Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Silivri

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Silivri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Silivri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İBB davasında Yakup Öner’in beyanları: Sistemin içindeki ve dışındaki aktörleri anlattı Haber

İBB davasında Yakup Öner’in beyanları: Sistemin içindeki ve dışındaki aktörleri anlattı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yolsuzluk davasında sanık Yakup Öner’in daha önce etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeler ve mahkemedeki beyanları gündeme geldi. Öner, belediye içerisindeki ve dışındaki yapılanmaya ilişkin iddialarda bulunurken, dosyada yer alan para talepleri ve çeşitli iş süreçleri hakkında da açıklamalar yaptı. İBB soruşturmasında hazırlanan iddianame Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamede, İmamoğlu “örgüt kurucusu ve lideri” olmakla suçlandı. İddianamede çok sayıda sanık için farklı suçlamalar ve hapis cezaları talep edildi. Dosyada Yakup Öner de “örgüt üyesi” olmakla suçlanan isimler arasında yer aldı. Öner hakkında daha önce rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve nitelikli dolandırıcılık gibi suçlamalar yöneltildi. Öner ise soruşturmanın çeşitli aşamalarında hakkındaki suçlamalara karşı savunma yaptı. Öner, belediye içindeki yapılanmaya ilişkin iddialarda bulundu Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Öner’in anlatımlarında, İBB içerisindeki bazı isimlerin görev ve ilişkilerine yönelik iddialar yer aldı. Öner’in ifadelerinde belediye içerisindeki bazı isimlerin yanı sıra belediye dışındaki iş insanları ve şirketlerle ilgili çeşitli bağlantılardan söz edildi. Dosyada ayrıca farklı iş süreçleri, imar ve ruhsat işlemleri ile para ve bağış taleplerine ilişkin iddialar bulunuyor. Ancak Öner’in mahkeme aşamasındaki beyanlarında, bazı işlemlerin mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü ve bağış taleplerinin işlerin tamamlanmasının ardından gündeme geldiğini söylediği aktarıldı. Bu nedenle dosyadaki iddialar ile sanıkların mahkemedeki savunmaları arasında farklılıklar bulunuyor. “Kardeşlik ilişkisi suç delili gibi sunuluyor” Duruşmada firari sanık Emrah Bağdatlı’nın kardeşi tutuksuz sanık Özge Bağdatlı da savunma yaptı. Özge Bağdatlı, Emrah Bağdatlı’nın öz abisi olduğunu ancak kardeşlik ilişkisinin iş ortaklığı anlamına gelmeyeceğini belirtti. Özel sektörde daha önce karşı karşıya geldiklerini ve uzun süre küs kaldıklarını anlatan Bağdatlı, şirketlerinin birlikte hareket ettiği yönündeki değerlendirmelere itiraz etti. Bağdatlı, iddianamenin çeşitli bölümlerinde bireysel kimliği yerine Emrah Bağdatlı’nın kardeşi olarak anıldığını belirterek, aile bağının suç delili gibi değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Mehmet Pehlivan’dan sevk tepkisi Duruşmada İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan da söz aldı. Yaklaşık 16 aydır tutuklu olduğunu belirten Pehlivan, avukat olması nedeniyle herhangi bir ayrıcalık talep etmediğini söyledi. Gece saatlerinde başka bir cezaevine sevk edilmesine tepki gösteren Pehlivan, Silivri’de devam eden duruşmaya sabah saatlerinde yaklaşık 3,5 saat kelepçeli şekilde getirildiğini ifade etti. Pehlivan, yaşanan sevkin savunma faaliyetlerini ve ailesiyle görüşmesini zorlaştırdığını savundu. Mahkeme başkanı ise sevkle ilgili doğrudan mahkemenin sorumlu olmadığını belirterek, sorunun çözümü için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Duruşmalar devam ediyor İBB davasında ikinci duruşmanın 28’inci gününde Özge Bağdatlı ve diğer bazı sanıkların savunmaları alındı. 5 Ekim 2026 tarihli duruşmada tutuksuz sanıkların beyanlarına geçilirken, davanın ilerleyen günlerinde diğer sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmesi bekleniyor. Dosyada yer alan suçlamalar ve sanıkların savunmaları yargılamanın konusu olurken, mahkemenin vereceği kararlar kesinleşmeden iddianamede veya beyanlarda yer alan suçlamalar hüküm niteliği taşımıyor.

Almanya’dan tatile gelen Alman savcı Sibel Tunç’un şüpheli ölümü Haber

Almanya’dan tatile gelen Alman savcı Sibel Tunç’un şüpheli ölümü

Almanya’da savcı olarak görev yapan 42 yaşındaki Sibel Tunç, eşiyle birlikte tatil için geldiği İstanbul’un Silivri ilçesinde rahatsızlanarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Yaklaşık 4 gündür kusma şikayeti bulunan Tunç, Silivri Devlet Hastanesi’nde tedavi beklediği sırada fenalaştı. Ölümün şüpheli değerlendirilmesi üzerine soruşturma başlatıldı. Kusma şikayetiyle hastaneye başvurdu Olay, 13 Eylül Pazar günü sabaha karşı Silivri Devlet Hastanesi’nin acil servisinde meydana geldi. Hamburg doğumlu ve Alman vatandaşı olduğu belirtilen Sibel Tunç, eşi Aykut T. ile tatil amacıyla Türkiye’ye geldi. Çift, Silivri’nin Mimar Sinan Mahallesi’nde bir evde konaklamaya başladı. Yaklaşık dört gündür kusma şikayeti bulunan ve kronik tansiyon hastası olduğu öğrenilen Tunç, saat 02.42 sıralarında yeniden rahatsızlanmasının ardından Silivri Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Hastanede fenalaştı Acil serviste kaydı yapılan Tunç, tedavi için beklediği sırada aniden fenalaştı. Bunun üzerine kırmızı alana alınan Tunç’a sağlık ekipleri tarafından müdahale edildi. Doktorların tüm çabasına rağmen Tunç kurtarılamadı. Ölümün şüpheli olarak değerlendirilmesinin ardından olayla ilgili adli işlem ve soruşturma başlatıldı. Kesin ölüm nedeninin belirlenmesine yönelik incelemelerin sürdüğü bildirildi. Cenazesi Silivri’de toprağa verildi Sibel Tunç’un cenazesi, Adli Tıp Kurumu’ndaki işlemlerin ardından ailesine teslim edildi. Tunç’un cenazesi daha sonra Silivri’de toprağa verildi.

Akın Gürlek: Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada 4 şüpheli hakkında işlem başlatıldı Haber

Akın Gürlek: Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada 4 şüpheli hakkında işlem başlatıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki şüpheli ölümü ile ilgili soruşturmada yeni bir aşamaya geçildiğini açıkladı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İstanbul İl Jandarma Komutanlığı tarafından yürütülen soruşturmada, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için çalışmaların titizlikle sürdürüldüğü belirtildi. Bakan Gürlek’in paylaşımına göre, soruşturma kapsamında olay tarihinde görev yapan eski Silivri Cumhuriyet Başsavcısı, eski cezaevi savcısı ve Kozinoğlu’nun iki koğuş arkadaşı olmak üzere 4 şüpheli hakkında yakalama ve gözaltı kararı verildi. İSTANBUL VE ANKARA’DA EŞ ZAMANLI OPERASYON İstanbul ve Ankara’da düzenlenen eş zamanlı operasyonda 3 şüpheli gözaltına alındı. KKTC'de bulunduğu tespit edilen diğer şüpheliyle ilgili adli sürecin ise devam ettiği bildirildi. Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’nın da katkı sağladığı soruşturmada, Kozinoğlu’nun ölüm gecesi yaşananlar, sonrasındaki adli işlemler, toplanan deliller ve önceki soruşturma süreci yeniden incelendiğini kaydeden akan Gürlek, aradan geçen süreye rağmen maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, sorumluların tespiti ve adaletin sağlanması için tüm adli süreçlerin kararlılıkla sürdürüleceğini açıkladı. Bakan Gürlek, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Yıllar geçse de hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmamakta kararlıyız. MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki şüpheli ölümüne ilişkin, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde İstanbul İl Jandarma Komutanlığımızla yürütülen soruşturmada, maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir. Soruşturma kapsamında bugün; olay tarihinde görev yapan eski Silivri Cumhuriyet Başsavcısı, eski cezaevi savcısı ve Kozinoğlu’nun 2 koğuş arkadaşı olmak üzere 4 şüpheli hakkında yakalama ve gözaltı kararı verilmiştir. İstanbul ve Ankara’da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştır. Kıbrıs’ta bulunduğu tespit edilen diğer şüpheli hakkındaki adli süreç ise devam etmektedir" dedi. Hasan Atilla Uğur hakkında gözaltı kararı Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesine ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Soruşturma kapsamında Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşı olan emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur hakkında gözaltı kararı verildi. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Uğur’un yanı sıra, Kozinoğlu’nun ölümünün meydana geldiği dönemde görev yapan dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören, cezaevi savcısı Necip Doğan ve koğuş arkadaşı emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım hakkında da işlem yapıldı. Üç şüpheli gözaltına alındı Başsavcılığın açıklamasına göre Ali İşgören, Necip Doğan ve Hasan Ataman Yıldırım, İstanbul ve Ankara’da düzenlenen eş zamanlı operasyonla gözaltına alındı. Hasan Atilla Uğur hakkında da gözaltı kararı çıkarıldığı ancak kararın henüz infaz edilemediği bildirildi. Başsavcılık, Uğur ile iletişim kurulduğunu ve gerekli işlemlerin kısa süre içerisinde gerçekleştirileceğini açıkladı. Soruşturma Kozinoğlu’nun ölümü üzerinden sürdürülüyor Kaşif Kozinoğlu, 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu sırada hayatını kaybetmişti. Ölümünün ardından yürütülen soruşturma daha sonra yeniden gündeme geldi. Yeni soruşturma kapsamında bugüne kadar farklı aşamalarda çok sayıda kişi hakkında adli işlem gerçekleştirildi. Son gelişmeyle birlikte, Kozinoğlu’nun ölümünün gerçekleştiği dönemde cezaevinde görev yapan bazı isimler ile aynı koğuşta bulunan kişiler de soruşturmanın kapsamına dahil edildi. Hasan Atilla Uğur’un da Kozinoğlu ile aynı koğuşta kaldığı belirtildi. Gözaltı kararının gerekçesine ilişkin ayrıntılar Başsavcılığın kamuoyuna yaptığı açıklamada Hasan Atilla Uğur hakkında verilen gözaltı kararının ayrıntılı gerekçesine yer verilmedi. Uğur hakkındaki adli işlemin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirileceği bildirildi. Soruşturmanın yeni gözaltı kararlarıyla birlikte genişletilerek sürdüğü öğrenildi.

Silivri açıklarında bulunan cansız bedenin kimliği belli oldu: Kaptan Yaşar Kayhan çıktı Haber

Silivri açıklarında bulunan cansız bedenin kimliği belli oldu: Kaptan Yaşar Kayhan çıktı

Denizde bulunan ceset Adli Tıp’a gönderildi Silivri açıklarında dün denizde bir erkek cesedi bulundu. Uzun süre suda kaldığı belirlenen cansız bedende meydana gelen tahriş ve bozulma nedeniyle olay yerinde kimlik tespiti yapılamadı. Sahil güvenlik ekipleri tarafından Silivri Limanı’na çıkarılan ceset, kesin ölüm nedeninin ve kimliğinin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. DNA incelemesiyle kimliği belirlendi Adli Tıp Kurumu’nda gerçekleştirilen DNA analizinin ardından denizden çıkarılan cansız bedenin, ‘Tuğberk İmamoğlu’ gemisinin 1’inci kaptanı Yaşar Kayhan’a ait olduğu belirlendi. Kayhan’ın, 2 Eylül’de Marmara Denizi’nde meydana gelen gemi çatışmasının ardından batan ‘Tuğberk İmamoğlu’nda bulunan mürettebat arasında yer aldığı öğrenildi. ‘Tuğberk İmamoğlu’ gemisinde 10 kişilik mürettebat bulunuyordu Marmara Denizi’nde ticari faaliyette bulunan ‘M/T ALSU’ ile ‘Tuğberk İmamoğlu’ isimli gemiler 2 Eylül’de çatışmış, 10 kişilik mürettebatı bulunan ‘Tuğberk İmamoğlu’ batmıştı. Kaza sonrasında başlatılan arama-kurtarma çalışmaları kapsamında, çatışma bölgesinin yaklaşık 5 kilometre açığında bir cansız bedene ulaşılmıştı. Yaşar Kayhan’ın kimliğinin DNA analiziyle kesinleşmesiyle, kazanın ardından yürütülen arama çalışmalarında mürettebata ilişkin önemli bir gelişme daha yaşandı. Olayla ilgili adli soruşturma ve kayıp mürettebatın bulunmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Silivri açıklarında erkek cesedi bulundu: Batan geminin kayıp mürettebatından mı? Haber

Silivri açıklarında erkek cesedi bulundu: Batan geminin kayıp mürettebatından mı?

Ceset Silivri Limanı’na çıkarıldı Olay, Silivri açıklarında saat 13.15 sıralarında meydana geldi. Denizde bir cansız beden bulunduğu yönündeki ihbar üzerine Sahil Güvenlik ekipleri bölgeye sevk edildi. Ekipler tarafından sudan çıkarılan erkek cesedi, Silivri Limanı’na getirildi. Yapılan ilk incelemede bedenin uzun süre denizde kaldığı ve bu nedenle tahriş ile bozulmalar meydana geldiği belirlendi. Bu durum nedeniyle olay yerinde kimlik tespiti yapılamadı. Cansız beden, ölüm nedeninin kesin olarak belirlenmesi ve kimlik tespitinin yapılması için Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Batan geminin kayıp mürettebatından biri olabilir Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, bulunan cansız bedenin 2 Eylül’de meydana gelen gemi kazasıyla bağlantılı olup olmadığının araştırıldığını açıkladı. Başsavcılığın açıklamasına göre, Marmara Denizi’nde ticari faaliyet yürüten M/T ALSU ile TUGBERK İMAMOĞLUisimli gemiler çarpıştı. Çarpışmanın ardından 10 kişilik mürettebatı bulunan TUGBERK İMAMOĞLU battı ve mürettebattan haber alınamaması üzerine arama-kurtarma çalışmaları başlatıldı. Arama faaliyetleri sırasında çatışma bölgesinin yaklaşık 5 kilometre uzağında bir erkek cesedine ulaşıldı. Bedenin kayıp mürettebattan birine ait olup olmadığı, Adli Tıp Kurumu'nda yapılacak incelemelerin ardından netlik kazanacak. Geminin enkazı daha önce tespit edilmişti Silivri açıklarının yaklaşık 18 mil güneyinde 2 Eylül’de meydana gelen kazanın ardından, Tuğberk İmamoğlu isimli geminin bulunması için kapsamlı bir arama-kurtarma operasyonu başlatıldı. Sahil Güvenlik Komutanlığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ekiplerinin katıldığı çalışmalarda, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait TCG Akın gemisinin sonar sistemleri ve uzaktan kumandalı su altı aracı kullanıldı. Geminin enkazının yeri kazanın 4’üncü gününde tespit edildi. Batan gemide bulunan 10 mürettebata ulaşılması amacıyla arama çalışmalarının sürdüğü, kayıp mürettebatın yakınlarının ise Silivri Sahili’nde oluşturulan irtibat noktasındaki bekleyişlerinin devam ettiği bildirildi. Soruşturma sürüyor Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, kazayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla gerekli işlemlerin titizlikle yürütüldüğünü bildirdi. Bulunan cansız bedenin kimliği ve batan geminin kayıp mürettebatından birine ait olup olmadığı, Adli Tıp Kurumu’ndaki incelemelerin ardından kesinlik kazanacak.

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında yeni gelişme: Mezarı 11 Eylül’de açılacak Haber

Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında yeni gelişme: Mezarı 11 Eylül’de açılacak

Feth-i kabir işlemiyle Kozinoğlu’nun kesin ölüm nedeninin belirlenmesi ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının araştırılması amaçlanıyor. Mezardan örnekler alınacak Kozinoğlu’nun mezarının açılması işlemi, 3 adli tıp uzmanı, 1 kimyager ve 1 otopsi teknikerinden oluşan uzman heyet tarafından gerçekleştirilecek. İşlem sırasında kemik, toprak ve diğer örnekler alınacak. Bu materyallerin yanı sıra ceza infaz kurumuna ait güvenlik kamerası görüntüleri, 112 kayıtları ve hastane belgeleri de incelemeye dahil edilecek. Yapılacak tüm incelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu tarafından Kozinoğlu’nun kesin ölüm sebebi ile olayda üçüncü kişi müdahalesi bulunup bulunmadığına ilişkin mütalaa hazırlanacak. Soruşturma 15 yıl sonra yeniden açıldı Kaşif Kozinoğlu, tutuklu bulunduğu Silivri 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 12 Kasım 2011 tarihinde rahatsızlanmasının ardından hastaneye sevk edilmiş, Silivri Devlet Hastanesi’ne ulaştırıldığında hayatını kaybettiği belirlenmişti. Ölümünün ardından yürütülen ilk soruşturmada cezaevi ve hastane kayıtları ile kamera görüntüleri incelenmiş, cezaevi, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve Kozinoğlu’nun eşinin ifadelerine başvurulmuştu. Soruşturma, 10 Nisan 2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanmıştı. Ancak dosya, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yeniden incelendi. Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla önceki takipsizlik kararı kaldırıldı ve soruşturma yeniden başlatıldı. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınarak özel bir ekip oluşturuldu. 11 şüpheli hakkında işlem başlatıldı Yeniden yürütülen soruşturma kapsamında, Kozinoğlu’nun hayatını kaybettiği dönemde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Şüphelilerden 10’u gözaltına alınırken, bir şüphelinin yurt dışında bulunduğu belirlendi. Adli makamların soruşturma kapsamında olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasına yönelik çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi. Mezarın açılmasıyla elde edilecek yeni bulguların, soruşturma dosyasındaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi bekleniyor. Feth-i kabir ve Adli Tıp incelemelerinin ardından Kozinoğlu’nun ölüm nedenine ilişkin daha kapsamlı bir değerlendirme yapılacak.

Silivri açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu gemisinde 10 mürettebat için arama 8'inci günde Haber

Silivri açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu gemisinde 10 mürettebat için arama 8'inci günde

İki gemi Silivri açıklarında çarpıştı Kaza, 2 Eylül'de Silivri'nin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde meydana geldi. Kocaeli'den Aliağa'ya seyreden Türk bayraklı Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi çarpıştı. Çarpışmanın ardından Tuğberk İmamoğlu kısa süre içerisinde suya gömülürken, gemide bulunan 10 kişilik mürettebatla iletişim kurulamadı. Bunun üzerine bölgede geniş kapsamlı arama kurtarma operasyonu başlatıldı. Arama çalışmalarına Sahil Güvenlik Komutanlığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı ekipler katılıyor. Kayıp mürettebatın yakınları ise Silivri'de oluşturulan kriz merkezinden çalışmalarla ilgili gelişmeleri takip ediyor. Geminin enkazı 4'üncü günde bulundu Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait TCG Akın'ın sonar sistemleri ve uzaktan kumandalı su altı aracıyla yürüttüğü çalışmalar sonucunda, kazanın 4'üncü gününde Tuğberk İmamoğlu'nun enkazının bulunduğu bölge tespit edildi. Enkazın belirlenmesinin ardından çalışmalar, denizin derinliklerinde bulunan gemiye ve kayıp mürettebata ulaşılması amacıyla su altı operasyonlarına yoğunlaştırıldı. Geminin bulunduğu bölgenin yaklaşık 800 ila 1100 metre derinlikte olduğu değerlendiriliyor. Arama çalışmaları su altında sürüyor ROV cihazlarıyla yürütülen çalışmalarda enkazın özellikle yaşam mahallinin bulunduğu bölümü üzerinde incelemeler gerçekleştiriliyor. Ekipler, derin deniz koşulları nedeniyle teknik imkanların elverdiği ölçüde arama faaliyetlerini sürdürüyor. Kaza sonrası başlatılan adli soruşturma da devam ederken, iki geminin seyir ve manevra kayıtları ile köprüüstü ve diğer teknik kayıtları incelemeye alındı. Alsu gemisinin mürettebatından 9 kişi hakkında da soruşturma kapsamında şüpheli işlemi uygulandığı bildirildi. Kayıp 10 mürettebata ulaşılması için deniz ve su altındaki arama çalışmaları aralıksız sürdürülüyor.

Silivri açıklarındaki gemi kazasında 2 kaptan tutuklandı: Bilirkişi raporunda çarpıcı tespitler Haber

Silivri açıklarındaki gemi kazasında 2 kaptan tutuklandı: Bilirkişi raporunda çarpıcı tespitler

2 kaptan tutuklandı Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, kazanın ardından ALSU gemisinde bulunan 9 kişi şüpheli sıfatıyla sorgulandı. Aşçı dışındaki 9 kişinin ifadelerinin gemide alındığı, işlemleri tamamlanan 6 şüphelinin ise Silivri Adliyesi'ne sevk edildiği öğrenildi. Savcılıkta alınan ifadelerin ardından ALSU gemisinin kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptanı Murat Evciman, bilirkişi heyetinin hazırladığı ön rapordaki kusur değerlendirmeleri dikkate alınarak tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Mahkeme, iki kaptanın tutuklanmasına karar verirken diğer 4 şüpheli hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına hükmetti. Kaza nasıl meydana geldi? Kaza, 2 Eylül günü saat 03.00 sıralarında Silivri'nin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde meydana geldi. Kocaeli'den Aliağa'ya seyir halinde olan, metal ve inşaat demiri yüklü Türk bayraklı Tuğberk İmamoğlu isimli rulosac gemi ile Türk bayraklı ALSU gemisi çarpıştı. Çarpışmanın ardından Tuğberk İmamoğlu battı. Gemide bulunan 10 kişilik mürettebata ise henüz ulaşılamadı. Bilirkişi raporunda ALSU gemisine ilişkin tespitler Kazanın nedenlerinin ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesi amacıyla hazırlanan ön bilirkişi raporunda, ALSU gemisinin köprüüstündeki seyir düzenine ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler yer aldı. Rapora göre kazanın meydana geldiği sırada köprüüstünde nöbetçi olan 2. zabit, gemiye kazadan yalnızca bir gün önce katıldı ve söz konusu seyir vardiyası, gemideki ilk vardiyası oldu. Yoğun deniz trafiğinin bulunduğu bölgede köprüüstünde görevli zabit dışında gözcü veya dümenci bulunmadığı da raporda belirtildi. Bu durumun, gemi personelinin çevredeki deniz trafiğine ilişkin durumsal farkındalığını olumsuz etkilediği değerlendirildi. Raporda ayrıca ALSU gemisinin kaptanının emniyet kurallarına aykırı biçimde köprüüstünden ayrıldığı ve çarpışmanın meydana gelmesinin ardından oluşan sarsıntıyla uyandığı iddiasına yer verildi. Kaptanın kazadan yaklaşık 7 ila 10 dakika sonra köprüüstüne çıktığı belirtildi. Tuğberk İmamoğlu için "hayalet gemi" değerlendirmesi Bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde Tuğberk İmamoğlu gemisine ilişkin bazı teknik tespitler de yer aldı. Geminin AIS olarak bilinen Otomatik Tanımlama Sistemi'nin kapalı veya arızalı olduğu değerlendirildi. Bu nedenle geminin diğer deniz araçları açısından tespit edilmesinin zorlaştığı ve adeta "hayalet gemi" gibi seyir yaptığı belirtildi. Rapora göre iki geminin mürettebatı arasında telsiz üzerinden yapılan görüşmede iskele tarafa doğru manevra yapılması konusunda anlaşmaya varıldı. Ancak Tuğberk İmamoğlu'nun son 0,5 deniz milinde bu mutabakata aykırı şekilde aniden sancağa yöneldiği ve ALSU'nun pruva hattına girdiği ifade edildi. Kazada "çift taraflı ağır durumsal farkındalık kaybı" tespiti Bilirkişi raporunda kazanın meydana geldiği sıradaki hava ve deniz koşulları da değerlendirildi. Rapora göre olay sırasında görüş mesafesi yaklaşık 6 deniz miliydi. Deniz hafif çalkantılı olurken hava koşullarının güvenli seyir açısından uygun olduğu belirtildi. Kazaya neden olabilecek dış kaynaklı herhangi bir doğa olayına rastlanmadığı kaydedilen raporda, kazanın temelinde "çift taraflı ağır durumsal farkındalık kaybı" bulunduğu değerlendirmesine yer verildi. ALSU gemisi dalgıçlar tarafından incelenecek Soruşturma kapsamında ALSU gemisinin su altında kalan bölümlerinin dalgıçlar tarafından inceleneceği öğrenildi. Yapılacak incelemeyle gemideki hasarın ve çarpışmaya ilişkin diğer teknik bulguların araştırılması bekleniyor. Şüphelilerin ifadelerinde, Tuğberk İmamoğlu'ndaki mürettebattan 2 veya 3 kişinin gemi batmadan önce güvertede bulunduğunun aktarıldığı belirtildi. Bu kişilerin kurtulduğuna yönelik herhangi bir delile henüz ulaşılamadığı, hayatlarını kaybetmiş olmaları durumunda ise arama çalışmalarının sonucunda cenazelerine ulaşılabileceği değerlendiriliyor. Ancak batan Tuğberk İmamoğlu'nun enkazının da henüz tespit edilemediği bildirildi. Kayıp 10 mürettebat için arama sürüyor Kazanın ardından kaybolan 10 mürettebatın bulunması amacıyla arama-kurtarma çalışmaları ilgili kurumların koordinasyonunda devam ediyor. Sahil Güvenlik Komutanlığına ait TCSG GÜVEN gemisinde, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tümamiral Serkan Tezel ile Kıyı Emniyeti Genel Müdürü Mustafa Bankaoğlu'nun da çalışmaları yerinde takip ettiği belirtildi. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, kazanın oluş şeklinin ve nedenlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması, sorumluluğu bulunan kişilerin belirlenmesi ve maddi gerçeğe ulaşılması amacıyla çalışmalar sürdürülüyor. Soruşturmada iki gemiye ait seyir, radar ve haberleşme kayıtlarının yanı sıra olayla ilgili bilgi, belge, görüntü ve diğer delillerin toplandığı bildirildi. Kazaya ilişkin idari soruşturmanın da devam ettiği belirtildi.

Bakan Uraloğlu: Silivri’deki gemi kazasında, şu ana kadar sağ olarak kimseye ulaşılamadı Haber

Bakan Uraloğlu: Silivri’deki gemi kazasında, şu ana kadar sağ olarak kimseye ulaşılamadı

Silivri açıklarının yaklaşık 18 mil güneyinde, Kocaeli’den Aliağa’ya seyir halinde olan Türk bayraklı Alsu ile İskenderun’dan Karadeniz Ereğli’ye giden Türk bayraklı Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemiler çarpıştı. Kazanın ardından Tuğberk İmamoğlu ile irtibat kesildi. Acil sinyal 03.26’da alındı Bakan Uraloğlu, olayın ardından Türkiye Ana Arama Kurtarma Merkezi’ne sabaha karşı saat 03.26’da COSPAS-SARSAT uydu sistemi üzerinden acil durum sinyali ulaştığını söyledi. Sinyalin, geminin konumunu bildiren EPIRB cihazından geldiğini belirten Uraloğlu, merkez tarafından telsiz üzerinden gemiye ulaşılmaya çalışıldığını ifade etti. Bu sırada kazaya karışan Alsu gemisinin kaptanının merkeze dönüş yaparak saat 03.15’te başka bir gemiyle çarpıştıklarını bildirdiğini aktardı. Bunun üzerine Kıyı Emniyeti ve Sahil Güvenlik ekiplerinin arama kurtarma botları ile römorkörleri bölgeye sevk edildi. Tuğberk İmamoğlu’nun battığı değerlendiriliyor Bölgeye ulaşan ekiplerin yaptığı ilk incelemelerde Tuğberk İmamoğlu’nun battığına ilişkin bulgulara ulaşıldı. Bakan Uraloğlu, geminin yaklaşık 900 metre derinlikte bulunduğunu belirterek, deniz kazasının ardından arama kurtarma çalışmalarının hem denizden hem de havadan sürdürüldüğünü söyledi. Gemide kaptanlar dahil toplam 10 denizcinin bulunduğunu açıklayan Uraloğlu, tamamının Türk vatandaşı olduğunu belirtti. “Çok hızlı bir batma gerçekleşmiş olabilir” Uraloğlu, Alsu kaptanının bildirdiği 03.15 çarpışma saati ile acil durum sinyalinin alındığı 03.26 arasındaki sürenin yaklaşık 11 dakika olduğuna dikkat çekti. Bu zamanlamanın doğru kabul edilmesi halinde Tuğberk İmamoğlu’nun oldukça kısa sürede battığının değerlendirildiğini ifade eden Uraloğlu, bölgede yapılan ilk aramalarda gemiye ait çeşitli izlere rastlandığını aktardı. Arama ekiplerinin denizci filikası veya botlardan birini, can simitlerini ve gemiye ait bazı parçaları tespit ettiğini belirten Uraloğlu, ancak şu ana kadar kayıp 10 denizciden hiçbirine sağ olarak ulaşılamadığını söyledi. Arama kurtarma çalışmaları sürüyor Ekiplerin kayıp denizcilere ulaşabilmek amacıyla bölgedeki çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Bakan Uraloğlu, olayla ilgili elde edilen ilk bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmaya devam edeceğini kaydetti. Uraloğlu, kazada yakınlarını kaygıyla bekleyen ailelere geçmiş olsun dileklerini iletirken, arama kurtarma faaliyetlerinin tüm imkanlar kullanılarak sürdürüldüğünü bildirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.