Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürdürülebilir Büyüme

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Sürdürülebilir Büyüme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Büyüme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor Haber

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor

Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulan Milli Ekonomi Modeli (MEM), uluslararası akademik platformda bir kez daha kapsamlı biçimde ele alınacak. 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, 7-8 Şubat tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirilecek. 50’yi Aşkın Akademisyen ve İktisatçı Katılacak İki gün sürecek kongrede, 21 ülkeden 50’yi aşkın akademisyen ve iktisatçı tebliğ sunacak. Kongre kapsamında düzenlenecek 9 ayrı oturumda; • Küresel ekonomik krizlerin çözüm yolları • Daha adil ve barışçıl bir ekonomik düzen arayışı • Milli Ekonomi Modeli’nin sunduğu tezler çok yönlü biçimde değerlendirilecek. Uluslararası Üniversitelerden Güçlü Katkı Uluslararası Bağımsız Ekonomi Modeli Birliği tarafından düzenlenen kongre, önemli akademik kurumların katkısıyla hayata geçiriliyor. Kongreye destek veren kurumlar arasında: • Viyana Teknik Üniversitesi • Viyana Bilim Kulübü • Malezya Taylor Üniversitesi • Bosna Hersek Zenica Üniversitesi yer alıyor. Kapanış Konuşmasını Hüseyin Baş Yapacak Kongrenin kapanış konuşmasını ise Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gerçekleştirecek. Bugüne kadar düzenlenen on ayrı uluslararası kongrede dünya akademik çevrelerinde büyük ilgi gören model, sürdürülebilir büyüme ve ekonomik istikrar için güçlü bir alternatif olarak görülüyor. Milli Ekonomi Modeli: İnsanı Merkeze Alan Çözüm Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli; insanı merkeze alan yaklaşımı, vatandaşın tüketim kabiliyetini artırarak üretimi tetikleyen yapısı ve milli para anlayışıyla ekonomi bilimine özgün bir bakış kazandırıyor. Model, aynı zamanda Bağımsız Türkiye Partisi tarafından parti programı haline getirilerek Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizlere yönelik somut proje ve önerilerle kamuoyuna sunuldu. Viyana’da Ekonominin Geleceği Tartışılacak 7-8 Şubat tarihlerinde Viyana’da düzenlenecek bu önemli kongrede, dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenler bir araya gelerek ekonomik krizlerin çözümüne dair yeni perspektifler ortaya koyacak. 11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi, daha adil, güçlü ve sürdürülebilir bir dünya ekonomisi için önemli bir buluşma olma niteliği taşıyor.

Bosch Geleceğe Yönelik Rotasını Belirledi Haber

Bosch Geleceğe Yönelik Rotasını Belirledi

Teknoloji ve hizmet tedarikçisi Bosch, küresel ekonomik baskıların belirgin şekilde hissedildiği 2025 mali yılını zorlu koşullar altında tamamladı. Ön kapanış rakamlarına göre¹, şirketin satış gelirleri 91 milyar Euro ile bir önceki yılın (2024: 90,3 milyar Euro) hafif üzerinde gerçekleşti. Kur etkilerinden arındırıldığında, satış gelirleri yüzde 4,2 artış kaydetti. Faaliyetlerden elde edilen FVÖK marjı ise yüzde 1,9 seviyesinde kalarak beklentilerin altında gerçekleşti (2024: yüzde 3,5). 2025 yılındaki yavaş büyümede, küresel ekonomik zayıflık ve zorlaşan piyasa koşulları belirleyici oldu. Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Hartung, ön kapanış rakamlarına ilişkin değerlendirmesinde, “Ekonomik gerçeklik sonuçlarımıza yansıdı. 2025 Bosch için, zorlu ve zaman zaman can sıkan bir yıl oldu.” dedi. Hartung sözlerini şöyle sürdürdü: “Olumsuz koşullara rağmen, büyüme stratejimiz üzerinde sistematik bir şekilde çalışmaya devam ediyoruz. Bu, rekabet gücümüzü artırmamızı da gerektiriyor. Şimdi geleceğe yönelik rotamızı belirliyoruz.” Bosch 2030 Stratejisi kapsamında, küresel varlığından, güçlü markasından ve teknolojik uzmanlığından faydalanmaya devam etmeyi planlıyor. Bosch, mevcut ekonomik ortamda rekabetin daha da yoğunlaşmasını beklerken, faaliyet gösterdiği pazarlarda belirgin bir toparlanmanın 2027’den önce gerçekleşmesini öngörmüyor. Şirketin uzun vadeli hedefleri doğrultusunda sürdürülebilir büyüme için yıllık yüzde 6–8 satış artışı ve en az yüzde 7 marj seviyesi stratejik referans olarak korunuyor; mevcut koşullar altında bu hedef marja en erken 2027 yılında ulaşılması öngörülüyor. Rekabet gücü: Maliyet açığını kapatmak, yatırım kapasitesini güçlendirmek 2030 Stratejisi kapsamında Bosch, maliyet yapısını dönüştürmeye ve yatırım kapasitesini güvence altına almaya odaklanıyor. Strateji, şirketin dünyanın tüm bölgelerindeki kilit pazarlarda ilk üç tedarikçiden biri olma hedefini desteklerken, rekabetçi maliyet seviyeleri ile hedeflenen kar marjına ulaşma ve talep odaklı kapasite yönetimini zorunlu kılıyor. Hartung, “Malzeme maliyetlerimize yönelik üzerinde çok çalışıyor üretkenliğimizi artırmak için yapay zekayı daha yoğun bir şekilde kullanıyor ve her yatırımı eskisinden daha dikkatli değerlendiriyoruz.” dedi. “Ancak uzun vadede rekabet gücümüzü ve yatırım kapasitemizi güvence altına almak için personel giderlerimizi azaltmak ve organizasyonumuzu daha verimli hale getirmek için çok daha fazlasını yapmamız gerekiyor.” Elektromobiliteye geçiş ve küresel otomotiv sektöründeki son derece yüksek fiyat ve rekabet baskısı, yalnızca Mobilite faaliyet alanında hedef marja kıyasla, yıllık yaklaşık 2,5 milyar Euro’luk bir maliyet açığı yaratırken, bu tablo Bosch’un geçtiğimiz yıl yaklaşık 13.000 pozisyonda yeniden yapılanma ihtiyacı açıklamasına yol açmıştı. Hartung, bu adımların şirketin uzun vadeli rekabet gücünü ve yatırım kapasitesini korumaya yönelik zorunlu ancak sorumlu kararlar olduğunu vurguladı. Bosch'un kaçınılmaz olan bu tedbirleri, çalışan temsilcileriyle yakın istişare içinde ve başlangıçta şirket için yüksek maliyetlere yol açsa bile sosyal açıdan mümkün olduğunca kabul edilebilir bir şekilde uygulamayı hedeflediğini belirtti. 2030 Stratejisi: İnovasyonlar ve satın almalar iş fırsatları yaratacak Bosch olumsuz koşullara rağmen, birçok pazar segmentinde işlerin yeniden canlanması için önemli büyüme fırsatları görüyor. Hartung, “Yazılım odaklı mobilite gibi kritik alanlardaki piyasa ivmesinin başlangıçta sınırlı olacağını, ancak özellikle önümüzdeki on yıl içerisinde önemli ölçüde hızlanmasını bekliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Bosch, 2025 yılında akıllı sürücü destek sistemleri ve sensör teknolojisi gibi alanlarda güçlü bir sipariş ivmesi yakalayarak otonom sürüş çözümleri için 11 milyar Euro tutarında sipariş aldı. HVAC (Isıtma, Havalandırma, İklimlendirme) çözümlerinde gerçekleştirilen satın almanın etkisiyle, Bosch Home Comfort’un orta vadede satış gelirlerinin yaklaşık iki katına çıkararak 8 milyar Euro seviyesine ulaşması öngörülüyor. İşkolu, şimdiden konut ve hafif ticari binalarda ısıtma, havalandırma ve soğutma pazarında dünyanın en büyük tedarikçilerinden biri konumunda. Elektrikli El Aletleri iş kolunda ise, pazara çıkış süresi ortalama iki ay kısaltılırken, 2027’ye kadar yaklaşık 2.000 yeni ürününün piyasaya sunulması planlanıyor. Şirket ayrıca 2027 sonuna kadar yapay zekaya toplam 2,5 milyar Euro yatırım yapmayı hedefliyor. Teknolojiye duyulan mesafe, Avrupa’nın refah ve rekabet gücünü riske atıyor Bosch’a göre Avrupa, bölgesel rekabet gücü açısından güçlü bir potansiyele sahip olsa da bu potansiyelin hayata geçmesi toplumun ve politika yapıcıların teknolojiye yönelik şüpheciliğini aşmasına bağlı. Son Bosch Tech Compass araştırmasına göre Almanya’da teknolojik ilerlemenin olumlu etkilerine inananların oranı üçte ikinin altında, Fransa’da ise bu oran daha düşük seviyelerde. Hartung, “Bu oldukça endişe verici bir durum. Bir ülke, bir toplum, küresel rekabette ancak teknolojik ilerleme için yeterli istek varsa hayatta kalabilir.” dedi. Bosch, hidrojen ve yapay zeka gibi alanlarda daha cesur adımlar atılması gerektiğini vurgularken, 2018’den bu yana yalnızca yapay zeka alanında 2.000’in üzerinde patent başvurusu ile bu dönüşümde aktif rol üstleniyor. 2025’teki gelişmeler: Küresel ekonomi sektör satışlarını yavaşlatıyor Bosch'un faaliyet gösterdiği çeşitli odak pazarlarındaki zorlu küresel koşullar, 2025 yılında iş kolları bazında satış performansını doğrudan etkiledi. Mobilite faaliyet alanında, satış gelirleri 56 milyar Euro ile bir önceki yıla göre nominal olarak %0,3, kur etkilerinden arındırıldığında %3,1 artış gösterdi. Sanayi Teknolojileri faaliyet alanı 6,5 milyar Euro satış geliri elde ederken, kur etkilerinden arındırılmış büyüme %3,2 oldu. Dayanıklı Tüketim Malları faaliyet alanında satışlar, 19,9 milyar Euro ile nominal olarak %1,9 düşerken, kur etkilerinden arındırıldığında %4 artış kaydedildi. Enerji ve Bina Teknolojileri faaliyet alanı ise, 8,4 milyar Euro satış geliriyle nominal olarak %12,3, kur etkilerinden arındırıldığında %15,3 büyüme göstererek diğer faaliyet alanlarından ayrıştı. Bölgesel bazda Avrupa’da satış gelirleri 44,2 milyar Euro ile nominal olarak %0,6 düşerken, kur etkilerinden arındırıldığında %1,5 artış kaydedildi. Amerika’da satışlar 18,5 milyar Euro ile kur etkilerinden arındırıldığında %9,2, Asya Pasifik’te ise 28,3 milyar Euro ile kurdan arındırılmış %5,6 büyüme gösterdi. Bosch Grubu Yönetim Kurulu Üyesi ve Finans Direktörü Markus Forschner, görünümü şu sözlerle değerlendirdi: “Zayıf küresel ekonomik ortamın etkilerini net biçimde hissettik. Buna rağmen attığımız adımlar, maliyet ve rekabet pozisyonumuzu güçlendirmeyi hedefliyor. Bu iyileşmelerin marjlara olumlu yansımasını kademeli olarak göreceğiz; %7’lik hedef marjımıza en erken 2027’de ulaşmayı öngörüyoruz.” 2025 yılını 412.400 çalışanla tamamlayan Bosch’ta, küresel çalışan sayısı bir önceki yıla göre yaklaşık 5.400 kişi (%1) azaldı. En fazla düşüşün yaşandığı Almanya’da sayı yaklaşık 6.500 (yaklaşık yüzde 5) kişi azalarak 123.100 çalışana geriledi. 2026 yılı için Bosch, küresel ekonominin %2,3 büyümesini beklerken, rekabet ve fiyat baskısının süreceğini öngörüyor. Şirket, 2030 Stratejisi kapsamında yürüttüğü dönüşüm adımlarını uzun vadeli büyüme ve dayanıklılığın temel unsuru olarak konumlandırıyor.

Türkiye Kruvaziyer Turizminde Güçlü Yükseliş Haber

Türkiye Kruvaziyer Turizminde Güçlü Yükseliş

Türkiye kruvaziyer turizmi, 2025 yılında hem yolcu sayıları hem de operasyonel kapasite açısından son yılların en güçlü dönemlerinden birini yaşadı. Artan sefer sayıları, yeni rota planlamaları ve Türkiye limanlarına olan uluslararası ilgi, sektörün 2026 yılına daha sağlam ve sürdürülebilir bir zeminde girmesini sağladı. 2025 sezonunu değerlendiren Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, kruvaziyer sektöründe nicelik kadar nitelik odaklı bir büyümenin önemine dikkat çekti. Türkiye kruvaziyer turizmi, 2025 yılında yakaladığı büyüme ivmesiyle Doğu Akdeniz’deki konumunu güçlendirdi. Sektörde artan sefer sayıları, uluslararası kruvaziyer şirketlerinin Türkiye limanlarına ilgisi ve operasyonel kapasitedeki gelişmeler, 2026 yılına güçlü bir geçiş sürecini beraberinde getirdi. Bu büyümenin en çarpıcı göstergelerinden biri Galataport İstanbul oldu. Galataport, 2025 yılında geçtiğimiz yıla göre yüzde 48 artışla 595 bin yolcuya ulaşarak, Doğu Akdeniz’in ana kruvaziyer limanı olma hedefinde kritik bir eşiği geride bıraktı. Kruvaziyer Sektörü Artık Ekosistem Yönetimi Gerektiriyor Uzun yıllardır cruise ve ticari denizcilik sektöründe; teknik yönetim, operasyon, klas ve dry-dock süreçlerinde aktif görev aldığını belirten Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “2026’ya girerken sektörün bizden duymak istediği en temel kavramlar; istikrar, şeffaflık ve sürdürülebilir büyüme. Cruise sektörü artık yalnızca gemi işletmekten ibaret değil. Güvenli operasyon, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası standartlarla uyumlu bir ekosistem yönetimi gerektiriyor.” diyerek sektörün dönüşümüne dikkat çekti. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Karadeniz İçin Güçlü Bir Merkez Adayı Türkiye’nin kruvaziyer turizminde sahip olduğu potansiyelin altını çizen Çavuşoğlu, coğrafi avantajlar ve teknik altyapının doğru yönetilmesi halinde Türkiye’nin bölgesel bir merkez haline gelebileceğini ifade ederek, “Türkiye, coğrafi konumu, tersanelerimizin kabiliyeti, teknik insan kaynağımız ve operasyonel esnekliğimiz sayesinde Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de güçlü bir cruise merkezi olabilecek kapasiteye sahip. Ancak bunun sürdürülebilir olması için sektör olarak ortak bir dil konuşmamız, aynı hedeflere odaklanmamız gerekiyor.” açıklamasını yaptı. “Güvenilir operasyon ortağı” yaklaşımı öne çıkıyor Teknik yeterliliğin sahaya doğru şekilde yansıtılması, karar alma süreçlerinde gerçek operasyonel deneyimin dikkate alınması ve paydaşlarla şeffaf iletişim kurulması bugün sektörün en çok ihtiyaç duyduğu özellikler arasında olduğunu belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin ‘güvenilir operasyon ortağı’ olarak konumlandırılması bu anlayışla mümkün olduğunu ifade etti. 2025’te Yakalanan İvme Tesadüf Değil Sektörün ortak akıl ve iş birliğiyle büyümesi gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “2025’te yakalanan bu ivme tesadüf değil. Doğru planlama, operasyonel disiplin ve şeffaf yönetimle 2026’da bu ivmenin daha da güçleneceğine inanıyoruz.’’ diyerek 2026 yılına dair beklentilerini de paylaştı. Çavuşoğlu, “Türk denizcilerinin kruvaziyer sektöründe daha görünür olması, yerli teknik kadroların uluslararası projelerde daha fazla sorumluluk üstlenmesi ve Türkiye’nin global ölçekte güvenilen bir merkez haline gelmesi temel hedeflerimiz arasında.” dedi.

Marcus Schnabel, SunExpress CEO’su Olarak Atandı Haber

Marcus Schnabel, SunExpress CEO’su Olarak Atandı

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress’in üst yönetiminde yeni atama gerçekleşti. Marcus Schnabel, SunExpress Yönetim Kurulu kararıyla 1 Şubat 2026 tarihi itibarıyla SunExpress CEO’su olarak atandı. Schnabel görevi, 2020 yılından bu yana şirketin başarısına önemli katkılarda bulunan ve Ocak ayı sonunda görevinden ayrılacak olan Max Kownatzki’den devralacak. Kownatzki kariyerine Eurowings CEO’su olarak devam edecek. Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress’in üst yönetiminde yeni atama gerçekleşti. Marcus Schnabel, SunExpress Yönetim Kurulu kararıyla 1 Şubat 2026 tarihi itibarıyla SunExpress CEO’su olarak atandı. Schnabel görevi, 2020 yılından bu yana şirketin başarısına önemli katkılarda bulunan ve Ocak ayı sonunda görevinden ayrılacak olan Max Kownatzki’den devralacak. Kownatzki kariyerine Eurowings CEO’su olarak devam edecek. Marcus Schnabel, Lufthansa Grubu bünyesinde 2024 yılından bu yana Lufthansa Airlines’ın Münih Merkezi’nde yer işletme operasyonlarından sorumlu ve Münih Merkezi Başkan Vekili görevini yürütüyor. Schnabel’in liderliğinde, Lufthansa’nın en büyük merkezlerinden biri olan Münih Merkez’de operasyonel mükemmelliği ve müşteri memnuniyetini artırmayı hedefleyen kapsamlı bir dönüşüm programı başarıyla tamamlandı. SunExpress Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, konuyla ilgili şunları söyledi: “COVID-19 krizinin başında görevi devralan Max Kownatzki, sektörümüzün karşılaştığı en zorlu dönemlerden birinde SunExpress’i büyük bir başarıyla yönetti. Onun liderliğinde SunExpress, güçlü bir finansal performansla, yoğun rekabet ortamına rağmen sürdürülebilir bir büyüme yakaladı. Yönetim Kurulu adına, vizyoner liderliği ve SunExpress’i bugün bulunduğu güçlü konuma taşıyan değerli katkıları için Max Kownatzki’ye en içten teşekkürlerimizi sunuyorum. Marcus Schnabel’in SunExpress CEO’su olarak görevi üstlenecek olmasından büyük memnuniyet duyuyorum. Güçlü liderlik geçmişi ve SunExpress’in hedeflerine hâkimiyetiyle Schnabel, hava yolunu yeni büyüme dönemine başarıyla taşıyacak niteliklere sahip. Schnabel’in liderliğinde SunExpress’in güçlü performansını sürdürerek tatil hava yolu pazarındaki öncü konumunu daha da pekiştireceğine yürekten inanıyorum.” SunExpress Yönetim Kurulu Başkan Vekili Jens Bischof ise şu ifadeleri kullandı: “Max Kownatzki’ye güçlü, içten ve kararlı liderliği için yürekten teşekkür ediyorum. Son altı yılda SunExpress’in pek çok zorlu sürecin başarıyla üstesinden gelmesini sağladı ve şirketi sürdürülebilir, kârlı ve rekorlarla dolu bir büyüme yolculuğuna taşıdı. Max Kownatzki’in liderliğinde SunExpress filosu iki katına çıkarken, şirket tarihinde rekor yolcu sayılarına ulaşıldı. Sağlam bir finansal temel üzerinde yakalanan büyüme ivmesiyle şirket, “Dünyanın En İyi Tatil Hava Yolu” unvanıyla küresel ölçekte takdir kazandı. Önümüzdeki dönemde, Marcus Schnabel’in SunExpress ekibine katılmasından büyük mutluluk duyuyoruz. SunExpress Yönetim Kurulu olarak, sektör deneyimi ve stratejik vizyonu ile SunExpress’in önümüzdeki yıllardaki büyümesine başarıyla liderlik edeceğine inancımız tam. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyoruz.” Yeni görevine ilişkin açıklamada bulunan Marcus Schnabel ise şöyle konuştu: “SunExpress, son yıllarda sergilediği sürdürülebilir büyüme performansı ile dinamik ve güçlü bir hava yolu olduğunu net biçimde ortaya koydu. Bu güçlü ekibe katılmaktan ve SunExpress’in başarı yolculuğunun yeni dönemine birlikte yön verecek olmaktan büyük heyecan duyuyorum. Operasyonel mükemmeliyet odağıyla havacılık ve turizmin geleceğine yön vererek, yolcularımız ve iş ortaklarımız için değer yaratmaya ve SunExpress’in bu dinamik sektördeki konumunu güçlendirmeye devam edeceğiz.” Görevini devretmeye hazırlanan Max Kownatzki, “Bu değerli görevi devralan Marcus Schnabel’i içtenlikle tebrik ediyorum. Bu olağanüstü ekibe liderlik etmek benim için büyük bir onurdu. Birlikte başardıklarımızdan sonsuz gurur duyuyorum. SunExpress ailesinin her bir üyesiyle pek çok zorluğun üstesinden geldik, tarihi başarılara imza attık ve SunExpress için parlak bir geleceğin temellerini birlikte attık. Marcus Schnabel’in liderliği ile SunExpress’i daha da ileriye taşıyacağına olan güvenim tam. Tüm ekibe, SunExpress’in tutkusunu, özverisini ve aile ruhunu yansıtan fırsatlarla ve yeni başarılarla dolu bir gelecek diliyorum” dedi. Marcus Schnabel Hakkında Marcus Schnabel, Lufthansa Grubu’nda yer hizmetleri, uçuş operasyonları, emniyet ve güvenlik ile stratejik planlama alanlarında yirmi yıllık bir liderlik deneyimine sahiptir. Nisan 2024’ten bu yana Lufthansa Airlines Münih Merkezi’nde yer işletme operasyonlarından sorumlu ve aynı zamanda Münih Merkezi Başkan Vekilliği görevlerini yürütüyor. Lufthansa’nın en büyük merkezlerinden biri olan Münih Merkezi’nde, operasyonel ve ticari performanstan sorumlu olup operasyonel mükemmellik ve müşteri memnuniyetini güçlendirmeyi amaçlayan dönüşüm programına liderlik etti. Schnabel, kariyerine 2000 yılında Lufthansa Grubu’nda ticari pilot olarak başladı. Frankfurt’ta Uçuş ve Yer İşletme Standartları & Güvenlik Kıdemli Başkan Yardımcılığı, Zürih’te Swiss International Air Lines Operasyon Planlama ve Yönetimi Başkan Yardımcılığı, Münih’te ise Ekip Kapasite Planlama & Operasyon Destek Kıdemli Direktörlüğü gibi görevler üstlendi. Mevcut görevi öncesinde dünya genelinde 250 istasyonda grubun ticari ve operasyonel standartlarından sorumlu olan Schnabel, aynı dönemde Lufthansa Services Tayland ve Portekiz ile Global Load Control Cape Town’un ticari faaliyetlerine liderlik etti. Schnabel, Lufthansa Airlines’ın 2013’teki “Score” adlı yeniden yapılanma programında önemli bir rol üstlenirken; Swiss International Air Lines’ın operasyonel performansının ve müşteri hizmetlerinin iyileştirilmesine katkı sağladı. Schnabel, aynı zamanda, Lufthansa, Alman Hava Trafik Kontrolü ve Münih Havalimanı ile birlikte inovasyon projeleri yönetmiştir. Marcus Schnabel, Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi ve FernUniversität Hagen İşletme Bölümü mezunudur. Bununla birlikte, Operasyon Araştırması ve Kontrol alanında akademik eğitim almıştır. Ticari pilot lisansına sahip olan Schnabel, üst düzey yöneticilik deneyimini Kaptan olarak aktif uçuş görevleriyle birleştirerek, sektöre stratejik bakış açısı ve operasyonel deneyimi ile katkı sunuyor.

Mavi’nin Konsolide Gelirleri İlk 9 Ayda 33 Milyar 580 Milyon TL Oldu Haber

Mavi’nin Konsolide Gelirleri İlk 9 Ayda 33 Milyar 580 Milyon TL Oldu

Türkiye’nin öncü jean ve hazır giyim markası Mavi, enflasyon muhasebesine göre düzenlenmiş 1 Şubat – 31 Ekim 2025 tarihlerini kapsayan ilk dokuz aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Konsolide gelirler geçen yılın aynı dönemine göre %7 oranında düştü ve 33 Milyar 580 milyon TL olarak gerçekleşti. Şirket, ilk dokuz ayı, 6 milyar 628 milyon TL FAVÖK ve %19,7 FAVÖK marjı ile tamamlayarak 2 milyar 67 milyon TL net kâr elde etti. Faaliyetlerinden nakit yaratmayı sürdürerek sağlam bilanço yapısını koruyan Mavi’nin, net nakit pozisyonu 4 milyar 254 milyon TL olarak gerçekleşti. Mavi, okula dönüş sezonunu kapsayan üçüncü çeyrekte, bir önceki çeyreğe göre %18’lik artışla, 12 milyar 156 milyon TL gelir elde ederken hazır giyim sektöründeki yüksek indirim ve rekabet koşullarına rağmen, başarılı marka yönetimi, müşteri odaklı iletişimi, dinamik ürün planlama ve fiyatlama stratejisi sayesinde, brüt kâr marjında geçen yılın aynı dönemine göre 130 baz puanlık artış yakaladı. Üçüncü çeyrekte faaliyet giderlerini de verimli yöneterek FAVÖK marjında da 310 baz puan iyileşme kaydetti. Mavi bugün, dünyada 33 ülkede 488 mağaza ve yaklaşık 4.000 satış noktasında müşterileriyle buluşuyor. Perakende, dijital ve omnichannel yatırımlarına devam eden Şirket, Türkiye’de 2 net mağaza açılışı ve 9 mağaza genişlemesi ile perakendede 193 bin metrekareye ulaştı. ABD’de ise perakendede büyüme planları doğrultsunda 4 yeni mağaza açıldı. Dokuz ayda 1,1 milyon yeni müşteri kazandı Mavi, yılın ilk üç çeyreğinde 1,1 milyon yeni müşteri kazandı ve şirketin son bir yıldaki aktif müşteri sayısı 6,1 milyona, Mavi App kullanıcısı ise 5 milyon kişiye ulaştı. Türkiye jean pazarındaki liderliğini sürdürürken, toplam hazır giyim pazarında ilk üçteki yerini korudu. Denimde inovasyona ve fit çeşitliliğine yaptığı yatırımlarla müşterinin %70’i tarafından jean denince akla gelen ilk marka olmaya devam etti. “4 milyar 254 milyon TL net nakit pozisyonumuzla sağlam finansal yapımızı koruyoruz’ Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz, Mavi’nin 2025 yılı ilk 9 aylık performansıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Makroekonomik belirsizliklerin ve enflasyonla mücadele adımlarının sürdüğü raporlama döneminde, disiplinli stok ve işletme sermayesi yönetimi, başarılı fiyatlama stratejimiz ve disiplinli gider yönetimimiz sayesinde, güçlü bilanço yapımızı koruyarak, faaliyetlerimizden nakit ve net kâr yaratmaya devam ettik. “Doğru ürün, doğru fiyat, premium kalite” stratejimizle, hızlı değişimlerin karşısında her zaman dayanıklı kalabiliyoruz. Belirsizlikleri kontrol edebildiğimiz alanlara odaklanarak yönetiyoruz. Yeni yıla, Türkiye’de hiç borcumuz olmadan ve 4 milyar 254 milyon TL net nakit pozisyonunda giriyor olmak bize güven veriyor. Türkiye jean pazarındaki uzun soluklu liderliğimizin yanı sıra toplam hazır giyimde ilk 3’teki yerimizi koruyarak, casual giyimin ilk adresi olmaya devam ediyoruz.” “TIME tarafından sürdürülebilir büyümede dünyanın en iyi 2’nci şirketi seçildik” “Sağlam finansal yapımızı korurken sürdürülebilir kârlı büyümeye odaklanıyoruz. TIME Dergisi ve Statista’nın yaptığı Sürdürülebilir Büyüme araştırmasında; geçen yıla göre altı basamak yükselerek, dünyanın en iyi 2’nci şirketi seçildik, global hazır giyim sektörünün ise bir kez daha lideri olduk. Sektörümüzde üstlendiğimiz öncü rolün Türkiye sınırlarını aşarak bizi dünya çapında liderlik konumuna taşımış olmasından dolayı çok mutlu ve gururluyuz. İnovasyon, yaratıcılık, dijitalleşme ve müşteri odaklı yaklaşımımızla desteklediğimiz yolculuğumuzda, güçlü finansal performansımızı korurken çevresel etkilerimizi azaltma konusundaki kararlılığımıza devam edeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.