Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sıfır Atık

Güncel Haber, 724guncelhaber, 7/24 Güncel Haber, Haberler, Türkiye ve Dünya Haberleri , Son Dakika, Son Dakika Haber Kaynağı - Sıfır Atık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıfır Atık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin halkla ilişkiler ve yönetişim sistemi Turunç Masa, vatandaşın talebini sonuçlanana kadar takip ediyor. Haber

Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin halkla ilişkiler ve yönetişim sistemi Turunç Masa, vatandaşın talebini sonuçlanana kadar takip ediyor.

Muratpaşa Belediyesi tarafından 2014 yılında hizmete alınan Turunç Masa; çağrı merkezi, başvuru masası, internet, e-posta, CİMER ve sosyal medya kanalları üzerinden gelen talep, öneri ve şikayetleri tek bir noktada birleştiriyor. Temmuz ayı içerisinde sisteme toplam 13 bin 591 başvuru kaydedildi. Bu başvuruların 11 bin 180’i, haftanın 7 günü 24 saat kesintisiz hizmet sunan 444 80 07 numaralı çağrı hattı üzerinden iletildi. KAYITLA BİTMİYOR Turunç Masa’ya iletilen talepler, ilgili belediye birimine aktarıldıktan sonra Koordinasyon Merkezi tarafından takip ediliyor. Başvuru anında vatandaşın cep telefonuna SMS ile bilgilendirme yapılıyor ve paylaşılan başvuru numarasıyla sürecin takibi sağlanıyor. Devam eden işlemlerle ilgili vatandaşlara en geç iki gün içinde bilgi veriliyor. Temmuz ayında 5 bin 285 başvuru için bu şekilde süreç bilgilendirmesi gerçekleştirildi. Koordinasyon Merkezi, ay boyunca süreç ve sonuç bildirimlerini kapsayan toplam 14 bin 179 görüşme yaptı. SONUÇ VATANDAŞA BİLDİRİLİYOR Talebe konu olan işlem tamamlandığında, sonuç doğrudan başvuru sahibine aktarılıyor. İşlemin belediyenin yasal yetki alanı dışında olması durumunda ise vatandaş bilgilendirilerek başvuru ilgili kuruma yönlendiriliyor. Temmuz ayı içerisinde çözüme kavuşturulan 13 bin 245 başvurunun sonucu vatandaşlara iletildi. Muratpaşa Belediyesinin görev alanı dışında kalan 309 başvurunun 235’i Antalya Büyükşehir Belediyesine, 49’u ASAT’a, 13’ü elektrik dağıtım şirketine ve 12’si ise UKOME’ye yönlendirildi. EN YOĞUN BAŞVURU ÇEVRE VE SAĞLIKTA Başvuruların müdürlük bazlı dağılımına bakıldığında, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü 2 bin 571 kayıt ile ilk sırada yer aldı. Sağlık İşleri Müdürlüğüne 2 bin 239, Temizlik İşleri Müdürlüğüne ise 2 bin 206 başvuru ulaştı. Temmuz ayında öne çıkan talepler arasında; işyerlerinden ambalaj atıklarının toplanması, hasta nakli, tekstil atıklarının randevulu olarak evden alınması, sokak hayvanlarının tedavisi, diyetisyen randevusu ve ağaç budama işlemleri yer aldı. MEMNUNİYET YÜZDE 95,69’A YÜKSELDİ Turunç Masa’nın genel memnuniyet oranı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre 1.43 puan artış gösterdi. Temmuz 2025’te yüzde 94.26 olan memnuniyet oranı, Temmuz 2026’da yüzde 95.69 seviyesine yükseldi.

Manisa'da Çöp konteynerlerinde temizlik ve ilaçlama seferberliği Haber

Manisa'da Çöp konteynerlerinde temizlik ve ilaçlama seferberliği

Manisa genelinde yaşam standartlarını yükseltmek için faaliyetlerini sürdüren Manisa Büyükşehir Belediyesi, şehirdeki çöp konteynerlerinin temizlik ve ilaçlama işlemlerini düzenli olarak gerçekleştiriyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı, Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Vektörlerle Mücadele Şube Müdürlüğü ve ilçe belediyelerinin Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerinin koordineli yürüttüğü çalışmalar kapsamında; konteynerler, özel yıkama araçları ve modern ekipmanlarla dezenfekte edildikten sonra haşerelere karşı ilaçlanıyor. Belirlenen plan dahilinde yapılan bu uygulamalarla çevre temizliğinin sağlanması, kötü kokuların engellenmesi ve vatandaşlara daha sağlıklı bir yaşam alanı sunulması hedefleniyor. “Daha Temiz ve Sağlıklı Bir Manisa İçin Durmadan Çalışıyoruz” Yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulunan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, şehir genelinde hijyen seviyesini artırmayı amaçladıklarını belirterek şunları söyledi: “Çevrenin temiz tutulması, toplum sağlığını korumanın temel taşlarından biridir. Bu doğrultuda ekiplerimiz, şehrimizin her noktasında çöp konteynerlerini periyodik olarak yıkıyor, dezenfekte ediyor ve ilaçlama işlemlerini yapıyor. Kötü kokuyla, haşereyle ve zararlılarla mücadele kapsamında yürüttüğümüz bu faaliyetlerle, çok daha temiz ve sağlıklı bir Manisa için aralıksız çalışmaya devam ediyoruz.” “Sinek ve Karasinek Üremesinin Önüne Geçiyoruz” Uygulanan entegre çalışma sistemine değinen İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Çağlar Hocalar, halk sağlığını önceliklendiren çalışmaların süreceğini ifade ederek şunları kaydetti: “Çöp konteynerleri düzenli olarak yıkanmadığında ve temizlenmediğinde, sivrisinek ve karasineklerin üremesi için uygun zemin oluşturmakta, bu da halk sağlığını riske atmaktadır. İlçe belediyemiz konteynerlerdeki çöpleri topladıktan hemen sonra, bizim ekiplerimiz gelerek yıkama işlemini gerçekleştiriyor. Ardından vektörle mücadele birimlerimiz gerekli dezenfeksiyon işlemlerini tamamlıyor. Toplum sağlığını korumaya yönelik bu periyodik çalışmalarımız kararlılıkla sürecektir.” Düzenli olarak gerçekleştirilen temizlik ve dezenfeksiyon işlemleriyle kötü koku ve haşere problemlerinin önüne geçildiğini belirten bölge sakinleri ve esnaflar, sunulan hizmetlerden duydukları memnuniyeti dile getirerek belediye ekiplerine teşekkürlerini iletti.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Gazimağusa Belediyesi kardeş oldu Haber

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Gazimağusa Belediyesi kardeş oldu

İmza töreninde değerlendirmelerde bulunan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, KKTC ile ortak hedefler doğrultusunda yol aldıklarını ifade ederek, “Biz biriz, beraberiz, kardeşiz, aynı kaderin çocuklarıyız, aynı coğrafyanın evlatlarıyız, aynı geleceğe doğru imanla, aşkla bakıyoruz.” şeklinde konuştu. GAZİ ŞEHRİN 29’UNCU KARDEŞİ GAZİMAĞUSA OLDU Farklı alanlarda ortak projeler yürüten Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Gazimağusa Belediyesi, mevcut iş birliklerini kardeş şehir protokolü ile resmiyete kavuşturdu. Böylece Gazimağusa, Gaziantep’in 29’uncu kardeş şehri olma unvanını aldı. Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen imza törenine Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gazimağusa Belediye Başkanı Dr. Süleyman Uluçay, Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Uluslararası Demokratlar Birliği Genel Başkanı Kenan Aslan ve kurum yöneticileri katıldı. İki Gazi şehir arasındaki kardeşlik köprüsü, imzalanan protokol ile tescillenmiş oldu. ŞAHİN: BİZİM MEDENİYETİMİZİN VERDİĞİ TALİMATLARA UYMAMIZ, ŞEHİRCİLİKTE DE BUNA GÖRE BAKMAMIZ GEREKİYOR Törende konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki tarihsel bağlara vurgu yaparak şunları kaydetti: “‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ vizyonuyla hareket ettik. ‘Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ dedik. Bakıldığında Doğu Akdeniz'in incisi Kuzey Kıbrıs'ta artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Büyük Osmanlı ve Selçuklu gittiği her yere adaleti nasıl taşıdı, şehirciliği nasıl inşa etti? Önce altyapıyı kuruyorlar. Önce şehri temizliyorlar. Ardından hamamlarla bedensel temizliği sağlıyorlar. Sonrasında ise külliyelerle ruhu besliyorlar. Aklı selim, fikri selim, zevki selim insan; mutlu insan. Bizim medeniyetimizin ortaya koyduğu prensiplere uymamız, şehircilik anlayışımızı da buna göre şekillendirmemiz gerekiyor. Gazimağusa’ya da bu pencereden bakıyoruz.” KIBRIS'A HUZUR GELECEK, MUTLULUK GELECEK 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile şekillenen siyasi iradeyi hatırlatan Başkan Şahin, o dönem başlayan mücadelenin bugün de aynı kararlılıkla sürdüğünü belirterek şöyle devam etti: “‘Biz biriz, beraberiz, kardeşiz, aynı kaderin çocuklarıyız, aynı coğrafyanın evlatlarıyız, aynı geleceğe doğru imanla, aşkla bakıyoruz. Bu imza benim nazarımda çok kıymetli. Gazimağusa’daki Maraş’ın hak ettiği seviyeye gelmesi şart. Maraş'ın turizm ve kültür turizmindeki o muazzam potansiyelini tüm dünyaya tanıtmalıyız. Bizler, karıncalar gibi çalışarak dev eserler bırakan bir ecdadın, bir tarihin emanetçileriyiz. Kuzey Kıbrıs'ı vakit kaybetmeden yeniden yeşil ada yapmalıyız. Gaziantep Büyükşehir; OECD’nin Şampiyon Şehri, EBRD’nin Yeşil Şehri, Euro Prize Onur Ödülü sahibi ve sıfır atık hedefinde dünyanın en yakın 20 şehrinden biridir. Doğru modeller ve doğru uygulamalarla Kıbrıs'a huzur ve mutluluk gelecektir. Orası bizim evimiz, ortak kaderimiz, ortak toplumumuz ve ortak geleceğimizdir.” ULUÇAY: YEREL YÖNETİMLERDE BAŞKAN ŞAHİN ÇOK GÜZEL BİR ÖRNEK OLUYOR Gazimağusa Belediye Başkanı Dr. Süleyman Uluçay ise hitabında, kentin KKTC içerisindeki tarım, ticaret ve turizm gibi alanlardaki stratejik önemine değinerek şunları söyledi: “Maraş'ın ziyarete açılmasıyla beraber, 6 yıllık süreçte ziyaretçi sayısı 5 milyona yaklaştı ve bunların büyük bir kısmı yabancı turistlerden oluşuyor. Maraş'ın kapılarının açılması, orayı ciddi bir turizm merkezi haline getirdi. Gazimağusa; üreten insanların, çalışan işçilerin, eğitim gören öğrencilerin şehri olarak KKTC'de farklı bir vizyonla ilerleyen bir kenttir. Gaziantep denildiğinde akla fıstık, baklava ve tarih geliyor ancak benim zihnimde ilk olarak Fatma Şahin beliriyor. Yerel yönetimler konusunda Başkan Şahin çok güzel bir örnek teşkil ediyor ve bu başarı diğer şehirlere de ilham veriyor.” YEREL YÖNETİMLERİN HALKIN HAYATINDA ÇOK BÜYÜK BİR ÖNEMİ VAR Kıbrıslı Türklerin verdiği mücadeledeki yerini ve tarihi önemini vurgulayan Başkan Uluçay, sözlerini şöyle tamamladı: “Yerel yönetimlerin insanların gündelik yaşamında çok büyük bir etkisi vardır. Türkiye'nin bölgemizde yaşanan felaketler ve her türlü acı karşısında barışı korumak, çatışmaları bitirmek adına sergilediği insanüstü gayreti hepimiz görüyoruz ve bununla gurur duyuyoruz.” YILMAZ: FATMA ŞAHİN GAZİANTEP'İN BİR ANNESİ, ABLASI OLDU, BU PROTOKOLLE DE KIBRIS'IN BİR ABLASI OLACAK Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz da törendeki konuşmasında anne tarafının Kıbrıs Türkü olduğunu ve üniversite eğitimini KKTC’de tamamladığını ifade ederek şöyle konuştu: “Fatma Şahin Gaziantep'in bir annesi, ablası oldu; bu protokolle birlikte artık Kıbrıs'ın da ablası olacaktır. Biz Kıbrıs ile iki ayrı millet veya iki ayrı bayrak değiliz. Tek bayrak, tek toprak ve tek vatanız. Kıbrıs'ı sadece bir yavru vatan olarak değil, Türkiye'nin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Kıbrıs'a uzanan her el, aslında Türkiye'ye uzanan eldir. Bugün imzalanan protokolü çok anlamlı buluyorum. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Fatma Şahin’e teşekkürlerimi sunuyorum. Belediyeciliği Türkiye'de bir marka haline getirmiş bir yönetimin tecrübeleri artık Gazimağusa'ya da aktarılacak.” ALTYAPIDAN EĞİTİME İŞ BİRLİĞİ! Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Gazimağusa Belediyesi arasındaki kardeş şehir ortaklığı, altyapıdan eğitime kadar geniş bir yelpazede projelerle derinleşiyor. Bu kapsamda Gazimağusa'nın Maraş ve Laguna bölgelerindeki aydınlatma direkleri yenilenirken, LED armatür dönüşüm projesine teknik destek sağlandı. Ayrıca Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla, KKTC'nin en büyük robotik kodlama laboratuvarı Gazimağusa'da kurularak gençlerin teknolojiyle buluşmasına imkan tanındı. YENİ DÖNEMDE ORTAK PROJELER DEVAM EDECEK İki şehir arasındaki bağlar; karşılıklı ziyaretler, GastroAntep festivalleri ve Kardeş Şehirler Uluslararası Gençlik Kampı gibi faaliyetlerle pekiştirildi. Çevre, ulaşım, bilişim, atık yönetimi ve gastronomi alanlarında teknik bilgi paylaşımı sürerken, gelecek dönemde akıllı şehircilik ve hayvanat bahçesi projeleriyle iş birliğinin daha ileri seviyelere taşınması hedefleniyor.

New York’ta Türk bayraklarıyla coşkulu yürüyüş Haber

New York’ta Türk bayraklarıyla coşkulu yürüyüş

ABD’de Türk diplomatların Ermeni terör örgütü ASALA tarafından şehit edilmesine tepki amacıyla 1981 yılında başlatılan Türk Günü Yürüyüşü, bu yıl 43’üncü kez New York’ta düzenlendi. Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlik, Türk-Amerikan toplumunun yanı sıra KKTC, Azerbaycan ve Türk dünyasından katılımcıları da bir araya getirdi. Madison 38. Sokak’tan başlayarak Madison Meydanı Parkı’na kadar devam eden yürüyüşte Türk bayrakları Manhattan sokaklarını kırmızı beyaza bürüdü. Etkinliğe Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Büyükelçi Prof. Dr. Çağrı Erhan, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal, Türkiye’nin BM Daimî Temsilcisi Ahmet Yıldız ve New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Yazal’ın yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. Yürüyüş boyunca dernekler, okullar ve kültürel kuruluşlar korteji selamlarken, festival alanında Türk marşları ve ezgileri yankılandı. Süper Lig şampiyonu Galatasaray başta olmak üzere Türk spor kulüplerine yönelik tezahüratlar da etkinliğe renk kattı. Kutlamalar kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk-Amerikan toplumuna gönderdiği video mesaj festival alanında yayımlandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da video mesajında, “Manhattan sokaklarını kırmızı beyaza boyayan bu coşku yalnız bir yürüyüşün değil, köklü bir tarihin, güçlü bir kimliğin ve sarsılmaz bir birlik ruhunun ifadesidir” ifadelerini kullandı. Etkinlikte Türkiye’nin tarihi, kültürel ve turistik değerleri de tanıtıldı. New York sokaklarında dolaşan dijital tanıtım kamyonlarında Afyon, Gaziantep, Hatay, Bursa, Şanlıurfa ve Kütahya gibi şehirlerin gastronomi, müzik ve el sanatları öne çıkarıldı. Ayrıca Türkiye’nin çevre politikaları, Sıfır Atık vizyonu ve 2026 yılında Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne ilişkin mesajlar paylaşıldı. Festival kapsamında Mehteran Birliği’nin gösterisi büyük ilgi görürken, Türk sanatçılar ve folklor ekiplerinin performanslarıyla kutlamalar gün boyu devam etti.

İzmit Mezbahası, Ankara'da örnek gösterildi Haber

İzmit Mezbahası, Ankara'da örnek gösterildi

I. Uluslararası Helal Akreditasyon Kongresi’nde güvenilir üretim, şeffaf denetim mekanizmaları, sürdürülebilirlik ve tüketici güveni gibi başlıklar öne çıktı. Akademisyenler, kamu temsilcileri ve sektör paydaşlarını bir araya getiren kongrede, helal akreditasyonun yalnızca dini bir gereklilik değil, aynı zamanda modern dünyada kalite, güven ve etik üretimin temel unsuru olduğu vurgulandı. İZMİT MEZBAHASI BU STANDARTLARI YILLARDIR KARŞILIYOR Kongrede dile getirilen tüm bu kriterlerin, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak faaliyet gösteren İzmit Mezbahası’nda uzun süredir uygulandığı dikkat çekiyor. Modern altyapısı, hijyenik üretim anlayışı ve düzenli denetim süreçleriyle öne çıkan tesis, helal akreditasyonun sahadaki başarılı örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Özellikle 2021 yılında Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından “Kesim Kalitesi Standardı” ile belgelendirilen mezbaha, aradan geçen 6 yıllık süreçte bu standartları sürdürülebilir şekilde koruyarak güvenilirliğini perçinledi. 6 AYDA BİR DENETİM, SÜREKLİ İYİLEŞTİRME İzmit Mezbahası’nın en dikkat çeken özelliklerinden biri de düzenli denetim mekanizması. Tesis, TSE tarafından her 6 ayda bir detaylı denetime tabi tutuluyor. Bu denetimler yalnızca belgeyi korumaya yönelik değil, aynı zamanda sürekli iyileştirme ve geliştirme amacı taşıyor. Denetimlerde personelin kişisel hijyeninden tesisin genel koşullarına, kullanılan temizlik kimyasallarından arıtma sistemlerine kadar birçok başlık titizlikle inceleniyor. Ayrıca helal kesim kurallarına uygunluk ve personel eğitimlerinin sürekliliği de denetim sürecinin önemli bir parçasını oluşturuyor. HELAL KESİM, HİJYEN VE GIDA GÜVENLİĞİ BİR ARADA Tarım ve Orman Bakanlığı ruhsatına sahip olan tesis, son teknoloji ekipmanlarla hizmet veriyor. 4.300 metrekare kapalı alana sahip mezbahada, 900 metrekarelik soğuk hava depoları sayesinde etler uygun koşullarda muhafaza ediliyor. Aynı anda 200 adet büyükbaş ve küçükbaş hayvan kesim kapasitesine sahip olan tesis, helal kesim kurallarına uygun üretim gerçekleştirirken, sıfır atık yaklaşımıyla da çevreye duyarlı bir model sunuyor. Biyolojik atıkların geri dönüştürülmesiyle sürdürülebilirlik hedefleri de destekleniyor. Uluslararası Helal Akreditasyon Kongresi’nde ele alınan güven inşası, risk analizi, sürdürülebilirlik ve uygunluk değerlendirme süreçleri gibi başlıkların, İzmit Mezbahası’nda aktif olarak uygulanıyor olması dikkat çekiyor. Bu yönüyle tesis, yalnızca yerel bir hizmet noktası olmanın ötesine geçerek, küresel ölçekte tartışılan helal kalite altyapısının somut bir örneğini oluşturuyor. TÜKETİCİYE GÜVEN VEREN BİR MODEL Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit Mezbahası’nda yürüttüğü bu sistem; tüketicilere sağlıklı, güvenilir ve helal standartlara uygun et ürünleri sunarken, aynı zamanda kamu eliyle yürütülen başarılı bir gıda güvenliği modeli olarak öne çıkıyor. Uluslararası platformlarda dile getirilen hedeflerin, yerel ölçekte başarıyla uygulanıyor olması ise Türkiye’nin helal akreditasyon alanındaki güçlü konumunu pekiştiriyor.

Bursa'da cam atıklar sanata dönüştü Haber

Bursa'da cam atıklar sanata dönüştü

Bursa'da ER-KA Kağıt ve Ambalaj Sanayi Ltd. Şti.’nin Nisan ayı Sıfır Atık teması olarak belirlediği “Cam Atıklar” projesi kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, katılımcılar hem teorik hem de uygulamalı eğitim aldı. Atölye çalışması öncesinde katılımcılara mozaik sanatının tarihsel gelişimi hakkında sunum yapıldı. Sunumda, mozaik sanatının Sümerlerden günümüze uzanan serüveni, Antik Yunan ve Roma dönemlerindeki gelişimi ile Bizans dönemindeki altın çağına değinildi. Ayrıca Gaziantep Zeugma ve Antakya mozaik müzeleri ile İstanbul’daki Ayasofya ve Kariye Camii gibi önemli eser ve merkezler hakkında bilgiler paylaşıldı. Eğitimin uygulama bölümünde ise katılımcılar, kullanım ömrünü tamamlamış cam atıkları ileri dönüştürerek cam mozaik nihaleler üretti. Çalışma sayesinde katılımcılar hem sanatsal üretim deneyimi kazandı hem de geri dönüşümün önemine dikkat çekildi. Atölye çalışmasında; cam atıkların doğada binlerce yıl yok olmadığını ancak yüzde 100 geri dönüştürülebilir özelliği sayesinde tekrar ekonomiye kazandırılabileceği vurgulandı. Cam atıkların ayrı toplanmasının doğal kaynakların korunmasına, enerji tasarrufuna ve çevrenin temiz kalmasına önemli katkı sağladığı belirtildi. Etkinlik sonunda, sürdürülebilir bir gelecek için bireysel katkının önemine dikkat çekilerek vatandaşlara cam atıklarını geri dönüşüm noktalarına bırakmaları çağrısında bulunuldu. Camı dönüştür, geleceği koru…

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı Haber

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin ikincisi, 27 Nisan günü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Bahar Özay, Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu ve Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce oldular. Mete İmer: “Artık Gerçekleştirilebilenlerin Samimi Bir Muhasebesini Yapma ve Uygulamayı Öne Çıkarma Zamanı” İklim krizinin etkisini artırmaya devam ettiğini ve COP31’in zor küresel koşullar altında toplanacağını vurgulayan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre son 10 yıl, kayıtlara geçen en sıcak yıllar arasında yer aldı. Diğer taraftan dünyadaki olumsuz politik ve ekonomik gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, bölgesel savaşlar ve iklim finansmanındaki yetersizlikler devam ediyor. Antalya’da Kasım ayında gerçekleşecek 31. Taraflar Konferansı bu koşullar altında toplanacak. Bu nedenle zor bir gündemle karşı karşıyayız,” dedi. Paris İklim Anlaşması’ndan bu yana geçen 10 yılda hedeflere ne kadar yaklaşıldığının samimi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Mete İmer, “Uygulama artık belirleyici bir aşama haline geldi. Geride kalan dönemde hedeflere ne kadar yaklaşıldığını, uygulamanın ne ölçüde başarılı olduğunu açık biçimde muhasebe etmeliyiz. Türkiye olarak da bu muhasebeyi yapmalı; yasal düzenlemelerimizi ne kadar hayata geçirdiğimizi, iklim finansmanını ne ölçüde temin edebildiğimizi ve toplumu harekete geçirmek için neler yaptığımızı sorgulamalıyız. Eksikliklerimizi gidermemiz büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu. Özellikle kentlerin iklim krizine karşı dirençli hale getirilmesinin giderek daha acil bir başlık haline geldiğine işaret eden Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumu yakından ilgilendiren ve giderek daha acil hale gelen konu, kentlerin ve yaşam alanlarının iklim krizine karşı direnç kazanmasıdır. Yaşadığımız seller, afetler ve kuraklıklar; şehirlerde bundan sonra daha güvenli bir yaşam için altyapı yatırımlarını, bu alana yönelik finansman ihtiyacını ve yerel yönetimlerin rolünü öncelikli hale getirdi. Bu nedenle bu toplantıda ve bundan sonraki söyleşilerimizde belediye temsilcilerine de söz vermek, onları dinlemek istiyoruz. Çünkü burada belediyelerin sorumluluğu ve yapacakları çalışmalar çok önemli.” Selda Susal Saatçi: “Her 5 Saniyede Bir Futbol Sahası Kadar Verimli Toprak Kaybediliyor” İklim krizinde “uygulama” ve “sonuç” odaklı yeni bir döneme girildiğini vurgulayan Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’e doğru ilerlerken aslında bir kırılma noktasındayız. Yıllarca hedefleri ve taahhütleri konuştuk; artık bu hedeflerin sahadaki karşılığını, uygulamaların somut çıktılarını görmeye ihtiyaç duyuyoruz. COP31’in de bu yaklaşım üzerine kurulduğunu yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede döngüsel ekonomi, atık yönetimi, iklim finansmanına erişim, tarım, su ve gıda güvenliği, adil dönüşüm ve gençlik katılımı öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor,” dedi. Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan bir yaklaşım benimsediklerini belirten Selda Susal Saatçi, “Biz Anadolu Efes olarak ‘7. nesil düşünce’ yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Yani bugün aldığımız her kararın, yaptığımız her eylemin gelecek nesiller üzerindeki etkisini gözetiyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca bir başlık değil, iş yapış biçimimizin merkezinde yer alan ve uzun vadeli değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olan dönüştürücü bir strateji. Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasını ilk gerçekleştiren şirketlerden biri olarak çevresel, sosyal ve yönetişim performansımızı şeffaf şekilde paylaşıyoruz ve son iki yıldır entegre raporlama yaklaşımını benimsiyoruz,” diye konuştu. Selda Susal Saatçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım, iklim krizinden en çok etkilenen ve aynı zamanda krizi etkileyen alanlardan biri. Küresel ölçekte tarımsal faaliyetler emisyonların yaklaşık yüzde 13’ünü oluştururken, su kaynaklarının yüzde 70’inden fazlasını tüketiyor. Her yıl yaklaşık 75 milyar ton verimli toprak kaybediliyor; bu, her 5 saniyede bir futbol sahası büyüklüğünde alanın yok olması anlamına geliyor. Artan nüfusla birlikte 2050’ye kadar tarımsal üretimin iki katına çıkması gerekiyor. Bu tablo, tarımda daha dayanıklı ve sürdürülebilir yöntemlere geçişi zorunlu kılıyor. Bu kapsamda biz de onarıcı tarım uygulamalarına odaklanıyoruz. Yaptığımız pilot çalışmalarda somut ve cesaret verici sonuçlar elde ettik. Toprak organik maddesinde yüzde 25’e varan artış, su tutma kapasitesinde yüzde 13 iyileşme ve hektar başına 6,7 ton karbon tutulumu sağladık. Bu sonuçlar ışığında bu yıl onarıcı tarım uyguladığımız alanları genişletme kararı aldık. Bununla birlikte, çiftçilere sağladığımız 220 milyon TL’yi aşan teşvik paketi, gençlere yönelik sürdürülebilir tarım eğitim programları ve kadınların güçlenmesine katkı sunan döngüsel ekonomi projeleriyle bütüncül bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Tarım, gıda güvenliği, sıfır atık, gençlik ve eğitim başlıklarında atılan adımların tek başına değil, iş birlikleriyle ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz; COP31’in de bu anlamda güçlü bir sinerji yaratma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz.” Dr. Bahar Özay: “Sürdürülebilirlik Artık Sadece Çevresel Değil, Ekonomik ve Jeopolitik Bir Mesele” Sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir gündem değil, ekonomik, teknolojik ve jeopolitik boyutları olan çok katmanlı bir dönüşüm alanı haline geldiğini vurgulayan BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Dr. Bahar Özay, “Bugün içinde bulunduğumuz tablo, sürdürülebilirlik ve iklim konularının ekonomi politikalarından enerji ve gıda güvenliğine, toplumsal refahtan küresel rekabet gücü ve dış politikaya kadar uzanan yapısal bir dönüşüm gündemi haline geldiğini açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın başarılması için belirlenen 2030 takvimi bağlamında yapılan değerlendirmeler, amaçların yalnızca yaklaşık yüzde 17’sinin hedeflenen hızda ilerlediğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Küresel ölçekte sürdürülebilirlik hedeflerinin önündeki en temel engelin kalkınma ve iklim finansmanındaki açık olduğuna dikkat çeken Dr. Bahar Özay, “Bugün geldiğimiz noktada finansman konusu belirleyici bir kırılma alanı. 2015 yılında yıllık 2,5 trilyon dolar olarak hesaplanan ihtiyaç, bugün 4 trilyon dolar seviyesine ulaşmış durumda. Mevcut kaynakların adil, etkin ve verimli kullanılamaması ve çok taraflı iş birliklerinde yaşanan sorunlar, bu süreci daha da zorlaştırıyor. Aynı zamanda jeopolitik gelişmeler, çatışmalar ve küresel yönetişim mekanizmalarındaki zayıflama, sürdürülebilirlik gündeminin ilerlemesini doğrudan etkiliyor” dedi. Dr. Bahar Özay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çok katmanlı kriz ortamında Türkiye’nin ‘orta güç’ olarak farklı bölgeler, ekonomiler ve aktörler arasında köprü kurabilecek önemli bir rol üstlenme potansiyeli bulunuyor. COP31 süreci, Türkiye’nin hem yeşil dönüşüm hem de kalkınma ve iklim finansmanı ile uluslararası diyalog açısından konumunu güçlendirebileceği kritik bir fırsat sunuyor. Türkiye gibi ‘zanaatkar devlet’ olarak tanımlanabilecek ülkeler, değişen küresel koşullara daha hızlı uyum sağlayabilen, mevcut araç ve kurumları yeniden şekillendirme kapasitesine sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda hem sanayi politikalarının daha düşük karbon yoğunluklu ve yüksek katma değerli bir yapıya evrilmesi hem de eğitim ve gençlik odaklı iklim eylemlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle COP31 kapsamında iklim eğitimi ve gençlik katılımının değerlendirilmesi, Türkiye’nin avantajlı olduğu alanlardan biri olarak öne çıkıyor.” Pelin Kıvrıkoğlu: “İklim Eyleminde Yerel Yönetimler Uygulamanın Doğrudan Sahasında” Yerel yönetimlerin iklim eyleminde doğrudan uygulayıcı rol üstlendiğini vurgulayan Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu, “Yerel yönetimler olarak sürecin tam sahasındayız ve doğrudan vatandaşla temas eden bir yapı olarak iklim politikalarının uygulamadaki karşılığını üretmekle sorumluyuz. Üsküdar Belediyesi olarak 2021 yılında hazırlanan sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planımız kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefiyle ilerliyoruz. Ancak eylem planlarının yalnızca raflarda kalan stratejik dokümanlar olmaması, izlenebilir ve ölçülebilir uygulamalarla desteklenmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni dönem ihtiyaçlarını da kapsayan güncel bir iklim eylem planı çalışmasını başlatmış bulunuyoruz” dedi. Emisyon kaynakları ve yerel yönetimlerin sınırlılıklarına da dikkat çeken Pelin Kıvrıkoğlu, “2024 yılı itibarıyla sera gazı emisyonumuzu 1.832.339 ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesapladık. Bunun yüzde 70’i enerji, yüzde 23’ü ulaşım ve yüzde 7’si ise atık kaynaklı. Ancak enerji tüketiminin önemli bir bölümü hane ve sanayi kaynaklı olduğu için yerel yönetimlerin doğrudan müdahale alanı dışında kalıyor. Bu durum, özellikle enerji başlığında tüm ilçe belediyeleri için ortak bir zorluk yaratıyor. Buna rağmen CDP raporlamasında B skoru elde ettik ve uluslararası ağlara üyeliklerimizle birlikte iyi uygulamaların paylaşımı ve görünürlüğü açısından önemli bir ilerleme sağladık” şeklinde konuştu. Pelin Kıvrıkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uyum ve dirençlilik başlıkları yerel yönetimler için giderek daha kritik hale geliyor. Bu kapsamda enerji yönetimi, sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi projelerini hayata geçiriyoruz. Avrupa Birliği destekli ‘RISE Üsküdar – Riskten Hazırlığa: Üsküdar’da İklim Direncine Giden Kurumsal Yollar’ projesiyle iklim direncine yönelik doğal tabanlı çözümler geliştirirken, ‘Atıksız Üsküdar Atıksız Pazar’ projesiyle semt pazarlarında oluşan organik atıkları komposta dönüştürerek yeniden kullanıma kazandırıyoruz. Bu proje hem ödüller aldı hem de diğer belediyeler için örnek bir uygulama haline geldi. Bunun yanı sıra bitkisel atık yağların toplanması, çevre festivalleri, gıda israfını azaltmaya yönelik çalışmalar ve mahalle buluşmalarıyla vatandaşın sürece aktif katılımını sağlamaya odaklanıyoruz. Yerel ölçekte bu tür somut uygulamaların yaygınlaşmasının iklim mücadelesinde gerçek etki yarattığına inanıyoruz. Ayrıca COP sürecinde yerel yönetimlerin daha görünür olması ve özellikle kadın liderler olarak bu alanda söz söyleyebilmemiz için aktif rol almaya hazırız.” Asya Yüce: “Gençler Sürecin İzleyicisi Değil, Aktif Katılımcısı Olmak İstiyor” Türkiye genelinde 208 üniversiteyi kapsayan iklim elçileri ağını temsil eden Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce, iklim krizinin gençler için teorik bir tartışma değil, doğrudan deneyimlenen bir gerçeklik olduğuna dikkat çekti. Gençlerin iklim sürecinde yalnızca izleyici değil, aktif bir paydaş olduğunu vurgulayan Asya Yüce, “2021 yılından bu yana her üniversiteden seçilen temsilciler olarak kampüslerimizde sürdürülebilirlik ve iklim kriziyle mücadele alanında öncülük ediyoruz. COP31 sürecinde genç katılımının en az yüzde 10 seviyesinde hedeflenmesiyle birlikte kapasitemiz ve etki alanımız da her geçen gün artıyor,” şeklinde konuştu. İklim elçilerinin sahadaki rolüne dikkat çeken Asya Yüce, “Bakanlığımız tarafından düzenlenen eğitim kamplarında iklim değişikliği, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıklarda yoğun eğitimler alıyor; ardından bu bilgi birikimini hem üniversitelerimizde hem de toplum genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Amacımız, iklim krizini teorik bir tartışma alanı olmaktan çıkararak herkesin sahiplendiği bir çevre kültürüne dönüştürmek. Bu kapsamda söyleşiler, paneller ve farkındalık etkinlikleri düzenliyor, aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda iklim diplomasisi yürütüyoruz” dedi. Asya Yüce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraflar Konferansı’nda yalnızca katılımcı değil, çözüm ortağı olarak yer alıyoruz. Birleşmiş Milletler’in gençlik yapılanmalarıyla koordineli çalışarak ulusal gençlik bildirilerini küresel karar vericilere iletiyor, gençlerin taleplerinin ulusal katkı beyanları gibi resmi politika metinlerine dahil edilmesini hedefliyoruz. COP süreci bizim için bir zirve noktası; Türk gençliğinin organize, donanımlı ve çözüm odaklı yapısını uluslararası alanda göstermek istiyoruz. Bu süreçte gençlerin karar mekanizmalarında yalnızca temsil edilmesi değil, kararları doğrudan etkileyen bir konuma gelmesi gerektiğine inanıyoruz.”

Kandıra’da Atıklar Ekonomiye Dönüşüyor Haber

Kandıra’da Atıklar Ekonomiye Dönüşüyor

İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü bünyesinde hayata geçirilen Proje ile hem atıklar ekonomiye kazandırılacak hem de dönüşüm işiyle uğraşan vatandaşlara günlük gelir sağlamasına katkı sunacak. İhale Süreci Tamamlandı: 2,5 Milyon TL’lik Ekonomik Değer Kandıra Belediyesi’nde düzenlenen ihaleye üç firma katılım sağladı. Bir yıl süreli ihale kapsamında; 500 bin kg karışık ambalaj atığı, 4 bin kg bitkisel atık yağ ve 20 bin kg tekstil atığı toplanması öngörülüyor. Toplamda 2,5 milyon TL’nin üzerinde bir piyasa değerine sahip olan bu atıklar, geri dönüşüm zincirinin ana halkasını oluşturacak. Hem Çevre Temizliği Hem Günlük Kazanç Projeye özel bir değer kazandıran Kandıra Belediyesi, geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren 67 vatandaşı, geleneksel olarak sürdürdükleri geri dönüşüm çalışmalarını kayıt altına alarak modern bir sisteme entegre ediyor. Planlanan modelle: dönüşüm işiyle uğraşan vatandaşlar, günlük topladıkları malzemeleri Kandıra Belediyesi Atık getirme merkezine teslim ederek ödemelerini alacak, ilçe dışına çıkmadan ve nakliye masrafı ödemeden anında nakite çevrilecek. Atıklar Açık Havada Oraya Buraya Dökülmeyecek Mahalle aralarında, yol kenarlarında biriktirilen, uçan, kirlenen, ıslanarak ekonomik değer kaybına uğrayan atıkların, ‘Sokakta Sıfır Atık’ mottosu ile Mahalle aralarında kontrolsüz birikiminin önüne geçilerek, günlük tahliye sistemiyle çevre kirliliği ve koku problemi ortadan kaldırılacak. Temiz ve yıpranmamış sıfır atıkların değerlerinde düşme olmadan satış avantajı yakalanacak. Farklı kategorilerde toplanan ürünler, ekonomiye yüksek katma değer sunacak. Kandıra İçin Çifte Kazanç Kandıra Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, projenin sadece bir çevre hareketi değil, aynı zamanda bir sosyal entegrasyon hamlesi olduğu vurgulandı. Aynı zamanda dönüşüm işiyle uğraşan vatandaşların kayıt altına alınarak sisteme dahil edildiği proje, Kandıra’nın sürdürülebilir kalkınma hedeflerine önemli bir katkı sunmayı amaçlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.