “Popülist Türkiye’de Engellilik, Cinsiyet ve Altyapı” başlıklı çalışmasıyla ödüle layık görüldü. Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KOÇ-KAM) Direktörü ve UNESCO Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Sürdürülebilir Kalkınma Kürsüsü Sahibi Prof. Dr. Bertil Emrah Oder törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı Ödül Programı, insan gelişimi alanının en temel meselelerine bilimsel derinlik ve toplumsal etki perspektifinden yaklaşan genç araştırmacıları desteklemeyi sürdürüyor. Bu yılın ödülünün, engellilik, toplumsal cinsiyet ve altyapı politikaları gibi Türkiye için kritik öneme sahip kesişimlere odaklanan yenilikçi bir çalışmaya verilmiş olmasını son derece kıymetli buluyoruz. Bu yıl ödüle değer bulunan çalışma, engellilik ve toplumsal cinsiyetin kesişiminde yer alan kırılganlıkları görünür kılarken, aynı zamanda daha kapsayıcı sosyal politikaların nasıl mümkün olabileceğine ilişkin güçlü bir çerçeve sunuyor. Araştırmanın bulgularının, kapsayıcı sosyal politikaların geliştirilmesine katkı sunmasını diliyoruz.” Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı “İnsan Gelişimi Araştırma Ödülü” başvuruları, Koç Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nazlı Baydar, Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yasemin Usluel, Koç Üniversitesi’nden Dr. Nazlı Altınok ve Doç. Dr. Burak Gürel’den oluşan jüri tarafından değerlendirildi. 2017 yılından beri verilen Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı “İnsan Gelişimi Araştırma Ödülü” sahipleri: • Şebnem Özdemir, “ANKA (Analitik Nedensel Karar Ağacı)”, 2017 • Miraç Burak Gönültaş, “Cinsel İstismar Amaçlı Çocuk Kaçırma Vakalarında Yaklaşım ve Suç Soruşturmasının Etkinleştirilmesi”, 2017 • Elif Gül Yılmazlar, “Haksız Tahrik Kurumuna İlişkin Olarak Hakimlerin Karar Alma Süreçlerinin Toplumsal Cinsiyet Ayrımcılığı Yönünden Değerlendirilmesi”, 2018 • Mustafa Öztürk, “Temel Eğitimde Sürdürülebilir Gelişme Odaklı Eğitim (SGE) Yetkinliğinin Kazandırılması ve Yaygınlaştırılması”, 2018 • Şebnem Feriver Gezer, “Sistemsel Düşünme Becerisinin Türkiye’deki Erken Çocukluk Eğitimine Entegrasyonu”, 2019 • Anıl Özge Üstünel, “Kadın Kimliğinin Toplumsal ve Gelişimsel İnşası”, 2019 • Cem Soylu, “Biyopsikososyal Başarılı Yaşlanma Modelinin Sosyoduygusal Seçicilik Kuramı Temelinde Test Edilmesi”, 2020 • Seçil Gönültaş, “Gençlerin Toplumdaki Gücü: Rol Model Müdahale Programı ile Türkiye'deki Gençlerin Sivil Katılımının Teşvik Edilmesi”, 2021 • Nazlı Kazanoğlu, “Türkiye için Alternatif İş ve Aile Yaşamını Uzlaştırma Modeli”, 2022 • Mine Egbatan, “Popülist Türkiye’de Engellilik, Cinsiyet ve Altyapı”, 2025

Bursa Sürdürülebilirlikte Türkiye’ye Öncü Haber

Bursa Sürdürülebilirlikte Türkiye’ye Öncü

Bursa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir kalkınma kültürünün güçlenmesi, kurumsal dönüşümün hızlanması ve iyi uygulamaların paylaşılması ile Türkiye’ye öncü olmaya devam ediyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin KalDer ve BUSİAD iş birliğiyle düzenlediği 2. Bursa Sürdürülebilirlik Konferansı, kamu, üniversite, özel sektör ve sivil toplum temsilcilerini buluşturarak kentin ortak geleceğine ışık tuttu. Kuruluşların sürdürülebilir kalkınma ve kurumsal sürdürülebilirlik konusundaki ihtiyaç ve beklentilerine yönelik bir platform oluşturmak, bu yöndeki uygulamaları yaygınlaştırmak amacıyla gerçekleştirilen Sürdürülebilirlik Konferansı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde yapıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, KalDer Bursa Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Ürkmez ve BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar’ın da yer aldığı toplantıya alanında uzman kamu, üniversite, sivil toplum kuruluşu ve özel sektör temsilcileri katıldı. “SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR YAŞAM VE BİR KÜLTÜR MESELESİDİR” Bursa’da kaliteli işleri her zaman takdir ettiklerini belirterek, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesini kente kazandıran eski dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin’e rahmet dileyerek konuşmasına başlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kalite yolculuğuyla 2000’de tanıştıklarını, daha sonra EFQM Mükemmellik Modeli’ne geçtiklerini hatırlattı. Tüm sürecin hem kendilerinin gelişimine hem de Nilüfer’in gelişimine katkı sağladığını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Şimdi de Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde aynı yolculuğa çıktık. Güvenli, dirençli ve yaşam kalitesi yüksek bir gelecek, ancak birlikte uyguladığımız sürdürülebilir adımlarla mümkün olabilir. Sürdürülebilirlik bir yaşam ve bir kültür meselesidir. 20 yılı aşkın yerel yönetim deneyimimde, sürdürülebilirliğin bir tercih değil; kaliteli ve nitelikli bir yaşamın ön koşulu olduğunu gördüm” dedi. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, BÜYÜKŞEHİR ÇALIŞMALARINA YÖN VERİYOR Sürdürülebilirliğin yalnızca bir kent yönetimi prensibi olmadığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, bazen bir yöresel ürünün üretilmesinde, bazen de bir kültürel mirasın korunmasında ilk adımı belirleyen temel etken olduğunu anlattı. Bu anlayışın Büyükşehir Belediyesi’nde hayata geçirilen tüm çalışmalara yön verdiğini vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, “Geçtiğimiz aylarda, önce Büyükşehir Belediyemiz, ardından BUSKİ ve KalDer Bursa Şubesi arasında kalite ve sürdürülebilirlik konusunda ‘Ulusal Kalite Hareketi İyi Niyet Bildirgesi’ni imzaladık. Tüm iştiraklerimiz dahil olmak üzere bu yolculuğa imza attık. Bu adım; Bursamızın geleceğini planlarken kaliteyi, verimliliği, şeffaflığı ve sürdürülebilirliği ortak bir kurumsal kültür haline getirmemiz için önemli bir başlangıç oldu” diye konuştu. “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, ORTAK AKIL VE DAYANIŞMA İLE HAYAT BULABİLİR” “Hedefimiz; daha yaşanabilir, daha dirençli ve gülümseyen bir Bursa’dır” diyen Başkan Mustafa Bozbey, bu hedef doğrultusunda projeler geliştirdiklerini, bilimsel verilerle ilerlediklerini, yeni iş birlikleri kurduklarını anlattı. Sivil toplum kuruluşlarını, özel sektör temsilcilerini ve kent gönüllülerini, sürdürülebilir bir gelecek için atılan adımlara eşlik etmeye davet eden Başkan Mustafa Bozbey, “Sürdürülebilirlik ancak ortak akıl, dayanışma ve kentlilik bilinci ile hayat bulabilir. Konferansa katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Ödül alan tüm kurumlarımızın projelerini gönülden tebrik ediyorum. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak sürdürülebilirlik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi. BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar da sürdürülebilirliği sosyal sorumluluk sahibi bir kuruluş olma yolunda yapılan sonsuz bir yolculuk olarak tanımladı. Küçükkayalar, aşırı tüketim ve hedefsiz büyüme yerine, ihtiyaçların doğru belirlenmesinin ve gelişmenin odağa alınması gerektiğini ifade etti. KalDer Bursa Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Ürkmez ise Bursa’da sürdürülebilirlik bilincinin hızla yükseldiğini dile getirdi. Kurumların bugün vereceği kararların, yarının yaşam kalitesini, ekonomik gücünü ve toplumsal dayanıklılığını belirleyeceğinin altını çizen Ürkmez, “Kalder Bursa Şubesi olarak bu dönüşümdeki sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ve Başkanımız Mustafa Bozbey’in güçlü vizyonuyla bizlere önemli katkılar sağlıyorlar. Başkanımızın liderliğinde Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde, bağlı kuruluşlarda ve iştiraklerde EFQM Mükemmellik Modeli’nin yaygınlaştırılması, süreçlerin iyileştirilmesi ve veri temelli yönetimin güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımızı hızla yürütüyoruz. Bu işbirliğini sürdürülebilirlik alanında da genişlettik. Bunun, Bursa’nın örnek bir şehir olmasına katkı sunacağına inanıyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından ana sponsor firmalara plaket verildi. Program, alanında uzman konuşmacıların yer aldığı oturumlarla devam etti. SEMTRIO Ceo’su İlker Turan ‘Stratejik İş Modeli Sürdürülebilirlik’, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ‘Sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve iş dünyasına etkileri’ konularında bilgiler verdi. 'Özel sektör deneyim paylaşımı’ oturumlarında ise ŞÜTAŞ Grubu Yönetim Kurulu üyesi Duygu Yılmaz, Arçelik Pazarlama Kıdemli Pazarlama Direktörü Mehmet Tüfekçi, Kastamonu Entegre Global Ar-Ge ve İnovasyon Direktörü Dr. Hüseyin Güler ve Polisan Holding ve Grup Şirketleri Yönetim Sistemleri ve Sürdürülebilirlik Müdürü Dilek Sarıaslan, deneyimlerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.