Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sivil Toplum

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

New York’ta Türk bayraklarıyla coşkulu yürüyüş Haber

New York’ta Türk bayraklarıyla coşkulu yürüyüş

ABD’de Türk diplomatların Ermeni terör örgütü ASALA tarafından şehit edilmesine tepki amacıyla 1981 yılında başlatılan Türk Günü Yürüyüşü, bu yıl 43’üncü kez New York’ta düzenlendi. Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlik, Türk-Amerikan toplumunun yanı sıra KKTC, Azerbaycan ve Türk dünyasından katılımcıları da bir araya getirdi. Madison 38. Sokak’tan başlayarak Madison Meydanı Parkı’na kadar devam eden yürüyüşte Türk bayrakları Manhattan sokaklarını kırmızı beyaza bürüdü. Etkinliğe Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Büyükelçi Prof. Dr. Çağrı Erhan, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal, Türkiye’nin BM Daimî Temsilcisi Ahmet Yıldız ve New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Yazal’ın yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. Yürüyüş boyunca dernekler, okullar ve kültürel kuruluşlar korteji selamlarken, festival alanında Türk marşları ve ezgileri yankılandı. Süper Lig şampiyonu Galatasaray başta olmak üzere Türk spor kulüplerine yönelik tezahüratlar da etkinliğe renk kattı. Kutlamalar kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk-Amerikan toplumuna gönderdiği video mesaj festival alanında yayımlandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da video mesajında, “Manhattan sokaklarını kırmızı beyaza boyayan bu coşku yalnız bir yürüyüşün değil, köklü bir tarihin, güçlü bir kimliğin ve sarsılmaz bir birlik ruhunun ifadesidir” ifadelerini kullandı. Etkinlikte Türkiye’nin tarihi, kültürel ve turistik değerleri de tanıtıldı. New York sokaklarında dolaşan dijital tanıtım kamyonlarında Afyon, Gaziantep, Hatay, Bursa, Şanlıurfa ve Kütahya gibi şehirlerin gastronomi, müzik ve el sanatları öne çıkarıldı. Ayrıca Türkiye’nin çevre politikaları, Sıfır Atık vizyonu ve 2026 yılında Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne ilişkin mesajlar paylaşıldı. Festival kapsamında Mehteran Birliği’nin gösterisi büyük ilgi görürken, Türk sanatçılar ve folklor ekiplerinin performanslarıyla kutlamalar gün boyu devam etti.

Bursa Nilüfer’de ‘Üç Fidan’ 54. yılında unutulmadı Haber

Bursa Nilüfer’de ‘Üç Fidan’ 54. yılında unutulmadı

Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi, tam bağımsız Türkiye mücadelesinin önde gelen isimleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı idam edilişlerinin 54’üncü yıl dönümünde kapsamlı bir programla anıldı. Anma etkinlikleri, Nilüfer Belediyesi Halk Evi önünden Üç Fidan Gençlik Parkı’na yapılan yürüyüşle başladı. Programa; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 24. Dönem CHP Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. ŞADİ ÖZDEMİR: “MENFAAT BEKLEMEDEN HAYATLARINI VERDİLER” Gençlik bildirisinin okunmasıyla başlayan programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 54 yıl önce başlayan anti-emperyalist yürüyüşün bugün de sürdüğünü ifade etti. Başkan Şadi Özdemir, “O günleri düşününce, hiçbir kişisel menfaat beklemeden, ülkemizin en güzel üniversitelerinde okurken, kendi gelecekleri garanti altındayken ülkesi, milleti ve halkı için kendi hayatlarını verebilecek kadar idealistlerdi. Onların yol arkadaşı olmak hayatımızın en anlamlı kısmı. O gün de tam bağımsız Türkiye, eşitlik, özgürlük ve adalet diyorduk; 54 yıl sonra geldiğimiz noktada yine aynı değerleri savunuyoruz” dedi. Konuşmasında dayanışmanın önemine dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, “Bugünlerde daha çok ihtiyaç duyduğumuz şey dayanışma; birbirimize sarılmak, konfor alanlarından çıkıp sahada, evlerde, sokaklarda sivil toplumla, sendikalarla birlikte mücadele etmektir. Denizleri ve Üç Fidan’ı anarken, onların değerlerini yalnızca mikrofonlarda değil, yaşayarak sürdürmek gerekiyor” ifadelerini kullandı. SARIBAL: “ONURLU BİR YAŞAM BEDEL ÖDEDİLER” CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ise anma programında yaptığı konuşmada, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kendilerine tanınmış özel bir hayat için değil, ülkedeki onurlu bir yaşam için bedel ödediklerini vurgulayarak, “Onlar toprağa düştüler ama o topraklarda birer tohum gibi büyümeye devam ediyorlar” diye konuştu. Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın da, her şeyin çıkara dayalı olduğu günümüz kapitalizmde, kendilerini ülke ve dünya adına feda eden bir kuşağın sembollerini anmanın, geleceği düşünmek adına temel bir referans noktası olduğunu belirtti. SÖYLEŞİDE ÜÇ FİDAN’IN MÜCADELESİ KONUŞULDU Açılış konuşmalarının ardından, “Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek” başlıklı söyleşiye geçildi. Moderatörlüğünü Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın’ın yaptığı söyleşinin konukları Levent Tüzel, Önder İşleyen ve Mustafa Yıldırımtürk oldu. Söyleşide konuşan Levent Tüzel, 68 hareketinin yalnızca bir öğrenci hareketi olmadığını, dönemin işçi grevleri, fabrika işgalleri, öğretmen örgütlenmeleri ve köylü mücadeleleriyle iç içe geçtiğini anlattı. Tüzel, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganına dikkat çekerek, demokrasi güçlerinin ortak bir mücadele zemininde buluşması gerektiğini söyledi. Önder İşleyen ise konuşmasında Üç Fidan’ın mirasının bugünün koşullarında okumanın önemine değindi. İşleyen, mücadelenin kişisel ya da grupsal çıkarlar üzerinden değil, ülkenin geleceği üzerinden örgütlenmesi gerektiğini belirterek, “Hiçbir grubun, hiçbir kişinin çıkarını ön plana alan bir mücadele ile kazanamayız. Kazanacağımız mücadele, hepimizin ülkenin kaderine sahip çıkma sorumluluğuyla birleştiği mücadele olacak” dedi. Mustafa Yıldırımtürk de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 7-8 ay süren tutukluluk ve idam sürecini yakından izleyenlerden biri olarak gözlemlerini aktardı. Yıldırımtürk, üç gencin mahkemelerdeki tutumuyla, son sözleriyle ve idam sehpasındaki duruşlarıyla bir kuşağa örnek olduğunu söyledi. Hüseyin İnan’ın mahkemede söylediği “Biz bir kıvılcım olduk, bir ateşi tutuşturmak için bu yola baş koyduk” sözlerini hatırlatan Yıldırımtürk, bu mirasın işçi ve emekçi halkların ortak mücadelesiyle yaşatılabileceğini belirtti. Programın sonunda Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, günün anısına panelistlere hediye takdim etti. Anma etkinliği, Bandista grubunun sahne aldığı konser ile devam etti. ÜÇ FİDAN İÇİN ŞAFAK NÖBETİ Anma etkinlikleri 6 Mayıs sabahı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildiği saat olan 5.30’da “Üç Fidan Anıtı” önünde tutulan şafak nöbetiyle sürdü. Şafak nöbetine, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Mustafa Berkay Aydın, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediye Meclisi Üyeleri ve sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı. Üç Fidan Anıtı önündeki saygı duruşunun ardından anıta karanfiller bırakıldı.

Mardin İHH'nin yeni yerine dualı açılış! Haber

Mardin İHH'nin yeni yerine dualı açılış!

Açılış programı, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Manevi atmosferin hâkim olduğu törende, katılımcılar tilaveti dikkatle dinledi. Ardından protokol konuşmalarına geçildi. Programda ilk olarak Mardin Valisi Vekili İbrahim Engin Şenay söz aldı. Şenay konuşmasında, sivil toplum kuruluşlarının toplumdaki önemine dikkat çekerek, İHH’nın hem yurt içinde hem de yurt dışında yürüttüğü insani yardım faaliyetlerinin takdire şayan olduğunu ifade etti. Yardımlaşma ve dayanışma kültürünün güçlendirilmesinde bu tür kuruluşların önemli rol üstlendiğini belirten Şenay, yeni hizmet ofisinin hayırlı olmasını temenni etti. Daha sonra İHH Bölge Koordinatörü Fatih Gök konuşma yaptı. Gök, İHH’nın yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi vererek, özellikle ihtiyaç sahiplerine yönelik gerçekleştirilen projelerin artarak devam edeceğini söyledi. Yeni açılan hizmet ofisinin, Mardin’deki faaliyetlerin daha etkin ve hızlı yürütülmesine katkı sağlayacağını dile getirdi. Konuşmaların ardından İl Müftüsü Enver Türkmen tarafından dua edildi. Yapılan duada, açılışı gerçekleştirilen hizmet ofisinin hayırlara vesile olması temennisinde bulunuldu. Duanın ardından protokol üyeleri tarafından açılış kurdelesi kesildi ve İHH Mardin Şubesi’nin yeni hizmet ofisi resmen hizmete girdi. Programın devamında İHH İl Başkanı Hamdullah Aşar, törene katılan davetlilere vakfın çalışmaları hakkında detaylı bilgiler verdi. Aşar, İHH’nın Mardin’de yürüttüğü yardım faaliyetleri, sosyal projeler ve insani destek çalışmaları hakkında bilgi paylaşarak, destek veren herkese teşekkür etti. Program sonunda Sumud Filosuna katılarak İsrail tarafından korsan bir şekilde kaçırıldıktan sonra Mardin'e dönen İHH yöneticisi Mehmet Atlı'da filoda yaşanılanları anlattı. Yeni hizmet ofisinin açılmasıyla birlikte İHH Mardin Şubesi’nin bölgedeki faaliyetlerini daha geniş kitlelere ulaştırması ve ihtiyaç sahiplerine daha hızlı destek sağlaması hedefleniyor. Tören, katılımcıların ofisi gezmesi ve yapılan ikramlarla sona erdi.

Konya’da ulaşımın geleceği masaya yatırıldı Haber

Konya’da ulaşımın geleceği masaya yatırıldı

Konya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen Konya Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım Planı (KONSUAP) çalışmaları kapsamında ikinci paydaş toplantısı gerçekleştirildi. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarından 120’yi aşkın temsilcinin katıldığı toplantıda, planlama sürecinde gelinen aşama değerlendirildi. Toplantının açılışında Proje Koordinatörü Aişe İçli, paydaş katkısının planın başarısındaki kritik rolüne dikkat çekti. Programda konuşan Konya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Uzbaş ise sürdürülebilir ulaşımın önemine vurgu yaparak, Konya’nın bisiklet yollarında dünya çapında öne çıkan bir şehir haline geldiğini belirtti. Uzbaş, devam eden raylı sistem projeleriyle şehrin erişilebilirliğinin daha da artırılacağını ifade etti. Toplantıda yüklenici firma proje müdürü Melike Sarım Boynuyoğun tarafından teknik analizler ve mevcut durum hakkında bilgi verilirken, Murat Çağatay da çalıştay süreci hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Paydaş görüşlerinin merkeze alındığı toplantıda; erişilebilirlik, trafik yoğunluğu, toplu taşıma kalitesi, yaya ve bisiklet ulaşımı ile çevresel etkiler gibi başlıklar değerlendirildi. 2043 hedefleri doğrultusunda geliştirilen strateji ve eylem planlarında paydaş katkılarının belirleyici olduğu vurgulandı. KONSUAP kapsamında öne çıkan hedefler arasında kent merkezindeki trafik yoğunluğunun azaltılması, toplu taşımanın güçlendirilmesi, yaya alanlarının artırılması ve bisiklet kullanımının yaygınlaştırılması yer aldı. Ayrıca ulaşım türleri arasında entegrasyonu sağlayacak transfer merkezlerinin kurulması, çevre dostu sistemlerin geliştirilmesi ve “park et-devam et” uygulamalarının yaygınlaştırılması gibi öneriler gündeme geldi. Mart 2025’ten bu yana sürdürülen planlama çalışmalarıyla, Konya’da 2043 yılına kadar daha erişilebilir, sürdürülebilir ve entegre bir ulaşım sisteminin hayata geçirilmesi hedefleniyor.

Eskişehir’de Sivil Toplum Destekleme Merkezi açıldı Haber

Eskişehir’de Sivil Toplum Destekleme Merkezi açıldı

Sivil Toplum Kuruluşları ile ortak hizmet projeleri geliştirerek katılımcılık adına somut bir adım daha atan Büyükşehir Belediyesi, Sivil Toplum Destekleme Merkezi projesini hayata geçirdi. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığının koordinasyonuyla planlı, erişilebilir ve adil kullanım ilkesiyle kapılarını açan merkez, toplantı salonlarından yüksek hızlı internete, sekretarya hizmetinden teknik altyapıya kadar geniş bir yelpazede hizmet sunuyor. Modern bir çalışma alanı olarak tasarlanan merkezde tam donanımlı toplantı salonu ve Ergin Orbey Sahnesi yer alıyor. STK’ların kurumsallaşmasına katkı sağlamak amacıyla her derneğe özel posta kutusu, evrak dolabı ve kesintisiz Wi-Fi desteği ücretsiz olarak sağlanıyor. Haftalık en fazla 3 saat kullanım hakkı sunulan merkezde, başvurular eşitlik ilkesiyle dijital platform üzerinden yönetiliyor “BAŞKANIMIZ AYŞE ÜNLÜCE’NİN VİZYONUYLA BİRLİKTE ÜRETECEĞİZ” Sivil Toplum Destekleme Merkezi Sorumlusu Pınar Bıdıl, merkezin Eskişehir’in sivil toplum kapasitesini artıracağını belirterek şunları söyledi: “Merkezimiz, STK’ların gelişimini desteklemek ve toplumsal katkılarını artırmak amacıyla hizmet veriyor. Modern çalışma alanları ve teknik altyapıyla derneklerimize profesyonel bir ortam sunuluyor. Başvurular siviltoplum.eskisehir.bel.tr adresinden alınıyor. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’nin vizyonuyla Eskişehir’de birlikte üretmeye devam edeceğiz.” Merkezden faydalanan dernek yöneticilerinden Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Eskişehir Şubesi Başkanı Recep Akçelik de bu anlamlı proje için Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye teşekkür ederek, “Derneklerin düzenli toplantı yapabilecekleri alanlar maalesef yeterli değil. Kiraların astronomik düzeyde olması nedeniyle derneklerin kendi başlarına bu imkânları yaratması maalesef imkânsız. Bu merkez sivil toplumun güçlendirilmesi için çok önemli.” dedi.

İzmir’de Destekli İstihdam Zirvesi başlıyor Haber

İzmir’de Destekli İstihdam Zirvesi başlıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü, İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmir Ticaret Borsası, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi, Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), Rotary 2440. Bölge Federasyonu iş birliği ve destekleriyle, Türkiye İş Kurumu katılımıyla 22 Mayıs’ta İzmir Ticaret Odası ev sahipliğinde Destekli İstihdam Zirvesi gerçekleştirilecek. Engelli bireylerin iş gücüne katılımını destekleyen uygulamaların görünür kılınması, işverenler nezdinde farkındalık oluşturulması ve kapsayıcı istihdam modellerinin tanınması amacıyla düzenlenecek zirve, destekli istihdam yaklaşımının tüm engel gruplarına yönelik uygulanabilirliğini ortaya koymayı hedefliyor. Bu kapsamda iş dünyası, kamu, akademi ve sivil toplum temsilcileri bir araya gelerek deneyim paylaşımında bulunacak ve iyi uygulama örnekleri değerlendirmeye alınarak ödüllendirilecek. Aynı zamanda zirve kapsamında bugüne kadar kurumlarında engelli istihdamına yer veren, kapsayıcı bir bakış açısı geliştiren ve farklı engel gruplarından bireyleri iş süreçlerine dâhil eden işverenler değerlendirilecek. BU YILIN TEMASI “İŞ’TE NÖROÇEŞİTLİ VAR” Destekli İstihdam Zirvesi’nin 2026 yılı teması “İş’te Nöroçeşitli Var” olarak belirlendi. Nöroçeşitlilik; otizm, zihinsel engellilik, down sendromu, serebral palsi ve öğrenme güçlüğü gibi nörogelişimsel farklılıkları kapsayan bir çerçevede ele alınıyor. Bu bireylerin istihdam süreçleri; uygun iş eşleştirmesi, görevlerin açık ve yapılandırılmış şekilde sunulması ve iş ortamının destekleyici hale getirilmesi gibi unsurlara bağlı olarak şekilleniyor. Bu nedenle nöroçeşitli bireyler, iş ortamına uyum ve işte sürdürülebilirlik açısından daha yoğun ve sistematik desteklere ihtiyaç duyabiliyor. Bu tema kapsamında zirve, nöroçeşitli bireylerin istihdamına yönelik işveren uygulamalarını görünür kılmayı, bu alandaki deneyimleri paylaşmayı ve kapsayıcı istihdam anlayışını güçlendirmeyi amaçlıyor. 2026 yılı başvuruları e-posta yoluyla kabul ediliyor. destekliistihdamzirvesi.org adresinde yer alan formda, firmaya ilişkin kurumsal bilgiler talep ediliyor. Form kapsamında yalnızca engel türleri ve genel çalışan sayıları gibi kurumsal değerlendirmeye esas bilgiler yer alıyor. İzmir sınırları içinde nöroçeşitli bireyleri istihdam eden tüm firmalar başvuru yapabilecek. Başvurular arasından belirlenen 10 farklı ödül başlığı kapsamında değerlendirme yapılacak ve 10 farklı ödül takdim edilecek. Başvuru süreci 8 Mayıs tarihinde sona erecek. Doldurulan başvuru formu, destekliistihdam@izmir.bel.tr adresine iletilecek.

İzmir'de CHP ilk Bornova'da sahaya indi Haber

İzmir'de CHP ilk Bornova'da sahaya indi

CHP’nin 4 Mayıs’ta “Halkın iktidarını kuruyoruz!” sloganıyla sahaya inme kararı doğrultusunda, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ilk programını Bornova’da gerçekleştirdi. Ziyaretlere CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan da katıldı. Programda Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, CHP Bornova İlçe Başkanı Ertürk Çapın, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkanvekili Yağmur Yurdakul Özkan ile CHP eski Genel Sekreteri, önceki dönem milletvekili Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır ve meclis üyeleri yer aldı. Programın ilk durağı Bornova Belediyesi Akıllı Şehir ve İnovasyon Merkezi oldu. Başkan Ömer Eşki, Bornova’nın dijital ikizi projesine ilişkin sunum gerçekleştirdi. Başkan Eşki, “Teknolojiyle güçlenen bir Bornova inşa ediyoruz. Hem vatandaşımıza daha hızlı hizmet sunmak hem de kaynaklarımızı doğru kullanmak için dijital dönüşümü önceliklendiriyoruz” dedi. SİVİL TOPLUM VE ESNAFLA BULUŞMA Heyet daha sonra Bornova Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Aziz Talas ile bir araya geldi, ardından ADD Bornova Şubesi Başkanı Mübeccel Timaç ziyaret edildi. Bornova Çarşı’da gerçekleştirilen esnaf ziyaretlerinde işletme işletme gezilerek vatandaşların sorunları dinlendi. Ayrıca Bornova Giritli ve Mübadiller Derneği ile CHP Bornova İlçe örgütünün tarihi çarşı girişindeki çadırı da ziyaret edildi. Çağatay Güç, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak sahadayız, halkımızla birlikteyiz. İzmir’den başlattığımız bu süreçle vatandaşlarımızın sorunlarını yerinde dinleyerek çözüm üretmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan ise, “Ekonomik zorlukların arttığı bu dönemde esnafımızın ve vatandaşlarımızın yanında olmak bizim en önemli sorumluluğumuz” dedi. Program sonunda Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Dr. Sırrı Aydoğan Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıda CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ve İzmir’deki CHP ilçe başkanlarına hitap etti. Bornova’da sosyal belediyecilikten dijital dönüşüme kadar birçok alanda yürütülen çalışmaların aktarıldığı toplantıda, önümüzdeki döneme ilişkin hedefler de paylaşıldı.

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı Haber

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin ikincisi, 27 Nisan günü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Bahar Özay, Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu ve Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce oldular. Mete İmer: “Artık Gerçekleştirilebilenlerin Samimi Bir Muhasebesini Yapma ve Uygulamayı Öne Çıkarma Zamanı” İklim krizinin etkisini artırmaya devam ettiğini ve COP31’in zor küresel koşullar altında toplanacağını vurgulayan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre son 10 yıl, kayıtlara geçen en sıcak yıllar arasında yer aldı. Diğer taraftan dünyadaki olumsuz politik ve ekonomik gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, bölgesel savaşlar ve iklim finansmanındaki yetersizlikler devam ediyor. Antalya’da Kasım ayında gerçekleşecek 31. Taraflar Konferansı bu koşullar altında toplanacak. Bu nedenle zor bir gündemle karşı karşıyayız,” dedi. Paris İklim Anlaşması’ndan bu yana geçen 10 yılda hedeflere ne kadar yaklaşıldığının samimi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Mete İmer, “Uygulama artık belirleyici bir aşama haline geldi. Geride kalan dönemde hedeflere ne kadar yaklaşıldığını, uygulamanın ne ölçüde başarılı olduğunu açık biçimde muhasebe etmeliyiz. Türkiye olarak da bu muhasebeyi yapmalı; yasal düzenlemelerimizi ne kadar hayata geçirdiğimizi, iklim finansmanını ne ölçüde temin edebildiğimizi ve toplumu harekete geçirmek için neler yaptığımızı sorgulamalıyız. Eksikliklerimizi gidermemiz büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu. Özellikle kentlerin iklim krizine karşı dirençli hale getirilmesinin giderek daha acil bir başlık haline geldiğine işaret eden Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumu yakından ilgilendiren ve giderek daha acil hale gelen konu, kentlerin ve yaşam alanlarının iklim krizine karşı direnç kazanmasıdır. Yaşadığımız seller, afetler ve kuraklıklar; şehirlerde bundan sonra daha güvenli bir yaşam için altyapı yatırımlarını, bu alana yönelik finansman ihtiyacını ve yerel yönetimlerin rolünü öncelikli hale getirdi. Bu nedenle bu toplantıda ve bundan sonraki söyleşilerimizde belediye temsilcilerine de söz vermek, onları dinlemek istiyoruz. Çünkü burada belediyelerin sorumluluğu ve yapacakları çalışmalar çok önemli.” Selda Susal Saatçi: “Her 5 Saniyede Bir Futbol Sahası Kadar Verimli Toprak Kaybediliyor” İklim krizinde “uygulama” ve “sonuç” odaklı yeni bir döneme girildiğini vurgulayan Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’e doğru ilerlerken aslında bir kırılma noktasındayız. Yıllarca hedefleri ve taahhütleri konuştuk; artık bu hedeflerin sahadaki karşılığını, uygulamaların somut çıktılarını görmeye ihtiyaç duyuyoruz. COP31’in de bu yaklaşım üzerine kurulduğunu yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede döngüsel ekonomi, atık yönetimi, iklim finansmanına erişim, tarım, su ve gıda güvenliği, adil dönüşüm ve gençlik katılımı öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor,” dedi. Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan bir yaklaşım benimsediklerini belirten Selda Susal Saatçi, “Biz Anadolu Efes olarak ‘7. nesil düşünce’ yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Yani bugün aldığımız her kararın, yaptığımız her eylemin gelecek nesiller üzerindeki etkisini gözetiyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca bir başlık değil, iş yapış biçimimizin merkezinde yer alan ve uzun vadeli değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olan dönüştürücü bir strateji. Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasını ilk gerçekleştiren şirketlerden biri olarak çevresel, sosyal ve yönetişim performansımızı şeffaf şekilde paylaşıyoruz ve son iki yıldır entegre raporlama yaklaşımını benimsiyoruz,” diye konuştu. Selda Susal Saatçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım, iklim krizinden en çok etkilenen ve aynı zamanda krizi etkileyen alanlardan biri. Küresel ölçekte tarımsal faaliyetler emisyonların yaklaşık yüzde 13’ünü oluştururken, su kaynaklarının yüzde 70’inden fazlasını tüketiyor. Her yıl yaklaşık 75 milyar ton verimli toprak kaybediliyor; bu, her 5 saniyede bir futbol sahası büyüklüğünde alanın yok olması anlamına geliyor. Artan nüfusla birlikte 2050’ye kadar tarımsal üretimin iki katına çıkması gerekiyor. Bu tablo, tarımda daha dayanıklı ve sürdürülebilir yöntemlere geçişi zorunlu kılıyor. Bu kapsamda biz de onarıcı tarım uygulamalarına odaklanıyoruz. Yaptığımız pilot çalışmalarda somut ve cesaret verici sonuçlar elde ettik. Toprak organik maddesinde yüzde 25’e varan artış, su tutma kapasitesinde yüzde 13 iyileşme ve hektar başına 6,7 ton karbon tutulumu sağladık. Bu sonuçlar ışığında bu yıl onarıcı tarım uyguladığımız alanları genişletme kararı aldık. Bununla birlikte, çiftçilere sağladığımız 220 milyon TL’yi aşan teşvik paketi, gençlere yönelik sürdürülebilir tarım eğitim programları ve kadınların güçlenmesine katkı sunan döngüsel ekonomi projeleriyle bütüncül bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Tarım, gıda güvenliği, sıfır atık, gençlik ve eğitim başlıklarında atılan adımların tek başına değil, iş birlikleriyle ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz; COP31’in de bu anlamda güçlü bir sinerji yaratma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz.” Dr. Bahar Özay: “Sürdürülebilirlik Artık Sadece Çevresel Değil, Ekonomik ve Jeopolitik Bir Mesele” Sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir gündem değil, ekonomik, teknolojik ve jeopolitik boyutları olan çok katmanlı bir dönüşüm alanı haline geldiğini vurgulayan BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Dr. Bahar Özay, “Bugün içinde bulunduğumuz tablo, sürdürülebilirlik ve iklim konularının ekonomi politikalarından enerji ve gıda güvenliğine, toplumsal refahtan küresel rekabet gücü ve dış politikaya kadar uzanan yapısal bir dönüşüm gündemi haline geldiğini açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın başarılması için belirlenen 2030 takvimi bağlamında yapılan değerlendirmeler, amaçların yalnızca yaklaşık yüzde 17’sinin hedeflenen hızda ilerlediğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Küresel ölçekte sürdürülebilirlik hedeflerinin önündeki en temel engelin kalkınma ve iklim finansmanındaki açık olduğuna dikkat çeken Dr. Bahar Özay, “Bugün geldiğimiz noktada finansman konusu belirleyici bir kırılma alanı. 2015 yılında yıllık 2,5 trilyon dolar olarak hesaplanan ihtiyaç, bugün 4 trilyon dolar seviyesine ulaşmış durumda. Mevcut kaynakların adil, etkin ve verimli kullanılamaması ve çok taraflı iş birliklerinde yaşanan sorunlar, bu süreci daha da zorlaştırıyor. Aynı zamanda jeopolitik gelişmeler, çatışmalar ve küresel yönetişim mekanizmalarındaki zayıflama, sürdürülebilirlik gündeminin ilerlemesini doğrudan etkiliyor” dedi. Dr. Bahar Özay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çok katmanlı kriz ortamında Türkiye’nin ‘orta güç’ olarak farklı bölgeler, ekonomiler ve aktörler arasında köprü kurabilecek önemli bir rol üstlenme potansiyeli bulunuyor. COP31 süreci, Türkiye’nin hem yeşil dönüşüm hem de kalkınma ve iklim finansmanı ile uluslararası diyalog açısından konumunu güçlendirebileceği kritik bir fırsat sunuyor. Türkiye gibi ‘zanaatkar devlet’ olarak tanımlanabilecek ülkeler, değişen küresel koşullara daha hızlı uyum sağlayabilen, mevcut araç ve kurumları yeniden şekillendirme kapasitesine sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda hem sanayi politikalarının daha düşük karbon yoğunluklu ve yüksek katma değerli bir yapıya evrilmesi hem de eğitim ve gençlik odaklı iklim eylemlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle COP31 kapsamında iklim eğitimi ve gençlik katılımının değerlendirilmesi, Türkiye’nin avantajlı olduğu alanlardan biri olarak öne çıkıyor.” Pelin Kıvrıkoğlu: “İklim Eyleminde Yerel Yönetimler Uygulamanın Doğrudan Sahasında” Yerel yönetimlerin iklim eyleminde doğrudan uygulayıcı rol üstlendiğini vurgulayan Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu, “Yerel yönetimler olarak sürecin tam sahasındayız ve doğrudan vatandaşla temas eden bir yapı olarak iklim politikalarının uygulamadaki karşılığını üretmekle sorumluyuz. Üsküdar Belediyesi olarak 2021 yılında hazırlanan sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planımız kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefiyle ilerliyoruz. Ancak eylem planlarının yalnızca raflarda kalan stratejik dokümanlar olmaması, izlenebilir ve ölçülebilir uygulamalarla desteklenmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni dönem ihtiyaçlarını da kapsayan güncel bir iklim eylem planı çalışmasını başlatmış bulunuyoruz” dedi. Emisyon kaynakları ve yerel yönetimlerin sınırlılıklarına da dikkat çeken Pelin Kıvrıkoğlu, “2024 yılı itibarıyla sera gazı emisyonumuzu 1.832.339 ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesapladık. Bunun yüzde 70’i enerji, yüzde 23’ü ulaşım ve yüzde 7’si ise atık kaynaklı. Ancak enerji tüketiminin önemli bir bölümü hane ve sanayi kaynaklı olduğu için yerel yönetimlerin doğrudan müdahale alanı dışında kalıyor. Bu durum, özellikle enerji başlığında tüm ilçe belediyeleri için ortak bir zorluk yaratıyor. Buna rağmen CDP raporlamasında B skoru elde ettik ve uluslararası ağlara üyeliklerimizle birlikte iyi uygulamaların paylaşımı ve görünürlüğü açısından önemli bir ilerleme sağladık” şeklinde konuştu. Pelin Kıvrıkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uyum ve dirençlilik başlıkları yerel yönetimler için giderek daha kritik hale geliyor. Bu kapsamda enerji yönetimi, sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi projelerini hayata geçiriyoruz. Avrupa Birliği destekli ‘RISE Üsküdar – Riskten Hazırlığa: Üsküdar’da İklim Direncine Giden Kurumsal Yollar’ projesiyle iklim direncine yönelik doğal tabanlı çözümler geliştirirken, ‘Atıksız Üsküdar Atıksız Pazar’ projesiyle semt pazarlarında oluşan organik atıkları komposta dönüştürerek yeniden kullanıma kazandırıyoruz. Bu proje hem ödüller aldı hem de diğer belediyeler için örnek bir uygulama haline geldi. Bunun yanı sıra bitkisel atık yağların toplanması, çevre festivalleri, gıda israfını azaltmaya yönelik çalışmalar ve mahalle buluşmalarıyla vatandaşın sürece aktif katılımını sağlamaya odaklanıyoruz. Yerel ölçekte bu tür somut uygulamaların yaygınlaşmasının iklim mücadelesinde gerçek etki yarattığına inanıyoruz. Ayrıca COP sürecinde yerel yönetimlerin daha görünür olması ve özellikle kadın liderler olarak bu alanda söz söyleyebilmemiz için aktif rol almaya hazırız.” Asya Yüce: “Gençler Sürecin İzleyicisi Değil, Aktif Katılımcısı Olmak İstiyor” Türkiye genelinde 208 üniversiteyi kapsayan iklim elçileri ağını temsil eden Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce, iklim krizinin gençler için teorik bir tartışma değil, doğrudan deneyimlenen bir gerçeklik olduğuna dikkat çekti. Gençlerin iklim sürecinde yalnızca izleyici değil, aktif bir paydaş olduğunu vurgulayan Asya Yüce, “2021 yılından bu yana her üniversiteden seçilen temsilciler olarak kampüslerimizde sürdürülebilirlik ve iklim kriziyle mücadele alanında öncülük ediyoruz. COP31 sürecinde genç katılımının en az yüzde 10 seviyesinde hedeflenmesiyle birlikte kapasitemiz ve etki alanımız da her geçen gün artıyor,” şeklinde konuştu. İklim elçilerinin sahadaki rolüne dikkat çeken Asya Yüce, “Bakanlığımız tarafından düzenlenen eğitim kamplarında iklim değişikliği, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıklarda yoğun eğitimler alıyor; ardından bu bilgi birikimini hem üniversitelerimizde hem de toplum genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Amacımız, iklim krizini teorik bir tartışma alanı olmaktan çıkararak herkesin sahiplendiği bir çevre kültürüne dönüştürmek. Bu kapsamda söyleşiler, paneller ve farkındalık etkinlikleri düzenliyor, aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda iklim diplomasisi yürütüyoruz” dedi. Asya Yüce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraflar Konferansı’nda yalnızca katılımcı değil, çözüm ortağı olarak yer alıyoruz. Birleşmiş Milletler’in gençlik yapılanmalarıyla koordineli çalışarak ulusal gençlik bildirilerini küresel karar vericilere iletiyor, gençlerin taleplerinin ulusal katkı beyanları gibi resmi politika metinlerine dahil edilmesini hedefliyoruz. COP süreci bizim için bir zirve noktası; Türk gençliğinin organize, donanımlı ve çözüm odaklı yapısını uluslararası alanda göstermek istiyoruz. Bu süreçte gençlerin karar mekanizmalarında yalnızca temsil edilmesi değil, kararları doğrudan etkileyen bir konuma gelmesi gerektiğine inanıyoruz.”

Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülü 16’ncı kez sahiplerini buldu Haber

Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülü 16’ncı kez sahiplerini buldu

Bursa’nın kültürel, tarihi ve akademik birikimine ışık tutan araştırmacıları teşvik etmek amacıyla bu yıl 16’ncı kez düzenlenen Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülleri sahiplerini buldu. Uğur Mumcu Sahnesi’nde düzenlenen ödül törenine; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, eski Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler, gazeteciler ve çok sayıda davetli katıldı. Gecede, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi Başkanı Tayfun Çavuşoğlu’nun hazırladığı “Bir Şehrin Belgelenen Tarihi… Susmak da Bir Eylemdir!” isimli belgeselin ilk gösterimi de yapıldı. Yılmaz Akkılıç’ın hayatına, mücadelesine ve kente kattığı değerlere odaklanan belgesel izleyicilerden büyük alkış aldı. “KENTE DAİR ÜRETİLEN BİLGİYİ KALICI HALE GETİRİYORUZ” Törenin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Yılmaz Akkılıç’ın “Susmak da bir eylemdir” sözünü hatırlatarak, onun doğru bildiğinden asla vazgeçmeyen yapısına vurgu yaptı. Başkan Şadi Özdemir, “Bursa’nın belleğini o yazdı. Altı bin ciltlik kütüphanesini halka bağışlayarak bizlere paha biçilemez bir miras bıraktı. 2010 yılından bu yana aralıksız sürdürdüğümüz bu ödüllerle tek bir hedefimiz var. Bursa’yı çalışan araştırmacıları desteklemek ve kentimize dair üretilen her bilgiyi kalıcı hale getirmek. Akkılıç’ın yolunda yürümeye ve Bursa’ya değer katan her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz” dedi. Bursa Gazeteciler Cemiyeti (BGC) Başkanı Nuri Kolaylı ise Akkılıç’ı bilgiyi sadece biriktiren değil, çoğaltan bir kültür emekçisi olarak tanımlayarak, “Kültür korunması gereken bir bilinçtir ve paylaşıldıkça büyür. Akkılıç, kendisinden sonrakiler için yaşayanlardandı” ifadelerini kullandı. Belgeselin yönetmeni ÇGD Bursa Şubesi Başkanı Tayfun Çavuşoğlu da 20 farklı ismin tanıklığıyla hazırlanan çalışmanın, Akkılıç’ın kente ve gazeteciliğe bıraktığı izleri geleceğe aktarmak adına önemli bir belge olduğunu belirtti. ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU Konuşmaların ardından Prof. Dr. Feza Karaer başkanlığındaki seçici kurul üyelerine plaket takdim edildi. Seçici kurul başkanı Prof. Dr. Feza Karaer, bu yıl 9 eserin değerlendirmeye alındığını belirterek ödül kazanan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Karaer, kurulun değerlendirmelerini yazar ve danışman bilgilerini bilmeden yürüttüğünü, sürecin tamamen objektif ve bilimsel ölçütlerle ilerlediğini söyledi. Karaer’in konuşmasının ardından dereceye giren araştırmacılara ödülleri takdim edildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda doktora kategorisinde Başarı Ödülü’nü “Kırsal Mirasın Kültürel Peyzaj Yaklaşımı ile Korunması İçin Bir Model Önerisi: İznik Gölü Havzası Örneği” başlıklı teziyle Elif Acar Bilgin aldı. Yüksek lisans dalında ise Egemen Deniz, “Bursa Surları” adlı çalışmasıyla Başarı Ödülü’nün sahibi oldu. Seçici kurul, Ceyda Şahin’in “Bursa’nın Su Mirasının Geleneksel Konutlardaki Mekansal Yansımaların Değerlendirilmesi ve Korunması” isimli çalışmasını doktora dalında Jüri Özel Ödülü’ne layık gördü. Akademi dışı alanda da Ekrem Hayri Peker’e, “Bursa ve İlçelerinde Çekilen Filmler” adlı çalışmasından dolayı Teşvik Ödülü verildi. ESERLER KİTAPLAŞTIRILACAK Prof. Dr. Feza Karaer başkanlığında; Prof. Dr. Tülin Vural Aslan, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan, Doç. Dr. Nilüfer Alkan Günay, Doç. Dr. Elifhan Köse Çal, eğitimci Hande Borçbakan ve gazeteci Hacı Tonak’tan oluşan seçici kurul tarafından belirlenen eserler, Nilüfer Belediyesi Akkılıç Kütüphanesi tarafından kitaplaştırılarak okuyucularla buluşturulacak ve Bursa’nın kent hafızasındaki yerini alacak. Ödüllerin takdim edilmesinin ardından Akkılıç Ailesi adına konuşan Akkılıç Kütüphanesi Yönetim Kurulu Başkanı Hande Borçbakan ve Yener Akkılıç, kütüphanenin yaşatılmasına ve araştırmaların desteklenmesine katkı sağlayan tüm kurumlara teşekkür etti. Yener Akkılıç, tarihsel bir perspektif sunduğu konuşmasında Cumhuriyet kazanımlarına ve bir arada yaşama kültürüne dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.