Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Siyaset

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Siyaset haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siyaset haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ağıralioğlu: Muhalefet nasıl yapılacak göstereceğiz Haber

Ağıralioğlu: Muhalefet nasıl yapılacak göstereceğiz

Anahtar Partisi Genel Başkanı Ağıralioğlu, Anahtar Parti'nin Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. İftar programında Ağıralioğlu’nun yanı sıra, Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın, Bursa İl Başkanı Fikret Aslan ve partililer yer aldı. Programda konuşan Ağıralioğlu, muhalefet partilerini eleştirerek, “Muhalefet evlere şenlik. Böyle muhalefette olup muhalefeti konuşmayı sevmiyorum ben. Ama muhalefetin böyle olması siyaset kalitemizi bozuyor. Muhalefet doğru yapsa, iktidar doğruya mecbur oluyor. Anahtar Parti, Bursa’da sokak sokak geziyor, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) peşinizden geziyor. Nasılmış siyaset? Siz iftar yapıyorsunuz, iftar yapıyorlar. Esnaf geziyorsunuz, esnaf geziyorlar. Köylere gidiyorsunuz, köylere gidiyorlar. Niye? Kaliteli siyaset, rekabet oluşturan siyaset iktidarı sokağa indirir. Milletin yanına getirir.'' Muhalefetin sorumluluğunun olduğunu belirten Ağıralioğlu, şunları söyledi: “Memlekette bu kadar sorun var da, iktidar hala hata yaparak iktidarda kalıyorsa, muhalefetin, memleketin umutlarına dokunma sorunu var demektir. Muhalefet memleketi yönetme güveni veremiyor demektir. Muhalefet neyi bekleyeceğine milletini inandıramıyor demektir. Anahtar Parti kuruldu, onu da bozacağız. Artık muhalefet şöyle, muhalefet böyle, yok muhalefet onu yapamaz. Artık muhalefetin babası var burada. Muhalefet nasıl yapılacak göstereceğiz. İşleri ne kolay Cumhuriyet’i bekleyecek kadro, çok söyledim söylüyorum alınganlık etmesinler; Cumhuriyet’i beklesin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP). Atatürk’ü devletinin düşmanlarına gülerken gördünüz mü ki siz, bu devletin düşmanlarıyla oturup kalkıyorsunuz . Atatürk’ü siz memleketini bölmek isteyenlerle oturup konuşurken gördünüz mü ki, siz bu bölücülerle oturup konuşuyorsunuz. Cumhuriyet’i bekleyecekseniz Cumhuriyet’in koordinatlarında, vatanın hangi koordinatlarda kurulduğunu en iyi bilen parti olduğunuzu söylüyorsanız, vatanı bekleyeceksiniz. Ay yıldızlı al bayrağı bekleyeceksiniz.” Sadece CHP’yi değil, AK Partiyi ve Milliyetçi Hareket Partisi'ni (MHP) de eleştirdiğini belirten Anahtar Parti Genel Başkanı Ağıralioğlu, şöyle devam etti: “Dindarsanız, kalp kırmayacaksınız. Dindarsanız haram yemeyeceksiniz. Dindarsanız rüşvete müsaade etmeyeceksiniz. Dindarsanız adaletsizlik yapmayacaksınız. Dindarsanız israf etmeyeceksiniz. Dindarsanız sizin gibi düşünmeyenleri de kendi emanetiniz bileceksiniz. Dindarsanız 85 milyonun size emanet olduğunu asla unutmayacaksınız. Milliyetçisiniz. Milliyetçiyseniz sadece nutuk atmayacaksınız. Sadece bağırmayacaksınız. Yitip giden çocuklarınızı, beyin göçüne kaybettiğiniz evlatlarınızdan utanacaksınız. Milliyetçilik öyle milliyetçilik olacak. Irmaklar kirlenecek, dert edeceksiniz. Organize sanayi bölgelerinin arıtılmamış, topraklarımıza enjekte ettiği suları dert edeceksiniz. Milliyetçilik böyle milliyetçilik. Hava kirlenecek dert edeceksiniz. Sokaklar kirlenecek, dert edeceksiniz. Yaylalarınız, meralarınız boşalacak, dert edeceksiniz. Kendi çocuklarınız kumar bahis tezgahlarında yitip gidecek, milliyetçiliğiniz bundan utanacak. Böyle milliyetçilik. Cumhuriyetçiliğe de, milliyetçiliğe de, dindarlığa da mesuliyetlerini hatırlatıyorum. Hürmetsizlik etmek istemiyorum. Ama vazifelerini hatırlatmak istiyorum.” Türkiye’yi yönetmek için hazır olduklarını ifade eden Ağıralioğlu, “Devletin hizmetkarı, milletin hizmetkarı olmayı kendimize şeref bildik. Dolayısıyla biz Türk milletinin şerefli evlatlarıyız. Türk milletinin inancına, diline, dinine, imanına, vatanına, bayrağına, cumhuriyetine, ürettiği alın terinden arttırdığına her kuruşuna nezaret edecek ahlakta, ter temiz bir hareketiz. Anahtar Parti o yüzden Sayın Cumhurbaşkanı’nın gönül rahatlığıyla, hani ‘Bu muhalefete verilir mi?’ diye zaman zaman istihza ediyor ya, onu bu dertten kurtaracak olan bizleriz. Sayın Cumhurbaşkanım bilesin, nöbet yerimize yürüyoruz. Yaptığını yaparsın, kalanı sahipleniyoruz. Çözebildiğini çözersin, çözemediğini çözmeye söz veriyoruz” sözlerini aktardı.

Bahçeli: Gazi Meclis aciz değildir! Depremi siyaset malzemesi yapanları uyarıyoruz Haber

Bahçeli: Gazi Meclis aciz değildir! Depremi siyaset malzemesi yapanları uyarıyoruz

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında muhalefeti sert sözlerle eleştirerek, hizmetleri karalayan ve doğal afetleri siyasete alet eden partilere tepki gösterdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de gerçekleştirilen grup toplantısında muhalefeti sert sözlerle eleştirdi. Bahçeli, özellikle CHP ve diğer muhalefet partilerini hedef alarak, yapılan hizmetleri karalamak ve doğal afetleri siyasi malzeme yapmakla suçladı. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahının, "Yalana bin yalan katmanın adının siyaset" olamayacağını belirten Bahçeli, "Doğruyla yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçinin erdemli olmasını beklemek ise boşa kürek çekmekle eşdeğerdir. CHP yönetimi, doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır." dedi. Bahçeli, konutlarına kavuşan hak sahipleri için "boş senet imzalatılıyor" demenin yalnızca bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyan olduğunu söyleyerek, "CHP'nin işi gücü fitne fesattır. CHP'nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır." diye konuştu. Konuşmasında, “Cumhuriyet Halk Partisi’yle bilumum muhalefet bakiyesinde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek, hizmeti karalayarak, devasa eserleri yok sayarak istismar ve rant peşine düşmüşlerdir. Yalana bin yalan katmanın adı siyaset olamaz. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahı yapılamaz" diyen Bahçeli, muhalefetin TBMM’deki davranışlarını sert bir dille eleştirdi. Konuşmasında ayrıca Asrın İnşa Seferberliği kapsamında tamamlanan 455 bin 357 bağımsız bölümün ve vatandaşlara teslim edilen konut, köy evi ve iş yerlerinin önemine dikkat çekti. Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin TBMM'deki yemin töreninde yaşanan arbedeye yönelik "ilkellik" değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, "Gazi Meclis aciz Meclis değildir. Gazi Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini andıracak bir Meclis değildir.” diyerek, milletin seçtiği parlamentonun saygınlığının korunması gerektiğini vurguladı. https://twitter.com/MHP_Bilgi/status/2023697534271807893 Yeni atanan Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi tebrik eden Bahçeli, TBMM’deki yemin merasimlerinde yaşanan muhalefet müdahalelerine tepki gösterdi. “Gazi Meclis’i şov ve savaş alanına çevirmek kime ne fayda sağlar?” diyerek sert uyarılarda bulunan Bahçeli, "Yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali kıran baş kesen misiniz? Nesiniz, kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir?" diye sordu. Bahçeli, konuşmasında MHP’nin 57 yıllık siyasi geçmişine ve Cumhur İttifakı ile Türkiye’nin güvenliği, kalkınması ve refahına yönelik kararlılığına da değindi. Partililere birlik ve beraberlik çağrısı yapan Bahçeli, milletin hizmet beklediğini ve siyasetin öznesinin insan, nesnesinin devlet olduğunu vurguladı.

Bahçeli'den TBMM’deki kürsü işgaline sert tepki: O işgal anti demokratik ve faşizan! Haber

Bahçeli'den TBMM’deki kürsü işgaline sert tepki: O işgal anti demokratik ve faşizan!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde yapılan görev değişikliklerinin hukuki ve meşru olduğunu belirterek, TBMM Genel Kurulu’nda yeni bakanların yemin töreni sırasında yaşanan gerginlik nedeniyle CHP’yi sert sözlerle eleştirdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarında yaşanan görev değişikliğine ve TBMM Genel Kurulu’ndaki yemin töreni sırasında çıkan tartışmalara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Kabinedeki değişikliğin, yürürlükteki Anayasa hükümleri ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin doğası çerçevesinde gerçekleştiğini vurgulayan Bahçeli, sürecin “son derece hukuki ve meşru bir çizgide” ilerlediğini ifade etti. Görevlerinden affını talep eden eski Adalet ve İçişleri Bakanlarına teşekkür eden Bahçeli, yerlerine atanan yeni bakanlara da başarı dileklerini iletti. "KÜRSÜ İŞGALİ 'ANTİ DEMOKRATİK'" TBMM Genel Kurulu’nda anayasal prosedür kapsamında gerçekleştirilen yemin merasimi sırasında yaşanan gerginliğe de dikkati çeken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, özellikle Adalet Bakanı’nın yemin töreninde CHP’nin tutumunu eleştirdi. Bahçeli, kürsü işgaline kadar varan tavırların “anti demokratik” olduğunu savundu. CHP’nin tutumunun siyaset ve demokrasiyle bağdaşmadığını belirten Bahçeli, muhalefetin yaklaşımını da sert ifadelerle eleştirdi. Bahçeli, MHP'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdir ve tasarruflarının yanında olduğunu ve atanan yeni bakanlara destek verdiğini vurgulayarak açıklamasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gençlerimizi hedef alan saldırı dalgasını ancak bir olursak püskürtebiliriz Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gençlerimizi hedef alan saldırı dalgasını ancak bir olursak püskürtebiliriz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıldönümü Programı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: “Hem hasret giderdiğimiz hem de mücadeleyle, dava ile adanmışlıkla dolu 40 yıllık bir maziye hep birlikte nazar eylediğimiz bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Birlik Vakfı’mıza, Milli Türk Talebe Birliği’mize, organizasyonun icrasında emeği geçen her bir kardeşime canı gönülden teşekkür ediyorum. Şahsımın da kurucuları arasında yer aldığı Birlik Vakfı, özellikle eğitim ve kültür alanında 40 yıldır mühim bir misyonu hamdolsun başarıyla yerine getiriyor. 50 ilimizdeki 55 şubesiyle barınma hizmetlerinden burs desteklerine, bilim, kültür ve sanat faaliyetlerinden yabancı dil kurslarına oldukça geniş bir yelpazede gençlerimizin elinden tutuyor, onları yarınlara hazırlıyor, istikbalimizin güvencesi olan genç arkadaşlarımıza rehberlik ediyor. Konferanslarıyla, panelleriyle, matbu ve dijital yayın faaliyetleriyle farklı ihtisas alanlarındaki 20’yi aşkın komisyonuyla Birlik Vakfı’mız; ilim, kültür ve irfan hazinemizi maziden atiye ulaştırıyor. Buradaki arkadaşlarımız, milli ve manevi değerlerine sıkı sıkıya sarılan, bilgisiyle, eğitimiyle, ufku ve karakteriyle karanlıklar içinde ışıl ışıl parlayan bir gençliğin yetişmesi için 40 yıldır elinden geleni yapıyor. Vakfımızın niyeti hayır olduğu için hamdolsun cehdi de, emeği de, gayreti de hayırlı neticelerle taçlanıyor. Merkezinde birlik anlayışının yer aldığı bu ocaktan yetişen kardeşlerimiz, bugün siyasetten iş hayatına, akademiden bürokrasiye her alanda Türkiye’ye alınlarının akıyla hizmet ediyor. Tüm zorluklara, tüm sıkıntılara rağmen 29 Mayıs 1985’ten beri tekerliğin tümsekte kalmasını bekleyenlere rağmen bütün bu hizmetleri yaptık, yapıyoruz, Rabbim ömür verdikçe de yapmaya devam edeceğiz. İnşallah daha nice yıllar boyunca Birlik Vakfı’mızın ülkemize, milletimize, gençlerimize ve ümmete özveriyle hizmet edeceğine yürekten inanıyorum. Tabii şu gerçek de hafızalarımıza silinmez bir şekilde kaydolmuştur. 1916 yılında kurulan Milli Türk Talebe Birliği, Türkiye’nin en köklü öğrenci teşkilatı olarak dalları vatanımızın dört bir yanına uzanan binlerce talebeyi gölgesinde serinleten büyük bir çınardır. Milli Türk Talebe Birliği, Türkiye’nin sancılı günlerinde şahsım dahil birçok gencin milli şuur kazanmasına, dahası bu ülkeyi, bu milleti, bu toprakları anlamasına, idrak etmesine vesile oldu. Milli Türk Talebe Birliği’ne zorla bıraktırılan sancağı Birlik Vakfı’mız devralmış, millete ve ümmete hizmet mücadelesi kesintiye uğramamış, uğratılamamıştır. Bir kapı kapanmış fakat Cenab-ı Allah’ın sonsuz lütfuyla çok daha geniş, çok daha güçlü yeni bir kapı açılmıştır. 1985’te kutlu fethin yıl dönümünde kurulan Birlik Vakfı, teessüs ettiği günden itibaren daima milletin ve milli iradenin safında yer almıştır. 29 Şubat’ın yasakçı zihniyetinden vesayet odaklarıyla mücadeleye, Gezi Olaylarından 15 Temmuz kanlı ihanetine en kritik dönemeçlerde ateşten gömlek giydiğimiz tüm imtihan günlerinde Birlik Vakfı’nı hep milletin yanında hakkın ve hakikatin tepesinde gördük. Bunun için de her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, Rabbim sizlerden razı olsun diyorum. Çağın çok hızlı bir şekilde değiştiği, buna paralel olarak kültürün, geleneğin, kıymet atfedilen değerlerin de dönüştüğü hatta tüm bunların kuşatma altına alındığı bir dönemde yaşıyoruz. Bilgi ve enformasyon, geçmişte hiç olmadığı kadar hızla yayılıyor. Teknoloji ve dijitalleşme, eski dönemlerle kıyas dahi kabul etmeyecek yeni imkanlar, yeni avantajlar sunuyor. Bu nimetlerden hepimiz elbette azami ölçüde istifade ediyoruz. Fakat bunların beraberinde getirdiği yeni tehditleri, yeni sınamaları da çok yakından hissediyoruz. Küresel ölçekte kültür emperyalizminin dayatmaları sebebiyle bireyden aileye, aileden de topluma uzanan bir tefessüh riskiyle karşı karşıyayız. LGBT gibi sapkın akımlardan bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından aile kurumuna dönük saldırılara, 7’den 70’e tüm insanlığa bununla birlikte 86 milyon vatandaşımızı da tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz. Tehdit yalnızca şekil ve boyut değiştirmiştir. Lakin hedef her zaman olduğu gibi aynıdır. Hedef, insandır, hedef ailedir, hedef milli ve manevi değerlerimizin tahrip edilmesidir. Buna karşı devlet ve hükümet olarak kuşkusuz her seviyede tedbirlerimizi aldık, alıyoruz. Mesela insanımızı bataklığa sürükleyen sanal bahis ve kumar belasının kökünü kurutmak için kapsamlı bir eylem planını uygulamaya koyduk. Aynı şekilde toplumun çekirdeği olan aileyi güçlendirmek amacıyla faklı projeleri hayata geçirdik. Çocuk başına yapılan ödemelerin artırılmasından yuva kurmak isteyen gençlerimize yardımcı olunmasına kadar pek çok destek paketini devreye aldık. Fakat şurası bir gerçek ki bağımlılık gibi, aile kurumuna yönelik saldırılar gibi, uyuşturucu, sanal bahis, kumar gibi küresel boyutu olan tehditlerle mücadele yalnızca devlet eliyle yürütülemez, yürütülse dahi arzu edilen neticeye ulaşılamaz. Bilhassa bağımlılık denilen modern zaman vebasının başını erkenden ezmezsek Allah korusun yarın daha derin sosyal krizlerle karşılaşabiliriz. Bakınız çok açık söylüyorum: Gençlerimizi, neslimizi, geleceğimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte hareket edersek, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz. Sadece kendi evinin önünü temizlemek yetmez, komşularımızı da özellikle el ele verip onlara da el uzatmak, onlara da yardımcı olmak mecburiyetindeyiz. Bunun için toplumun her kesiminin desteğine ve katkısına ihtiyacımız var. Gönüllü kuruluşlarımızın, medyamızın, üniversitelerimizin bu mücadelede bize omuz vermesine ihtiyacımız var. Siyasi partilerimizin abuk sabuk gündemleri terk edip ülkenin ve milletin can yakıcı sorunlarına odaklanmasına ihtiyacımız var. Gençlerimizin rol model gördüğü sporcularımızın, sanatçılarımızın, kanaat önderlerinin bu mücadeleyi sahiplenmesine ihtiyacımız var. Hepsinden öte ailelerimizin bilinçlenmesine, meselenin farkına varmasına ihtiyacımız var. Tekrar vurguluyorum: Dijital tekno kültürün, bilhassa gençlerimizin üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekun bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz. Aileyi önemsiz hale getirmeyi, değerlerimizi yıpratmayı, gençlerimizi manen ve ruhen çökertmeyi, böylece adım adım bireyi köleleştirmeyi hedefleyen bu melun kuşatmayı ancak el ele verirsek kırabiliriz. Kimse kusura bakmasın. Bugün yaşadığımız pek çok sorunun temelinde kendi öz değerlerinden ve milletin hassasiyetlerinden tiksinen işte bu çarpık zihniyet bulunmaktadır. Jakoben, elitist üstenci anlayışın egemen olduğu dönemlerde toplumu bir arada tutan çimento zayıfladı. Milli bünyemiz, daha kırılgan hale geldi. 23 yıldır aynı zamanda birikmiş bu yanlışları da düzeltmeye çalışıyoruz. Bilhassa iktidarın alternatifi olması gereken ana muhalefet partisinin böyle bir gündemi, kaygısı, tasavvuru, niyeti mevcut değil. Dünyada ne olup bittiğini, insanlığın nereye gittiğini, gençleri hangi tehdit ve tehlikelerin beklediğini takip bile etmiyorlar. Belediyeleri haraca bağlamış rüşvetsiz selam dahi olmayan bir avuç rant şebekesinin gündemine tamamen hapsolmuş vaziyetteler. Meselenin daha vahim tarafı şudur: Alkolün, uyuşturucunun, kumarın yuvaları dağıttığı ortadayken bunlar çıkıyor grup kürsülerinden kumarı meşrulaştırıyor, içkiyi özendiriyorlar. Mezar başında kadeh tokuşturmak gibi saçmalıkları savunuyorlar. LGBT denilen aile ve fıtrat düşmanı akımlara hamilik yapanlar yine bunlar. Sokak eylemlerinde öne sürdükleri gençler üzerinden prim toplamaya çalışanlar yine bunlar. Görevini yapan jandarma personeline, yolsuzlukların peşine düşen yargı mensuplarına, baklava kutularına gizlenen rüşveti deşifre eden polislere hakaret eden, şiddet uygulayan, tehdit eden aynı şekilde yine bunlar. Ne bir fikir, ne bir öneri ne de bir siyasetin ufkunu açan bir proje her gün 10 yerde konuşuyorlar ama ortada elle tutulur hiçbir şey yok. Durum öyle vahim ki böyle giderlerse en büyük eserleri olarak onlardan geriye sadece hacimli bir hakaret sözlüğü kalacaktır. Ana muhalefet yönetimi, eğer gerçekten Türkiye merkezli siyaset yapmak istiyorsa kendilerini düzeltmeli, bu anormallikten kurtulmalı, iradelerine vurulan vesayet zincirlerini parçalayıp atmalıdır. Diğer türlü uzaktan kumandayla kontrol edilenleri ne millet ciddiye alır ne de biz muhatap alırız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Birlik Vakfı’mızın 40. yaşını bir kez daha tebrik ediyorum.”

Özdağ: İstanbul’da siyaset Türkiye'yi şekillendiren siyasettir Haber

Özdağ: İstanbul’da siyaset Türkiye'yi şekillendiren siyasettir

Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, Zafer Partisi'nin 2026 çalışma yılını İstanbul'dan başlattığını belirterek bugün Üsküdar'da çalışmalara başladıklarını bildirdi. Ay sonuna kadar çalışmaları İstanbul'da sürdüreceklerini ifade eden Özdağ, İstanbul'un Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve kültürel merkezi olduğunu kaydederek, "İstanbul’da siyaset Türkiye'yi şekillendiren siyasettir. 10 milyona yakın seçmeniyle ve geriye kalan 80 ilde temsil yeteneğiyle İstanbul siyaseti büyük bir önem taşımaktadır." dedi. Bugüne üzücü bir haberle başladıklarını belirten Özdağ, ülkede 16 milyon insanı hatta şimdi 16 milyon 800 bini aştığı insanı ilgilendiren olumsuz bir haberi duyduklarını söyledi. Özdağ, SGK ve BAĞ-KUR emeklileriyle memur emeklilerine yapılan zamların açıklandığını aktararak, şu ifadeleri kullandı: "SGK ve BAĞ-KUR için yüzde 12,19 ve memur emeklileri için de 18,61 oranında zam yapılmış. Böylece en düşük emekli maaşı 18 bin 840 liraya yükselmiş durumda. Emekli 2025 senesinde olduğu gibi ne yazık ki açlıkla sefaletle sınanmaya devam edecek. Bu milli gelirden emeklinin aldığı payın, dulun yetimin aldığı payın düşüş yaşadığı 9. sene sefaletin açlığın arttığı 9. sene ve görüyoruz bazı emekli yurttaşlarımız Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de, büyük şehirlerde geceleri ısınmak için kamu kuruluşlarına sığınmak zorunda kalıyorlar. İnanılır gibi değil. Çünkü diğer ihtimal sokakta kalmak ya da ne yazık ki olağanüstü kötü şartlarda tek başlarına çok ucuz otellerde yaşayan binlerce emeklinin varlığını görüyoruz ve üzülüyoruz. Bu insanca yaşayabilecekleri bir ücret değil ve emekli bunu hak etmiyor, dul yetim bunu hak etmiyor. Asgari ücretten oluşturduğu hayal kırıklığı devam ederken şimdi emekli dul ve yetimlerin karşı karşıya olduğu bu durumu kabul etmek normal karşılamak mümkün değil." Açıklamasında Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro'nun kaçırılması hakkında da konuşan Özdağ, "Venezuela Cumhurbaşkanı'nın bir grup Amerikan askeri tarafından anlaşılan Venezuela'daki bazı çevrelerle iş birliği yapılarak kaçırılması devletler hukuku açısından demokrasi açısından kabul edilebilir değildir. 1648’de Westfalya barışıyla modern milli devletlerin temeli atılmış ve egemenlik hakları kabul edilmiştir. Bu 1648’den beri devam eden sistemin yıkıldığını ve tekrar orta çağa döndüğümüzü gösteren bir eylemdir." dedi. Bir başka önemli gelişmenin de hiç şüphesiz İran'daki gelişme olduğunu belirten Özdağ, şunları aktardı: "İran'da rejimin kötü yönetimi ve ambargolar neticesinde ve kuraklık neticesinde ortaya çıkan büyük bir toplumsal huzursuzluk olduğunu görüyoruz. Bu toplumsal huzursuzluk şimdi sokaklara taşmış durumda ve rejimin devrilmesine doğru evrilebilecek bir süreç olarak bazı ülkeler, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere, tarafından sürdürülmek isteniyor. Doğrusu İran'da ortaya çıkacak bir iç savaş ve savaş tehdidinin Türkiye'yi yakından ilgilendirdiğini görüyoruz ve İran'ın da böyle bir durumda içinde tutmuş olduğu çok sayıda milyonlarca Afgan'ı Türkiye sınırına doğru zorlayacağını görüyoruz. Bundan dolayı AK Parti hükümetine sesleniyoruz. Türkiye-İran sınırındaki önlemler sınırın geçilmez hale gelmesini sağlayacak şekilde arttırılmalı. 3 metrelik, 4 metrelik duvarlar yüz binlerce kişi sınıra doğru ilerlerse hiçbir işe yaramaz. Ve mevcut önlemlerin işe yaramaması durumunda yeni yüz binlerce sığınmacıyı Türkiye üstlenmek zorunda kalır. Şimdiden en caydırıcı ve etkili önlemleri almakla yükümlüsünüz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Asgari ücretin işçi ve işverenlerimize hayırlı olmasını diliyorum Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Asgari ücretin işçi ve işverenlerimize hayırlı olmasını diliyorum

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları şöyle: "2025 yılının son toplantısında sizlerle beraber olmaktan, sizleri Ankara’da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. İnşallah yarın akşam da Regaip Gecesi’ni idrak ve ihya edeceğiz. Evvel emirde siz kardeşlerimle birlikte teşkilatımızın bütün mensuplarının ve aziz milletimizin mübarek üç aylarını tebrik ediyorum. Bizleri üç ay sürecek bu rahmet, mağfiret, muhabbet ve bereket iklimine kavuşturan Cenab-ı Allah’a sonsuz hamd ediyor; hepimizi sağlık ve afiyet içinde 11 ayın sultanı Ramazan’a da ulaştırmasını niyaz ediyorum. AK Parti olarak her sene yaptığımız gibi inşallah önümüzdeki üç ayı da en verimli şekilde değerlendireceğiz. Genel merkeziyle, meclisiyle, belediyesiyle, il, ilçe ve belde teşkilatlarıyla hep beraber daha fazla çalışacak, daha fazla insanımızla temas kuracak ve halkımızla hemhal olmanın yollarını arayacağız. Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Birçok insanımızın, hasbeten AK Parti dönemlerinde hayata gözlerini açan gençlerimizin eski Türkiye’yi hatırlamaması gayet doğaldır. Sabah erken kalkanın Türk siyasetine ayar verdiği, hizmet üretilmeyen, icraat yapılmayan, sorunlara çare bulunmayan istikrarsız dönemlerin 23 yıllık icraat fırtınası sebebiyle hafızalardan silinmesini yadırgamamalıyız. Dünü yarınlara unutturmamalıyız. Hem eski Türkiye’yi hatırlatmak hem de hizmet ve eser siyasetimizi millete anlatmak bizim vazifemizdir. Dolayısıyla bir taraftan insanımızla rûberû iletişim kurarken, aynı zamanda Türkiye’yi nereden aldığımızı ve 23 yılda nereye taşıdığımızı nezaketle, sabırla ve müspet bir üslupla halkımıza tek tek izah edeceğiz. Üslub-u beyan ayniyle insandır sözünün ışığında meramımızı en veciz şekilde vatandaşımıza aktaracağız. Bizim derdimiz muhalefet gibi sadece kendi seçmenimize ulaşmak değil, sadece bize oy verenlerle gönül köprüleri kurmak veya yankı odalarında birbirimize konuşmak değildir. Bizim derdimiz Türkiye'nin tamamına seslenmek, Türkiye'nin tamamını kucaklamak ve 86 milyonun tamamına hitap etmektir. Çünkü biz belli çevrelerin, belli ideolojik kabilelerin değil, tüm Türkiye'nin partisiyiz; 86 milyonun iktidarıyız. Bunun için etnik köken, dil, din, mezhep, görüş ayrımı gözetmeksizin 86 milyonun her bir ferdine ulaşmanın çabası içinde olacağız. Talimatlarımız doğrultusunda Teşkilat Başkanlığımız, mübarek üç ayları ihtiva eden kış mevsimi için detaylı bir program hazırladı. Kış döneminde saha çalışmalarıyla en tepeden en ücra birimimize kadar tek tek hane ziyareti, ev sohbetleri, kahvehane buluşmaları, sivil toplum kuruluşları ve esnaf ziyaretleriyle yine milletimizle bir araya geleceğiz. Muhalefetin ülkeye dair dişe dokunur hiçbir projesinin bulunmadığı, ana muhalefetin belediyeleri yağmalayanları adaletten kaçırmak dışında hiçbir gündeminin olmadığı, siyaset sahnesinde arzıendam edenlerin kendi ikballeriyle meşgul olduğu bu dönemi biz dolu dolu geçireceğiz. Onlar kendi dertleriyle uğraşa dursun, biz milletin derdiyle dertleneceğiz. Uygulamasını yakından takip edeceğim bu programa buradaki her bir arkadaşımın aktif katılımını bekliyorum. AK Parti Genel Başkanı olarak, zemherinin başladığı bu soğuk kış günlerinde bacaları tütmeyen evleri mutlaka bulmanızı, oralarda yaşayan kardeşlerimizin kapısını mutlaka çalmanızı, imkanlar dahilinde hepsine tek tek el uzatmanızı sizlerden özellikle istirham ediyorum. Kardeşlerim, bu bizim görevimizdir; milletimize karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir. Uzak yakın demeden her mahalleye gitmek, kime oy verdiğine bakmadan her sokağa, her haneye erişmek AK Parti'nin siyaset anlayışının özüdür. İşimiz çok olabilir, mesuliyetimiz ağır olabilir, vaktimiz kısıtlı olabilir; ama bunların hiçbiri vatandaşla arayı soğutmanın mazereti olamaz. Hele hele kibir, gurur, böbürlenme, sokakta çarşıda kasılarak yürüme gibi karakter zafiyetleri, bu çatı altında Tayyip Erdoğan'la yol arkadaşlığı yapan hiç kimseye yakışmaz. Buna en başta AK Parti Genel Başkanı olarak biz izin vermeyiz. Milletle arasına mesafe koyan, bizimle arasına mesafe koymuş demektir. Millete tavır alan, millete hürmetsizlik eden, şehrine, ilçesine hizmet ederken yüksünen; bize saygısızlık etmiş, bize tavır almış demektir. Şehrine, ilçesine hizmet ederken yüksünen; bize saygısızlık etmiş, bize tavır almış demektir. Unutmayın, bizim önceliğimiz vatandaşlarımızın gönlünü kazanmaktır. Bizim gayemiz sorunları çözmek, çözemiyorsak bile elimizden geleni yapmak, ihtiyaç duyduğu her an vatandaşımızın yanında olmaktır. Tam 24 yıldır titizlikle sahip çıktığımız bu hasletlerimize; il, ilçe başkanı, belediye başkanı ve meclis üyesi, kadın ve gençlik kollarıyla hep beraber sıkı sıkıya sarılmamız gerektiğinin altını çiziyor ve sizlere güveniyorum. Yine bu dayanışma mevsiminde Gazze'deki kardeşlerimiz başta olmak üzere mazlumları da ihmal etmeyeceğiz. 11 Ekim'den beri Gazze'de ateşkes tesis edilmiş olsa dahi İsrail'in enkaza çevirdiği yerleşim yerlerinde sıkıntılar halen devam ediyor. Havaların soğuması ve yağışların başlamasıyla birlikte Gazze halkının yükü daha da artmış durumda. Gazze'de şiddetli yağmurun etkisiyle su altında kalan çadırları; aşırı soğuk sebebiyle hipotermi geçiren bebek ve çocukları hepimiz içimiz yanarak takip ediyoruz. Mutabakata göre günlük 600 tırın Gazze'ye giriş yapması gerekiyordu; ancak İsrail, böyle insani bir meselede bile sözünü tutmuyor, insani yardım girişlerine uyduruk bahanelerle sürekli zorluk ve engel çıkarıyor. Biz bunlara rağmen Gazzeli mazlumların yanında olmaya çalışıyoruz. Geçen hafta 1300 ton insani yardım malzemesi taşıyan 19. iyilik gemimiz Mısır'ın El-Ariş limanına ulaştı. Son iki yılda Gazze'ye gönderdiğimiz yardım miktarı 105 bin tona yaklaştı. Gazze halkının ilaca, yiyeceğe, giyeceğe, ısınmak için yakıta ihtiyacı var. Hepsinden öte Gazze'nin umuda, dayanışmaya, manevi desteğe ihtiyacı var. İşte onun için çok dua edeceğiz; dua ile kalmayacak, mübarek üç aylarda Filistin'e yardımlarımızı daha da artıracağız. Türkiye olarak sinmeyeceğiz, susmayacağız, unutmayacağız; Gazze'yi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız. Burada bir noktanın altını özellikle çizmek istiyorum: Tıpkı "Allah Allah" nidalarıyla üç kıta yedi iklimde at koşturan kahraman ecdadımız gibi sadece Hakkın tarafındayız, sadece haklının tarafındayız, sadece mazlumun, mağdurun tarafındayız. Tarihimiz boyunca her zaman mazlumlar için bir eman yurdu olduk. Dinine, diline, kökenine bakmadan; ezilene, horlanana, zulme ve katliama uğrayana kapımızı açtık. Engizisyondan kaçan Musevilere de, Nazi zulmünden kaçan Musevi bilim adamlarına da kol kanat gerdik. Kafkaslar'dan Balkanlar'a, Afrika'dan Asya'ya, bütün buralarda kimin başı sıkışmışsa hiç düşünmeden imdadına koştuk. u dün böyleydi, bugün böyledir, yarın da asla değişmeyecektir. Ay-yıldızlı al bayrağımız mahzun gönüllere inşirah vermeye kıyamete kadar devam edecektir. Biz bin yıllık şanlı tarihimize baktığımızda işte bunu görüyoruz. Orada adalet görüyoruz; merhamet, şefkat, iyilik görüyoruz. Orada cesaret ve kahramanlık görüyoruz. "Tahtımı veririm, tacımı veririm ama devletime sığınan mazlumu asla vermem" diyen haysiyet abidelerini görüyoruz. Kudüs-ü Şerif’i 400 sene boyunca "Lâ ilâhe illallah İbrahim Halilullah" lafzına uygun şekilde yönetmiş bir alicenaplık görüyoruz. İmparatorluğun sıkıntılı günlerinde Filistin'e karşı para teklif edenlere, "Ben bir karış dahi toprak satamam zira o bana değil, milletime aittir; onlar bu imparatorluğu kurup kanlarıyla mahsuldar kıldılar, onu bizden koparılmadan önce üzerine kanımızla bir kere daha kaplamayı biliriz" diyerek reddeden gurur kaynağımız bir ecdat görüyoruz. İşte biz buyuz. Biz farklı bir ülkeyiz, çok farklı bir milletiz. Bakın, 1071'den beri biz bu coğrafyadayız. Bedel ödedik, mücadele ettik; can verdik, can aldık. Bu topraklarda bin yıldır tutunmayı işte böyle başardık. Bize ömür biçenler oldu, "hasta adam" diyenler oldu, harim-i ismetimize el uzatmaya cüret edenler oldu. Asrın başında Çanakkale'de, daha sonra Milli Mücadele'de, en son 15 Temmuz'da istiklal ve istikbalimize kastedenler oldu. Hepsini bozguna uğrattık; iman dolu göğsümüzle ehl-i salip heveslerini kursaklarında bıraktık. Herkes bilsin ki biz, dün olduğu gibi bugün de sulh-u sükundan yanayız. Ama bu demek değildir ki haksızlığa rıza gösterir, zulme sessiz kalırız. Asla. Şunu burada çok açık ve net söylüyorum: İster Doğu Akdeniz'de, ister Ege'de, isterse başka bir yerde olsun; biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz. Kıbrıs Türkü’nün hak ve çıkarlarının gasp edilmesine de müsaade etmeyiz. Anlaşmalar yapılabilir, imzalar atılabilir, sipariş sorularla çeşitli mesajlar da verilebilir. Bunların hiçbiri bizi bağlamaz, bizim politikamızı değiştirmez. Elinde 70 binden fazla Filistinli kardeşimizin kanı olanların hadsizliklerinin bizim nazarımızda teneke tıngırtısından farkı yoktur ve olamaz. Oyuna gelmedik, gelmeyeceğiz. Tahriklere kapılmadık, kapılmayacağız. Türkiye olarak; uluslararası hukuk ve ikili anlaşmalarımız çerçevesinde, tarihi tecrübelerimize ve köklü geleneğimize yakışır şekilde vakarla, basiretle, sağduyuyla, sükunetle hareket etmeye devam edeceğiz. Millete hizmet aşkımızı büyüterek, coşkumuzu, heyecanımızı çoğaltarak tüm Türkiye için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Sorunlara çözüm bulmak, dertlere derman olmak adına bütün enerjimizi, bütün gayretimizi, birikimlerimizi, tecrübelerimizi; tüm bunlarla birlikte yüreğimizi ortaya koymuş durumdayız. Liyakatli ve tecrübeli kadroların riyasetinde Türkiye büyüyor, güçleniyor, küresel bir aktör olma hedefine sağlam adımlarla ilerliyor. Kardeşlerim unutmayın; doğuda, batıda, 783 bin kilometrekarelik vatan toprağının her karışında, elbette dünyanın birçok yerinde ülkemize yönelik muhabbetin çoğaldığını, teveccühün arttığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. Bilhassa "terörsüz Türkiye" sürecimizde mesafe katettikçe sınırlarımız dışında da karamsarlık havası dağılmaya; Arap, Kürt, Türkmen, Sünni ve Şii kardeşlerimiz geleceklerine daha bir umutla bakmaya başladı. Biz de bu umutları güçlendirmek için üzerimize ne düşüyorsa, meşru daire içerisinde kalarak harfiyen yerine getiriyoruz. İstişareler neticesinde unutmayın; efradını cami, ağyarını mani bir anlayışla hazırladığımız raporumuzu geçen hafta komisyona teslim ettik. İttifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi de büyük emek verildiği anlaşılan raporunu komisyona takdim etti. Bu vesileyle 5 Ağustos'tan beri fedakarca çalışan komisyon üyelerimizi tebrik ediyor, her birinden tek tek Allah razı olsun diyorum. Komisyonun son eşiği de başarıyla aşacağına inanıyorum. Biliyorsunuz Cumhur İttifakı olarak ilk günden itibaren yapıcı, kuşatıcı ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsedik. Sözümüzü ölçerek, biçerek, tartarak; bir değil bin kez düşünerek sarf ettik. 86 milyonun emanetini taşıdığımızın bilinciyle çok dikkatli, çok serinkanlı ama bir o kadar da samimi ve kararlı bir politika takip ediyoruz. Şunu aziz milletimizin çok iyi bilmesini arzu ederim: Biz asla siyasi ikbal peşinde değiliz. Bu sürece siyasi hesap zaviyesinden de bakmıyoruz. Türkiye'nin önünde aralanan bu tarihi fırsat penceresini ardına kadar açıp ülkemizi terör belasından ilelebet kurtarmanın gayretindeyiz. Bunu da şehitlerimizin ruhunu incitmeden, onların kemiklerini sızlatmadan, tabuta sığmayan o kahramanların aziz hatıralarına gölge düşürmeden yerine getirmenin çabasındayız. Ne şehit yakınlarımızı ne de gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir girişime, söze, tavra, eyleme fırsat vermedik ve vermeyeceğiz. Allah'ıma hamdolsun, şimdiye kadar böyle bir adımımız hiç olmadı, bundan sonra da olmayacaktır. Ne bizim ne de Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin böyle bir girişim içinde bulunması zaten düşünülemez. Ne yapıyorsak Türkiye için, Türkiye'nin selameti için yapıyoruz. Birileri görmese de milletimiz bizim hüsnüniyetimizi görüyor. Birileri anlamasa da 86 milyon bizim neyi başarmaya çalıştığımızı anlıyor. Türkiye sonunda huzurun, güvenliğin, kalkınmanın ve refahın olduğu bir yola girmiştir; inşallah bu yolu sonuna kadar sabırla yürüyecektir. Ne terörden beslenenlerin, ne coğrafyamızı kan gölüne çevirmek isteyen katliam şebekelerinin tuzakları, ne de bu şebekelerin kayığına binmeye hevesli aparatların provokasyonları buna engel olamayacaktır. Ortak tarih, ortak gelecek vizyonu ekseninde kardeşliğimizin güçlenmesi, bölgemizde barış ve istikrar kuşağının tesis edilmesi için ne icap ediyorsa bunu hayata geçirmeye inşallah devam edeceğiz. Burada şu hususun altını da özellikle çizmek istiyorum; milletimizin bu noktada özellikle düşünmesini rica ediyorum. Muhalefet, ülkenin her meselesinde olduğu gibi komisyon raporunda da yine kolaya kaçmış, hasbi değil hesapçı davranmayı tercih etmiştir. Ana muhalefet partisi CHP vesayete teslim olmuş, baskılara direnememiş, sürecin önünü açacak hiçbir somut teklif getirememiştir. Her fırsatta "şu kadar raporumuz var" diye övünen CHP, iş çözüm üretmeye, risk almaya gelince yine su koyvermiştir. Ülkemizin neredeyse yarım asırdır ayağına bağ olan bir meselenin çözümü için Meclis, gerçekten önemli bir sorumluluk üstleniyor. Cumhur İttifakı, sorun çözülsün diye eliyle birlikte tüm gövdesini taşın altına koyuyor; fakat ana muhalefet cephesinde ne bir ciddiyet ne bir irade ne de somut bir öneri var. Ezberleri tekrarlamak dışında hiçbir reçeteleri yok; rüzgar nereye eserse oraya savrulan yaprak misali sürekli yön değiştiriyorlar. Bu rotasızlığı sadece rapor konusunda değil, yurt dışı ziyaretlerinde de görüyoruz. CHP Genel Başkanı, verdiği sözlerin hilafına yurt dışında "Türkiye partisi" olma erdemini ne yazık ki gösteremiyor. Her seyahatinde milletimizi mahcup ediyor, gaflarıyla ve skandallarıyla 86 milyonu utandırıyor. Gidiyor, utanmadan Türkiye'yi yabancılara şikayet ediyor. Sosyalist Enternasyonal'deki yoldaşlarından 5 dakikalık bir randevu koparabilmek için adeta yalvarıyor, eziliyor ve onurunu ayaklar altına alıyor. Siyasi rakibimiz dahi olsa, CHP’nin yabancılar karşısında bu derece zafiyet ve acziyet içinde olmasını biz istemeyiz. Türkiye’nin ana muhalefet partisi genel başkanının, uluslararası bir toplantıda muhataplarına yalvarmasını içimize sindiremiyoruz. Bırakın siyasetçisini, bu ülkenin ekmeğini yiyen hiçbir kimsenin Türkiye’yi bu duruma düşürmeye hakkı olamaz. Sayın Özel, ülkesini kötülemeyi kendine yakıştırabilir ama biz bunu Türkiye’ye asla yakıştırmıyoruz. Daha mezar başında nasıl davranacağından habersiz, kabristanda kadeh tokuşturmayı maharet zanneden birisinden diplomatik temas beklemek beyhude bir uğraştır. Kendi müteveffa milletvekiline saygı duymayan, millete saygı duyar mı? Kendi örfünü, adetini bilmeyen diplomasinin teamüllerini bilir mi? Çıkmışlar bir de bu edepsizliği savunmaya kalkıyorlar. Allah CHP’li vatandaşlarımıza sabır, bunlara da akıl fikir versin. Tüm bu yaşananlar bize Türkiye’nin çok güçlü bir AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Siyaseti bir hizmet aracı olarak değil, bir rant vasıtası olarak görenlerin belediyeleri ne duruma getirdiğini görüyorsunuz. 86 milyonun kaderini, gözlerini para hırsı bürümüş kifayetsizlerin insafına terk etmeyeceğiz. Milletin tek bir kuruşunu dahi boşa harcamadan, gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz. Sözlerimi bitirmeden önce, 2026 yılı için 28 bin 75 lira olarak açıklanan yeni asgari ücretin işçi ve işverenlerimize hayırlı olmasını diliyorum. Böylece net asgari ücret geçtiğimiz yıla göre yüzde 27 oranında artmış oldu. Ayrıca asgari ücret desteğini de önümüzdeki yıl bin 270 lira olarak uygulamayı sürdüreceğiz. Her bir ferdimizin yanında olmaya devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.