Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Suç

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Suç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akın Gürlek: İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine büyük darbe vurduk! Haber

Akın Gürlek: İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine büyük darbe vurduk!

28 şirkete ait 42 çağrı merkezi hedef alındı Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, uluslararası dolandırıcılık yapılanmasına yönelik operasyonun ayrıntılarını paylaştı. Bakan Gürlek’in verdiği bilgilere göre soruşturma, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütüldü. Çalışmalara MİT İstanbul Bölge Başkanlığı Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve MASAK ekipleri katıldı. Interpol birimlerinin de operasyona destek verdiği bildirildi. Soruşturmalarda bazı şirketlerin çağrı merkezi görünümü altında faaliyet göstererek internet ve sosyal medya üzerinden forex ve kripto yatırım reklamları yayımladığı, yüksek kazanç vaadiyle yabancı ülke vatandaşlarını hedef aldığına ilişkin bulgular elde edildiği belirtildi. Mağdurlardan daha fazla para istedikleri öne sürüldü Bakan Gürlek’in açıklamasına göre yapılanmanın farklı diller konuşan müşteri temsilcileri aracılığıyla mağdurlarla iletişim kurduğu ve şüphelilerin kontrolündeki yatırım platformlarında gerçeğe aykırı kazanç görüntüleri oluşturduğu tespit edildi. Mağdurların paralarını çekmek istemeleri halinde ise “hesap blokesi” ve “vergi” gibi gerekçeler ileri sürülerek yeniden para talep edildiği, yatırılan paraların yurt dışındaki banka hesapları ile kripto cüzdanlarına aktarıldığının belirlendiği kaydedildi. Şirketlerin sahiplik yapısında İsrail bağlantısı iddiası MASAK analizleri, MİT ve emniyet birimlerinin çalışmaları ile Interpol üzerinden ulaşılan mağdur başvurularının incelenmesi sonucunda, soruşturmaya konu şirketlerin sahiplik ve nihai faydalanıcı yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğunun tespit edildiği Bakan Gürlek tarafından açıklandı. Bakanlık açıklamasında, yapılanmanın Avrupa, Uzak Doğu ve Afrika başta olmak üzere farklı ülkelerdeki kişileri hedef aldığı belirtildi. Soruşturmaya göre söz konusu yapının son iki yılda, ofis giderleri ve maaş ödemeleri olduğu değerlendirilen işlemlerde yaklaşık 13 milyar TL hacme ulaştığı bildirildi. 175 şüpheli yakalandı Elde edilen bulguların ardından 28 şirkete ait 42 çağrı merkezi ile 239 şüpheliyi kapsayan operasyon için düğmeye basıldı. İstanbul ve Muğla’da toplam 286 adrese, saat 05.00'te eş zamanlı operasyon düzenlendi. Saat 10.00 itibarıyla çağrı merkezlerine yönelik baskınlarda 175 şüphelinin yakalandığı açıklandı. Operasyonda yakalama çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Gürlek: Mücadele devam edecek Adalet Bakanı Akın Gürlek, açıklamasında suç gelirlerinin izinin sürüldüğünü belirterek, ulusal ve uluslararası suç yapılanmalarına karşı çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. Gürlek ayrıca operasyona katkı sağlayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, MASAK ve Interpol birimlerine teşekkür etti. İSRAİL BAĞLANTILI ULUSLARARASI DOLANDIRICILIK ŞEBEKESİNE BÜYÜK DARBE VURDUK! Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın liderliğinde, teknolojiyi ve finans sistemini suçun aracı hâline getiren ulusal ve uluslararası suç yapılanmalarıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Suçtan… — Akın Gürlek (@abakingurlek) September 18, 2026

MİT koordinesinde Aydo Yazılım operasyonu: 5 şüpheli gözaltında Haber

MİT koordinesinde Aydo Yazılım operasyonu: 5 şüpheli gözaltında

Sendika yazılımında özel sorgu arayüzü tespit edildi Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) yürüttüğü istihbari çalışmalar kapsamında, sendikalara yazılım hizmeti sağlayan Ankara merkezli Aydo Yazılım hakkında inceleme başlatıldı. Soruşturma kapsamında şirket tarafından geliştirilen bazı sendika yazılımlarına, sendika üyesi olmayan kişilerin bilgilerine erişim sağlayan özel bir sorgu arayüzü eklendiği tespit edildi. Yapılan teknik incelemelerde, geçmiş yıllarda farklı kaynaklardan internet ortamına sızdırıldığı belirlenen veri setlerinin söz konusu sistem üzerinden sorgulanabildiği ortaya çıkarıldı. T.C. kimlik numarası kullanılarak yapılan sorgulamalarda kişilerin kimlik ve nüfus bilgilerine ulaşılabildiği, sistemin arka planındaki veri tabanlarında ise daha kapsamlı kişisel bilgilerin yer aldığı belirlendi. Sistemin üyelik işlemlerinde kullanıldığı belirlendi İncelemelerde, sorgu altyapısının sendikalara yeni üyelerin eklenmesi sırasında üyelik bilgilerinin tamamlanması amacıyla kullanıldığı değerlendirildi. Sistemde yapılan kontrollerde, 18 yaşından küçük kişilere ait kayıtların da bulunduğu tespit edildi. Sistem kayıtlarında ‘NVİ’ ibaresi Sunucular üzerinde gerçekleştirilen incelemelerde, kişisel verilerin tutulduğu sistem kayıtlarında "NVİ" ibaresinin sistematik biçimde kullanıldığı belirlendi. Bu ifadenin, verilerin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü kaynaklı olduğu yönünde bir izlenim oluşturduğu belirtildi. Ancak teknik incelemelerde, söz konusu verilerin doğrudan NVİ sistemlerinden temin edildiğine ilişkin bir bulguya rastlanmadığı aktarıldı. KVKK danışmanlığı da mercek altında Soruşturma kapsamında Aydo Yazılım’ın "Clock&Wise" adıyla kurum ve kuruluşlara Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında danışmanlık hizmeti sunduğu da tespit edildi. Şirketin yazılım altyapısı, veri tabanları ve söz konusu sorgu sisteminin kullanımına ilişkin incelemenin sürdüğü bildirildi. 5 şüpheli gözaltına alındı MİT koordinesinde, Siber Güvenlik Başkanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın ortak çalışması sonucu Ankara’da operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda şirket sahibi ve çalışanlarının da aralarında bulunduğu 5 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda bilgisayar, cep telefonu ve dijital materyale el konuldu. Soruşturma kapsamında, sorgu sisteminin hangi sendikalar tarafından ve ne ölçüde kullanıldığı ile elde edilen kişisel verilerin hangi amaçlarla işlendiği araştırılıyor. El konulan dijital materyaller üzerinde yapılacak incelemelerden elde edilecek yeni bulgular doğrultusunda soruşturmanın kapsamının genişletilebileceği belirtildi.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı Haber

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, bölgedeki son gelişmeler ve savaşın muhtemel sonuçları ele alındı. Pezeşkiyan, AB ve bazı Avrupa ülkelerinin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına karşı "olumsuz ve taraflı" bir tutum sergilediğini belirterek, "ABD ve siyonist rejimin İran’a yönelik askeri saldırısı yalnızca İran halkına karşı benzeri görülmemiş bir suç değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünün açık ihlali ve Avrupa Birliği’nin koruma iddiasında bulunduğu tüm ilke ve kurallara yönelik bir saldırıdır" ifadelerini kullandı. İran’ın ABD ile müzakerelere "samimi ve yapıcı" bir yaklaşımla girdiğini ancak müzakereler sürerken ikinci kez saldırıya uğradığını belirten Pezeşkiyan, bunun Washington yönetiminin diplomasiye inanmadığını ve yalnızca kendi çıkarlarını dayatmayı amaçladığını gösterdiğini söyledi. "Komşu ülkeler sorumluluklarını yerine getirmedi" İran’ın meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan, "Komşu ülkelerin egemenliğine saygı duyuyoruz, onlara yönelik herhangi bir saldırı niyetimiz yok. Ancak bu ülkelerde bulunan ABD üslerinden İran’a yönelik saldırılar gerçekleştiriliyor. Söz konusu ülkeler ise topraklarının İran’a karşı kullanılmasını engelleme yönündeki uluslararası sorumluluklarını yerine getirmedi" dedi. "Hürmüz Boğazı’nın normale dönmesi saldırıların durmasına bağlı" Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndaki mevcut durumun ABD ve İsrail’in "saldırgan politikalarının sonucu" olduğunu belirten Pezeşkiyan, "Hürmüz Boğazı, saldırgan taraflara ve onları destekleyenlere kapalıdır. Bu savaşta herhangi bir bahaneyle yapılacak her türlü dış müdahale tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Durumun normale dönmesi, ABD ve İsrail’in saldırılarını durdurmasına bağlı. Biz hiçbir zaman gerilim ya da savaş arayışında olmadık. Gerekli şartların oluşması ve özellikle saldırıların tekrarlanmayacağına dair güvence verilmesi halinde, bu savaşın sona ermesi için gerekli iradeye sahibiz" dedi. Avrupa Birliği’ne eleştiri ve çağrı AB’nin ABD ve İsrail’in saldırıları karşısındaki sessizliğini eleştiren Pezeşkiyan, Avrupa ülkelerine çağrıda bulunarak, "Avrupa Birliği’nin ABD ve Siyonistlerin işlediği suçlar karşısındaki sessizliği üzücü ve insan hakları iddialarıyla çelişmektedir. Avrupa ülkeleri İran’a karşı yıkıcı yaklaşımlar yerine politikalarını uluslararası hukuk temelinde düzenlemelidir" ifadelerini kullandı. "Avrupa saldırıyı desteklemiyor" Costa ise görüşmede, bölgede savaş ve gerilimin sona ermesi gerektiğini vurgulayarak, bu çatışmanın küresel siyasi ve ekonomik etkilerine ilişkin endişelerini dile getirdi. Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik saldırıyı desteklemediğini ve bu durumun uluslararası hukuk kurallarına aykırı olduğunu ifade eden Costa, sorunların müzakere ve barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini kaydetti.

Bursa'da 7 yıldır kayıp olan çocuk bulundu. Haber

Bursa'da 7 yıldır kayıp olan çocuk bulundu.

Bursa Mustafakemalpaşa ilçesinde ikamet eden Umut K., çalışmak için gittiği Almanya'da Rebecca S. isimli Alman kadın ile birlikte yaşamaya başladı. Çiftin 2018 yılında erkek çocukları dünyaya geldi. Umut K., bir yıl sonra Alman sevgilisi ve 1 yaşındaki oğlu N.S. ile birlikte babasından ayrıldıktan sonra yeniden evlenen annesi Hanife S.'yi ziyaret etmek için Bursa'ya geldi. Almanya'ya geri dönmeme kararı alan Umut K., Rebecca S.'ye oğlunu kendisine bırakıp, ülkesine geri dönmesini söyledi. Çıkan tartışmanın ardından iddiaya göre Umut K., oğlunu kaçırmaya karar verdi. Oğlu N.S.'yi annesi Hanife S.'ye bırakıp, bir yakınının yanına götürülmesini isteyen Umut K., Rebecca S. ile birlikte markete gitti. Geri döndüklerinde kaybolduğu söylenen oğlunu evde bulamayan Rebecca S., polise gidip şikayette bulundu. Alman Rebecca Suç Duyurusunda Bulunarak, Ülkesine Döndü İlçede günlerce oğlunu arayan Rebecca S., çocuğunu kaçırdığından şüphelendiği Umut K. ve annesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunup, ülkesine geri döndü. Babaanne Hanife S. ve baba Umut K. hakkında dava açılırken, bu süreçte N.S. babasının akrabaları tarafından dört duvar arasında, dışarıya çıkmasına izin verilmeden saklandı. Umut K., 2 yıl önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti, babaanne Hanife S.'nin de duruşmaya gelmemesi üzerine hakkında arama kararı çıkarıldı. Gözaltına alınan Hanife S., haftada bir kez polise giderek imza atması şartıyla serbest bırakıldı. Hanife S., diğer duruşmalara da katılmayınca, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Mustafakemalpaşa Başsavcılığı'nın izniyle babaanneyi takibe aldı. Kurulan 6 kişilik özel ekip, haftada bir kez polis merkezine gelerek imza atan ve günün belirli saatlerinde halasının oğlu Recai M.'nin evine giden babaanneyi adım adım takip etti. Çocuk Kıyafet Ve Çöp Yığınları Arasında Bulundu Annesinin de Alman uyruklu olduğu belirtilen Hanife S., 10 Mart'ta polis merkezine gelip, imza attıktan sonra özel ekip tarafından izlendi. Babaannenin etrafını kontrol edip, şüpheli tavırlarla harabe bir eve girdiğini gören ekippler, operasyon düğmesine bastı. Düzenlenen baskında N.S., kıyafet ve çöp yığınları arasında bitkin halde bulundu. Hiç okula gitmeyen ve 7 yıl boyunca evden dışarı çıkmasına izin verilmeyen N.S. özel ekip tarafından kurtarılırken; o anlar kameraya yansıdı. Babaanne İle Kuzeni Tutuklandı N.S., sağlık kontrollerinin ardından Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne teslim edilip koruma altına alındı. Gözaltına alınan Hanife S. ile halasının oğlu Recai M. ise emniyetteki işlemlerinin ardından 'Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçundan tutuklandı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Deepfake ve yapay zeka içerikleri ceza hukuku kapsamında suç oluşturabiliyor Haber

Deepfake ve yapay zeka içerikleri ceza hukuku kapsamında suç oluşturabiliyor

Avukat Sergen, yapay zeka ve deepfake kullanımının başlı başına suç olmadığını ancak bu teknolojilerle işlenen fiillerin Türk Ceza Kanunu kapsamında ciddi yaptırımlar doğurabileceğini söyledi. “Türk Ceza Kanunu’nda ‘deepfake’ kelimesi yer almaz ancak deepfake kullanılarak işlenen fiiller açıkça suçtur” diyen Sergen, ceza hukukunda değerlendirmenin kullanılan araçtan değil, ihlal edilen hukuki değerden yapıldığını vurguladı. Sergen, “Bir kişinin onuru, özel hayatı, kişisel verileri ya da malvarlığı hedef alınıyorsa, deepfake doğrudan ceza hukukunun konusuna girer” ifadelerini kullandı. Deepfake içeriklerin birçok suçun işlenme aracı haline geldiğini belirten Sergen, hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımı, şantaj, iftira ve dolandırıcılık suçlarının bu kapsamda değerlendirildiğini kaydetti. “Kanunda deepfake yazmıyor diye suç oluşmaz düşüncesi hukuken geçerli değildir” diyen Sergen, bu suçların büyük bölümünün serbest hareketli suçlar olduğunu ve yapay zeka kullanılarak da işlenebileceğini ifade etti. Deepfake yoluyla üretilen sahte görüntü, ses ve videoların özellikle sosyal medyada paylaşılması halinde cezaların ağırlaştığını vurgulayan Sergen, “Bir kişinin söylemediği sözleri söylemiş gibi gösteren ya da özel hayatına ilişkin içerikler üreten deepfake videolar, alenen işlendiğinde ceza artırılır” dedi. Kişisel veriler açısından da önemli riskler bulunduğunu belirten Sergen, “Bir kişinin yüzü, sesi ve biyometrik özellikleri kişisel veridir. Bu verilerin rıza olmadan yapay zeka ile işlenmesi, kaydedilmesi veya paylaşılması açıkça suçtur” şeklinde konuştu. Deepfake içeriklerin şantaj ve dolandırıcılık suçlarında da sıklıkla kullanıldığını ifade eden Sergen, “Görüntünün gerçek olup olmaması önemli değildir. Tehdit aracı olarak kullanılması suçun oluşması için yeterlidir” açıklamasını yaptı. Avukat Mehmet Mert Sergen, özellikle siyasi liderler veya iş insanları adına oluşturulan sahte videolarla yatırım tavsiyesi verilmesinin nitelikli dolandırıcılık kapsamına girdiğini vurguladı. Cinsel içerikli deepfake üretimlerine de dikkat çeken Sergen, “Bir kişinin rızası olmadan cinsel içerikli görüntü veya seslerin üretilmesi cinsel dokunulmazlığa karşı suçtur. Çocuklara yönelik deepfake içerikler ise en ağır cezalara tabidir” ifadelerini kullandı. Sergen, bu tür içeriklerin, Türk Ceza Kanunu’nun müstehcenlik suçunu düzenleyen 226’ncı maddesi kapsamında değerlendirildiğini hatırlattı. Sosyal medyada yayılan deepfake içeriklerde sorumluluğun zincirleme olduğunu belirten Sergen, “İçeriği üreten faildir. Bilerek yayan kişi suça iştirak eder. Platformlar ise hukuka aykırı içeriği bildikleri hâlde kaldırmazsa sorumluluk doğabilir” dedi. Mağdurların hem ceza hem de tazminat yoluna başvurabileceğini söyleyen Sergen, “Savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir, içeriğin kaldırılması için sulh ceza hâkimliklerine başvurulabilir. Maddi ve manevi tazminat da talep edilebilir. En kritik nokta ise zaman kaybetmemektir” uyarısında bulundu. Son olarak birey ve kurumlara çağrıda bulunan Sergen, “Yapay zeka çağında ‘herkes yapıyor’ düşüncesi en büyük hatadır. Paylaşmadan önce ‘Bu içerik gerçek mi ve bu kişi buna rıza göstermiş mi?’ sorusu mutlaka sorulmalıdır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.