Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Güvenlik

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Sosyal Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı: Vatandaş borç batağında, yandaşlar fon soygununda Haber

CHP Grup Başkanvekili Serkan Sarı: Vatandaş borç batağında, yandaşlar fon soygununda

CHP Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda yaptığı konuşmada ülke gündemindeki ekonomik ve toplumsal sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İstanbul’da yaşanan sel felaketi, üniversite öğrencilerinin protestoları, vatandaşların borç yükü, fon piyasasına ilişkin iddialar, çiftçilerin üretim maliyetleri ve engelli vatandaşların emeklilik hakları konuşmanın öne çıkan başlıkları oldu. “14 YAŞINDAKİ BİR EVLADIMIZ HAYATINI KAYBETTİ” Konuşmasına İstanbul’daki sel felaketinden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek başlayan Sarı, Fatih’te elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 14 yaşındaki çocuğa dikkat çekti. Bölgede metrekareye 255 kilogramı aşan yağış düştüğünü ve bunun son 84 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Sarı, yaşanan olayın altyapı ve afet yönetimi açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sarı, çocuğun ayakkabılarının ıslanmaması için onları eline alarak yürüdüğünü belirterek yaşanan trajedinin toplumsal ve ekonomik koşulları da gözler önüne serdiğini ifade etti. ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BARINMA VE YEMEK TEPKİSİ Boğaziçi Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesindeki öğrenci protestolarını da gündeme getiren Sarı, yemek ve yurt ücretlerindeki artışlara tepki gösterdi. Boğaziçi Üniversitesinde yemek ücretlerine yüzde 70, ODTÜ’de yurt ücretlerine yüzde 30 zam yapıldığını belirten Sarı, öğrencilerin eğitimlerine odaklanmak yerine temel ihtiyaçları için mücadele etmek zorunda kaldığını savundu. Zam kararlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Sarı, protestolara katılan öğrencilerle dayanışma içinde olduklarını dile getirdi. “MAAŞLAR YATIYOR, BORÇLARA GİDİYOR” Ekonomik sorunlara ilişkin değerlendirmelerinde vatandaşların maaşlarının temel ihtiyaçlar ve borç ödemeleri karşısında yetersiz kaldığını ifade eden Sarı, kredi kartı ve kredi borçlarındaki artışa dikkat çekti. Sarı, bireysel kredi kartlarında 199 milyar lira, ihtiyaç kredilerinde 85 milyar lira, konut kredilerinde 5 milyar lira ve ticari kredilerde 535 milyar liralık tutarın takibe düştüğünü öne sürdü. Takipteki borç yükünün yaklaşık 1 trilyon liraya yaklaştığını savunan Sarı, vatandaşların giderek ağırlaşan bir borç yüküyle karşı karşıya olduğunu belirtti. FON PİYASASINDAKİ İDDİALARI MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIDI Konuşmasında fon piyasasındaki usulsüzlük ve manipülasyon iddialarına da değinen Sarı, finansal piyasaların denetimine ilişkin eleştirilerde bulundu. Sarı, “Vatandaş borç batağında, yandaşlar fon soygununda. AKP’nin başarı diye sunduğu Türkiye Yüzyılı ekonomisi işte tam da budur” diyerek iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Küçük yatırımcıların korunması ve finansal piyasalardaki iddiaların araştırılması gerektiğini belirten Sarı, denetim mekanizmalarının etkinliğini sorguladı. Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla tarım sektöründeki kadınların sorunlarını da gündeme getiren Sarı, Türkiye’de yaklaşık 957 bin kadın çiftçinin bulunduğunu, bunlardan yalnızca 105 bininin sosyal güvencesi olduğunu ileri sürdü. Çiftçilerin yaş ortalamasının 59’a ulaştığını ve genç çiftçilerin oranının yüzde 5 seviyesinde kaldığını belirten Sarı, kadın ve genç çiftçilerin sosyal güvenlik primlerinin devlet tarafından karşılanması çağrısında bulundu. Balıkesirli üreticilerin sorunlarını da anlatan Sarı, zeytin ve çeltik üretiminde maliyetlerin satış fiyatlarının üzerine çıktığını savundu. Zeytinin kilogram maliyetinin 75 liraya ulaştığını, buna karşılık satış fiyatının 25 liraya kadar gerilediğini belirten Sarı, üreticilerin toplama maliyetlerini dahi karşılamakta zorlandığını söyledi. Çeltik üretiminde kilogram maliyetinin 45-47 lira arasında olduğunu, satış fiyatının ise 32 lirada kaldığını ifade eden Sarı, tarımdaki istihdam kaybına da dikkat çekti. Sarı, son 25 yılda tarımda çalışanların sayısının yaklaşık 7,8 milyondan 4,6 milyona gerilediğini belirterek mevcut tarım politikalarını eleştirdi. Engelli vatandaşların sosyal güvenlik ve emeklilik süreçlerinde yaşadığı sorunlara da değinen Sarı, 7538 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemelerin hak kayıplarına yol açtığını savundu. Vergi indirim belgesi bulunan vatandaşların emeklilik işlemlerinde sorunlarla karşılaştığını, kontrol muayeneleri ve engellilik oranlarındaki değişiklikler nedeniyle bazı aylıkların kesildiğini ileri süren Sarı, engelli vatandaşların emeklilik haklarının korunması gerektiğini söyledi.

Bakan Işıkhan açıkladı: Yeni nesil çalışma modelleri için düğmeye basıldı Haber

Bakan Işıkhan açıkladı: Yeni nesil çalışma modelleri için düğmeye basıldı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, yeni nesil çalışma modellerine ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirterek, işverenlerin değişen ihtiyaçları ile çalışanların hak ve güvencelerinin birlikte korunacağı bir çalışma hayatı hedeflediklerini söyledi. Üçlü Danışma Kurulu'nda yeni çalışma modelleri masada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan başkanlığında, Bakanlığın Reşat Moralı Toplantı Salonu'nda “Çalışma Hayatında Yeni Çalışma Yöntemleri” gündemiyle Üçlü Danışma Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK ve TİSK temsilcileri katıldı. Görüşmelerde, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da da yer alan yeni nesil çalışma modelleri ele alındı. Bakan Işıkhan: İşsizliği daha aşağı çekmek için yeni politikalar devrede Toplantıda konuşan Işıkhan, Türkiye'nin iş gücü piyasasında son dönemde önemli kazanımlar elde edildiğini belirtti. İşsizlik oranının yaklaşık 40 aydır tek haneli seviyelerde seyrettiğini ifade eden Işıkhan, son açıklanan ağustos verisinde işsizlik oranının yüzde 7,8'e gerilediğini söyledi. Genç işsizlik oranının ise yüzde 13 seviyesine düştüğünü belirten Işıkhan, mevcut olumlu tablonun daha ileri taşınması için yeni politika araçlarının devreye alındığını kaydetti. Işıkhan, özellikle çalışma hayatına katılım konusunda güçlük yaşayan kesimlerin iş gücü piyasasına kazandırılmasının öncelikli hedeflerden biri olduğunu vurguladı. “Amacımız daha kapsayıcı bir çalışma hayatı” Merkez Bankası'nın 2025 yılı 3. Enflasyon Raporu'nda iş gücüne katılım konusunda önemli değerlendirmeler bulunduğunu belirten Işıkhan, farklı demografik grupların ihtiyaçlarına göre şekillendirilecek politikaların iş gücüne katılımı artırabileceğini ifade etti. Kadın istihdamına yönelik İş Pozitif ve genç istihdamını destekleyen Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) programlarına değinen Işıkhan, aktif iş gücü hizmetleri kapsamında çalışanlara yönelik politikaların sürdürüleceğini belirtti. Işıkhan, yeni nesil çalışma modellerinin amacının herkese tek tip bir çalışma biçimi dayatmak olmadığını belirterek, farklı çalışan grupları ve işletmelerin değişen ihtiyaçlarına yanıt veren, çalışanların hak ve güvencelerini koruyan daha kapsayıcı bir çalışma hayatı oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Avrupa'daki çalışma modelleri inceleniyor Yeni çalışma modellerine ilişkin hazırlıkların Orta Vadeli Program'daki hedeflerle uyumlu olduğunu belirten Işıkhan, iş-yaşam dengesi ile kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımının artırılmasının öncelikli alanlar arasında bulunduğunu ifade etti. Işıkhan, Türkiye'deki düzenlemeler hazırlanırken uluslararası uygulamaların da dikkate alındığını belirterek özellikle Avrupa ülkelerindeki çalışma modellerinin incelendiğini söyledi. Bakan Işıkhan, Türkiye'nin ihtiyaçları ile uluslararası uygulamalar arasında dengeli bir çerçeve oluşturulması için çalışıldığını kaydetti. Çalışan hakları ve işverenlerin ihtiyaçları birlikte değerlendirilecek İşverenlerin değişen koşullara uyum sağlaması ile çalışanların hak ve güvencelerinin korunmasının birbirine alternatif olmadığını vurgulayan Işıkhan, çalışma hayatının güncel ihtiyaçları doğrultusunda bazı mevzuat düzenlemelerinin daha açık, öngörülebilir ve uygulanabilir hale getirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Işıkhan, güçlü bir iş gücü piyasasının çalışan haklarını koruyan, istihdamı artıran, üretkenliği ve rekabet gücünü destekleyen ve sosyal diyaloğu güçlendiren bir anlayışla oluşturulabileceğini ifade etti. Toplantının farklı görüş ve önerilerin değerlendirilmesine imkan sağladığını belirten Işıkhan, çalışma hayatına ilişkin düzenlemelerin sosyal taraflarla istişare edilerek şekillendirileceğini söyledi.

Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu'ndan CHP'ye ziyaret Haber

Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu'ndan CHP'ye ziyaret

Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu, Genel Başkan ve Ankara Dernek Başkanı öncülüğünde CHP Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Federasyon tarafından yapılan açıklamaya göre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve parti heyetiyle gerçekleştirilen görüşmede, çocuk yaşta çalışma hayatına başlayan stajyer ve çırakların sosyal güvenlik ve emeklilik haklarına ilişkin yaşadığı sorunlar ele alındı. Federasyon, görüşmede yıllardır devam eden mağduriyetleri, hak ihlali iddialarını ve çözüm önerilerini CHP heyetine aktardığını bildirdi. “KABAHAT SİZDE DEĞİL, SİYASET KURUMUNDA” Federasyonun açıklamasına göre Kılıçdaroğlu, görüşmede sorunun uzun yıllardır çözülememesine dikkat çekerek, mağduriyetin nedeninin mağdurlar olmadığını, siyaset kurumunun konuya yeterince önem vermemesi olduğunu savundu. Kılıçdaroğlu’nun, “40 yıldır çözülemiyorsa kabahat sizde değil, siyaset kurumundadır” ifadelerini kullandığı aktarıldı. Kılıçdaroğlu ayrıca, Türkiye’nin sosyal hukuk devleti olduğuna işaret ederek, herkesin hakkının teslim edilmesi gerektiğini belirtti. CHP’DEN KANUN TEKLİFİ VE MECLİS ARAŞTIRMASI HAZIRLIĞI Federasyonun açıklamasında, görüşmede sorunun çözümü için izlenecek yol haritasının da ele alındığı belirtildi. Buna göre öncelikle staj ve çıraklık sigortası mağduriyetinin giderilmesine yönelik bir kanun taslağı hazırlanacak. Taslağın federasyon başkanlarıyla birlikte değerlendirilmesinin ardından, mağdurların beklentilerini karşılaması halinde CHP tarafından TBMM’ye kanun teklifi olarak sunulması planlanıyor. Bunun yanı sıra, staj ve çıraklık sürecinde yaşanan sorunlar, iş kazaları ve bugüne kadar yürütülen hak arama mücadelesinin de ele alınacağı bir Meclis Araştırma Önergesi hazırlanacağı ifade edildi. Federasyon, önergenin reddedilmesi halinde dahi mücadelenin Meclis kürsüsünde, mitinglerde ve kamuoyunda sürdürüleceğinin kendilerine aktarıldığını belirtti. Kılıçdaroğlu’nun görüşmede, “Size Kılıçdaroğlu sözü; arkasını bırakmayacağız ve bunu mutlaka çıkıncaya kadar mücadelemizi yapacağız” dediği kaydedildi. “MESLEK ALTIN BİLEZİKTİR, EMEĞİN KARŞILIĞI VERİLMELİ” Federasyonun aktardığına göre Kılıçdaroğlu, gençlerin çocuk yaşta mesleki eğitim ve çalışma hayatına dahil olmasının önemine de değindi. Meslek sahibi olmanın ülkeye değer katan bir süreç olduğunu belirten Kılıçdaroğlu’nun, stajyer ve çırakların emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurguladığı ifade edildi. Federasyon ise stajyer ve çırakların fiilen çalışma hayatına başladığını, ancak buna rağmen emeklilik ve sosyal güvenlik hakları bakımından mağdur olduklarını savundu. Açıklamada, “Bu mücadele bir lütuf değil, anayasal bir haktır” denilerek, çözüm yasal güvence altına alınana kadar mücadelenin sürdürüleceği belirtildi.

Japonya’da yabancılar için kalıcı oturum şartları sıkılaştı: Harç 20 kat arttı Haber

Japonya’da yabancılar için kalıcı oturum şartları sıkılaştı: Harç 20 kat arttı

Japonya’da yabancıların daimi oturum izni almasına ilişkin değerlendirme kriterleri sıkılaştırıldı. Yeni düzenlemeyle başvuru sahiplerinin gelir düzeyi, emeklilik hakları ve Japonca bilgisi daha ayrıntılı biçimde değerlendirilecek. Daimi oturum başvuru harcı ise 1 Ekim itibarıyla 10 bin yenden 200 bin yene çıkarıldı. Daimi oturum için yeni değerlendirme kriterleri Japonya Göç Hizmetleri Ajansı’nın 1 Ekim 2026 tarihli yeni kılavuzuyla, yabancıların daimi oturum başvurularında dikkate alınacak kriterler daha ayrıntılı hale getirildi. Yeni uygulamada başvuru sahibinin, bulunduğu hane büyüklüğüne göre Japon hanelerinin ortalama gelir seviyesinin üzerinde ve istikrarlı bir gelire sahip olup olmadığı değerlendirilecek. Japon makamları ayrıca başvuru sahibinin gelecekteki emeklilik gelirini ve ülkedeki sosyal güvenlik katkılarını da dikkate alacak. Emeklilik değerlendirmesinde, başvuru sahibinin gelecekte alabileceği emekli aylığının, Japonya'da ortalama gelir seviyesinin üzerinde 30 yıl çalışarak ve bu süre boyunca çalışan emeklilik sistemine katkı sağlayan bir kişinin elde edebileceği seviyeye denk olup olmadığı göz önünde bulundurulacak. Japonca bilgisi de değerlendirilecek Yeni kılavuzda Japonca yeterliliği de daimi oturum değerlendirmesine dahil edildi. Buna göre başvuru sahibinin günlük ve sosyal yaşamını Japonya’da sürdürebilmesine imkan verecek düzeyde Japonca bilgisine sahip olup olmadığı değerlendirilecek. Kılavuzda bu seviye, Japonca eğitim referans çerçevesinde B1 düzeyi veya üzeri olarak tanımlanıyor. Ancak belirli nitelikli yabancı çalışanlar, onların aile üyeleri ve Japonya’da belirli süre eğitim görmüş kişiler gibi bazı gruplar için istisnalar bulunuyor. Ayrıca başvuru sahibinin Japonya’daki sistem ve kuralları anlama düzeyi de değerlendirme kapsamında bulunuyor. Daimi oturum harcı 200 bin yene çıktı Düzenlemenin dikkat çeken değişikliklerinden biri de başvuru ücretinde yapıldı. Daimi oturum izni başvuru harcı 10 bin yenden 200 bin yene yükseltildi. Artış 1 Ekim 2026 itibarıyla yürürlüğe girdi. 30 Eylül'e kadar kabul edilen başvurular için izin kararı daha sonra verilse dahi eski 10 bin yenlik ücret uygulanacak. Ücret artışı öncesinde Tokyo Bölgesel Göçmenlik Bürosu'nda yoğunluk yaşandı. Başvuru ücretindeki artıştan önce işlemlerini tamamlamak isteyen yabancılar nedeniyle bekleme sürelerinin 7,5 saate kadar çıktığı bildirildi. Japonya’da göç politikası yeniden şekilleniyor Yeni kriterler, Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin yabancı nüfusa yönelik daha sıkı göç ve ikamet politikaları kapsamında gündeme geldi. Takaichi, yabancı nüfusun artmasıyla bazı Japon vatandaşlarında endişe ve adaletsizlik algısının oluştuğunu belirterek, hükümetin yabancılarla “düzenli bir arada yaşam” hedeflediğini açıklamıştı. Öte yandan Japonya’nın hızla yaşlanan nüfusu ve birçok sektördeki iş gücü açığı nedeniyle yeni düzenlemelere yönelik eleştiriler de bulunuyor. İş dünyası ve bazı uzmanlar, yabancı çalışanların ülkede daha uzun süreli yerleşimini teşvik edecek politikaların önemine dikkat çekiyor.

Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA),  Türkiye’de Öz Bakım ve Toplum Sağlığı toplantısını tamamladı Haber

Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA), Türkiye’de Öz Bakım ve Toplum Sağlığı toplantısını tamamladı

Tüketici Sağlığı Ürünleri Derneği (TÜKSA), “Türkiye’de Öz Bakım ve Toplum Sağlığı” başlıklı tanıtım toplantısında; halk sağlığının güçlendirilmesi, sağlık okuryazarlığının artırılması ve öz bakım yaklaşımının yaygınlaştırılması başlıklarını çok paydaşlı bir perspektifle ele aldı. Kamu, sektör, akademi ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda; tüketici sağlığı ürünlerinin toplum sağlığına katkısı ile düzenleyici çerçevenin önemi öne çıkan gündem maddeleri arasında yer aldı. Toplantı, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber ve TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara’nın açılış konuşmalarıyla başladı. BİLİM TEMELLİ VE GÜVEN ODAKLI DÜZENLEYİCİ YAKLAŞIM Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar; “Kurumumuzun temel sorumluluğu, halkımıza sunulan ürünlerin güvenli, kaliteli ve etkili olmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda üretim süreçleri, içerik yapıları ve tesis standartları hem piyasaya arz öncesinde hem de sonrasında bilimsel kriterlerle ve risk esaslı denetim anlayışıyla değerlendirilmektedir. Uluslararası standartlara uyum ve sürekli gözetim mekanizmaları tüketici güvenliğinin temel dayanaklarını oluşturmaktadır. Sağlık alanında güven yalnızca ürün kalitesiyle değil; şeffaflık, bilimsel kanıt ve güçlü denetim kültürüyle inşa edilir. Bununla birlikte ilaç üretim süreçlerinin çevresel etkilerini de göz ardı etmemek gerekir. Sürdürülebilir üretim anlayışı, sağlık sektörünün ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Tüketici sağlığı alanında paydaşların ortak bir çatı altında buluşması, koordinasyon ve iş birliği açısından büyük önem taşımaktadır. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi ise hem bireysel bilinç düzeyini artıracak hem de sağlık sisteminin üzerindeki yükü azaltacaktır. Amacımız; üretici ile tüketici arasında güven temelli, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir sistemin devamlılığını sağlamaktır.” dedi. TÜKETİCİ SAĞLIĞINDA DENGE VE KORUMA VURGUSU Tüketici sağlığı alanındaki düzenleyici çerçeveye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber; “Geldiğimiz çağda reklamın önemi her geçen gün artmakta, tanıtım faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 75’i dijital mecralarda gerçekleştirilmektedir. Bu dönüşüm, özellikle sağlıkla ilişkili ürünlerde yapılan iletişim faaliyetlerinde daha yüksek bir sorumluluk gerektirmektedir. Reklamların doğru, dürüst ve ispat edilebilir olması; tüketiciyi yanıltmaması ve rakip ürünleri kötülememesi temel ilkeler arasında yer almaktadır. Adil rekabet ortamının korunması hem tüketici güveni hem de sürdürülebilir piyasa yapısı açısından kritik önemdedir. Özellikle OTC grubu ürünlerde hangi ifadelerin kullanılabileceği, hangi beyanların mevzuat kapsamında değerlendirilemeyeceği konusu hassas bir alan olup, bu ince çizginin doğru analiz edilmesi gerekmektedir. Sağlıkla ilgili beyan içeren tanıtımlarda mevzuatın belirlediği sınırların gözetilmesi, hem sektörün sağlıklı gelişimi hem de toplum sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı. KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA ÖZ BAKIM DÖNÜŞÜMÜ Küresel sağlık sistemlerindeki değişime dikkat çeken Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, konuşmasında öz bakımın dünya genelinde sağlık politikalarının merkezine yerleştiğini belirterek; “Öz bakım artık yalnızca bireysel bir tercih değil, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre öz bakım; bireylerin ve toplumların sağlığı geliştirme ve yönetme kapasitesini güçlendiren bir yaklaşımdır. Kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artması, birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azaltarak sistemde alan açmaktadır. COVID-19 sonrası dönemde artan sağlık farkındalığı ise bu dönüşüm için önemli bir fırsat sunmaktadır. Öz bakımın doğru politikalarla desteklenmesi, daha dirençli ve sürdürülebilir sağlık sistemlerinin inşasına katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI STRATEJİK ÖNEMİ Demografik dönüşüm ve sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesine ilişkin açıklamalarda bulunan TÜKSA Yönetim Kurulu Başkanı Av. Süleyman Kara; “Türkiye’nin içinden geçtiği demografik değişim süreci, bireylerin sağlık süreçlerinde daha bilinçli ve aktif rol üstlenmesini zorunlu kılmaktadır. Nüfusun yaşlanma eğilimi ve kronik risklerin artışı, öz bakım kültürünün güçlendirilmesini daha da kritik hale getirmektedir. Uluslararası veriler, bu yaklaşımın sistem üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır. 150 ülkeyi kapsayan 2025 tarihli çalışmaya göre öz bakım uygulamaları küresel ölçekte 120 milyar dolarlık tasarruf potansiyeli yaratmakta; 1,8 milyar hekim saatinin serbestleşmesine ve 41 milyar iş günü kazanımına katkı sağlamaktadır. Amerika’da tüketici sağlığına harcanan her 1 doların sağlık sistemi üzerindeki 7 dolarlık yükü azalttığı görülmektedir. Sağlık okuryazarlığının güçlendirilmesi, hem bireylerin bilinçli karar almasını hem de sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayacaktır. TÜKSA olarak bu dönüşümün sorumluluğunu üstlenmeye devam edeceğiz,” ifadelerinde bulundu. TÜKSA Tanıtım Toplantısı kapsamında gerçekleştirilen “Eczanelerle Güçlenen Özbakım Kültürü: Erişilebilirlikten Etkin Danışmanlığa”, “Türkiye’de Tüketici Sağlığında Değer Zinciri”, “Aktif Yaşlanmada Özbakımın Rolü” ve “Sağlık Okuryazarlığının Güçlendirilmesinde Sağlık İletişiminin Rolü” başlıklı panellerde; öz bakım yaklaşımının sağlık sistemindeki yeri çok boyutlu bir çerçevede ele alındı. Eczanelerin danışmanlık rolünden üretim ve düzenleyici yapıya, aktif ve sağlıklı yaşlanma perspektifinden doğru ve bilim temelli sağlık iletişimine kadar uzanan başlıklar; kamu, akademi, sektör ve sivil toplum temsilcilerinin katkılarıyla kapsamlı biçimde değerlendirildi. ÖZ BAKIM VE KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA YENİ DÖNEM Toplantı kapsamında gerçekleştirilen “Tüketici Sağlığı Nedir? – Globalde OTC Mevzuatı”, “Koruyucu Sağlık Modelinde Özbakımın Yeri” ve “Özbakım Eksikliğinin Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerindeki Yükü” başlıklı sunumlarda; öz bakımın hem küresel sağlık politikaları hem de Türkiye’deki sistem üzerindeki etkileri farklı boyutlarıyla ele alındı. Global Self Care Federation Genel Direktörü Greg Perry, öz bakımın dünya genelinde sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından stratejik bir alan haline geldiğini vurgularken, kanıta dayalı reçetesiz ürünlere erişimin artmasının birincil sağlık hizmetleri üzerindeki yükü azalttığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haydar Sur ise koruyucu sağlık yaklaşımının önemine işaret ederek, sağlığın tedavi aşamasına gelmeden korunması gerektiğini belirtti; bireysel yaşam alışkanlıkları, erken müdahale ve doğru zamanlamanın kronik hastalık yükünü azaltmada belirleyici rol oynadığını ifade etti. İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı İsmail Sevinç de öz bakım eksikliğinin sosyal güvenlik sistemi üzerinde artan bir mali yük oluşturduğunu vurgulayarak, koruyucu uygulamaların güçlendirilmesinin hem kamu kaynaklarının etkin kullanımı hem de sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu dile getirdi.

AK Parti ve MHP milletvekillerinin imzasını taşıyan, şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifi Meclis'te Haber

AK Parti ve MHP milletvekillerinin imzasını taşıyan, şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifi Meclis'te

TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre teklifle, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nda değişiklik yapılıyor. Buna göre, kapsama ilişkin sınırlamalar kaldırılarak kategorik bir ayrıma gitmeksizin tüm vazife malullerinden hayatını kaybedenlerin ana ve babalarına bağlanacak toplam aylık tutarının bir aylık asgari ücretin net tutarından az olmaması yasal güvenceye alınıyor. Kanundaki bir diğer düzenlemeyle, bakıma muhtaç gazi ve malullere net asgari ücretin 2 katı olarak yapılan ödeme, net asgari ücretin 2,5 katına çıkarılıyor. Teklifle, vazife malulü erbaş ve erler ile güvenlik korucuları, öğrenciler ve sivillerin aylıklarında artış yapılması amacıyla Terörle Mücadele Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, ilgili Kanun hükümleri kapsamında bağlanacak aylıklar, bitirmiş oldukları okullar neticesinde hak kazandıkları unvanlar üzerinden yürütmüş oldukları kamu görevleri sebebiyle daha yüksek aylık bağlanmasına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla en az 4 yıllık yüksek öğrenim mezunu olanlar sekizinci derecenin birinci kademesindeki, diğerleri ise eğitim durumlarına bakılmaksızın onuncu derecenin birinci kademesinde bulunanların emekli keseneğine esas aylıkları üzerinden hesaplanacak vazife malullüğü aylığı tutarından düşük olamayacak ve bunlar için Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ilgili fıkrasına göre yapılacak yükseltmelerde aynı derece başlangıç olarak esas alınarak artırılacak. Derece yükselmelerinde yüksek öğrenim mezunu gibi işlem yapılacak ve dördüncü dereceye yükselenler için 2 bin 100, üçüncü dereceye yükselenler için 2 bin 200, ikinci dereceye yükselenler için 3 bin, birinci dereceye yükselenler için ise 3 bin 600 ek gösterge rakamı esas alınacak. Bu fikra kapsamındakilere bağlanacak aylığın toplam tutarı, 35 bin 398 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan, hak sahiplerinin aylık tutarı ise bulunacak tutarın hisseleri oranı esas alınarak tespit edilecek tutarından az olamayacak. Hüküm uyarınca ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı Sosyal Güvenlik Kurumunca Hazineden tahsil edilecek. Terörle Mücadele Kanunu'ndaki diğer bir düzenlemeyle, terör eylemleri nedeniyle yaralanmış olmakla birlikte ilgili mevzuatına göre malul sayılmayan ancak Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılan kişilerin gösterge tablosu güncellenerek bağlanan aylık miktarları artırılıyor. Ayrıca 15 Temmuz darbe girişiminde ve ayrıca terörle mücadele kapsamında yaralanıp malul sayılmamakla birlikte derece tespiti yapılanların aylıklarına esas gösterge rakamları yükseltiliyor. Muharip gazilere tanınan ücretsiz seyahat, elektrik ve su kullanımına yönelik ücretlerde de indirim gibi diğer haklar da tanınıyor. Bu düzenlemeler yayımını takip eden ödeme döneminden geçerli olmak üzere yürürlüğe girecek. Ayrıca Terörle Mücadele Kanunu'nda eklenen geçici madde ile terörle mücadele görevlerinin ifası sırasında yaralanan ancak mevcut mevzuata göre malul sayılmayan personele 17 bin 135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanması esası getiriliyor. Olay tarihindeki yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmaması ve mevcut sağlık durumu ile olay tarihindeki yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğunun en az bir adli tıp uzmanının yer aldığı sağlık kurulu raporuyla tespitiyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 17 bin 135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanacak. Yapılan ödemeler faturası karşılığı Hazinece SGK'ye aktarılacak ve bu kişilere aylık hükümleri hariç 1005 sayılı Kanun kapsamındaki gazilere sağlanan diğer sosyal ve özlük haklarından yararlanabilecek. Düzenleme, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olaylar bakımından bir defaya mahsus uygulanacak. Başvuruların kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde olay tarihindeki kurumlara yapılması gerekiyor. İlgililerin sonradan malul olduklarının tespiti halinde ise vazife malullüğü hükümleri uygulanarak bu maddeye göre bağlanan aylıkları kesilecek. Bu düzenlemeler 1 Eylül 2026'dan itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.