Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su Kaynakları

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Su Kaynakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Kaynakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de Sıcak Hava Dalgaları Son 75 Yılın Zirvesine Ulaştı Haber

Türkiye'de Sıcak Hava Dalgaları Son 75 Yılın Zirvesine Ulaştı

Türkiye'de iklim değişikliğinin etkileri her geçen yıl daha belirgin hale gelirken, yeni bir bilimsel çalışma aşırı sıcaklarla ilgili dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü tarafından gerçekleştirilen araştırmada, Türkiye'deki sıcak hava dalgalarının geçmişten günümüze değişimi incelendi. Prof. Dr. Barış Önol ve meteoroloji mühendisi Tolga Karakaya tarafından hazırlanan çalışma, Avrupa Yerbilimleri Birliği (EGU) Konferansı'nda bilim dünyasıyla paylaşıldı. Araştırmada, 1950-2025 yılları arasındaki döneme ait günlük maksimum sıcaklık verileri kullanılarak "Sıcak Hava Dalgası Büyüklük İndeksi (HWMId)" yöntemiyle analiz yapıldı. Türkiye'de yaz sıcaklıkları 2000'lerden sonra hızla arttı Araştırma sonuçları, Türkiye'de özellikle son 25 yılda yaz sıcaklıklarında belirgin bir yükseliş yaşandığını gösterdi. Çalışmaya göre 1970-1990 döneminde Türkiye genelinde yaz mevsimi ortalama sıcaklıkları 22-23 derece seviyelerinde bulunurken, 2000'li yıllardan itibaren bu değerlerde ciddi artış görüldü. Isınma eğiliminin hızlanmasıyla birlikte yaz ortalama sıcaklıklarının 24-25 derece seviyelerine yükseldiği belirtildi. 2024 yılı ise dikkat çekici bir rekorla öne çıktı. Araştırma verilerine göre 2024 yazında Türkiye genelindeki ortalama sıcaklık 26,1 dereceye ulaşarak ölçüm dönemlerinin en yüksek seviyesine çıktı. Sıcak hava dalgalarının şiddeti üç kat arttı İTÜ araştırması, yalnızca ortalama sıcaklıkların değil, aşırı sıcak olaylarının gücünün de arttığını ortaya koydu. Bilim insanları, 1980-2009 dönemini referans alarak yaptıkları değerlendirmede, 2010 sonrası yıllarda sıcak hava dalgalarının yıllık toplam şiddetinin yaklaşık üç kat yükseldiğini belirledi. Bu artışın, Türkiye'deki iklim koşullarında önemli bir değişime işaret ettiği vurgulandı. Araştırmacılar, sıcak hava dalgalarının artık daha uzun süre etkili olduğunu, daha yüksek sıcaklık değerlerine ulaştığını ve geçmiş dönemlere göre daha güçlü hissedildiğini ifade etti. 2023 ve 2025 en kritik yıllar oldu Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise 2023 ve 2025 yazlarına ilişkin veriler oldu. Çalışmaya göre 2023 yazında yaşanan sıcak hava dalgalarının büyüklüğü, referans döneme göre yedi katın üzerinde gerçekleşti. 2025 yılında ise bu oran yaklaşık 11 kata kadar çıktı. Bu veriler, 2023 ve 2025 yazlarını son 75 yılın en şiddetli sıcak hava dalgalarının yaşandığı dönemler haline getirdi. Araştırmacılar, en sıcak yaz mevsimlerinin her zaman en güçlü sıcak hava dalgalarıyla aynı döneme denk gelmediğine dikkat çekti. Sıcak hava dalgalarının oluşumunda; Atmosferik blokajlar, Sıcak hava taşınımları, Deniz yüzeyi sıcaklıkları, Kuraklık koşulları, Toprak nemindeki değişimler gibi birçok faktörün birlikte etkili olduğu belirtildi. Türkiye'yi daha uzun sıcak dönemler bekliyor Araştırmada, gelecekte sıcak hava dalgalarının daha uzun süreli ve daha sık görülebileceği uyarısı yapıldı. Bilim insanlarının iklim projeksiyonlarına göre, 1976-2005 döneminde Türkiye'nin önemli kentlerinde yılda ortalama 3 ila 5 gün arasında görülen sıcak hava dalgalarının, önümüzdeki yıllarda ciddi şekilde artması bekleniyor. Kötümser iklim senaryosuna göre 2021-2050 döneminde sıcak hava dalgası görülen gün sayısının; İstanbul'da yaklaşık 16 gün, Ankara'da yaklaşık 16 gün, Konya'da yaklaşık 16 gün, Antalya'da yaklaşık 18 gün, İzmir'de yaklaşık 23 gün seviyelerine çıkabileceği tahmin ediliyor. 2050 sonrası sıcak hava dalgaları iki aya yaklaşabilir Araştırmanın daha ileri dönem projeksiyonları ise sıcaklık artışının devam etmesi halinde riskin daha da büyüyeceğini ortaya koydu. 2051-2080 döneminde sıcak hava dalgası yaşanan gün sayısının; İstanbul ve Ankara'da yaklaşık 38 gün, Antalya ve Konya'da yaklaşık 40 gün, İzmir'de yaklaşık 53 gün seviyelerine ulaşabileceği öngörülüyor. Bu tablo, özellikle büyük şehirlerde sağlık, enerji tüketimi, tarım ve su kaynakları açısından yeni risklerin oluşabileceğine işaret ediyor. Uzmanlardan iklim uyumu çağrısı Araştırmacılar, artan sıcak hava dalgalarının yalnızca meteorolojik bir olay olmadığını, aynı zamanda toplum sağlığı ve şehir planlaması açısından da önemli sonuçlar doğurduğunu belirtti. Aşırı sıcakların daha doğru tahmin edilmesi, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve şehirlerin iklim değişikliğine uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulandı. Bilim insanları, Türkiye'nin özellikle sıcak hava dalgalarına karşı hazırlık kapasitesini artırması gerektiğini ifade ederken, iklim değişikliğinin etkilerinin önümüzdeki yıllarda daha belirgin hissedileceği uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Hava, su ve toprak kirliliği ürkütücü boyutta Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Hava, su ve toprak kirliliği ürkütücü boyutta

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul AKM’de düzenlenen Cemre Vakfı Tanıtım Programı’na katılarak bir konuşma yaptı. İkinci günü idrak edilen Ramazanın katılımcılarla birlikte millete, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Allah'tan niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerin şahsında burada bulunamayan ancak bir yaşatma ve yeşertme gönüllüsü olarak, bir cemre olarak bu çatıyı yücelten ve yükselten genç kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Biliyorum ki sizler çevre duyarlılığı olan milyonları temsilen buradasınız. Biliyorum ki sizler söz konusu çevre olunca, afetle mücadele olunca, 'Kim var?' denildiğinde, sağına soluna bakmadan 'Ben varım' diyen milyonlarca neferi temsil ediyorsunuz. Dolayısıyla gözlerinin ışıltısı, yüreğimi ısıtan, geleceğe dair umutlarımı büyüten siz genç arkadaşlarımla birlikte Türkiye'nin sorumluluk sahibi tüm gençlerini burada saygıyla selamlıyorum" diye konuştu. "SİZİNLE BİRLİKTE YÜRÜMEK BENİM İÇİN AYRI GURURDUR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlamlı program vesilesiyle bugün Türkiye'nin 81 iline, yarın dünyanın dört bir yanına düşeceğine inandığı cemrelerle beraber olmaktan büyük bahtiyarlık duyduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Sizin şu heyecanınızı paylaşmak, sizinle beraber olmak, sizinle aynı ufka bakmak, birlikte yürümek benim için ayrı gururdur, mutlulukların en büyüğüdür. 2021 yılında bir sivil toplum hareketi olarak başlayan ve geçtiğimiz sene kurumsal bir yapıya dönüşen Cemre Vakfına, mütevellisine, mensuplarına teşekkürlerimi iletiyor, bu güzel buluşmaya vesile olan vakfımızın fahri başkanı Samsun Milletvekilimiz Çiğdem Karaaslan'ı tebrik ediyorum. Rabb'im halis niyetinizi, çabalarınızı ve adımlarınızı bereketli kılsın. Son derece güncel, hayati önemde ve geleceğimizi doğrudan ilgilendiren bir mücadeleye gönül veriyor, omuz veriyorsunuz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir şeyi tüm samimiyetiyle ifade etmek istediğini aktararak, genç kardeşlerine bakınca sadece Türkiye'yi yeşertme ve yaşatma azmini değil, aynı zamanda kurdun, kuşun, dağın, taşın, havanın, suyun hakkını gözeten bir medeniyetin mirasçılarını gördüğünü dile getirdi. Gençlere bakınca tabiatla aynı dili konuşan bir hassasiyeti, özü, hakka ve hakikate giden bir inceliği gördüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sizlere bakınca 'Benim sadık yârim kara topraktır' diyerek kültürümüzün varlıkla bağını sanata dönüştüren Aşık Veysel'deki idrak derinliğini görüyorum. Sizlere bakınca sadece doğal afetlerde Hızır gibi yetişen gönül elçilerini değil, aynı zamanda kendini dünyanın geleceğinden mesul hisseden, darda kalana yetişmeyi hayat tarzı hâline getiren yüksek sorumluluk bilinci görüyorum. Sizlere bakınca hiçbir inkırazın, yabancılaşmanın, kültürel erozyonların milletimizin kalbinden ve gönlünden silemediği uyanış ve diriliş mayasını, bunu hayata geçirme iradesini görüyoruz. Sizlere bakınca bizi millet yapan değerlerin tecellisini görüyorum. Her birinize coşkunuz, çevre hassasiyetiniz, afetler konusundaki farkındalığınız için teşekkür ediyorum." "İKLİM VE ÇEVRE KRİZİNİ GÖRMEZDEN GELMEK MÜMKÜN DEĞİL, DOĞRU DA DEĞİL" Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini vatanı, ülkesi, milleti ve tüm insanlık için cemre olmaya adayan katılımcıları ve Cemre Vakfını tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün tüm dünya, çevre ve iklim meselesinde ciddi sınamaların eşiğinde bulunuyor. Sanayi atıkları, spreyler, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler, çöpler, kimyasal atıklar çevremizi çok hızlı biçimde kirletiyor" diye konuştu. Hava, su ve toprağın, artık iyice ürkütücü boyutlara ulaşan bu hızlı kirlenmeden payını aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "40-50 yıl önce insanlığın hiçbir surette gündeminde olmayan yeni sorunlar ortaya çıkarken, örneğin mikro plastikler, deniz canlıları için en büyük tehditlerden biri hâline geliyor. Sorumsuzca tabiata atılan bir plastik şişe, yaklaşık 4 asır boyunca çevreyi kirletmeye devam ediyor. Çevre kirliliği, iklim krizi ve tabiatın bozulan dengesi sebebiyle yaşanan seller, fırtınalar, ani hava olayları insanların yanı sıra tüm canlıları olumsuz etkiliyor. Öyle bir noktadayız ki dünyanın neresinde olursak olalım iklim ve çevre krizini görmezden gelmek mümkün değil, açıkçası doğru da değil. Çevre konusunda çabalarımızı artırmamız, başta gençler olmak üzere daha fazla insanı harekete geçirmemiz gereken bir dönemdeyiz." Gençlerin bir araya gelmesiyle vücut bulan Cemre Vakfının, farkında olmakla sorumluluk almak arasındaki boşluğu gönüllülükle doldurmayı amaçlayan bir çevre hareketi olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cemre, ayağı toprağa basanların, bir ağaç gölgesinde serinleyenlerin, avuçlarıyla gözelerden su içenlerin, yağmurun sesine kulak verenlerin, her bahar tabiatın yeniden uyanışına şahitlik edenlerin buluştuğu, güç birliği yaptığı, harbi ve hasbi bir iyilik hareketidir" ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu hareket çevre duyarlılığını ideolojik çerçeveye hapsedenlerin refleksiyle değil, kendini kâinatla, kâinatı da kendisiyle bir gören ulvi bir duruşun ve duyuşun sivil çatısıdır. Cemre, gücünü ve ilhamını medeniyetimizin kurucu değerlerinden alan, kökü mazide, gözü atide bir bilinç hareketidir. Bunu son derece kıymetli bulduğumu hassaten vurgulamak istiyorum. Çünkü biz gerek kültürel kadrolarımız gerekse medeniyetimiz, özellikle müktesebatımız bu açıdan oldukça zengin bir birikime sahibiz. 'Yarın kıyametin kopacağını bilsen dahi elindeki fidanı dik' buyuran bir Peygamberin ümmetiyiz. Millet olarak savaş zamanlarında bile fethettiği ülkelerde sadece insanların değil, canlı cansız her varlığın hakkına riayet eden, tabiata asla zarar vermeyen, karıncayı dahi incitmeyen bir medeniyetin mensuplarıyız." Tabiatı tahrip etmenin kınandığı, israfın şiddetle yasaklandığı, temizliğin övüldüğü bir kültürden geldiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültürümüzde kurdun, kuşun, dağın, taşın, börtü böceğin, çiçeğin, ağacın, suyun, havanın, toprağın, velhasıl tabiattaki her varlığın hakkı vardır. Bu hakkı gözetmek bize emredilmiştir. Sadece bizde değil dünyanın farklı yerlerinde ilhamını fıtrattan alan tüm kadim kültürlerde tabiat tasavvurunun birbiriyle örtüştüğünü görürsünüz" şeklinde konuştu. "GENÇLERİMİZİ 'BİR CEMRE DE SEN OL' DİYEREK CEMRE VAKFIMIZA ÜYE OLMAYA DAVET EDİYORUM" Amerikan yerlilerine atfedilen "Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde ve son balık öldüğünde, o zaman beyaz adam paranın yenmediğini anlayacak" sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz de bugün diyoruz ki su kaynakları kirletildiğinde, canlılar nefes alamaz hâle geldiğinde, ozon tabakası delik deşik olduğunda, dünyanın florası ve faunası zehirlenerek can çekiştiğinde, yeryüzü insan için artık yaşanmaz olduğunda, agresif büyümenin, tüketim çılgınlığının, sömürüye dayalı konforun, zenginliğin ve insanı büyüleyen teknolojik ilerlemenin hiçbir işe yaramadığını herkes idrak edecek" değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Bunun için çevre bilinci, aynı zamanda bir vatan bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir var olma bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir gelecek inşa etme bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda kendimizin, insan olduğumuzun farkına varma bilincidir. Çevre bilinci, kâinattaki dengeyi idrak etme bilincidir. Cemre Vakfı ve Cemre gönüllülerimizin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da işte bu bilinçle hareket edeceklerine, yaptıkları çalışmalara işte bu pencereden bakacaklarına yürekten inanıyorum. Çevreye duyarlı ve gönüllülük bilinci yüksek tüm gençlerimizi 'Bir cemre de sen ol' diyerek Cemre Vakfımıza üye olmaya davet ediyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allah'ın eseri ve emaneti olarak gördükleri tabiatı korumak, gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha güzel, daha temiz bir Türkiye bırakmak için yoğun gayret gösterdiklerini kaydetti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden beri çevre konusunda çok önemli çalışmalar içinde olduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlayın, şu kavram fakire aittir. Çöp, çukur, çamur. Bunu biz hâllettik. Kökü kokudan ötürü toprakla doldurulması tartışılan Haliç'i, tekrar Boğaz'ın incisi hâline getirdik. Vahşi depolamadan dolayı çöp dağlarının patladığı İstanbul'u, ülkemizin en temiz şehirlerinden biri hâline getirdik. İstanbul'daki tecrübemizi daha sonra Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak tüm Türkiye'ye teşmil ettik" diye konuştu. "RÜZGÂR VE GÜNEŞ ENERJİSİNİ YAYGINLAŞTIRARAK YENİLENEBİLİR ENERJİNİN GÜÇ İÇERİSİNDEKİ PAYINI YÜZDE 62'YE ÇIKARDIK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 5 ilde kullanılan doğal gazı 81 vilayete yayarak, şehirlerin hava kirliliği sorununu önemli ölçüde çözdüklerini belirterek, "Rüzgâr ve güneş enerjisini yaygınlaştırarak yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içerisindeki payını yüzde 62'ye çıkardık. Neredeyse bir asırdır ihmal edilen nükleer enerjiye yönelik yatırımlarımızı hızlandırdık. Ağaçlandırma noktasında ise adeta bir devrim yaptık. Son 23 yılda 7,5 milyarın üzerinde fidanı toprakla buluşturduk. Dünyada en fazla ağaçlandırma yapan, Avrupa'da orman varlığını en çok artıran ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. 81 ilimize 82 milyon metrekareyi aşan millet bahçesi kazandırma hedefimizi adım adım gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Şimdiye kadar toplam 38 milyon 700 bin metrekare büyüklüğünde 314 millet bahçesini tamamladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kalanların inşasının da hızla devam ettiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Yerli otomobil markamız Togg'u elektrikli olarak üretirken yine çevre hassasiyetimizi ortaya koyduk. Çevre projelerinde asla bir siyasi ayrımcılık içinde değiliz. Çevreyi koruyan, tabiatı güzelleştiren, bizim bu alandaki çabalarımıza katkı veren her adımı, her fikri samimiyetle destekliyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın kapıları herkese açıktır. Aynı şekilde bizim kapımız, ülkesine, milletine ve şehrine hizmet etmek isteyenlere sonuna kadar açıktır. Çevreyi korumanın partisi olmaz, afetlere karşı hazırlığın ideolojisi olmaz. Biz iş yapana, hizmet üretene, insanımıza faydası olana her zaman sahip çıkarız, destek veririz, önünü açarız." "SIFIR ATIK PROJESİ BUGÜN GELİNEN NOKTADA KÜRESEL BİR ÇEVRE HAREKETİNE DÖNÜŞTÜ" Türkiye'nin çevre konusunda, küresel düzeyde oluşturulan örgütlerin içinde yer alma, anlaşmalara taraf olma konusunda gelişmiş ülkelerin önünde olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Paris İklim Anlaşması'nı 2021 yılında Meclisimizde biz onayladık. Ardından yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleyi amaçlayan İklim Kanunu'nu kabul ettik. Nihai hedefimiz olan 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için gerekli tüm adımları atmayı sürdürüyoruz. Eşim Emine Erdoğan'ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi bugün gelinen noktada küresel bir çevre hareketine dönüştü" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre projelerinin çatısını sıfır atık anlayışının oluşturduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Bu hareket bize şunu öğretiyor. Bir pet şişeyi geri dönüştürdüğümüzde sadece bir atığı bertaraf etmiyoruz, aynı zamanda bir canlının hayatını, bir sahilin güzelliğini, bir çocuğun umudunu da kurtarıyoruz. Bir ağacı kurtardığımızda yalnızca bir fidan yeşertmiyoruz, daha önemlisi bir neslin nefesini de güvence altına alıyoruz. Şimdi tüm bu çabaları, projeleri ve hizmetleri bir üst aşamaya taşımaya hazırlanıyoruz. Biliyorsunuz oldukça çetin geçen diplomatik müzakereler neticesinde COP31'in ev sahipliğini üstlendik. Bu sene Antalya'da 200'e yakın ülkeyi ağırlayacak, inşallah artık 'Söz değil, eylem zamanı' diyeceğiz. Çevreye, afetlere ve topluma dair ilk ısıyı büyütme gayretiyle kurulan Cemre Vakfımızın bizlere bu mücadelemizde destek olacağına, omuz ve katkı vereceğine yürekten inanıyorum. İnşallah biz de Cemre Vakfı gibi samimi, sorumlu, vizyoner ve gayretli sivil toplum kuruluşlarımıza gereken her türlü desteği vereceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Lafa gelince çevreci kesilen ama Milas'ta zeytin ağacı kıyımı yapanların yönettikleri şehirleri çöpe, çamura ve çukura mahkum edenlerin, kışın ortasında milletimize haftalarca susuzluk çektiren istismarcıların, kimi zaman beceriksizlikleri, kimi zaman aşırı rant hırsları sebebiyle cennet vatanımızı yaşanmaz hâle getirmelerine fırsat vermeyeceğiz" dedi. Yılın ilk cemresinin havaya düştüğü bu günlerde Türkiye'nin 'cemre'leriyle bir araya gelmekten duyduğu bahtiyarlığı ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkesin Ramazan-ı Şerif'ini de tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'imden hepimizi sağlık ve afiyet içinde bayrama da kavuşturmasını niyaz ediyorum. Cemre Vakfının faaliyetlerinin hayırlara vesile olmasını, çevre ve afetlere hazırlık konusunda başarılı çalışmalara imza atmasını temenni ediyorum" diye konuştu.

Çankırı’da, yeraltı suyu aramak için 13 noktada sondaj çalışması başladı. Haber

Çankırı’da, yeraltı suyu aramak için 13 noktada sondaj çalışması başladı.

Kentin ana içme suyu kaynağı olan Güldürcek Barajı’nın doluluk oranı yüzde 10 seviyelerine kadar gerilerken, uzun süredir su kaynakları ile ilgili alternatif çözümleri masaya yatıran Çankırı Belediyesi, yer altı su kaynaklarını devreye sokmak için kent genelinde 13 farklı noktada sondaj çalışmalarına başladı. Çalışmaları yerinde inceleyen Çankırı Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen, ilk sondajın Aksu Mahallesi Yeniceköy mevkiinde vurulduğunu açıkladı. Başkan Esen, geçmiş yıllarda kullanılan ancak zamanla atıl kalan yer altı su kaynaklarının yeniden aktif hale getirileceğini belirterek, kente ilave su kaynağı kazandırmak için yoğun bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. SU TASARRUFU İÇİN TOPLUM SEFERBERLİĞİ Alternatif su kaynakları çalışmaları iki etap halinde planlandı. Birinci etapta, su tasarrufu bilincini artırmaya yönelik kapsamlı bir farkındalık süreci başlatılacak. Okullardan başlayacak bilgilendirme çalışmaları; kamu kurumları, sivil kuruluşlar ve aileleri kapsayacak şekilde yaygınlaştırılacak. YER ALTI SUYU ARANACAK İkinci etapta ise sondaj çalışmaları hız kazanacak. Aksu Mahallesi Yeniceköy, Kirazlıdere ve Kesonkuyu mevkileri ile Ayan Köyü Deliklikaya Mahallesi ve Korgun kuyuları başta olmak üzere mevcut olanlar ve yeni açılacak kuyularda yer altı su kaynakları araştırılacak. SU TÜKETİMİNDE BİLİNÇLİ KULLANIM ÇAĞRISI Hem mevcut su kaynaklarını korumak hem de yeni su rezervlerini devreye sokmak için çalışmalarını aralıksız sürdüren Çankırı Belediyesi, vatandaşlara da su tasarrufu konusunda duyarlı olunması çağrısında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.