Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sivil Toplum

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ortadoğu coğrafyası son yıllarda, gerçekten sancılı, sıkıntılı ve karanlık günler yaşıyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ortadoğu coğrafyası son yıllarda, gerçekten sancılı, sıkıntılı ve karanlık günler yaşıyor

Uluslararası Asya Siyasi Partiler Konferansı (ICAPP) Kadın Kolu 9. Toplantısı, "Küresel Dönüşüm Çağında Kadın Liderliği" temasıyla İstanbul’da düzenlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ICAPP Kadın Kolları’nı Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Asya ülkelerinden kadın siyasi liderlerin yer aldığı kabulde, ICAPP Kadın Kolları Başkanı seçilen AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, AK Parti’li bazı kadın milletvekilleri ve kadın kolları üyeleri ile Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de hazır bulundu. Kabulün ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katılımcılara yönelik bir konuşma yaptı. Erdoğan, "Asya genelinde kadınların siyasete ve karar alma mekanizmalarına katılımını güçlendirmek amacıyla, yürüttüğü anlamlı çalışmalarda ICAPP’e başarılar diliyorum. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı olarak yaklaşan yarım asra yakın siyasi hayatında kadınlarla birlikte yol yürümüş, yoldaşlık yapmış, dava arkadaşlığı yapmış bundan da her zaman iftihar etmiş, bir kardeşinizim. Bu sene 25. Kuruluş yıl dönümünü kutladığımız, AK Partimizin üzerinde yükseldiği sütunlardan bir tanesi de, kadın kollarımızdır. Kuruluşumuzdan beri girdiğimiz her sefer açık ara, ipi göğüslediğimiz tüm seçimlerde, en güçlü desteği kadınlardan gördük. Şunu bir kez daha tüm samimiyetimle söylemek istiyorum. Partimizin dünya siyaset literatürüne geçen başarılarında kadınları özel bir yeri oldu. Bu hareketi en fazla kadınlar bağrına bastı, ykadın8lar destekledi" diye konuştu. AK Parti’nin siyasi hareketinin içindeki kadınların rolüne değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti kadın kolları, Türkiye’nin en dinamik, ne donanımlı, en büyük kadın hareketi olarak, adını tarihe gururla yazdırdı. Kadınları siyasete aktif katılımını yürekten inanan devlet adamı olarak, ülkemiz adına Türk demokrasisi adına, bunlarla birlikte Türkiye’nin aydınlık geleceğine özellikle büyük onur duyarak, yoluna devam ediyor. Kadın kollarımızın öncülüğünde kadın sivil toplum kuruluşlarımızın güçlü desteği ile ülkemizdeki tüm kadınlar için tarihi nitelikli adımlar attık. Siyasette kadın temsil oranlarının arttırılmasından iş gücüne, kadına yönelik şiddetle mücadeleden hak ve özgürlük alanındaki reformlara pek çok alanda, ülkemizde büyük bir değişim gerçekleştirdik. Üzerinde titizlikle durduğumuz başlıklardan biri de, kadına yönelik şiddetin engellenmesiydi. Bu konudaki tavrımız şiddete sıfır tolerans olmuştur. 2012 yılında 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Dair Şiddetin Önlenmesine dair kanunu yürürlüğe koyduk. Daha sonra attığımız, çeşitli adımlarla kanunun uygulanmasını güçlendirdik. Öngörülen cezaları arttırdık, hassasiyetimizi çok net bir biçimde gösterdik. Bugün büyük bir memnuiyetle söylemek isterim ki, ülkemizde kadınlar her alanda daha çok iş, daha çok emek, daha çok katma değer üretiyor" dedi. Ortadoğu’da yaşanan savaş ve çatışmalara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin de parçası olduğu, Ortadoğu coğrafyası son yıllarda, gerçekten sancılı, sıkıntılı ve karanlık günler yaşıyor. Savaşların ve sıcak çatışmaların biri bitmeden maalesef diğeri başlıyor. Bunun da yükünü genellikle kadınlar ve masum çocuklar çekiyor. İsrail’in Gazze’de acımasızca katlettiği 72 binden fazla sivilin kahir ekseriyeti kadınlar ve çocuklar. Komşumuz Suriye’de 13 buçuk yıl boyunca devam eden iç savaşta, en çok bedeli ödeyenler aynı şekilde kadınlar ve çocuklar oldu. Bir diğer komşumuz İran’ın maruz kaldığı saldırıların ilk kurbanı arasında kadınlar ve çocuklar bulunuyordu. Savaşın ilk günlerinde Minhap’ta bir okula düzenlenen hava saldırısında 165’in üzerinde masum çocuk, hayattan koparıldı. İsrail’in ateşkese rağmen lübnan’a karşı sürdürdüğü bombardıman ve işgal politikası yine en çok kadınlar ve çocukları mağdur ediyor. Bakınız, 2 Mart’tan bu yana israil’in sivil yerlere yönelik saldırıları sebebiyle 1.2 milyon Lübnanlı evlerine terk etmek mecburiyetinde kaldı. 1500’den fazla kardeşimiz aynı saldırılarda can verirken, 4700 kişi yaralandı. Ateşkesin ilan edildiği gün İsrail, 254 Lübnanlıyı barbarca katletti. Gözünü kin ve kan bürümüş soykırım şebekesi, her türlü insani değeri hiçe sayarak, hiçbir kural ve ilke tanımadan, günahsız kadınları ve yavruları, sivilleri öldürmeye, devam ediyor" şeklinde konuştu. İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırıma değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Elimizi vicdanımıza koyup, bu soruları kendimize cesaretle soralım. Sadece Filistinli mahkumlar için idam cezası getirmenin adı ‘Apartat’ değil midir, bunun adı hukukçu faşizme alet etmek değil midir? Hitler’in Yahudilere yönelik canavarca politikalarıyla, İsrail parlamentosunun büyük bir zafer edasıyla aldığı karar arasında özü itibariyle bir fark var mıdır? Bütün bunlar Filistin halkına karşı izlenen inkar, imha, baskı ve siyasi infaz politikalarının yeni bir tezahürü değil midir? Elbette bu yapılanlar ayrımcılıktır, ırkçılıktır, 1994 yılında Güney Afrika’da yıkılan ‘Apartat’ rejiminin daha beterini İsrail’de, uygulamaya geçirmek demektir" diye konuştu.

Petrol  krizi Tayland 'ıda vurdu halk istasyonlara akın etti Haber

Petrol krizi Tayland 'ıda vurdu halk istasyonlara akın etti

Orta Doğu’da devam eden savaşın yol açtığı petrol krizinden en fazla etkilenen bölgelerden biri olan Güneydoğu Asya’da kriz derinleşiyor. Hindistan , Filifpinler gibi ülkelerden sonra Tayland hükümetinin dün akaryakıta uyguladığı 6 bahtlık zammın ardından ülke genelinde sürücüler akaryakıt istasyonlarına akın etti. Başkent Bangkok ve çevresindeki bazı istasyonlarda kilometrelerce uzunlukta araç kuyrukları oluştu. Araçların istasyonlara kontrollü şekilde alınması nedeniyle vatandaşlar binek araç, motosiklet ve hatta yaya olarak yüksek sıcaklık altında saatlerce bekledi. Birçok istasyonda ise yakıtın kısa sürede tükenmesi nedeniyle satışlar durdu. Akaryakıt krizinin ulaşım sektörüne de doğrudan yansıdığı ülkede, başkentteki Suvarnabhumi Havalimanı’nda hizmet veren taksilerin büyük bölümü faaliyetlerini azalttı ya da durdurdu. Havalimanına kayıtlı 5 binden fazla taksiden yaklaşık yarısının aktif olarak çalışmadığı, sürücülerin yakıt bulamama riski nedeniyle özellikle uzun mesafeli seferlerden kaçındığı öğrenildi. Tayland genelinde devam eden kriz, tarım, hayvancılık ve gıda sektörlerini de olumsuz etkiledi. Ülke genelinde birçok tarım kooperatifi, dernekler ve sivil toplum kuruluşları, üreticilerin yaşadığı sıkıntıları dile getirirken, tarım sektöründe üretimin yavaşladığı konusunda uyarılarda bulundu. Ayrıca ülkede gıda sektörünün önemli bir parçası olan balıkçılıkta da kriz yaşanıyor. Balıkçılık sektörü temsilcileri, artan maliyetler nedeniyle teknelerin limandan ayrılamadığını belirterek destek sağlanmaması halinde sektörün durma noktasına gelebileceği uyarısında bulundu. Tayland hükümeti ise çiftçilere destek amacıyla piyasanın üzerinde fiyatla pirinç alımı ve gübre sübvansiyonu gibi önlemler açıkladı. Ancak uzmanlar, akaryakıt fiyatlarındaki artışın ulaşım ve üretim maliyetleri üzerinden geniş çaplı ekonomik baskı oluşturmaya devam edebileceğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü söz konusu gelişmeleri küresel gıda sistemleri açısından ciddi risk olarak değerlendirirken, Dünya Gıda Programı ise krizin uzaması halinde dünya genelinde gıda güvensizliği yaşayan kişi sayısının rekor seviyelere ulaşabileceği uyarısında bulundu.

Yüz binlerce Çek vatandaşı Ukrayna 'ya yapılan yardımları protesto için sokaklara döküldü. Haber

Yüz binlerce Çek vatandaşı Ukrayna 'ya yapılan yardımları protesto için sokaklara döküldü.

Protestocular, Letna'nın tarihi merkezine bakan bir alanda toplanmaya başladı; birçoğu Çek Cumhuriyeti, Avrupa Birliği, NATO ve hatta Ukrayna bayrakları salladı. Organizatörler katılımcı sayısını yaklaşık 250.000 olarak tahmin etti. Babis ve ANO partisi, Avrupa yanlısı muhalefetin dört yıllık yönetiminin ardından geçen Aralık ayında Çek Cumhuriyeti'nde yeniden iktidara geldi. Sağcı ve aşırı sağcı partilerle koalisyon hükümetineliderlik ediyor. Protestocular Çek Cumhuriyeti, Avrupa Birliği, NATO ve Ukrayna bayraklarını salladı. "Milyonluk Demokrasi Anları" protestosunun organizatörleri, Ukrayna'nın, Ukrayna'daki savaş da dahil olmak üzere politika konularında Avrupa Birliği'ne karşı şüpheci ve sert bir tutum sergileyen Orta Avrupa komşuları Slovakya veya Macaristan'ın yolunu izlemesini istemediklerini açıkladılar. Babis yönetiminin muhalifleri, bütçedeki savunma harcamalarında ve Ukrayna'ya yapılan yardımlarda yapılacak kesintilerin yanı sıra, sivil toplum kuruluşları ve yabancı örgütler için bilgi ifşasına ilişkin daha sıkı düzenlemelerden endişe duyduklarını dile getirdiler. Geçtiğimiz Aralık ayında iktidara geldiğinden beri Babis, Avrupa Birliği'ne karşı daha sert bir tavır takınarak ulusal çıkarları koruma konusundaki kararlılığını dile getirdi ve AB'nin Ukrayna'ya sadece yardım sağlamak yerine daha somut konulara odaklanması gerektiğini savundu. Protesto, Million Chvilek (Demokrasi İçin Milyon An) tarafından organize edildi. AB'nin göç politikalarına ve karbon emisyon ödemelerini genişletme planlarına karşı çıkacağına söz verdi. Ayrıca Ukrayna'ya ulusal bütçeden yapılan askeri yardımı önemli ölçüde azaltma ve Babis'in "şeffaflıktan yoksun ve aşırı pahalı" olarak eleştirdiği Çek Cumhuriyeti tarafından yürütülen mühimmat tedarik girişimini potansiyel olarak sona erdirme sözü verdi. Başbakan Babis bu görevi 2017'den 2021'e kadar sürdürdü. Milyon Chvilek grubu da 2019'da o zamanki hükümetine karşı benzer protestolar düzenleyerek 200.000'den fazla katılımcıyı bir araya getirmişti.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal: Türkiye’de kirli kaynaklarla finanse edilen siyasetin bu millete verebileceği hiçbir şey yoktur. Haber

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal: Türkiye’de kirli kaynaklarla finanse edilen siyasetin bu millete verebileceği hiçbir şey yoktur.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Bursa’da Demokrat Parti İl Başkanlığı tarafından Kültürpark’ta düzenlenen iftar programına katıldı. Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Goral’ın ev sahipliğinde düzenlenirken, eski Bakan Turhan Tayan, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, İzzettin Küçük, geçmiş dönem milletvekilleri, belediye başkanları, meclis üyeleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de programa katıldı. Programda, salonda yer bulamayan bazı davetlilerin dışarıda kurulan masalarda iftar açtığı görüldü. Programda konuşan Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Haydar Altıntaş, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi açıdan zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek demokratik kurumların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. İftar programında konuşan Genel Başkan Uysal ise Türkiye’de siyasetin mevcut durumuna ilişkin eleştiriler yöneltti. Uysal, “Türkiye’de kirli kaynaklarla finanse edilen siyasetin bu millete verebileceği hiçbir şey yoktur. Üzülerek söylüyorum ki bugün yapılan siyasetten hayır gelmez.” dedi. Demokrat Parti’nin köklü bir siyasi geleneğin temsilcisi olduğunu ifade eden Uysal, “Biz demokrat geleneğin mensuplarıyız. Bu büyük milletin iradesi her şeyin üzerindedir. Kılavuzumuz milletin kendisidir” ifadelerini kullandı. Türkiye’de demokrasinin zaman zaman çeşitli engellerle karşı karşıya kaldığını savunan Uysal, “Milletin iradesinin önüne duvar örülmek istendiğinde bu millet o duvarları yıkmasını da bilmiştir.” diye konuştu. Türkiye’de özellikle dar gelirli vatandaşların, emeklilerin ve asgari ücretlilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara değinen Uysal, hükümet politikalarının toplumun gerçek sorunlarına çözüm üretmekte yetersiz kaldığını savundu. Demokrat Parti’nin bu sorunların çözümü için hazır olduğunu belirten Uysal, partinin yeniden ülke yönetimine talip olduğunu dile getirdi. Konuşmasının sonunda parti içi birlik mesajı veren Uysal, “Bu büyük davanın mensupları olarak bir olmak, bir yumruk olmak mecburiyetindeyiz. Daha önce başardık, yine başaracağız.” dedi. Program, partiye yeni katılan üyelere rozet takılması ve toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Kurtulmuş: Devletlerin egemenliğinin ortadan kalktığı bir kuralsızlık dönemine giriyoruz Haber

Kurtulmuş: Devletlerin egemenliğinin ortadan kalktığı bir kuralsızlık dönemine giriyoruz

TBMM Başkanı Kurtulmuş'un konuşmasından satır başları şu şekilde: "Değerli bir geleneğinde temsilcileri olarak hizmet veriyorsunuz. Çalışmalarınızın bereketli olmasını, işlerinizin kolay olmasını temenni ediyorum. Bu sivil toplum çalışmaları bakımından da özellikle önümüzdeki dönemde çok daha dikkatli ve güçlü bir şekilde olmamızın da açık olduğu aşikardır. Bu anlamda yaptığımız çalışmaların, organik çalışmaları olması gerektiğine dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Sadece literatürde yazan ya da sadece şu alanda da çalışma yapılsa iyi olur değil, halkın gönlüne değen, toplumun bastığı yere ayak basan, toplumla birlikte olan organik çalışmaları gerçekleştirmek durumundayız. Eğer çalışmalar organik olarak yapılırsa bunların ne kadar değerli olduğunu, büyüklerimizin gösterdiği vakıf çalışmaları bize öğretiyor. Birinci mesele organik ve sahici olabilmektir. Sahici olan güçlüdür. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin toplumsal dayanışmasının artırılması, güçlendirilmesi, bölgesinde yıldız bir şekilde yükselişe geçtiğimiz bu dönemin şartlarına uygun bir şekilde sivil toplum kuruluşlarımızın da aynı duyarlılık ve güçle çalışmalarını sürdürmesini dua ve temenni ediyorum. Bölgemizin ve dünyanın olağanüstü şartlar altında olduğu bir dönemdeyiz. Özellikle son dönemde yaşadığımız gelişmeler, kural bazlı dünya sisteminin yerle yeksan olduğunu gösteriyor. Gücü elinde bulunduranın istediği şekilde dünyayı dizayn etmeye çalıştığı bir döneme giriyoruz. Devletlerin egemenliği meselesinin tamamen ortadan kalktığı bir kuralsızlık dönemine giriyoruz."

Nur: Türkiye ile kardeşliğimiz şartlar ne olursa olsun varlığını korudu Haber

Nur: Türkiye ile kardeşliğimiz şartlar ne olursa olsun varlığını korudu

Somali Federal Cumhuriyeti Limanlar ve Deniz Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Mohamed Nur, Türkiye ve Somali arasındaki diplomatik ilişkilerin tarihsel derinliğine ve son yıllarda kazandığı stratejik ivmeye dair açıklama yaptı. Bağımsızlık dönemine atıfta bulunan Nur, “Türkiye ile kardeşliğimiz şartlar ne olursa olsun varlığını korudu Bağımsızlığımızı ilan ettiğimizde Türk dostlarımız yine yanımızdaydı. Bu yalnızca diplomatik bir adım değil, tarihsel hafızanın yeniden canlanmasıydı” dedi. 1961-1966 yılları arasında resmi diplomatik ilişkilerin temellerinin atıldığını belirten Nur, sonrasında savaş yıllarında da diplomatik bağların sürdüğünü ancak küresel dengeler, mesafeler ve sınırlı imkanlar nedeniyle ilişkilerin potansiyelini tam anlamıyla yansıtamadığını belirtti. “Küresel dengeler daraltıcıydı, mesafeler uzaktı, imkanlar sınırlıydı. Ancak tarihsel bağımız hiçbir zaman zayıflamadı” diyen Nur, asıl dönüşümün Ağustos 2011’de başladığını vurguladı. 19 Ağustos 2011 tarihinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Somali’ye gerçekleştirdiği ziyareti “tarihin akışını değiştiren bir dönüm noktası” olarak nitelendiren Nur, “Gidilmez denilen yere gitti, düzelmez denilen yere umut oldu” ifadelerini kullandı. Bu ziyaretin yalnızca bir devlet ziyareti olmadığını belirten Nur, Erdoğan’ın ailesi, bakanları ve sivil toplum temsilcileriyle birlikte Somali’ye geldiğini, riskleri göze alarak sahada bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin o süreçte sadece diplomatik ilgi göstermediğini, “kader ortaklığı bilinciyle” hareket ettiğini dile getirdi. Türkiye’nin sahadaki varlığına dikkat çeken Nur, Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere Türk kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının Somali’de aktif rol üstlendiğini belirtti. “Türkiye uzaktan konuşmadı, sahada çalıştı. Sadece rapor yazmadı, insan hayatına dokundu ve umudu inşa etti” dedi. Binlerce Somalili öğrencinin Türkiye’de eğitim almasının Somali’nin geleceğine yapılan stratejik bir yatırım olduğunu ifade eden Nur, Türkiye’nin yalnızca bugünü değil Somali’nin yarınını da düşündüğünü söyledi. Türkiye’nin Mogadişu’daki büyükelçiliğini açarak kalıcı diplomatik varlık tesis ettiğini hatırlatan Nur, bugün Somali’de çok sayıda büyükelçiliğin faaliyet göstermesinde Türkiye’nin öncü rol oynadığını dile getirdi. 2011 sonrasında Türk–Somali ilişkilerinin insani yardımdan stratejik ortaklığa evrildiğini belirten Nur, 8 Şubat 2024’te imzalanan savunma ve ekonomik iş birliği çerçeve anlaşmasıyla ilişkilerin “geri dönülmez bir stratejik ortaklık seviyesine” taşındığını kaydetti. Uzay iş birliğinden enerjiye, balıkçılıktan limanlara, askeri eğitimden güvenliğe kadar geniş bir yelpazede iş birliğinin derinleştiğini vurgulayan Nur, “2011 yılında bu tabloyu hayal etmek bile zordu. Ancak kararlılık, sabır ve karşılıklı güvenle bunu başardık” dedi. Nur, 2024 çerçeve anlaşmasının yalnızca ikili ilişkileri güçlendirmekle kalmadığını, ortak bir gelecek vizyonunu da ortaya koyduğunu ifade ederek, bu stratejik ortaklığın sadece iki ülkeye değil, başta İslam âlemi olmak üzere tüm insanlığa katkı sunacağını söyledi. Konuşmasının sonunda Nur, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Somali Cumhurbaşkanı Hassan Sheikh Mohamud’a teşekkür ederek, iki ülke ilişkilerinin daha da güçlenmesi temennisini iletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Hava, su ve toprak kirliliği ürkütücü boyutta Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan : Hava, su ve toprak kirliliği ürkütücü boyutta

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul AKM’de düzenlenen Cemre Vakfı Tanıtım Programı’na katılarak bir konuşma yaptı. İkinci günü idrak edilen Ramazanın katılımcılarla birlikte millete, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Allah'tan niyaz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerin şahsında burada bulunamayan ancak bir yaşatma ve yeşertme gönüllüsü olarak, bir cemre olarak bu çatıyı yücelten ve yükselten genç kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Biliyorum ki sizler çevre duyarlılığı olan milyonları temsilen buradasınız. Biliyorum ki sizler söz konusu çevre olunca, afetle mücadele olunca, 'Kim var?' denildiğinde, sağına soluna bakmadan 'Ben varım' diyen milyonlarca neferi temsil ediyorsunuz. Dolayısıyla gözlerinin ışıltısı, yüreğimi ısıtan, geleceğe dair umutlarımı büyüten siz genç arkadaşlarımla birlikte Türkiye'nin sorumluluk sahibi tüm gençlerini burada saygıyla selamlıyorum" diye konuştu. "SİZİNLE BİRLİKTE YÜRÜMEK BENİM İÇİN AYRI GURURDUR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlamlı program vesilesiyle bugün Türkiye'nin 81 iline, yarın dünyanın dört bir yanına düşeceğine inandığı cemrelerle beraber olmaktan büyük bahtiyarlık duyduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Sizin şu heyecanınızı paylaşmak, sizinle beraber olmak, sizinle aynı ufka bakmak, birlikte yürümek benim için ayrı gururdur, mutlulukların en büyüğüdür. 2021 yılında bir sivil toplum hareketi olarak başlayan ve geçtiğimiz sene kurumsal bir yapıya dönüşen Cemre Vakfına, mütevellisine, mensuplarına teşekkürlerimi iletiyor, bu güzel buluşmaya vesile olan vakfımızın fahri başkanı Samsun Milletvekilimiz Çiğdem Karaaslan'ı tebrik ediyorum. Rabb'im halis niyetinizi, çabalarınızı ve adımlarınızı bereketli kılsın. Son derece güncel, hayati önemde ve geleceğimizi doğrudan ilgilendiren bir mücadeleye gönül veriyor, omuz veriyorsunuz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir şeyi tüm samimiyetiyle ifade etmek istediğini aktararak, genç kardeşlerine bakınca sadece Türkiye'yi yeşertme ve yaşatma azmini değil, aynı zamanda kurdun, kuşun, dağın, taşın, havanın, suyun hakkını gözeten bir medeniyetin mirasçılarını gördüğünü dile getirdi. Gençlere bakınca tabiatla aynı dili konuşan bir hassasiyeti, özü, hakka ve hakikate giden bir inceliği gördüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Sizlere bakınca 'Benim sadık yârim kara topraktır' diyerek kültürümüzün varlıkla bağını sanata dönüştüren Aşık Veysel'deki idrak derinliğini görüyorum. Sizlere bakınca sadece doğal afetlerde Hızır gibi yetişen gönül elçilerini değil, aynı zamanda kendini dünyanın geleceğinden mesul hisseden, darda kalana yetişmeyi hayat tarzı hâline getiren yüksek sorumluluk bilinci görüyorum. Sizlere bakınca hiçbir inkırazın, yabancılaşmanın, kültürel erozyonların milletimizin kalbinden ve gönlünden silemediği uyanış ve diriliş mayasını, bunu hayata geçirme iradesini görüyoruz. Sizlere bakınca bizi millet yapan değerlerin tecellisini görüyorum. Her birinize coşkunuz, çevre hassasiyetiniz, afetler konusundaki farkındalığınız için teşekkür ediyorum." "İKLİM VE ÇEVRE KRİZİNİ GÖRMEZDEN GELMEK MÜMKÜN DEĞİL, DOĞRU DA DEĞİL" Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini vatanı, ülkesi, milleti ve tüm insanlık için cemre olmaya adayan katılımcıları ve Cemre Vakfını tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün tüm dünya, çevre ve iklim meselesinde ciddi sınamaların eşiğinde bulunuyor. Sanayi atıkları, spreyler, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler, çöpler, kimyasal atıklar çevremizi çok hızlı biçimde kirletiyor" diye konuştu. Hava, su ve toprağın, artık iyice ürkütücü boyutlara ulaşan bu hızlı kirlenmeden payını aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "40-50 yıl önce insanlığın hiçbir surette gündeminde olmayan yeni sorunlar ortaya çıkarken, örneğin mikro plastikler, deniz canlıları için en büyük tehditlerden biri hâline geliyor. Sorumsuzca tabiata atılan bir plastik şişe, yaklaşık 4 asır boyunca çevreyi kirletmeye devam ediyor. Çevre kirliliği, iklim krizi ve tabiatın bozulan dengesi sebebiyle yaşanan seller, fırtınalar, ani hava olayları insanların yanı sıra tüm canlıları olumsuz etkiliyor. Öyle bir noktadayız ki dünyanın neresinde olursak olalım iklim ve çevre krizini görmezden gelmek mümkün değil, açıkçası doğru da değil. Çevre konusunda çabalarımızı artırmamız, başta gençler olmak üzere daha fazla insanı harekete geçirmemiz gereken bir dönemdeyiz." Gençlerin bir araya gelmesiyle vücut bulan Cemre Vakfının, farkında olmakla sorumluluk almak arasındaki boşluğu gönüllülükle doldurmayı amaçlayan bir çevre hareketi olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cemre, ayağı toprağa basanların, bir ağaç gölgesinde serinleyenlerin, avuçlarıyla gözelerden su içenlerin, yağmurun sesine kulak verenlerin, her bahar tabiatın yeniden uyanışına şahitlik edenlerin buluştuğu, güç birliği yaptığı, harbi ve hasbi bir iyilik hareketidir" ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu hareket çevre duyarlılığını ideolojik çerçeveye hapsedenlerin refleksiyle değil, kendini kâinatla, kâinatı da kendisiyle bir gören ulvi bir duruşun ve duyuşun sivil çatısıdır. Cemre, gücünü ve ilhamını medeniyetimizin kurucu değerlerinden alan, kökü mazide, gözü atide bir bilinç hareketidir. Bunu son derece kıymetli bulduğumu hassaten vurgulamak istiyorum. Çünkü biz gerek kültürel kadrolarımız gerekse medeniyetimiz, özellikle müktesebatımız bu açıdan oldukça zengin bir birikime sahibiz. 'Yarın kıyametin kopacağını bilsen dahi elindeki fidanı dik' buyuran bir Peygamberin ümmetiyiz. Millet olarak savaş zamanlarında bile fethettiği ülkelerde sadece insanların değil, canlı cansız her varlığın hakkına riayet eden, tabiata asla zarar vermeyen, karıncayı dahi incitmeyen bir medeniyetin mensuplarıyız." Tabiatı tahrip etmenin kınandığı, israfın şiddetle yasaklandığı, temizliğin övüldüğü bir kültürden geldiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültürümüzde kurdun, kuşun, dağın, taşın, börtü böceğin, çiçeğin, ağacın, suyun, havanın, toprağın, velhasıl tabiattaki her varlığın hakkı vardır. Bu hakkı gözetmek bize emredilmiştir. Sadece bizde değil dünyanın farklı yerlerinde ilhamını fıtrattan alan tüm kadim kültürlerde tabiat tasavvurunun birbiriyle örtüştüğünü görürsünüz" şeklinde konuştu. "GENÇLERİMİZİ 'BİR CEMRE DE SEN OL' DİYEREK CEMRE VAKFIMIZA ÜYE OLMAYA DAVET EDİYORUM" Amerikan yerlilerine atfedilen "Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde ve son balık öldüğünde, o zaman beyaz adam paranın yenmediğini anlayacak" sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz de bugün diyoruz ki su kaynakları kirletildiğinde, canlılar nefes alamaz hâle geldiğinde, ozon tabakası delik deşik olduğunda, dünyanın florası ve faunası zehirlenerek can çekiştiğinde, yeryüzü insan için artık yaşanmaz olduğunda, agresif büyümenin, tüketim çılgınlığının, sömürüye dayalı konforun, zenginliğin ve insanı büyüleyen teknolojik ilerlemenin hiçbir işe yaramadığını herkes idrak edecek" değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Bunun için çevre bilinci, aynı zamanda bir vatan bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir var olma bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda bir gelecek inşa etme bilincidir. Çevre bilinci, aynı zamanda kendimizin, insan olduğumuzun farkına varma bilincidir. Çevre bilinci, kâinattaki dengeyi idrak etme bilincidir. Cemre Vakfı ve Cemre gönüllülerimizin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da işte bu bilinçle hareket edeceklerine, yaptıkları çalışmalara işte bu pencereden bakacaklarına yürekten inanıyorum. Çevreye duyarlı ve gönüllülük bilinci yüksek tüm gençlerimizi 'Bir cemre de sen ol' diyerek Cemre Vakfımıza üye olmaya davet ediyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allah'ın eseri ve emaneti olarak gördükleri tabiatı korumak, gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha güzel, daha temiz bir Türkiye bırakmak için yoğun gayret gösterdiklerini kaydetti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden beri çevre konusunda çok önemli çalışmalar içinde olduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlayın, şu kavram fakire aittir. Çöp, çukur, çamur. Bunu biz hâllettik. Kökü kokudan ötürü toprakla doldurulması tartışılan Haliç'i, tekrar Boğaz'ın incisi hâline getirdik. Vahşi depolamadan dolayı çöp dağlarının patladığı İstanbul'u, ülkemizin en temiz şehirlerinden biri hâline getirdik. İstanbul'daki tecrübemizi daha sonra Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak tüm Türkiye'ye teşmil ettik" diye konuştu. "RÜZGÂR VE GÜNEŞ ENERJİSİNİ YAYGINLAŞTIRARAK YENİLENEBİLİR ENERJİNİN GÜÇ İÇERİSİNDEKİ PAYINI YÜZDE 62'YE ÇIKARDIK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 5 ilde kullanılan doğal gazı 81 vilayete yayarak, şehirlerin hava kirliliği sorununu önemli ölçüde çözdüklerini belirterek, "Rüzgâr ve güneş enerjisini yaygınlaştırarak yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içerisindeki payını yüzde 62'ye çıkardık. Neredeyse bir asırdır ihmal edilen nükleer enerjiye yönelik yatırımlarımızı hızlandırdık. Ağaçlandırma noktasında ise adeta bir devrim yaptık. Son 23 yılda 7,5 milyarın üzerinde fidanı toprakla buluşturduk. Dünyada en fazla ağaçlandırma yapan, Avrupa'da orman varlığını en çok artıran ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. 81 ilimize 82 milyon metrekareyi aşan millet bahçesi kazandırma hedefimizi adım adım gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Şimdiye kadar toplam 38 milyon 700 bin metrekare büyüklüğünde 314 millet bahçesini tamamladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kalanların inşasının da hızla devam ettiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Yerli otomobil markamız Togg'u elektrikli olarak üretirken yine çevre hassasiyetimizi ortaya koyduk. Çevre projelerinde asla bir siyasi ayrımcılık içinde değiliz. Çevreyi koruyan, tabiatı güzelleştiren, bizim bu alandaki çabalarımıza katkı veren her adımı, her fikri samimiyetle destekliyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın kapıları herkese açıktır. Aynı şekilde bizim kapımız, ülkesine, milletine ve şehrine hizmet etmek isteyenlere sonuna kadar açıktır. Çevreyi korumanın partisi olmaz, afetlere karşı hazırlığın ideolojisi olmaz. Biz iş yapana, hizmet üretene, insanımıza faydası olana her zaman sahip çıkarız, destek veririz, önünü açarız." "SIFIR ATIK PROJESİ BUGÜN GELİNEN NOKTADA KÜRESEL BİR ÇEVRE HAREKETİNE DÖNÜŞTÜ" Türkiye'nin çevre konusunda, küresel düzeyde oluşturulan örgütlerin içinde yer alma, anlaşmalara taraf olma konusunda gelişmiş ülkelerin önünde olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Paris İklim Anlaşması'nı 2021 yılında Meclisimizde biz onayladık. Ardından yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadeleyi amaçlayan İklim Kanunu'nu kabul ettik. Nihai hedefimiz olan 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmak için gerekli tüm adımları atmayı sürdürüyoruz. Eşim Emine Erdoğan'ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi bugün gelinen noktada küresel bir çevre hareketine dönüştü" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre projelerinin çatısını sıfır atık anlayışının oluşturduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Bu hareket bize şunu öğretiyor. Bir pet şişeyi geri dönüştürdüğümüzde sadece bir atığı bertaraf etmiyoruz, aynı zamanda bir canlının hayatını, bir sahilin güzelliğini, bir çocuğun umudunu da kurtarıyoruz. Bir ağacı kurtardığımızda yalnızca bir fidan yeşertmiyoruz, daha önemlisi bir neslin nefesini de güvence altına alıyoruz. Şimdi tüm bu çabaları, projeleri ve hizmetleri bir üst aşamaya taşımaya hazırlanıyoruz. Biliyorsunuz oldukça çetin geçen diplomatik müzakereler neticesinde COP31'in ev sahipliğini üstlendik. Bu sene Antalya'da 200'e yakın ülkeyi ağırlayacak, inşallah artık 'Söz değil, eylem zamanı' diyeceğiz. Çevreye, afetlere ve topluma dair ilk ısıyı büyütme gayretiyle kurulan Cemre Vakfımızın bizlere bu mücadelemizde destek olacağına, omuz ve katkı vereceğine yürekten inanıyorum. İnşallah biz de Cemre Vakfı gibi samimi, sorumlu, vizyoner ve gayretli sivil toplum kuruluşlarımıza gereken her türlü desteği vereceğiz." Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Lafa gelince çevreci kesilen ama Milas'ta zeytin ağacı kıyımı yapanların yönettikleri şehirleri çöpe, çamura ve çukura mahkum edenlerin, kışın ortasında milletimize haftalarca susuzluk çektiren istismarcıların, kimi zaman beceriksizlikleri, kimi zaman aşırı rant hırsları sebebiyle cennet vatanımızı yaşanmaz hâle getirmelerine fırsat vermeyeceğiz" dedi. Yılın ilk cemresinin havaya düştüğü bu günlerde Türkiye'nin 'cemre'leriyle bir araya gelmekten duyduğu bahtiyarlığı ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkesin Ramazan-ı Şerif'ini de tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'imden hepimizi sağlık ve afiyet içinde bayrama da kavuşturmasını niyaz ediyorum. Cemre Vakfının faaliyetlerinin hayırlara vesile olmasını, çevre ve afetlere hazırlık konusunda başarılı çalışmalara imza atmasını temenni ediyorum" diye konuştu.

CHP'li Altaca Kayışoğlu’ndan Almanya’da İslamofobi ve Çifte Vatandaşlık Vurgusu  Haber

CHP'li Altaca Kayışoğlu’ndan Almanya’da İslamofobi ve Çifte Vatandaşlık Vurgusu 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Almanya ziyareti kapsamında siyasi ve sivil toplum temsilcileriyle bir dizi temas gerçekleştirdi. Altaca Kayışoğlu, temaslarında ayrımcılık, İslamofobi ve çifte vatandaşlık başlıklarını gündeme taşıdı. Altaca Kayışoğlu, ziyaret programı çerçevesinde Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ni (DİTİB) ziyaret etti. Ardından Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Parlamentosu’na geçen Altaca Kayışoğlu, Parlamento Başkan Yardımcısı Rainer Schmeltzer ile SPD Eyalet Milletvekili Dilek Engin’le görüşmeler gerçekleştirdi. Altaca Kayışoğlu, program kapsamında Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nu (AABF) da ziyaret etti. İSLAMOFOBİ VE AYRIMCILIK UYARISI DİTİB ziyaretinde, yurtdışında yaşayan Müslümanların karşı karşıya kaldığı sorunlar ele alındı. Görüşmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Altaca Kayışoğlu, İslamofobi ve ayrımcı söylemlerin arttığına dikkat çekti. Altaca Kayışoğlu, “Hem ülkemizden giden Müslümanların hem de başka ülkelerden Almanya’ya gelen Müslümanların, ayrımcılık ve İslamofobi nedeniyle sözlü ve fiili saldırılara maruz kaldıklarını öğrendik. Bu saldırıların artış eğilimi son derece kaygı vericidir” ifadelerini kullandı. Altaca Kayışoğlu, Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Parlamentosu’ndaki görüşmelerde ise sosyal demokratların ve sol hareketlerin, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı ortak evrensel değerler çerçevesinde mücadele etmesi gerektiğini vurguladı. “BÜROKRATİK ENGELLER AZALTILMALI” Ziyaretler sırasında çifte vatandaşlık konusunun da gündeme geldiğini belirten Altaca Kayışoğlu, “Çifte vatandaş olmayan Türklerin hem Almanya’da hem de Türkiye’de seçimlerde oy kullanabilmesi açısından, çifte vatandaşlık başvurularında karşılaşılan bürokratik engellerin azaltılması ve işlemlerin hızlandırılması yönünde güçlü bir beklenti bulunuyor. Almanya’da ve dünyanın dört bir yanında yaşayan vatandaşlarımızın her türlü sorununu hassasiyetle takip ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz” dedi. Program kapsamında Cumhuriyet Halk Partisi’nin Almanya Birlik Başkanlarıyla da bir araya gelen Altaca Kayışoğlu, “Birlik ve dayanışma içerisinde, yurt içinde ve yurt dışında tüm vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın sorunlarını çözmek için kararlılıkla çalışacağız” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.